Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından iki örnek: "73. ve 74. bölümlerden"

 

 

 
23 Haziran 2009

 

Gamze (Sinem Öztürk), Oktay'a (Bülent Çetinarslan), nasıl olup da, Buket'in (Esin Civangil) hamilelik yalanını öğrenmiş olduğu halde, o nikah defterine yine de imza atabildiğini sorar.

 

 

 

 

 

Sinem Öztürk (Gamze)                             Bülent Çetinarslan (Oktay)

 

 

NOT: Üstü sarıya boyanmış bölümler Coşkun Büktel tarafından senaryoya eklenmiştir.

 

73. BÖLÜM

      

37. OKUL BAHÇE/DIŞ/GÜN

 

Oktay bankta otururken Gamze gelir.

OKTAY – Hah ben de seni arıyordum.

GAMZE – Sana inanamıyorum Oktay!

OKTAY – (şaşkın) Noluyor?

GAMZE – Nasıl yaparsın bunu? Böyle aptalca bir şeyi nasıl yaparsın?!

OKTAY – Gamze... Neden bahsettiğini bana da anlatacak mısın?

GAMZE – Nikahta yaptığın saçmalıktan bahsediyorum. Nikah defterine imza atıp sonra Buket’le konuşmandan kendini Buket’in insafına terk etmenden bahsediyorum.

OKTAY – Sen nerden öğrendin bunu?

GAMZE – İbo Sibel’e anlatmış, Sibel de bana söyledi. Ya hiç mi mantık yok sende? Seninle evlenebilmek için ne taklalar atmış kıza hayat dersi vericem diye kendini nasıl böyle bir riske sokarsın. Ya vazgeçmeseydi? Vazgeçmeseydi nolucaktı?

OKTAY – (güler)Buket’le evlenmiş olacaktık.

Gamze Oktay’a vurur. Oktay güler.

OKTAY – Kızma. Sonuçta vazgeçti dii mi?Buket’i az da olsa tanıyorum Gamze. Mantıklı bir kız o…

GAMZE – Hamilelik yalanını uyduracak kadar mantıklı!

OKTAY: Evet, kendini çaresiz hissettiğinde, o da hepimiz gibi son çare olarak saçmalayabiliyor. O imzayı işte o yüzden attım: Buket kendini çaresiz hissetmesin ve saçmalamasın diye... Seçme şansı bulunduğunda Buket’in doğru düşünüp doğru karar vereceğinden emindim. O yüzden ona seçme şansı tanıdım.

GAMZE: Ama ona seçme şansı tanıman yüzünden, ikimiz de seçme şansımızı sonsuza dek kaybedebilirdik.

OKTAY: Ama kaybetmedik, di mi?

GAMZE: Ama kaybedebilirdik, di mi?

OKTAY: Ne yani bu yüzden şimdi tekrar mı kavga edicez? Herkes yeniden birleşmemize bu kadar sevinmişken, herkesin sevincini kursağında mı bırakıcaz? Bak söyliyim, yeniden ayrılırsak bizi linç ederler valla!

GAMZE: Aklına estiği gibi davranman, geleceğimizi ve mutluluğumuzu gözünü kırpmadan o kumar masasına benzeyen nikah masasına yatırman, birleşmemize sevinenleri rahatsız etmiyor olabilir ama beni rahatsız ediyor, Oktay! Rahatsız etmek ne kelime! Bu gözükara davranışların beni fena halde korkutuyor! Üstelik canımı ayrıca sıkan bi konu daha var: Söyler misin, şimdi ben seni Buket’in insafı sayesinde mi geri kazandım?

OKTAY: Bundan rahatsız olmana gerek yok! Buket beni değil de, ben Buket’i terk etseydim, Buket’in takıntısı haline gelecektim ve ondan asla kurtulamıycaktık. Nazan’ın İbo ve Sibel’e yaptıklarını hatırlasana! Hâlâ anlamıyor musun? Ben ikimiz için en doğru olanı yaptım.

GAMZE: Ah, Oktay! Ah, Oktay! Seninle olmak çok zor, sensiz olmak ise nefessiz olmak gibi!.. Ne yapıcam, ben?

OKTAY: Gelecekte mi, yakın gelecekte mi?

GAMZE: Her ikisinde de...

