Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir örnek: "28. bölüm"den...

 

 

 
 

Bülent Emin Yarar'ın canlandırdığı

Kemal hoca,

öğrencilerle "amaçlar ve araçlar"

hakkında tartışıyor:

 

 

 

 

 

 

 

Kemal hoca hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all

  

 

 

 

KEMAL: Bugün, amaçlar ve araçlar üstüne konuşalım diyorum, ne dersiniz?

KORAY: Nasıl araçlar, Hocam, tencere tava ya da kazma kürek gibi mi?

KEMAL: Hayır, Koray, araç derken biraz daha soyut bir kavramdan söz ediyorum. Örneğin, zengin olmak bir amaçtır. Bu amaca varmak için pek çok araç denenebilir. Söz gelimi, para biriktirmek veya ticarete atılmak zengin olmanın aracı olarak görülebilir.

1. ÖĞRENCİ: Bence zengin olmanın en kestirme aracı, zengin bir kadınla evlenmek...

2. ÖĞRENCİ: Veya loto oynamak...

3. ÖĞRENCİ: Veya borsaya girmek...

SAFFET: Veya banka soymak...

KEMAL: Evet, bütün bu saydıklarınız, zengin olmak amacının farklı araçları sayılabilir. Ve gördüğünüz gibi, bir amaca varmak için, yasal ve yasal olmayan,  akıllıca ve akıllıca olmayan, ya da ahlaki ve ahlaki olmayan pek çok farklı araç bulunabilir. Benim bugün sizinle asıl tartışmak istediğim konu şu: Ne dersiniz, bir amacın haklılığı, o amacı gerçekleştirmek için haksız bir araç kullanmayı haklı kılabilir mi? Yani haklı bir amaç uğruna haksız bir araç kullanılabilir mi?  

Sınıf sessiz.

KEMAL: Ne yani, bu konuda fikri olan kimse yok mu?

ALİ: Amaç ne derece haklı, araç ne derece haksız bunu bilmemiz gerek, Hocam! Somut durumu bilmeden fikir yürütmek, yanlış olmaz mı?

KEMAL: Ben her durumda geçerli genel kurallar bulmaya çalışalım, diyorum, Ali. Ne dersiniz, böyle genel kurallar bulunamaz mı?

ALİ: Bence bulunamaz, Hocam! Genel kural koyduğunuzda, o kuralı saçma kılan özel bir durumla mutlaka karşılaşırsınız.

KEMAL: Niye? Dinsel metinlerde genel kurallar konmuş; mesela on emir var: Öldürmeyeceksin! Çalmayacaksın! Tecavüz etmeyeceksin diye gidiyor. Bunlar her durumda uyulması gereken genel kurallar değil mi?

ALİ: Her durumda değil, Hocam! Örneğin, “çalmayacaksın” kuralını ele alalım. Ülkenizi işgal etmiş düşman ordularının saldırı planlarını çalmak elinizde olsa, çalmaz mısınız?

MEMO: Ya da açlıktan ölmek üzeresiniz, ekmek çalmaz mısınız?

SAFFET: Veya düşman topuyla tüfeğiyle üstünüze geliyor, düşman sizi öldürmeden siz düşmanı öldürmeye çalışmaz mısınız?

KEMAL: Ben, öldürmek zorunda kalacağım düşmanlar edinmemeye çalışırım, Saffet! Ama şu an, “öldürmeyeceksin” kuralını bir yana bırakıp, istersen şu “çalmayacaksın” kuralı üstünde yoğunlaşalım! Ülkemiz, Ali’nin verdiği örnekteki gibi düşman ordularının işgali altında olmadığına göre, yani bir savaş halinde yaşamadığımıza göre, insan yine de, çalmak zorunda kalabilir mi? 

SAFFET: Bizim gibi arka sıradakiler için, savaş hali hiç bitmez, Hocam! Biz, her zaman “savaş halinde” yaşıyoruz. Hayat bizim için savaş demek.

KEMAL: Bu yüzden kendinde çalma hakkını görebilir misin?

SAFFET: Şöyle söyleyelim: Talihsiz doğmuş olabilirim ama kendimde talihime boyun eğme hakkı görmüyorum. Hayatım boyunca kaybeden taraf olarak kalmak istemiyorum! Bunun için gereken her neyse, yaparım.

KEMAL: Çalmak dahil mi?

SAFFET: Gerekirse!

KEMAL: Ya sen, Memo?

MEMO: Hocam, şimdi size çalmaktan yana olduğumu söyleyemem ki... Yasal sınırlar içinde size verebileceğim bir tek cevap var! Onu da biliyorsunuz.

KEMAL: Ali?

ALİ: Amaç çok yüceyse, aracı haklı kılabilir, Hocam. İlle savaşta olmamız gerekmiyor. Örneğin, kendilerini savunma imkanı bulunmayan masum  hayvanları öldürmek ya da onlara işkence etmek bence iğrenç bir suçtur ama, tıp deneyleri için kobayların işkenceyle öldürülmesine itiraz edemiyoruz.

KEMAL: Çalmaktan söz etmiştim.

ALİ: Diyelim ki çok sevdiğiniz biri ölümcül hasta, onu kurtarmak için eczahaneden ilaç çalmanız suç değil, erdem olur bence.

KEMAL: Farkında mısınız, hırsızlık gibi adi suçların erdem sayılabilmesi için o suçların kendi bencil menfaatiniz uğruna değil, başkasının ya da başkalarının menfaati uğruna işlenmiş olması genel bir kural galiba!... Hırsızlık öylesine çirkin bir araç ki, onu mazur görebilmemiz için amacın bencillikten çok fazla uzak, çok fazla yüce olması gerekiyor. Çünkü hırsızlık gibi adi bir suçu kendi menfaatiniz uğruna işlediğinizde, yaptığınız şey gerçekten öylesine adi, öylesine çirkin oluyor ki, o suçu  mazur gösterebilmeniz olanaksız hale geliyor. İnsanın sırf kendi menfaati uğruna, başkalarına zarar vermesi, başkalarının kaderini, hayatını, sevincini gölgelemesi, iyi düşünürseniz fark edersiniz ki, asla bağışlanamayacak kadar iğrenç bir suçtur. Böyle bir suçu bağışlayabilecek kadar yüce gönüllü, bilge  insanlar, ne yazık ki, yüz yıllar önce dünyamızdan göçüp gittiler. Çağımızda hoşgörü abidesi o eski evliyalar yok artık. Çağımızda böylesi iğrenç bir bencillik karşısında isyan etmeyecek bir tek insanoğlunun bile kaldığını zannetmiyorum. İnsanın kendi bencil menfaati uğruna hırsızlık yaparak başkalarına zarar vermesi; öfkemi kontrol etme konusunda kendime uzun yıllar boyunca uyguladığım demir disipline rağmen, beni bile isyan ettirebilir, benim bile tepemi attırabilir.

Kemal, son cümlelerini söylerken bakışlarıyla Saffet’e adeta  işkence etmektedir.

Saffet ise, Kemal’e bakamayarak; oturduğu yerde huzursuz kıvranır.

Durum Ali’nin dikkatinden kaçmamıştır. Yanındaki Memo’ya fısıldar.

ALİ: Sanırım, pasaportları kimin çaldığını biliyorum.

 

 

BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "28. bölüm"ü video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:

"ARKA SIRADAKİLER 28"

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5