
MUSTAFA
DEMİRKANLI
SİNSİ YALANLAR VE TAHRİFLERLE
OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
Coşkun Büktel
Mustafa Demirkanlı, sitesine gönderdiğim “Coşkun
Büktel’e Sanatseverler Değil, Ancak Sanatsavarlar Yalancı Diyebilir”
başlıklı cevap yazımı
sitesinde yayınlarken, yazımı tahrif etmek için, elinden geleni
ardına koymamış ve yaptığı tahrifatı “sureti haktan” gösterebilmek
için, bin dereden su getirip bin takla atmış.
Demirkanlı, okunmasını engellemek için yazımı; okurlara “Coşkun
Büktel’in yazısı şundan ibaret” telkini yapacak şekilde ve yalandan
mürekkep bir “sunuşla” ve dört parçaya bölerek yayınlamış (Demirkanlı'nın
sunuş yazısı şu linkten okunabilir:
http://www.tiyatrodergisi.com.tr/Public/default.aspx?nid=2295).
Kaldı ki, yazımın başına eklediği şey “sunuş” değil de, aslında bana
bir “cevap” olduğuna göre, bunu yazımın başı yerine sonuna
eklemeliydi; ama tabii o zaman yalanı (yazımı okumuş olacaklarından)
tüm okurlarca derhal fark edilecekti.
Demirkanlı, “sunuşunun” ikinci paragrafına şu yalanla
başlıyor
Efendim, Büktel, vakti zamanında -Rahmi Dilligil
zamanında- Devlet Tiyatroları’na sanatçı kadrosundan girmek istemiş,
oyunculuk yapmayacağına göre sanatçı kadrosuna giremeyeceği
iletildiğinde de: “Öyleyse ben de onlardan yönetmen kadrosu
isterim!” demiş.
Peki bunu kime demişim? İstanbul DT müdürü Nesrin
Kazankaya’ya... Peki Kazankaya’ya bunu söylediğimde, Kazankaya’nın
genel müdürü Rahmi Dilligil miydi, yoksa Lemi Bilgin miydi? Lemi
Bilgin’di... Oysa Demirkanlı, olayın Rahmi Dilligil zamanında
geçtiğini özellikle vurguluyor. Dönem belirtmek zorunda olmadığı
halde, cümlenin içine iki tire koyarak parantez açıyor ve cümlenin
akışını bozarak, anlattığı olayın -Rahmi Dilligil zamanında-
yaşandığını özellikle belirtiyor. Peki Demirkanlı bu adi yalana
niçin başvuruyor?
Bu apaçık adi yalanın, yalandan çok daha öte, çok
daha iğrenç ve sinsi bir yönü var. Demirkanlı, bu yalanla, beni, (şu
günlerde zimmet suçundan mahkûm olmasıyla yeniden gündeme gelen)
Rahmi Dilligil ile ilişkilendirmeye çalışıyor. Oysa “sunuşunu”
yaptığı yazımda Rahmi Dilligil’in adı yalnızca bir tek cümle içinde
geçmektedir. O cümle de şundan ibaret (anlaşılır olması için,
önündeki ve ardındaki cümleyle birlikte aktarıyorum):
“Dramaturg olarak girmek istesem, çok daha önce girerdim. Genel
müdürken Rahmi Dilligil, eski eşim DT oyuncusu Nalan Örgüt ve DT
yönetmeni Şakir Gürzumar aracılığıyla bana dramaturg kadrosunu
teklif etmişti. Reddetmiştim.”
Yani, Demirkanlı’nın iddia ettiğinin tersine, ben,
Rahmi Dilligil zamanında herhangi bir kadroya girmek için başvuru
yapmadığım gibi, bana gelen teklifi de reddetmişim. Yani,
Demirkanlı’nınki yalan değil, katmerli yalan. Dilligil zamanında
benim öyle bir başvurum varsa, Demirkanlı belgelemek zorundaydı.
Bir dergi sahibi olmanın avantajını her zaman en
ilkel ve iğrenç biçimde “kullanmış” olan Demirkanlı, bu huyunu
belgelerle kanıtlayan
“Coşkun Büktel’e Sanatseverler
Değil, Ancak Sanatsavarlar Yalancı Diyebilir”
başlıklı cevap yazımın
okurlar tarafından okunması ihtimaliyle, haklı olarak, paniğe
kapıldığı ve yazımın okunmasını engellemek uğruna elinden gelen her
türlü adiliği kararlılıkla göze aldığı için, her konuda açıkça yalan
söylemekten hiç kaçınmıyor.
Demirkanlı, uzunluğunu vurgulayarak ve yalana
başvurarak, yazımı bambaşka bir içerikte takdim etmekle yetinmiyor.
Kendi zekâsının çapında bir köylü kurnazlığıyla yazdığı “sunuş”
yazısında, okurlara sürekli “tamamını okuyun” telkini de yapıyor.
Bunu yaparken samimi olsaydı (yani bu telkini aslında, yazımın
okunmaması için başvurduğu, yazımda belgelenmiş yalan ve hileleri
gizlemek için başvurduğu, bir “negatif telkin” olmasaydı)
enerjisini, o yazımı doğru düzgün yayınlamaya harcardı. Yazımın üst
başlığını (“Mustafa Demirkanlı’ya Yanıt”) buharlaştırıp yok
etmezdi. Dörde böldüğü yazımın kolay okunabilmesi için (internette
daima yapıldığı gibi) her bölüm sonunda bir sonrakine ve bir
öncekine link koyardı. Ayrıca, yazımın dörde bölmeden
yayınlanamayacağını iddia etmesi de enteresan; çünkü, mesela, çok
daha amatör bir site, yazımı hiç bölmeden, tek parça halinde ve çok
daha okunaklı biçimde yayınlayabildi: (http://www.tiyatrofanzini.com/buktel1.htm).
