Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından iki örnek: "98. ve 96. bölümler"den...

 

 
 
 
BÖLÜM 98:
(10 Ocak 2010 Pazar günü yayınlanacak)
Ali, Memo, İbo ve Kemal hoca, Kerem'in şakağına silah dayamış olan Saffet'i durdurmaya çalışıyorlar.

 

 

Coşkun Büktel

 

 

 

NOT: Metinde Coşkun Büktel'in çıkardığı bölümlerin üstü çizilmiş, eklediği bölümler ise sarıya boyanmıştır.

 

Kerem, arkadaşının anlattığı

bir şeye gülmektedir. Masada bir anda

sessizlik olur. Herkes girişe doğru

bakmaktadır. Kerem, başını çevirdiğinde

Saffet, İbo ve diğerlerini görür.

Kerem’in korumaları da vaziyet alır.

(Belki Rasim de ordadır)

KEREM – Ooo kimler gelmiş böyle… Siz ne zaman arkadaş oldunuz ya?

SAFFET – Yaptığın pisliğin bedelini bugün ödeyeceksin Kerem.

KEREM – Ne diyosun sen ya? (arkadaşlarına) Bunlar sokakta ne olsa benden bilirler. Birinin burnu kanasa hoop bendeler.

Kerem güler.

KEREM – Bak bi de şu huyları var. Bi mekanı basarlar. Okkalı bi laf ederler. Sonra neden geldiklerini unuttuklarından mıdır nedir sus pus olurlar. (ciddi) Ne istiyosunuz lan!

SAFFET – Baban her şeyi anlattı… Nasıl bi pislik tezgahladığını, Gamze’ye nasıl bi oyun oynadığını… Masken düştü anlayacağın p.şt herif!

Kerem’in yüzü değişir.

SAFFET – Noldu? Çok eğleniyodun hani di mi? Gerginleştin birden…

İBO – Neşeni mi kaçırdık?

SAFFET – Sana duyduğum öfkeyi tahmin edemezsin p.ç alçak herif! Seni dümdüz edicem lan!

KEREM: (Aşağılayarak) Bunlarla mı?

ALİ: Şu dövüş öncesi muhabbetlerinin uzamasından nefret ediyorum.

SAFFET: Ben de!

Saffet saldırır. Arkasından da İbo ve

diğerleri girişir. Kıran kırana bir kavga

başlar. Yumruklar, tekmeler havada

uçuşmaktadır. Bir süre sonra Saffet havaya

doğru ateş eder. Herkes durur.

SAFFET – Seni dövmek yetmez bana! Kesmiyo öfkemi, sana olan sinirimi yatıştırmıyo! Bugün buraya tek bi amaç için geldim lan! Seni indirmek!

Saffet, silahı Kerem’e

doğrultur. Kerem’in adamları da silahları

çıkarır. Gerilimli bir müzik girer.

Herkesten detaylar görürüz.

KEREM’İN ADAMISaçmalama! Eğer o silahı bırakmazsan seni vurucam delik deşik ederiz!.

SAFFET Ama o zamana kadar Ben çoktan bu pisliği çoktan öbür tarafa yollamış olurum.

Kerem’in korkmuş yüzünü görürüz.

SAFFET – Noldu lan it! Korktun mu? Senin çevirdiğin dolaplara benzemiyo mu? Çok mu acımasız sert geldi?

KEREM’İN ADAMI – Seni vurmak istemiyorum.at elindeki silahı!

SAFFET – Konuşma lan!

Saffet’in kararlı yüzünü görürüz.

Belki tam davranacakken Kemal’in

sesi duyulur.

KEMAL – Hadi ateş et Saffet.

Herkes bir an sesin geldiği yere bakar.

Kemal, Saffet’in karşısına geçer.

KEMAL: Hadi ateş et! Uçur kafasını onun! Bu sana büyük bir zevk vericek, senin o ilkel öfkeni şehvet gibi tatmin edicek! Hadi ne bekliyosun? Erkek adam çekip vurmaz mı? Madem ki silah çektin, tetiği de çek! Hadi, vur şu zengin züppeyi! Kanıtla erkekliğini!

SAFFET: Hocam niye geldiniz? Sınıftaki derslerinize itirazım yok! Ama sınıf dışında, burada, bu kavgada yeriniz yok! Bu kavgada derse ya da nasihata ihtiyacım yok! Bu piçi yok etmem gerek! Bunun başka türlü bi çözümü yok!

