DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN,
TIKLAYINIZ!

MUSTAFA DEMİRKANLI,
KÜFÜR (HAKARET) YÜZÜNDEN MAHKEMECE TAZMİNATA MAHKUM EDİLMİŞ,
"TESCİLLİ VE SİCİLLİ" BİR KÜFÜRBAZDIR!
Coşkun Büktel
Güya küfre karşı
düzenlenmiş
linç kampanyasının
bir numaralı faili
"Yalan makinası"
ve
"küfürbaz"
Mustafa Demirkanlı;
küfür (bir başka deyişle "hakaret") yüzünden mahkemeye verilmiş, bu
yüzden mahkemece tazminata mahkum edilmiş, "tescilli ve sicilli"
bir küfürbazdır.
Demirkanlı'nın güya
küfür karşıtı
linç kampanyasına
imza atan alçaklar, eminiz ki, Demirkanlı'nın kirli sicilini gayet
iyi biliyor. Peki Demirkanlı kime küfür (ya da hakaret) etmiş?
Kendisinin
dansöz kıyafetli fotomontaj
görüntüsünü yayınlayan ya da kendisinin fotoğrafını bir
penisin üstüne yapıştıran
takma isimli bir sapıka
mı küfür (hakaret) etmiş? Yoksa kendisine iki kere iki dört gibi
belgeli bir
iftira
yönelten adi bir suçluya mı? Hayır,
Demirkanlı, yeryüzünde Mustafa Demirkanlı diye birinin yaşadığından
bile haberi olmayan, Demirkanlı'yı hiç tanımayan, bir belediye
başkanına küfür (bir başka deyişle "hakaret") etmiş.
İmzacı alçaklar Demirkanlı'nın kirli
sicilini bal gibi biliyor, dedik. Ama imzacı mağdurlar ve imzacı
gafiller, elbette ki,
Demirkanlı'nın kim olduğunu, kimin
peşine takıldıklarını bilmiyor. Aralarında Demirkanlı'nın
düzenlediği
linç kampanyasına
imzasının atıldığından haberi bile olmayan mağdurların ve Coşkun
Büktel ile Hilmi Bulunmaz adlarını bile duymamış insanların da
bulunduğu imzacılardan acaba kaç tanesi, güya küfür karşıtı bu
kampanyanın "tescilli ve sicilli" bir küfürbaz tarafından
düzenlendiğini biliyor, dersiniz?
İşte Demirkanlı'nın kirli sicilinin
mahkumiyet belgesi:
Önce haberi aktaran Hilmi
Bulunmaz'ın sitesine, oradan da haberin "orijinal" kaynağına ulaşmak
için, lütfen...
TIKLAYINIZ!
GÜNCELLEME
3 MAYIS 2009:
Demirkanlı aşağıdaki link yazıma
cevap
yazmış. "Siz
mahkumiyet almadığım bir davayı, temyiz aşamasını bilmediğiniz için
mahkumiyet almışım gibi göstermişsiniz"
diyor.
Oysa biz, hiçbir şeyi "gibi
göstermiş" olamayız. Çünkü "Gibi göstermek" gibi bir çabamız
olsaydı, Mustafa Demirkanlı'nın kirli yöntemlerini uygular,
iddialarımızla ilgili haberin orijinal kaynağını okurlar görüp de
haberi nasıl "gibi gösterdiğimizi" yani çarpıttığımızı anlamasınlar
diye, orijinal kaynağı (Demirkanlıgillerin her zaman yaptığı üzere)
okurlardan saklardık. Oysa biz, her zaman yaptığımız gibi, bu kez
de, iddialarımızın kaynağı olan
haberin orijinal sayfasına
link vermiş, gerçekleri okurlar için bir tıkla ulaşılabilir
kılmıştık.
