"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV
DİZİSİNDE
Büktel katkısından bir
örnek:
"30. bölüm"den...

Bülent Emin Yarar'ın canlandırdığı Kemal hoca,
şiddete karşı
konuşuyor:
Coşkun Büktel
Kemal hoca
hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için
tıklayınız:
www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all
(...)
KEMAL: Bu ders, sizlerle,
şiddet konusunda konuşalım, istiyorum. Biliyorum, çoğunuz şiddetin
kötü bir şey olduğunu ama bazen kaçınılmaz da olduğunu
düşünüyorsunuz. Ne var ki, sonunda şiddetten kaçınamıyorsanız,
şiddete karşı olmanızın fazla bir anlamı kalmıyor. Eğer sorma
imkânınız olsaydı ve sorsaydınız, İkinci Dünya Savaşının fitilini
ateşleyerek milyonlarca insanın acılar içinde ölmesine sebep olan
Hitler bile, şiddetten hoşlanmadığını söylerdi size. Eminim o bile,
şiddet yanlısı olmadığına, mecbur kaldığı için şiddete başvurduğuna
inanıyordu. Kısacası, şiddet manyakları bile şiddetin iyi bir şey
olduğunu, ortalık yerde, açıkça söylemeyi tercih etmezler size. Yani
görünüşte şiddete herkes karşıdır ama yine de şiddet, dünyanın her
coğrafyasına ve tarihin her aşamasına egemen olmayı sürdürmüştür.
Durum, bugün de farklı değil. Evet, şimdi, şiddetin kişiler ve
toplum üstündeki egemenliği hakkında önce kim konuşmak ister?
Birkaç kişi el kaldırır.
KEMAL: Barış!
BARIŞ: Bence, dünyayı yakan
Hitler’i değil; ülkesini İngiliz egemenliğinden kurtaran Gandhi’yi
örnek almalıyız. İngiltere’nin şiddet kullanmasına şiddetle karşılık
vermeyi Gandhi tüm baskılara rağmen reddetti. Ülkesini şiddete
başvurmadan kurtardı.
KEMAL: Yadigar!
YADİGAR: Olmaz öyle şey!
İşgalci düşmanı kovmak için silahtan başka çare yok. Gandhi, işgalci
İngilizler’e kurşun sıkmak yerine öpücük mü göndermiş?
KEMAL: Bildiğim kadarıyla,
evet, Gandhi kurşun sıkmaya hep karşı olmuş.
OKTAY: Ne yani, ona tokat
attıklarında öbür yanağını mı dönüyormuş?
BARIŞ: Evet, Oktay, bunu senin
aklın almayabilir ama, bazı insanlar şiddete şiddetle karşılık
vermez.
SAFFET: Saçma! Ben bana tokat
atacak adama tekme tokat girişirim.
KEMAL: Ali!
ALİ: Ben, Barış’ın haklı
olmasını isterdim. Yani insanlar şiddete asla başvurmasınlar
isterdim. Ama başkaları bu kurala uymuyor ve sana saldırıyorsa,
saldırgana öbür yanağını çevirmek pek gerçekçi bir tercih olmaz gibi
geliyor bana!
FIRAT: Şiddete başvurmazsan,
düşmanın da olmaz. Aslolan budur! Düşmanı hiç yaratmamak.
İBO: Allah, Allah! Sen
istediğin kadar düşman yaratmıycam de! Düşman gelip seni buluyo
kardeşim. Düşman gelip yakana yapışıyo! Sana musallat oluyo! E, bu
durumda n’apıcan? Elin armut toplamıycak herhalde!
RIZA: Dalıcaksın tabi, abi!
DİZDAR: Kafa göz
dinlemiyceksin!
YADİGAR: Kavgada yumruk
sayılmaz.
OKTAY: Kavgadan ben de
hoşlanmam ama eğer mecbur kalırsam...
BARIŞ: Evet, Hitler de
hoşlanmıyormuş ama mecbur kalmışmış.
SAFFET: Hitler’i bilmem ama
Oktay haklı! Kavgayı kimse sevmez, kavgaya mecbur kalınır.
RIZA: Evet, bütün Bruce Lee
filmlerinde de böyledir. Bruce Lee kavga etmek istemez. O kadar
üstüne gelirler, yine de fimin finaline kadar her türü hakarete
katlanır. Ancak finalde sabrı öyle bir taşar ki...
İBO: Zaten sabrı taşmasa, o
final sahneleri olmasa, finallerde çıplak elle kırk kişiyi
haklamasa, Bruce Lee diye biri olmazdı ki, abicim.
RIZA: Yalnız, her zaman çıplak
elle dövüşmüyo, bazen zicirli sopa kullanıyo!
İBO: Biliyorum, sen şu “En
Büyük Benim”in finalini söylüyosun di mi?
RIZA: Hayır, ya, “Ölüm
Oyunu”nda da var zincirli sopa.
İBO: Yanılıyosun, bir tek “En
Büyük Benim”de var.
BARIŞ: Hocam, şiddet konusunu
Bruce Lee düzeyinde mi tartışıcaz?
RIZA: N’oldu? Zoruna mı gitti?
İBO: Bruce Lee deyip geçme,
paşam, onun bir felsefesi var!
KEMAL: Peki, biraz da kızlar
konuşsun! Şiddet daha çok erkeklerin işi ama...
PAMUK: Siz öyle zannedin,
Hocam, Özge’nin sillesini yemediğiniz için...
Gülüşmeler.
KEMAL: Peki, Özge’ye soralım o
zaman: Şiddet konusunda ne düşünüyorsun Özge?
ÖZGE: Hocam, şiddete ben de
elbette karşıyım, ama insan bazen gerçekten mecbur kalıyo... Etiket
gibi yapışıyolar insana...