OKTAY: Yakın gelecekteki ilk işin beni tekrar öpmek olacak.

Öpüşürler.

 

***

 

Memo (Caner Erdem), Ece'ye (Enise Ütük)entelektüel adam havası atmaya çalışırken, Ali (Barış Büktel) arkadaşı Memo'nun potlarını umutsuzca örtbas etmeye çalışmakta...

 

 

           Ali                    Saffet      Nilüfer      Ece            Memo

 

                                     74.BÖLÜM

 

EK SAHNE      KAFE / GÜN     SAFFET, NİLÜFER, MEMO, ALİ, ECE

Saffet, Nilüfer ve Ece’yle oturmaktayken,

Ali ile Memo gelir.

SAFFET: Nereye oğlum, gelsenize!

MEMO: Rahatsız etmeyelim dedik, Saffet!

SAFFET: Ne rahatsızlığı ya, hep birlikte oturuyoruz işte.

Ali ve Memo otururlar.

ALİ: Merhaba!

ECE: Merhaba!

NİLÜFER: Merhaba!

MEMO (Özellikle Ece’ye) Nasılsın?

ECE: İyi, yani her şeye rağmen...

MEMO: Nasıl yani, neye rağmen?

ECE: Sınavlara tabii... sınav stresine rağmen... Başka ne olabilir ki?

MEMO: Valla benim hiç yok öyle bir stresim.

ECE: Niye, kendinden çok mu eminsin?

MEMO: Üniversiteye girmek istediğimden çok emin değilim?

ECE: Ya sen Ali, sen de üniversiteye girmek niyetinde değil misin?

ALİ: Niyetli olmak yeterse, ben niyetliyim de, bakalım, görücez artık.

SAFFET: Siz bakmayın onun alçaktan uçtuğuna, içimizde üniversite kazanması garanti olan tek kişi Ali...

ALİ: Abartma Saffet!

SAFFET: Ne abartması, lan! (Kızlara) İnanır mısınız, bu herif var ya bu herif, resmen kitap okumayı seviyo. Hani hiç mecbur olmasa bile kitap okuyo! Senin benim gibi normal insanlar gezip tozmaktan, eğlenmekten zevk alırız, di mi? Bu anormal hilkat garibesi de kitap okumaktan zevk alıyo.

ECE: Kitap okumayı ben de severim.

Ali Ece’ye ilk kez alıcı gözle bakar.

SAFFET: Nee? (Nilüfer’e) Hayatım, bana hep normal insanlarla takıldığını söylemiştin.

MEMO: Ben Ece’yi gayet normal buluyorum. Hatta aşırı normal!

SAFFET: Yuh! Ulan aşırı olan normal olur mu?

MEMO: Umurumda değil, Ece ister aşırı ister normal olsun, ikisi de ona yakışıyo.

SAFFET: (Anladığını vurgulayarak) Haaaa!

Ece, Memo’nun açık ilgisinden rahatsız

olmuştur ama belli etmemeye çalışır.

ECE: Hangi üniversiteye gitmeyi düşünüyorsun, Ali?

SAFFET: İstediği üniversiteye girer o, düşünsene herif cebinde kitapla geziyo.

ALİ: İyi de, sınavlarda benim okuduğum kitapları sormuyolar ki!

MEMO: (Ece’ye) Bazen ben de kitap okuyorum, pek fena olmuyo, sıkılmıyorum yani.

ECE: Roman türü şeyler mi okuyosun, Ali?

MEMO: Ben en çok roman okumayı seviyorum.

Ali kalkar.

ALİ: Bana müsade!

SAFFET: Nereye lan, daha zile dört dakika var?

ALİ: Bi telefon etmem gerek! Hoşçakalın!

Ali gider.

MEMO: Bukovski’yi bilir misin, Ece?

ECE: Evet, tabii!

MEMO: Ya Namık Kemal’i?

Memo’nun son sorusu masada bir sessizlik

yaratır. Diğerleri Memo’ya gülmemek için

kendilerini tutmaktayken...

MEMO: Valla ben en çok Bukovski’yle Namık Kemal’i beğeniyorum.

 

EK SAHNE      SAFFET / EV          SAFFET, MEMO, ALİ

MEMO: Valla, abiler, ben bu Ece’ye fena çarpıldım.

