![]() |
| Anasayfa | Polemik | İnceleme | Büktel Hakkında | İlkemiz | Büktel'in Gör Dediği | Arşiv | İletişim |
|
MUSTAFA
DEMİRKANLI'NIN SON SAHTEKÂRLIĞINI FOTOĞRAFLA BELGELEDİK.
Coşkun Büktel
Sitemizde, bugün (4 Ağustos 2010) "Bir Yüzsüz'den Büktel'e Hodri Meydan" başlıklı bir haber yapmış; haberimizde, Mustafa Demirkanlı'nın sitesinde, birtakım kişi ya da kişilerin, imzasız yazılarla Coşkun Büktel'e iftira attığını yazmıştık. İmzasız yazının tam metnini ana sayfamızda yayınladığımız halde, bununla yetinmeyerek, iddiamızı belgelemek üzere, Mustafa Demirkanlı sitesinin konuyla ilgili sayfasına link de vermiştik. Mustafa Demirkanlı'nın "Tiyatro" ya da A. Ertuğrul Timur'un "Tiyatrom" sitelerine, yazdıklarımızın belgesini okurlar da görsün diye ne zaman link verdiysek, karşımızdaki bu iki azılı sansürcü linççi, ya sayfanın adresini değiştirerek veya sayfayı tamamen silerek okurların sayfayı görmesini engelliyor, ya da sayfada değişiklik yaparak suç unsurlarını ortadan kaldırıyor; böylelikle, link vererek o sayfaya gönderdiğimiz okurlara karşı bizi yalancı durumuna düşürmeye çalışıyorlardı. Tabii, okurlarımız, bu iki sansürcü linççinin (hele de özellikle, Lemi Bilgin, Ayşenil Şamlıoğlu, Orhan Alkaya, vb gibi "bürokratlar" tarafından reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle beslenen Mustafa Demirkanlı'nın) sahtekârlıkta sınır tanımadıklarını kısa zamanda anlamış oldukları için; bu sahtekârlar, bu yöntemlerle artık kimseyi kandıramıyorlar. Ama başka yöntem bilmediklerinden, aynı sahtekârlık yöntemlerini, umutsuzca da olsa, çarnaçar kullanmak zorunda kalıyorlar. Ayyuka çıkmış sahtekârlığı ve bir yalan makinası kadar üretken yalancılığı (Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin, Ayşenil Şamlıoğlu, Orhan Alkaya gibi "sağır sultanlar" dışında) herkes tarafından bilindiği için: Demirkanlı'nın, bu kez de, aynı sahtekârlığa başvuracağından emindik. Sağolsun, Demirkanlı, bizi yine yanıltmadı. "Bir Yüzsüz'den Büktel'e Hodri Meydan" başlıklı yazımızı bugün saat 13.00 civarında yayınlamış ve Demirkanlı'nın yazımızı fark etmesini ve uygun gördüğü sahtekârlığı yapıp verdiğimiz linkin ucundaki sayfayı bir biçimde değiştirmesini beklemeye başladık. Demirkanlı, bizi çok fazla bekletmedi. İki saat kadar sonra, yani 15.00 civarında, link verdiğimiz sayfa, hatta sayfadaki metin bile, değiştirilmiş, suç unsurları telaş içinde Mustafa'nın fıkra lazı zekâsınca örtbas edilmişti. Bir kere yazı artık imzasız değildi. Mustafa Demirkanlı, yazar yerindeki (en az bir yıldır boş duran) çerçeveye artık kendi fotoğrafını yerleştirmiş, yazının altında (en az bir yıldır boş duran) yere imza da atmıştı. Sayfanın en sonundaki, "Yazarın Diğer Yazıları" başlıklı bölümün altında sıralanan başlıklar da, doğal olarak, tamamen değiştirilmiş ve eski yazı başlıklarının yerine, Mustafa'ya ait yazıların başlıkları yerleştirilmişti. Sahtekâr Mustafa'nın metinde de değişiklikler yaptığını fark ettik ama, "önceki" metinle "sonraki" metin arasındaki farkları, bu haberi hazırlamaya ayırdığımız mesai nedeniyle henüz tamamen incelemeye vakit bulamadık. Ama Demirkanlı'nın metni de değiştirdiği kesindir. Ne var ki, (Lemi Bilgin, Ayşenil Şamlıoğlu, Orhan Alkaya, vb gibi "bürokratlar" tarafından reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle beslenen) Mustafa Demirkanlı'yı, bir kez daha ve bu kez fotoğrafla, suç üstü yakalamıştık. Her ne kadar Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin, Ayşenil