Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir örnek:
"62. bölüm sonu ve 63. bölüm başı"

 

 

 
 
 
MAVİ SAKAL YAKALANIYOR

 

 

 

 

 

 

 

Coşkun Büktel

 

 

 

 

    

           

    Tuncer Öz (Barış/Mavi Sakal)          Merve Erdoğan (Eda)                 Barış Büktel (Ali)          

 

 

EK SAHNE   BARIŞ/EV          BARIŞ-TUBA

 

Tuba, elektrikli süpürgeyle çalışmaktayken,

Barış, kapıyı aniden ve sonuna kadar açarak

içeri girer. Yaralı ve korkmuş bi hayvan gibi,

vahşi ve dağınık bir haldedir.

 TUBA: Barış?

Barış hiç konuşmadan montunu çıkarır.

Odasına girmek üzereyken, Tuba telaşla

atılıp önüne geçer.

TUBA: Barış, ablacım, bi şey mi oldu?

BARIŞ: Bi şey yok, abla!

TUBA: Ama sen titriyosun?!

BARIŞ: (Göz yaşları içinde) Yalvarırım, yalvarırırım, durdur şu süpürgenin gürültüsünü!

Tuba, süpürge fişini çekerken, Barış

odasına girip kapıyı kapatır.

Tuba, kapıya gelir. Açıp girmeye

cesaret edemez. İçeriye keseriz.

 

EK SAHNE   BARIŞ/ODA          BARIŞ-TUBA

 

Barış, bir çekmece açıp içinden

bir defter çıkarır.

BARIŞ: Hayır, seni yazmıycam! Bu kadar pahalıya malolmuş bi romanın yazarı olmak istemiyorum. Bu beni aştı! Bu kadarını göze almış değildim! Bu uğursuz roman uğruna bu kadar insan kanı dökülmesine dayanabilecek kadar güçlü değilim! Hiçbi günahları yoktu!... Senin yüzünden!... Sana olan uğursuz tutkum yüzünden!... Beni bi canavara dönüştürdün! Ama seni bitiricem! Seni yok ederek bitiricem! Bi daha asla doğamıycaksın! Beynimden temelli kazıyıp atıcam seni!

Barış defteri duvara doğru fırlatıp

atar. Duvara çarpan defter yere

düşünce, daha da öfkeyle yerden

aldığı defteri, hüngür hüngür ağlayarak

parçalamaya başlar. Sonunda yorgunluktan

ayakta duramıyormuş gibi olduğu yere

çöküp oturur. Yaralı bi hayvan gibi

inleyerek ağlamaktadır.

BARIŞ: Bana neler yaptığını görüyor musun, Gamze!  Gamze!... Gamze!... İşte kazandın! Sen kazandın, ben kaybettim! Bi daha anmamaya yemin ettiğim adını, tekrar tekrar haykırıyorum işte! Gamze!... Gamze!... Gamze!... Kendime söz vermiştim: Bu defteri yırtıp attığım gibi seni de beynimden kazıyıp atacağıma söz vermiştim. Adını bi daha anmıycağıma söz vermiştim! Ama hiçbir şey hesapladığım gibi gitmedi! Attığım her adım mümkün olan en korkunç sonuca doğru götürdü beni! Ve son perde az önce bir katliamın kan banyosuyla bitti! Bu kadarına kim dayanabilir? Kendime saygımı kaybettikten sonra, hâlâ o saçma yemine sadık kalmanın ne yararı olabilir ki?!! Evet, Gamze! Evet, yenildim! Seni unutmuş gibi yapmayı daha fazla sürdüremedim! Az önce yaşadığım korkunç felaketten sonra, aylardır sürdürdüğüm o komik oyuna nasıl devam edebilirdim! Senin yerine o defterle konuşmaya, kafamdan seni atmak yerine o defteri atarak kendimi kandırmaya daha fazla nasıl dayanabilirdim! İtiraf ediyorum işte: Onu senin için yazmaktaydım. Onu yazabilmek için göze aldığım tüm çılgınlıkları sırf senin uğruna tasarlamıştım! Beni bi canavara dönüştüren şey, aslında romanım değildi, Gamze! O, sendin, Gamze! Benden bi canavar yaratan sendin! Romanımdan değil, aslında senden nefret ediyorum, Gamze! Senden nefret, nefret, nefret ediyorum, Gamze!!! 