Kısacası, Demirkanlı'nın
"mahkumiyet
almadığı bir davayı, temyiz aşamasını bilmediği için mahkumiyet
almış gibi göstermiş" olma iddiası gerçek bile olsaydı,
"mahkumiyet almış gibi gösterme" suçu, bize değil, haberin
kaynağına (yani "4. Kuvvet" başlıklı siteye) ait olacaktı. "4.
Kuvvet"teki 2005 tarihli haber, 2009'da hâlâ tekzip edilmediğine
ve temyizden bahseden Demirkanlı açık, seçik ve net olarak "temyiz
mahkemesi, mahkumiyet kararını bozdu" diyemediğine göre,
"yalan makinası"
Demirkanlı'nın
söylediği her şeyin, belirsizlik yaratma amacına yönelik yalan,
iftira ve çarpıtma olduğunu, okurlar, artık benim yardımım
olmaksızın da anlayabilmeliler.
Sansürcü Demirkanlı'nın
yalan, iftira ve çarpıtma
yöntemleri
hakkında aydınlanmak için, bugün hâlâ, profesyonel yardıma ihtiyacı
olanlar kalmışsa,
Demirkanlı yalanlarını
ince ince deşifre ettiğimiz yıllar önceki yazılarımıza bakabilir ve
incelemelerini
"Demirkanlı'ya bir kez daha son olmasını
umduğum cevap" başlıklı yazıyla
başlatıp, o yazıdaki linkleri geriye doğru izleyebilirler.
Utanma yeteneği ve ilkeleri
bulunmayan arsız insanlarla tartışmanın ne anlamı ne de sonu
olabilir. Adamın beni suçladığı suçtan kendisinin ceza aldığını
belgeliyorum, utanmak yerine, ona çamur attığımı söylüyor. O da
yetmiyor hakaretten (bir başka deyişle küfürden) aldığı cezayı
önemsiz göstermek için, o cezayla gurur duyduğunu açıklıyor. Yavuz
hırsız misali sanık sandalyesinden kalkıp savcı koltuğuna
çörekleniveriyor ve beni küfürbaz olmakla ve onu da kendimle
eşitlemeye çalışmakla suçluyor. Yahu küfürden sabıkalı olan biriyle,
hayatta hiçbir sabıkası olmayan tertemiz biri nasıl eşit olabilir?
Ya okurların bu kadar basit mantık çarpıtmalarına kanacak ve bu
arsız iftiracının arkasına takılacak kadar moron olması nasıl mümkün
olabilir?! Ne yazık ki, oluyor. Burası Türkiye!... Burda her melanet
mümkün.
Sanki konu benmişim, küfürden
makkumiyeti ben almışım gibi, kalkmış bana "ben küfür etmedim"
diyemiyorsun, diyor. Niye diyeyim ki, salak? Küfürden ceza alan ben
değilim ki, neden savunma yapmak zorunda olayım? Yapmadığım her şeyi
sayıp dökmek, "hacca gitmedim, küfür etmedim, rüşvet yemedim, terli
terli su içmedim" gibi açıklamalar yapmak gibi bir zorunluğum yok ki
benim!..
Utanması ve ilkesi olmayan
adamlarla girişilecek bir tartışma sonsuza dek sürebilir. Arsız bir
insanı hiçbir kanıtla, hiçbir belgeyle susturamazsınız. Arsız ve
ilkesiz bir insanın her durumda söyleyecek bir şeyi vardır. "Ben
küfür etmedim" derseniz, cevap hazırdır: "Coşkun Büktel hemen
savunmaya geçti"... Söylemez ve savunmaya geçmezseniz cevap yine
hazırdır: "Ben küfür etmedim diyemiyorsun"... Arsız insan için, her
yol, her yöntem mübahtır, çünkü arsızların ilkeleri olmaz.
Demirkanlı'nın cevabını okumanız
için, (sitesinde bizimle ilgili pek çok yazıyı silip yok ettiğinden)
söz konusu cevap yazısının önce Hilmi Bulunmaz'daki sayfasına link
veriyoruz. Orada, yazının orijinal sayfasına sizi bir tıkla
ulaştıracak linki de bulacaksınız.
