
DEMİRKANLI'YA SON
(OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
Coşkun Büktel
Demirkanlı’nın “Artık Sıkıntı vermeye başladın Coşkun
Büktel” başlıklı son yazısını da, son olmasını umarak, ve yine satır
satır alıntılayarak cevaplıyorum. Ciddi ve dürüst olmak zorunda olan
benim, kanıtlı ve belgeli yazmak zorunda olan benim, yani onlar gibi
asılsız ispatsız karalamalarla okur karşısına çıkmaktan utandığım
için, bu polemiklerde tek yorulan benim. Ama onlar sıkılıyorlarmış.
Tadı kaçmışmış. Sanki ben onların damak tadına hizmet etmek
zorundaymışım gibi.
Sıkılmanıza sevindim. İnsanda biraz sıkılma olmalı.
Demirkanlı’nın son yazısındaki ifadeleri bold
harflerle alıntılıyor, cevaplarımı normal harflerle sunuyorum.
Demirkanlı, son yazısına şu cümleyle başlıyor:
Kendinden menkul görüşlerin, saldırıların sınırları
da aştı, tadı da kaçtı.
Neymiş o kendimden menkul görüşlerim? Neymiş o
sınırları aşan, tadı kaçan görüşlerim? Niye benim yaptığım gibi
kanıtlı belgeli olarak o görüşleri açıklayıp mahkum edemiyorsun?
“Tiyatrodergisi internet sitesinin sahibi Mustafa
Demirkanlı'nın, "İnternet de olsa bu yazının tek bölümde yüklenmesi
pek sağlıklı olmadığı için..." gibi hiçbir şekilde doğru ve
inandırıcı olmayan bir bahaneyle, etkisi azalacak ve bütünlüğü
bozulacak şekilde birbirinden kopuk 4 ayrı internet sayfasına
bölerek yayımladığı Coşkun Büktel'in cevap yazısını sizlere orijinal
haliyle tek bir internet sayfasında sunuyoruz.
Coşkun Büktel'in yazısını tek bir sayfada okumak için
tıklayınız.”
tiyatrofanzini.com dan…
Tek bir internet sayfasında sunuyoruz demiş/sin.
Zaten site de iki tane senin, altı tane de Feridun Çetinkaya’nın
yazısı var. Yükler/sin tabii.
Yukarıda yaptığın alıntıdaki sözler bana ait değil.
Bu durumda, “yükler/sin tabii” diye, “demiş/sin” diye beni suçlaman
ne anlama geliyor?
O alıntıdaki sözlerin hesabını benden sorarak, niye o
sözler sanki bana aitmiş gibi bir hava yaratıyorsun? O sözlerin
hesabını benden sormadan önce, bana niye bir mail göndermeyi ve o
sözlerin benim tarafımdan yazılmış olup olmadığını öğrenmeyi
gereksinmiyorsun? Bizim saklımız gizlimiz yok ki!... Sorman yeterdi.
Ama sen, gerçeği aramıyorsun. Sen, benimle tekrar
polemiğe girebilmek için bahane arıyorsun. Benden rövanş almaya
çalışıyorsun. O nedenle, benim olmayan sözleri benimmiş gibi
alıntılayarak, benimle tekrar polemiğe giriyor ama her defasında
duvara tosluyor, bir kez daha ağzının payını alıyorsun. Ağzının
payını alınca da, “sıkıldım, tadı kaçtı” gibi laflarla teşhir
ettiğim yalanlarını okurların dikkatinden ve hafızasından kaçırmaya
çalışıyorsun.
“Demiş/sin” “Yükler/sin” gibi direkt bana yönelik
suçlayıcı ifadelerin arasına kesme işareti koyduğun için; bu yazında
(başlığında adımı ve soyadımı kullandığın bu yazında) bana
yönelttiğin bütün o haksız, mantıksız, “yalan” suçlamaları
bağışlatman mümkün mü? Bu “incelikli” kurnazlıklarla okurları
yanıltmaya çalışmanı, şu yada bu mazeretle kamufle edebilmek mümkün
mü?