SAFFET: Farkettik, canım.

MEMO: Hadi ya? Çok mu belli oldu, lan!

SAFFET: Yok be, oğlum, sırf ayran budalası gibi ağzın açık baka kaldın diye, kız senin kendisine sarktığını anlamış olamaz herhalde. Yok yok, bence anlamamıştır, çünkü salyaların bile akmıyodu. Yani iyi ki zil yetişti, yoksa bikaç saniye sonra salyaların da akıcak, kız mutlaka anlıycaktı.

MEMO: Ya dalga geçme Saffet, fena çarpıldım diyorum. İnsan bi umut verir ya!

SAFFET: Ulan sana nasıl umut vereyim, umutsuz  vaka? Kıza ne dedi biliyo musun, Ali?

ALİ: Ne dedi?

SAFFET: En çok sevdiği iki yazarı söyledi, biri Bukovski’ymiş, öbürü kim olabilir sence? Hadi tahmin et!

ALİ: Paul Auster mı?... Ama Memo’nun Auster’ı duyduğunu sanmam! Gerçi Bukovski’yi benden duydu ama... Öbürü kim olabilir? Bukovski’yi seven bi adamın ikinci tercihi, Chuck Palahniuk, David Mamet, Sam Shepard, ya da İtalo Calvino, Jerzy Kosinski filan olabilir. Ama Memo’nun bu isimleri de duyduğunu sanmam. Hah, Orhan Pamuk mu?

SAFFET: Hayır, abi, sevgili Memomuzun birinci tercihi Bukovski, ikinci tercihi, tatata taam, Namık Kemal!

ALİ: (Refleks) Oha!

Saffet’le Ali kahkahayı basarlar.

MEMO: Sağol, Ali, sen de çok yardımcı oldun!

ALİ: Ya, özür dilerim, Memo, ama, Namık Kemal nerden geldi aklına ya?

MEMO: Namık Kemal İlkokulu’nda okumadık mı oğlum?

ALİ: İyi de kardeşim, Namık Kemal’i seviyosan, diğer tercihin Bukovski olamaz ki! Ahmet Mithat olur, Halit Ziya olur, Hüseyin Rahmi olur, ne bileyim Saffet Nezihi veya Şukufe Nihal olur. Bukovski’yle Namık Kemal, ne alaka ya? Viskiyle lahmacun bile çok daha uyumlu...

SAFFET: Aklı sıra kıza hava attı.

MEMO: Ya tamam, anladık, hata etmişiz. N’apalım şimdi ölelim mi?

ALİ: Niye ölüceksin ya, aslan gibi herifsin! Herkes edebiyattan hoşlanmak zorunda değil ki...

MEMO: Ama ben hoşlanmak zorundayım!

ALİ: Niyeymiş o?

MEMO: Çünkü Ece edebiyattan hoşlanıyo.

ALİ: (Saffet’e) Ohoo, bu gerçekten kaymış, lan!

MEMO: Günaydın!... Ne kayması? Size, resmen “çarpıldım“ diyorum, duvara tosladım diyorum, ama kime diyorum!

ALİ: Tamam, Memo, umudunu kaybetme, biz yanındayız! Di mi Saffet!

SAFFET: Ayıpsın!

MEMO: Dalga geçmiyosun, di mi, Saffet?

SAFFET (Şüpheli bir tonlamayla) Olur mu öyle şey, Memo?

MEMO: Peki niye sesinde sanki hala işin geyiğindeymişsin gibi bi tını hissediyorum?

SAFFET: Yok, Memo, hiç olur mu? Allah korusun!

MEMO: Ece’yi bana yapıcaz, di mi?

SAFFET: Tabii tabii!

MEMO: Söz mü?

SAFFET: Söz!

MEMO: Ali?

ALİ: Söz!

 

EK SAHNE      SAFFET / EV          MEMO, ALİ

Memo, “Şairler ve yazarlar sözlüğü”nü okumaktayken

Ali girer.

ALİ: Vaay, Memo, kararlı görünüyosun, nedir o okuduğun?

MEMO: Şairler ve yazarlar sözlüğü.

ALİ: Demek yazarların hayatlarını ve eserlerini öğrenerek başlamaya karar verdin?

MEMO: Yok, abi, o kadarına katlanamam. Yalnızca isimlerini ezberlemeye çalışıyorum. Mümkün olduğu kadar çok isim ezberliycem. İsim dağarcığım çok geniş olsun istiyorum. Ece’ye havamı fena atıcam!

ALİ: Ya Memo, umudunu kırmak istemem ama, bu yöntemle edebiyatı ne öğrenebilir ne de sevebilirsin?

MEMO: Benim amacım edebiyat filan öğrenmek değil ki, abicim, Ece’yi tavlamak! Ben edebiyatı değil Ece’yi sevmek istiyorum.

ALİ: Hay, Allah, ben sana nasıl yardım edebilirim ki bu durumda abicim? Ben ancak edebiyatı sevmene ve anlamana yardım edebilirim senin.

MEMO: Aman aman, eksik olsun! Sen yanımda ol ve pot kırmamı engelle, o kadarı bana yeter, abicim.

Ali’nin sıkkın yüzünde keseriz.

 

EK SAHNE      BAHÇE          MEMO, ALİ, ECE

Memo’yla Ali, Ece’nin yanına gider.

MEMO: Merhaba Ece?

ECE: Merhaba! Senden merhaba yok mu Ali?

ALİ: Merhaba Ece!

MEMO: N’aber?

ECE: İyidir, siz?

MEMO: N’olsun, boyuna okuyoruz işte!

ECE: Namık Kemal mi okuyosun, Bukovski mi?

ALİ: Memo, değişik kaynaklardan su içmeyi çok sever. O yüzden yelpazesi çok geniş ve çok renklidir.

MEMO: Evet, nah bu kadar! Çin işi... İpek... Kapalı çarşıdan aldım.

ECE: Kapalı Çarşı’dan mı? Ne aldın?

MEMO: Yelpaze!... Ali söyledi ya! Rengarenk...

Ali utancını gizlemek için, başka yönlere

bakmaya başlar.

MEMO: Aynısından sana da alabilirim. Önümüz yaz, püfür püfür estirirsin!

ECE: Teşekkür ederim, benim yelpazem var.

ALİ: Ya Ece, sen aldırma bu herife, aklı sıra yelpaze dümeniyle seni işletiyo...

ECE: Beni hanginizin işlettiğini anladığımı sanıyorum, Ali!

ALİ: Aslında Namık Kemal’i filan pek sevmez o! Aklı sıra dün sana şaka yapmış.

MEMO (Ali’nin ne yapmaya çalıştığını anlayarak gevrek gevrek gülmeye başlar) Ya evet, Namık Kemal, di mi? Ama anlamışındır herhalde geyiğine söylediğimi, canım? Hiç Bukovski okuyan adam Namık Kemal okur mu, di mi? Siz dün öyle gülmeyince, espriyi anlamadınız sandım, ben de bozuntuya vermedim. Herhalde bi Bukovski okuru olarak benim Namık Kemal meraklısı olduğuma inanmamışsındır. Bukovski’yle Namık Kemal ne alaka, di mi? Hah hah hah ha! Hiç güleceğim yoktu. Viskiyle lahmacun bile daha uygun bir ikili olurdu di mi?

ECE: Bukovski’den başka kimleri okursun?

MEMO: Ya ben, tabii ki, Bukovski tarzında yazarları seviyorum. Paul Auster, İtalo Kalvino, Sam Shepard, ve daha bi sürü...

ECE: Yerli yazar okumaz mısın?

ALİ: Okumaz olur mu? Dedim ya, Memo, çeşitli kaynaklardan su içmeyi çok sever. Bütün tarzları, bütün dönemleri, bütün ülke edebiyatlarını  tanımak ister. Yani yelpazesi çok geniştir.

MEMO (Yelpazenin anlamına uyanarak) Ah, tabii, ya! Dar yelpazeyi hiç sevmem. Yani bakış açım dar değildir demek istiyorum. Yoksa sen benim demin gerçek bir yelpazeden bahsettiğimi mi sandın? (Gevrek gevrek güler) Herhalde gerçek yelpaze sanmamışındır, canım!

ECE: Valla ne bileyim, Çin işi ve ipek deyince, bi de Kapalıçarşı’dan aldığını söyleyince, doğrusu, evet, gerçek bir yelpazeden bahsettiğini sandım!

MEMO: Vay be, canım benim, ne kadar saf, di mi, Ali? Demek bayağı bayağı gerçek yelpazeden bahsediyorum sandın?

ECE: Evet, hani yazın püfür püfür estirilen gerçek yelpazelerden...

Ali utanç içinde kıvranmaktadır. Memo

İyice pişkinliğe vurur.

MEMO: Bu kızı çok seviyorum, Ali ya! Baksana, benim Namık Kemal okuduğuma gerçekten inanmış! Namık Kemal okusam, Bukovski’yle ne işim olurdu? Ahmet Mithat okurdum. Hüseyin Rahmi okurdum. Yakup Kadri okurdum. Cahit Uçuk okurdum.

ECE: Cahit Uçuk mu?

MEMO: Evet. Yoksa Cahit Uçuk adını hiç duymadın mı?

ECE: Valla adını duydum. Biyografisini de okudum ama kitaplarını hiç okumadım.

MEMO: Ecem darılma ama yelpazen çok darmış. Cahit Uçuk’u daha yakından tanımalıydın! Çok esaslı bi heriftir.

Ali beyninden vurulmuş gibi bi hareket

yapar, yer yarılsa da yerin içine girsem diye

düşünmektedir.

ECE: Herif mi? Benim bildiğim kadarıyla Cahit Uçuk kadındır.

MEMO: Ah! Şaka yapıyosun!

Memo, Ali’ye bakar. Ali başka tarafa bakar.

Memo hatasını anlar. Yıldırım hızıyla

kazı çevirmeye koyulur.

MEMO: Hayır, sen şaka yapmıyosun, Ben şaka yapıyorum. Bakalım Cahit Uçuk hanımı Cahit Sıtkı Tabancı beyle karıştırıcak mısın diye denedim seni.

ECE: Cahit Sıtkı Tabancı değil, Cahit Sıtkı Tarancı!

MEMO: Vaay!.. Seni seni! Bu kızı faka bastırmak imkansız, Ali! Baksana benim gibi o da bütün yazarları biliyo.

ALİ: (Utanç içinde) Artık gitsek, Memo!

MEMO: Hayır, Ali, Ece gibi entelektüel bi kız bulmuşum, benden sıkılana kadar asla gitmem.

ECE: Ben sıkılmam... “sizden”.

MEMO: Valla ben de sıkılmam. Biz entelektüeller birbirimize çok sık rastlayamıyoruz. Zaten koca ülkede bizim gibilerden ancak bi avuç bulabilirsin.

ECE: Entelektüel deyince aklıma KemalettinTuğcunun bir hikayesi geldi...

MEMO: Ah, Kemalettin Tuğcu!... Entelelektüel deyince benim de aklıma en önce Kemalettin Tuğcu gelir. Çok derin bi yazar di mi? Ne yazık ki, bizim gibi bi avuç entelektüelden başka hiç kimse okuyamıyor, hiç kimse anlayamıyor onu.

ECE: Yoo, çocuklar gayet iyi anlıyo!

ALİ: Aklıma geldi, benim Kemal hocaya bi şey danışmam gerek. Görüşürüz!

Ali, nerdeyse koşar adımlarla kaçar.

MEMO: İşte böyledir, Ali! Ne zaman entelektüel konulara girilse, kafası basmadığı için ordan hemen cızlamı çeker.

ECE: Bana Ali’yi biraz anlatır mısın?

MEMO: Ha?!! Niye?

ECE: Merak ettim!

MEMO: Şey, aslında çok kıyak çocuktur. Demin şaka yaptım. Ali aslında benden bile daha entelektüeldir.

ECE: Deminden beri kurduğun en güzel cümle bu oldu. Senden nefret etmemi son anda önlediğin için, çok teşekkür ederim! Aslında bayağı büyük bi yüreğin var.

 

***

"Arka Sıradakiler" senaryosunun Büktel tarafından yazılmış başka bölümlerini okumak için, lütfen, aşağıdaki başlığı tıklayınız:

"ARKA SIRADAKİLER"

 

"Arka Sıradakiler"in Ali'si Barış Büktel hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=553

 

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5

 

Ayrıca bakınız: BARIŞ BÜKTEL BİYOGRAFİSİ