Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 
Yeniden uzun uzun kafa sıkmaya başlayan Demirkanlı'yla
YENİ BİR FACEBOOK TARTIŞMASI / 22 Aralık 2011
 
 

HALUK BİLGİNER'İN DE BİZZAT KATILDIĞI 2. DURUŞMADA MAHKEMENİN JET KARARI: "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle" diyen Haluk Bilginer SUÇSUZ; "Haluk Bilginer yavşaktır" diyen Hilmi Bulunmaz suçlu!..

 

 

FACEBOOK'TA (ALTINDA TARTIŞMANIN YER ALDIĞI) Coşkun Büktel'E AİT DUVAR YAZISI:

 
"Hamdi Mümkün yahut İkinci Geliş"in yayınlanması haberinin ayrıntıları http://www.coskunbuktel.com/index.htm adresinde...

 

 

· · · · Salı, 22:53
  • Sadık Medin bunu beğendi.
    • Sadık Medin Çakma iyi saatte olsunların tüm engellemelerine,savsaklamalarına ve oyalamalarına rağmen, okuyucuların sahiplenmesiyle "İKİNCİ GELİŞ" bir gelecek pir gelecek.Umduğun ve umduğumuz baskı sayılarına ulaşacak,yolun açık olsun arkadaşım.

      Dün, 00:59 · · 1

    • Büktel'in sayfasında konu açma sansürlü olduğu için buraya yazmak durumundayım. Büktel, Hilmi'yle gün 24 saat konuşuyor olmasına karşın bugün Hilmi onu aramamış, Büktel de Hilmi'nin sitesine girmemiş hatta bugünkü davası ne oldu diye merek etmemiş... İzninizle haberi değil, nasıl olsa Büktel de okumuştur, yorumumu paylaşayım. "H.Hilmi Bulunmaz'ın "Küfürbazlığı" Tescil Edildi...

      H. Hilmi Bulunmaz, Ö. Faruk Kurhan'ın açtığı ve beraatla sonuçlanan davası sonunda şu yorumları yapmıştı: "Zâten yargıç öyle söyledi; 'İnciticisin, ama eleştirmensin sen!' dedi. Ben, şu anda, tescilli bir eleştirmenim..." (Tabii bunlar Bulunmaz'ın yorumu kararda böyle bir ifade yok)

      Artık, Bulunmaz "tescilli bir eleştirmen"miş. Büktel dahil kimse karşı çıkmadığına, Büktel de "gerçekçi" olduğuna göre bunu kabul etmeniz gerek.

      Sonrasında, Yeni Tiyatro'da yayımlanacak söyleşide, Ediz Baysal da şunları söylemiş:
      "Oyuncu Ediz Baysal, H. Bulunmaz'ın BERAAT kararı için dedi ki: 'İşte bu BERAAT kararı, yüzlerine çarpılması gerekir.'"

      Her ikisi de doğru söylemiş mi acaba? Kim kimin yüzüne çarpıyor? Kim kimi eleştirmen olarak onaylıyor?

      Burada karıştırdıkları bir durum mu var acaba?

      Bugün (21 Aralık) sonuçlanan bir davada H. Hilmi Bulunmaz mahkum oldu. Şimdi, sen eleştirmen filan değilmişsin, "tescilli küfürbazsın" demeliyiz değil mi ya da "bu karar kimin yüzüne çarpılacak?" diye sormalıyız Ediz Baysal'a... Eleştirmenliği yargının kararına bağladık ya (!) Büktel'in kulakları çınlamıştır... Bunca yıldır eleştirmenliğini yargıya onaylatamadı! El elden üstündür Büktel! Su uyur yakın dostun Hilmi uyumaz...

