
BEN DEMEMİŞ MİYDİM?
Coşkun Büktel
(12 Şubat 2007)
BUGÜN, ONLAR DİYORLAR Kİ:
Cumhuriyet dönemi eserlerinden olan ve
korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli bulunan ATATÜRK
KÜLTÜR MERKEZİNİ yıkma çalışmalarına tekrar hız veren Kültür
Bakanlığı bu yapının tescilini kaldırmak için koruma kurullarına
talimat verdi. (...) AKM biz sanatçıların ve sanatseverlerin
ibadethanesidir, yıkılamaz. (...) Yıkmaya da kimsenin gücü yetmez.
(...) Çünkü buna engel olacak kudret damarlarımızdaki asil kanda
mevcuttur.
TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği )
İstanbul Temsilciliği'nin
bildiri'sinden.
10 YIL ÖNCE, BEN DEMİŞTİM Kİ:
(...) "Final" gibi bir abukluğa, "İlk
Kadın" gibi sıkıcı bir "hikaye okuma" tiyatrosuna, "Olmayan
Kadın" gibi bir utanmazlığa DT çatısı altında yer vermekle
bindiğiniz dalı kestiğinizi ne zaman fark edeceksiniz? İlle yere
çakılmanız mı gerek? İlle birinin düdüğü çalıp "paydos" diyerek
kapınıza kilit vurması mı gerek? Ancak o zaman mı anlayabilirsiniz?
Eleştirmen diye, "Olmayan Kadın" için tezahürat yapan Ayşın
Candan'a inanarak; seyirci diye "çağdaş sahne estetiği"
mavallarıyla şartladığınız üç tane zavallı öğrenciye ve 25 yaşını
çoktan doldurup kazık kadar adam oldukları halde hâlâ Zeynep Oral'ı
bile eleştirmen zanneden üç beş masuma bel bağlayarak, maaş
güvencenizi daha ne kadar koruyabilirsiniz? Çiftliğinize kendinizden
iyileri sokmayarak, yaklaşan akıbetten daha ne kadar
korunabilirsiniz? (...)
(Coşkun Büktel,
"Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları",
sayfa 348.)
BUGÜN DE, DİYORUM Kİ:
Liyakati önemsemez ve liyakatli insanları
aforoz etmeyi sürdürürseniz, liyakate değil de damarlarınızdaki
kanda bulunduğunu varsaydığınız asalete güvenirseniz;
"sanatçıların ve sanatseverlerin ibadethanesi" diye
nitelediğiniz ama aslında halkın sırtından kendi menfaat ve
fantezilerinize hizmet vermesi için babanızın "çiftliği" gibi
işlettiğiniz o binaları; iktidarı şu ya da bu biçimde ele
geçirenler, bugün değilse yarın, mutlaka başınıza yıkarlar. Bu yıkım
için halktan onay almakta hiç zorlanmazlar.
AKM'nin yıkımını önlemek için, kanlarında
"varsaydıkları" asalete değil, ama eserleriyle "kanıtladıkları"
sanatsal liyakate güvenen (liyakati aforoz etmeyen) zeki ve yaratıcı
sanatçılara ihtiyaç var.
COŞKUN BÜKTEL / 12 Şubat 2007
|