Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 

MUSTAFA DEMİRKANLI, DURUP DURURKEN, BEN TEK KELİME ETMEMİŞKEN, SIRF KENDİ İMAL ETTİĞİ SAÇMA SAPAN BİR SUÇLAMAYA DAYANARAK, BANA "yine yalan yayın" YAPMAK, "deneyimli bi kaşar" OLMAK BİÇİMİNDEKİ HAKARETLERİ NASIL SIRALADI?

 

Coşkun BÜKTEL / 4 Şubat 2012

 

 

Erbil Göktaş: YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN ŞUBAT 2012, 35. SAYISINDA SAM SHEPARD'IN "ARKA BAHÇEYE NE GÖMDÜK?" ADLI OYUNU ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR. BİLGE KOLOĞLU'NUN TÜRKÇE'YE KAZANDIRDIĞI "ARKAYA BAHÇEYE NE GÖMDÜK" YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN DE ARMAĞAN ETTİĞİ 29. KİTAP... DERGİYE ABONE OLANLARA KİTAPLAR ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR.

· · · · Dün, 21:30

    • Büktel, ben bulamadım Dergi'yi, sen nereden aldın? Yoksa yine yalan yayın mı yapıyorsun? Yapmıyorsundur, kesin edinmişsindir... Ben kötü bir adamım... Sen ki yalan söylemeyen bir gerçekçi... Belki de Erbil'in yalancısı olmuşsundur ama sen araştırmadan imza atmazsın, emin olduğun için eklemişsindir, hemen kanıtlar ve beni rezil edersin ama sen zaten rezil olamazsın... Rezil olamayacak kadar deneyimli bi kaşarsın... Yanıt bekiyorum: Yeni Tiyatro yayımlandı ve ben edindim ya da hiç araştırmadan ne zaman yayımlanacağını bilmediğim Dergi'yi yanılarak yayımlanmış gibi size aktardım, dersin, di'mi? Ya da şunu dersin: "Demirkalı'dan iğrenmeyenlerden...." Kesin bunu dersin, yukarıdakilere verecek yanıtın olmadığı için her zaman yaptığını yaparsın... Ama seni okuyanlar benim sorumun yanıtını merak edebilir, hiç değilse bir kişi... Örneğin beğen düğmesine basan İsa ya da Sadık...

      17 saat önce ·

    • Erbil Göktaş

      Mustafa Demirkanlı, bugün Hilmi Bulunmaz'ın yaptığı yayınlardan çok bunaldığı için olsa gerek, Bulunmaz'ın kendisine yaptıklarını, O da bana yapmaya çalışıyor; hatta bana yazdığı özel maillerde de beni yine "tehdit" etmeyi ihmal etmiyor. Coşkun Büktel Yeni Tiyatro dergisi abonesidir, dergi Pazartesi günü kendisine ulaşır; Yeni Tiyatro Dergisi'nin verdiği kitap ekini benim profilimden alıp paylaşmış ama Demirkanlı bunu fırsat bilip Bulunmaz'la ve Büktel'le olan "kan davası" sebebiyle hem Yeni Tiyatro'ya hem de Büktel'e vurmaya çalışıyor; yetmemiş İsa Albayrak'la Sadık Medin'e de vuruyor... Nedeni de, Bulunmaz'ın Demirkanlı hakkında yaptığı yayınları benim yönlendirdiğini düşünmesi... İşte Coşkun burda, sor bakalım, ben öyle bir şey yapıyor muyum, yapabilir miyim?... Demirkanlı'nın bu mantığı çok çarpık, Hilmi bana vuruyor, ben de Erbil'e vurayım; neden? Çünkü Erbil Hilmi'yle "tartışma-röportaj" yayınlıyor; yani bir derginin iç işlerine bu kadar karışılır, Yeni Tiyatro'ya ve Erbil Göktaş'a bu kadar haksızlık yapılır... Pes doğrusu...

