Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 
"Bu ezik Coşkun Büktel"

 

TAKMA İSİMLİ, KALLEŞ VE MEÇHUL VANDALLARIN COŞKUN BÜKTEL'E (VE HİLMİ BULUNMAZ'A) YÖNELİK KARALAMA FAALİYETLERİ

 

NOT: "TÜRKİYE'DE TANIK KORUMA PROGRAMINDAN YARARLANARAK KİMLİĞİNİ GİZLEMEK, KİMLER İÇİN GEREKLİDİR?" başlıklı yazımız sayfanın altında.

 

Uludağ Sözlük'ün, "coşkun büktel" sayfasında (system error) yazıyor:

 

kendini bir halt sanan, sanki millet onun sorunlarıyla çok ilgileniyormuş gibi sitesini silme yaptığı polemiklerle dolduran, eserleri kısmında theope dışında bir bok gösteremeyen herifcik. arka sıradakiler de oğlu oynuyor diye kasım kasım kasılır, senaryo doktorluğu gibi dünyada eşi benzeri görülmemiş bir iş yapar.

bizim bildiğimiz senaryo danışmanlığı vardır, o da böyle sitelerde ''aha ben yaptım'' gibi inanılmaz pespaye, inanılmaz derecede görmemişlik kokan bir şekilde deşifre edilmez.

yandaşı olan diğer küfürbazla, özdemir nutku gibi türk tiyatrosunun önemli isimlerine ''orospuçocuğu'' demekten zerre gocunmamaktadırlar.

haklarındaki tüm kınama kampanyalarına katıldığım için sitesinde birkaç defa adım geçer bu zevatın.

burada söylüyorum, küfürbazın tekisin büktel. saygı verilmez, hakedilir unutma.

#8422453 (system error, 20.06.2010 02:44 ~ 02:45)

 

Ekşi Sözlük'ün "coşkun büktel" sayfasında (galip) yazıyor:

 

yazar coşkun büktel'in hoyratça saldırılarına maruz kalmış, güzel insan, güzel yazar.
pakize barışta, yıllar önce attila ilhan'a yazdığı mektuplarda, oğuz atay'ın yazdığı cümleleri kendi cümleleriymiş gibi alıp kullanmış.
hoş bir davranış değil tabii ki, bir nevi hırsızlık,etik dışı ama hangimizin gizli hataları yoktur ki.
bu ezik coşkun büktel tutmuş nasıl böyle bir şey yaparsın diye kendince rezil etmeye çalışıyor pakize barışta'yı.

kendi sayfasındaki polemik şurada:
http://www.coskunbuktel.com/bukteloguzpakizeatay.htm  
 

(galip, 05.03.2010 00:05)

BÜKTEL'İN NOTU: Link verebilme cesaretinden(!) ötürü "galip"i kutluyorum; hakikat linkin ucunda zaten.

 

Ekşi Sözlük'ün "coşkun büktel" sayfasında (jeffmurdock) yazıyor:

kendisinde farklı düşüncelere sahip birilerine küfür etme raddesine varacak kadar polemik yaratma heveslisi tiyatro eleştirmeni.

http://coskunbuktel.com/buktelgerizekarehberi.htm
yukardaki linkteki yazının sonlarına doğru şu sözleri söylemekten kaçınmamıştır:

--- alıntı ---
yayınladığımız video görüntüsü ve "geri zekâlılar için alfabe düzeyinde özdemir nutku skandalı rehberi" başlıklı yazımızdan sonra hâlâ

"evet, ikinci bir theope oyunu var"

diyen birisi varsa, bilinsin ki, yalancı orospu çocuğunun tekidir."
--- alıntı ---

(jeffmurdock, 23.04.2010 20:21)

 

