Akdeniz Sanat Tiyatrosu yöneticisi Alpdoğan Esenoğlu'nun mail mesajı olarak gönderdiği açıklamayı, daha önce yayınladığımız Koçak yazılarına cevap niteliği taşıdığı için yayınlıyoruz. Esenoğlu'nun dediği gibi olmuş olmasını, Masatçı'nın gerçekten de Koçak'ları Güzelbahçe'den kovmamış olmasını dileriz. Ama orada olmadığımız için, her iki tarafın iddialarını yayınladıktan sonra, Masatçı'nın kendilerini "defolun!" diye bağırarak kovduğunu söyleyen Koçak'lara mı, yoksa Masatçı'nın Koçak'ları kovmadığını söyleyen Türkiye Tiyatrolar Birliğine mi inanmak gerektiği konusunda daha fazla yorum yapmıyor; değerlendirmeyi artık kamu vicdanına bırakıyoruz. CB
Sayın Vecdi KOÇAK buluşmaya katıldığı günden
itibaren her şikayeti su dan, çadırdan,
ayakyolundan, güneşten, sıcaktan, yemekten ve
tuvaletten olmuştur. Sevgili Koçak Hocam buluşmanın
daha 1. gün değerlendirme toplantısında bu
şikayetlerini gayet kibarca dile getirmiş,
kendisinede aynı nezaket çerçevesinde İzmir
genelinde suların kesik olduğu, buna rağmen belediye
ile yapılan görüşmeler neticesinde tankerle günde üç
defa su getirildiği cevabı verilmiştir. Hatta çevre
işletmelerle görüşüldüğü, deposu olan işletmelerin
duşlarını ve ayakyollarını buluşmadaki herkese
açtıkları da Vecdi Hocama, sabah herkese
duyurulmasına rağmen tekrar hatırlatılmıştır.
Bütün bu yanıtlara Vecdi Hocamın söylediği söz, ' Daha teatral bir su olamaz mıydı? ' olmuştur. Vecdi Hocamın ikinci gün sabah başlayan şikayetleri, akşama kadar devam etmiş hatta açıkhava tiyatrosunda da su olmadığını görünce bizzat bana, 'Böyle iş olmaz, böyle organizasyon olmaz, böyle tiyatro olmaz. Şuna bak su bile yok. Sizi be Hatay'da bir ağırlıyımda siz görün nasıl olurmuş buluşma.' olmuştur. Hatta sevgili Vecdi Hocamın ikinci gün 'Tiyatroların Yerel Yönetimlerle Olan İlişkisi' adlı söyleşide en dikkatimi çeken konuşması 'AK' Partinin karanlık yüzüne ve kısıtlamalarına rağmen onlarla çalışmaya devam ettiklerini, çünkü en büyük desteği onlardan gördüğünü söylemesi olmuştur. İkinci günün gecesi yapılan değerlendirme toplantısında ise toplantı başlamadan önce Vecdi Hocamın sevgili Masatçı'nın arkasında kıvranmakta olduğunu gördüm. Tam bu kıvranmaya anlam vermeye çalışıyorken Masatçı, 'Sayın Vecdi KOÇAK toplantının başında söz almak istiyor' dedi.
Bir hışımla yerinden zıplayan Vecdi Hocam sert ve saldırgan bir uslupla ' Arkadaşlar bizim burada sıçma özgürlüğümüz bile yok! Biz yarın sabah bu kampı terk ediyoruz. Burda ki herkesi de Hatay'a davet ediyoruz.' dedi. Bunun Üzerine Masatçı, ' Gitmek istiyorsanız şimdide gidebilirsiniz. Bu kadar celallenmenize gerek yok.' dedi. Vecdi Hocamın eşi bizi kovmanıza gerek yok deyince de Masatçı, ' Ben kimseyi kovmuyorum, kampı terk edeceğinizi söylediniz bende gidebilirsiniz, hatta şimdide gidebilirsiniz dedim. Kalmak istiyorsanızda size kimse buradan gidin diyemez. Buluşmanın bitimine dek bizlerle kalabilirsiniz. Bu sizin kendi tercihiniz.' dedi. Vecdi Hocamın eşi ısrarla kovma olayının üzerinde durunca da Masatçı, ' Yalan söylüyorsunuz, omurgasızsınız.' dedi.
