"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV
DİZİSİNDE
Büktel katkısından iki
örnek:
"79. bölüm"

MAVİ SAKAL'IN ÖLÜM SONRASI TİRADI
VE ALİ'NİN MEMO'YA DESTEK TİRADI
Coşkun Büktel

Tuncer Öz (Barış/Mavi
Sakal) Barış Büktel (Ali)
NOT:
Sarı boyalı kısımlar Büktel'in senaryoya ekledikleridir.
1.
OKUL
BAHÇE/DIŞ/GÜN
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Finalden devam…
Bahçedeki
herkesin şaşkın yüzlerini
görürüz.
Çığlık sesleri,
bağırımalar arasında
herkes binaya doğru
koşmaya başlar.
Gazeteciler de binaya
doğru hareketlenir.
RABARBA – Kızım! İbo!...
Vurdu! Hepsini vurdu! Vs.
Polisler, binaya girmek
isteyenlere
Engel olmaya
çalışmaktadır. Tuba’nın,
Kemal’in, içeride olan
diğer öğrencilerin
velilerinin yakın plan
yüzlerini görürüz.
Yavaşlatılmış çekime
geçeriz.
BARIŞ – (SES)
Baskı ve basınç, düdüklü tencereyi
patlattı. Olayın özü, özeti bu, sevgili insan kardeşlerim. Biriniz
anneme, canımın çok yanmadığını ve acının hemen ardından sonsuz bi
huzura kavuştuğumu söyleyebilse keşke... Bir de benim kanlı biten
hikayeme rağmen kötü bi insan olmadığımı... Herkes hata
yapar. Bazı hataların telafisi olur. Onları onarmak kolaydır. Bi
özür, sıcak bi gülümseme… Hiçbi şey olmamış gibi devam edersiniz
hayatınıza… Çabuk unutulur, çoğu zaman üzerinde durulmaz.
Normal çekime geçeriz
Kalabalığın
çoğu polisin
engellemesine karşı içeri
girerler. O karmaşada
Cahit ve
Tuba’nın içeriye
giremediğini görürüz.
2.
KORİDOR/İÇ/GÜN
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Erdem ve Cüneyt, iki
polisin yardımıyla kapıyı
açmaya çalışmaktadırlar.
O arada Hulusi, Zafer,
Kemal, Oktay, Saffet ve
tayfa, velilerden
çoğu polislerin yanına
çoktan gelmişlerdir.
Tam bir kaos
yaşanmaktadır.
Polisler kapıyı açmak
üzereyken kapı
içeriden açılır. Önce
kanlar içindeki Gamze
ve Sanem çıkar.
Yavaşlatılmış çekime geçeriz.
Rabarba ve bağırışlar
daha düşük sesle
Barış’ın konuşması daha
yüksek sesle duyulur.
RABARBA – İbo!.. Kızım!..
Açılın lütfen! Koridoru boşaltın!
BARIŞ – (SES)
Bunu bi kaza sayabilmenizi
isterdim. Benim de uğradığım, mağduru olduğum bi kaza... Ama bu kan
gölü içinde benim şu an olduğum kadar sakin olmanız ve geriye dönük
muhasebe yaparak olaya soğukkanlı bakmanız ve mantıklı sonuçlar
çıkarmanız hiç kolay değil, tabii... Bazı hatalarsa kendi
hayatınızdan başka kişilerin de hayatını kabusa çevirebilir. Uzun
süre unutulmaz.
Oktay ve Esra hemen
yanına koşar.
OKTAY – Gamze!
ESRA – (ağlayarak) Kızım!
GAMZE – İyiyim anne,
lütfen telaşlanma,
bunlar benim kanım değil.
Sağlık görevlileri Sanem
ve Gamze’nin
etrafını açar.
SAĞLIK GÖREVLİSİ –
Çekilin lütfen! Bize bırakın!
Gamze ve Sanem hemen
uzaklaştırılır.
Oktay ve Esra da
peşlerinden gider.
3.
SINIF/İÇ/GÜN
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Yavaşlatılmış çekime
devam…
Yine rabarba ve
bağırışlar daha düşük sesle
Barış’ın konuşması daha
yüksek
sesle duyulur. Erdem,
Cüneyt ve
polisler içeri girer.
Öznel kameradan
Özge ve Pamuk’un
toparlanmaya
çalışmasını görürüz.
Polisler Pamuk’u kelepçeden kurtarır.
Özge ve onu dışarıya
çıkarır. Kamera İbo’ya doğru
döner. İbo, elindeki kana
bakmaktadır.
Hemen önünde Zehra
yatmaktadır.
4.
KORİDOR/İÇ/GÜN
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Yavaşlatılmış çekime
devam…
Kemal, koridordan
Zehra’yı görür.
Polisleri yararak içeri
girer.Elif orda kalır.
KEMAL – Zehra!
5.
SINIF/İÇ/GÜN
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Yavaşlatılmış çekime
devam…
Kemal, Zehra’nın yanına
koşar.
Zehra’yı tutup kendine
doğru çevirdiğinde
hareketsiz ve kanlar
içinde yattığını görürüz.