Yazımı dörde bölerek yayınlaman konusunda ille beni
suçlamak istiyorsan niçin benim bu konudaki “imzalı yazımdan” alıntı
yapmıyorsun? Benim
“Mustafa Demirkanlı Sinsi Yalanlar ve Tahriflerle
Okurları Caydırmaya Çalışıyor” başlıklı kısa yazımda
(www.tiyatrodergisi.com.tr/Public/default.aspx?nid=2297) senin
yalanların ve tahriflerin sergileniyordu. Örneğin Rahmi Dilligil ile
ilgili olarak bana nasıl iftira attığın ve dörde böldüğün yazımın
bölümleri arasına link koymadığın anlatılıyordu. Alıntı yapacaksan o
yazıdan alıntı yapsaydın ya!...
Ben seni o yaptığın alıntıdaki iddialarla suçlamadım
ki. Sen bana, seni suçladığım konularda cevap vermek yerine, seni
suçlamadığım konularda cevap veriyorsun.
Yazımı bölmen konusunda benim bütün söylediğim şunlardan ibaret: (“Mustafa Demirkanlı Sinsi Yalanlar ve Tahriflerle
Okurları Caydırmaya Çalışıyor” başlıklı kısa yazımdan
aktarıyorum):
Mustafa Demirkanlı, sitesine gönderdiğim “Coşkun
Büktel’e Sanatseverler Değil, Ancak Sanatsavarlar Yalancı Diyebilir”
başlıklı cevap yazımı sitesinde yayınlarken, yazımı tahrif etmek
için, elinden geleni ardına koymamış ve yaptığı tahrifatı “sureti
haktan” gösterebilmek için, bin dereden su getirip bin takla atmış.
Demirkanlı, okunmasını engellemek için yazımı; okurlara “Coşkun
Büktel’in yazısı şundan ibaret” telkini yapacak şekilde ve yalandan
mürekkep bir “sunuşla” ve dört parçaya bölerek yayınlamış.
(…)
Ayrıca, yazımın dörde bölmeden yayınlanamayacağını
iddia etmesi de enteresan; çünkü, mesela, çok daha amatör bir site,
yazımı hiç bölmeden, tek parça halinde ve çok daha okunaklı biçimde
yayınlayabildi:
(Coşkun Büktel,
“Mustafa Demirkanlı Sinsi Yalanlar ve Tahriflerle
Okurları Caydırmaya Çalışıyor”
www.tiyatrofanzini.com/buktel1.htm).
Yukarıdaki alıntıda görüldüğü üzere, ben yazımın
bölünmesi konusunu “enteresan” bulduğumu söylemekle yetinmiş, seni
asıl “öbür” tahriflerle suçlamışım. Ama sen, benim asıl
suçlamalarımı yanıtlamaktan yan çiziyor; benim olmayan ifadeleri
(benimmiş gibi alıntılayarak) yanıtlamayı tercih ediyor; üstelik bu
utanmazlığı, benim “adam olmadığım” şeklindeki bir hakarete
vardırabiliyorsun.
Geçmişteki sansürcü tavrını bir yana bırakırsak, şu
anki profesyonel site sahipleri içinde, yazılarımı (şöyle veya
böyle) yayınlamaya cesaret edebilen tek kişi olduğun için, sitendeki
yazılarımla ilgili yayın hatalarını düzeltmek konusunda tereddütsüz
bir tavır sergilemiş olduğun için ve (yazında alıntıladığın
ifadelerin gerçek yazarı olan Feridun Çetinkaya’nın sana karşı
sessiz kalmayı tercih etmiş olması nedeniyle) yazılarımı bölmen
konusunda teknik olarak “belki de” haklı olabileceğine dair bir
izlenim edindiğim için; benim adam olmadığım konusundaki hakaretini
yalnızca sana iade etmekle yetiniyorum.
