Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından iki örnek: "64. bölüm"den...

 

 

 
 

 

Nazan'ı (Sılay Ünal) öldürmek üzere silaha davranmış olan İbo (Fırat Çöloğlu), yaptığı vicdan muhasebesinden sonra tetiği niçin çekemediğini açıklıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fırat Çöloğlu (İbo)                                  Silay Ünal (Nazan)

 

İBO: Sana olan öfkemi dindirmek için, bu tetiği çekmek beni şu an öylesine mutlu ederdi ki!... İki yıl önce olsaydı ve ben hâlâ Kemal hoca’yı tanımadığım o karanlık dönemlerde yaşıyor olsaydım.. bu bir anlık tatmin için.. seni yok etmenin bir anlık zevki için.. kendimin ve sevdiklerimin hayatını nasıl karartmış olacağımı hiç hesaplamadan.. sevdiğim insanların çekeceği acıları hiç aklıma getirmeden.. şu tetiği çeker ve senden ebediyen kurtuluverirdim. Yani Kemal hocaya dua et! İki yıl önce geldi ve bu lanet olası cahil kafalarımızın içine, bilinç diye bi şey akıttı ve biz artık aklımıza estiği gibi davranamaz, sonunu hesaplamadan adım atamaz olduk. Buraya gelirken yol boyunca seni namlunun ucunda hayal etmiştim ve tetiği çekmek konusunda hiçbir çekincem yok sanıyordum. Ama şimdi namlunun karşısında canlı bir beden var ve ben daha sonra olacakları hesaplamadan o tetiği çekemiyorum. Hesaplayınca ise hiç çekemiyorum! Hayret!... Uzun süre Kemal hocayı hiç takmadığımızı, onu kös dinlediğimizi sanmıştık. Ama yanılmışız! Kemal hoca işini iyi yaptı! Bizi, bize rağmen, bize hiç hissettirmeden, eğitip değiştirdi. Yediğimiz meyvedeki vitamini nasıl hiç hissetmeden özümsediysek.. Kemal hocanın konuşmalarında saklı mesajları da aynen öyle özümsedik.. o mesajlar sayesinde hiç hissetmeden bilinçlendik, ve ne yazık ki, hiç farkına varmadan iyi insanlar haline geldik. O yüzden karşında çaresizim şu an! Sana olan nefretim bile bilincimi köreltemiyor. Şiddete yönelmem için, sana  duyduğum nefret bile yetmiyor!! Eskiden olsaydı... Eskiden olsaydı, var ya...  İki sene önce olsaydı var ya!!... Hayır, kendimi zorlamam boşuna: Sana artık kızamıyorum bile!

 

 

***

 

 

 

 

Ali (Barış Büktel), arkadaşı Saffet'in (Barış Atay) Gamze'ye (Sinem Öztürk) duyduğu umutsuz aşk konusunda, Saffet'i uyarıyor

 

 

 

 

Ali (Barış Büktel) / Memo (Caner Erdem) / Saffet (Barış Atay) / Koray (Yağız Küçükemre)

 

      

 

     SAFFET EV/İÇ/GECE  (Sarıya boyalı satırlar Büktel'in senaryoya ekledikleridir.)

Saffet, Ali ve Memo’yu görürüz.

Saffet dışarıdan gelir, sıkıntılıdır.

                                                        MEMO: Hoşgeldin, Saffet!

                                                        SAFFET: Merhaba!

                                                        ALİ: Merhaba!

                                                        MEMO: Karnın aç mı?

SAFFET: (Keyifsiz) Yok, aç değilim. Siz yemediniz mi? İnşallah beni beklemediniz?

ALİ: Yok canım, atıştırdık bi şeyler.

MEMO: Şey... Atıştırdık da, hani ayakta atıştırdık. Yani yemek yemiş sayılmayız, di mi, Ali?

ALİ: Ben yemiş sayılırım, ama sen sumo güreşçisi olmaya çalışıyorsan, bi tabak da makarna yiyebilirsin.

MEMO: (Kalkarak) Fena fikir değil.

ALİ: Sumo güreşçisi olmak mı?

MEMO: Hayır, bi tabak da makarna yemek.

Memo, mutfağa gider.