Lütfen...
TIKLAYINIZ!
DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN,
TIKLAYINIZ!
BONUS:
Dergisi "Tiyatro Tiyatro"nun Temmuz 2009
tarihli son sayısında,
"Tamer Levent'i Ordu'da yakalayınca
saatler alan bir söyleşi için teybin
düğmesine"
basmış ve çanak sorularıyla, (bugün
kendisi gibi
"linççi"
olan) Tamer Levent'e tek yanlı olarak
TOBAV güzellemesi yapma fırsatını sonuna
kadar kullandırmış olan
 
MUSTAFA
DEMİRKANLI'DAN, 2001
YILINDA, TAMER LEVENT'E YÖNELİK,
DEDİKODU FORMATINDA, ASILSIZ İSPATSIZ,
(İSPATI DEMİRKANLI'DAN MENKUL)İĞRENÇ
SUÇLAMALAR:
(...) "O toplantıda Lemi Bilgin sert
bir tavır aldı. İşte o tavır alış,
görevden alınmasının gerekçelerinin
başlangıcı oldu, zaten yardımcıları İ.
Rahmi Dilligil -o sıralarda
Konservatuvar Mezunları Derneği Başkanı
idi- ve TOBAV Başkanı
Tamer Levent bir an önce Genel
Müdürü uzaklaştırıp, yerine geçmenin
planlarını kuruyorlardı.
Süreç böyle gelişince, mahkemeler
kurumun genel müdürünü belirlemek için
tekrar devreye giriyor. Örneğin,
Tamer Levent, kayınpederi İsmet
Sezgin’in desteği ile genel müdür
yardımcısı olduktan sonra, bir gün genel
müdür olabilmek için 6-7 yıldır o
görevde bulunuyor, sürekli
çalıştırılmadığından dem vuruyor ama
ayrılmak aklının ucundan bile geçmiyor,
“Madem genel müdür yardımcısı oldum,
çalışmasam, çalıştırılmasam bile ben bu
koltuğu bırakmam” diyebiliyor."
(...)
(Kaynak: Evrensel,
"Demikanlı,
Evrensel muhabiri Ebru Ilgaz'ın
sorularını yanıtlıyor."
Tarih: 26 Ocak 2001.)
 
Bugün
"iktidarla ilişkilerini kurmuş, Ankara
koridorlarının yollarını ezberlemiş, bir
çoğunun hâlâ 'Koskoca Bakan' dediği
siyasileri tanımış"
ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'la
özel röportaj bile yapmış
DEMİRKANLI'DAN CÜCENOĞLU'NA ZEHİR
ZEMBEREK ELEŞTİRİLER
Aşağıdaki lafları biz söylemiyoruz,
bugün
Tuncer
Cücenoğlu'yla "deyim
yerindeyse elense olmuş" olan
(dergisi Tiyatro Tiyatro'nun Temmuz 2009
tarihli son sayısında editör yazısını,
yani başyazıyı, Tuncer Cücenoğlu'na
yazdırmış olan)
Mustafa
Demirkanlı söylüyor:
"ITI Türkiye Merkezi uzun bir süredir
meşruiyetini yitirmiştir. Bundan iki yıl
önce DT’ları eski Genel Müdürü İ. Rahmi
Dilligil eser hırsızlığı ile suçlanırken
ITI ulusal bildiriyi bu şahsa yazdırma
cüretini gösterebilmiştir, gerekçe
olarak da Dilligil’in yerli yazarlara
önem vermesini ileri sürmüştür. Oysa, o
dönemde de şimdi de yerli-yabancı oyun
oranı hemen hemen aynıdır, bir farkla
Edebi Kurul üyeleri Refik Erduran ve
Tuncer
Cücenoğlu’nun 5’er, 6’şar
oyunları oynanırken şimdi aynı oran
görülmemektedir. Yerli yazar denince bu
şahsiyetler akla geliyorsa sorgulanması
gereken başka meseleler var gibi
görünüyor.