KEMAL: Eda?
EDA: Ben doğal olmayan her şeye
karşı olduğum için, şiddete de kayıtsız şartsız karşıyım, hocam.
KEMAL: Kayıtsız şartsız ha?
Gandhi gibi?
EDA: Evet, hocam. Şiddet,
düşmanı yok etmez! Düşman yaratır, düşman çoğaltır.
FIRAT: Aynen katılıyorum!
ALİ: Ben de!
Yadigar’ın Ali’ye pis bakışı.
SAFFET: Ben katılmıyorum:
Şiddetin düşmanı yok etmediği her zaman doğru değil. Bazen yok
edebilir.
OKTAY: Aynen katılıyorum.
İndirici darbeyi vurabilirsen, düşmanı yok etmek mümkün.
KEMAL: Gamze?
GAMZE: Bence insanın amacı yok
etmek değil, var etmek olmalı.
KEMAL: Ben bu lafın altına imza
atarım. Büşra!
BÜŞRA: Tamam, ben de kadıncıl
hislerle düşünüyorum ama erkeklerin kadıncıl düşünmesini
beklemiyorum. Onlar erkek olmalı. Hayat kavgasına atılmalı. Güçlü
kuvvetli olmalı! Kadınlarını her türlü tehlikeden koruyabilmeli.
Kadınlarını korumak için, gerektiğinde şiddet de kullanabilmeli.
KEMAL: Anladığım kadarıyla,
evleneceğin erkeğin, seni koruyabilen, bunun için gerektiğinde
şiddet kullanabilen biri olmasını arzuluyorsun.
BÜŞRA: Evet, hocam.
İBO: Nişanlısı var, bayağı
maço, hocam!
YADİGAR: Bi keresinde bize bile
diklendi.
KEMAL: Peki ama maço bir
erkekle hayatını birleştirirken, günün birinde o maço şiddetin sana
da yönelmesinden korkmuyor musun?
BÜŞRA: Hayır, çünkü beni
seviyor. O kavgasını dışarıda vericek. Eve yorgun geldiğinde, benim
kollarımda dinlenicek. Biz asla kavga etmiycez.
KEMAL: Lütfen adımlarını çok
iyi düşünerek at, Büşra! Evleneceğin adamı çok iyi tanı! Yoksa hayat
bütün planlarını suya düşürebilir. İrem!
İREM: Ben maço erkeklerden
nefret ederim. Medeni ve centilmen bir eşim olmasını isterim.
ASLIM: Konu erkekler değil,
İrem, konu şiddet!
İREM: Benim şiddetle ne işim
olur ki?...
ASLIM: Bu kafayla gidersen,
şiddetin seninle işi olur.
KEMAL: Pekâla! Görünen o ki,
şiddete karşı olmakta oy birliğiyle anlaşıyoruz. Ama ne yazık ki,
aramızda şiddetin kaçınılmaz olduğuna inananlar hâlâ var. Bu da bir
anlamda şiddet yanlısı olmak demek. Şiddetin kaçınılmaz olduğuna
inananlar, hemen daima aynı gerekçeyi öne sürerler: Biz şiddet
yanlısı değiliz; karşı taraf şiddet yanlısı olduğu için, biz de
şiddet kullanmak zorunda kalıyoruz, derler. Oysa karşı tarafın da
gerekçesi aynıdır. Aslında her iki taraf da şiddet yanlısı
oldukları, şiddeti bir erkeklik sembolü olarak gördükleri için,
şiddete başvurmaktadır. Aslında birbirlerine benzedikleri için,
güçlerini birbirlerinde sınamaktadır. Ama bu sınamanın, bu gövde
gösterisinin, mandalara yakışsa bile, insanlara yakıştığını hiç
kimse söyleyemez. Bazı belgesellerde, dişiyi etkilemek ve onu elde
etmek için, birbiriyle kıyasıya döğüşen hayvanları görmüşsünüzdür.
Doğa onların genlerinde böyle bir senaryo uygun gördüğü için,
onların böyle davranması doğaldır. Ama insan denen hayvan, bu ilkel
içgüdülerin tutsağı olmaktan yüzyıllar önce kurtulabildiği için,
doğaya müdahale edip, doğayı ve kaderini değiştirmeyi başarabildiği
için, insanlar arasında, dişiyi etkilemek için dövüşmek çağımızda
asla doğal ya da insani değildir. Böyle bir ilkelliği kendine
yakıştırabilen erkeklerin kadınlar tarafından sevilebilmesi,
kadınların da, sığınacak bir güç arayan çaresizler olmaktan
kurtulamadıkları anlamına gelir.
Zil çalar.
KEMAL: Pekala, serbestsiniz ama
(Oktay ve Saffet’e bakarak) bu tartışmayı kafanızda
sürdürmenizi ve hayatınızla ilgili daha doğru kararlar almak yönünde
tekrar tekrar düşünmenizi tavsiye ediyorum.
BÜKTEL'İN "ARKA SIRADAKİLER"E
KATKILARINDAN BAŞKA ÖRNEKLER OKUMAK İÇİN, LÜTFEN
TIKLAYINIZ!
Yukarıdaki sahnenin yer aldığı "30. bölüm"ü
video olarak izlemek için, aşağıdaki başlığı tıklayabilirsiniz:
"ARKA SIRADAKİLER 30"
Not: youtube kapatıldığı için "Arka
Sıradakiler"in eski bölümlerinin videolarına ulaşılamıyor. Yeni
bölümlerin videoları için
"Arka Sıradakiler"in resmi web sitesine
bakabilirsiniz:
http://www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?cat=5
Kemal hoca
hakkındaki seyirci görüşlerini okumak için
tıklayınız:
www.mint.com.tr/arkasiradakiler/?p=4&cp=all
|