| Anasayfa | Polemik | İnceleme | Büktel Hakkında | Linkler | İletişim |
FACEBOOK TARTIŞMASI
|
|
Mustafa Demirkanlı'nın iki yüzlülüğünü teşhir etmekle niye uğraşıyoruz? Coşkun Büktel / 20 Kasım 2011
Çünkü Kültür
Bakanı Ertuğrul Günay'ın, DT genel müdürü
Lemi Bilgin'in, İBBŞT genel sanat
yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nun, fakir
halkın parasını reklam adı altında nasıl bir
adamın cebine (dergisine) akıttığının, halk
tarafından bilinmesini önemsiyoruz.
Keşke bu işlerle
başkaları uğraşsa... Keşke, iftira, linç,
sahtekârlık, vb.nın egemen olduğu tiyatromuzda,
bu egemenliğe karşı sanatsal bir tepki
göstermeye cesaret edebilen kişilerin sayısı
3'le (Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Feridun
Çetinkaya) sınırlı olmasa; keşke tiyatromuzda
bir toplumsal vicdan, ahlaksızlığa karşı bir
toplumsal refleks bulunsa... da ben kendi işimi
yapabilsem.
|
|
MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNÜ, BİR KEZ DAHA, MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN (DÖRT AY ARAYLA YAZILMIŞ) KENDİ İFADELERİYLE VE "ORİJİNAL" KAYNAKLARINA LİNK VEREREK BELGELİYORUZ
Ağustos'ta
(bir ara) insan (güya), Kasım'da kurt...
MUSTAFA, DÖRT AY ÖNCE (30 Ağustos, 23.53'de) GAYET İNSANCA BİR YAKLAŞIMLA "HATA" DİYE NİTELEDİĞİ VE ÖZÜRÜ ZATEN DİLENMİŞ, UZUN UZUN DÜZELTMESİ YAPILMIŞ "HATAMI"; DÜN (19 KASIM, 06.25'de) YİNE KAFAMI SIKARKEN CEPHANESİ TÜKENİP DE SÖYLEYECEK ŞEYİ KALMAYINCA, "İFTİRA" OLARAK NİTELEDİ. MUSTAFA DEMİRKANLI DÖRT AY ÖNCE (Ağustos'ta) NE DEDİ, DÜN (Kasım'da) NE DEDİ? "ORİJİNAL" KAYNAKLARA LİNK VEREREK AŞAĞIDA AKTARIYORUZ. BİZ BİR ŞEY DEMİYORUZ, HER İKİ ALINTIMIZDA DA YALNIZCA MUSTAFA KONUŞUYOR, HER ŞEYİ MUSTAFA DEMİRKANLI KENDİSİ SÖYLÜYOR:
Yoksa senin bu hatanı dilime dolayıp "itira attı" da "iftira attı" diyecek halim yok, olur insan hata yapar.
(ORİJİNAL KAYNAK:
http://www.facebook.com/note.php?note_id=10150748314450711)
Bre Büktel, iftira attın, sonta kıvır kıvır kıvrandın, "özür dilerim" dedin, şimdi onu da geri alıyorsun, iftira attığını kabul etmiş olduğuna göre, boş verelim özrü, sen iftiranı madalya gibi taşı. Ben Büktel iftira attı, sonra özür diledi, ben de konuyu kapattım lafım -doğru oladığı için- unutayım, her zaman hatırlatayım sana attığın iftirayı.... İftiracı seni...
(ORİJİNAL KAYNAK:
http://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=304231069595010&id=100000243596367) Coşkun Büktel: COŞKUN BÜKTEL GİBİ BİR İNSANA ANCAK OROSPU ÇOCUKLARI "İFTİRACI" DİYEBİLİR.
|
DEMİRKANLI
YALANLARI GENEL SAYFAMIZ:
http://www.coskunbuktel.com/linkdemirkanliyalanlari.htm
Mustafa Demirkanlı 16 ortak arkadaş
Büktel, uzun uzun yazarak açıklama yaptığının sanılmasını istiyor, tıpkı yemek yapmasını bilmeyen birinin, yemeğe bol baharat ekleyerek, yemeğin tadının farkına varılmamasını istemesi gibi.