      16 saat önce ·

    • Coşkun Büktel

      Ayrıca ben yayınlandı ya da yayınlanmadı diye bir iddiada bulunmadım ki... Hatta hiçbir iddiada bulunmadım. Hatta hiçbir şey söylemedim. Erbil Göktaş yazıp iki nokta koydum ve Erbil'in söylediklerini sadece paylaştım. Böylece okurların yeni çevirilmiş bir Sam Shephard oyunundan haberdar olmasını amaçladım. Bu sana niye battı, Mustafa? Evet, haklısın, sözün bittiği yerdeyim, sözüm kalmadı, söyleyecek başka şey bulamıyor ve tekrarlıyorum: "Mustafa Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen, Demirkanlı'dan iğrenmeyebilen herkesten, tüm içtenliğimle iğreniyorum."

      Sana bin kere dedim, Hilmi'yle hesaplarını Hilmi'yle gör! Sana Hilmi'nin yerine cevap vermemi bekleme! Hilmi'nin burada cevap vermesini ise hiç bekleme!

      15 saat önce ·

    • Coşkun Büktel

      Erbil Göktaş az önce telefonla arayıp uyardı: Sam Shepard'ın "Arka Bahçeye Ne Gömdük" adıyla derginin yanında parasız dağıtılacak oyunu, Türkçe'ye (benim zannettiğim gibi) ilk kez çevirilmiş değilmiş. Orijinal adı "Burried Child" olan bu Shepard oyunu daha önce "Gömülü Çocuk" adıyla çevrilmiş ve Dost Yayınları'nın Shepard üçlemesindeki oyunlardan biri olarak yayınlanmış. Hatam için okurlardan özür dilerim.

      Hatalarımı yakalamak için tüm antenlerini açık tutan Mustafa Demirkanlı hatalarımı "imal etmekten" başka çare bulamazken; gerçek bir tiyatro insanı ve gerçek bir tiyatro yayıncısı olan Erbil Göktaş, hatayı şıp diye bulmuş ve kendi dergisinin parasız ek olarak vereceği çeviri oyunun aleyhine bir durum yaratmasına aldırmaksızın, okurların dezenforme edilmesini önlemek için, hatanın düzeltilmesini tercih etmiş. Okurlar adına Göktaş'ı kutluyor, bu vesileyle, kendilerini Demirkanlı'dan ve onun dezenformasyonlarından sakınmalarını yalnız okurlara değil, tüm canlılara tavsiye ediyorum.

       

SAYFANIN ORİJİNAL KAYNAĞI: https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=363412113686336&id=100000243596367&notif_t=share_comment

 

 

2 BÖLÜM:

AYNI GÜN, MUSTAFA'NIN, FACEBOOK'TAKİ BAŞKA BİR BAŞLIĞIMIN ALTINA DA PİSLEDİĞİNİ SONRADAN FARK ETTİM VE CEVAP VERDİM. İŞTE ÇIKAN TARTIŞMANIN METNİ:

 

YENİ TİYATRO DERGİSİ SAHİBİ VE YÖNETİCİSİ ERBİL GÖKTAŞ: Mustafa Demirkanlı yayınlamaya başladığı günden beri Yeni Tiyatro Dergisi’ni bir biçimde engelleme, dezenforme etme, hedef gösterme girişiminden geri durmadı.

· · · · Perşembe, 22:32

    • Yukarıdaki başlığın dezenformatif bir başlık olduğunu en iyi Büktel biliyor ama bilmesi önemli değil, o başlığın linkini verirken karşısındaki yayının linkini tabii ki vermesi gerekmez. Çünkü o gerçekçidir. Yukarıda verdiği linkten sonra yaptığımız yazışmalarımız bu sayfalarda olmasına rağmen kimsenin geriye gidip bakmayacağını bildiği için bunu doğruymuş gibi yayımlamaktan utanmaz. Bu başlık karşısında yazışmalarımız karşısında "tamam yanlışımızı düzeltiriz" cümlesini de unutur -aman allahım cümlesi tam bu muydu? Şimdi aynı anlama gelen cümlesini bulup, bakın Demirkanlı yine yalan söyledi mi diyecek acaba? Eminim bunu yapacak, "pardon, aslında yukarıda verdiğim link çok da doğru değil, yanıt hakkı yayımlanmış, Erbil yayımlanmadı deyince ben de hızlı hareket ettim" filan der mi acaba? Sanmam...Bu konuda söyleyeceği hiçbir şey yok, -çünkü daha önce "pardon"a tekabül eden cümleleri yayımladı, kendisi de biliyor. Büktel'e şu cümle yanıt olarak çok yakışır, zaten onu yapacak: "Demirkanlı'dan iğrenmeyenlerden..." İşte Büktel'in çapı budur ve her sıkıştığında lumpenlerin de kullandığı tek silahı budur... Hakaret etmek...

