Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN, TIKLAYINIZ!

 

MUSTAFA DEMİRKANLI, KÜFÜR (HAKARET) YÜZÜNDEN  MAHKEMECE TAZMİNATA MAHKUM EDİLMİŞ, "TESCİLLİ VE SİCİLLİ" BİR KÜFÜRBAZDIR!

 

Coşkun Büktel

 

 

 

 

Güya küfre karşı düzenlenmiş linç kampanyasının bir numaralı faili "Yalan makinası" ve "küfürbaz" Mustafa Demirkanlı; küfür (bir başka deyişle "hakaret") yüzünden mahkemeye verilmiş, bu yüzden mahkemece  tazminata mahkum edilmiş, "tescilli ve sicilli" bir küfürbazdır.

Demirkanlı'nın güya  küfür karşıtı linç kampanyasına  imza atan alçaklar, eminiz ki, Demirkanlı'nın kirli sicilini gayet iyi biliyor. Peki Demirkanlı kime küfür (ya da hakaret) etmiş? Kendisinin dansöz kıyafetli fotomontaj görüntüsünü yayınlayan ya da kendisinin fotoğrafını bir penisin üstüne yapıştıran takma isimli bir sapıka mı küfür (hakaret) etmiş? Yoksa kendisine iki kere iki dört gibi belgeli bir iftira yönelten adi bir suçluya mı?  Hayır, Demirkanlı, yeryüzünde Mustafa Demirkanlı diye birinin yaşadığından bile haberi olmayan, Demirkanlı'yı hiç tanımayan, bir belediye başkanına küfür (bir başka deyişle "hakaret") etmiş.

İmzacı alçaklar Demirkanlı'nın kirli sicilini bal gibi biliyor, dedik. Ama imzacı mağdurlar ve imzacı gafiller, elbette ki, Demirkanlı'nın kim olduğunu, kimin peşine takıldıklarını bilmiyor.  Aralarında Demirkanlı'nın düzenlediği linç kampanyasına imzasının atıldığından haberi bile olmayan mağdurların ve Coşkun Büktel ile Hilmi Bulunmaz adlarını bile duymamış insanların da bulunduğu imzacılardan acaba kaç tanesi, güya küfür karşıtı bu kampanyanın "tescilli ve sicilli" bir küfürbaz tarafından düzenlendiğini biliyor, dersiniz?

İşte Demirkanlı'nın kirli sicilinin mahkumiyet belgesi:

Önce haberi aktaran Hilmi Bulunmaz'ın sitesine, oradan da haberin "orijinal" kaynağına ulaşmak için, lütfen... 

TIKLAYINIZ!

GÜNCELLEME 3 MAYIS 2009:

Demirkanlı aşağıdaki link yazıma cevap yazmış. "Siz mahkumiyet almadığım bir davayı, temyiz aşamasını bilmediğiniz için mahkumiyet almışım gibi göstermişsiniz" diyor.

Oysa biz, hiçbir şeyi "gibi göstermiş" olamayız. Çünkü "Gibi göstermek" gibi bir çabamız olsaydı, Mustafa Demirkanlı'nın kirli yöntemlerini uygular, iddialarımızla ilgili haberin orijinal kaynağını okurlar görüp de haberi nasıl "gibi gösterdiğimizi" yani  çarpıttığımızı anlamasınlar diye, orijinal kaynağı (Demirkanlıgillerin her zaman yaptığı üzere) okurlardan saklardık. Oysa biz, her zaman yaptığımız gibi, bu kez de, iddialarımızın kaynağı olan haberin orijinal sayfasına link vermiş, gerçekleri okurlar için bir tıkla ulaşılabilir kılmıştık.