Kapı açılır. Elinde çay tepsisiyle

Tuba girer.

 TUBA: Barış sana çay... Barış!! Barış, n’oldu sana!

Barış, Tuba’ya sarılarak hıçkıra hıçkıra

ağlamaya başlar.

BARIŞ: Çok kötü şeyler oldu, abla! Korkunç şeyler! Silahlar patladı! İnsanlar vuruldu! Her şeyden habersiz masum insanlar gözlerimin önünde vurulup öldüler, abla! Hepsi benim yüzümden!... Hepsi benim yüzümden!... Eda’nın babası benim yüzümden öldü abla!

TUBA: Ne?!! Eda’nın babası mı?!! Barış!! Barış, neler diyorsun sen?!! Eda’nın babası öldü mü?!!

BARIŞ: Yalnız o değil, başkaları da öldü, Abla! Gözlerimin önünde kanlar içinde yıkılıp yere serilen iki de polis gördüm. Tam bir katliam yaşadık, abla! Ben bu yükü artık nasıl taşırım, abla?!!

Telefon çalar. Barış telefona bakar.

BARIŞ: (Ablasına ve çok şaşkın biçimde) Bu, Eda! Amcasıyla birlikte Ali’yi kaçırmıştı.

TUBA: Ne?!!

BARIŞ: Babası da ordaydı ama, çıkan çatışmada babası öldü.

TUBA: İnanamıyorum! Barış neler diyorsun sen?

BARIŞ: (Telefona) Eda?

EDA: (Ses) Merhaba, Barış!

BARIŞ: Eda! Nerdesin, Eda?!! Bunu nasıl yapabildin, Eda?!! Sen... sen bu hale nasıl gelebildin, Eda?!! Baban... babanın ölümünü nasıl göze alabildin, Eda!!

EDA: (Ses) Babamın ölümünü göze almış değildim. Onun ölümü benim en büyük felaketim oldu. Ama yas tutmaya vaktim yok! Şimdi eylem zamanı! Ali denen o pislik şu an elimde! Artık roller değişti. Artık intikam zamanı!

BARIŞ: Eda!! Sakın saçma bi şey yapmaya kalkma!!

EDA: (Ses) Merak etme! Sen gelinceye dek hiçbi şey yapmıycam! Ali’yi cezasını çekerken görmek, benim kadar senin de hakkın! Bekliyorum, Barış! Mavi Sakal’ın cezasını vermek için, Mavi Sakal’ın ininde seni bekliyorum.

BARIŞ: Hemen geliyorum, Eda! Sakın ben gelmeden önce Ali’ye dokunmaya kalkma! Sakın herhangi bir...

Barış telefonu kulağından çeker.

Tuba’ya dönerek, rüyadaymış gibi

bir tonlamayla gereksiz bilgiyi

verir.

BARIŞ: Kapattı.

Barış, bir an için içine düştüğü dalgınlıktan

birdenbire sıyrılır. Ayağa fırlayıp montunu

alarak, Tuba’nın “Nereye?” diye sormasına

bile fırsat vermeden, hızla çıkıp gider.

 

(Burada araya bir ya da iki conta sahne

girdikten sonra, final sahnesine geçeriz.)

 

 

EK SAHNE: MAVİ SAKAL’IN DEPOSU    

 

Barış’ın, terkedilmiş fabrikaya dışarıdan

girişini gördüğümüz birkaç plandan sonra,

Barış, Eda’nın bir zamanlar hapsedilmiş

olduğu odaya girer. Çırılçıplak odanın

ortasında bir masa, masanın ortasında

eski bir televizyon vardır. Tavana yakın

köşede ise, eskisi gibi bir kamera

bulunmaktadır.