Bakalım Demirkanlı sinsi yalanlarını ve sansür
çabalarını bir kez daha açığa vuran bu kısa cevap yazımı bu kez
hangi “atraksiyonlarla”, nasıl, ne zaman, nerede ve kaç gün sonra
yayınlayacak! Ya da, acaba yayınlayabilecek mi?
Çünkü kısa olduğundan bu yazının okunmama ihtimali de
yok.
6 Mayıs 2006
Mustafa
Demirkanlı'nın bu yazıya cevabı:
ARTIK SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":
ARŞİV / 27 MART 2001
Reklam
alamadığı
dönemlerde
o da herkesi
eleştirirdi:
Demirkanlı'dan,
Tuncer Cücenoğlu,
Refik Erduran ve Recep Bilginer'e
Dedikodu Formatında, Asılsız
İspatsız (veya İspatı
Demirkanlı'dan
Menkul) Hakaretler!
"Şöyle geriye gidip, baktığımda şunu
görüyorum. Son 3-4 yıla kadar
Refik Erduran,
Tuncer Cücenoğlu,
Recep Bilginer
gibi
resmi
yazarlar, iktidarla ilişkilerini kurmuş,
Ankara koridorlarının yollarını
ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca
Bakan' dediği siyasileri tanımış,
deyim yerindeyse el ense olmuş
bu zatlar ortalıkta dolaşırken,
gammazladığı Genel Müdür’e, ‘sevgili
dostum’ demekten çekinmeyen, çekinmenin
ötesinde bir sakınca görmeyen bu zatlar
karşısında, göreve gelen siyasiler de
ortalıkta sürekli
bunları
gördüğü için, Türk tiyatrosunu
bunların
temsil ettiğini sandılar hep. Onların
bir suçu yok.
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları. Korkuttu çünkü,
bunlar
konuşmaya başlarken;
'Yarın bakanla sabah kahvaltısı
yapacağım,
senin sorunları anlatırım, çözeriz',
'Ben Ankara’ya gidiyorum Bakan’a
söylerim sizin tiyatroya özel önem
verir.',
'Bakan yarın İstanbul’da olacak zamanı
varsa mutlaka sizin oyuna getireceğim.'
gibi cümlelerle durdurdular insanları,
insanlar durmaya eğilimliydi çünkü. Ve
korktular. Yıllarca."
(KAYNAK:
Demirkanlı,
"Dünyanın
Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel
Dostluk Ve Barış Çağrıları")
NOT:
Demirkanlı, Coşkun Büktel'i (ve Feridun
Çetinkaya'yı) daha 2001 yılında
"cevap hakkı
istiyorsanız mahkemeye gidin!"
diyerek sansür ettiği için; belli ki,
Cücenoğlu, Erduran ve Bilginer gibi
yazarları Büktel'in de (hem de
Demirkanlı'dan çok önce)
korkusuzca ama "belgelere dayanır
biçimde" eleştiren kitaplarını ("Türk
Tiyatrosundan İnsan Manzaraları"
1998,
"Yönetmen
Tiyatrosuna Karşı" 2001)
görmezden gelmeyi tercih ediyor ve
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları"
diye,
hiçbir araştırma yapmaksızın, asılsız
ispatsız "sallayarak", okurlarını,
"bunlardan"
korkmayan tek kişinin
kendisi olduğuna inandırmaya çalışıyor.
NOT 2:
Bilindiği üzere, Demirkanlı, 2001
yılında,
siyasilerle
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
olmakla suçladığı Tuncer Cücenoğlu'yla,
bugün kendisi
"deyim
yerindeyse el ense olmuş",
2001 yılında
"gammaz"
olmakla suçladığı Cücenoğlu'yu bugün
dergisinin "editörler kurulu"na dahil
etmiş ve
Cücenoğlu'yla birlikte ikisi, Büktel ve
Bulunmaz'a karşı
linç kampanyasının
suç ortakları ve en azılı kışkırtıcıları
olmuşlardır.
Demirkanlı ve dergisini reklam adı
altında
devlet sadakasıyla besleyen DT genel
müdürü Lemi Bilgin ile DT İstanbul
müdürü Osman Wöber arasındaki,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkilere dair bir enstantane...
Hemen her sayısı gecikmeli olarak
basılıp dağıtılan dergisinde, reklam
olarak verilen DT programlarını,
genellikle programların sona erdiği
tarihten sonra, bir başka deyişle "iş
işten geçtikten sonra" yayınlaması
yüzünden, sık sık Hilmi Bulunmaz'ın
eleştirilerine hedef olan Mustafa
Demirkanlı, her şeye rağmen,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkileri sayesinde,(Bulunmaz'ın
deyişiyle söylersek)
"arka kapağını Lemi
Bilgin'e vermeye devam ediyor."
|
BÜKTEL/DEMİRKANLI/BULUNMAZ
POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye
doğru tarih sırasıyla)
MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN
BÜKTEL'E SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE
TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
COŞKUN BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
KİM DEĞİŞTİ?
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI
UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
HAY ALLAH!
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
VEKALET DÖNEMİ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ
BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı, tiyatrom.com'da yayınlanması için,
2 Ağustos 2007'nin ilk dakikalarında
―tam olarak, saat 00.29'da―
A. Ertuğrul Timur'a gönderilmiş,
henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle, Bulunmaz'ın önceki
yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A. Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın
"Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür etmiş, asla
yayınlamamıştır.)
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ
BULUNMAZ
KIVIRTMA COŞKUN
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
|