(...)
"Bu yıl ITI Kültür ve Maliye
Bakanlıklarını protesto ederek, yanına
medyayı, tiyatroları da katarak Ulusal
Bildiriyi yazdırmadı. 2 yıl önce Kültür
ve Maliye Bakanları aynıydı. Ve aynı
biçimde destek vermiyorlardı, 2 yıl önce
medya aynıydı ve aynı şekilde sanata
önem vermiyordu. 2 yıl önce tiyatrolar
aynıydı, Erduran’ın deyimiyle, özgün
eserlerle ilgilenmiyorlardı. Ama, 2 yıl
önce D.T. Genel Müdürü İ. Rahmi
Dilligil’di ve Refik Erduran’ın ve
Tuncer Cücenoğlu’nun 5-6 oyunu aynı
sezonda oynanıyordu. Bir bakıyorsunuz
ki, tek değişen bu.
İşte Türk tiyatrosunun içler acısı
hali...."
(KAYNAK:
tiyatrom.com)
Demirkanlı'nın
Cücenoğlu'na yönelik
hakaret ve suçlamalarını neden tekrar
gündem yapmak zorunda kaldık?
KİMİ OKURLAR,
"BAZI NAHOŞ GERÇEKLERİ OKURLAR BİLMESİN"
DİYEN "TEMİZ YAYINCILARI" TERCİH EDİYOR
OLABİLİR.
AMA BİZ
YİNE DE "OKURLAR
GERÇEĞİ, TÜM GERÇEĞİ, TÜM YALANLARI
TEŞHİR EDİLMİŞ GERÇEĞİ BİLSİN"
DİYEN "KÜFÜR YAYINCILARI" OLMAYA DEVAM
EDİYORUZ:
Mustafa
Demirkanlı, "Tiyatro
Tiyatro" dergisinin bu ayki son
sayısında editör yazısını (yani derginin
başyazısını) kime yazdırdı dersiniz?
Tuncer
Cücenoğlu'na!... Evet,
evet, yanlış okumadınız: Tuncer
Cücenoğlu'na... Hani Demirkanlı'nın 2001
yılı 27 Mart'ında yazdığı bir yazıda,
"siyasilerle
elense olmuş",
"gammaz",
"resmi yazar"
diye suçladığı ve bir sürü
haltlarını anlattığı Tuncer
Cücenoğlu'na...
Demirkanlı acaba okurların kime ve neye
inanmasını istiyor? Tuncer Cücenoğlu
hakkında o gün yazdığı iğrenç hakaret ve
suçlamalara mı? Yoksa o iğrenç
suçlamaların hedefi olmuş Tuncer
Cücenoğlu'na bugün dergisinde yazdırdığı
başyazıya mı?
Bu yeni gelişme üzerine, Demirkanlı'nın
bugün dergisine editör yaptığı ve
başyazı yazdırdığı Tuncer Cücenoğlu
hakkında, sekiz yıl önce, yine bizzat
Mustafa Demirkanlı tarafından yazılmış ağır hakaret
ve suçlamaları, bir kez daha okurlara hatırlatmak,
(hiçbir "temiz yayıncı"nın sitesinde
gündeme getirmeye yanaşmadığı bu tür
iğrenç tutarsızlıkları bir kez daha
gündeme taşımak) bizim gibi "küfür
yayıncıları" için, elbette ki, bir
görev haline geldi (7 Temmuz 2009):
Reklam
alamadığı
dönemlerde
o da herkesi
eleştirirdi:
Demirkanlı'dan,
Tuncer Cücenoğlu,
Refik Erduran ve Recep Bilginer'e
Dedikodu Formatında, Asılsız
İspatsız (veya İspatı
Demirkanlı'dan
Menkul) Hakaretler!