Kısacası, Demirkanlı'nın "mahkumiyet almadığı bir davayı, temyiz aşamasını bilmediği için mahkumiyet almış gibi göstermiş" olma iddiası gerçek bile olsaydı, "mahkumiyet almış gibi gösterme" suçu, bize değil, haberin kaynağına (yani "4. Kuvvet" başlıklı siteye) ait olacaktı. "4. Kuvvet"teki  2005  tarihli haber, 2009'da hâlâ tekzip edilmediğine ve temyizden bahseden Demirkanlı açık, seçik ve net olarak "temyiz mahkemesi, mahkumiyet kararını bozdu" diyemediğine göre, "yalan makinası" Demirkanlı'nın söylediği her şeyin, belirsizlik yaratma amacına yönelik yalan, iftira ve çarpıtma olduğunu, okurlar, artık benim yardımım olmaksızın da anlayabilmeliler.

Sansürcü Demirkanlı'nın yalan, iftira ve çarpıtma yöntemleri hakkında aydınlanmak için, bugün hâlâ, profesyonel yardıma ihtiyacı olanlar kalmışsa, Demirkanlı yalanlarını ince ince deşifre ettiğimiz yıllar önceki yazılarımıza bakabilir ve incelemelerini "Demirkanlı'ya bir kez daha son olmasını umduğum cevap" başlıklı yazıyla başlatıp, o yazıdaki linkleri geriye doğru izleyebilirler.

Utanma yeteneği ve ilkeleri bulunmayan arsız insanlarla tartışmanın ne anlamı ne de sonu olabilir. Adamın beni suçladığı suçtan kendisinin ceza aldığını belgeliyorum, utanmak yerine, ona çamur attığımı söylüyor. O da yetmiyor hakaretten (bir başka deyişle küfürden) aldığı cezayı önemsiz göstermek için, o cezayla gurur duyduğunu açıklıyor. Yavuz hırsız misali sanık sandalyesinden kalkıp savcı koltuğuna çörekleniveriyor ve beni küfürbaz olmakla ve onu da kendimle eşitlemeye çalışmakla suçluyor. Yahu küfürden sabıkalı olan biriyle, hayatta hiçbir sabıkası olmayan tertemiz biri nasıl eşit olabilir? Ya okurların bu kadar basit mantık çarpıtmalarına kanacak ve bu arsız iftiracının arkasına takılacak kadar moron olması nasıl mümkün olabilir?! Ne yazık ki, oluyor. Burası Türkiye!... Burda her melanet mümkün.

Sanki konu benmişim, küfürden makkumiyeti ben almışım gibi, kalkmış bana "ben küfür etmedim" diyemiyorsun, diyor. Niye diyeyim ki, salak? Küfürden ceza alan ben değilim ki, neden savunma yapmak zorunda olayım? Yapmadığım her şeyi sayıp dökmek, "hacca gitmedim, küfür etmedim, rüşvet yemedim, terli terli su içmedim" gibi açıklamalar yapmak gibi bir zorunluğum yok ki benim!..

Utanması ve ilkesi olmayan adamlarla girişilecek bir tartışma sonsuza dek sürebilir. Arsız bir insanı hiçbir kanıtla, hiçbir belgeyle susturamazsınız. Arsız ve ilkesiz bir insanın her durumda söyleyecek bir şeyi vardır. "Ben küfür etmedim" derseniz, cevap hazırdır: "Coşkun Büktel hemen savunmaya geçti"... Söylemez ve savunmaya geçmezseniz cevap yine hazırdır: "Ben küfür etmedim diyemiyorsun"... Arsız insan için, her yol, her yöntem mübahtır, çünkü arsızların  ilkeleri olmaz.

Demirkanlı'nın cevabını okumanız için, (sitesinde bizimle ilgili pek çok yazıyı silip yok ettiğinden) söz konusu cevap yazısının önce Hilmi Bulunmaz'daki sayfasına link veriyoruz. Orada, yazının orijinal sayfasına sizi bir tıkla ulaştıracak linki de bulacaksınız.

Lütfen...

TIKLAYINIZ!

DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN, TIKLAYINIZ!