      Dün, 03:46 ·

    • Coşkun Büktel

      Verilmesi gereken bir link varsa sen versene, geri zekâlı güzel kardeşim! Elini tutan mı var? Seni sansür eden mi var? Burası senin sansürcü sayfaların değil ki! Bırak traşı da, benim vermemi istediğin linki kendin ver! Yatacak yerin yok, hâlâ kalkmış suçlu sandalyesinden savcı koltuğuna kanguru gibi zıplayıverince, bütün kirli mazin örtbas edilecek sanıyorsun! Her zaman söyledim, sen bu kanguru numarasını terk etmedikçe, her zaman da tekrar edicem: Mustafa Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen, Demirkanlı'dan nefret etmeyebilen herkesten nefret ediyorum.

      Tanımayanlar için Demirkanlı arşivimiz:
      http://www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm

      14 saat önce ·

    • Söylediğim gibi, Büktel'in hakaretten başka sermayesi yoktur. Yukarıdaki haber tamamen yalan ve iftiradır. Büktel de bunu bilerek kullanmaktadır, sonra da kalkıp tek bir iftiramı gösteremezsiniz der. İftranın belgesidir. Gerisi geyik muhabbetidir.

      11 saat önce ·

    • Erbil Göktaş

      Mustafa, "eski" bir asker olduğundan gerçekleri amuda kaldırmayı çok seviyor, sanıyor ki, gerçeklere "yat" deyince yatacak, "kalk" deyince kalkacak, "sürün" deyince sürünecek!... "Gerçek" şudur: Mustafa benim "yanıt" hakkımı, ben www.yenitiyatrodergisi.com sitemizde yayınlayana kadar tanımadı. Ne zaman ki ben onun iddialarına link vererek, hatta bununla da yetinmeyip iddialarının fotoğrafını çekip sitemde yayınlayıp yanıtladığımda hemen, alelacele "yanıt" hakkımı yayınlamaya başladı; başladı diyorum, çünkü kendi ekleyeceği şeyler de varmış; onları da eklerken yaklaşık bir 40-50 dakika geçti; Coşkun Büktel de, benim sitemdeki yanıtları baz alıp sitesine koymuş; Mustafa da o sıralarda can havliyle olacakları tahmin ettiğinden Büktel'den önce yanıt hakkımı ve yanıtlarını (!) yayınlamış!... Hasılı kelam, tabancasını daha önce çekmesi bir anlam ifade etmez, bu da O'nu dergiciliğin en hızlı kovboyu yapmaz; çünkü bütün atışları "karavana"!... Hele geceleyin "demlendikten" sonra "atışa" çıkmıyor mu, çok üzülüyorum, çünkü hep kendi ayağına sıkıyor; bari "üç aylık" rapor alsa da biz de bu "geyik muhabbeti"nden kurtulup "işimize" bakabilsek...

