"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV
DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir
örnek:
"55 ve 58. bölümler"den...

BÖLÜM 55:
kaçak durumdaki Ali, arkadaşları
Memo (Caner Erdem), Saffet (Barış
Atay)
ve hocası Kemal (Bülent Yarar) ile
buluştuğunda polis baskınına uğruyorlar
Coşkun Büktel
NOT:
Metinde Coşkun Büktel'in çıkardığı
bölümlerin üstü çizilmiş, eklediği bölümler ise
sarıya
boyanmıştır.
103.METRUK BİNA ÖNÜ/DIŞ/GECE
--------------------------------------------------------------------------------------------
Saffet’in arabası durur.Kemal,Saffet ve Memo inerler.
SAFFET
– (seslenir) Ali! Ali!
Kısa bir bekleyişten sonra Ali çıkar.
Kemal’i görür görmez diğerlerine bakar.
KEMAL
– Arkadaşlarına kızma Ali. Beni sana getirmeleri için ben çok
ısrar ettim.
SAFFET
– Merak etme polis yok. İyi misin?
ALİ
– Günlerdir bir suçlu gibi kaçarak yaşıyorum. açım… param yok…
Dayanacak gücüm yok… Sence iyi miyim?
MEMO
– Zayıflamışsın birader. Kusura bakma daha önce gelemedik.
SAFFET
– Polis ensemizden ayrılmıyordu ki…
ALİ
– Çemberi iyice daraltıyorlar. Beni önünde sonunda yakalacaklar.Yok
yere hapis yatıcam. Hocam… Ben suçsuzum biliyorsunuz değil mi?
Barış’ın yanması Kazaydı, Hocam! Beni öldürmek için bıçak çekip
üstüme yürüdü.
KEMAL: Buna inanmak hiç kolay değil, Ali! Barış da en az senin
kadar sevdiğim, zeki ve duyarlı bir öğrenci. Ne onun ne de senin
Mavi Sakal olabileceğini hayal edebiliyorum. Ne onun ne de senin
bana yalan söyleyeceğine inanabiliyorum. Ama işte ikinizden biri
yalan söylüyor ve ben suçu ikinize de konduramadığım için çok güç
bir durumdayım.
ALİ: Sizi anlıyorum. Ama karar vermenizi kolaylaştırabilirim:
Barış’ın bi roman yazmakta olduğunu biliyorsunuz, di mi?
KEMAL:
Duydum.
ALİ: Romanı kalın, siyah bi deftere yazıyordu. Bu akşam, o
defteri çalıp bazı bölümlerini okudum. Okuduğum kadarı bile, her
şeyi anlamama yetti. Roman, Mavi Sakal’ın Eda’ya o depoda
yaptıklarını anlatıyordu. Sizi olay yerine, o defteri okumanız için
çağırmıştım. Ama Barış beni izlemiş. Karşıma çıktı ve defteri
istedi. Hayır demem üzerine bıçak çekip üzerime yürüdü. Döğüştük.
Defter bir ateş bidonunun içine düşünce, Barış bidonun içine uzanıp
defteri kurtarmaya çalıştı. Ben de geriye çekip onu kurtarmaya
çalıştım. Ama bana karşı koydu ve kendini bidonun içine daha fazla
sarkıttı. İşte felaket o anda oldu. Alevler ansızın patladı ve
Barış’ın yüzü o gördüğünüz hale geldi. Olay bundan ibaret, Hocam!
KEMAL: Ama Barış olayı bambaşka biçimde anlatıyor. Hanginizin
doğru söylediğine ben karar veremem ki... Bu konuda uzman olan,
polisler. Niye onlara gidip her şeyi anlatmıyorsun? Geçen defa senin
suçsuz olduğunu anlamışlardı. Eğer suçsuzsan, yine anlıycaklardır.
Sen bizi değil, polisi
inandırmalısın, Ali!
ALİ: Bu kez polise gidemem, Hocam!
KEMAL: Polisten kaçtığın sürece inandırıcı olman çok zor.
ALİ: Ortada yüzü yanmış mağdur bir adam var. Asıl suçlunun o
adam olduğunu kanıtlayan defter ise yanıp kül oldu. Sizce bu durumda
polis kime inanır, Hocam?
KEMAL: Gerçek mutlaka ortaya çıkar.
