
BÖYLE BİR "OYUN"DA YOKUM
Coşkun Büktel
“Oyun” dergisinin çıktığını
duyuran yazımda, dergiyi çıkaran Hilmi Bulunmaz için, "hakikati
görmezden gelmediği, okurların bilme hakkına saygılı olduğu ve
teknik mükemmellik için gerekli emeği esirgemediği sürece, kendisine
her türlü desteği vereceğimizi kamuoyu önünde taahhüt ediyoruz.”
demiştim.
Ama Bulunmaz, derginin daha ilk
sayısında, (saydığım ilk iki kritere ne denli saygılı davranmış
olursa olsun) üçüncü kriteri (derginin teknik mükemmelliğini)
gerçekleştirmek için gerekli özeni ve emeği (tüm uyarılarıma rağmen)
ortaya koymadı/koyamadı. Sonuçta, dergiyi de, internetteki Bulunmaz
imzalı yazılar gibi, alelacele, yalapşap, derme-çatma biçimde
yayınladı.
Dergiyi elime alıp şöyle bir
baktığımda, korktuğum şeyin başıma geldiğini derhal anlamıştım.
Derginin yalnızca ön kapağı, yüzüne bakılabilir nitelikteydi. (Hatta
şıktı.) Ama derginin içi, çoğu kötü yerleştirilmiş ve çoğu
kalitesiz/alakasız fotoğraflarla, berbat mizanpajlarla, liselilerin
çıkardığı mezuniyet yıllıkları kadar sakil ve acemi bir görünüm
sunuyordu. Mizanpaj hataları diğer yazılarda fazla sorun yaratmasa
da, benim “Çığ” yazımda, okumayı oldukça zorlaştırıyordu. Söz konusu
yazım, internetteki sitemden kopya edilip düz metin halinde
sayfalara yerleştirildiği ve uyarlama için gereken emek esirgendiği
için, yaptığım bir sürü alıntının (kaynak belirttiğim satırlara
varılıncaya dek) alıntı olduğu anlaşılmıyor, alıntı olduğu
anlaşıldığında ise, alıntının nerede başladığı belli olmuyordu.
Sonuçta, nerede, kimin, ne dediği karmakarışık hale geliyor ;
okurların yazımı anlamaları için, tarihten önceki tabletler üzerinde
çalışan Sümerologlar misali, ciddi bir dikkat ve mesai harcaması
gerekiyordu.
Bütün bunlara rağmen, sonunda
hayal ettiği derginin ilk sayısını çıkarmış olmanın mutluluğunu
yaşayan Bulunmaz’ın moralini çok fazla bozmak istemedim ve
eleştirmekle yetindim. Ama akşam eve gelip de dergiyi yakından
incelediğimde, yazımdaki son paragrafın tümüyle yok olduğunu, sondan
önceki paragrafın da dört satırının eksilmiş olduğunu ve yazımın,
bir cümlenin ortasında kesilerek, nokta ya da virgül konmadan sona
erdiğini, fark ettim. Bu durum, bardağı taşıran son damla oldu. Bu
kadar sorumsuzluk ve beceriksizlik içinde yer alamayacağıma karar
verdim.
Bu durumda, Hilmi Bulunmaz’a,
daha birkaç gün önce, kamuoyu önünde (şartlı olarak) verdiğim destek
taahhüdünü, şartları yeterli bulmadığım için, geri almak ve bu
kararımı (yine kamuoyu önünde) açıklamak zorundayım.
Türk tiyatrosunda Coşkun Büktel’e
(bir başka deyişle “hakikate”) “açık” destek vermeye cesaret
edebilen tek tiyatro insanının; böylesine özensiz bir karaktere
sahip olması, (kılı kırk yaran Coşkun Büktel’in tersine) derme çatma
işleri alışkanlık haline getirmiş olması; büyük bir talihsizlik.
Okurlar, “Oyun” dergisinde artık
benim yazılarımı okuyamayacaklar. Ama Hilmi Bulunmaz, ileride, benim
onaylayacağım mükemmellikte bir sayı çıkarabilirse ve benim katkımı
o zaman da hâlâ talep ediyor olursa, “Oyun” dergisinin sayfalarında
okurlarla buluşmayı, hiç kuşkusuz, ben de tercih ederim.
Coşkun Büktel
/ 8 Mart 2007
Hilmi Bulunmaz'ın, konuyla ilgili
açıklaması:
COŞKUN BÜKTEL "OYUN"DAN
DESTEĞİNİ ÇEKTİ
Hilmi Bulunmaz
Bugün (8 Mart 2007) Coşkun Büktel, www.coskunbuktel.com
adlı sitesinde de yayımladığı gerekçelerle OYUN'dan desteğini
çekti...