ALİ: Senin canın mı sıkkın, Saffet?

SAFFET: Yo, neden?

ALİ: Nasıl neden, yorgun ve bezgin görünüyosun. Bütün gün sırtında bi traktör tekerleği taşımış gibisin... Hasta filan değilsin, di mi?

SAFFET: Yok canım, ne alaka!

ALİ: Güzel!... Gamze nasıl?

SAFFET: İyi. Niye ki?

ALİ: Ne bileyim, canını ancak o sıkmış olabilir diye düşündüm.

SAFFET: (Sinirli) Sana canımın sıkkın olmadığını söyledim, Ali!

ALİ: Biliyorum, söyledin de, ben pek inanmadım!!

SAFFET: Saçmalama Ali, biz Gamze’yle nişanlıyız.

ALİ: Yani?

SAFFET: Yani Gamze’yle ben, seninle Eda gibi değiliz!!

ALİ: Anlamadım, benimle Eda nasılmışız ki?

SAFFET: Sizin aranızda bi şey yoktu. Eda, seni değil, Barış’ı seviyordu. Eğer aralarına girmeseydin...

ALİ: (Sesini yükseltmeden, sert) Aralarına girmeseydim, Barış Eda’yı öldürecekti!

SAFFET: Belki... Belki de öldürmiycekti. Sevenlerin arasına girmemek gerekir, Ali! 

ALİ: Bunu bana sen mi söylüyorsun?

Derin bir sessizlik olur. İkisinin de

tek tek yakın planlarından sonra...

SAFFET: (Öfkesini zorlukla gizleyerek) Ne demek istiyorsun?

ALİ: Boşver!

SAFFET: Ne demek istedin, Ali?!

ALİ: Özür dilerim, tamam mı? Boş bulundum. Sana böyle bi şey söylemek istemezdim. Sen bana söylemiş olsan bile!

SAFFET: Yani ben de mi sevenlerin arasına giriyorum?!

ALİ: Uzatma, Saffet! Özür diledim işte! Bu konuda benim ne düşündüğüm önemli değil. Ne yaptığını benden iyi biliyorsundur. Tıpkı benim de ne yaptığımı senden iyi bildiğim gibi...

Memo, elindeki makarna tabağını

Kaşıklayarak girer.

                                                         MEMO: N’oluyo ya?

SAFFET: Kaçak güreşme, Ali: Doğru dürüst söyle: Sence gerçekten ben sevenlerin arasına mı giriyorum?!!

ALİ: Uzatma dedim, Saffet!

SAFFET: (Israr eder) Konuş Ali: Ben gerçekten sevenlerin arasına mı giriyorum!!?

ALİ: Pekala, Saffet, madem ısrar ediyorsun, söyliyim: Evet, sevenlerin arasına giriyorsun! Aşk gözünü kör ettiği için, gerçeği göremiyor veya görüyor ama kabullenemiyorsun!

SAFFET: Neymiş o benim kabullenemediğim gerçek?!!

ALİ: Offf! Ne olduğunu gayet iyi biliyorsun, Saffet!! Bunu bana söyletmene gerek yok!!

SAFFET: Gerek var, Ali!! Senden duymak istiyorum!!

ALİ: Yani seni yaralıyayım istiyorsun?!!

SAFFET: Kendini o kadar önemseme, Ali!! Belki de yaralayamazsın!! Hadi söyle!! Neymiş o kabullenemediğim gerçek?!!

ALİ: Pekala!!... Gamze hâlâ Oktay’ı seviyor, Saffet!! Bunu on yaşında bi çocuk bile anlayabilir ama aşk seni dumura uğrattığı için, sen ya anlayamıyorsun ya da daha doğrusu, anlıyor ama kabullenemiyorsun!!

SAFFET: Saçmalıyorsun!!

ALİ: Bırak ya: Doğru söylediğimi bal gibi biliyorsun!!

SAFFET: Saçmalıyorsun!!!

MEMO: Ulan iki dakka boş bıraktık, odanın tansiyonu tavana vurmuş.

