Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir örnek: "4. bölüm"den...

 

 

 
 
 

Bülent Emin Yarar'ın canlandırdığı Kemal hoca,

okulun bilgisayarlarını çalmaya kalkışan Oktay ve

çetesini Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza"sıyla cezalandırıyor:

 

 

 

Coşkun Büktel

Kemal hoca hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all

 

 

  

(...)

KEMAL – Birlikte olmanız, birbirinizle dayanışmanız güzel de, keşke türkü söylerken, sulardan ağı çekerken, demiri oya gibi işlerken birlikte olsaydınız. Keşke bir inşaatta harç kararken dayanışsaydınız. 

İBO: Harç karmak mı? Sen bizi ne sanıyosun, hocam?

RIZA: Biz amele miyiz?!

KEMAL: Hayır, siz hırsızsınız.

Çocukların başları önlerine düşer. Kemal, devam eder.

KEMAL: O nedenle sizin yaptığınıza dayanışma değil, suç ortaklığı denir. Ve devlet malını, okul demirbaşını çalmak, şaka ya da macera değil, ciddi ve ağır bi suçtur.

OKTAY: Anladık, hocam, suçumuz neyse, kır   kalemi kes cezayı!.. Ama fazladan bir de kafa    ütülemeye kalkma!

Kemal, bir süre, başı önde, ileri geri gezinerek düşündükten sonra, aniden durup çocuklara döner.

KEMAL: Pekala, cezanız ağır olacak!

RIZA: Bizi polise mi vericen yani?

KEMAL: Mecbur kalmazsam, hayır.

İBO: Anladım, okuldan ayrılmamızı istiyorsun.

KEMAL: Hayır, tam tersine! Hafta sonu da okula gelmenizi istiyorum.

OKTAY: Hocam, şu baklayı ağzınızdan çıkarsanız da aklınızdan neler geçtiğini bir an önce öğrensek.

KEMAL: “Suç ve Ceza”yı duydunuz mu?

İBO: Her suçun bi cezası vardır.

RIZA: …da şimdi ne alaka?

OKTAY: Hocam, sabah ezanı oldu, şu bulmaca faslını geçip konuya gelsek!

KEMAL: “Suç ve Ceza”, klasik bir roman. 150 yıl önce, Dostoyevski adında bir Rus yazarı yazmış.

RIZA: …da bunun bizimle ne alakası…

KEMAL: Bu hafta sonu Cumartesi ve Pazar okula gelecek ve “Suç ve Ceza”yı okuycaksınız.

İBO: Nee?!! Roman mı okuycaz?!! İğğğ!!...

RIZA: (Dizi film kahramanlarının sesini komik biçimde taklit ederek) Gözünü seveyim, Gazman, böyle ceza mı olur?!

KEMAL: Bırakın şaklabanlığı!... İşlediğiniz suçun şaka kaldırır yanı yok. Benim şartım bu: Evet mi? Hayır mı?

Çocukların, “çattık” der gibi bakan yüzlerinde, keseriz.

 

 

OKUL

Dıştan genel çekim. Hafta sonudur. Bahçe bomboş.

 

OKUL

Vinç çekimiyle, dışarıdan çeşitli sınıfların içlerini görürüz.

Sınıflar bomboş. En son baktığımız sınıfta 6 öğrenci var.

Hırsızlıkta yakalanmış öğrenciler.

 

OKULDA  KORİDOR

Koridor bomboş. Kemal Hoca, saatine bakarak sınıfa doğru ilerliyor. (varsa statikem. Ta sınıfın içine kadar.)

 

SINIF

Kemal Hoca “merhaba arkadaşlar!” diyerek, gelip kürsüye oturuyor.

KEMAL: Evet, herkes, burada ve herkeste bir “Suç ve Ceza” var! Bu güzel bir başlangıç! Herkes     pijamasını getirdi mi?

İBO: Getirdik ama, ben akşam eve gitsem iyi     olucak. Okulda geceleme konusuna babam pek inanmadı.

