Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir örnek: "52. bölüm"den...

 

 

 
 
 
Barış Büktel'in canlandırdığı öğrenci Ali,
"parçaları birleştirerek", Barış'ın Mavi Sakal olduğunu kanıtlamaya çalışıyor

 

 

 

 

Coşkun Büktel

 

 

 

 

Soldan sağa: Barış Büktel (Ali), Caner Erdem (Memo), Yağız Küçükemre (Koray), , Barış Atay (Saffet)

  

   

 

Aşağıdaki metinde, sarıya boyanmış satırlar Coşkun Büktel tarafından senaryoya sonradan eklenmiştir.

 

 

1.      KÜTÜPHANE/İÇ/GÜN

--------------------------------------------------------------------------------------------

Genel planda Barış ve çalışan başka

öğrencileri görürüz. Leyla da masada

oturmuş kendisine soru soran bir öğrenciyi

yanıtlıyor. Barış yazdığı birşeyi beğenmez

defterinden kopardığı kağıdı yırtıp

üç beş parçaya böldükten sonra çöp

kutusuna atar. Tam o sırada kütüphaneye

girmiş olan Ali, çöp kutusuna atılan kağıt

parçalarına bakar.

BARIŞ – Yeni bi şeyler yapmalıyım… Yeni bi…

Telefonu çalar. Arayan Eda’dır.

EDA – (SES) Barış… Napıyorsun canım?

BARIŞ(Sinirli) Çalışmaya çalışıyorum.

EDA – (SES) Çok affedersin ya yazmana engel oldum dii mi?

BARIŞ(Toparlar) hayır Eda’cım. Yazmama engel olan sen değilsin. Karnım aç ta ondan galiba! (Bir şeyler planlar gibi) Belki de sen yanımda olmadığın için yazamıyorum.

EDA – (SES) Barııış…Çok tatlısın…

BARIŞ – Öyle ama… Sen benim ilham perimsin. Eda… Her neyse, şimdi kantine gidip bi sandviç yedikten sonra dönüp tok karnına çalışmayı deniycem. Yani Ben birkaç saat daha burdayım. Neden sen de gelmiyorsun?

EDA – (SES) Bilmem ki ya… Annemlerden izin alamayabilirim. Geç oldu saat.

BARIŞ – Lütfen Eda. Beni yalnız bırakma. Sen gelirsen daha iyi yazacağıma eminim.

EDA – (SES) Bilmiyorum. Söz vermiyim. Büyük ihtimalle gelemem.

BARIŞ(Sinsi) Peki napalım. Öpüyorum seni.

Barış telefonu kapatırken bir şeyler

planlayan yüzünde keseriz. kapatıp

kalkar.

 

 Barış kütüphaneden çıkarken, kapıda

Ali’yle karşılaşır. Birbirlerine ifadesiz

yüzlerle bakarlar. (Durum o ifadesiz

bakışlara yeterli ifadeyi katmaktadır.)

Barış çıkar.

 

Ali, çöp kutusuna gider ve Barış’ın

Attığı kağıt parçalarını diğer çöplerin

Arasından ayırarak toplarken... Keseriz.

 

 

2.      DIŞ/GECE

--------------------------------------------------------------------------------------------

Şehir görüntüleri…

 

EK SAHNE:    SAFFET/EV      ALİ, MEMO, SAFFET

--------------------------------------------------------------------------------------------

 

Memo’yla Saffet, sofraya oturmak

üzere hazırlık yaparken, Ali, çöpten

topladığı kağıt parçalarını anlamlı

biçimde birleştirmeye çalışmakta...

MEMO: Hadi oğlum, ya! Sofra hazır!

ALİ: (Başını kaldırmadan) Geliyorum, bitmek üzere! Siz başlayın!

SAFFET: (İlk lokmayı alırken, Memo’ya) Hadi abi, takıldı bi kere, gelemez o kolay kolay!

Saffet ile Memo atıştırmaya başlarken,

Ali son parçayı da birleştirip yazıyı

okunur kılar: Silinti ve düzeltmelerle

dolu yazının görüntüsü şöyledir:

 

o zorlu günlerde bile acımasız davrandığı

acımadığı Necla’ya acımaya başlamıştı.

Çünkü zavallı kızı bir türlü sevemiyordu.

Çünkü Gonca’yı, Gonca’dan yediği silleyi

darbeyi unutamıyordu.

 

“Keşke Necla’yı sevebilmek elimde olsaydı” diye

düşündü Orhan. Necla için üzgündü. Necla’ya

karşı içi suçluluk merhamet duygusuyla doluydu.

Necla tıpkı Orhan gibiydi. Tıpkı Orhan gibi

karşılıksız bir aşkın pençesinde kıvranmaya

başlamıştı. Gonca’nın Orhan’a yaptığını, Orhan

şimdi Necla’ya yapmaktaydı. Onu aldatmak

oyalamaktaydı. Necla!... Zavallı Necla!...

Eğer gerçeği öğrense Orhan’ın gerçek yüzünü

görebilse  

ALİ: Tamam, oldu işte! Bakın ne yazmış:

Ali metni okur. Saffet’le Memo

ilgiyle dinlerler.

ALİ: Vay be!! Sonunda çözdük olayı...

MEMO: Anlamadım, neyi çözdük?!