Ekşi Sözlük'ün "coşkun büktel" sayfasında (jeffmurdock) yazıyor:

ortada teknik olarak bir iftira mevcut değilken, yani bir suça istinaden bahsi geçebilecek bir iftira yokken, "adımı yazsam nickname olacak" bir ortamda kendisi hakkında yazdığım bir entry'e cevaben iki cümleden ibaret bir paragrafında tam beş kez "iftira" sözcüğünü kullanan, tdk sözlüğünde orospu çocuğunu aramaktansa, önce iftira sözcüğünü aramasının daha uygun olacağını düşündüğüm, bir cümlelik yorumumu iftira yanlısı linççi eylemi olarak görüp, buradan hareketle eleştiriyle alakası olmadığı ve buna rağmen eleştirmen olarak bilindiği için aslında pek de şaşılmayacak bir durumun ortaya çıkış sebebi, (kişi ya da kimse)

edit: (şaka lan) kendisi de benim yazamayacağım bir ortamda bana cevap vermiş, bu yüzden polemiğimizi farklı kulvarlardan yürütmek zorundayız gibi görünüyor. sen nereden biliyorsun ki herkesin facebook hesabı var? ama, sanki coşkun büktel'in sözlük hesabı var...

edit 2: (yok artık) bu polemikle belki zeki müren de bizi görür.
 

(jeffmurdock, 30.04.2010 13:11)

BÜKTEL'İN NOTU: eksisözluk'te "mütebaki" nick'iyle yazan (ama kendini saklamaya gerek duymayan) Feridun Çetinka'nın "jeffmurdock"a cevaplarını eksisozluk'ün coşkun büktel sayfasında okuyabilirsiniz.

 

gnoxis.com'da (birunsatan) yazıyor:

Bu yazıdaki iddialara Büktel ve Bulunmaz'ın cevaplarını okumak için TIKLAYINIZ!

Hadlerini İyice Aştılar!

Küfürleriyle, hakaretleriyle her geçen gün düzeylerini düşürdükçe düşüren Coşkun Büktel-Hilmi Bulunmaz ikilisinden biri; Hilmi Bulunmaz ******** a yazan herkesi “Her kim ki 3. Abdulhamid'in sansürcü sitesi olan ****** da yazarsa alçaktır, şerefsizdir.” diye hakaret etme cür’etini de gösterdiler.

Coşkun Büktel-Hilmi Bulunmaz ikilisini şiddetle protesto ediyor, *******’un duyurusunu olduğu gibi yayımlıyoruz.

Tamamını okumak için TIKLAYINIZ:

http://www.gnoxis.com/showthread.php/16965-Tiyatro-Sitesine-Sald%C4%B1r%C4%B1...?p=236886

 

facebook'ta ("Böyle Biri Bulunamadı" adlı şahsın kurduğu grup)

 

HİLMİ BULUNMAZ COŞKUN BÜKTEL'E NASIL EŞŞOĞLUEŞEK DEDİ :)))

 
Kategori:

Eğlence ve Sanat - Tiyatro

 
 
Açıklama:

Hilmi Bulunmaz internette blog da yapan ve blogda usta tiyatroculara yayıncılara kusurlar bulan bir amatör tiyatro meraklısı ihtiyar.
Coşkun Büktel'de yazar olduğunu düşünen ve bir dizide kısmen yazan da bir başka ihtiyar.
Bu ikisi birbiriyle çok iyi anlaşıyor birinin yazdığını öbürü destekliyor
Hilmi diğer insanlara sürekli eleştirel yaklaştığı için yazılarında bir tek harf hata bulsa üstüne üstüne gidiyor insanların
Coşkun da ondan aşağı kalır mı o da hemen Hilmi şunu yakaladı diye destek veriyor :)))
Bunlar böylece körler sağırlar birbirini ağırlar misali oyalanıp egolarını tatmin ediyorlar...
Fakat ne olduysa Hilmi'nin bir sitede yakaladığı harf hatasını (Van Gogh yerine Van Gogn diye tuşlanmış) gene alay etmeye kalkan Hilmi'nin kendisinin de bir harf hatasıyla oldu :)))
Van Gogn değil aptal Van Gog diye düzelten ve bunu 3 gün amatör blogundan manşet yapan Hilmi de hata yapmış düzeltiyorum derken o da Van Gogh'u Van Gog yapmıştı :)))
Tabi düzeltiyorum diye başkasına kusur bulurken kendi hata yapması daha vahimdi.
Ve güya düzeltmesinin altına da not düşüyordu.