KEMAL: Bırakın kurnazlığı! Hepinizin ailesiyle tek tek konuşup hepsini ikna ettim. Bu gece             buradasınız.

OKTAY: Artık başlayabilir miyiz, hocam, bu baya kalın bir kitap!

KEMAL: Pekâlâ! Bir kişi sesli okuycak, diğerleri kitaptan takip edicek. Kimin adını söylersem,     okumaya kaldığı yerden o devam edicek. Her      bölümden sonra ara verip okuduğumuz bölümü tartışıcaz. Rıza!

RIZA: Buyur, hocam!

KEMAL: Seninle başlayalım!

Rıza, kitabın sayfalarını açar.

RIZA: Önsöz diye bir şey var, orayı geçiyorum, hocam.

KEMAL: Niye? Önsöz’ü kenar süsü olsun diye mi koymuşlar?

RIZA: Ama hocam, asıl romanla ne ilgisi…       

KEMAL:  “Suç ve Ceza”yı okumaya karar       vermiş bir insan, Dostoyevski’nin hayat hikayesini nasıl merak etmez anlamıyorum.

RIZA: Ama okumaya karar veren…

OKTAY: Kes tartışmayı da “Önsöz”den başla! Yoksa gelecek hafta da buradayız.

Rıza, Dostoyevski biyografisini, keyifsiz bir sesle, okumaya başlar.

Birkaç cümle sonra, fon müziği sesini bastırır.

Fon müziği eşliğinde çeşitli okuma ve tartışma planları.

KEMAL: İbrahim!

İbo, Rıza’nın kaldığı yerden okumaya başlar.

İBO: "Delikanlı daha nazik davranmak gerektiğini hatırlayarak hafifçe eğildi. Ben Raskolnikov’um dedi. Üniversite öğrencisi. Bundan bir ay önce de gelmiştim. Kocakarı sorgu dolu gözlerini delikanlıdan ayırmadan tane tane konuşmaya başladı: Hatırlıyorum, buraya geldiğinizi, çok iyi hatırlıyorum, dedi."

Müzik…

BİR ÖĞRENCİ: "Hep entipüften şeylerle           geliyorsunuz kuzum. Bunlar bir pul bile etmez.    Geçen sefer yüzük için size iki kayme vermiştim. Halbuki yenisini kuyumcudan bir buçuk Rubleye almak kabil.

"Dört Ruble verin, parasını getirip yine geri alırım.  Baba yadigarıdır yakında elime para geçecek.

"Faizini peşin ödemek şartıyle bir buçuk Ruble, işinize gelirse.

"Delikanlı, birbuçuk Ruble mi diye bağırdı.

"Kocakarı canınız isterse dedi ve saati geri uzattı."

(“Suç Ve Ceza”, 1. Bölüm 1. Ayrım’dan.

Benim elimde MEB’in üç ciltlik Hasan Ali Ediz çevirisi var. Siz, İş Bankası Yayınları’nın yeni çıkan Mazlum Beyhan çevirisini almalısınız. Çeşitli korsan ya da İslamcı yayınevlerinin berbat çevirileri Kemal’i çok hanzo gösterir. Sizin alacağınız çeviriyi edinmek ve bakmak için benim vaktim olmadığından, aktardığım pasajların sayfa numaralarını değil ancak bölüm ve ayrım numaralarını verebiliyorum.)

Müzik…

Çeşitli okuma planlarından sonra, tartışma sahnesi. Tartışmalar müzik altı olacak, yalnızca arada bir bazı replikler duyulacaktır.

RIZA: Tefeci karı tam bi sülük.

Müzik…

İBO: Bence Raskolnikov geberticek o karıyı.

Müzik…

KEMAL: Raskolnikov’un mantığını kavradınız mı?

                                        OKTAY: Kendisini, üstün insan olarak görüyo…                                                                       KEMAL: Napolyon gibi di mi? Ona hayran.