ALİ: Gerçek ortaya çıkana kadar hapis yatmak istemiyorum. Ben
hapse girersem, herkesin “adalet yerini buldu” rehavetine kapılıp,
artık kimsenin asıl suçluyu merak etmeyeceğinden endişe ediyorum.
Hapiste unutulmaktan korkuyorum.
SAFFET: Saçmalama, Ali! Biz neciyiz burada? Seni unutacağımızı
aklından bile geçirmemen gerekir.
MEMO: Gerçekten ayıp oluyo!
ALİ: Özür dilerim, o kadar karanlık günler yaşıyorum ki... Beni
anlıycağınızı umarım. (Kemal’e dönerek) Barış, aradığımız
Mavi Sakal’ın ta kendisi, Hocam! Zavallı çocuk, çıldırmış. Benden
sonra Eda’yı da öldürmek niyetindeydi. Çünkü yazdığı romanı
enteresan kılmak için, Mavi Sakal’ın Eda’ya yaptıklarını en ince
ayrıntısına kadar yazmış. Romanında ancak Eda’nın ve Mavi Sakal’ın
bilebileceği bir sürü ayrıntı vardı. Roman eğer yanmasaydı, Eda’yı
sırf bu yüzden öldürecekti. Beni de Eda’yı öldüreni bilecek kişi
olduğum için öldürmeye kalktı.
KEMAL
– Bunu ortaya çıkıp polise anlatman ve herkesi inandırman gerek,
Ali.
ALİ
– Bunu yapamam… Benden polise teslim olmamı istemeyin.
KEMAL
– Ama neden? Madem suçsuzsun neden kaçıyorsun. Geçen sefer kendin
gidip teslim olmuştun. Şimdi niye kaçıyorsun?
ALİ –
Çünkü artık oyunu kaybetmek üzereyim. Hala anlayamıyorsunuz dii mi?
Bizler Barış’ın yazdığı bir oyunun içindeyiz. Ve bu oyunun kötü
adamı da benim… Ne yaparsam yapayım Barış’ın bana biçtiği bu rolden
kendimi kurtaramıyorum.
Kemal’in dinleyen yüzü..
ALİ –
Açık konuşalım. Sizce insanlar benim gibi serserilikten evrilmeye
çalışan birine mi inanır yoksa Barış gibi başarılı, örnek bir
öğrenciye mi?
KEMAL
– Önemli olan insanların neye inandığı değil. Senin ne olduğun.
ALİ –
Yapmayın hocam. Az önce siz bile suçsuzluğumdan kuşkuya düştünüz.
Madem suçsuzsun niye kaçıyorsun dediniz. Neden kaçtığımı söyliyeyim.
Eda’yı korumaya çalışıyorum. Çünkü benden başka kimse o manyağın
Mavi Sakal olduğuna inanmıyor. Barış’ın Mavi Sakal dolduğunu
kanıtlayacak delilleri bulana kadar da kaçmaya devam edicem.
KEMAL
– Ali…
ALİ – Barış’ı gözleyin, Hocam! Mutlaka açık verecek!
Anlattığım her şeyin doğru olduğunu...
Dinleyin hocam. Size çok önemli bir şey söyliycem.
Tam bu sırada siren sesleriyle birlikte birkaç polis arabası gelir.
SAFFET
– Bize yalan söylediniz! Hani polis yoktu?
KEMAL
– (şaşkın) Ben… Ben hiçbir şey bilmiyordum çocuklar. Ali…
İnan bana polisi bilmiyordum.
Polisler arabalardan inerken Ali hızla
kaçarak uzaklaşır. Ali giderken bağırarak…
ALİ
– Barış’ı durdurun hocam. Barış Eda’yı öldürecek
öldürebilir. Onu durdurun!
Ali gözden kaybolurken Kemal şok…
Saffet ve Memo’nun Kemal’e nefret dolu bakışlarla
bakmaktadırlar. Cüneyt arabadan inerek
ekiplere Ali’nin peşinden gitmeleri için emir verir.
Sonra da Kemal’in yanına gelir.
KEMAL
– Bana gelmiyeceğinize dair söz vermiştiniz. Size onunla konuşmak
için bi fırsat vermenizi söylemiştim. Bu konuda anlaşmıştık.
CÜNEYT
– Kusura bakmayın hocam. Onu yakalamamız için bi şanstı.