 

BONUS:

 

Dergisi "Tiyatro Tiyatro"nun Temmuz 2009 tarihli son sayısında, "Tamer Levent'i Ordu'da yakalayınca saatler alan bir söyleşi için teybin düğmesine" basmış ve çanak sorularıyla, (bugün kendisi gibi "linççi" olan) Tamer Levent'e tek yanlı olarak TOBAV güzellemesi yapma fırsatını sonuna kadar kullandırmış olan
MUSTAFA DEMİRKANLI'DAN, 2001 YILINDA, TAMER LEVENT'E YÖNELİK, DEDİKODU FORMATINDA, ASILSIZ İSPATSIZ, (İSPATI DEMİRKANLI'DAN MENKUL)İĞRENÇ SUÇLAMALAR:

(...) "O toplantıda Lemi Bilgin sert bir tavır aldı. İşte o tavır alış, görevden alınmasının gerekçelerinin başlangıcı oldu, zaten yardımcıları İ. Rahmi Dilligil -o sıralarda Konservatuvar Mezunları Derneği Başkanı idi- ve TOBAV Başkanı Tamer Levent bir an önce Genel Müdürü uzaklaştırıp, yerine geçmenin planlarını kuruyorlardı. Süreç böyle gelişince, mahkemeler kurumun genel müdürünü belirlemek için tekrar devreye giriyor. Örneğin, Tamer Levent, kayınpederi İsmet Sezgin’in desteği ile genel müdür yardımcısı olduktan sonra, bir gün genel müdür olabilmek için 6-7 yıldır o görevde bulunuyor, sürekli çalıştırılmadığından dem vuruyor ama ayrılmak aklının ucundan bile geçmiyor, “Madem genel müdür yardımcısı oldum, çalışmasam, çalıştırılmasam bile ben bu koltuğu bırakmam” diyebiliyor." (...)

(Kaynak: Evrensel, "Demikanlı, Evrensel muhabiri Ebru Ilgaz'ın sorularını yanıtlıyor." Tarih: 26 Ocak 2001.)

 

Bugün "iktidarla ilişkilerini kurmuş, Ankara koridorlarının yollarını ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca Bakan' dediği siyasileri tanımış" ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'la  özel röportaj bile yapmış
DEMİRKANLI'DAN CÜCENOĞLU'NA ZEHİR ZEMBEREK ELEŞTİRİLER
Aşağıdaki lafları biz söylemiyoruz, bugün Tuncer Cücenoğlu'yla "deyim yerindeyse elense olmuş" olan (dergisi Tiyatro Tiyatro'nun Temmuz 2009 tarihli son sayısında editör yazısını, yani başyazıyı, Tuncer Cücenoğlu'na yazdırmış olan) Mustafa Demirkanlı söylüyor:

"ITI Türkiye Merkezi uzun bir süredir meşruiyetini yitirmiştir. Bundan iki yıl önce DT’ları eski Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil eser hırsızlığı ile suçlanırken ITI ulusal bildiriyi bu şahsa yazdırma cüretini gösterebilmiştir, gerekçe olarak da Dilligil’in yerli yazarlara önem vermesini ileri sürmüştür. Oysa, o dönemde de şimdi de yerli-yabancı oyun oranı hemen hemen aynıdır, bir farkla Edebi Kurul üyeleri Refik Erduran ve Tuncer Cücenoğlu’nun 5’er, 6’şar oyunları oynanırken şimdi aynı oran görülmemektedir. Yerli yazar denince bu şahsiyetler akla geliyorsa sorgulanması gereken başka meseleler var gibi görünüyor.

(...)