Büktel'in açıklama diyerek hiçbir şey açıklamadan, deforme ettiklerini bir kere daha açıklayayım.
Büktel, okuyanların bilmemesine güvenerek -kendisi çok iyi bilmesine rağmen- Yılmaz Bey'le beni ayrıştırarak, benim dışarıdan ahkam kestiğim algısı yaratmaya çalışıyor. Yılmaz Bey ile ben o tarihlerde Boyut Yayınevi'nin 2 ortağıydık, Yılmaz Bey, tiyatro kitaplarının editörlüğünü yaptığı için Theope'sini getirdiğinde kendisiyle Yılmaz Bey muhatap olmuştu.
Tiyatro kitapları yayınlamaya başlandığında sadece "Bütün Eserler" olarak, bir yazarın 3 ya da 4 oyunu yayınlıyorduk. Büktel kitabını getirdiğinde bu diziye girememesine rağmen, Yılmaz Bey, Theope'nin bir kopyasını alarak, okumuş ve beğenmişti. Bana, yani ortağına "Güzel bir metin ama bu şahsın başka oyunu yok, acaba sadece bunu tek olarak yayınlasak mı?, diye sorduğunda ben de muhalefet etmemiş, "Basalım tabii" demiştim, Yılmaz Bey'e güvendiğim ve tiyatro kitaplarının editörlüğü kendisine ait olduğu için okumadan "olur" demiş, sonrasında okuduğumda ben de beğenmiştim.
Büktel'i çağırdık ve şu konuşma geçti aramızda: (Şimdi hani belgesi diyecek, olayın 3 tanığı var: Büktel, ben ve Yılmaz Öğüt, üzgünüm link veremeyeceğim, Yılmaz Öğüt yaşıyor, ben buradayım, geriye Büktel'in hafızası ve namusu kalıyor.)
Diyaloglar mealen aktarılmıştır, özünde en küçük bir sapma yoktur, var diyorsa Büktel açıklayabilir. Konuşma; Oba Sok. No:9/1 Cihangir adresinde, Yılmaz Bey'in sokağa bakan odasında yapılmıştır, kollukları ahşap, kahverengi ofis koltuklarında oturuyorduk, Büktel sadece bir çay içmişti.
Hoş beşten sonra....
Yılmaz Öğüt: Coşkun Bey, biz sadece "Bütün Eserler" üst başlığı ile bir yazarın 3 ya da 4 oyununu yayınlıyoruz ancak Theope konusunda bir ayrıcalık yaparak tek olarak basmaya karar verdik.
Coşkun Büktel: Teşekkür ederim, doğru bir karar vermişsiniz. Diğer konulara da açıklık getirelim.
Mustafa Demirkanlı: Tabii, zaten bir sözleşme yapacağız.
Yılmaz Öğüt: Biz tiyatro kitaplarını 2.000 adet basıyoruz... (O zamanlar tiyatro kitapları 2.000 basılıyordu, şimdi 1.000 adet basılıyor.)
Coşkun Büktel: Olmaz, benim kitabımın 5.000 adet basılmasını istiyorum. Bu kitap çok satacak.
Yılmaz Öğüt: Satsın Coşkun Bey, satışların durumundan anlar tükenmeden 2 nci baskıyı yaparız, siz merak etmeyin boşluk olmaz, dizgisi zaten hazır olacak, basımı 3-4 gün sürer, bizim isteğimizde bir kitabın birden çok baskı yapması zaten.
Coşkun Büktel: Yok, ben yayıncıları bilirim, zaten 5.000 basarlar, yazara 2.000 basıyoruz derler, yazar 3.000 kitabın telifini alamaz. Ben kendimi korumak için 5.000 adette ısrar ediyorum.