ALİ: (Sakin ve Saffet için üzgün) Keşke saçmalıyor olsam. Bunları söylemek hoşuma mı gidiyor sanıyorsun? Ama Gamze’yle Oktay’ın birbirlerini hâlâ sevdiği, öğle güneşi kadar net görünen bir gerçek! Ne var ki sen gözlerin yanmasın diye bu gerçeğe bakamıyorsun!! Bu gerçeği yeryüzünde bir tek “sen” göremiyorsun!  

SAFFET: (Eti kesiliyormuş gibi acı çektiği için zorlukla konuşarak) Ya sen Memo? Sen de görebiliyor musun o gerçeği?! Ali’nin dediği kadar net mi o gerçek?

MEMO: Evet, Saffet, bu beni kahrediyor ama, madem ille soruyorsun, ben de sana yalan söyleyemem: Ali haklı. Bence de Gamze ve Oktay birbirlerini hâlâ seviyorlar. Keşke yanılıyor olsak!

ALİ: Oldu mu?!! Rahatladın mı şimdi?!!

SAFFET: (Bir süre sessizce acıyı hazmetmeye çalıştıktan sonra) Teşekkür ederim, Ali! Bunları birinin söylemesine ihtiyacım vardı. Kendim söylediğimde bi türlü inanamıyordum.

MEMO: Bi şey mi oldu, Saffet? Gamze bi şey mi yaptı?

SAFFET: Yo, aslında yeni bi şey yapmış sayılmaz. Ama benim yanımda pek mutlu olmadığını her gün biraz daha belirgin biçimde hissettiriyo.

MEMO: Zor bi durum!

SAFFET: Evet, ne kadar zor olduğunu asla tahmin edemezsin.

ALİ: (Destek sunmak için Saffet’in omuzunu sıkarak) Yine de seni yıkacak kadar zor bi durum olamaz.

MEMO: Bence de.

SAFFET: Sağolun!

 

MEMO – Noldu ya abi?.. Hâlâ Gamze’ye mi bozuksun?

SAFFET – Nasıl bozuk olmayayım Memo. Yo, yeni bi şey yaptı sayılmaz. Ama Benimle birlikte vakit geçirmek istemiyo işte istemediğini, hergün biraz daha belirgin biçimde hissettiriyo..

ALİ – Bence fazla büyütüyosun bu meseleyi abi.

SAFFET – (sinirli) Ya arkadaşlar ben başka bi dilden mi konuşuyorum? Anlattım size son zamanlarda yaşadıkalrımızı! Ne zaman bi şeyler yapalım mı desem birilerini çağırmayı teklif ediyo.

MEMO – Belki de bu aralar arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçirmek istiyordur.

SAFFET – Bu da benden sıkıldığını gösteriyor işte. Yanlış mı?

ALİ – Yanlış…

Saffet, Ali’ye bakar.

ALİ – Abi… Seninle olduğu kadar başkalarına da zaman ayırmak istemesi doğal. Belli ki bu aralar seninle fazla vakit geçirdiğini ve arkadaşlarını ihmal ettiğini düşünüyo. O yüzden de onları da sizle beraber çağırıp dengelemeye çalışıyo. Bence böyle bakmalısın.

SAFFET – Bilemiyorum ya.

ALİ – Boş kalan zamanlarınızı iyi planlarsanız hem arkadaşlarınıza hem de birbirinize vakit ayırabilirsiniz.

SAFFET – Benim bi şey söylememe izin vermiyo ki… Sorun çıkarıp canını da sıkmak istemiyorum.

ALİ – Açıkça ne hissettiğini söylemelisin abi. Eğer bu durumdan çok rahatsızsan Gamze’ye daha sık birlikte olmaya ihtiyacın olduğunu söyle… Anlayışla karşılayacaktır seni.

MEMO – Tabi abi konuşmak en güzeli.

Saffet kalkar.

SAFFET – Doğru söylüyosunuz. Gidip konuşucam.

MEMO – Şimdi mi?

SAFFET – Yarına kadar içimde tutamam…

Saffet çıkarken keseriz.

 

***

 

Barış Büktel hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=553

 

 

Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "30. bölüm"ü video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:

"ARKA SIRADAKİLER 30"

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5

 

Ayrıca bakınız: BARIŞ BÜKTEL BİYOGRAFİSİ