ALİ: Her şeyi çözdük, oğlum!

Memo ile Saffet ifadesiz yüzlerle

bakmaktadır.

ALİ: Ne yani, siz hiçbi şey anlamadınız mı bu metinden?

MEMO: Ya anladık, herif roman yazıyo? Ama roman yazdığını zaten biliyoduk. Bu keşfin sayesinde bildiğimiz şeyi bi daha öğrenmiş olduk.

ALİ: Bu öyle sıradan bi roman değil...

SAFFET: Bence sıradan bi roman... daha iyilerini ben bile okumuştum.

MEMO: Hatta ben bile...

ALİ: Kardeşim, sıradan değil derken, iyi bir roman olduğunu iddia etmiyorum ki ben! O romanın pespaye bir şey olacağından eminim. Ama Mavi Sakal olayını açığa çıkaran bir belge bu... O nedenle “sıradan değil” diyorum.

MEMO: Ben okuduğun o metnin içinde Mavi Sakal adının geçtiğini hatırlamıyorum.

ALİ: Geçmiyor zaten. Ama düşünsenize. Ne anlatılıyor metinde?

SAFFET: Orhan diye bi herif var. Gonca diye bi kızdan kazık yemiş, şimdi de Necla diye bi kıza kazık atıyo. Bu yüzden de vicdan azabı çekiyo. Acıyo kıza.

ALİ: Evet, anahtar bu işte: “Acıyo kıza”!... Barış’ın Mavi Sakal olduğuna ne zaman inanmaya çalışsam, bi türlü başaramıyordum. İnanamıyordum. Çünkü kendi kendime şöyle akıl yürütüyordum: “Barış Mavi Sakal olsaydı, Eda’nın peşinde bi sapık olsaydı, Eda’yı kaçırdığında ona zorla sahip olmaz mıydı? Olurdu. Oysa Mavi Sakal kıza dokunmamış bile.” O yüzden, Barış Mavi Sakal olamaz diyordum.

MEMO: Yani artık olabilir mi diyorsun?

ALİ: Olabilir demiyorum, Mavi Sakal kesinlikle Barış diyorum. Konuyla benim kadar ilgili olsanız, metni okur okumaz, bunu siz de fark ederdiniz.

MEMO: (Hiçbi şey anlamamıştır. Saffet’e bakar) Sen bi şey fark ettin mi, Saffet!

SAFFET: Metindeki Orhan’ın Barış olduğunu düşünüyor herhalde...

ALİ: Herhalde... Yazdığı romanın kahramanına kendi adını koyacak değildi, elbette. Bizim Orhan, yani Barış, Gonca yani Gamze tarafından terk edilmiş değil mi?

MEMO: Yani Necla da Eda mı?

ALİ: Elbette!... Metindeki Orhan, hâlâ Gonca’yı sevdiği için Necla’ya dokunmuyor. Öyleyse Barış da, hâlâ Gamze’yi sevdiği için Eda’ya dokunmadı.

SAFFET: İyi de metinde, Orhan’ın Necla’yı kaçırıp bi depoya kapattığına dair herhangi bi cümle yok ki! Bu durumda Orhan’ın Mavi Sakal olduğunu nerden biliyosun?

ALİ: Romanın önceki bölümlerinde o depo sahneleri mutlaka vardır.

SAFFET: Sen elindeki belgeye değil, hâlâ kafanda kurguladığın senaryoya inanıyosun. Barış’a taktığın için başka ihtimalleri göremiyorsun.

ALİ: Pekala, elimizdeki belgeye bakalım: Ne diyo şurda: “o zorlu günlerde bile acımadığı Necla’ya acımaya başlamıştı.” Sizce ne olabilir, abicim, “o zorlu günler” dediği? O depo günleri değilse, başka ne olabilir?

SAFFET: Her şey olabilir.

MEMO: Mesela önceki bölümlerde Kış mevsimi yüzünden kar fırtınasına yakalanmışlardır. Onu kastediyodur.

SAFFET: Ayrıca önemli bir sorun daha var: Eğer Barış Mavi Sakal’sa ve hala Gamze’yi seviyorsa, neden Gamze yerine Eda’yı kaçırsın ki...

ALİ: Gamze’yi kaçırsa, kimin kaçırdığını hemen tahmin ederdik.

SAFFET: Iyi de hesabı Gamze’yle olduğuna göre Eda’yı kaçırmasının ne anlamı var ki. I-ıh! Hiç inandırıcı değil.

ALİ: Tamam, abicim, sizi bile inandıramıyosam, o defterin tamamını ele geçirmekten başka çarem yok demektir.

Ali kalkıp ayakkabılarını giyerken...

MEMO: Nereye oğlum, bu saatte?

SAFFET: Mantı yemiyo musun, lan?

ALİ: Ayırın bana!

Ali çıkar.

Saffet ile Memo, birbirlerine bakarlar.

SAFFET: Eğer bizimki haklı çıkarsa, o Barış’a benim de iki çift lafım olucak... (Başını çevirip baktığı boşlukta Barış’ı görür gibi) Gonca, ha! Gösteririm ben sana Gonca’yı.

 

***

 

Barış Büktel hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=553


 

BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in çok eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5

 

Ayrıca bakınız: BARIŞ BÜKTEL BİYOGRAFİSİ