Yılmaz Bey'le birbirimize baktık, Theope'yi yayınlamaktan vazgeçtiğimiz konusunda anlaştık, konuşmayı Yılmaz Bey bitirdi.
Yılmaz Öğüt: Coşkun Bey, bu söylediklerinizi kabul edemeyiz, başka bir yayınevinden kitabınızı yayınlatmanız daha doğru olacak gibi gözüküyor.
Dedi ve konuşma bitti. Büktel, kopyasını alarak yayınevinden ayrıldı.
Adam açık açık, yayıncılar 5.000 basar, 2.000 bastık derler, yazarın 3.000 kitabının telifini ödemezler lafını yüzümüze karşı söylüyor, sonra da "ben hırsızsınız" demedim diyor, doğru "hırsızsınız" sözcüğünü kullanmadı konuşmada, ama azıcık utanma olur insanda, "hırsızsınız" demenin tek yolu "hırsız" sözcüğünü mü kullanmaktır?
Bu diyaloğu okuyup da "yok canım Büktel kimseyi 'hırsızlıkla' suçlamamış diyecek birileri varsa lütfen açıklasın.
Büktel de gevezelik yapacağına, "Yılmaz Öğüt'le Demirkanlı'yı bilmeden ayrıştırdım, o dönemde ortak olduklarını bilmiyordum" desin ya da "okuyanları yanıltmak için değil, unuttuğum için Demirkanlı'nın dışarıdan ahkam kestiğini anlatmaya çalışmışım, özür dilerim", desin.
Yukarıdaki suçlamalarında da kimseyi (Öğüt ve Demirkanlı'yı) hırsızlıkla suçlamadım, kimseye telif ücretlerini çalıyorlar diye iftira atmadım, desin.
Büktel, hayali yanıtlarına link vererek karmaşa yaratmak yerine, somut gerçeklere yanıt versin, olsun bitsin.
Yine gargaraya getirilmesin diye:
1. Demirkanlı ile Öğüt sen Theope'ni getirdiğinde ortak değil miydi? "Hırsız" diye suçladığın insanlardan biri de Demirkanlı değil miydi? Neden dışarıdan biri gibi gösterme ihtiyacı duyuyorsun?
2. "Yok, ben yayıncıları bilirim, zaten 5.000 basarlar, yazara 2.000 basıyoruz derler, yazar 3.000 kitabın telifini alamaz" derken, gerçekten karşındaki inanları "hırsızlıkla" suçladığının farkında değil misin? yoksa insanları salak mı sanıyorsun?
Not: Büktel'i bu ve benzeri suçlamalarını video kaydına alacağımız bir görüşmede açıklamasını, yanıtlarımla birlikte yayımlamamızı önerdim ama her zaman kaçtı.
Yaklaşık 2-3 ay önce facebook sayfalarında tek tek iddiasını dile getirmesini, yanıtlarımı burada da verebileceğimi söyledim, yanaşır gibi yaptı, konudan konuda atladı, sonrasında Özdemir Nutku iddiası karşısında EVET ya da HAYIR dememi istedi. Ben de tartışmaya başlamadan seni onaylamamı istiyorsun, o konu gelince onu da tartışırız, dememi sevmedi, işine gelmedi 'ben basit bir soru soruyorum evet ya da hayır de, diyorum ama Demirkanlı tartışmadan kaçmak için, benim soruma net cevap vermiyor' deyip, tartışmayı bıraktı ama utanmadan, benim tartışmadan kaçtığımı yaymaya kalkıştı. Yineliyorum, burada da tek tek, konu konu tartışırım, video kaydında da tartışırım (Fikrim sorulursa video kaydını tercih ederim ama şart değil.)
Bunlara yanaşmasa da, hiç değilse yukarıdaki basit açıklamalara bir yanıt verebilse ne iyi olur... Bekleyelim bakalım... Okuyanlar da beklesin, belki doğrudan yanıt verebilir...
Pazar, 16:52 ·