Görünmeyen bir mikrofondan Eda’nın

sesi duyulur.

EDA: (Ses) Hoşgeldin, Barış!

BARIŞ: Eda? Nerdesin, Eda?!

EDA: (Ses) Beni bulamazsın, Barış! Ama görmek istiyorsan, yalnızca televizyonu aç!

Barış televizyonu açar. Ekranda Eda

ile Ali görünür. Eda kameranın karşısında

ayakta durmakta... Ali, bir koltukta, elleri

ve ayakları sımsıkı bağlanmış olarak

oturmaktadır.

BARIŞ: Ne demek bu, Eda?! Neden karşıma çıkmıyorsun?!!

EDA: Çünkü beni engellemenden korkuyorum, Barış! Ali’den yeterince nefret edemezsin diye korkuyorum. Benim nefret ettiğim kadar nefret edebilir misin Ali’den?

BARIŞ: Ona ne yapmayı düşünüyorsun Eda?

EDA: Bana hep anlattığın bi rüyan vardı, Barış! Hatırlıyor musun? Hani Ali’nin seni tıpkı böyle bağladığı, sonra üstüne benzin döküp seni yaktığı rüya!... Unutmuş olamazsın! İşte sana sürpriz hediyem: (kameranın görmediği bir yerden bir benzin bidonu çıkararak Barış’a gösterir) Rüyaların gerçek olucak, Barış! Ama tek farkla: Bu kez yanan sen olmıycaksın! Bu kez yanan o olucak! Mavi Sakal hem sana, hem bana, hem babama yaptıklarının bedelini, cayır cayır yanarak ödemiş olucak!

Eda Ali’nin üstüne benzin dökmeye başlar.

ALİ: Saçmalama Eda! Ben masumum, niye anlamıyorsun, ben masumum, Eda! Yapma!! Yapma bunu Eda!!! Barış!! Barış söyle ona!! Ne olur söyle ona!! (Hüngür hüngür ağlayarak) Ölmek istemiyorum, böyle ölmek istemiyorum!! Yalvarırım, yalvarırım, durdur onu, Barış!! Durdur onu!! Durur onu!! Böyle ölmek istemiyorum... Bunu yapmayın bana!! Ben bunu hak etmedim!! Ben bunu hak etmedim!! vb...

BARIŞ: Eda!! Hayır, Eda!! Bunu sakın yapma, Eda!! Bunu yapamazsın, Eda!! 

EDA: (Benzini biten bidonu bi köşeye fırlatarak, sakin) Yapamaz mıyım? Niye?

BARIŞ: Niye mi?!! Çılgınlık bu, Eda!!

BARIŞ: Elbette, çılgınlık!! Söyler misin, bana, bize  yapılan çılgınlıkların çılgınca olmayan bir bedeli bulunabilir mi? Çılgınlıkmış!! Elbette, çılgınlık!! Göze göz, dişe diş, çılgınlığa çılgınlık!!

ALİ: Bu yalnızca çılgınlık, değil, haksızlık, Eda!! Ben masumum, ben bunu hak etmedim!! Barış!! Söyle ona, Barış!! Ona masum olduğumu söylesene, Barış!!!

EDA: Hayır, henüz masum değilsin!! Ama az sonra masum olucaksın!! Ateş bütün günahlarını yakıp yok edicek!! Ateş en etkili mikropkırandır. Ateş seni arındırıcak! Dünya senden kurtulucak!!!

Eda, bir çakmak çıkarıp yakar.

BARIŞ: Hayır, Eda!! Artık ateş istemiyorum!! Ateş istemiyorum!! Yeryüzünde bir tek canlının daha yanmasını istemiyorum!!

ALİ: Eda, yapma!!! Eda, sakın!!... Eda sakın!!... Barış!! Lütfen söyle ona!! Masum olduğumu söyle ona!! Barış, lütfen!! Barış lütfen!! Lütfen!! Lütfen!! Lütfeeeeen!