Efendim bunlar bu hata ile okurlarını Eşşşek yerine koyuyorlarrr

Bunlar sonradan düzeltse de açıklama girmeden düzeltip okurlarını eşşoğlueşekkkyerine koyuyorlarrr

Bu harf hatası için okurlarından özür dilemeyerek okurlarını Eşşek sayıyorlarrrr

Neyse konuya dönelim Hilmi ata düzeltiyorum derken kendide hata yapmış 3 gün sonra sesssiizzzce (kim uyardıysa) hatasını düzeltmiş ama yahu düzeltirken biz de hata yapmışız aslında diye ne açıklama girmiş, ne okurlarından özür dilemiş, ne düzeltene teşekkür etmiş.. (3 gün hatalı yazıp dördüncü gün düzelttiyse birinin uyarmasıyla düzelttiği kesin)
Yani kendi deyimiyle okurunu EŞŞEKKK yerine koymuş

Daha da komiği Coşkun Büktel bu ihtiyarın her şeyine atlayıp alkış tuttuğu için karşılıklı yalakalık sözleşmesi gereği.. Buna da alkış tutmuş
E tabi Hilminin hatasını
Bu hatayı 3 gün sonra sessizce ve özür dilemeden düzeltmesini
düşününce
Hilmi'nin değer yargılarıyla
HİLMİ COŞKUN'U EŞŞEk HATTA YAYIN YOLUYLA DESTEK DE ALDIĞI İÇİN
EŞŞOĞLU EŞEK! HATTA HEP SÜREKLİ SORGUSUZ DESTEK ALDIĞI İÇİN
HAYVANOĞLU HAYVAN! YERİNE KOYMUŞ
:)))))
Ay bu egosu tatmin olamamış içlerinde ukte kalmış ihtiyarların ihtiyarlıkları bir komik oluyor yaaa :)))
(yalnızca başı)

Gizlilik Türü:

Açık: Tüm içerik herkese açıktır.

 

Ekşi Sözlük'ün "coşkun büktel" sayfasında 

"DAHA ÖNCEKİ YILLARDAN KALANLAR":

 

Ekşi Sözlük'te (ve tabii başka kaynaklarda da) 5/6 yıldan bu yana Büktel'e yönelik pek çok yalan, iftira, hakaret, alaya alma, küçümseme, vb... yayınlandı. Neyse ki, Büktel dostu eksisozluk yazarları bu saldırıların çoğunu cevaplayarak püskürtmeyi başardılar ve (Büktel'in bugüne dek eksisozluk'e o saldırıların silinmesi ya da herhangi bir biçimde sansür edilmesi yolunda hiçbir başvuru ya da şikayette bulunmuş olmamasına rağmen) saldırganların pek çoğu, saldırılarının dayanaksızlığı ve haksızlığı aynı sayfada açığa vurulduktan sonra, Büktel'e ilişkin o haksız ve dayanaksız saldırılarını silmek zorunda kaldılar.