OKTAY: Evet, Napolyon gibi kendisinin de büyük bir insan olduğunu düşünüyo. Kendinde her hakkı görüyo… Öldürme hakkını bile… Kocakarıyı zaten zararlı bir böcek sayıyo… Onu öldürmeye hakkı olduğunu, bunun iyi insanlar için hayırlı bir şey olucağını düşünüyo…

KEMAL: Haklı mı?

RIZA: Bence haklı!

— Bence de!

— Bence de!

— Bence de!

KEMAL: Pekala, devam!

Okuma yeni bir bölümle yeniden başlar. Müzik yeniden biner.

Çeşitli okuma sahneleri… Değişen okuyucular.

(Oktay, ya 1. Bölüm 7. ayrımda, Raskolnikov’un tefeci kadını balta ile öldürdüğü sahneden bir pasaj okur.

Ya da eğer, okunan satırlar MEB’in de yayınladığı klasik bir romandan olmasına rağmen, o bölüm RTÜK için yine de çok sert olur derseniz; bir önceki bölümde, bir atın dövülerek öldürülmesiyle ilgili Raskolnikov’un gördüğü müthiş etkili bir rüya sahnesi var; o Rüya’nın sonunda yer alan, (Raskolnikovun uyandığı ve kendi kendine, kadını balta ile öldürmek planını ne kadar dehşet verici bulduğunu ve asla yapamayacağını söylediği) pasajı okur.

Bunlar iyi okunduğunda çok etkili olacak ve diğer dizilere de ve Türk izleyicilere de yepyeni bir kalite getirebilecek çok güçlü satırlar.

Çocuklar o satırlardan sonra şok olmuşlardır. Bundan sonraki bölümleri çok daha fazla merak ve ciddiyetle okuyacaklardır.)

Müzik.

Pijamaların giyilmesi. Tüpgaz’da çay yapılması. Gazete kağıdı üstünde yemek ve muhabbet…

Gece yatısı… (Nerede yatacaklarını siz daha iyi bilirsiniz.)

Ertesi sabah. Pazar Günü. Film müziğimize yeni bir klip… Sabah görüntüleri…

Güneşin doğuşu. Bomboş sokaklar. Bomboş okul bahçesi. Çöpçüler. Gazete dağıtan minübüsler.

Henüz açılmamış bakkal önlerine bırakılan süt kasaları.

Caar diye açılan bir kepenk… Gürültüden kaçan bir kedi. Sabahçı kahvesinde uyuklayanlar…

Kemal’in çocukları uyandırması. Kahvaltı planları…

Yeniden birbirini izleyen hararetli okuma ve tartışma planları. Pencereden seyreden diğer çocuklar.

Alaycı mimikler. Okuma ve tartışmalarla akşam olup karanlık basması…

KEMAL: (Saatine bakarak) Pekala, bu kadarı yeterli.

Çocuklar itiraz eder… 

― Ama çok az kaldı hocam!

― Saat daha yedi bile olmadı, hocam.

KEMAL: Yarın okul var. Gidip hazırlanmanız    gerek. Tek dersiniz, Edebiyat değil.

OKTAY: Raskolnikov gidip polise teslim olucak  di mi hocam?

KEMAL: Sence olmalı mı?

OKTAY: Sonya’yı öyle seviyor ki… ona layık olmak istiyor… Temiz olmak istiyor, bunu yapabilir.

RIZA: Sen ne diyosun, Reis?! Çaldığı paraları    zaten yemedi, enayi… Şimdi gidip bir de teslim mi olucak?

İBO: Olur mu, oğlum. Teslim olursa Sibirya’ya sürüyorlar. Sen Coğrafya’da Sibirya nedir hiç    okumadın mı. Orda adamın boku donar valla!...

KEMAL: Pekala, tartışmanın düzeyi daha fazla düşmeden burada keselim. İsteyenler, romanın   sonunu evinde okusunlar.

Sınıf toparlanır. Kemal çıkmak üzere kapıya yürürken… keseriz.

 

 

BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "4. bölüm"ü video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:

"ARKA SIRADAKİLER 4"

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5

 

Kemal hoca hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all