Dergimize, başından bu yana omuz veren Coşkun Büktel, yaptığımız
yayın hataları nedeniyle aramızdan ayrıldı…
Öncelikle şimdiye dek verdiği destek için kendisine teşekkür ederiz…
OYUN yayımlanmaya başlamadan, çok kısa zaman önce http://www.coskunbuktel.com/
adlı sitesinde bizleri onurlandıran/uyaran Büktel’in yazısını buraya
aktaralım:
“ ‘Oyun’ dergisi çıkıyor!
Hilmi Bulunmaz’dan öğrendiğime göre, ‘Oyun’ dergisi 32 sayfa ve
kuşe olarak ve 1 Lira fiyatla çıkacak. Bulunmaz, ‘Oyun’ dergisinin
nasıl bir dergi olacağı hakkında ayrıntılı ve iddialı bir yazı
yazmış:
Yazısında, ‘reklam pastasına göz dikmeyip, ‘bir hırka bir
çorba’ anlayışıyla hareket edeceğinden, kimsenin çanağını yalayan
köpek durumuna düşmeyecek’ diyerek, dergisi hakkında büyük
konuşup kendini bağlamaktan çekinmeyen Bulunmaz’a başarılar diliyor;
‘hakikati’ görmezden gelmediği, okurların bilme hakkına saygılı
olduğu ve teknik mükemmellik için gerekli emeği esirgemediği sürece,
kendisine her türlü desteği vereceğimizi kamuoyu önünde taahhüt
ediyoruz.”
Dergi çıkarmaya karar verdiğimiz günden bu yana, bize destek veren
ve bir yandan da sürekli olarak, derginin “mükemmel” olması
anlamında uyarıda bulunan Coşkun Büktel, endişelerinde haklı çıktı…
Yazdığı her harfe, heceye, sözcüğe, tümceye “ömrünü yatıran” Coşkun
Büktel’in yazısının belli bir bölümünü, “teknik mükemmellik için
gerekli emeği esirge”diğimizden, sayfalarımızdan “düşürmüşüz”…
Ayrıca Büktel'in yazısını “düz metin” olarak yayımladığımızdan,
yazıdaki alıntıların kime ait olduğunu belirtemediğimiz; kimin,
neyi, nasıl söylediğini aktaramadığımız için, bir kez daha özür
diler, gelecekte oluşturmaya kararlı olduğumuz “teknik mükemmellik
için” gerekli emeği esirgemeyeceğimizi belirtiriz…
Şimdi de, Coşkun Büktel’in dergimizde yayımlanan; “ ‘Çığ’ aslında
nedir, neyi sarsıyor?” adlı yazısının sonunda “düşürdüğümüz”
bölümü buraya alalım:
...sıralayarak görünüşü kurtarmaya çalışıyorlar: Tiyatro
insanları eğitir, kentli olmasını, medenileşmesini, hayata daha
geniş bir pencereden bakmasını, insanı ve hayatı anlamak konusunda
daha donanımlı, kültürlü ve bilinçli olmasını, İsrail'in bombaladığı
Filistinli çocukların yanında yer almasını, Cumhuriyet değerlerini
koruma ve kollamasını... cart curt!
Sizin gibiler tarafından yapılan tiyatronun, (bırakın seyirciye,
Cumhuriyet'e, Filistinli çocuklara filan yararlı olmasını) size,
yani 'kendinize' bile bir hayrı olmamış. Sizin bunca yıl yaptığınız
tiyatronun, ne denli zekâdan ve ahlaktan uzak bir samimiyetsizlik
olduğu, bizzat sizin zekânıza, kültürünüze ve karakterinize herhangi
bir yarar sağlamamış olmasıyla sabittir. Sizin devlet desteğiyle
yaptığınız tiyatronun sizin bütçenizden başka hiçbir şeye yararı
yok. Sizin lanse ettiğiniz o 'Çığ' denen garabetin de aslında
Türkiye'nin imajından başka hiçbir şeyi sarstığı yok. O nedenle,
devletin sizin gibiler tarafından yapılan tiyatroyu halkın
vergileriyle desteklemesi gerektiği ve bunun bir uygarlık göstergesi
olacağı ne zaman iddia edilse, uygarlığın, ormanda bir çapulcu
sürüsüne rastlayan bakire bir genç kız misali, ağır bir tecavüze
uğradığını hissediyorum. Devlet sizi niye destekleyecek? Siz
'Çığ'ları destekleyesiniz ve bu ülkeyi küçük düşüresiniz, diye mi?
Devletin halktan aldığı vergilerle 'Çığ'ı ve 'Çığ'ı destekleyenleri
desteklemesi, halkın içme suyuna kanalizasyon akıtması kadar vahim
bir yanlış. Bence sizin gibiler tarafından yapılan tiyatronun
desteklenmesi, sanatın desteklenmesi anlamına gelmiyor; tam tersine,
halkın sömürülmesi/zehirlenmesi anlamına geliyor. Halka ihanet
anlamına geliyor.
|