      Biz, H. Hilmi Bulunmaz'ın beraat kararını 24 saat sonra yayımladığımız için -davayı izlememiştik, Bulunmaz'dan ya da bir başkasından haber gelmemesine rağmen- başta Coşkun Büktel olmak üzere olmadık hakaretlere maruz kaldık, bununla da kalmadılar neden Dergi'de yayımlamıyorsun demeye vardırdılar saldırılarını, bu saldırılar karşısında Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş oltaya geldi ve; Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve Ediz Baysal'la bir "beraat" söyleşisi yaptı ve yayımlayacağını deklare etti. Bunu yaparken ne yapmış oldu? Bu saçma sapan davalarla dergisini boğacağını deklare etti. Artık dürüst ve tarafsız bir yayıncı olduğunu kanıtlamak için bu mahkumiyet kararını da haber yapmak zorunda, bununla da yetinmeyerek Haluk Bilginer ve Kemal Aydoğan'la da söyleşi yapmak zorunda... Erbil Göktaş'ı bu tuzak karşısında uyarmıştım ama anlamadı. Şimdi üzerine aldığı sorumluluğun farkına varmıştır belki ama artık çok geç... Beraat söyleşisi, mahkumiyet söyleşisi, yeni davanın sonucu söyleşi, sonraki davaların söyleşileriyle Dergisi'ni doldurmak adına sorumluluk üstlendi. Erbil'e söylemiştim, biz Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde bu şahıslara karşı açılan davaları haber yapmadık ki (Bu saldırıların yapılacağını öncesinde görerek), beraat kararlarını haber yapalım. Portal 'da haber yapmıştık açılan davaları, beraat kararını da orada haber yaptık.

      Sen, haber yapmak yerine söyleşi yaptın. Artık Bulunmaz ya da Büktel karşısında hukuksal davaları kazananlarla da söyleşi yapmak zorundasın, kimse takip etmese ben takip edeceğim. Bakalım kendini ifade ettiğin kadar objektif misin yoksa okurları mı kandırmaya çalışıyorsun?

      Eleştirmenliğini hukuksal bir kararla deklare eden ve bunu övünçle aktaran Bulunmaz, çok kısa bir süre sonra aynı yargıyı bakın nasıl yorumluyor?: "Gün yirmi dört saat haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşadığının ayrımında olmakla birlikte,"

      "haksızlıkların yasalarla korunduğu bir ülkede yaşadığımın ayrımındayım" diyorsan, eleştirmenliğinin tescilini aynı yapıda "tescil" ettirmek hem de bir sosyalist (!) olarak seni hiç rahatsız etmedi mi?, demezler mi adama! ... devamı var...

      3 saat önce ·

    • Merak etme, Büktel, Çetinkaya, Göktaş, Baysal gibi arkadaşların görmezden gelir, kimse "Bulunmaz bu ne yaman bir çelişki" filan demez, rahat ol. Çelişkilerin, üfürmelerin korunduğu bir ülkede yaşadığının da ayrımına var artık hem de kendini "gerçekçi" diye lanse edenlerin senin yanında olduğu bir ülkede yaşadığının ayrımına var. Sen sadece kuyumcu, elmas kalemleri tacirleriyle ilişkide değilsin, "gerçekçi" arkadaşların da var, unutma!

      Beraat kararı üzerinden saldırırken ya diğer davalardan birinde mahkumiyet çıkarsa olasılığını hiç düşünmediniz, avukatsız girmenin kahramanlık olduğunu sandınız, savunmalarınızda bile suç işliyorsunuz...

      Siz, olayları işinize geldiği gibi yorumladığınızı bu iki kararla iyice deşifre ettiniz. Lehinize olunca "eleştirmenliği onaylanmış" olarak yorumladınız, aranızdan hiçbiriniz (Büktel, Çetinkaya, Göktaş, Baysal) "Hilmi, ne diyorsun yahu! Mahkemeler eleştirmenlik mi onaylarmış" bile diyemediniz. "Gerçekçi kahramanlar", sizi gidi siziler...

      Bu ayıbı taşıyacaksınız, ama sizin o kadar çok ayıbınız var ki? Bu ayıbınız konuşmaya bile değmez aslında.

      Siz, yukarıda tanımladığım insanlarsınız... Ne objektifliğiniz var ne de sağ duyunuz, sadece benden yana ya da değil diye bakıp, üstelik bunu gizlemeye çalışan insanlarsınız.

      H. Hilmi Bulunmaz, Erbil Göktaş, Ediz Baysal ve de Coşkun Büktel, (Tabii ki Feridun Çetinkaya) Bulunmaz'ın beraat kararı hayırlı olsun, söyleşinizi merakla bekliyorum.