Herhalde takma isim ardına sığınmış olmalarına güvendikleri ve "nasılsa tanınmıyorum, kepaze olmam mümkün değil" diye düşündükleri için, (ortaya konmuş karşı kanıtlara rağmen) saldırı entrilerini hâlâ silmeyen bazı "yüzsüz" militanları ise, biz burada teşhir ederek cezalandırmış olalım. Artık onlar eksisozluk'ten silseler bile, yaptıkları haksız ve kalleş saldırıların belgeleri bu sayfadan hiç silinmeyecek:

 

alacakaranlik isimli dizinin yapimcilarindan 50 milyar tazminat talep eden yazar. cunku kendi yazdigi bir senaryoda eski sevgilisinin adini memesine dovme yaptiran kadin yeni sevgilisi rahatsiz oldugu icin bunu daglayarak yoketmis, dizide de boyle bi olay oldugu icin sayin senaryo yazari "bu mumkun degildir, yeryuzunde hicbir eserde boyle bir konu islenmemistir, lotoda 6 tutturmak bile daha olasidir, benim eserimden calintidir" demektedir... sayin buktel'e "dev aynasi" isimli bir senaryo yazmasini tavsiye ediyoruz, ve bu olaganustu fikri insanliga kazandirdigi icin yerlere kadar egilip tesekkur ediyoruz.

(vinyl, 25.03.2004 00:54)

 

beyoğlunda kedilerin girip çıktığı bir kitapevinde aksi tonton ifadesiyle gezinen kişilik.
türk tiyatrosundan insan manzaraları'nın yazarı.
narsist meczup, megaloman, psişik bir olgu, sayrılı ruhsal yapı, kuduz ve şirret sıfatlı adam.
açıkça mertçe türkçe söylüyorum diye diye yazan amca.

(tilsim, 07.08.2004 12:13)

 

beyoğlunda kitapçılardan birinde tiyatro kitaplarına bakarken yanımdaki adam sürekli aynı sıradan bazı kitapları alıp yüzlerini müşteri görecek şekilde çeviriyordu ve arkasını dönüp gitti. elbette kitabın yazarı coşkun bükteldi.müşteriye ısrarla göstermek istediği kitaplar da kendi kitaplarıydı.bunu çoğu yazar yaparmış sonradan öğrendim..
metin büktel 'in küs olduğu abisidir aynı zamanda.

(ingrid, 06.02.2006 20:53)

BÜKTEL'İN NOTU: eksisözluk'te, "ingrid"in (maddi bir hakikate dayandığı için beni çok rahatsız etmiş olan) yukarıdaki yalanına birden fazla eksisozluk yazarı cevap verdi. Söz konusu cevapları eksisozluk'ün coşkun büktel sayfasında okuyabilirsiniz.

 

polemik yaratmaktan adeta zevk alan, sitesinde sürekli olarak sağa sola sataşan, "coşkun büktel olmanın ne kadar yorucu olduğunu bilemezsiniz", "çünkü büktel’i okumamak, büktel için değil, ama daima, büktel’i okumayan tiyatrocular için sorun olmuştur" gibi cümleler kurabilecek kadar büyük bir egoya sahip tuhaf bir adam.

(locutus, 18.12.2007 17:43)

 

 

NOT: BU SAYFA, GÜNDEM GELİŞTİKÇE YENİ EKLERLE GÜNCELLENECEKTİR.

 

BONUS: BURAK CANEY SAPIĞI

 

BONUS:

 

 

BİR "YÜZSÜZ"DEN, BÜKTEL'E "HODRİ MEYDAN!"

 

 

Lemi Bilgin ve Ayşenil Şamlıoğlu'nun reklam adı altında sadaka vererek suni yemle beslediği Mustafa Demirkanlı'nın internet sitesinde...

 

Theope yazarı Coşkun Büktel'e "imzasız" yazılarla, kanıtsız, belgesiz, kaynaksız, linksiz biçimde, aklına estiği gibi iftira eden "yüzsüzler", hâlâ cirit atıyor.

 

Herif hem imzasını saklayacak kadar "yüzsüz" korkağın teki, hem de yazısının sonunda "Hodri meydan el mi yaman bey mi yaman görelim Coşkun Efendi!" diye meydan okuyor.

 

Gündemin sıkışık olmadığı bu sıcak yaz günlerinde, "iftiracı yüzsüz"ün “Hiç Çıldırma Bre Büktel!” başlıklı yazısını, ibret verici bir "belge" olarak, ana sayfadan ve virgülüne dokunmaksızın, tam metin olarak yayınlamayı; "kimlerle karşı karşıya" olduğumuzun bir kez daha "belgelenerek" (her zamanki gibi: Mutlaka karşı tarafa linkle "belgelenerek") bir kıl daha netleşmesi bakımından yararlı gördük:

 

iFTİRACI "YÜZSÜZ"ÜN METNİNİN SONUNDA "BÜKTEL'İN NOTU" BAŞLIKLI BİR BÖLÜM BULACAKSINIZ!

 

 

Yazan: "YÜZSÜZ"

Kaynak:

Mustafa Demirkanlı'nın internet sitesi

 

 
“Hiç Çıldırma Bre Büktel!”
 

Coşkun Büktel çıldırmış durumda. Ruhunun kirliliğini yansıtan kirli gri sitesinde sarı beyaz kırmızı Çingene çadırı gibi kocaman upuzun cümlelerle haykırıyor, kükrüyor, tehditler savuruyor ne yapacağını şaşırmış gibi dolaşıyor.
    Mustafa Demirkanlı'nın sitesinde daha önce kullanılan ve tam da yerini bulan gamalı haçlı kolajını sanki bir suç unsuruymuş, bir hakaretmiş gibi veriyor.
    Yahu Büktel dur bir sakin ol.
    Ne var şimdi bunda neden yadırgıyorsun? Neden bu küplere binmelerin?
    Ne ektinse onu biçiyorsun, mahsulün hayırlı olsun!
    Sen kimsenin ehemmiyet vermediği bir iftira ile bir hocayı senelerce suçlamadın mı?
    Sana hak vermediğini söyleyenlere faşizanca baskı kurmaya çalışmadın mı?
    Hem delil var deyip hem yasal yollara başvurmak yerine çamur at izi kalsın yöntemini denemedin mi?
    10 yıllık çabana rağmen insanların senin deli saçması iddianı çok da mantıklı bulmaması ile çıldırıp etrafa baskı yapmadın mı?
    Senelerce sözde delil diye giyotin gibi kullandığın video kaydını kendi adınla yayınlamaya çekinip sonra Burak Caney adıyla yayınlatmadın mı?
    Ya da her kim ise bu Burak Caney, o bulup yayınladıktan sonra ancak yayınlamadın mı? Ve pek bir sarıldığın delilin olan videonu da yayınlamana karşın hala sana hak verenlerin sayısı bir elin beş parmağını bile bulabildi mi?
    Sen değil misin bir hocaya attığın iftira ile ve koparmaya çalıştığın fırtına ile baskıcı, despot faşist kimlik sergileyen?
    Sen değil misin belden aşağı iftiralarla bana türlü iftiralar atıp bunu da pişkinlik örneği göstererek mutlu mesut kamera karşısında anlatan?
    Sen değil misin Hilmi Bulunmaz'ı kışkırtıp, tetikçi gibi insanların üstüne salan?
    Sen değil misin yalan haberlerin üstüne atlayıp, yalan olduğu belgelense de pişkince görmezden gelen?
    Cevap hakkını hiçe sayıp "Hilmi'ye yayınlama" dedim diye verdiğin talimatla faşizan despot anti-demokrat kimliğinle övünen?
    Sen değil misin insanların cevap hakkını engelleyip, çöp kutularına attık diye alçakça, faşistçe, despotça davranan?
    Sen değil misin küfürlerle, sövgülerle O...Ç.... ları hakaretleriyle gri ruh sıkıcı sitenin manşetlerini dolduran?
    Sen değil misin sırf sana hak vermiyorlar diye tiyatro örgütlerine kara çalan, lakap takan?
    Sen değil misin emitasyon (çünkü antik yunan çağında yaşamadın günümüzde Antik Yunan yazmak olsa olsa emitasyon olur) Theope'nle kendi kutsal kitabını yaratan ve bu kutsal kitabına tapınmayanları topa tutmaya kalkan?
    Sen değil misin üç kuruşluk bilginle hiç anlamadığın anlayamadığın sosyalizme, 60 gençliğine, 70 gençliğine hakaretvari burun kıvıran?
    Sen değil misin bütün bu ruh halinle faşizmi ruhunun derinliklerinden kusan?
    Neden şimdi bu gocunma?
    Neden despot, baskıcı, ben merkeziyetçi, faşist, sansürcü, dezenformasyoncu, iftiracı ve küfürbaz kimliklerinden söz edilince rahatsız olman? Yarattığın, yaratmaya çalıştığın bu değil miydi? İçindeki canavarı sen besleyip büyütmedin mi? Bu canavar sana sevgili, jeep, şöhret olarak değil de finalde kötü bir dizide senaristlik ve binlerce insanın nefreti ve sadece 3-5 dosttan ibaret bir yaşam getirdiyse bize ne?
    Bütün bunlar sensin! Yüzleşmek istesen de istemesen de sen! Var git şimdi ister aynaya bak, istersen gri sitende biraz daha nefret kus daha da çirkinleş!
    Kimseyi de tehdidinle korkutamıyorsun bilmiş ol!
    Coşkun Büktel, küfür, sövgü, tehditle insanları yıldıramayınca şimdi de mahkemeye vereceğim imasıyla insanları katılmaktan alıkoymaya çalışıyor. Bir despota da ancak böyle yeni bir tehdit yakışırdı. Ver bakalım mahkemeye Coşkun Efendi, bakalım hakimler somut, açık, aleni küfür ve iftiralara, somut o...ç...’na mı değer verecek yoksa 11 yıl öncesinin sözlüğünden atılmış mecazi anlamlı zorlama küfürleştirme çabana mı?
    
    Hodri meydan el mi yaman bey mi yaman görelim Coşkun Efendi!

 

İftiracı bay "Yüzsüz"ün yazısını Demirkanlı sitesindeki orijinal sayfasında okumak için, lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:

Mustafa Demirkanlı'nın internet sitesi

 

BÜKTEL'İN NOTU:

İftira yandaşlarının 1100 imzaya ulaşmasına rağmen, iftiraya karşı çıkanların "bir elin beş parmağını bile" bulamadığı konusunda, iftiracı bay "Yüzsüz" haklıdır. Ama bu gerçek, (kelle sayısı çokluğu somut kanıtları örtbas edemeyeceğinden) iftiranın "iftira" olduğu gerçeğini değiştirmediği için; iftiraya karşı çıkabilenlerin "bir elin beş parmağını bile" bulamamış olması ancak şu anlama gelmektedir:

Türk tiyatrosunda "yüzsüzlerin" iftirayı da içeren iğrenç etkinliklerine karşı çıkabilecek kadar vicdan sahibi olan, "insan gibi" insanların sayısı ancak "bir elin beş parmağı" kadardır. Ben, Coşkun Büktel, o beş parmaktan biri olmakla, Theope'yle gurur duyduğum kadar gurur duyuyorum. Utanması gereken yüzlerce kişinin utanmayacak kadar "yüzsüz" olmasıyla ise ilgilenmiyorum.

İftiraya karşı çıkmayarak "yüzsüzlere" bana karşı koz vermiş olan dostlarımdan biri gelip de, hiç utanmadan, "Coşkun niye aleyhinde 1100 imza toplandı?" diye beni suçlamaya cesaret edebilmiş olsaydı; ona yalnızca, Henry David Thoreau'nun Ralph Waldo Emerson'a verdiği ünlü cevaba benzer bir cevap vermekle yetinirdim: "Ahmet, üç beş imza da niye senin aleyhinde toplanmadı?"

Neyse ki, dostlarım, ürkek olsalar bile, dangalak olmadıkları için, yüzsüzlerin yaptığı gibi, o imzalar yüzünden beni suçlamaya kalkışmıyorlar.

Aslında, çevreye pek fazla renk veremeseler bile, o imzayı atan 1100 kişinin en azından 1090 tanesi de, en azından bugün itibariyle, "Biz ne halt ettik de, elin iftiracı linççilerinin ipiyle bu bok kuyusuna indik" diye dövünerek, başını hangi taşa vuracağını belirlemeye çalışıyor.

CB / 4 Ağustos 2010

 

GÜNCELLEME 4 Ağustos 2010:

 

Yukarıdaki yayınımızdan "sonra", Mustafa Demirkanlı, iftiracı "Yüzsüz"ün bir yıldır imzasız duran yazısını,  okurlarını "uyarmaksızın", sessizce, gizlice, kendi ismini koyarak imzaladı. Link verdiğimiz sayfada daha bir sürü suç unsurunu aklınca örtbas ettiğini sanan sahtekâr Mustafa'nın bu son alçaklığını, bu kez fotoğrafla belgeledik: KAÇIRMAYIN!


  

 

TÜRKİYE'DE TANIK KORUMA PROGRAMINDAN YARARLANARAK KİMLİĞİNİ GİZLEMEK, KİMLER İÇİN GEREKLİDİR?

1.  Mafyaya karşı açıklama yapacak tanıklar için...

2. Tiyatro insanlarını "isim vererek" eleştirecek şahıslar için...

COŞKUN BÜKTEL

2 Ağustos 2010

melih bey, keşke ben de sizin gibi tiyatrodan birşey beklemiyor olsaydım o zaman ismimi rahat rahat açıklayabilirdim. ancak tiyatro ile hayatını kazanan biri olarak tiyatro hayatımın bitmesinden, kapıların bana kapanmasından korkarım...
fakat sedat karaman ismini bu isme ait bir mail adresi ile kendi ismim olarak bu sitede, forumlarda, haber sitelerinde kullanmaktayım. yani ben internette sedat karamanım. bunu bir tanık koruma programı gibi görün isterim."

Başlıkta gördüğünüz iki şıkkın birincisini, herkes biliyor, herkes söylüyor. Ama Türk tiyatrosuyla ilgili ikinci şıkkı, yine herkes bildiği halde, bilmezden geliyor ve yalnızca Hilmi Bulunmaz, Feridun Çetinkaya ve Coşkun Büktel gibi, sayıları bir parmağı kopuk bir elin parmak sayısını geçmeyecek bazı insanlar söylüyor.

Türk tiyatrosu dediğimiz camia için, Feridun Çetinkaya, "tiyatro oligarşisi" dedi; Hilmi Bulunmaz "Şimşek hızıyla kirlenen Türkiye tiyatrosu" dedi; Acar Burak Bengi, "Koca bir serap" dedi...

Ben ise, örneğin, Ağustos 1997'de yazdığım "Sanata Evet Diyen Vandallar" başlıklı yazımın bir yerinde, şunları söylemişim:

"Ama herkes derken seyirciyi kastetmiyoruz tabii. Tiyatro, sinema ve Kültür Bakanlığı çevresindeki bir tür menfaat birliğini, bir tür mafyayı kastediyoruz. Tiyatro artık seyirci için değil, kültür mafyası için yapılıyor." (KAYNAK: Coşkun Büktel, "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları", İstanbul, 1998. Sayfa 305.)

Yani Türk tiyatrosu dediğimiz, "şimşek hızıyla kirlenen" "serabı", "oligarşiyi", "menfaat birliğini" ya da "mafyayı", ancak "bir parmağı kopuk bir elin parmak sayısını geçmeyecek sayıda" bazı insanlar, hiç korkmadan, adlarını gizlemeden, açıkça eleştiriyor.

Peki diğer eleştirenler ne yapıyor? Bu gerçek eleştirileri görmezden gelerek, işe sıfırdan başlıyor, ve Türk tiyatrosu denen mafyayı kızdırmaktan olabildiğince sakınarak (bazen tüm sakınmasına karşın, kaza eseri olarak, mafyayı kızdırmaktan yine de kurtulamayarak) eleştirir gibi yapıyor. Bu tür "kazalara" uğramak ihtimalinden dehşete düşen bazıları ise, en ilımlı eleştirilerini bile, "neme lâzım" diyerek, takma isimle yayınlamayı uygun görüyor ve gerçek isimlerini verdiğiniz insanları takma isimle suçlamanın adilik sayılma-masını dileyerek, şöyle diyor:  "bunu bir tanık koruma programı gibi görün isterim."

Takma isimli Sedat Karaman, kendisini "tanık koruma programıyla" güvenceye almak gereğini duyduğuna göre, tiyatromuzda isim vererek eleştiri yapmanın mafyayı eleştirmek kadar riskli bir iş olduğunu dolaylı olarak belirtmiş ve o riski göze alan "gerçek" eleştirmenlerden Coşkun Büktel'in, Türk tiyatrosuna ilişkin 1997 tarihli "mafya" saptamasını, farkında olarak ya da olmayarak) desteklemiş oluyor.

Sedat Karaman takma ismiyle yazan meçhul şahıs, Melih Anık'ın bir yazısına eklediği yorumlardan birinde  diyor ki:   

melih bey, keşke ben de sizin gibi tiyatrodan birşey beklemiyor olsaydım o zaman ismimi rahat rahat açıklayabilirdim. ancak tiyatro ile hayatını kazanan biri olarak tiyatro hayatımın bitmesinden, kapıların bana kapanmasından korkarım...
fakat sedat karaman ismini bu isme ait bir mail adresi ile kendi ismim olarak bu sitede, forumlarda, haber sitelerinde kullanmaktayım. yani ben internette sedat karamanım. bunu bir tanık koruma programı gibi görün isterim."

Biz ise diyoruz ki:

Türk tiyatrosunun umutlu bir geleceği olacaksa, o gelecek umudunu yaratan şey, elbette ki, ("tiyatromuzdan sağladığı veya sağlayabileceği menfaatleri kaybetme endişesiyle malul") meçhul şahısların mücadele yöntemleri değildir. O umudu yaratan şey, mafyayı kızdırmaktansa, mafyanın suyuna gitmeyi tercih eden, mülayim İstanbul efendilerinin nasihatleri de değildir. O umudu yaratan şey, "bir parmağı kopuk bir elin parmak sayısı" kadar da olsalar, (mafyaya açık isimleriyle çatır çatır kafa tutan, mafyayı teşhir ve kepaze etmekten korkmayan) gerçek eleştirmenlerin, hiçbir şeyi görmezden gelmeksizin, yalnızca kanıtlı, belgeli ve bilimsel olmakla yetinmeyip "açıkça, mertçe, Türkçe" de yazılmış olan, kitaplaşmış ve kitaplaşacak eleştiri yazılarıdır. 

Sedat Karaman takma ismiyle yazan meçhul şahsın, hiçbir koşulda efendiliğini bozmayan, çelebi eleştirmen  Melih Anık'la girdiği polemikte daha neler dediğini ve isimlerini vererek  kimleri eleştirdiğini görmek için, lütfen...

TIKLAYINIZ

(NOT: Umarız, iftiracı ve linççi  yayıncı Can Törtop, Karaman'ın eleştirilerini, bizim bu yayınımızdan sonra, bazen bu tür durumlarda yaptığı gibi, yine silerek sansür etmeye kalkmaz.)

 

 

© coskunbuktel.com