Değerlendirmek istedim. Barış’ı
yakan Ali’nin size ne yapacağını bilemezdim. Size zarar verme
riskini göze alamadım.
KEMAL: (Öfkeyle bağırarak) Hayır, Cüneyt bey!!! Ben sizden
böyle bir şey istememiştim!!! Beni Ali’den korumanıza ihtiyacım
yoktu!!!
CÜNEYT: Öyleyse, mesleki kariyerimi koruduğumu düşünün, Kemal
bey! Muhtemel bir olaya karşı, kendimi amirlerimin öfkesinden
koruduğumu düşünün!
KEMAL: Beni hayal kırıklığına uğrattınız, Cüneyt bey!
CÜNEYT: Yalnızca görevimi yaptım, Kemal bey! Çok üzgünüm.
Biliyorum beni bağışlamanız zor, ama yine de sormak zorundayım: Ali
suçlu mu?
Kemal
“anlıyorum” anlamında başını sallar.
CÜNEYT
– Ali suçlu mu hocam?
KEMAL
– Bilmiyorum ama ben artık
onun gözünde ben suçluyum. Buraya polisleri getiren ve onu
yakaltmaya çalışan hocasıyım.
Kemal’in
üzgün yüzünde keseriz.
***
BÖLÜM 58:
(18
Ocak 2009'da yayınlanacak)
Barış
Büktel'in canlandırdığı kaçak öğrenci Ali,
Merve
Erdoğan'ın canlandırdığı öğrenci Eda'yı uyarmak için ona zor
kullanarak kendisini dinlemeye mecbur ediyor.
 
Merve Erdoğan
Barış Büktel
NOT:
Metinde Coşkun Büktel'in çıkardığı
bölümlerin üstü çizilmiş, eklediği bölümler ise
sarıya
boyanmıştır.
SOKAK/DIŞ/GÜN
--------------------------------------------------------------------------------------------
(...)
Eda,
evlerinin olduğu sokağa doğru yürür.
(Mekanın
neresi uygun ise) bir el Eda’yı çeker.
Gerilimli
müzik. Eda kurtulmak için uğraşır ama
Ali izin
vermez. Eda’nın ağzını eliyle kapatmıştır.
ALİ
– Sakin ol Eda sana bi şey yapmıycam.
Eda’nın kızgın yüz ifadesi…
ALİ: Sadece konuşmak istiyorum. Beni birkaç dakka
dinliyceksin ve sonra gidicem. Hepsi o kadar. Şimdi beni anladıysan
başını salla! (Eda başını sallar.) Güzel! Şimdi eğer elimi
ağzından çekersem, bağırmıycağına ve beni sakin sakin dinliyceğine
güvenebilir miyim? (Eda yeniden başını sallar. Ali yavaşça elini
Eda’nın ağzından çeker.)
EDA: Bana bunu yapmaya hakkın yok, Ali!
ALİ: Biliyorum, özür dilerim! Ama mecburdum. Olaylar ikimizi
de, çekmeye mecbur olmadığımız acılar çekmeye zorluyor.
EDA: Bana söyleyeceğin hiçbir şey beni inandırmana yetmiycek,
Ali!
ALİ: Yine de şansımı deniycem! Beni dinlemeye söz verdin,
şimdi, lütfen, dinle Eda! Başka bi şey istemiyorum, sadece dinle!
O herif herkesi ama en önemlisi “seni” benim Mavi Sakal olduğuma
inandırdı. Şimdi ben o değilim desem bana inanmayacaksın biliyorum.
Ama şunu düşün… Eğer gerçekten Mavi Sakal olsaydım ve sana zarar
vermek isteseydim bunu çoktan yapardım. Gördüğün gibi sana ulaşmam o
kadar zor değil. Niye şimdi sana bi zarar vermiyorum sence?
EDA: Cevabı gayet basit: Beni Mavi Sakal olmadığına
inandırmak için.
ALİ: Peki diyelim ki, ben Mavi Sakal’ım. Sence amacım ne
olabilir benim?
EDA: Bana sahip olmak!
ALİ: Çok doğru, benim en önemli amacım sana sahip olmak. Peki
ama seni kaçırıp bi depoya hapsettiğim halde, iki ay boyunca sana
niye sahip olmadım sence?
