|
SANSÜR POLEMİĞİ 1

BU
"GÜNLÜKLER"
TOLSTOY DEĞİL
Acar Burak Bengi
Bu yazı ilk kez, 4
Kasım 2005 tarihli Radikal gazetesinin Kitap ekinde,
"kitapta bazıları şüpheli, 'masum'
çeviri hataları var" biçiminde
dezenformatif
bir spotla (ve başlığı da
"Bu
'günlükler' Tolstoy'un mu?" biçiminde
yavanlaştırılarak) yayınlanmıştır.
Acar Burak Bengi,
"Türkçe
Güvenilmemesi Gereken Bir Dildir" başlıklı ve (yine
sansüre ilişkin) daha kapsamlı ikinci yazısında, Radikal'in
dezenformatif tutumuna da değindi. O ikinci yazı medyatava.net'te
Bengi'nin Önnot'uyla yayınlandığında, RADİKAL KİTAP Sorumlu Yayın
Koordinatörü Cem Erciyes de medyatava.net'e
"Dostoyevski Yazısına Yanıt"
başlıklı bir savunma yazısı gönderdi. Bengi'nin Erciyes'e cevabı,
"Türkçe
Güvenilmemesi Gereken Bir Dildir"
başlıklı ikinci yazısının ekler bölümündedir. Rusça
çevirmeni Sabri Gürses'in, Bengi'ye karşı sansürün yararlarını
savunan
"Soğuk Savaş" başlıklı
yazısına, Bengi'nin (ikinci yazısında vadettiği) cevap yazısı ise
"henüz" yazılmış ya da yayınlamış değildir.
CB / 7 Ekim 2006
“Günlükler ben’im”.
Tolstoy günlüklerini bu kısacık cümleyle tanımlıyor, ama tanımı bu
kadar kısayken günlükler “Savaş ve Barış” sayfalarını üç defa
dolduracak uzunluktadır ve 90 ciltlik Rusça Tolstoy külliyatının 13
cildini oluşturur. Bu 13 cildin tamamını okumak istiyorsanız Rusça
bilmek zorunda değilsiniz, üç harika cilde sıkıştırılmış eksiksiz
bir Fransızca çeviri var. Fransızca da bilmiyorsanız veya bu
uzunlukta bir şey gözünüzü korkutuyorsa, R. F. Christian’ın
İngilizce derlemesini (Tolstoy’s Diaries, 2 cilt ed. ve çev.
R. F. Christian, Athlone Press [veya Amerikan Scribners], 1985)
edinmelisiniz. Peki, İngilizce de bilmeyenler ne yapacak?
Nihayet Anka
Yayınları İbrahim Kapaklıkaya çevirisiyle bu soruya cevap verdi.
İbrahim Kapaklıkaya’nın “Günlükler”i, R. F. Christian
tarafından hazırlanan İngilizce derlemenin (dizin hariç tüm
editoryal malzemesini de içeren) kısaltılmış bir çevirisi, ama Anka
Yayınları künye sayfasında bu bilgileri vermek yerine, Christian’ın
imzasını “Takdim” bölümüne koymakla yetinmiş. Gelelim “Günlükler
ben’im” diyen Tolstoy’un nasıl takdim edildiğine.
Tolstoy 13 Ocak
1889’da günlüğüne şu notu düşmüş: “Muhammed’de ve Paul’de
uydurmaca var” (“There’s fabrication in Mohammed and Paul”
— Tolstoy’s Diaries, s. 237). Anka Yayınlarının çevirisinde
bu bölüm sansürlenmiş; İbrahim Kapaklıkaya sadece “Pavlus’ta uydurma
var” dedirtiyor Tolstoy’a (Günlükler, s. 319).