Şamlıoğlu, Orhan Alkaya gibi "sağır sultanlar" bilmese de, biz, Mustafa'nın yazımız karşısında sahtekârlıktan başka çare bulamayacağını (adımızı bildiğimiz gibi) bildiğimiz için, "Bir Yüzsüz'den Büktel'e Hodri Meydan" başlıklı yazımızı yayınlamadan önce, Mustafa'nın ilgili sayfasının fotoğrafını çekmiştik. Aşağıda, Mustafa Demirkanlı sitesindeki ilgili sayfanın, bizim (13.00) civarındaki yayınımızdan önceki versiyonunu üç parça olarak göreceksiniz. (Sayfa ekrana sığmadığı için, sayfanın tümünü ancak üç fotoğrafla kaydedebildik.) Daha sonra (bir kez daha değiştirebilir endişesiyle) Mustafa'nın şu anki değiştirilmiş sayfasının da fotoğrafını (yine üç parça halinde) çektik ve sayfanın "önceki" versiyonuna ait üç parçalı fotolardan sonra, "sonraki" versiyona ait üç parçalı fotoları da, bu sayfaya yerleştirdik. Mustafa'nın sitesindeki söz konusu sayfanın bugünkü görüntüsüyle, Google "önbellek" görüntüsüne bakarsanız, sahtekâr Mustafa'nın neleri değiştirdiğini bir bakışta görebilir, sahtekârlığı bir başka kaynaktan da kanıtlamış olabilirsiniz. Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin, Ayşenil Şamlıoğlu, Orhan Alkaya gibi "sağır sultanlar" bilmese ve görmek istemese bile; bu bürokratların kimleri besleyip karşımıza kimleri adam diye çıkardıklarını ve bizi kimlerle uğraşarak mesai harcamak zorunda bıraktıklarını, bilmek isteyecek vicdan sahibi okurların da bulunduğu biliyoruz. İşte o okurlar, sahtekâr Demirkanlı'nın ahlaksız işlemlerini, her iki versiyona ait fotoları aşağıda kolayca kıyaslayarak rahatça görebilir ve Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin, Ayşenil Şamlıoğlu, Orhan Alkaya gibi "sağır sultanlar"ın, sahtekârlığı defalarca belgelenmiş, ayyuka çıkmış bu adamı reklamla beslemek gibi bir alçaklığa hangi nedenlerle gerek gördükleri hakkında düşünce üretebilir. İki metni sıkıca denetleyip kıyasladıktan sonra, bizim de başka bazı söyleyeceklerimiz olabilir. Ama okurlar bizi beklemek zorunda değil.
GÜNCELLEME 6 AĞUSTOS 2010: Sayfanın ilk (üç) fotoğrafıyla, ikinci (üç) fotoğrafı arasındaki (ilk bakışta görülebilen) farkları şöyle sıralayabiliriz: 1. İlk fotoğrafta yazının yazarına ait çerçeve boş. Çerçevenin içinde fotoğraf bulunmadığı gibi çerçevenin altında bir yazar adı da yok. Sonradan çektiğimiz ikinci fotoğrafta ise çerçevenin içine Mustafa Demirkanlı'nın fotoğrafı yerleştirilmiş ve çerçevenin altına Mustafa Demirkanlı yazılmış. 2. Sayfanın ilk fotoğrafında, metnin sonuna imza konulmadığı görülüyor. İkinci fotoğrafta metnin sonuna Mustafa Demirkanlı imzası konmuş. Yani Mustafa Demirkanlı, bir yıldır "imzasız ve yüzsüz" olarak yayınlamakta olduğu iftiraları, bizim yayınımızdan sonra, (gizlice, sessizce, çaktırmadan, bir not düşüp okurları uyarmadan, bizi yalancı durumuna düşürecek biçimde) sahiplenmeye karar vermiş. 3. Sayfanın ilk fotoğrafındaki "YAZARIN DİĞER YAZILARI" bölümünün altında, şu 6 ("altı") başlık var: 5. Erbil Göktaş'ın da Ortak Olduğu Plana Suçüstü 6. Hüseyin Hilmi Bulunmaz Dosyasında Dikkat Çekici Belgeler Oysa sayfanın ikinci fotoğrafındaki "YAZARIN DİĞER YAZILARI" bölümünün altında, şu 8 ("sekiz") farklı başlığı görüyoruz: 1. Ah şu Afyon meselesi 5. Goebbelsvari propaganda... 6. Okurlarla Bulunmaz Vesile İle Paylaşım 7. Bu Akşam Hilmi Bulunmaz'ı Aradım 8. Sorum Basit: "Evet" ya da "Hayır". Hangisi? İlk metinle sonraki metin arasındaki farkları henüz hâlâ vakit ayırıp inceleyemedik. Ama dediğimiz gibi: Okurlar bizi beklemeyebilir.
