Daha dün oradaydı... Okurlarımızın unutmuş olmasına imkân yok:
Cücenoğlu'nu, Erduran'ı ve Bilginer'i siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" birer "Gammaz" ve "resmi yazar" olmakla suçlayan,
27 Mart 2001 tarihli ve "Dünyanın Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel Dostluk Ve Barış Çağrıları" başlıklı Mustafa Demirkanlı yazısını;
daha üç-beş gün önce, sitemizde, yeniden gündeme getirmiş; yazının tiyatrom.com'daki sayfasının fotoğrafını yayınladığımız gibi, yazının tiyatrom.com'daki orijinal sayfasına link de vermiştik. (Linki görmek için, TIKLAYINIZ!)
Biz, üç-beş gün önce, o linki verdiğimizde, link çalışıyordu ve linki tıklayanlar, Mustafa Demirkanlı'nın asılsız ispatsız hakaretlerle dolu yazısının tiyatrom.com'daki orijinal sayfasına ulaşabiliyorlardı. Yani tiyatrom.com dergisinin sahibi, (3. Abdülhamid lakabını bileğinin hakkıyla kazanmış) sansürcü Ertuğrul Timur, Demirkanlı'nın hakaretlerle dolu o yazısını sitesindeki o adresten henüz kaldırmamıştı.
Ama 2001 yılında, siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" olmakla, "resmi yazar" olmakla, "gammaz" olmakla suçladığı Tuncer Cücenoğlu'nu, bugün, sahibi olduğu Tiyato Tiyatro dergisinin "editörler kurulu"na buyur etmiş bulunan Mustafa Demirkanlı; bu iğrenç tutarsızlığı (ilkesizliği) kedi pisliğini örtercesine örtbas etmek çabasına girmiş...
O nedenle, daha dün, verdiğimiz linkin ucunda bulunan yazının yerinde bugün artık yeller esiyor.

Hilmi Bulunmaz araştırdı ve gördü ki: Demirkanlı ve Timur, yazıyı tiyatrom.com sitesinden tamamen söküp yok etmemişler. İki kurnaz kankanın yazıyı örtbas amacıyla yaptıkları şey şundan ibaret: Okurlar bizim verdiğimiz linkten yazının aslına ulaşamasınlar ve yazının aslı yok zannetsinler ve bizim kendilerine hileli link verdiğimizi düşünerek tüm okurlar bizi lanetlesinler diye; Demirkanlı ve Timur, yazının iki yıldan beri bulunduğu adresi değiştirmişler. Yazı, tiyatrom.com'un bir başka adresinde (şimdilik) hâlâ duruyor. Biz, ilgili sayfamızda verdiğimiz linkin yanına, yazının daha dün değiştirilen yeni adresini de ekleyeceğiz. Ama yazıyı okurların dikkatinden kaçırıp örtbas etmekte kararlı görünen Demirkanlı ve Timur'un, yazıyla ilgili olarak, bundan sonra hangi hilelerle okurları yanıltmaya kalkışacacağını elbette bilemiyoruz.

O halde şimdi, birkaç gündür, verdiğimiz linki tıklayıp da, Demirkanlı'nın Cücenoğlu'ya (ve Refik Erduran'a ve Recep Bilginer'e) ettiği hakaretlerin orijinal kaynağına ulaşamamış  okurlara, buradan seslenmemiz gerekiyor:

Lütfen, bizim sizi aldatmak için size yanlış link verdiğimizi; böylelikle, var olmayan bir yazıyı size varmış gibi gösterdiğimizi sanmayın! Yazının fotoğrafından da anlayabileceğiniz üzere, sizi dezenforme etmek (yanıltmak, aldatmak) gibi orostopolca yöntemler, asla bizim yöntemlerimiz olmadı/olmayacak. Biz asla orospu çocuğu olmadık/olmayacağız.

Aşağıdaki kutuda, Demirkanlı ve Timur'un adres değiştirerek örtbas etmeye çalıştığı, asılsız ispatsız hakaretleri, Demirkanlı ve Timur sansürüne inat, bir kez daha, gündeme taşıyoruz:

 

Demirkanlı'dan, 

Tuncer Cücenoğlu,

Refik Erduran ve Recep Bilginer'e Dedikodu Formatında, Asılsız İspatsız (veya İspatı Demirkanlı'dan Menkul) Hakaretler!