"Bu yıl ITI Kültür ve Maliye Bakanlıklarını protesto ederek, yanına medyayı, tiyatroları da katarak Ulusal Bildiriyi yazdırmadı. 2 yıl önce Kültür ve Maliye Bakanları aynıydı. Ve aynı biçimde destek vermiyorlardı, 2 yıl önce medya aynıydı ve aynı şekilde sanata önem vermiyordu. 2 yıl önce tiyatrolar aynıydı, Erduran’ın deyimiyle, özgün eserlerle ilgilenmiyorlardı. Ama, 2 yıl önce D.T. Genel Müdürü İ. Rahmi Dilligil’di ve Refik Erduran’ın ve Tuncer Cücenoğlu’nun 5-6 oyunu aynı sezonda oynanıyordu. Bir bakıyorsunuz ki, tek değişen bu.
İşte Türk tiyatrosunun içler acısı hali...."

(KAYNAK: tiyatrom.com)

Demirkanlı'nın Cücenoğlu'na yönelik hakaret ve suçlamalarını neden tekrar gündem yapmak zorunda kaldık?
KİMİ OKURLAR, "BAZI NAHOŞ GERÇEKLERİ OKURLAR BİLMESİN" DİYEN "TEMİZ YAYINCILARI" TERCİH EDİYOR OLABİLİR.
AMA BİZ YİNE DE "OKURLAR GERÇEĞİ, TÜM GERÇEĞİ, TÜM YALANLARI TEŞHİR EDİLMİŞ GERÇEĞİ BİLSİN" DİYEN "KÜFÜR YAYINCILARI" OLMAYA DEVAM EDİYORUZ:
Mustafa Demirkanlı, "Tiyatro Tiyatro" dergisinin bu ayki son sayısında editör yazısını (yani derginin başyazısını) kime yazdırdı dersiniz? Tuncer Cücenoğlu'na!... Evet, evet, yanlış okumadınız: Tuncer Cücenoğlu'na... Hani Demirkanlı'nın 2001 yılı 27 Mart'ında yazdığı bir yazıda, "siyasilerle elense olmuş", "gammaz", "resmi yazar" diye suçladığı ve bir sürü haltlarını anlattığı Tuncer Cücenoğlu'na...
Demirkanlı acaba okurların kime ve neye inanmasını istiyor? Tuncer Cücenoğlu hakkında o gün yazdığı iğrenç hakaret ve suçlamalara mı? Yoksa o iğrenç suçlamaların hedefi olmuş Tuncer Cücenoğlu'na bugün dergisinde yazdırdığı başyazıya mı?
Bu yeni gelişme üzerine, Demirkanlı'nın bugün dergisine editör yaptığı ve başyazı yazdırdığı Tuncer Cücenoğlu hakkında, sekiz yıl önce, yine bizzat Mustafa Demirkanlı tarafından yazılmış ağır hakaret ve suçlamaları, bir kez daha okurlara hatırlatmak, (hiçbir "temiz yayıncı"nın sitesinde gündeme getirmeye yanaşmadığı bu tür iğrenç tutarsızlıkları bir kez daha gündeme taşımak) bizim gibi "küfür yayıncıları" için, elbette ki, bir görev haline geldi (7 Temmuz 2009):

 

Reklam alamadığı

dönemlerde

o da herkesi eleştirirdi:

Demirkanlı'dan, 

Tuncer Cücenoğlu,

Refik Erduran ve Recep Bilginer'e Dedikodu Formatında, Asılsız İspatsız (veya İspatı Demirkanlı'dan Menkul) Hakaretler!

"Şöyle geriye gidip, baktığımda şunu görüyorum. Son 3-4 yıla kadar Refik Erduran, Tuncer Cücenoğlu, Recep Bilginer gibi resmi yazarlar, iktidarla ilişkilerini kurmuş, Ankara koridorlarının yollarını ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca Bakan' dediği siyasileri tanımış, deyim yerindeyse el ense olmuş bu zatlar ortalıkta dolaşırken, gammazladığı Genel Müdür’e, ‘sevgili dostum’ demekten çekinmeyen, çekinmenin ötesinde bir sakınca görmeyen bu zatlar karşısında, göreve gelen siyasiler de ortalıkta sürekli bunları gördüğü için, Türk tiyatrosunu bunların temsil ettiğini sandılar hep. Onların bir suçu yok.
 