Evet yalan söylüyorlar!.. Geldiği ilk gün biz daha kötülerini de gördük, tiyatro için gerekirse aç kalırız diyen bir insan nasıl olurda bu söyleminin tersi şekilde hareket eder. Ediyorsa ard niyetlidir, yalancıdır, omurgasızdır. Şimdi burada Coşkun BÜKTEL Hocamın bir yazsından alıntı yapmak istiyorum: ' ...Çünkü, yazılarımda defalarca tekrarlamak zorunda kaldığım evrensel bir hukuk kuralı var: 'Suçu ispat yükü, suçlayana aittir.' Yani bir suçlamada bulunup da, karşı tarafa 'hadi suçsuzluğunu kanıtla!' diyemezsiniz. Hiç kimse suçsuzluğunu kanıtlamak zorunda değildir. Suçsuzluk değil, 'suç' kanıtlanmak zorundadır ve kanıtlamak zorunda olan da, suçlanan değil, 'suçlayandır'.
Bende diyorum ki ben Alpdoğan
Esenoğlu, Sayın Vecdi Koçak yalan söylüyor. İftira
ediyor. O toplantıdaki bir tek tiyatro mensubu 'Evet
şahidiz Vecdi KOÇAK' a 'DEFOLUN'
denmiştir.' diyemez. İddaa ediyorum diyemez.
Masatçının 'Bunlar omurgasız..' sözünün altına bende
tiyatrom adına imza atıyorum... Bilinsin ki benim
Orçun MASATÇI ile özel bir ahbaplığım veya uzun bir
geçmişe dayanan tanışlığım yok. Sevgili MASATÇI'ının
avukatı ise hiç değilim. Yazdıklarım gerçeklerdir.
Bu arada sanki malzeme konusu olacakmış gibi bir
duyguya kapıldığımdan, bir konuya da açıklık
getirmek istiyorum. Antalya Emniyet Müdürü Feyzulah
ARSLAN' a gerçekleştirilen ziyaret şahsım
tarafımdan Akdeniz Sanat Tiyatrosu adına yapılmış
olup; Türkiye Tiyatrolar Birliğinin bu ziyaretle
ilgisinin bulunmadığını, Emniyet Müdürümüze
ziyaretim sırasında bir sohbet içerisinde, Antalyada
yapılacak festivalle ilgili bilgi verdiğimi bunun
üzerine kendisinin Türkiye Tiyatrolar birliğine
teşekkür ettiğini belirtmek isterim. Yayınlanan
fotografında tarafımızca değil, bizzat emniyet
müdürlüğü personelince hatıra fotografı olarak
çekildiğini; Yaptığımız haberden öncede hiç bir
birlik mensubuna haberle ilgili danışmadığımızı; Bu
konuyla ilgili yapılacak her türlü eleştirinin
tarafıma yapılması gerektiğini vurgulamak isterim.
Alpdoğan ESENOĞLU / 13 Eylül 2008
Konuyla ilgili ayrıca bakınız:
"KOÇAK'LARIN YAZISINA GÖSTERİLEN TEPKİLER"
ve
"TEPKİLERİN BİRİNE COŞKUN BÜKTEL'DEN CEVAP"
ve
"ORÇUN MASATÇI'NIN BÜKTEL'E CEVABI"
hepsi
Süheyla Koçak ve M. Vejdi Koçak'ın
aşağıdaki başlığı taşıyan yazısının bulunduğu sayfada:
2. "TİYATRO BULUŞMASI"NIN ARDINDAN
***
Coşkun Büktel
***
Orçun Masatçı
***
Coşkun Büktel
***
Orçun Masatçı
GÜZELBAHÇE'YE DAİR KAMUOYUNA AÇIKLAMA
***
Alpdoğan Esenoğlu
***
Antakya Belediyesi Şehir Tiyatrosu yönetmeni
M. Vejdi Koçak
"Alpdoğan ESENOĞLU VE 2. TİYATRO BULUŞMASI'NA KATILANLARA"