      Peki siz mahkumiyet söyleşisini merak ediyor musunuz ya da "Erbil, mutlaka mahkumiyet söyleşisi de yapmalısın." diyor musunuz?

      Öngörümü söyleyeyim mi, bu kez "dürüstlük (!)" adına Erbil'e "mahkumiyet söyleşisi de yap" diyeceksiniz, hatta baskı yapacaksınız, sizin için reklamın iyisi kötüsü olmaz. Büktel, ilk duruşmasında kendini korumak adına hiç gereği yokken bir çırpıda Bulunmaz'ı harcayıvermişti, ama Bulunmaz buna da tepki veremedi, öncesinde koskocaman adama "aşil topuğum olma" dedi, Bulunmaz buna da "Ne diyorsun ya" diyemedi. Şimdi kalkmış, duruşmaları izlemeyenleri kandırmaya çalışıyor: "Sosyalist sanatçı ... bala bala..." Aşil topuğu dendiğini de diyeni de unutuverdi...

      Keşke gerçek dost olabilseydiniz de bu arkadaşınızın duruşmalarına izleyici olarak katılsaydınız, desteğinizi gösterseydiniz ama sizin oralarda ne işiniz var (!)... Benim bildiğim ve gördüğüm tek örnek Bulunmaz, Büktel'in duruşmasına katıldı, ona desteğini verdi ama Bulunmaz'ın duruşmalarında yanında olan kimseyi görmedim. O "beraat" söyleşisindekilerden hiçbiri yoktu... Duruşma salonları reyting yapmaz, emek ister, hissetmek ister, "buradayım arkadaşım" demek ister...

      Yukarıdaki aktarımlarımla birlikte anlayana sivrisinek...

      Siz, sözüm ona "dürüstlüğünüzü" tescil edeceksiniz adam dergisini size teslim etmiş olacak. Hukuk dergisi mi tiyatro dergisi mi karışacak ama bu saatten sonra ne yapsın Erbil...

      Neydi o dizinin adı: "Erbil'in suçu ne!" ya da "Bulunmaz'ın suçu ne!"

      TV dizilerine küfreden, köpüren Bulunmaz'ın yakın dostu (!) tekrar dizi yazmaya başladığını nasılda ballandıra ballandıra anlatıyor, benim hiç bir itirazım yok, yazmalı, yazsın, yazarın bu dönem de yapacağı işlerden biri de bu, sevsek de sevmesek de...

      Peki, TV dizilerine köpüren Bulunmaz ne yapıyor? Ne yapsın garibim "abi" dediği adamın yaptığını yapıyor, bunu görmeyeyim...

      Sonrasında biri "mahkeme kararıyla tescilli eleştirmen", diğeri bu tespiti içine sindiren, kabullenen ama "gerçekçi" bir yazar...

      Aklınız karışmıştır okurlar, kendinizde bulmayın kabahati, öykümüzün kahramanları bile anlayamadı bu ilişkiler yumağını, siz nereden anlayacaksınız...

      Olayın en basiti, sorgulamayın...

      Biri sosyalist, diğeri gerçekçi... Bunu kabul edin ve sakın ola ki soru sormayın...

      Yargı kararıyla "tescilli eleştirmen", diğeri "tescilli eleştirmen" arkadaşını ilk duruşmada satan "gerçekçi yazar"...

      Siz bu arkadaşların dediklerine inanın, sakın ha soru filan sormayın...

      Siz, sizolun Facebook'un "Beğen" düğmesine basın bu arkadaşlar ne diyorsa... Onların hışmından korunmanın en emin yolu bu.
      Kaynak:
      http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=232

      3 saat önce · ·

    • Coşkun Büktel BİR SÜRELİĞİNE KAFA SIKMAKTAN VAZGEÇTİĞİNİ (HATTA BELKİ DE SONUNDA "UTANDIĞINI") SANDIĞIM MUSTAFA DEMİRKANLI DİYOR Kİ: Büktel'in sayfasında konu açma sansürlü olduğu için buraya yazmak durumundayım.