"Kimsede bunlara dokunamadı, dokunmak istemedi, var olduğu sanılan sanal güçleri hep korkuttu insanları. Korkuttu çünkü, bunlar konuşmaya başlarken; 'Yarın bakanla sabah kahvaltısı yapacağım, senin sorunları anlatırım, çözeriz', 'Ben Ankara’ya gidiyorum Bakan’a söylerim sizin tiyatroya özel önem verir.', 'Bakan yarın İstanbul’da olacak zamanı varsa mutlaka sizin oyuna getireceğim.' gibi cümlelerle durdurdular insanları, insanlar durmaya eğilimliydi çünkü. Ve korktular. Yıllarca."

(KAYNAK: Demirkanlı, "Dünyanın Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel Dostluk Ve Barış Çağrıları")

NOT: Demirkanlı, Coşkun Büktel'i (ve Feridun Çetinkaya'yı) daha 2001 yılında "cevap hakkı istiyorsanız mahkemeye gidin!" diyerek sansür ettiği için; belli ki, Cücenoğlu, Erduran ve Bilginer gibi yazarları Büktel'in de (hem de Demirkanlı'dan çok önce) korkusuzca ama "belgelere dayanır biçimde" eleştiren kitaplarını ("Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları" 1998, "Yönetmen Tiyatrosuna Karşı" 2001) görmezden gelmeyi tercih ediyor ve "Kimsede bunlara dokunamadı, dokunmak istemedi, var olduğu sanılan sanal güçleri hep korkuttu insanları" diye, hiçbir araştırma yapmaksızın, asılsız ispatsız "sallayarak", okurlarını, "bunlardan" korkmayan tek kişinin kendisi olduğuna inandırmaya çalışıyor.

NOT 2: Bilindiği üzere, Demirkanlı, 2001 yılında, siyasilerle "deyim yerindeyse el ense olmuş" olmakla suçladığı Tuncer Cücenoğlu'yla, bugün kendisi "deyim yerindeyse el ense olmuş",  2001 yılında "gammaz" olmakla suçladığı Cücenoğlu'yu bugün dergisinin "editörler kurulu"na dahil etmiş ve Cücenoğlu'yla birlikte ikisi, Büktel ve Bulunmaz'a karşı linç kampanyasının suç ortakları ve en azılı kışkırtıcıları olmuşlardır.

Demirkanlı ve dergisini reklam adı altında devlet sadakasıyla besleyen DT genel müdürü Lemi Bilgin ile DT İstanbul müdürü Osman Wöber  arasındaki, "deyim yerindeyse el ense olmuş" ilişkilere dair bir enstantane...

Hemen her sayısı gecikmeli olarak basılıp dağıtılan dergisinde, reklam olarak verilen DT programlarını, genellikle programların sona erdiği tarihten sonra, bir başka deyişle "iş işten geçtikten sonra" yayınlaması yüzünden, sık sık Hilmi Bulunmaz'ın eleştirilerine hedef olan Mustafa Demirkanlı, her şeye rağmen, "deyim yerindeyse el ense olmuş" ilişkileri sayesinde,(Bulunmaz'ın deyişiyle söylersek) "arka kapağını Lemi Bilgin'e vermeye devam ediyor."

Konjonktür değiştikçe, linç kampanyası ana sponsorlarından Mustafa Demirkanlı ile Tuncer Cücenoğlu'nun ahlak ilkeleri de değişiyor:

 

 

"DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR"

 

 

Dünkü (örneğin  2001 yılındaki) Mustafa Demirkanlı'ya göre:

Tuncer Cücenoğlu,  siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" bir "gammaz"dı.

 

(Kaynak için yukarıdaki mavi linklerden birini tıklayınız!)

 

Bugünkü Mustafa Demirkanlı'ya göre:.

 

 

Tuncer Cücenoğlu, Demirkanlı'nın dergisi "Tiyatro Tiyatro"nun "editörler kurulu" üyesi olmaya layık seçkin bir tiyatrocudur.