Değiştirilmeden
"ÖNCE"
/ SAAT
11.08.41
/ sayfanın
"ÜST" parçası
![]()
Değiştirilmeden
"ÖNCE"
/ SAAT
11.09.36
/ sayfanın
"ORTA" parçası
![]()
Değiştirilmeden
"ÖNCE"
/ SAAT
11.10.23
/ sayfanın
"ALT" parçası
![]()
DEĞİŞTİRMEDEN
SONRA
Değiştirilmeden
"SONRA"
/ SAAT
15.10.19
/ sayfanın
"ÜST" parçası
![]()
Değiştirilmeden
"SONRA"
/ SAAT
15.12.48
/ sayfanın
"ORTA" parçası
![]()
Değiştirilmeden
"SONRA"
/ SAAT
15.13.20
/ sayfanın
"ALT" parçası
GÜNCELLEME 2:
7 Ağustos 2010
Ama her sıradan okurun bile kalleşçe,
orostopolca yazılmış somut iftiralardan
ibaret olduğunu kolayca görebileceği
nitelikte olduğu için, bizim ibret
verici bir belge olarak ana sayfamızda
virgülüne dokunmadan yayınlamaktan
çekinmediğimiz
“Hiç
Çıldırma Bre Büktel!”
başlıklı yazının altındaki imzasını,
sahtekâr Demirkanlı ancak 24 saat
tutabildi. Dünkü güncelleme yazımızdan
sonra sahtekâr Demirkanlı, tekrar zikzak
yaparak, yazıyı yeniden imzasız ve
sahipsiz bıraktı. Yazar çerçevesinden
çıkardığı kendi fotoğrafının yerine ise
"yüzsüz" bir siluet koydu.
İftiracı bay
"Yüzsüz"ün yazısını Demirkanlı sitesindeki
orijinal sayfasında okumak için, lütfen
aşağıdaki linki tıklayınız:
Mustafa Demirkanlı'nın internet
sitesi
Peki, biz bu yazıyı neden yazıyoruz?
"Yüzsüz" iftiracıların imzasız
yazılarına yer verdiği ve bu vahim
sahtekârlığı sulandırmak gayretiyle
olmadık taklalar attığı sırf bu
haberimizdeki belgelerle bile apaçık
kanıtlanabilen; bir yalan makinasından
daha üretken bir yalancı ve iftiracı
olduğu,
"Demirkanlı Yalanları"
başlıklı sayfamızda onlarca belgesiyle
görülebilen; Türk tiyatrosunun yakasına
(Hilmi Bulunmaz'ın çok isabetli
ifadesiyle) "Kırım Kongo kenesi gibi
yapışmış" bu sahtekâr linççiyi,
reklam adı altında sadaka vererek,
iktidar, neden 20 yıldır besliyor? 20
yıldır Türk tiyatrosunun kanını emip
damarlarına sahtekârlık zehri zerkeden
bu zavallı psikopata klinik yardım
yerine, neden nakdi yardım yapılıyor?
Tiyatral medyamız iktidardan beslenmek
amacıyla yayın yaptığı için, bizim somut
kanıt ve belgelerimizi ortaya koyarak,
iktidara bu soruları soramıyor. Aslında
tiyatro medyasının
linççi yöneticileri,
iktidara bizim somut kanıtlı haklı
sorularımızı sormak yerine, 20 yıldır
iktidardan beslenmeyi başarmış bu
sahtekâr psikopatın dümen suyuna girmeyi
ve onun (kendilerini de eleştiren Büktel
ve Bulunmaz'a karşı) tezgâhladığı
iftira ve linç kampanyasına
bile katılmayı tercih ediyorlar. Yani
tiyatral yayın yapanların genel linççi
karakteri göz önüne alınıp onların
merceğinden bakıldığında, aykırı görünen
şey,
"yalan makinasından daha seri
yalan üreten bu sahtekâr psikopat"
olmuyor; tam tersine, linççi
yayıncıların merceğinden bakıldıkta, belgeli, kaynaklı,
linkli, bilimsel yayın yapan dürüst
insanlar (Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz,
Feridun Çetinkaya) "aykırı"
görünüyor.