"Şöyle geriye gidip, baktığımda şunu
görüyorum. Son 3-4 yıla kadar
Refik Erduran,
Tuncer Cücenoğlu,
Recep Bilginer
gibi
resmi
yazarlar, iktidarla ilişkilerini kurmuş,
Ankara koridorlarının yollarını
ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca
Bakan' dediği siyasileri tanımış,
deyim yerindeyse el ense olmuş
bu zatlar ortalıkta dolaşırken,
gammazladığı Genel Müdür’e, ‘sevgili
dostum’ demekten çekinmeyen, çekinmenin
ötesinde bir sakınca görmeyen bu zatlar
karşısında, göreve gelen siyasiler de
ortalıkta sürekli
bunları
gördüğü için, Türk tiyatrosunu
bunların
temsil ettiğini sandılar hep. Onların
bir suçu yok.
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları. Korkuttu çünkü,
bunlar
konuşmaya başlarken;
'Yarın bakanla sabah kahvaltısı
yapacağım,
senin sorunları anlatırım, çözeriz',
'Ben Ankara’ya gidiyorum Bakan’a
söylerim sizin tiyatroya özel önem
verir.',
'Bakan yarın İstanbul’da olacak zamanı
varsa mutlaka sizin oyuna getireceğim.'
gibi cümlelerle durdurdular insanları,
insanlar durmaya eğilimliydi çünkü. Ve
korktular. Yıllarca."
(KAYNAK:
Demirkanlı,
"Dünyanın
Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel
Dostluk Ve Barış Çağrıları")
NOT:
Demirkanlı, Coşkun Büktel'i (ve Feridun
Çetinkaya'yı) daha 2001 yılında
"cevap hakkı
istiyorsanız mahkemeye gidin!"
diyerek sansür ettiği için; belli ki,
Cücenoğlu, Erduran ve Bilginer gibi
yazarları Büktel'in de (hem de
Demirkanlı'dan çok önce)
korkusuzca ama "belgelere dayanır
biçimde" eleştiren kitaplarını ("Türk
Tiyatrosundan İnsan Manzaraları"
1998,
"Yönetmen
Tiyatrosuna Karşı" 2001)
görmezden gelmeyi tercih ediyor ve
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları"
diye,
hiçbir araştırma yapmaksızın, asılsız
ispatsız "sallayarak", okurlarını,
"bunlardan"
korkmayan tek kişinin
kendisi olduğuna inandırmaya çalışıyor.
NOT 2:
Bilindiği üzere, Demirkanlı, 2001
yılında,
siyasilerle
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
olmakla suçladığı Tuncer Cücenoğlu'yla,
bugün kendisi
"deyim
yerindeyse el ense olmuş",
2001 yılında
"gammaz"
olmakla suçladığı Cücenoğlu'yu bugün
dergisinin "editörler kurulu"na dahil
etmiş ve
Cücenoğlu'yla birlikte ikisi, Büktel ve
Bulunmaz'a karşı
linç kampanyasının
suç ortakları ve en azılı kışkırtıcıları
olmuşlardır.
Demirkanlı ve dergisini reklam adı
altında
devlet sadakasıyla besleyen DT genel
müdürü Lemi Bilgin ile DT İstanbul
müdürü Osman Wöber arasındaki,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkilere dair bir enstantane...
Hemen her sayısı gecikmeli olarak
basılıp dağıtılan dergisinde, reklam
olarak verilen DT programlarını,
genellikle programların sona erdiği
tarihten sonra, bir başka deyişle "iş
işten geçtikten sonra" yayınlaması
yüzünden, sık sık Hilmi Bulunmaz'ın
eleştirilerine hedef olan Mustafa
Demirkanlı, her şeye rağmen,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkileri sayesinde,(Bulunmaz'ın
deyişiyle söylersek)
"arka kapağını Lemi
Bilgin'e vermeye devam ediyor."
|
Konjonktür değiştikçe,
linç kampanyası
ana sponsorlarından Mustafa
Demirkanlı ile Tuncer Cücenoğlu'nun
ahlak ilkeleri de değişiyor:
|
"DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR"
Dünkü
(örneğin 2001 yılındaki) Mustafa
Demirkanlı'ya göre:
|

Tuncer Cücenoğlu, siyasilerle
"deyim yerindeyse
elense
olmuş" bir
"gammaz"dı.