 

(Kaynak için yukarıdaki mavi linki tıklayınız!)

 
Peki, 2001'den bugüne ne (ya da kim) değişti?.

 

 

 

Tuncer Cücenoğlu hacca gidip, tövbekâr olup, kendini temizlediği ve siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" bir "gammaz" olmaktan vazgeçtiği için mi, Mustafa Demirkanlı, bugün, Cücenoğlu'nu dergisinin "editörler kurulu"na layık görüyor?

 

Yoksa Demirkanlı, dergisine reklam alabilmek için, artık "armudun sapı, üzümün çöpü" demeden, kalite kontrolüne gerek görmeden, her türlü alçak ve iftiracılarla ittifak kurmak zorunda olduğunu anladığı için mi, siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" bir "gammaz"ı bile bağrına basıp onu dergisinin "editörler kurulu"na buyur ediyor?

 

 

Demirkanlı'nın Cücenoğlu hakkında sekiz yıl arayla yaptığı iki farklı yayın, üçüncü bir şıkka izin vermiyor.

 

 

Ya Cücenoğlu hacca gidip tövbekar oldu ve değişti ya da Demirkanlı, siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" "gammaz"lara dair olumsuz bakışını değiştirip reklam almak hatırına "gammaz" dedikleriyle "elense" (can ciğer kuzu sarması veya al takke ver külah ya da en doğrusu "suç ortağı") olmaya karar verdi.

 

Üçüncü bir şık yok.

 

Linç kampanyasının ana sponsorları Demirkanlı ve Cücenoğlu'ndan bu iğrenç tutarsızlık konusunda açıklama yapmaları beklenemeyeceğine ve biz de, okurların zekâlarına hakaret etmiş olmamak için (tiyatromuzdaki ahlaksal çürümeye yeni bir kanıt oluşturan) söz konusu  tutarsızlığın sekiz yıl aralı iki somut belgesini art arda yayınlamış olmakla yetineceğimize göre; yukarıdaki iki iğrenç şıktan hangisinin geçerli olduğuna okurlar kendi inisiyatifleriyle  karar vermek zorunda...

 

Okurlar, şuna da kendileri karar verecek: Demirkanlı ve Cücenoğlu kadar tutarsız ve ilkesiz olmak mı daha iğrenç; onların peşine takılarak linç kampanyasına imza atacak kadar ahmak olmak mı daha iğrenç?

CB

 

 

NOT: Linç imzacıları listesini görmek için, lütfen

 

TIKLAYINIZ!

 

 

 

 BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ

 

(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)

 

 

 

MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR  

COŞKUN BÜKTEL

 

MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR   önemli

COŞKUN BÜKTEL

 

 

ARTIK SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL MUSTAFA DEMİRKANLI

 

DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP  COŞKUN BÜKTEL

 

COŞKUN BÜKTEL'İ ANLAMAK...

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

KİM DEĞİŞTİ?

COŞKUN BÜKTEL

 

H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON)

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP                                                                             

COŞKUN BÜKTEL

 

HAY ALLAH

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR

HİLMİ BULUNMAZ

 

VEKALET DÖNEMİ

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

YALANI YALANLA ÖRTMEK

HİLMİ BULUNMAZ

 

(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı, tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk dakikalarında ―tam olarak, saat 00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle, Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.

 

GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A. Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür etmiş, asla yayınlamamıştır.)

 

 

YALANI YALANLA ÖRTMEK 

HİLMİ BULUNMAZ

 

 

KIVIRTMA COŞKUN

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

 

SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?

BULUNMAZ / DEMİRKANLI

 

COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

İŞ YAPAN, BULAŞIR!

HİLMİ BULUNMAZ

 

DEMİRKANLI YALANLARI

Linkler

 

DEMİRKANLI'DAN BÜKTEL'E TAKMA İSİMLERLE YÖNELTİLMİŞ İFTİRALAR

 

DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN, TIKLAYINIZ!