Örneğin azılı ve
tehditbaz linççilerden
Ömer Faruk Kurhan (daha yaygın adlarıyla
"Feci Felsefeci Kurhan"
ya da
"Bileyci Kurhan")
bu aykırılık nedeniyle çok kızdığı
(aslında ırkçılığın baş düşmanı olan)
Feridun Çetinkaya'yı ırkçılıkla
suçlayabiliyor (Bkz).
Mantık ya da ahlakın pabucunu böylesine
çirkefçe dama atmış bu
iftiracı linççi Kurhan
tayfası (ya da suçlarıyla birlikte
tarihe gömmeye ve kirli yüzlerinin
belgeleriyle dolu arşivlerini yok ederek
unutturmaya çalıştıkları İATP-G
çetesi) on yıl boyunca "tacizci" diye
damgalayıp aleyhinde kampanya açarak
binlerce imza topladıkları (Bkz)
(Bkz)
(Bkz)
(Bkz)
(Bkz)
(Bkz)
Mehmet Esatoğlu'yla bir gün içinde
barışıp kucak kucağa gelebiliyorlar.
Esatoğlu kimseden özür dilemediğini,
tacizci olduğunu kabul etmediğini bize
söylediğine göre, Feci Felsefeci Bileyci
Kurhan'ın İATP-G çetesi üyelerinin ve
tacize uğradığını yazmış bütün o
kızların, on yıllık iftira kampanyası
için Esatoğlu'ndan özür diledikleri
anlaşılıyor; ama "taciz diye, taciz
diye" on yıldır başlarının etini
yedikleri insanlar en küçük bir açıklama
yapılmaya veya özür dilenmeye lâyık
görülmüyorlar.
Oysa, Esatoğlu'na karşı taciz
kampanyasına imza vermedikleri için BGST
sitesinde yayınlanan ilgili yazısında
Esra Aşan, Büktel ve Bulunmaz'ı bile
suçlamıştı:
"Tavır
almakta zorlanılmasının nedenlerinden
biri Esatoğlu’na tacizci diyebilmek için
ortada ‘yeterli' kanıtın olmamasıymış.
Mesela, tiyatrocu Hilmi Bulunmaz bu
nedenle net bir tavır almakta
zorlandığını dile getirirken; Coşkun
Büktel’in vicdanı Esatoğlu’nun tacizci
olduğunu söylese de yeterli kanıtları
olmadığı için net bir tutum alamıyor.
Mağdurların yaptığı açıklamalar yeterli
bulunmuyor; çünkü Esatoğlu’nu taciz
pratiklerini gerçekleştirirken
belgeleyen bir kanıt yok. Taciz
karşısında taraf olmak ve Esatoğlu’nu
daha fazla onore etmemek için nasıl bir
kanıt arandığını bilemiyorum".
İyi de o zamanlar Barış Manço Kültür
Merkezi'nde sunuculuk yapmasına bile
tahammül edemediğiniz Esatoğlu'yla şimdi
kucak kucağasınız, yan yanasınız, aynı
masadasınız! (Bakınız:
Esatoğlu'yla, Esatoğlu'na
karşı taciz kampanyası açmış iftiracı
linççilerin aynı masadaki "işbirliği"
fotoğrafı.) Ne oldu
bütün o suçlamalar? Ne oldu bütün o on
yıllık kampanya? Siz kucaklaştınız ve
konuyu kapattınız, öyle mi? Utanmaz
Herifler!... Madem ki, siz karşılıklı
anlaştınız, halka bok yemek düşer, di
mi? On yıl boyunca tacize karşı imza
kampanyalarıyla, taciz suçlaması
yazılarıyla meşgul ettiğiniz,
BarışaRock'u sabote edip ocağına incir
dikmek pahasına (Bkz)
kan davasına yönelttiğiniz, taciz gibi
son derece ciddi bir konudaki
duyarlıklarını sömürüp aldatarak
imzasını aldığınız insanlara (kamuoyuna)
bok yemek düşer, di mi? Onlara bir
paragraflık "açık, sarih, belirgin ve
net" bir açıklama bile borçlu
değilsiniz, di mi? Halka hesap verilmez,
halktan "biçimine getirip" oy (imza)
alınması yeterlidir, di mi?
Bir de kalkmış bizi küfürbaz olmakla
suçluyor, linççi orospu çocukları!...