(Kaynak için
yukarıdaki mavi linklerden birini tıklayınız!)
Bugünkü Mustafa Demirkanlı'ya göre:.
|
Tuncer Cücenoğlu, Demirkanlı'nın dergisi
"Tiyatro Tiyatro"nun
"editörler kurulu" üyesi olmaya
layık seçkin bir tiyatrocudur.
(Kaynak için
yukarıdaki mavi linki tıklayınız!)
Peki,
2001'den bugüne ne (ya da kim) değişti?.
|
Tuncer Cücenoğlu hacca gidip, tövbekâr olup,
kendini temizlediği ve siyasilerle "deyim
yerindeyse elense olmuş" bir "gammaz"
olmaktan vazgeçtiği için mi, Mustafa Demirkanlı,
bugün, Cücenoğlu'nu dergisinin "editörler
kurulu"na layık görüyor?
Yoksa Demirkanlı, dergisine reklam alabilmek
için, artık "armudun sapı, üzümün çöpü" demeden,
kalite kontrolüne gerek görmeden, her türlü
alçak ve iftiracılarla ittifak kurmak zorunda
olduğunu anladığı için mi,
siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş"
bir "gammaz"ı
bile bağrına basıp onu dergisinin "editörler
kurulu"na buyur ediyor?
Demirkanlı'nın Cücenoğlu hakkında sekiz yıl
arayla yaptığı
iki farklı yayın, üçüncü bir
şıkka izin vermiyor.
Ya
Cücenoğlu hacca gidip tövbekar oldu ve değişti
ya da Demirkanlı,
siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş"
"gammaz"lara
dair olumsuz bakışını değiştirip reklam almak
hatırına "gammaz" dedikleriyle
"elense" (can ciğer kuzu sarması veya al
takke ver külah ya da en doğrusu "suç
ortağı") olmaya karar verdi.
Üçüncü bir şık yok.
Linç kampanyasının
ana sponsorları Demirkanlı ve Cücenoğlu'ndan bu
iğrenç tutarsızlık konusunda açıklama yapmaları
beklenemeyeceğine ve biz de, okurların
zekâlarına hakaret etmiş olmamak için
(tiyatromuzdaki ahlaksal çürümeye yeni bir kanıt
oluşturan) söz konusu
tutarsızlığın sekiz yıl
aralı iki somut belgesini art
arda yayınlamış olmakla yetineceğimize göre;
yukarıdaki iki iğrenç şıktan hangisinin geçerli
olduğuna okurlar kendi inisiyatifleriyle
karar vermek zorunda...
Okurlar, şuna da kendileri karar verecek:
Demirkanlı ve Cücenoğlu kadar tutarsız ve
ilkesiz olmak mı daha iğrenç; onların peşine
takılarak
linç kampanyasına
imza atacak kadar ahmak olmak mı daha iğrenç?
CB
NOT:
Linç imzacıları listesini görmek için, lütfen
TIKLAYINIZ!
|
BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye
doğru tarih sırasıyla)
MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E
SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE
TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK
SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
COŞKUN
BÜKTEL
COŞKUN
BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
KİM DEĞİŞTİ?
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ
BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN
BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI
UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
HAY ALLAH
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
VEKALET DÖNEMİ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA
ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı,
tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk
dakikalarında ―tam olarak, saat
00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a
gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle,
Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A.
Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür
etmiş, asla yayınlamamıştır.)
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
KIVIRTMA COŞKUN
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!
MUSTAFA DEMİRKANLI
İŞ YAPAN, BULAŞIR!