İbrahim
Kapaklıkaya’nın ayrıca “masum” çeviri hataları da var. Aynı bölümde
“Diriliş uydurmacası olmasaydı, [İsa] bir dine
dönüştürülmüş olmayacaktı” (“He would not have been turned
into a religion had it not been for the fabrication of the
resurrection”) şeklindeki ifadeyi şu hale getirmiş İbrahim
Kapaklıkaya: “Eğer yeniden diriliş uydurması olmasaydı, o dine
girmeyecekti”.
17 Mart 1847
tarihli ilk günlük girişinden: “Yalnızlık; toplumdan uzak duran
insan kadar, toplumda sosyal ilişkiler kurarak yaşayan insan için de
yararlı” (Günlükler, s. 23). Halbuki Tolstoy şöyle diyor: “Sosyal
ilişki toplum dışında yaşayan birinin ne kadar hayrınaysa, yalnızlık
da toplum içinde yaşayan birinin o kadar hayrınadır” (“Solitude
is just as good for a man who lives in society, as social
intercourse is for a man who doesn’t.” — Tolstoy’s Diaries,
s. 4).
21 Ekim 1910
tarihli son günlük girişinde de Tolstoy’a şunları söyletiyor İbrahim
Kapaklıkaya: “Keşke günah işlemeden durabilsem! Ama kötülüğe
dayanamıyorum. Şu anda dayanamıyorum” (Günlükler, s. 749).
Halbuki Tolstoy şöyle diyor: “Keşke günah işlemesem. Ve kin
duymasam. Şu an duymuyorum” (“If only I don’t sin. And don’t
bear malice. I don’t at present.” — Tolstoy’s Diaries, s.
687).
Kitabın ortasından
(3 Ağustos 1898 tarihli günlük girişinden) bir örnek daha vermekle
yetineceğim; bu çeviri hatasının “masum” olduğundan da epey
kuşkuluyum: “Keşke hükümetin fiilen halkın iradesini dile getirdiği
böyle bir sistem; güce ihtiyacı olmayan bir hükümet olsaydı ve bir
otorite duygusu içinde bir hükümete ihtiyaç olmasaydı” (Günlükler,
s. 522). Halbuki Tolstoy “Hay Allah! Keşke otorite bağlamında
bir hükümete ihtiyaç olmasaydı, ama ne yazık ki var” anlamına gelen
bir şey söylemiyor: “Keşke hükümetin gerçekten de halk iradesini
temsil ettiği bir sistem olsaydı, ne böyle bir hükümet zora ihtiyaç
duyardı, ne de otorite bağlamında bir hükümete ihtiyaç duyulurdu”
(“If only there were such a system whereby the government
actually did express the will of the people, such a governmet would
have no need of force, nor would there be any need for a government
in the sense of an authority.” — Tolstoy’s Diaries, s.
461).
Anka Yayınları da
Tolstoy’un “Günlükler ben’im” şeklindeki sözlerini tanıtım için
(arka kapağa) alıntılamış, ama farklı bir imlayla, “Günlükler benim”
diye. Bu imla Tolstoy’un günlüklerini değil de, İbrahim Kapaklıkaya
çevirisini tanımlamak bakımından daha doğru, çünkü bu “Günlükler”
Tolstoy’un değil, İbrahim Kapaklıkaya’nın. Bu “Günlükler”
Tolstoy değil.
Acar Burak Bengi/ Kasım 2005
Acar Burak Bengi'nin,
sitemizde yayınlanmış yazıları:
YÖNETMEN Mİ, ALKOLLÜ SÜRÜCÜ MÜ, IRZ DÜŞMANI
MI?
TÜRK DİLİNDE YAZILMIŞ EN İYİ OYUN THEOPE GEYİK
MUHABBETİYLE TAHARET BEZİ MUAMELESİNDEN NE ZAMAN KURTULACAK?
TÜRKÇE GÜVENİLMEMESİ GEREKEN BİR DİLDİR
TOLSTOY-TURGENYEV DÜELLO MEKTUPLAŞMASI
BU "GÜNLÜKLER" TOLSTOY
DEĞİL
JÜRİNİN KILIÇ
YARASI KANIYOR
|