"Şöyle geriye gidip, baktığımda şunu görüyorum. Son 3-4 yıla kadar Refik Erduran, Tuncer Cücenoğlu, Recep Bilginer gibi resmi yazarlar, iktidarla ilişkilerini kurmuş, Ankara koridorlarının yollarını ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca Bakan' dediği siyasileri tanımış, deyim yerindeyse el ense olmuş bu zatlar ortalıkta dolaşırken, gammazladığı Genel Müdür’e, ‘sevgili dostum’ demekten çekinmeyen, çekinmenin ötesinde bir sakınca görmeyen bu zatlar karşısında, göreve gelen siyasiler de ortalıkta sürekli bunları gördüğü için, Türk tiyatrosunu bunların temsil ettiğini sandılar hep. Onların bir suçu yok.
 
"Kimsede bunlara dokunamadı, dokunmak istemedi, var olduğu sanılan sanal güçleri hep korkuttu insanları. Korkuttu çünkü, bunlar konuşmaya başlarken; 'Yarın bakanla sabah kahvaltısı yapacağım, senin sorunları anlatırım, çözeriz', 'Ben Ankara’ya gidiyorum Bakan’a söylerim sizin tiyatroya özel önem verir.', 'Bakan yarın İstanbul’da olacak zamanı varsa mutlaka sizin oyuna getireceğim.' gibi cümlelerle durdurdular insanları, insanlar durmaya eğilimliydi çünkü. Ve korktular. Yıllarca."

(KAYNAK: Demirkanlı, "Dünyanın Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel Dostluk Ve Barış Çağrıları")

 

 
Konjonktür değiştikçe, linç kampanyası ana sponsorlarından Mustafa Demirkanlı ile Tuncer Cücenoğlu'nun ahlak ilkeleri de değişiyor:

 

 

"DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR"

 

 

Dünkü (örneğin  2001 yılındaki) Mustafa Demirkanlı'ya göre:

Tuncer Cücenoğlu,  siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" bir "gammaz"dı.

 

(Kaynak için yukarıdaki mavi linklerden birini tıklayınız!)

 

Bugünkü Mustafa Demirkanlı'ya göre:.

 

 

Tuncer Cücenoğlu, Demirkanlı'nın dergisi "Tiyatro Tiyatro"nun "editörler kurulu" üyesi olmaya layık seçkin bir tiyatrocudur.

 

(Kaynak için yukarıdaki mavi linki tıklayınız!)

 
Peki, 2001'den bugüne ne (ya da kim) değişti?.

 

 

 

Tuncer Cücenoğlu hacca gidip, tövbekâr olup, kendini temizlediği ve siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" bir "gammaz" olmaktan vazgeçtiği için mi, Mustafa Demirkanlı, bugün, Cücenoğlu'nu dergisinin "editörler kurulu"na layık görüyor?

 

Yoksa Demirkanlı, dergisine reklam alabilmek için, artık "armudun sapı, üzümün çöpü" demeden, kalite kontrolüne gerek görmeden, her türlü alçak ve iftiracılarla ittifak kurmak zorunda olduğunu anladığı için mi, siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" bir "gammaz"ı bile bağrına basıp onu dergisinin "editörler kurulu"na buyur ediyor?

 

 

Demirkanlı'nın Cücenoğlu hakkında sekiz yıl arayla yaptığı iki farklı yayın, üçüncü bir şıkka izin vermiyor.

 

 

Ya Cücenoğlu hacca gidip tövbekar oldu ve değişti ya da Demirkanlı, siyasilerle "deyim yerindeyse elense olmuş" "gammaz"lara dair olumsuz bakışını değiştirip reklam almak hatırına "gammaz" dedikleriyle "elense" (can ciğer kuzu sarması veya al takke ver külah ya da en doğrusu "suç ortağı") olmaya karar verdi.

 

Üçüncü bir şık yok.

 

Linç kampanyasının ana sponsorları Demirkanlı ve Cücenoğlu'ndan bu iğrenç tutarsızlık konusunda açıklama yapmaları beklenemeyeceğine ve biz de, okurların zekâlarına hakaret etmiş olmamak için (tiyatromuzdaki ahlaksal çürümeye yeni bir kanıt oluşturan) söz konusu  tutarsızlığın sekiz yıl aralı iki somut belgesini art arda yayınlamış olmakla yetineceğimize göre; yukarıdaki iki iğrenç şıktan hangisinin geçerli olduğuna okurlar kendi inisiyatifleriyle  karar vermek zorunda...

 

Okurlar, şuna da kendileri karar verecek: Demirkanlı ve Cücenoğlu kadar tutarsız ve ilkesiz olmak mı daha iğrenç; onların peşine takılarak linç kampanyasına imza atacak kadar ahmak olmak mı daha iğrenç?

CB

 

 

NOT: Linç imzacıları listesini görmek için, lütfen

 

TIKLAYINIZ!