HİLMİ BULUNMAZ
DEMİRKANLI YALANLARI
Linkler
DEMİRKANLI'DAN BÜKTEL'E TAKMA İSİMLERLE
YÖNELTİLMİŞ İFTİRALAR
DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN,
TIKLAYINIZ!
MERAK KONUSU:
Arşiv:
SANSÜRCÜ LİNÇÇİ MUSTAFA
DEMİRKANLI, FERİDUN ÇETİNKAYA'YA "IRKÇILIĞIN
AVUKATI" DİYE İFTİRA ATAN BİR YAZIYI SİTESİNDE
YAYINLADIĞI HALDE, ÇETİNKAYA'NIN GÖNDERDİĞİ CEVAP
YAZISINI NEDEN YAYINLAMADIĞI; ÇETİNKAYA'NIN (ENGİZİSYON'DA
BİLE TANINAN) CEVAP HAKKINI NİÇİN TANIMADIĞI, ÇETİNKAYA'YI
NİÇİN EN AŞAĞILIK (EN SAVUNULAMAZ, EN AÇIKLANAMAZ) BİÇİMDE
AÇIKÇA SANSÜR ETTİĞİ KONUSUNDA HESAP VERMEYE DE ÖLDÜR ALLAH
YANAŞMIYOR.
BONUS:
Öylesine seviyesizsin ki, tek başına, "tüm
insanlığın" seviye ortalamasını düşürüyorsun.
VANDALLARIN SANAT ZANNEDİP SANAT EDİNDİĞİ
"GERÇEKLERİ SAPTIRMA KURNAZLIĞI"
MUSTAFA DEMİRKANLI, "kimse ikinci bir Theope
oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK YALANININ HESABINI VERMEYE
ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -1
MUSTAFA DEMİRKANLI,
"kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK
YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -2
MUSTAFA DEMİRKANLI,
"kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK
YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -3
MUSTAFA DEMİRKANLI,
"kimse ikinci bir Theope oyunu var demedi ki" ŞEKLİNDEKİ APAÇIK
YALANININ HESABINI VERMEYE ÖLDÜR ALLAH YANAŞMADI -4
MUSTAFA'NIN "SÖZ DÜELLOSU" TEKLİFİNE SONUNDA
EVET DEDİM
MUSTAFA'NIN HALUK
BİLGİNER'CE AÇILMIŞ "YAVŞAK DAVASI"NDA ÇIKAN KARAR HAKKINDA
FACEBOOK'TA BAŞLATTIĞI TARTIŞMA
HİLMİ BULUNMAZ'IN KIRIM KONGO KENESİNE
BENZETTİĞİ
MUSTAFA DEMİRKANLI, "SIFIR SANSÜR" İLKEMDEN ÖZGÜRCE
YARARLANARAK İYİCE MUSALLAT OLUP, KIŞKIRTMAYI VE KAFA SIKMAYI DÜN DE
SÜRDÜRDÜ!
TÜRK
TİYATROSUNDA ASRIN
(zincirleme)
YALANI:
ÖZDEMİR NUTKU 2005:
"Fransızca'da
16. Yüzyıl'da yazılmış Theope diye bir oyun var."
KAYNAK:
DT'nin CD kaydı
MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
DERGİSİNDE KAPAK DUYURUSU
(Haziran 2009):
"Evet, ikinci
bir Theope var."
KAYNAK: Derginin Haziran 2009
kapağı / Kapağı büyük görmek ve "Evet, İkinci Bir
Theope var" başlığını okumak için, lütfen aşağıdaki
fotoğrafın üstüne tıklayınız!

MUSTAFA DEMİRKANLI 2011:
"kimse ikinci
bir Theope oyunu var demedi ki"
KAYNAK:
http://coskunbuktel.com/bukteldemirkanliikincitheopegercegi%20saptirmak.htm
|
DEMİRKANLI
YALANLARI GENEL SAYFAMIZ:
http://www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm
|