      Yani sayfamda gündemin ne olacağına başkalarının karar vermesine (hatta gündemim sapmasın diye o başkalarının doğum günümü kutlamalarına veya beni övmelerine bile) izin vermiyorum diye; Mustafa Demirkanlı, "aslında Büktel'in de bir sansürcü" olduğunu söylüyor. Ben "sıfır sansür" diye istediğim kadar yırtınıp durayım, Mustafa Demirkanlı benim de (genellikle "orospu çocuğu" diye nitelediğim) sansürcülerden biri olduğumu söylüyor. Mustafa, facebook sayfalarıma benim hakkımda canının çektiği her iftirayı yorum diye özgürce yazabildiği halde, sırf iftiralarını manşetime yazamadığı için benim de sansürcü olduğumu düşünüyor. (Tabii, kendisi sansürün ne olduğunu, sansürcünün kim olduğunu gayet iyi bilen Mustafa, aslında Büktel'in sansürcü olduğunu düşünüyor değil; yalnızca, okurların öyle düşünmesini sağlamaya, yani her zaman eşşek yerine koyduğu okurları bir kez daha yanıltmaya çalışıyor.) Mustafa, eşek yerine koymaktan çekinmediği okurlara yarın öbür gün pekâlâ şu propagandayı bile yapabilir:

      "Coşkun Büktel evinin kapısını niye kilitliyor? İnsanların evine girmesini niye engelliyor? Güya 'sıfır sansür' yanlısı görünen Büktel, bu acıklı tutarsızlığınla ne kadar zavallı bir duruma düştüğünü göremiyorsun. Yazık ettin, kendine de, Theope'ne de... İnsanlar sana ve oyununa saygı duyardı. Bu tutarsızlıklarınla her şeyi sıfırlayıp kendini bitirdin! Yazık, çok yazık oldu! Seni bu hallere düşmüş görmek inanıyorum ki kaç tane sevenin kaldıysa hepsine acı verdi. Ama ne yaparsın, kendin ettin kendin buldun! Sakın kimseyi suçlama! Kendinin celladı kendin oldun Büktel!"

      Mustafa bu minval üzere sayfalar doldurabilir; bunu yapabilmesi için ortada ne fol olması şarttır, ne de yumurta... Ortaya belge koymadan laf salatası yapmak kolaydır; Mustafa'nın mütevazı zekâsı bile, buna yeter; hatta sarhoş kafayla bile...

      "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle" diyen Haluk Bilginer'e Hilmi Bulunmaz, "Haluk Bilginer yavşaktır" dediği için, Bilginer, Bulunmaz'ı dava etmişti. Evet, Haluk Bilginer'in de bizzat katıldığı dünkü (2. ve son) duruşmada, hakim Hilmi Bulunmaz'ı "suçlu" buldu ama, bu suçun açıklanmasını (ve cezanın infazını) 5 yıl sonraya erteledi. Hakim, Hilmi Bulunmaz'ın 5 yıl içinde  suç işlemediği (örneğin, Haluk Bilginer'e "yavşak" demediği) takdirde, davanın kendiliğinden "düşmüş" olacağını söyledi. Bence Hilmi 5 yıl boyunca Haluk Bilginer'e bir daha "yavşak" demeyecek ve dava düşeği için Hilmi, hiçbir ceza ödemeyecek. (Yalnızca 550 TL avukat masrafını ve 30 TL mahkeme masraflarını ödemek zorunda kalacak.) Ama önemli olan şu: 5 yıl sonra "dava düşecek"...

      Linççi olmayan Haluk Bilginer'ce açılmış davada çıkan bu kararın, Mustafa tarafından (anlattığımız özellikleri gizlenerek ve karar tutanağının orijinal metnine link vermekten yan çizerek) okurlara "DT'nin CD kaydıyla belgelenmiş Özdemir Nutku" iftirasını ve iftiracı linççileri aklayan matah bir şeymiş gibi sunulması, Mustafa'nın cibilliyetine tamamen uygundur. Ama "gerçek" belgelere link vermeksizin okurları dezenforme etmek, şüphesiz ki, bizim karakterimize asla uygun değildir. Okurlar şimdi lütfen benim ve Mustafa'nın söylediği her şeyi unutup, işin aslına, yani "mahkeme tutanağı metnine" odaklansınlar; kendilerine doğruyu kimin söylediğini ve kimin her zamanki gibi iğrenç biçimde dezenformasyon yaptığını saptamakta hiç zorlanmayacaklar.

