"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV
DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir
örnek:
"110. bölüm"den...
Bülent Emin Yarar'ın canlandırdığı Kemal hoca,
öğrencileriyle birlikte insanın ne olduğunu ve onun dünya denen
gezegendeki yerini ve misyonunu sorguluyor:

Kemal hoca
hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için
tıklayınız:
www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all
EK SAHNE: KEMAL DERSTE
----------------------------------------------------------------------------------------------------
KEMAL: Dizdar!
DİZDAR: Buyrun, Hocam!
KEMAL: Sana çok basit bi soru sorabilir miyim?
DİZDAR: Elbette, Hocam! İnşallah çalıştığım yerden gelir.
KEMAL: Dedim ya, çok basit bi soru, çalışmana gerek yok.
DİZDAR: Alayım soruyu, Hocam!
KEMAL: İnsan nedir?
DİZDAR: İnsan nedir? Gerçekten kolaymış, Hocam! İnsaaaan... hani
böyle iki kollu, iki bacaklı... Tek kafalı, çift kulaklı...
KEMAL: O dediğin, maymun da olabilir.
DİZDAR: Hah, buldum! Siz maymun deyince aklıma geldi, Hocam: İnsan
düşünen hayvandır.
KEMAL: Peki, biz düşünen hayvanlar, yani insanlar, niye varız? Ne
için varız sence?
DİZDAR: Yaşamak için...
KEMAL: İyi de, bizim yaşamamızın, yani var olmamızın anlamı ya da
amacı nedir? Sen niye varsın mesela? Senin bu dünyada var olmanın
yer kaplamaktan öte bir anlamı, bi amacı yok mu sence?
PAMUK: Olmaz olur mu, Hocam! Şrek, dürüm tüketmek için gelmiştir
dünyaya... Dürüm öğüten bir değirmendir o. Yeryüzündeki bütün amacı,
mide denen o değirmeni çalıştırmaktan ibarettir.
DİZDAR: Demek öyle, bundan sonra matematik problemlerini çözdürmek
için değirmene git, o zaman!
PAMUK: Ya öyle demek istemediğimi biliyosun, Dizdar! Espri yaptık,
be oğlum! Mizah duyguna ne oldu senin, ya! Hocam, arkadaş var ya,
biliyosunuz, matematik dehasıdır. O aslında bizim test sorularımızı
çözmek ve bizim hayır duamızı almak için gelmiştir dünyaya...
DİZDAR: Hayır duanız mı? Hıh! Çok da fifi! Benim hayatta sizin
duanızı almaktan çok daha önemli bi misyonum var.
SEDAT: Yani sizin duanız kabul olsa gökten kemik yağardı demek
istiyo!
DİZDAR: Ne alaka ya?
SADAT: Ne alakası var mı? “Duanıza ihtiyacım yok” ne demek? Sizin
duanız kabul olsa gökten kemik yağardı demek.
DİZDAR: Arkadaşım, sen benim niyetimi mi okuyosun? Benim ne demek
istediğimi benden iyi mi biliyosun?
İBO:
Sedat, senin çarpık yorumlarına ihtiyacımız olursa haber veririz,
kardeşim. Lütfen bizi kışkırtma, olur mu?!
SEDAT: N’oldu? Yorumlarım sizi rahatsız mı ediyo? Gerçekleri duymak
zorunuza mı gidiyo?
RIZA:
Senin gerçek dediğin zırvalar yalnızca kulağımızı tırmalıyo.
DİZDAR: Benim kulağımı tırmalamıyo valla, bi kulağımdam girip
öbüründen çıkıyo!
KEMAL: Dizdar!
DİZDAR: Evet, hocam?
KEMAL: Az önce önemli bir şey söyledin!
DİZDAR: Sahi mi?
KEMAL: Evet, farkında değil misin?
DİZDAR: Farkındayım, Hocam, bi kulağımdan girip öbüründen çıkıyo
dedim.
KEMAL: Hayır, hayır, daha önce söylediğin bi şey vardı ki, çok
önemli...
DİZDAR: Hocam, benim söylediğim her şey çok önemli de, siz hangisini
beğendiniz, onu şu an çıkaramadım.
KEMAL: Bu hayatta bi misyonun, bi görevin bulunduğunu söyledin.
DİZDAR: Elbette, Hocam, elbette bi misyonum var!
