Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

 
 

 

GÖSTERİ DEVAM ETMELİ

 

 

 

 

(Aşağıdaki kısa oyun, on iki adet müzikli skeçten oluşan

"Haram Lokma Sendromu" adlı

henüz yayınlanmamış ve oynanmamış komedimizin 3. skecidir.)

 

 

Coşkun Büktel

 

 

 

 

 

(Karanlıkta müzik devam ederken, koro girince ışık yanar. Koro şarkıya başlar.)

 

KORO:      

Evimizin dünyaya

Açılan penceresidir

Medyamız güya;

Ama o reyting var ya,

O reytingin uğruna

Yalan sosuna

Bulanır görüntüler,

Bulanır bütün dünya.

 

Olmazı olmuş gibi,

Diriyi ölmüş gibi;

Gösterir medya;

Evlat acısı bile

Medya sosuyla

Olur komedya.

 

Film, yorum, dizi, haber,

Her şey birer gösteridir,

Reyting için gösterilir.

Çok reytingli yalanlar,

Az reytingli doğrulara

Tercih edilir.

Reyting varsa gösteri

Mutlak devam etmelidir.

 

Olmazı olmuş gibi,

Diriyi ölmüş gibi

Gösterir medya;

Evlat acısı bile

Medya sosuyla

Olur komedya.

 

(Şarkı bitince ışıklar söner. Koro çıkar.

Işıklar yandığında bir televizyon stüdyosundayız. Gazeteci,

canlı yayında sunuculuk yapıyor. Ya da Sunucu’muz bu oyunda

gazeteci rolünde... Karşısında yaşlı ve zavallı görünümlü bir

adam var.)

SUNUCU: Sevgili seyirciler, üçüncü hikâyemizin adı: “Gösteri Devam Etmeli”. Ben, bu hikâyede, bir televizyon gazetecisi rolündeyim. Yanımda gördüğünüz bu bey’in adı Abdürrahim. Abdürrahim Bey’in 20 yıl önce kaybettiği iki yaşındaki küçük kızı Betül’ü, Kanal Yıldız ekibi uzun aramalardan sonra nihayet buldu. Abdürrahim Bey, iki yaşında bir bebek olarak kaybettiğiniz Betül, az sonra 22 yaşında bir genç kız olarak Kanal Yıldız’ın bu stüdyosunda karşınıza çıkacak. Yirmi yıllık ayrılık yirmi saniye sonra Kanal Yıldız sayesinde sona erecek ve kızınıza kavuşacaksınız. Hayatınızın bu en önemli anında Kanal Yıldız’a neler söylemek istersiniz?

ABDÜRRAHİM: Çok mutluyum. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Bir an önce kızımı kucaklamak istiyorum.

SUNUCU: Kanal Yıldız kızınızı buldu. Kızınız şu kapının ardında. Heyecanlı mısınız?

ABDÜRRAHİM: Çok –çok heyecanlıyım! Bir an önce kızımı kucaklamak istiyorum.

SUNUCU: Kanal Yıldız seyircilerine duygularınızı anlatır mısınız?

ABDÜRRAHİM: Duygularım çok... çok... (Yalvarırcasına) Bir an önce kızımı kucaklamak istiyorum.

SUNUCU: Kızınızı bulan Kanal Yıldız için neler hissediyorsunuz?

ABDÜRRAHİM: Teşekkür ediyorum! Çok teşekkür ediyorum. Bir an önce kızımı kucaklamak istiyorum.

SUNUCU: Kanal Yıldız’ın programlarını beğeniyor musunuz?

ABDÜRRAHİM: Evet... Evet çok beğeniyorum! Bir an önce kızımı kucaklamak istiyorum.

SUNUCU: En çok hangi programı beğeniyorsunuz?

ABDÜRRAHİM: Sizinkini.

SUNUCU: Ah, teşekkür ederim! Başka?

ABDÜRRAHİM: Feleğin Çemberi’ni.

SUNUCU: Ama Feleğin Çemberi, Kanal Yıldız’ın programı değil ki...

ABDÜRRAHİM: Ah, çok afedersiniz! İnanın ki, ben... Bizim orada Kanal Yıldız pek net çıkmadığı için-

GAZETECİ (Abdürrahim’in sözünü sertçe keserek) : İsterseniz yine konumuza dönelim: Kızınızı Kanal Yıldız buldu değil mi?

ABDÜRRAHİM: Evet. Sağ olun, var olun! Artık kızımı kucaklayabilir miyim?

SUNUCU: En çok hangi kanalı izliyorsunuz?

ABDÜRRAHİM: Kanal Yıldız’ı.

GAZETECİ (Yalancıktan şüphe ederek) : Doğru mu söylüyorsunuz?

ABDÜRRAHİM: Evet. Ekmek kuran çarpsın ki, doğru söylüyorum. (Neredeyse ağlayarak) Artık kapıyı açar mısınız? Bir an önce kızımı kucaklamak istiyorum.

