Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir örnek: "95. bölüm"den...

 

 

 
 

Kemal hoca, öğrencileriyle "önyargının" en tehlikeli çocuğu olan "ırkçılık"  hakkında tartışıyor.

 

 

 

 

 

 

Kemal hoca hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için tıklayınız:

www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all

  

 

 

EK SAHNE       SINIF/KEMAL

-------------------------------------------------------------------------------------------------

KEMAL: Artık aranızda genel kültürü gelişmiş, okuyan ve düşünen insanlar bulunduğunu varsayarak, sınıfa ders kitaplarında yer almayan bir soru sormak istiyorum. Cevabı bildiklerini düşünenler lütfen el kaldırsın: Einstein’ın önyargı konusunda çok ünlü bir deyişi var. Aranızda bu deyişi tekrarlayabilecek biri ya da birileri var mı?

Bazı eller kalkar.                                           

KEMAL: Dizdar!

DİZDAR: Bir insanın önyargısını... Bir insanın önyargısını... hay Allah, neydi ya?... Önyargısını... Kılıçla bile... Hayır, baltayla bile... kesemezsiniz. Yani o kadar katıdır ki... baltayla bile... I-ıh, olmadı, di mi, Hocam?

KEMAL: Duymuşsun ama tam hatırlayamıyorsun, Dizdar!

DİZDAR: Sormayın! Ezber yeteneğim çok zayıf, Hocam!

KEMAL: Başka kim cevaplamak ister.

Bu kez, daha öncekinin iki katı fazla

el kalkar.

KEMAL: Anlaşılan, Dizdar’ın verdiği ipucu, bazılarınızın hafızasını canlandırdı. Rıza!

RIZA: Bir insanın önyargısını parçalamak atom çekirdeğini parçalamaktan bile daha zordur.

KEMAL: Evet, bu!... Teşekkür ederim, Rıza!

RIZA: Değmez Hocam, çocukken duymuştum. Enteresan geldiği için aklımda kalmış.

KEMAL: Peki, bu deyişle Einstein’in ne demek istediğini hiç düşündün mü?

RIZA: Tabii, Hocam! Einstein, atom bombası yapmak bile, insanların önyargılarını değiştirmek kadar zor değildir demek istiyor.

KEMAL: Peki Einstein, “önyargı” derken, mesela neleri kastediyor olabilir sence?

RIZA: Önyargı, Hocam! Mesela, adam tutturmuş Türkiye’nin başşehri Trabzon diye... Sen diyosun ki, “Arkadaşım, yanılıyosun, Türkiye’nin başkenti Trabzon değil, Ankara!...” Ama adamın kafası basmıyo, sana inanmıyo! Tutturmuş, ille Trabzon diyo... Önyargılı yani... Bunu değiştirmek atom bombası yapmaktan zordur, diyo Einstein.

KEMAL: Hayır, somut ve yanlış bir bilgiyi somut doğrusuyla değiştirmek o kadar da zor değil, Rıza! Korkarım, bir “önyargıyı” yok etmenin zorluğu konusunda anlaşıyor olsanız da, bir “önyargının” ne olduğu konusunda Einstein’la hemfikir değilsin! (Sınıfa) Aranızda, Einstein’ın “önyargı” derken neyi kastettiği hakkında Rıza’nınkinden farklı görüşe sahip birisi var mı? İlhan!

PAMUK: Hocam, mesela benim önyargım Özge’dir. Değil atomu, dünyayı parçalasanız, Özge’nin bu dünyadaki en güzel kız olduğu önyargımdan beni dünyada vazgeçiremezsiniz.

ÖZGE: Atomu ya da dünyayı parçalamaya gerek yok, ben kafanı parçalayınca bariz kurtulucaksın o önyargından!

PAMUK: Benim önyargım, Pazar’a kadar değil, mezara kadar, Özge!

ÖZGE: Allahım ben bunu hak etmek için ne yaptım?

PAMUK: Sarı saçlarından sen suçlusun, Özge!

ÖZGE: Kapa çeneni, Etiket!

KEMAL: Einstein, “önyargı” konusunda konuşmak ihtiyacını, bu tür bi nedenle hissetmiş olamaz, di mi, İlhan? Evet, başka konuşmak isteyen? Ece!

ECE: “Adı çıkmış dokuza inmez sekize!” diye bi atasözümüz var, Hocam. Bence en kötü önyargılarımızdan biri, bu! Adı dokuza da çıkmış olsa, o insana bi şans vermeli, her olayda onu peşinen suçlu ilan etmemeliyiz. Einstein böyle bi önyargıyı kastetmiş olabilir. Önceki hatalarına rağmen, insanları kazanmaya çalışmalı, aramıza almalıyız!

KEMAL: Evet, Mevlana, şu ünlü dörtlüğü, sanki adı dokuza çıkanları savunmak için söylemiş gibi, di mi:

“Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değil,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.”