KEMAL: Yani bu dünyaya tesadüfen geldiğini düşünmüyosun, öyle mi?
DİZDAR: Tabii ki, hayır, Hocam, ben ot muyum? Ben bu dünyaya önemli
bi mesaj iletmek için geldim.
KEMAL: Nedir o mesaj?
DİZDAR: Dünya görüşümle ilgili mesaj, Hocam!
KEMAL: Demek bi dünya görüşün bile var? Peki bu görüşünü bizimle
paylaşır mısın?
DİZDAR: Bence bu dünya ve bu kainat, birinin rüyası, Hocam.
KEMAL: Anlamadım, kimin rüyası?
DİZDAR: Kim olduğunu bilmiyorum, Hocam. Ama her kimse bi gün
uyanıcak ve rüya biticek. İşte kıyamet o gün kopmuş olucak. Hepimiz,
onun rüyasındaki kişiler olarak rüyayla birlikte sona ericez. Puf
diye kaybolup hiç yaşamamış olucaz. İzimiz bile kalmıycak. O yüzden
bu hayatı çok fazla ciddiye almak pek akıllıca gelmiyor bana.
KEMAL: Biraz kötümser ama oldukça enteresan bi görüş. Doğru ya da
yanlış olması bi yana ama, dünya ve hayat hakkında kafa yormuş
olman, kim olduğunu ve bu dünyadaki yerini sorgulaman çok önemli
Dizdar... Bu seni farklı kılıyor. Çünkü oldukça kendine özgü bir
teori geliştirmişsin, bilinçli bir birey olmak yönünde kayda değer
bir aşama bu. Tebrik ederim.
DİZDAR: Önemli değil, Hocam! Kendi çapımda bir düşünen insan olmaya
çalışıyorum. Çevremdeki insanlara bi yol göstermeye, kılavuzluk
etmeye uğraşıyorum.
SEDAT: Aman ha, demedi demeyin: Kılavuzu karga olanın burnu nerden
kurtulmaz, biliyosunuz, di mi?
İBO:
Arkadaşım, sana insan gibi söyledik: Lütfen o iğrenç yorumlarını
kendine sakla!
DİZDAR: Bırak konuşsun, İbo! N’apsa beni kışkırtamaz! Ben bu küçük
insanların hayal bile edemiyceği bi boyuttayım! Ben çoktan aşmışım
bunları... Kendimi öylesine duyarlı, öylesine olgun, seçkin ve
centilmen hissediyorum ki, az gelişmiş küçük insanların bilinçsiz
saldırıları beni asla rahatsız edemez. Benim rafine kişiliğimi asla
etkileyemez. Ağzı bozuk ayak takımının zekâdan uzak hakaretlerini
ciddiye almamı hiç kimse beklemesin benden. İnanın ki, Sedat
gibilerin sataşması vız gelir tırıs gider bana!
SEDAT: Valla ben inanıyorum: Gerçekten öyle olgun bi insan olmuşsun
ki, o gün, taşı kafana yediğinde kanlar içinde kaldığın halde, gık
demedin ya, helal olsun, valla! Hiç merak etme biz böyle kafana vura
vura daha çoook olgunlaştırcaz seni!
Dizdar, yerinden fırlayıp Sedat’ın
Boğazına sarılarak...
DİZDAR: Sen ne diyosun lan, şebek! Ağzından çıkanı kulağın duysun
yoksa kanını içerim senin!
RABARBA: Hayır Dizdar!... Sakın ha!... Bırak şunu, Şrek! Lan
sakatlıycaksın herifi! Sedat için değmez, ağbicim!... Herif
boğuluyo, lan!
KEMAL: Çocuklar, yeter artık!... Dizdar, lütfen geçer misin
yerine?...
Kemal’in müdahalesiyle kargaşa sona
erer, Dizdar Sedat’ın boğazına yapışmış
pençesini geriye çeker.
DİZDAR: Özür dilerim, Hocam! Biliyorum, klasıma yakışmadı!
SEDAT: Sevsinler, klası da varmış!
İBO:
Bak hala konuşuyo, ya!
KEMAL: Sedat!
SEDAT: Buyur, Hoca!
KEMAL: Peki sen hiç düşündün mü, “Ben bu gezegende ne arıyorum”
diye? “Benim burda ne işim var, varlığımın ne amacı var” diye sordun
mu hiç kendine?