      10 saat önce · · 1

    • Coşkun Büktel

      Kaldı ki, başlığa bakılsın: Benim açtığım başlığın yanıt verip vermemekle ilgisi yok ki... Ben Erbil Göktaş'ın YENİ TİYATRO DERGİSİ’NE “KIŞKIRTMA” GİRİŞİMİ VE “TEHDİT”! başlıklı yazısına link vermekten başka bir şey yapmış değilim ki... Yazıyı sunarken de, yazının ilk cümlesini tekrar etmekten başka bir şey yapmamışım. Kendimden ise tek bir tane sözcük bile yazmamış, yazıyı tamamen yazının kendi söz imkanlarıyla sunmuşum! Bu yazının gerçek konusuyla ilgili tüm gerekli linkler (Mustafa'nın karşı metinleri dahil) yazının linklediğim orijinal sayfasında zaten var. Ama Mustafa, yazının gerçek konusuyla ilgilenmeyelim, konuyu bu konuda yaptığımız cevap hakkı tartışmasına saptıralım istiyor. Aslında o tartışmada da haksız! Ama olsun, o itiraz edince okurlar ben haksızım sanacak ve konu da sapmış olacak ya... Mustafa yalan ve iftira atmaya çekindiği durumlarda ve duruşma dönemlerinde hep yaptığı gibi, sadece gerçekleri saptırmakla yetiniyor. Bunun daha hafif bir suç olduğunu sanıyor. Oysa bunun da yalan ve iftiradan kalır yanı yok. Benim tek sermayem hakaretmiş. Asıl hakaret bu yalanın ta kendisi... Ama Mustafa, saldıran kazanır sanıyor. Oysa temiz bir insana (özellikle de Büktel kadar temiz bir insana) ettiği tüm hakaretlerin fırtınaya karşı tükürdüğü balgam gibi tekrar dönüp kendi yüzüne sıvandığını fark edemiyor.

      Benim yukarıdaki başlıkta değil herhangi bir yorum ya da iddiam, kendi ağzımdan çıkmış bir tek kelimem bile yok. Ama Mustafa için fark etmiyor. Özellikle akşamları içmeye başlayınca, içindeki hırsı kusmak için alan arıyor! Yasaklanmadan, engellenmeden, özgürce, nereye kusabilir? Coşkun Büktel'in sıfır sansürlü sayfalarına... Haydi gelip "bööööööö!" diye buraya kusuyor. "Sıfır sansür" ilkesinin "kötü örnek(!) oluşturmasından nefret ediyor ve bu ilkeyi sürdüremeyeyim diye elinden gelen her pisliği yapıyor.

      Ama aslında Mustafa'ya değil, Mustafa'nın bu pisliklerini destekleyenlere kızmak gerek. Mustafa'nın dergisine reklam verenler, dergiye veya Mustafa'ya şu ya da bu biçimde destek verenler, ne kadar iğrenç bir suç işlediklerini ve tarih önünde isimlerini ne kadar kirlettiklerini keşke hayal edebilseler!... O zaman Mustafa'nın yüz metre yanına yaklaşamazlardı. Ama herhalde bir çiğ yemişlikleri olmalı ki, Mustafa'dan kurtulamıyorlar. Başları ağrımasın diye, Mustafa denen bu kirli unsuru "idare ediyorlar". Çünkü bu kirli unsurun, dergisini icabında bir şantaj aracı olarak kullanabildiğini geçmiş örneklerden (mesela Rahmi Dilligil örneğinden) çok iyi biliyorlar. Ama merak etmesinler, Mustafa, bu kez, Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Feridun Çetinkaya gibi, asla şantaj yapamayacağı üç tane tertemiz insana toslamakla çok fena yanlış yaptı! Hele de Hilmi'ye toslamakla... Ben ve Feridun, yarın tatmin edici biçimde özür dilediğinde sanırım Mustafa'yı affedebiliriz ama Hilmi özür mözür de dinlemez: Kızına bile hakaret etmiş olan takma isimli sapıkları açık ismiyle desteklediği, onlara teşekkür ettiği için Mustafa'dan tam bir pitbul kararlılığıyla nefret ediyor ve onu asla affetmeyeceğini (Feridun ve benim bu konudaki itirazlarımıza hiç aldırmadan) her zaman ifade ediyor.

      Aslında şöyle de diyebilirim: Tehlikeye giren haksız menfaatlerini savunmak uğruna her türlü değere desperado gibi şiddetle saldırmaktan çekinmemiş Mustafa Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen, Mustafa'dan iğrenmeyebilen herkesten, tüm içtenliğimle (ve hatta Mustafa'dan iğrendiğimden bile daha fazla) iğreniyorum.

      6 saat önce ·

 

2. BÖLÜM'ÜN FACEBOOK'TAKİ ORİJİNAL SAYFASI:

http://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=284194924978040&id=100000243596367&notif_t=share_comment

 

 

© coskunbuktel.com