      Hilmi'nin (elbette her zamanki gibi hiç çekinmeden ve derhal) yayınladığı (ama okurların her şeyi bilmesine gerek duymayan Mustafa'nın yayınlamaya veya link vermeye gerek duymadığı) "karar tutanağı metnine" (yani işin aslına) ben (Arka Sıradakiler dizisinde senaryo doktorluğu işime yeniden başladığım için) ancak şimdi vakit bulup bir yorum getiriyor, ancak şimdi link verebiliyorum. Hilmi'nin, örtbas etmeye çalışmadığı, üstelik "karar metniyle" birlikte, derhal yayınladığı haberi, ben nasıl örtbas edebilirim ve niye örtbas edeyim? Benim haberi örtbas etmeye çalıştığımı söylemeye kalkışan iftiracı Mustafa'ya ben daha ne diyeyim? Şunun üstüne daha ne söyleyebilirim: "Mustafa Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen, Demirkanlı'dan iğrenmeyebilen herkesten iğreniyorum."


      İşte Mustafa'nın aktarmaya veya linklemeye yanaşmadığı karar metninin linki:
      http://www.tiyatroyun.blogspot.com/2011/12/oyuncularn-cogu-yavsaktr-genellikle_21.html

 

 

BU TARTIŞMANIN FACEBOOK'TAKİ ORİJİNAL SAYFASINA ULAŞMAK VE YORUM EKLEMEK İÇİN, LÜTFEN, TIKLAYINIZ: 

http://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=324253700926080&id=100000243596367&notif_t=feed_comment

 

 

 

BONUS:

 

VANDALLARIN SANAT ZANNEDİP SANAT EDİNDİĞİ
"GERÇEKLERİ SAPTIRMA KURNAZLIĞI"

 

MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -1

MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -2


MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -3

MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -4

MUSTAFA'NIN "SÖZ DÜELLOSU" TEKLİFİNE SONUNDA EVET DEDİM

MUSTAFA'NIN HALUK BİLGİNER'CE AÇILMIŞ "YAVŞAK DAVASI"NDA ÇIKAN KARAR HAKKINDA FACEBOOK'TA BAŞLATTIĞI TARTIŞMA

 

HİLMİ BULUNMAZ'IN KIRIM KONGO KENESİNE BENZETTİĞİ MUSTAFA DEMİRKANLI, "SIFIR SANSÜR" İLKEMDEN ÖZGÜRCE YARARLANARAK İYİCE MUSALLAT OLUP, KIŞKIRTMAYI VE KAFA SIKMAYI DÜN DE SÜRDÜRDÜ!

 

 

Mustafa Demirkanlı'nın iki yüzlülüğünü teşhir etmekle niye uğraşıyoruz?

Coşkun Büktel / 20 Kasım 2011

 

Çünkü Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın, DT genel müdürü Lemi Bilgin'in, İBBŞT genel sanat yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nun, fakir halkın parasını reklam adı altında nasıl bir adamın cebine (dergisine) akıttığının, halk tarafından bilinmesini önemsiyoruz.

Yani bizim önemsediğimiz şey, (2005'te
Özdemir Nutku'nun "Fransızca'da 16. Yüzyıl'da yazılmış Theope diye bir oyun var" demesinden sonra, 2009'da dergisinin kapağında "Evet, İkinci Bir Theope Var" başlığı attığı halde, iki gün önce "kimse ikinci bir Theope var demedi ki" diyebilmiş) iftiracı Demirkanlı'nın kendisi değil... Biz halkın bizzat kendi parasıyla ve Kültür Bakanlığı, İBBŞT ve DT'nin izni, desteği ve aracılığıyla ve "kasıtlı olarak" dezenforme edilmesini önemsiyoruz.

Keşke bu işlerle başkaları uğraşsa... Keşke, iftira, linç, sahtekârlık, vb.nın egemen olduğu tiyatromuzda, bu egemenliğe karşı sanatsal bir tepki göstermeye cesaret edebilen kişilerin sayısı 3'le (Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Feridun Çetinkaya) sınırlı olmasa; keşke tiyatromuzda bir toplumsal vicdan, ahlaksızlığa karşı bir toplumsal refleks bulunsa... da ben kendi işimi yapabilsem.