Biz siteye her gün, o sitedeki yazıların tamamını
yüklüyoruz neredeyse. Sen kanıtı seversin ya, geleceksin, sana çay
veya kahve de ikram ederiz, oturacaksın bilgisayarın başına ve
yazını yükleyeceksin, yükleme tamamlanmadan kalkarsan bozuşuruz,
gelmezsen de bir daha ağzını açayım deme. Yettin be!
Ben, bana yapılan davetleri reddetmem. Ama sana geliş
nedenim, yazımı bölmenin haklılığıyla ilgili teknik kanıtları görmek
isteyişim değildi. Çünkü teknik konularda yetersiz olduğum için,
senin açıklamalarını anlamam ve sana güvenmem mümkün değildi. Ne var
ki, teknik konuda güvendiğim kişi ve alıntıladığın satırların yazarı
olan Feridun Çetinkaya susmayı tercih ettiği için, yazılarımı bölmen
konusunda (sadece o konuda) haklı olabileceğin ihtimalini de hesaba
katmak gereğini hissettim. Ve haklı olma ihtimalin bulunan o biricik
konuda, kimi muhatap alacağını bilmek hakkındır diye düşündüm.
Ayrıca, cevap verebilmekten aciz olduğum teknik bir konuda haksız
yere (Feridun Çetinkaya’nın yerine) suçlanmak da hiç hoşuma
gitmemişti.
Dürüst, açık, gizli saklısı olmayan Büktel, yayıncısı
belli olmayan ve tek işi Coşkun Büktel’i ve ona saldıran vandalları
–sanatsavarları- (!) takip etmek olan bu siteye ne kadar teşekkür
etsen azdır. Ne müridlerin varmış be! Ben, birini tanıyordum ama
başkaları da varmış meğer. Her ne kadar kimliğini gizleme gereği
duyuyor olsa da.
Kimsenin kimliğini gizlediği yok. www.tiyatrofanzini.com
sitesi, bir ay önce yayına başlamış, henüz pek çok eksikleri olan
amatör bir sitedir. Sitenin sahibi Feridun Çetinkaya’dır. Kimliğini
açıklamıyor olması, gizlendiği anlamına gelmez. Kendini şu yada bu
biçimde öne çıkarmaktan hoşlanmayan bir karakter olduğu anlamına da
gelebilir. Bu konuda sessiz kalmayı tercih etmesi de aynı anlama
gelebilir. İnsanlar dürüst oldukları ve başkalarına zarar
vermedikleri sürece, Coşkun Büktel kadar şeffaf olmamak yada
Büktel’e benzememek hakkına sahiptir. Ayrıca sen, sitenin sahibini
gerçekten öğrenmeyi ve bu konuda okurlarını yanıltmaktan sakınmayı
gerçekten isteseydin, bana bir mail gönderip sorman yeterdi. Ama
yanıltıcı değil de sorumlu ve aydınlatıcı bir yazı yazmak (sana
karşı yazdığım diğer yazıların da kanıtladığı üzere) senin asla
tercihin olmadı.
Site sahiplerinin kendilerini ifşa etmek gibi bir
zorunlulukları var mı? Yok. Öyleyse?... Sen merak edecek yada
eleştireceksen, sitenin sahibini değil, sitedeki yazıların değerini
merak etmeliydin/eleştirmeliydin.
Sevgili okur, Coşkun Büktel’in kendisinin yayıncısı
olduğu site olduğunu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
www.coskunbuktel.com adında bir site var zaten. Büktel’de sitesinin
linkler menüsünde iki link öneriyor: Büktel'in gör dedikleri:
www.freewebs.com/coskunbuktel
www.tiyatrofanzini.com
Yuh derler adama, narsizmin de bu kadarı derler… ama
adama derler Coşkun Büktel’e değil.