BARIŞ: Eda, hayır!! Eda, hayır!! Hayır!! Hayır!! Hayıııır!!

ALİ: Masum olduğumu söyle ona!!! Durdur onu!!! Durdur onu!!! Durdur!! Durdur!! Durdur onu!!!

BARIŞ: Yapma Eda!! Bunu kaldıramam Eda!! Bunu görmeye dayanamam, Eda!!

EDA: Dayanamaz mısın?!!! Çok yufka yürekliymişsin, Barış!! Beni hayal kırıklığına uğrattın!! Seni çağırmam gerekmiyormuş!! Madem dayanamıyorsun, gözlerini kapa!! Sen bu sahneyi seyretmeyi hak etmiyorsun!! 

Eda çakmağı Ali’nin üstüne attıktan sonra,

uzaktan kumandayla ekranı karartır.

Ekranın kararmasından bir saniye sonra,

Ali’nin korkunç çığlıkları duyulmaya başlar.

 

Barış, çığlıkları duymamak için, elleriyle

kulaklarını kapayarak, yere çöker. Ama

çığlıklar duyulmayacak gibi değildir. Barış,

sanki kendisi yanıyormuş gibi acı çekerek,

cenin biçimi alıp yerde kıvranmaya başlar.

BARIŞ: Hayır, Eda, yanlış, yanlış bu Eda!! Ali masumdu Eda!! Ali masumdu Eda!! O bendim, Eda!! Mavi Sakal bendim, Eda!! Bunu söylemek için bir saniye geç kalmam canavarlıktı, Eda!! Mavi Sakal bi canavardır, Eda!! Ben bi canavarım, Eda!! Bir saniye önce konuşmalıydım!! Bir saniyelik gecikmeyle tekrar insan olma şansımı ebediyen kaybettim!! Ebediyen bi canavar olarak kalıcam, Eda!! Sana gerçeği bir saniye önce söylesem, Ali’yi de, seni de, kendi ruhumu da kurtarabilirdim, Eda!

ALİ: (Ses) Belki hala kurtarabilirsin!

Barış, başını kaldırır. Kamera onun

başını kaldırmasına paralel bir ritmle

geriye açılır ve o zaman, Ali, Eda, Kemal

ve Cüneyt’i, Barış’ın yanı başında görürüz.

Kapıda da, iki üniformalı polis vardır. Ali’nin

giysileri ıslaktır.

BARIŞ: Sen!! Sen yaşıyosun!

ALİ: Bence de!

BARIŞ: Yani bütün o çığlıklar...

ALİ: Rol yaptım.

BARIŞ: Üstüne dökülen benzin...

ALİ: Çeşme suyuydu.

BARIŞ: Peki ya Eda’nın babası?

EDA: Turp gibi. Sana selâmı var.

BARIŞ: Demek her şey bi tezgahtı?

KEMAL: Son pişmanlık fayda vermez denilir ama, Ali’nin yanmasına pişman olduğun için, senin adına çok sevindim Barış. Sağlıklı bi tepkiydi.

BARIŞ: Beni aldattınız, Hocam!

KEMAL: Buna sevinmen gerek: Ali’nin yanmış olmasını tercih etmezdin, di mi?

BARIŞ: Hayır, Hocam, etmezdim!

CÜNEYT: Gitmemiz gerekiyor, Barış! Kalkabilecek misin?

BARIŞ: Evet!

Barış, yorgun argın kalkarken, Cüneyt

Polislerden birine bir baş işareti yapar.

Polis gelip Barış’ı kelepçeler. Hep

birlikte çıkarlarken... keseriz.

 

***

 

Barış Büktel hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=553

 

 

Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "6. bölüm"ü video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:

"ARKA SIRADAKİLER 6"

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5

 

Ayrıca bakınız: BARIŞ BÜKTEL BİYOGRAFİSİ