Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir örnek: "57. bölüm"den...

 

 

 
 

Bülent Emin Yarar'ın canlandırdığı

Kemal hoca, öğrencilere Oğuz Atay'ın niçin ekonomik krizden daha önemli olduğunu anlatıyor

 

11 Ocak 2009 Pazar günü, yalnızca diziler arasında değil,

"tüm" programlar arasında birinci olan 57. bölümden

 

 

 

 

 

 

 

Kemal hoca hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all

  

 

 

 

EK SAHNE    SINIF

 

KEMAL: Evet, Yadigar, bize “Tutunamayanlar”ı anlatmaya hazır mısın?

YADİGAR: Malesef değilim, Hocam!

KEMAL: Ne demek “değilim”? Yoksa hangi “Tutunamayanlar”dan bahsettiğimi hatırlamıyor musun?

YADİGAR: Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ından bahsediyorsunuz.

KEMAL: Güzel, yazarını hatırlıyorsun. Peki on beş gün önce senden ödev olarak “Tutunamayanlar”ı okumanı ve okuduktan sonra neden beğendiğini ya da beğenmediğini sınıfta anlatmanı istediğimi de hatırlıyor musun?

YADİGAR: Gayet iyi hatırlıyorum, Hocam! Ama ne yapayım, okuyamadım. Bu kriz ortamında, evimizin geliri yarıdan fazla azalmışken, çevremde sevdiğim insanlar, kriz yüzünden işlerini kaybedip açlık tehlikesiyle yüz yüze gelirken, kafamı Oğuz Atay’a veremedim işte.

RIZA: Yadigar, haklı, Hocam! Kriz bizim çevremizde kendini daha şiddetli hissettirmeye başladı.

İBO: Zaten krizler hep bizim gibileri vurur. Kabak hep bizlerin başına patlar.

ÖZGE: Edebiyat yapmanın sırası değil, Hocam! Bırakalım Oğuz Atay’ı, “Tutunamayanlar”ı falan da, krizi konuşalım bence!

KEMAL: Hepiniz böyle mi düşünüyorsunuz?

RABARBA: Eveet!... Belimiz büküldü, Hocam! Yarınımızdan emin değiliz. Bu moralle ders mi yapılır, Hocam! Oğuz Atay’ın bize bi faydası yok ki!... “Tutunamayanlar”mış!... Asıl tutunamayanlar biziz, Hocam!

KEMAL: Gördüğüm kadarıyla kiminiz kriz yüzünden gerçekten acı çekiyor, kiminiz ise yalnızca dersi kaynatmak istiyor.

RABARBA: Hepimiz acı çekiyoruz, Hocam! Bu lanet kriz hepimizi vurdu, Hocam! Bu sabah kahvaltı bile edemedik, Hocam. Valla açlıktan başım dönüyor, Hocam! Vb...

KEMAL: Pekala! Bırakın, soytarılığı! Madem ki krizin Oğuz Atay’dan daha önemli olduğunu düşünüyorsunuz, tamam, krizi konuşalım!

OKTAY: Siz, krizin Oğuz Atay’dan daha önemli olduğunu düşünmüyor musunuz yani, Hocam?

KEMAL: Hayır, düşünmüyorum, Oktay!

RIZA: Niye? Kriz bize uğramıycak diye mi?

İBO: Bizi “teğet masalıyla” uyutmak niyetinde olamazsınız, di mi Hocam!

YADİGAR: Ne teğeti ya! Teğet geçmeyi bırak, bizi tam onikiden vurdu!

ASLIM: Hocam, krizi nasıl önemsemezsiniz ya?

DİZDAR: Kemal hoca, ne zaman Kemal Unakıtan hoca oldu?

FIRAT:  Valla beni çok şaşırttınız, Hocam!

EDA: Ben artık hiçbi şeye şaşırmıyorum.

GAMZE: Hocam, krizi neden önemsemediğinizi bize de anlatır mısınız?

KEMAL: Evet, eğer susarsanız, niyetim o!

Herkes susar. Sessizlik kesinleşince

Kemal konuşmaya başlar.

KEMAL: Öncelikle şunu belirteyim: Ben, ekonomist değilim! Ekonomik veriler ve rakamlar konusunda bilgili değilim. Sizlerin benden daha bilgisiz olmanızdan yararlanarak, size yalan yanlış şeyler anlatmaya kalkışacak da değilim. Kriz bizi teğet mi geçecek, yoksa on ikiden mi vuracak, bunu söyleyebilecek ehliyetim yok benim.