 

 

 

MERAK KONUSU:

Arşiv: SANSÜRCÜ LİNÇÇİ MUSTAFA DEMİRKANLI, FERİDUN ÇETİNKAYA'YA "IRKÇILIĞIN AVUKATI" DİYE İFTİRA ATAN BİR YAZIYI SİTESİNDE YAYINLADIĞI HALDE, ÇETİNKAYA'NIN GÖNDERDİĞİ CEVAP YAZISINI NEDEN YAYINLAMADIĞI; ÇETİNKAYA'NIN (ENGİZİSYON'DA BİLE TANINAN) CEVAP HAKKINI NİÇİN TANIMADIĞI, ÇETİNKAYA'YI NİÇİN EN AŞAĞILIK (EN SAVUNULAMAZ, EN AÇIKLANAMAZ) BİÇİMDE AÇIKÇA SANSÜR ETTİĞİ KONUSUNDA HESAP VERMEYE DE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMIYOR.

 

 

BONUS:

 

Öylesine seviyesizsin ki, tek başına, "tüm insanlığın" seviye ortalamasını düşürüyorsun.

 

VANDALLARIN SANAT ZANNEDİP SANAT EDİNDİĞİ
"GERÇEKLERİ SAPTIRMA KURNAZLIĞI"

 

MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -1

MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -2


MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -3

MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -4

MUSTAFA'NIN "SÖZ DÜELLOSU" TEKLİFİNE SONUNDA EVET DEDİM

MUSTAFA'NIN HALUK BİLGİNER'CE AÇILMIŞ "YAVŞAK DAVASI"NDA ÇIKAN KARAR HAKKINDA FACEBOOK'TA BAŞLATTIĞI TARTIŞMA

 

HİLMİ BULUNMAZ'IN KIRIM KONGO KENESİNE BENZETTİĞİ MUSTAFA DEMİRKANLI, "SIFIR SANSÜR" İLKEMDEN ÖZGÜRCE YARARLANARAK İYİCE MUSALLAT OLUP, KIŞKIRTMAYI VE KAFA SIKMAYI DÜN DE SÜRDÜRDÜ!

 

 

Mustafa Demirkanlı'nın iki yüzlülüğünü teşhir etmekle niye uğraşıyoruz?

Coşkun Büktel / 20 Kasım 2011

 

Çünkü Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın, DT genel müdürü Lemi Bilgin'in, İBBŞT genel sanat yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nun, fakir halkın parasını reklam adı altında nasıl bir adamın cebine (dergisine) akıttığının, halk tarafından bilinmesini önemsiyoruz.

Yani bizim önemsediğimiz şey, (2005'te
Özdemir Nutku'nun "Fransızca'da 16. Yüzyıl'da yazılmış Theope diye bir oyun var" demesinden sonra, 2009'da dergisinin kapağında "Evet, İkinci Bir Theope Var" başlığı attığı halde, iki gün önce "kimse ikinci bir Theope var demedi ki" diyebilmiş) iftiracı Demirkanlı'nın kendisi değil... Biz halkın bizzat kendi parasıyla ve Kültür Bakanlığı, İBBŞT ve DT'nin izni, desteği ve aracılığıyla ve "kasıtlı olarak" dezenforme edilmesini önemsiyoruz.

Keşke bu işlerle başkaları uğraşsa... Keşke, iftira, linç, sahtekârlık, vb.nın egemen olduğu tiyatromuzda, bu egemenliğe karşı sanatsal bir tepki göstermeye cesaret edebilen kişilerin sayısı 3'le (Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Feridun Çetinkaya) sınırlı olmasa; keşke tiyatromuzda bir toplumsal vicdan, ahlaksızlığa karşı bir toplumsal refleks bulunsa... da ben kendi işimi yapabilsem.