Kemal’in acı dolu yüzünü
görürüz.
BARIŞ – (SES)
Bunu kızgınlıkla yapmadığımın
bilinmesini ve “neden?” diye sorulmamasını ne kadar isterdim!...
Nedeni filan yok! Sadece oldu işte. Depreme “neden?” diye soruyor
musunuz? Sadece oldu işte... Hesapta olmayan, hiç
istemediğiniz insanlara zarar verirsiniz, canlarını yakarsınız. Siz
akıllarına her geldiğinizde sizi nefretle hatırlarlar. Artık sizin
için hiçbi şey eskisi gibi değildir. Bu yaptığınız en büyük hata
olabilir.
Sağlık görevlileri
Zehra’yı hemen
Sedyeye koyarlar ve
götürürler.
Kemal de peşlerinden
gider.
Polisler İbo’yu da
kelepçelerinden
kurtarır ve dışarıya
alır. Öznel kamera
en son Barış’a döner.
Olduğu yerde
çökmüş hareketsizdir.
Üzeri kan içindedir.
BARIŞ – (SES)
Evet, yalnızca, “oldu”. Böyle oldu.
Başka türlü olması mümkün olmadığı için, böyle oldu. Buna kızmanın,
bunu izah etmeye çalışmanın, ya da bundan pişman olmanın bi anlamı
yok. Hayat önem ve anlam yüklediğiniz pek çok değeri kayıtsızca
bertaraf ederek anlamsız akışına devam ediyor. Şu an öyle
hissetmeseniz bile, inanın ki, biz bertaraf edilenleri çok çabuk
unutacaksınız, sevgili insan kardeşlerim. Benim için öyle
oldu. Geri dönülmez, telafisi mümkün olmayan bi hata yaptım. (kısa
bir es) Çok pişmanım.
Sağlık görevlileri
Barış’ı da sedyeye koyarlar.
(Bence Barış sahneleri burada, onun
cesedini gördüğümüz yerde bitmeli.
Sonradan onun hayalet gibi klişeler
söyleyerek gezinmesi, bulduğumuz
türükü sulandıracak, ve bu ana kadar
yeni
ve sanatsal bir duyarlıkla kullandığımız
bu
trükü, Ediz Hun İle Hülya Koçyiğit’in
öldükten sonra Bulutların üzerinde yürüdükleri
Türk
filmlerine yaklaştırarak, yozlaştıracaktır.
Dolayısıyla önerim, Barış’ın bundan sonraki
sahnelerinin ya çekilmemesi ya da Barış’sız
çekilmesi ve Barış’ın ne ses ne de görüntü
olarak bir daha görünmemesi...)
***
ALİ –
Dünya bi gül bahçesi değil, Memo!
Pis bi gezegen, bu! En çok pisleten de bizleriz. Yalnızca hava
kirliliğini, gürültü kirliliğini kastetmiyorum. Ahlak kirliliği de,
adaletsizlik ve şiddet de diz boyu bu gezegen de. Bu gezegende adım
başı bi haksızlıkla karşılaşıyorsun. Her saniye, haksız yere
birileri öldürülüyor. İşkence görüyor. Aliye’nin kaçırılması,
yeryüzündeki milyonlarca kötülükten yalnızca biri. Diğerlerini
gözünle görmediğin için katlanabiliyorsun. Ama Aliye’yi tanıdığın
için, Aliye’nin kaybolması sana daha fazla koyuyor. Peki
napabiliriz? Bu dünyayı tek başımıza düzeltemeyiz ki! Başkalarıyla
yardımlaşmaya, dayanışmaya ihtiyacımız var. Örgütlü bir güce
ihtiyacımız var. Aliye’yi bulmak da tek başımıza bizim
sorumluluğumuz olamaz. Polis arıyor. Onlar senin benim gibi değil.
Örgütlü onlar. Aliye’yi mutlaka bulacaklar. O yüzden, şu aşırı
sorumluluk takıntısından ve kendini suçlamaktan vazgeç! Bunun ne
sana ne Aliye’ye bi yararı var. Sen kendini anlıyo musun?
Sen kendinle konuşuyo musun Memo? Sanmıyorum. Eğer öyle olsaydı bu
halinin ne Aliye’ye ne de kendine bi faydası olmadığını görürdün.
MEMO – (bıkkın) Off...
Sadece laf laf laf...
ALİ – Sana yardım
etmeye çalışıyorum Haklısın,
ama şu aşamada, derdini paylaşmaktan başka bi yardımım olamaz sana,
Memo.
MEMO – Benim değil o
küçük kızın yardıma ihtiyacı var Ali. Tamam mı?!
Memo üzgün...
***
Barış Büktel hakkındaki seyirci
görüşlerini okumak için tıklayınız:
http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=553
Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "6. bölüm"ü
video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:
"ARKA SIRADAKİLER
6"
Not: youtube kapatıldığı için "Arka
Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni
bölümlerin videoları için
"Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine
bakabilirsiniz:
http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5
Ayrıca bakınız:
BARIŞ BÜKTEL BİYOGRAFİSİ
|