KEMAL: Onu yok edersen, kendi geleceğini de onunla birlikte yok etmiş olursun!

SAFFET: Geleceğim mi?!! Beni bu anda bile güldürebilecek tek sözcük bu olabilirdi işte: Gelecek!... Beni geleceğimi kaybetmek ihtimaliyle korkutabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Gelecek benim umurumda mı sanıyorsunuz, Hocam? Benim bi geleceğim olduğunu mu sanıyorsunuz?

KEMAL: Evet, öyle sanıyorum: Senin bi geleceğin var! Hem de pek çok kişinin imreneceği parlak bi gelecek!... Ama o tetiği çekersen, yalnızca o parlak gelecek değil, seni sevenlerin mutluluğu da sona ermiş olucak! O silahtan çıkan kurşun, öyle inanıyorum ki, yalnızca Kerem’i değil, anneni de vurucak. O kurşun, annenin canını Kerem’in canından çok daha fazla yakıcak! Annenin yarası çok daha fazla ve çok daha uzun süre kanıycak.

SAFFET: (Gözyaşları içinde) Ama bu faul, Hocam! Faul yapıyorsunuz, Hocam! Bana böyle bi anımda, bu en kararlı anımda, neden annemi hatırlatıyor, neden elimi titretiyorsunuz?!! Gamze gibi masum bi güzelliğe zarar verebilecek kadar iğrenç davranabilen bu hayvan yaşamayı hak etmiyor! Bana gelince: Gamze’nin sevgisini kazanamadığım ve asla kazanamıycağımı anladığım için kendimi o kadar anlamsız, yararsız ve gereksiz hissediyorum ki!... Bana ne olacağı umurumda bile değil! O yüzden tetiği çekerek yeryüzünü kendimden ve bu hayvandan temizlemek fikri beni değil korkutmak, mutlu bile ediyor. Neden buna izin vermiyor, karşıma geçip bana son anda annemi hatırlatıyorsunuz? Neden bunu kolayca yapabilecekken, beni zora sokuyorsunuz?! Faul yapıyorsunuz, Hocam! Faul yapıyorsunuz!

ALİ: Saçmalama Saffet! Sen her şey olabilirsin ama katil değilsin! Kemal hoca gelmese de, o pisliği zaten vurmıycaktın! Onu yeterince korkuttun! Ödü patladı, dili tutuldu! Yani senden dersini aldı! Şimdi bırak onu da gerisini görevliler halletsin! Adaletten de dersini alsın!

SAFFET: İkimiz de biliyoruz, Ali! Adalet onun gibilere dersini vermekte pek hevesli davranmıyor!

ALİ: Öyle bile olsa, onu yok etmek için kendini yok etmen, atom bombasıyla sinek avlamak kadar saçma olur, Saffet! Eşit değilsiniz! O buna değmez!

MEMO: Onun yüzünden kendini harcarsan, bok yoluna harcanmış olursun, Saffet!

İBO: Bırak onu, Saffet! Ben bunu yaşadım! O tetiği çekmenin hayattaki en büyük mutluluk olacağını zannettiğim an’ı yaşadım! Ama sonradan, o tetiği çekmediğim için, inan ki, çok şükrettim! O tetiği çekmediğim için, kendimle çok gurur duydum!

KEMAL: Bırak onu Saffet! Gamze’ye yaptıklarının hesabını mutlaka vericek... Onun hak ettiği cezayı çekmesi benim de amacım olucak. İnan ki, bundan sonra hayat onun için hiç eğlenceli olmıycak.

 

***

 

BÖLÜM 96:
Kemal hoca, derslerde siyasal konulara dair niye hiç konuşmadığını soran öğrencilere cevap veriyor.

 

NOT: Aşağıdaki sahnenin tümü Büktel tarafından yazılarak senaryoya eklenmiştir.

 

EK SAHNE   SINIF   KEMAL

 

KEMAL: Pekala, Orhan Kemal hakkında benim söyleyeceklerim bu kadar. Ötesini merak edenler, örneğin “Bekçi Murtaza”yı, “Bereketli Topraklar Üzerinde”yi veya “Hanımın Çiftliği”ni okuyabilirler.

RIZA: “Hanımın Çiftliği”ni niye okuyalım ki, Hocam? Birileri bizim yerimize oturup okumuş, sonra da dizi filmini yapmışlar. Televizyonda hiç yorulmadan ve bedava seyretmek dururken, kitabını satın alıp da okumaya gerek var mı?