Kimse bana, "yeter artık, herkes durumu anladı, sen bak kendi işine" demesin! Durumu herkesin anladığına dair belirtiler görmedikçe, imzalı tepkiler yayınlanmadıkça, "sus, susmadıkça sıra sana gelecek" korkusu egemen oldukça, kimsenin anlatmaya çalıştığım şeyi anladığına ikna olamam.

 

MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNÜ, BİR KEZ DAHA, MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN (DÖRT AY ARAYLA YAZILMIŞ) KENDİ İFADELERİYLE VE "ORİJİNAL" KAYNAKLARINA LİNK VEREREK BELGELİYORUZ

 

Ağustos'ta (bir ara) insan (güya), Kasım'da kurt...


Coşkun BÜKTEL /
20 Kasım 2011

 

MUSTAFA, DÖRT AY ÖNCE (30 Ağustos, 23.53'de) GAYET İNSANCA BİR YAKLAŞIMLA "HATA" DİYE NİTELEDİĞİ VE ÖZÜRÜ ZATEN DİLENMİŞ, UZUN UZUN DÜZELTMESİ YAPILMIŞ "HATAMI"; DÜN (19 KASIM, 06.25'de) YİNE KAFAMI SIKARKEN CEPHANESİ TÜKENİP DE SÖYLEYECEK ŞEYİ KALMAYINCA, "İFTİRA" OLARAK NİTELEDİ. MUSTAFA DEMİRKANLI DÖRT AY ÖNCE (Ağustos'ta) NE DEDİ, DÜN (Kasım'da) NE DEDİ? "ORİJİNAL" KAYNAKLARA LİNK VEREREK AŞAĞIDA AKTARIYORUZ. BİZ BİR ŞEY DEMİYORUZ, HER İKİ ALINTIMIZDA DA YALNIZCA MUSTAFA KONUŞUYOR, HER ŞEYİ MUSTAFA DEMİRKANLI KENDİSİ SÖYLÜYOR:


MUSTAFA DEMİRKANLI (30 AĞUSTOS, 23.53, 2011)

Yoksa senin bu hatanı dilime dolayıp "itira attı" da "iftira attı" diyecek halim yok, olur insan hata yapar.

(ORİJİNAL KAYNAK: http://www.facebook.com/note.php?note_id=10150748314450711)

MUSTAFA DEMİRKANLI (19 KASIM, 06.25, 2011)

Bre Büktel, iftira attın, sonta kıvır kıvır kıvrandın, "özür dilerim" dedin, şimdi onu da geri alıyorsun, iftira attığını kabul etmiş olduğuna göre, boş verelim özrü, sen iftiranı madalya gibi taşı. Ben Büktel iftira attı, sonra özür diledi, ben de konuyu kapattım lafım -doğru oladığı için- unutayım, her zaman hatırlatayım sana attığın iftirayı.... İftiracı seni...

(ORİJİNAL KAYNAK: http://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=304231069595010&id=100000243596367)

ARŞİV

Coşkun Büktel: COŞKUN BÜKTEL GİBİ BİR İNSANA ANCAK OROSPU ÇOCUKLARI "İFTİRACI" DİYEBİLİR.

 

TÜRK TİYATROSUNDA ASRIN (zincirleme) YALANI:


 

ÖZDEMİR NUTKU 2005:

"Fransızca'da 16. Yüzyıl'da yazılmış Theope diye bir oyun var."

KAYNAK: DT'nin CD kaydı



 

MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN DERGİSİNDE KAPAK DUYURUSU (Haziran 2009): 

"Evet, ikinci bir Theope var."

KAYNAK: Derginin Haziran 2009 kapağı / Kapağı büyük görmek ve "Evet, İkinci Bir Theope var" başlığını okumak için, lütfen aşağıdaki fotoğrafın üstüne tıklayınız!

 

 

MUSTAFA DEMİRKANLI 2011:

"kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki"

KAYNAK:
http://coskunbuktel.com/bukteldemirkanliikincitheopegercegi%20saptirmak.htm

 

 


DEMİRKANLI YALANLARI GENEL SAYFAMIZ:

http://www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm