Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 

ATAM'IN LİNÇTEN İMZA ÇEKME AÇIKLAMASIYLA SONUÇLANAN TARTIŞMA FACEBOOK'TA NASIL BAŞLADI?

TARTIŞMANIN ÖNCESİ

Sayfanın altında!

 

 

 

ARŞİV / 13 Eylül 2011

BİR HAYLİ GECİKEREK DE OLSA, (GEÇ OLMASI HİÇ OLMAMASINDAN YEĞDİR) DENİZ ATAM DA, İMZASININ LİNÇ KAMPANYASINA KENDİSİNDEN HABERSİZ ATILDIĞINI AÇIKLADI...

 

 


Deniz Atam
 

DENİZ ATAM: "benim boyle bir kampanyaya arayarak yada mail atarak imza vermisligim yoktur..."

 

İŞTE DENİZ ATAM AÇIKLAMASININ VE BÜKTEL TARAFINDAN ATAM'A VERİLEN CEVABIN TAM METNİ:

17 Aralık 2011



DENİZ ATAM: benim boyle bir kampanyaya arayarak yada mail atarak imza vermisligim yoktur... Gereksiz ve fazla uzatılmış bir tartışma olarak görüyorum. Daha önce bu isimlerin çıkarılması icin bir girişimde bulunduk ancak daha sonra tiyatromuzun isminin çıkarıldığını ve kisisel ismimizin kaldığını gördük geri dönüp bu gereksiz konu hakkında efor harcamak ihtiyacı duymadım. Konuyla ilgili yada sizin şahsınız ile ilgili hiçbir yerde hiçbir yazılı yada sözlü bir yorumda bulundugumu da görmemiş sinizdir. Otekilesyirmek, sansurlemek yada linç etmenin benim ile pek ilgili olmayan sözcükler olduğunu beni tanıyan arkadaslarım zaten bilirler. Sizinle boyle bir tanışıklığımız olmadıgı icin boyle yaklaşmanızı anlıyorum ama en azından her zaman bana ulaşıp sorabileceginizi bilmenizi isterim.

 

COŞKUN BÜKTEL: Sayın Atam;

Bize atılmış iğrenç bir iftira ve linç kampanyası'nın imza listesinde imzanız var. Tiyatronuzun isminin ve tiyatronuz yöneticisi Nazif Uslu'nun şahsi isminin, o listeden çıkarılmış olması, onlara elbette onur kazandıran soylu bir davranış olmuştur. Ama sizin isminiz bugün hâlâ o listede ve siz yıllardır bundan hiç rahatsız değilsiniz. Yukarıdaki cevabınızda yer alan "rahat" ifadeler de zaten, yıllardır süren tavrınızın bugün de geçerli olduğunu belgeliyor. İmzanızın iradeniz dışında o listeye konduğunu ve imzanızın kaldırılmasını istemiş olduğunuzu ilk kez açıklıyorsunuz. Bu, yine de güzel. Ama tavrınız, ne yazık ki, linççilerin gayrı insani ve bencil tavırlarına çok benziyor, hatta sizi onlarla akraba kılıyor.

Örneğin, "Gereksiz ve fazla uzatılmış bir tartışma olarak görüyorum." cümlenizi ele alalım.

Linççilerde, beni en iğrendiren tavır, benim bu tartışmayı gereksiz yere fazla uzattığımı söylemeleri olmuştur.

Siz, bir tek oyun yazmaya 7 yıl harcayacak kadar tutkulu bir yazar değilsiniz. Sizin "Theope" kalitesinde bir eseriniz yok ve asla olmayacak. Siz, lafını sakınmadan yazılmış eleştirilerle dolu iki tane kocaman eleştiri kitabı ne yazdınız ne de (sanırım hayatınız boyunca) yazabileceksiniz. O nedenle, Özdemir Nutku gibi tiyatral iktidarın temsilcilerini ne eleştirdiniz ne de (sanırım hayatınız boyunca) eleştireceksiniz. Bu yüzden, ne Özdemir Nutku ne de başka herhangi bir iftiracı, sizin herhangi bir "eserinize" iftira etmedi, etmeyecek.

Bu durumda, siz hangi hakla, eserine iftira edilen bir yazarın (iftiranın DT video görüntüsüyle belgelenmesine rağmen -Bkz: http://www.coskunbuktel.com/buktelgerizekarehberi.htm) yıllardır hâlâ özür dilemeye bile tenezzül etmeyen, (tersine, özür dilemek yerine, o yazara karşı düzenlenen iftira kampanyasına imza veren, onlarca takma isimli sapığın o yazara saldırmasını destekleyen) iftiracı profesöre karşı mücadelesini "gereksiz ve fazla uzatılmış bir tartışma" olarak nitelersiniz? Bir kere bu bir tartışma değil. Ortada tartışmalı bir durum yok; DT'nin görüntü kaydıyla saptanmış, belgelenmiş, bir suç üstü hali, somut ve sabit bir skandal var. 1100 kişinin, (tiyatral iktidarın en meşhur temsilcisi olan) bu profesörün iftirasına imza vererek iftirayı desteklemesi (ya da destekliyormuş gibi görünmesi ya da böyle görünmesine aldırış etmemesi) sayesinde, çok daha vahim sosyotiyatral boyutlar kazanmış bir skandal, bu...

(Sizi kelimenin gerçek anlamıyla bir sanatçı saysaydım, ilgilenmemek hakkını da tanımazdım ama) siz bu skandalla (benim yazarlık onuruma saldırılmasıyla) ilgilenmemek hakkına elbette sahipsiniz. Ama, linççi iftiracılar, bana yönelik bir iftiranın altına sizin de imzanızı (izninizle veya değil) koymuşlarsa; sizin bu iftirayla ilgilenmemek ya da onu önemsememek hakkınız kalmaz. Siz (bırakın sanatçı olmayı sıradan bir insan olarak bile) ancak kendinize atılan iftiraları önemsememek hakkına sahipsiniz; oysa siz, (hem de sizin imzanız kullanılarak) bana atılan bir iftirayı, hem de hâlâ, bugün bile, önemsemiyor; mevcut şartlarda adi bir iftiracıdan başka bir şey olmadığınız halde, yıllardır mevcut şartları değiştirmek için en küçük bir "efor" harcamadığınız gibi, yıllardır gırtlağınıza kadar gömülmüş olduğunuz linç çukurunda "mağrur" bir eda ile burnunuzu havaya kaldırarak diyorsunuz ki: "bu gereksiz konu hakkında efor harcamak ihtiyacı duymadım."

Öyleyse gene duymasaydınız. Sizin şahsınızı hedef alan şu yukarıdaki üç satırlık yorumumun size efor harcatmasına izin vermeseydiniz. O üç satırda söylediklerim nedir ki, linç imzacıları sayfamda söylediklerimin yanında...? (Bkz: http://coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

Son olarak, şunu bir kez daha burada da belirtmiş olayım: Ben, senaryosuna katkı verdiğim "Arka Sıradakiler" dizisi oyuncularından ve beni sevdiğine inandığım Pelin Akil dışında, linççiler listesinde imzasını gördüğüm hiç kimseye ulaşmaya kalkışmadım. Pelin Akil de zaten tam tahmin ettiğim gibi, imzasının listeye konduğundan tamamen habersizmiş ve imzası, "3. Abdülhamid" lakaplı, sansürcü Ertuğrul Timur tarafından izni alınmaksızın oraya konmuş. Pelin, imzasının kendinden habersiz kullanıldığını duyunca, sizin kadar "rahat" davranmadı. Çok sinirlendi ve derhal "efor" harcayıp imzasını listeden derhal sildirdi. Onun iyi bir oyuncu olduğuna daha önce de inanıyordum, ama o davranışı, Pelin'in bence "sanatçı" da olabilecek karaktere sahip olduğunu kanıtlamıştır. Sizin verdiğiniz "rahat" cevabın neyi kanıtladığına ise kendiniz ve okurlar karar versin.

Ben, Pelin Akil'den ya da herhangi bir linççiden imzasını geri çekmesini asla rica etmedim; sayın Atam! Sizden de etmem. O nedenle size ulaşmaya çalışmam. Bu, sizinle linççiler arasında bir sorun. Tabii, bu sorun, sizin için, ancak, eğer gerçekten linççi değilseniz, bir sorun...


TARTIŞMANIN ÖNCESİ İÇİN, BAKINIZ:

http://www.facebook.com/notes/co%C5%9Fkun-b%C3%BCktel/b%C3%BCktelin-deniz-atam-cevabina-cevabi/10150809407885711#!/notes/co%C5%9Fkun-b%C3%BCktel/mimesis-ve-deniz-atam-gibi-lin%C3%A7%C3%A7ilerin-temiz-tiyatro-demesi-lafta-kolayca-m%C3%BCmk%C3%BCn/10150808832925711

BU YAZIYI FACEBOOK'TAKİ ORİJİNAL SAYFASINDA GÖRMEK VE YORUM EKLEMEK İÇİN:

 

TIKLAYINIZ!

 

 

ATAM'IN LİNÇTEN İMZA ÇEKME AÇIKLAMASIYLA SONUÇLANAN TARTIŞMA FACEBOOK'TA NASIL BAŞLADI?

TARTIŞMANIN ÖNCESİ:

 

MİMESİS VE DENİZ ATAM GİBİ LİNÇÇİLERİN "TEMİZ TİYATRO" DEMESİ LAFTA KOLAYCA MÜMKÜN AMA "SIFIR SANSÜR" İCRA ETMESİ HİÇ MÜMKÜN DEĞİL
13 Eylül 2011 Salı, 12:18 tarihinde Coşkun Büktel tarafından eklendi

LİNÇÇİ VE SANSÜRCÜ MİMESİS FACEBOOK'TA SAYFA AÇMIŞ. HERKESE AÇIK. AMA HERKES YORUM YAPAMIYOR. "KABİLE" DIŞINDAKİLERE (YA DA EN AZINDAN "BANA") YORUM YAPMAYI YASAKLAMIŞLAR. BENİM BU SAYFAMDA İSE HERKES ÖZGÜR: TAKMA İSİMLİ SAPIKLAR BİLE, BANA İSTEDİĞİ GİBİ İFTİRA EDEBİLİYOR. "SIFIR SANSÜR" İLKESİ NEDEN BENDE VAR DA, ONLARDA YOK? ÇÜNKÜ "SIFIR SANSÜR", ANCAK AÇIKLANMASINDAN KORKACAK HİÇBİR ÖRTBAS EDİLMİŞ SUÇU BULUNMAYAN, GERÇEKTEN "TEMİZ TİYATROCULARIN" BENİMSEYEBİLECEĞİ BİR İLKE...

Okurlar bilsin ki, benim bu sayfalarda yazdığım her şey, en küçük bir hatamda buraya yorum yazarak üstüme çullanma özgürlüğüne sahip 1100 yeminli düşmanıma rağmen, yazılmaktadır. Ben linççiler gibi, düşmanlarımı ya da benim gibi düşünmeyenleri engelleyerek, okurlarımı burada canımın istediği gibi yönlendirme lüksünü kendime asla tanımadım. Kendimi düşmanlarımın kontrolüne ve eleştirisine daima açık tuttum. Çünkü bence "Temiz Tiyatrocu", sansür ettiğiniz kişilerin küfürbaz olduğunu söyleyip, onlara karşı "Temiz Tiyatro" adıyla imza kampanyası düzenleyerek olunmaz; en önce sansür denen kirlilikten ellerinizi tamamen yıkayarak, "sıfır sansür" ilkesini canla başla savunarak, olunur. İcraata değil de, lafa (ya da laf salatasına) bakılırsa, dünyanın en kirli, en sansürcü ve linççi insanlarının kendilerine "temiz tiyatrocu" demesi, lafta elbette, kolayca mümkündür. Ama "Sıfır Sansür" ilkesini icra etmek, ancak gerçekten "Temiz Tiyatrocular" için mümkündür.

BONUS:

LİNÇÇİ, İFTİRACI, SANSÜRCÜ DENİZ ATAM'IN, EMMANUEL ROBLES'İN (Atam, "Roblais" yazıyor) "ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ" ("MONTSERRAT") ADLI OYUNUNDAN ÖZGÜRLÜKÇÜ ALINTI YAPMASI, ÖZGÜRLÜK YANLISI OLMASINA VE ALNINDAKİ LİNÇ İFTİRASI LEKESİNİN SİLİNMESİNE YETER Mİ?


DENİZ ATAM: "6 kişide 2 kişi bu millet için ölümü göze alabiliyorsa, 6 milyonda 2 milyon kişi sana da umut dolu gelmiyor mu?" E. Roblais "özgürlüğün bedeli" adlı oyundan...

COŞKUN BÜKTEL: Sayın Atam, Emmanuel Robles'den alıntı yaparak ancak "lafta" özgürlükçü olunabilir. O kadar özgürlükçüyseniz, okurların bilme özgürlüğüne sahip ve sansüre karşı çıkın! "Sıfır sansür" ilkesiyle yayın yapan Coşkun Büktel'i sansürle susturup, ...Büktel'in müdahale edemeyeceği sansürlü platformlarda Büktel'i küfürbaz ilan eden ve Nutku'nun Büktel'e değil de Büktel'in Nutku'ya iftira ettiğini söyleyen, azılı linççi Mustafa Demirkanlı'nın iftira kampanyasına imza verdikten sonra, (doğru dürüst adını bile yazamadığınız) Robles'ten özgürlük alıntısı yapmanın, sizi özgürlük yanlısı yapmaya yeteceğine gerçekten inanıyor musunuz? Ne özgürlüğü?!... Siz, sansürcü, iftiracı ve linççisiniz. (Hadi hemen davranıp silin bu yorumu, kimse görmeden!)

 

KAYNAK: facebook

 

 

 

© coskunbuktel.com