KEMAL: (Saatine bakarak) Benim saatime göre zile on dakika var. Doğru mu?

RABARBA: Doğru, Hocam!... Aynen... On saniye de cabası...

KEMAL: “Hanımın Çiftliği” gibi filmi yapılmış herhangi bir romanı okumanın, o filmi seyretmiş bile olsak, niye yine de gerekli olduğunu konuşmak için, on dakikanın yeteceğini sanmıyorum.  O yüzden isterseniz, bu önemli konuyu bir başka güne erteleyip, şu son on  dakikayı sohbet ederek değerlendirelim. Ne dersiniz?

RABARBA: İyi olur, Hocam!... Nasıl isterseniz, Hocam!... Sizinle sohbet zevktir, Hocam!

KEMAL: Evet, ne konuda konuşmak istersiniz? Mesela sen Rıza?

RIZA: Hocam, ben, elbette ki, halka ucuz CD ya da DVD ulaştırmaya çalışan sektörün sorunlarını konuşmayı tercih ederim.

KEMAL: Yani korsan sektörünün sorunlarını mı?

RIZA: Şey... Evet, halk arasında öyle deniyo malesef. Ama korsan morsan, bu sektörde de eve ekmek götürmeye çalışan insanlar var ve bu sektörün de bazı sorunları var. Sektörün sorunlarını çözmek için

KEMAL: (Keserek) Duymamış olayım, Rıza! O sektörle ilgili tek sorun, o sektörün varlığı... O sektörün sorunlarını çözmeye değil, insanları o sektörden uzak tutmaya çalışmalıyız. Başka konu önerisi var mı?

Bazı eller kalkar.

KEMAL: İlhan!

PAMUK: Özge’nin saç boyası hakkında konuşsak nasıl olur, Hocam?

ÖZGE: Ya hiç yolu yok, elimde kalıcak bi gün bu herif!

KEMAL: Özge’nin saçı seni fazlasıyla ilgilendiriyor, biliyorum İlhan, ama diğer arkadaşlarını o kadar ilgilendirmeyebilir.

PAMUK: Diğer arkadaşlar, Özge’nin değil saçına, saçının tek teline kurban olsunlar, Hocam!

ÖZGE: Kapa çeneni Etiket, yoksa ben de seni kurban edicem.

PAMUK: Ben sana zaten kurbanım, Özgem! Canın ne zaman isterse, derimi Türk Hava Kurumu’na bağışlayabilirsin.

KEMAL: Dizdar!

DİZDAR: Hocam, niye hiç politikadan konuşmuyoruz? Mesela Kürt açılımı hakkında ne düşünüyosunuz? Ergenekon’a karşı mısınız, yandaş mısınız?

KEMAL: Benim görevim sizi, politik ya da  ideolojik herhangi belirli bir istikamete doğru yönlendirmek olamaz, çocuklar. Benim görevim, sizi bilgi, kültür, beceri, mantık ve sağduyuyla donatmak ve sizin kendi yönünü kendisi bulabilecek, olgun ve yetkin insanlar haline gelmenize katkıda bulunmak olabilir ancak.

PINAR: İyi de, Hocam, sizin siyasi görüşlerinizi merak ediyoruz. Bize propaganda yapmadan, bizi yönlendirmeye çalışmadan, siyasi görüşlerinizi açıklayamaz mısınız?

KEMAL: Yapamam. Sizi yönlendirmemek için, tarafsız konuşmam gerekir. Her tarafa göz kırpmam, hem nalına hem mıhına vurarak konuşmam gerekir. Sağa da sola da kıvırmam, kişiliksiz, ortayolcu bir üslup tutturmam gerekir. Bunu yapmak istemiyorum. Ortayolculuğu kendime yakıştıramıyorum. Sizinle ya da başkalarıyla ben, ancak samimi konuşabilirim. Yani tarafımı açıkça belli ederek diyalog kurabilirim. Ama bunu yaptığımda, yani politik tercihlerim konusunda hiç kıvırmadan, direkt ve samimi konuştuğumda ise, bir öğretmen olarak, hiç tercih etmediğim bir başka hataya düşmüş, size propaganda yapmış, sizi yönlendirmiş olurum. Oysa dediğim gibi, ben, sizin kendi yönünü kendisi bulabilen ergin ve olgun bireyler olmanızı, fazlasıyla önemsiyor bunu en vazgeçilmez amacım sayıyorum. Bu nedenle, politik konularda konuşmamayı daha uygun buluyorum. Sizi karşımda istediğim her amaca doğru yönlendirebileceğim piyonlar olarak değil, yanlış yaptığımda bana bile karşı çıkabilecek, özgür ve makul düşünceli bireyler olarak görmek istiyorum.