Diyelim ki bir insanın üç sitesi var, her sitesinde,
diğer iki sitesine link vererek okurlara o sitelere de bakmalarını
öneriyor. Sence bu durum o insanı narsist yapar ve o insana yuh
derler, öyle mi? Sen, öfkeden kafayı yemişsin! Ne dediğinin farkında
değilsin.
Ben aşırı şeffaf bir insan olduğum için, benim
kendimi beğendiğim, kendimi beğenebilmek için ne kadar ağır bedeller
ödediğim, artık her tiyatro severin malumudur. Senin buna narsizm
demen, bu yüzden beni adam saymaman, bu yüzden bana yuh çekmen;
kendini beğenen, kendine güvenen, kendine hata yapma şansı
tanımayan, kılı kırk yaran, duyarlı, vicdanlı, yetenekli, titiz ve
dürüst insanlardan pek hoşlanmadığın anlamına geliyor. Şimdi bunun
psikolojik ve ekonomik nedenlerini kurcalamak istemiyorum. Ben,
hakkımdaki yalanlara (özellikle de “inandırıcı” yalanlara) mutlaka
cevap veririm. Ama hakkımdaki alaylara yada küfürlere cevap vermeyi
çoğu zaman gerekli görmem. Onları okurların ferasetine bırakırım.
Çünkü nasılsa, temelsiz, nedensiz, mantıksız alayların ve küfürlerin
okurları kandırabilme ihtimali yoktur.
Kardeşim, eline kalemi alıp küfredip duruyorsun; adı,
adresi, telefonu kısacası her şeyi ortada olan insanlara.
Adı, adresi, telefonu kısacası her şeyi ortada
olmanın, insanı eleştiri üstü yapmaya yettiği gibi bir zırvayı biri
sana yutturmuş olabilir ama sen kimseye yutturamazsın.
Sen sitene künye koydun diye ve Feridun Çetinkaya
daha bir aylık amatör sitesine (henüz) künye koymadı diye; (teşhir
ettiğimiz onca yalanlarına rağmen) seni, Çetinkaya’dan daha dürüst
bir insan saymamız mümkün mü? Elbette, değil.
Ben seni yok narsistmiş gibi, yok gizleniyormuş gibi
(yanlış alıntılarla okurları yanıltma taktiklerine dayanan) temelsiz
tutarsız iddialarla (trıçkadan nağmelerle) suçlamıyorum.
Yalancılıkla suçluyorum! Ama bunu yaparken, “yalancı” deyip
geçmiyorum. “Yalancı” demekle yetinmiyorum. Daha az kişi tarafından
okunmayı göze alarak uzun yazıyor, senin yalanlarını somut
belgelerle, ayrıntılı tahlillerle kanıtlayarak, Türkiyenin tek
tiyatro dergisinin tipolojisi hakkında güvenilir bir kaynak
oluşturuyorum. Böylece, tiyatromuzun çığlık gerektiren acıklı
durumuna dair tiyatro tarihimize güvenilir veriler sunmuş oluyorum.
Yani ben Mustafa Demirkanlı’yı veya herhangi bir
başka şahsı cezalandırmak için yazı yazmıyorum. Şahısların adını
vermeyi, yazarlık yöntemi olarak aşırı önemseyişime rağmen, şahıslar
aslında umurumda değil.
Kimliksiz, kimliği olmayan, yani kişiliği belli
olmayan bir siteyi neye göre öneriyorsun?
Neye göre olacak, o sitede yayınlanmış (yazarları
belli) yazıların değerine, niteliğine göre... Sıkıysa o yazıları
eleştirsene! Onların niteliğini, benim yöntemlerimle (yani
bilimsellikle) eleştirebilsene! Bunu yapabilsen, bu konuda
inandırıcı olabilsen, bana yuh çektiğinde kendini değil beni rezil
etmiş olurdun. Ama olmuyor, değil mi? İnandırıcı olmak, yuh çekmek
kadar kolay olmuyor, değil mi?
Tabii o site senin değil!
Bu numaralara gerek yok ki!... Kimseden gizlenen yok
ki!... Hayır o site benim değil. Değil ama, benim de olabilirdi.