Ama yine de, Einstein’ı “önyargı” hakkında konuşmaya zorlayan şey, bence daha yaşamsal veya daha “ölümcül” bir insanlık suçuydu. Evet, bu kadar kopya yeter. Başka kim konuşmak ister? Zehra!

ZEHRA: Einstein, bir Yahudi’ydi. Sanırım, Yahudi olduğu için söylemiş olabilir o sözü.

KEMAL: Ne demek istediğini biraz daha açabilir misin?

ZEHRA: İkinci Dünya savaşı filmlerini, Nazi toplama kamplarında topluca katledilen, Yahudileri filan, hepimiz görmüşüzdür. Almanya’daki Nazi’ler, kendilerinin üstün ırk olduğuna inanıyorlardı. Yahudileri ise aşağı ırk olarak görüyorlardı. Bu görüş, Nazi’lerin, tersini asla düşünemeyecekleri tehlikeli bir önyargıydı. Bu önyargı yüzünden dünyayı ateşe verdiklerini biliyoruz. Sanırım, Yahudi Einstein bu nedenle “önyargı” konusunda bir şeyler söyleme ihtiyacını duydu.

KEMAL: Evet, bu gerçekten çok isabetli bir tahmin oldu, Zehra! Einstein, Nazi’lerin toplama kamplarında her türlü işkence ve katlima maruz kalmış Yahudi ırkının bir temsilcisi olarak, ırkçılığa elbette karşıydı. Ve ırkçılık konusunda kafa yormuş; insanları ırkçı caniler haline getiren şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmış ve ırkçılığın kökeninde en ilkel önyargılarımızdan birini, kendimizi ve kendimiz gibi olanları peşin peşin üstün görme, üstün sayma önyargısını bulgulamıştı. Ve Nazilerin psikolojisini incelediğinde, onların bu iğrenç önyargıyı ne kadar doğal biçimde benimsemiş olduklarını farketmiş, onları insanların eşit oldukları ilkesine, ya da hümanizme yaklaştırmanın, ne kadar imkansız olduğunu kavramıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında Hitler ordularının kazandığı başarılar, Nazilerin kendilerine hayranlıklarıyla ilgili bu önyargıyı öylesine perçinlemişti ki, bu önyargıyı parçalamak, atom çekirdeğini parçalamaktan zor hale gelmişti. Evet, ben Einstein’ın yaşadığı tecrübelerden yola çıkarak, böyle akıl yürüttüğünü ve bu düşünce aşamalarından geçerek o sonuca vardığını düşünüyorum. Einstein için, değiştirilmesi en zor, atomu parçalamaktan bile daha zor önyargı, ırkçılık olsa gerek diye düşünüyorum.

İBO: Peki, bugünkü Yahudilerin Filistin halkına yaptıkları için ne düşünüyorsunuz, Hocam?

KEMAL: Einstein, bugünleri göremeden huzur içinde öldüğü için çok şanslı olmalı diye düşünüyorum. Irkçı Nazilerce ezilmiş Yahudi halkının, bugün Naziler kadar ırkçı ve acımasız bir hükümete nasıl olup da oy verebildiğini ve Yahudi Nazi’leri nasıl olup da iktidara getirebildiğini ise bi türlü anlayamıyorum. Filistin ve Yahudi halkı birbirlerine karşı öylesine nefretle dolu ki, bu nefreti hangi önyargıların beslediğini araştırmak gerek diye düşünüyorum. “Önyargılar” hakkında kafa yormaya başlamak, bütün önyargılarınıza şüpheyle yaklaşıp onlarla yeniden hesaplaşmak, kısacası, “önyargılara” karşı “önyargılı” olmak; göreceksiniz ki, kendinizi ve başkalarını daha iyi anlamanıza ve birbirinizle daha sağlıklı ilişkiler geliştirmenize, daha olgun kararlar almanıza yol açıcak. Bu da, özel hayatlarınızı daha yaşanır kılmanıza, daha mutlu bireyler olmanıza büyük katkı sağlıycak, çocuklar! Daha mutlu olmayı kim istemez ki? Değil mi Gamze?

GAMZE: Ben daha mutlu olmaya çalışmıyorum, Hocam! Eskiden ne kadar mutlu olduğumu niye ancak bugün fark ettiğimi anlamaya çalışıyorum.

KEMAL: Birgün geriye bakmayı bırakıp ileriye de bakmaya başlıycak, ve eskisinden daha da mutlu olmayı başarıcaksın Gamze!

GAMZE: Asla!

KEMAL: (Gülümseyerek) “Asla” sözcüğü bir önyargıdır, Gamze! Asla, “asla” deme!   

 

***

 

BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Not: youtube kapatıldığı için "Arka Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni bölümlerin videoları için "Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine bakabilirsiniz:

http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5