Umarım, bu tavrımı kaçak güreşmek gibi algılamaz ve endişemin bireysel olmadığını kabul edebilirsiniz.

RABARBA: O nasıl söz, Hocam!... Elbette, Hocam!... Sizden yanlış ummayız, Hocam... vb.

ERKAN: Öyleyse, son bikaç dakikayı aşktan söz ederek geçirsek nasıl olur, Hocam?

Bir sessizlik.

KEMAL: Aşktan mı? Nasıl yani? Aşk çok geniş bi kavram, aşkın hangi halinden söz etmek istiyorsun?

ERKAN: Ne bileyim, Hocam, mesela, “Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk” diye bi şarkı var.

Sert bir ses efekti... Ardından daha

koyu ve daha rahatsız bir sessizlik...

Bazı öğrencilerin ve özellikle Gamze’nin yakınları...

ERKAN: Aşk için ölünmezse, aşk o zaman aşk olmaz mı, Hocam? Aşk uğruna ne kadar ileri gitmeliyiz ki?

KEMAL: (Gözü Gamze’de... Rahatsız) Buna ancak aşkı yaşayanlar kendileri karar verebilir, Erkan!  Bu konuda kimsenin bir kural koymaya hakkı olduğunu sanmıyorum!

ERKAN: Ama adam kuralı koymuş: “Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk” diyor. Bu durumda, aşkın gerçek bir aşk olması için taraflardan birinin ölmesi gerekmiyor mu?

KEMAL: (Konuyu kapatmaya çalışarak) Şarkılar, o şarkıları yazanları bağlar, Erkan! Evet, başka konu önerisi olan var mı?

ERKAN: Ama yalnız şarkılarda değil ki, romanlarda, filmlerde, destanlarda da, aşıklar ölüyor. Bir aşkın büyük aşk olması aşıklardan biri ölmedikçe mümkün olmuyor.

Gamze, soğukkanlı biçimde kalkıp

kapıya doğru yürürken...

GAMZE: Özür dilerim, Hocam! Lavaboya gitmem gerek!

KEMAL: Tabii, Gamze!

Sessizlik... ve Gamze, kapıdan çıktığı

anda, sessizliğin patlamaya dönüşmesi...

Herkes, adeta çullanacakmış gibi Erkan’ın

üstüne yürür. İlk tepki Sanem’den gelecek

ve gayet net duyulacaktır, ondan sonrası

lafların birbirine karıştığı bir kaos...

SANEM: Sen n’apmaya çalışıyosun, lan, geri zekalı!

RABARBA: Gamze’nin hassasiyetini nasıl hesaplamazsın!... Duyarsız öküz... Arkadaşlar, Gamze aklıma bile gelmedi... Aklından çıkmamalı!... Hayvan işte n’olcak!... vb...

KEMAL: Çocuklar!... ÇOCUKLAR!!! Yeter artık! Erkan bu sınıfa yeni geldi... Sizin hassasiyetlerinize henüz yabancı olabilir.

ZEHRA: Olaylar, onun da gözü önünde yaşandı, Hocam! Bu kadar duyarsız olmaya hakkı yok!

ÖZGE: Aşk için ölmeliymiş!... Sırası mı lan?!!

DİZDAR: Başka şarkı mı yok hakkında konuşacak?!!

ERKAN: Arkadaşlar, özür dilerim, inanın sizlerden fazla üzülüyorum. Bu hata yüzünden kendimi asla affetmiycem.

İBO: Merak etme, seni biz de affetmiycez.

Zil çalar. Erkan’a yönelik homurtular devam

etmektedir.

KEMAL: Konuşmak için, yanlış yerde ve yanlış zamanda yanlış bi konu seçtin, Erkan! Umarım, hatanı gerçekten idrak etmişsindir.

ERKAN: Bi daha tekrarlamam, Hocam!

RIZA: Hele bi...

KEMAL: Hadi çıkıp hava alın biraz.

 

***

 

Barış Büktel hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=553

 

 

Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "6. bölüm"ü video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:

"ARKA SIRADAKİLER 6"

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5

 

Ayrıca bakınız: BARIŞ BÜKTEL BİYOGRAFİSİ