EDA: (Eda, oldukça zor bir soruyla karşılaşmıştır. Cevap
bulamayarak bir süre kıvranır.) Bilmiyorum. Sen normal değilsin!
Neyi neden yaptığını ya da yapmadığını anlayabilmek kolay değil.
ALİ: Gayet kolay Eda! Ben senin uğruna Mavi Sakal olacak
kadar kafayı yemiş olsaydım, sana o depoda mutlaka sahip olurdum.
Ama Mavi Sakal sana sahip olmadı. Çünkü o seni değil, başkasını
seviyordu. Onun amacı sana sahip olmak değildi. Onun amacı, senin
acılarını edebiyata dönüştürüp roman yazmaktı. Bunu anladığım için
beni öldürmeye kalktı. Barış seni değil, hâlâ Gamze’yi seviyor, Eda!
O depoda sana o yüzden dokunmadı!
EDA: Hayır, hayır, hayır!!! Bu iğrenç bi yalan!!! Bu yalana
beni asla inandıramıycaksın!! Asla, asla, asla!!!
ALİ: Barış o romanı yeniden yazmaya karar verirse, seni
öldürmeye de karar vermiş olacak, Eda! O hasta, Eda! Hepimizi,
yazdığı o romanın piyonları olarak görüyor ve icabında harcamaktan
çekinmiyor. Beni öldürmeye kalkarak bunu somut biçimde kanıtladı.
EDA: Hayır, hayır inanmıyorum! O seni değil, sen onu
öldürmeye kalktın! Onu acımasızca yaktın!
ALİ: Barış mağdur olduğu için, asıl saldırganın o olduğuna
inanamıyorsun. Yanan o olduğuna göre, saldıran ben olmalıyım
sanıyorsun. Görünüşe aldanıyorsun!
EDA: Hayır, asla, beni ikna edemiyceksin, asla!!
ALİ: O seni sevemez Eda! Ümitsiz biçimde hâlâ Gamze’yi
seviyor!! Bu ümitsiz aşk sonunda çıldırtmış onu.
EDA: Hayır, asla, Barış “beni” seviyor, “beni” seviyor!! Bu
konuda beni kuşkuya düşüremiyceksin!! Barış’a inancımı asla
sarsamıycaksın!!!
ALİ: (Eda’nın tersine, çok sakin) Hepsi bu kadar, Eda!
Beni dinlediğin için teşekkür ederim!!! Daha sonra sakinleşip
konuştuklarımızı yeniden ve daha sağlıklı düşündüğünde, söylediğim
her şeyin doğru olduğunu anlıycağından eminim.
EDA: Asla, asla, asla!!!
ALİ: Hoşçakal, Eda!
Ali kaybolur. Eda’nın acılarla ve sorularla
dolu yüzünde keseriz.
Eğer
Mavi Sakal’sam Hani benim en büyük amacım sana zarar vermekti?
Eda
kurtulmak istemektedir ama Ali izin vermez.
ALİ –
Eda… Dinle beni lütfen. Tamam bana inanmıyosun seni anlayabiliyorum
ama Barış’a da inanma. Lütfen… Seni kullanıyor, hepimizi kullanıyor.
Hepimiz onun romanının birer kahramanıyız. Mavi Sakal o. Eğer
romanın yazılı olduğu defter yanmasaydı bunu hepinize
kanıtlayacaktım. O romanı yeniden yazmaya başlayabilir. Sana yeniden
sorular soracaktır, kaçırılmanla ilgili detayları anlatmanı
isteyecektir. Onları romanında kullanacak, işi bitince de seni
öldürecek. Ona sakın güvenme. Güvenebileceğin tek kişi Kemal Hoca…
Ali,
hızlı bir hareketle Eda’yı bırakır ve
ortadan kaybolur. Eda, önce bağırmak ister ama vazgeçer.
Ali’nin gittiği yöne doğru bakar ama Ali’yi göremez.
Eda’nın düşünceli yüzünde keseriz.
***
Barış Büktel hakkındaki seyirci
görüşlerini okumak için tıklayınız:
http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=553
Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "6. bölüm"ü
video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:
"ARKA SIRADAKİLER
6"
Not: youtube kapatıldığı için "Arka
Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni
bölümlerin videoları için
"Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine
bakabilirsiniz:
http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5
Ayrıca bakınız:
BARIŞ BÜKTEL BİYOGRAFİSİ
|