Sınıfta homurtular...
ÖZGE:
Ne işi olucak, gezegeni karıştırmaya gelmiş...
RIZA:
Sedat’ın varlığının bir tek amacı olabilir, Hocam: çevresini
kirletmek!
İBO:
Gezegenin ırzına geçmek...
Zehra ürperir.
KEMAL: Çocuklar, soruyu Sedat’a sordum, bırakın kendisi cevaplasın!
Evet, Sedat, kendi kendine hiç sorduğun olur mu, “ben neyim, bu
gezegende ne arıyorum, varlığımın amacı nedir”, diye?
SEDAT: Rahat bırakın beni, Hocam!
KEMAL: Demek rahatsız edilmek istemiyosun. Ama gördüğüm kadarıyla
rahatsız etmeye bayılıyosun. Bu adil değll, Sedat! Bu konuyu bi
düşün!
SEDAT: Ben düşünmem, Hocam! Karar verir ve yaparım. Düşünmeye gerek
duymam. Düşünmek insanı durdurur. Düşünenler yapamaz. Ben isterim ve
alırım. Düşünenler alamaz. Düşünenler avuçlarını yalamaya mahkumdur!
KEMAL: Bak bu da ilginç bi felsefe! Düşünmeden bulmuş olmana rağmen,
oldukça ilginç bi felsefe! Demek hep düşüncesizce şeyler yapıyorsun.
Almak istediğini düşünmeden alıyosun. Bu durumda çevrene zarar
verdiğini söyleyenler yanılmış olmasalar gerek.
SEDAT: Ben çevreci değilim, Hocam! Çevrem de, çevremdekiler de
umurumda değil!
ZEHRA: (Farkında olmadan içindeki öfkeyi dışa vurarak)
Köpek!!!
Bir sessizlik olur. Sedat dahil, herkes
Zehra’ya bakmaktadır. Zehra sesli
düşünmüş olduğunu ve kendine yönelen
bakışları aniden fark ederek...
ZEHRA: Şey!... Özür dilerim, ağzımdan kaçtı, düşünmeden söyledim.
Yani başka bi şey düşünüyodum.
İBO:
Üzülme, Zehra, söylediğin laf, cuk oturdu!
PAMUK: Bence de!
ÖZGE:
Bariz bence de!
SEDAT: Bence, Zehra bu lafın bedelini ağır ödiycek!
KEMAL: O ne demek oluyo, Sedat?
SEDAT: Ne demek olduğunu Zehra çok iyi bilir.
KEMAL: Sen benim gözümün önünde yeğenimi tehdit mi ediyosun?
SEDAT: Niye heyecanlanıyosunuz, Hocam? Yeğeniniz gözünüzün önünde
beni köpek diye aşağılarken, hiç heyecanlanmadınız.
KEMAL: Çünkü yeğenim, bi yanlışlık yaptığını açıkladı.
SEDAT: Yanlışlık filan yapmadı, Hocam! Köpek dediği bendim.
KEMAL: Anlamadım, nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Köpeğin sen
olduğunu nereden biliyorsun!
SEDAT: Öff, sıktı bu muhabbet ama...
KEMAL: Sana şu kadarını söyliyeyim, Sedat: Umarım o tehdidi sen de
yeğenim gibi yalnızca ağzından kaçırmışsındır. Çünkü yeğenime bedel
filan ödetmek gibi bi çılgınlığa kalkarsan, o zaman benim de
çıldırabildiğimi görürsün.
SEDAT
(Saatine bakarak) Nerde kaldı bu zil ya!
Zil çalar. Kemal, zile aldırmaksızın,
birkaç saniye daha gözlerini dikerek
Sedat’a sessizce bakar. Sınıf kımıltısız
beklemekte, Sedat, Kemal’e
bakamadan onun bakışları altında
kıvranmaktadır. Sonunda, Kemal,
kürsüdeki çantasını alıp, öğrencilere
hiçbir şey demeden çıkar. Öğrenciler
teneffüse çıkmayı unutmuş gibi hâlâ
kımıltısız oturmaktadır.
BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E
KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN
TIKLAYINIZ!
Not: youtube kapatıldığı için "Arka
Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni
bölümlerin videoları için
"Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine
bakabilirsiniz:
http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5
|