"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV
DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir
örnek:
"74. bölüm"den...

Kemal hoca (Bülent Yarar)
kendisi dahil, hiç kimseye gözü kapalı güvenmemelerinin ve hiç
kimsenin planlarının parçası, fedaisi, aleti veya maşası olmayı
kabul etmemelerinin niçin
gerektiği konusunda
öğrencilerle,
tartışıyor

Kemal hoca
hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için
tıklayınız:
www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all
Bu sahneyi
linç imzacılarına
ithaf ediyorum
COŞKUN BÜKTEL
KEMAL: Rıza!
RIZA: Buyrun, Hocam!
KEMAL: Bana güvenir misin?
RIZA: Tabii, Hocam, size nasıl güvenmem?!
KEMAL: Ben de senin bunu not endişesiyle söylemediğine
güveniyorum.
RIZA: Not konusu aklımdan bile geçmedi, Hocam!
DİZDAR (Fısıldayarak) Yalancıyı n’apsınlar?
KEMAL: Biliyorum, Rıza! Peki herkes bana Rıza kadar güveniyor
mu?
RABARBA: Tabii, Hocam... Kemal Hoca denince akar sular durur...
Size güvenmeyen ölsün, Hocam!! Size gözü kapalı güveniriz, Hocam!...
KEMAL: Diyelim ki beni rahatsız eden birileri var...
RABARBA: Ne?!!! Hemen, adını verin, gerisine karışmayın,
Hocam!!... Bizi fedainiz sayın, Hocam!... Bi işaretinize bakar: Vur
deyin vuralım, kır deyin kıralım!... O işi bitti sayın, Hocam!
İBO: Kimmiş bu sizi rahatsız eden denyolar, Hocam? Söyleyin,
hemen gidip icabına bakalım!
KEMAL: Gerçekten, benim gösterdiğim herhangi bir kişiyi hemen
gidip döver misiniz?
DİZDAR: Dövmek biraz hafif kalır, Hocam! Sizi rahatsız edecek
herifin bedeninde sağlam kemik bırakmayız, evelallah.
İBO: Herifi yere serdiğimizde halıdan ince görünür, Hocam!
KEMAL: Yani benim adamı parmağımla şöyle bir göstermem yeter:
Gidip sorgusuz sualsiz kemiklerini kırarsınız, öyle mi?
PAMUK: Daha beterini de yapabiliriz, Hocam!
ÖZGE: (Pamuk’a vurarak) Senin her tarafın beter olsa ne
olur lan?!
PAMUK: Öyle deme Özgem, bi senin için, bi de Kemal hoca için
yapmayacağım şey yoktur benim. Size yan bakan bi herif çıksın, sumo
güreşçisi bile olsa, dinlemem, dalarım valla!
RIZA: Dalsan ne olur oğlum?! Herifin yağları arasında sivrisinek
gibi kaybolup gidersin! Sumo güreşçisi senin daldığını fark etmez
bile!
İBO: Hocam, lavuğun adını adresini verin, gerisini merak
etmeyin!
KEMAL: Ya kızlar?
RABARBA: Biz de aynen, Hocam! O herifi yolarız valla, Hocam!
Yeter ki, siz işareti verin... Size yanlış yapan herifi var ya, aha
şu tırnaklarla derisini yüzeriz, Hocam!
KEMAL: Ya sen, Oktay! Herhangi birine dersini vermeni istesem,
bu ricamı yerine getirir misin?
OKTAY: Sizin kolay kolay böyle bir şey isteyebileceğinizi hayal
edemiyorum, Hocam! Ama, olur da isterseniz, o adama bir ders
verilmesini gerekli görürseniz, demek ki gerçekten gerekli, diye
düşünür ve gereğini yaparım!
RIZA: Elbette yaparız, Hocam! Vur deyin, vuralım! Kır deyin
kıralım! Sizin uğrunuza canımız feda!
İBO: N’olcaktı, n’olcaktı!