Sizin
iftiracı,
linççi,
tehditçi ve iktidar
destekli bir "örgütlü melanet" olmanız
sorun değil, bizim belgeli iftiracılara,
sahtekârlara "orospu çocuğu" dememiz
sorun, öyle mi? Ulan sizin sıfat
beğenmemeye ne hakkınız var, dangalak
herifler?!... Geri zekâlı, psikopat
vandallar!... Bize ancak Rahibe Teresa
"küfürbaz" derse ciddiye alıp saygı
duyarız. Siz kendinizi Teresa mı
sanıyorsunuz, linççi teresler?!...
Evet,
tiyatro dediğimiz mafyanın
yuvası olmuş bu iğrenç bataklığın
sivrisinekleri, halka, tiyatro sanatına
ve "gerçek" sanatçılara zarar verdikleri
halde; sayıca kalabalık oldukları için,
iktidar temsilcileri tarafından
(Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin, Ayşenil
Şamlıoğlu,
Orhan Alkaya
gibi "bürokratlar" tarafından)
destekleniyor ve besleniyorlar.
Beslenemeyenler de, boynunu kırıp
beslenme fırsatının (veya sırasının)
gelmesini bekliyor; bu arada, "kemiği"
hak etmek için, bu eleştirileri
yapabilecek vicdan ve cesarete sahip
birkaç adama karşı
linç ve
iftira kampanyaları
düzenliyor; kanıtsız, belgesiz,
kaynaksız, linksiz ve çoğu zaman da
imzasız, kalleş yazılarla, hakikat
yanlısı bu birkaç istisnai insana karşı
iftiralarla dolu yazılar yayınlıyor; ve
en acısı, bu iftira yazılarını
yayınlayan site sahibi psikopata,
Ertuğrul Günay, Lemi Bilgin, Ayşenil
Şamlıoğlu,
Orhan Alkaya
gibi "bürokratların" reklam adı altında
sadaka vermesini sağlıyorlar.
Biz yayınlanan yazılardaki iftiraları
ibret verici birer belge olarak teşhir
edince ne oluyor? O iftiralardan
korkmadığımızı gören sahtekâr psikopat,
bu sefer, internete kendi elleriyle
koyduğu o iftira yazılarını, silmeye,
değiştirmeye, tahrif etmeye, (Feridun
Çetinkaya'nın nefis yazısının, en az
yazı kadar nefis başlığında dendiği
gibi) Kış ortasında
"Bahar Temizliği"
yapmaya koyuluyor.
Keşke küfürbaz olsaydım da gerçekten
küfredebilseydim (küfür neymiş
gösterebilseydim) bu sahtekâr orospu
çocuklarına... Bana karşı imzasız
yazılarla belgelenmiş iftiralar yayan
sahtekârlara orospu çocuğu derken,
onlara torpil yapıyor, iltimas
geçiyormuşum gibi bir duyguya kapılıyor
kendimi kötü hissediyorum.
COŞKUN
BÜKTEL / 7 Ağustos 2010
BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR önemli COŞKUN BÜKTEL
ARTIK SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1) MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON) MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR HİLMİ BULUNMAZ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA ÖRTMEK HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı, tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk dakikalarında ―tam olarak, saat 00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle, Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A. Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür etmiş, asla yayınlamamıştır.)
HİLMİ BULUNMAZ
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI? BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK! MUSTAFA DEMİRKANLI
HİLMİ BULUNMAZ
Linkler
MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN SON SAHTEKÂRLIĞINI FOTOĞRAFLA BELGELEDİK.
DEMİRKANLI'DAN BÜKTEL'E TAKMA İSİMLERLE YÖNELTİLMİŞ İFTİRALAR
DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN, TIKLAYINIZ!
Ayrıca bakınız:
Coşkun Büktel,
"Çığ" Aslında Nedir Neyi Sarsıyor?
Konjonktür değiştikçe, Mustafa Demirkanlı ile Tuncer Cücenoğlu'nun ahlak ilkeleri de değişiyor
"Sabahattin Ali", Tuncer Cücenoğlu'nun "Elinde Kaldı"
Tuncer Cücenoğlu, “Çığ”ın Ayıbını Müjdat Gezen’e de Bulaştırdı
Ayrıca bakınız: Büktel'e yöneltilen Özdemir Nutku iftirasının Özdemir Nutku ağzından belgesi:
Büktel ve Bulunmaz aleyhine tertiplenen Linç Kampanyasına imza atanların listesi
BONUS:
VANDALLARIN SANAT ZANNEDİP SANAT EDİNDİĞİ MUSTAFA'NIN "SÖZ DÜELLOSU" TEKLİFİNE SONUNDA EVET DEDİM
http://www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm
|
© coskunbuktel.com