OKTAY: Ama krizin Oğuz Atay’dan daha önemli olmadığını söyleyebilecek ehliyetiniz var?

KEMAL: Evet, kriz bence Oğuz Atay’dan daha önemli değil. Bu, krizi önemsiz bulduğum anlamına gelmiyor, Oğuz Atay’ı daha önemli bulduğum anlamına geliyor.

OKTAY: Afedersiniz, Hocam ama, hiç inandırıcı değil. Krizin yanında Oğuz Atay'ın ne önemi olabilir ki?...

KEMAL: Bunu ancak Oğuz Atay’ı okuyarak anlayabilirsiniz. Oğuz Atay’ı ve okunmaya değer diğer yazarları okursanız, bu krizi değil ama, tüm krizlerin genel mekanizmasını anlayan insanlar haline gelirsiniz. O mekanizmayı anlayan insanlar olarak örgütlendiğinizde ise, krizi size fatura edemeyecekleri bir güce erişirsiniz.

YADİGAR: Hocam, biraz göz attım “Tutunamayanlar”a... Oğuz Atay krizden mirizden bahsetmiyor ki!... Adam edebiyatçı.... Edebiyat yapıyor.

KEMAL: Edebiyat, yani Oğuz Atay’ın Türkçe’deki en parlak örneğini verdiği gerçek edebiyat, senin deyişinle “krizden mrizden” bahsetmez ama, senin  hayata bakışını öyle bir derinleştirir, zekanı öyle bir keskinleştirir ki, Yadigar, hayat ve insanlarla ilgili hiçbir konuda, bilgi sahibi olmadığın konularda bile, kendini artık çaresiz hissetmezsin. Bilmediğin konularda bile, neyi, niçin ve ne kadar bilmediğini bilir; ne kadar bilmen gerektiğine doğru karar verebilirsin. Ben bu krizi, ekonomistler kadar bilmeye ihtiyaç duymuyorum. “Daha çok tüketim”e dayanan kapitalist ekonomilerde, tüketicilerin tüketme kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle, periyodik krizlerin kaçınılmaz olduğunu bilmek bana yetiyor. Bu kriz, global çıkarları uğruna dünyaya kapitalizmi dayatan global şirketlerin ve onların kontrol ettiği devletlerin krizi... Ama kontrol onlarda olduğu için, krizin faturasını krize neden olanlar değil, her şeyden habersiz olanlar ödiycek. Global ekonomiler çağında artık hiçbir ülke tek başına bir ada gibi içine kapanmış yaşayamadığından, ülkelerin ekonomileri birbirleriyle olan alışverişleri sayesinde sürdürülebilir olduğundan, domino prensibi gereğince, krizin devirdiği her şirket ona yaslanmış bir başka şirketi devirecek ve devrilme sırası eninde sonunda bizim ülkemizin şirketlerine ve o şirketlere bağımlı işçilere ve o işçilerin satın alma gücüne bağımlı esnaflara, yani tek tek hepimize gelicek. Oyunu kuran global güçler aralarında anlaşarak düdüğü çalıp oyunu durdurmazlarsa, son domino taşı devrilinceye kadar bu böyle sürecek. Benim kabataslak olarak krizden anladığım şey, bu. Bu kadarını bilmek bana yetiyor. Krize karşı bireysel olarak yapabileceğim tek şey, krizin vuruşuyla devrildiğimde tekrar ayağa kalkabilecek moral gücüne sahip olup işimi devam ettirmek. İşimi yani Oğuz Atay’ı ve onun neden önemli bir yazar olduğunu size anlatmayı, işte bu nedenle, krizden daha fazla önemsiyorum.

Kemal susar. Sınıf susar. Birkaç saniye

tam bir sessizlik olur.

YADİGAR: Söz veriyorum, Hocam: “Tutunamayanlar”ı bir hafta içinde okuyup bitiricem.

RABARBA: Ben de okuycam, Hocam!... Ben de!... Ben de!... Ben de!... Abi neymiş bu Oğuz Atay ya!... Kemal hocayı bile etkilediğine göre önemli bi herif olmalı!... Ben de okuycam, abi!... Gidin ya, şimdi gaza gelmiş konuşuyosunuz, internetten ve çetten başınızı kaldırıp nasıl okuycaksınız tuğla gibi kitabı?!

Zil çalar.

KEMAL: Pekâlâ!... Çıkabilirsiniz.

 

 

BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "57. bölüm"ü video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:

"ARKA SIRADAKİLER 57"

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5