KEMAL: Yani şu an benim elimde, istediğim hedefe
yönlendirebileceğim, bana sorgusuz sualsiz itaat etmeye hazır, küçük
bir ordu var, öyle mi?
RABARBA: Elbette, Hocam!... Bunda şaşacak ne var ki?... Biz
sizinle pek çok şey yaşadık... Sizi pek çok olayda defalarca test
ettik ve siz bütün testlerimizden geçtiniz, Hocam!... Size
güvenmeyip de kime güveneceğiz ki?
KEMAL: Kime mi güveneceksiniz? İlle birilerine güvenmek zorunda
mısınız?
RABARBA: Elbette, Hocam! Yalnızlık Allah’a mahsus... Başka
insanlara güvenmezsek, hayat çekilmez, Hocam!
KEMAL: İnsanlara güvenmek güzel de, güvenecek birilerini arıyor
olmak, sürekli olarak sırtını güvenle dayayabileceği birilerine
ihtiyaç duymak, hiç hoş değil, çocuklar! Bu bi zaaf belirtisi!...
Oysa hayata karşı, ruhsal ve bedensel olarak, gerektiğinde tek
başınıza mücadele edebilecek ve kimsenin yardımı olmadan da ayakta
kalabilecek kadar güçlü, donanımlı ve hazırlıklı olmalısınız!
Kendinizi kendinizden başka kimseye güvenmek zorunda duymamalısız!
OKTAY: İyi de, size güveniyoruz, Hocam! Bunu değiştirmek
elimizde değil ki... Hem neden değiştirelim ki? Size güvenmemizin
neresi kötü?
KEMAL: Bana güvenmeniz, güzel! Bununla gurur duyuyorum! Ama bu
güvenin, körü körüne bir bağlılığa dönüşmesine asla izin
vermemelisiniz!
Bana
ya da bir başkasına gözü kapalı güvenmeyi asla aklınızdan
geçirmemelisiniz! Bana ya da bir başkasına duyduğunuz güvenin, sizi,
kullanılmaya hazır, düşüncesiz robotlar haline getirmesine asla izin
vermemelisiniz! Ne demek vur deyin vuralım, kır deyin kıralım! Size
“vur” ya da “kır” dediğim anda, gözünüzü açmalı, aklınızı derhal
devreye sokmalı ve sizi şiddete yönelttiğim için, beni sorgulamalı,
benden hesap sormalısınız! Kimseye gözü kapalı güvenmemeli, körü
körüne inanmamalısınız! Kimsenin sizin yerinize düşünmesine rıza
göstermemeli, kimsenin fedaisi olmamalısınız! Yoksa kullanılırsınız!
Başkalarının haksız menfaatlerine alet olabilir, iğrenç maksatlar
için kolayca yönlendirilebilir; sonunda, kişiliğinizi tamamen
yitirip basit bir maşa haline dönüşebilirsiniz!
RABARBA: Sizden bize zarar gelmez, Hocam! Biz kime
güveneceğimizi biliriz, Hocam!
KEMAL: Kime güveneceğinizi bilmeniz yetmez, ne kadar, nereye
kadar güveneceğinizi de bilmek zorundasınız! Ne kadar güvenirseniz
güvenin, gözü kapalı değil, gözü açık güvenmeli ve kimsenin maşası
olmamalısınız!
DİZDAR: Bundan sonra matematik problemlerinde kimse bana
güvenmesin! Ben sizin maşanız değilim!
Kemal, güler. Çocuklar, Dizdar’a
vururlar, kalem, kağıt atarlar.
zil çalar.
KEMAL: İnşallah, içinizde beni Dizdar kadar yanlış anlayan bi
başkası daha yoktur. Unutmayın, ben bencilliği de onaylamıyorun.
DİZDAR: Ben sizi yanlış anlamadım, Hocam, espri yapıyordum.
KEMAL: (Gülümseyerek) Biliyorum, Dizdar!
Kemal çıkar.
***
BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E
KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN
TIKLAYINIZ!
Not: youtube kapatıldığı için "Arka
Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni
bölümlerin videoları için
"Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine
bakabilirsiniz:
http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5
|