Hiçbir şey fark etmezdi. Önemli olan sitenin sahibinin kim olduğu
değil. Yayınladığı yazıların, haklı, mantıklı, ustalıklı ve dürüst
yazılar olması. Haklılık, mantıklılık, ustalık ve dürüstlük gibi
kriterlerle aran iyi olmadığı için; o kriterlerin yerine “sitenin
sahibinin belli olup olmaması” gibi trıçkadan bir başka kriter
getirmeye çalışıyorsun. Yani çoğu zaman yaptığın gibi, yine hedef
şaşırtmaya, okurları yanıltmaya kalkışıyorsun. Bakalım, okurları
yanıltmak ve caydırmak için bu yazımın başına bu defa neler
ekleyecek, ne yalanlar yumurtlayacaksın.
Eğer, seninse… ben demeyeyim, sen tamamla.
O site benim değil ama, benim olsaydı küfürü
yemiştim, öyle mi? Yani “bu site benimdir” diye kendini teşhir
etmeyen (etmek zorunda olmayan) site sahiplerine küfürü basıyorsun,
öyle mi? Benim sitemin sahibi belli ve başka sitem olursa yine belli
olacak. Ama, şeffaflık benim hayattaki biricik erdemim olmadığı
için, benim kadar şeffaf olmaya gerek duymayan site sahiplerine
küfür etmek ihtiyacını hiç hissetmedim.
Sustuk diye, ürktük mü sandın nedir!
Bence sen hâlâ susuyorsun. Konuşman gereken konularda
(yakalayıp belgelediğimiz yalanların konusunda) hâlâ susuyorsun.
Sustuğun belli olmasın diye de, konuşman gerekmeyen ”kıldan tüyden”
konularda konuşuyor; “kıldan tüyden” haksız ve dayanaksız
suçlamalarla, saçma sapan küfürlerle ve yuh çekerek gürültü ediyor;
dikkatlerini asıl konudan uzaklaştırarak okurları yanıltmaya
çalışıyorsun. Bence sen hâlâ susuyorsun.
Coşkun Büktel’in küfürlerle dolu yazılarını
okuyanlara önerim, yukarıda linklerini verdiğim üç siteye girerek,
Coşkun Büktel’in kişiliğini daha yakından tanımanızdır.
Eyvallah! Teşekkür ederim!
Not: Coşkun Büktel davetime geldi, sayfa
yüklemesiyle ilgili pek bilgisi olmadığını, o cümlelerin Feridun
Çetinkaya'ya ait olduğunu ve tiyatrofanzini.com un da Feridun
Çetinkaya'nın olduğunu ifade etti
Bana kalırsa, evine geldiğimde, yazılarımla ilgili
sitende gösterdiğim bazı yayın aksaklıklarını giderdiğine göre (yani
o aksamaların varlığını görüp kabul ettiğine göre) ve yazında benden
alıntı yapmış gibi sunduğun satırların bana ait olmadığını artık
öğrendiğine göre; yukarıdaki ek “notu” benden özür dileyerek
bitirmen, senin için çok daha şık olurdu.
Coşkun Büktel / 2 Haziran 2006
NOT: Mustafa Demirkanlı bu yazıya şu başlıkla cevap vermiştir:
COŞKUN BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":
BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye
doğru tarih sırasıyla)
MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E
SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE
TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK
SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
COŞKUN
BÜKTEL
COŞKUN
BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
KİM DEĞİŞTİ?
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ
BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN
BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI
UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
HAY ALLAH
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
VEKALET DÖNEMİ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA
ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı,
tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk
dakikalarında ―tam olarak, saat
00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a
gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle,
Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A.
Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür
etmiş, asla yayınlamamıştır.)
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
KIVIRTMA COŞKUN
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!
MUSTAFA DEMİRKANLI
İŞ YAPAN, BULAŞIR!
HİLMİ BULUNMAZ
|