Kimse bana, "yeter artık, herkes durumu anladı, sen bak kendi işine" demesin! Durumu herkesin anladığına dair belirtiler görmedikçe, imzalı tepkiler yayınlanmadıkça, "sus, susmadıkça sıra sana gelecek" korkusu egemen oldukça, kimsenin anlatmaya çalıştığım şeyi anladığına ikna olamam.

 

MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNÜ, BİR KEZ DAHA, MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN (DÖRT AY ARAYLA YAZILMIŞ) KENDİ İFADELERİYLE VE "ORİJİNAL" KAYNAKLARINA LİNK VEREREK BELGELİYORUZ

 

Ağustos'ta (bir ara) insan (güya), Kasım'da kurt...


Coşkun BÜKTEL /
20 Kasım 2011

 

MUSTAFA, DÖRT AY ÖNCE (30 Ağustos, 23.53'de) GAYET İNSANCA BİR YAKLAŞIMLA "HATA" DİYE NİTELEDİĞİ VE ÖZÜRÜ ZATEN DİLENMİŞ, UZUN UZUN DÜZELTMESİ YAPILMIŞ "HATAMI"; DÜN (19 KASIM, 06.25'de) YİNE KAFAMI SIKARKEN CEPHANESİ TÜKENİP DE SÖYLEYECEK ŞEYİ KALMAYINCA, "İFTİRA" OLARAK NİTELEDİ. MUSTAFA DEMİRKANLI DÖRT AY ÖNCE (Ağustos'ta) NE DEDİ, DÜN (Kasım'da) NE DEDİ? "ORİJİNAL" KAYNAKLARA LİNK VEREREK AŞAĞIDA AKTARIYORUZ. BİZ BİR ŞEY DEMİYORUZ, HER İKİ ALINTIMIZDA DA YALNIZCA MUSTAFA KONUŞUYOR, HER ŞEYİ MUSTAFA DEMİRKANLI KENDİSİ SÖYLÜYOR:


MUSTAFA DEMİRKANLI (30 AĞUSTOS, 23.53, 2011)

Yoksa senin bu hatanı dilime dolayıp "itira attı" da "iftira attı" diyecek halim yok, olur insan hata yapar.

(ORİJİNAL KAYNAK: http://www.facebook.com/note.php?note_id=10150748314450711)

MUSTAFA DEMİRKANLI (19 KASIM, 06.25, 2011)

Bre Büktel, iftira attın, sonta kıvır kıvır kıvrandın, "özür dilerim" dedin, şimdi onu da geri alıyorsun, iftira attığını kabul etmiş olduğuna göre, boş verelim özrü, sen iftiranı madalya gibi taşı. Ben Büktel iftira attı, sonra özür diledi, ben de konuyu kapattım lafım -doğru oladığı için- unutayım, her zaman hatırlatayım sana attığın iftirayı.... İftiracı seni...

(ORİJİNAL KAYNAK: http://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=304231069595010&id=100000243596367)

ARŞİV

Coşkun Büktel: COŞKUN BÜKTEL GİBİ BİR İNSANA ANCAK OROSPU ÇOCUKLARI "İFTİRACI" DİYEBİLİR.

 

TÜRK TİYATROSUNDA ASRIN (zincirleme) YALANI:


 

ÖZDEMİR NUTKU 2005:

"Fransızca'da 16. Yüzyıl'da yazılmış Theope diye bir oyun var."

KAYNAK: DT'nin CD kaydı



 

MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN DERGİSİNDE KAPAK DUYURUSU (Haziran 2009): 

"Evet, ikinci bir Theope var."

KAYNAK: Derginin Haziran 2009 kapağı / Kapağı büyük görmek ve "Evet, İkinci Bir Theope var" başlığını okumak için, lütfen aşağıdaki fotoğrafın üstüne tıklayınız!

 

 

MUSTAFA DEMİRKANLI 2011:

"kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki"

KAYNAK:
http://coskunbuktel.com/bukteldemirkanliikincitheopegercegi%20saptirmak.htm

 

 


DEMİRKANLI YALANLARI GENEL SAYFAMIZ:

http://www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm

 

 

© coskunbuktel.com