SUNUCU: Kızınızı bulmakla Kanal Yıldız’ın, yalnızca gazetecilik değil, bir insanlık görevi yaptığına mı inanıyorsunuz?

ABDÜRRAHİM (Aceleyle) : Evet, evet, büyük bir insanlık görevi, teşekkür ederim, çok minnettarım, sağ olun, var olun! Artık kızımı...

SUNUCU: Kanal Yıldız’ın bu hizmeti sizce televizyon gazeteciliğinde önemli bir aşama mı?

ABDÜRRAHİM (Ağlamaklı) : Evet, evet, evet! Şimdi kızımı kucaklayabilir miyim?

SUNUCU: Kanal Yıldız’dan başka hiçbir kanal kızınızı aramadı, değil mi?

ABDÜRRAHİM: Aramadı. Bir tek Kanal Yıldız aradı.

GAZETECİ (Duymazdan gelerek) : Efendim?

ABDÜRRAHİM: Bir tek Kanal Yıldız aradı.

SUNUCU: Kanal Yıldız ne yaptı dediniz?

ABDÜRRAHİM (Bıkkınlıkla ve ağlamaklı) : Kızımı bir tek Kanal Yıldız aradı! Bir tek Kanal Yıldız aradı!! Bir tek Kanal Yıldız aradı!!! Bir tek Kanal Yıldız aradı!!!! Bir tek Kanal Yıldız aradı!!!!! Artık kızımı kucaklayabilir miyim?!!

SUNUCU: Sizce en büyük Kanal hangisi?

ABDÜRRAHİM: Kanal Yıldız.

SUNUCU: Efendim?

ABDÜRRAHİM: Kanal Yıldız!!!

SUNUCU: Başka büyük?

ABDÜRRAHİM: Yok!... Başka büyük yok!... Artık kızımı kucaklayabilir miyim?

SUNUCU: Başka büyük yoksa en büyüğün kim olduğunu neden söylemiyorsunuz?

ABDÜRRAHİM (Hüngür hüngür ağlayarak) : En büyük Yıldız!! En büyük Yıldız!

SUNUCU: Hangi Yıldız?

ABDÜRRAHİM: Kanal Yıldız, Kanal Yıldız!!! Ne olur artık kızımı...

SUNUCU: Abdürrahim Bey, yönetmenimiz telefonlarımızın kilitlendiğini söylüyor, halkımız tarafından olağanüstü bir ilgiyle izleniyoruz. Televizyonlarını yeni açan seyircilerimiz için hemen belirtelim ki, az önce kızınızla burada, Kanal Yıldız ekranında konuştuk. O da sizin gibi, Kanal Yıldız’a minnettarlığını belirtti. O da sizi kucaklamak istiyor. Tüm Türkiye ve tüm reklamverenler bu kucaklaşmayı heyecanla bekliyor. Kızınızla buluştuğunuzda Kanal Yıldız’a minnettarlığınızı birlikte dile getirmeyi ister miydiniz?

ABDÜRRAHİM: İstemez olur muyum?

SUNUCU: Öyleyse dile getireceksiniz?

ABDÜRRAHİM: Getireceğim, getireceğim!

SUNUCU: Söz mü?

ABDÜRRAHİM: Söz.

SUNUCU: Ne yapacaksınız?

ABDÜRRAHİM: Getireceğim.

SUNUCU: Ne getireceksiniz?

ABDÜRRAHİM: Ne?!

SUNUCU: Ne getireceksiniz?

ABDÜRRAHİM: Ne isterseniz getiririm: Baklava, çorap, kravat! Ne isterseniz! Yeter ki, siz de kızımı getirin! Yalvarırım, ne olur!

SUNUCU: Pekâlâ, Pekâlâ!... Acele ettiğinizi görüyorum! Ama biz de Kanal Yıldız olarak, bu en samimi anınızda, Kanal Yıldız’ın en büyük olduğunu, en samimi sesinizle duymaktan öylesine mutlu oluyoruz ki... Bu mutluluğumuzu biraz daha sürdürmeyi reddedecek kadar kalpsiz olmadığınızı biliyoruz. Kızınız Betül, bu kapının ardında. Kapıyı açmadan önce Kanal Yıldız kameralarına söylemek istediğiniz son bir şey var mı?

ABDÜRRAHİM: (Hüngür hüngür ağlayarak, bıkkınlıkla) : En büyük Yıldız!! En büyük Yıldız!! En büyük Yıldız!!

SUNUCU (Kameraya) : Sevgili seyirciler, gördüğünüz gibi, Abdürrahim Bey, yaklaşan kader anının heyecanıyla duygusallığa kapılıp hüngür hüngür ağlamaya başladı. (Abdürrahim’e dönerek) Ağlayın, Abdürrahim Bey, göz yaşlarınızdan utanmayın sakın!! Bu insani bir program, burada göz yaşına yasak yok!! (Yeniden kameraya dönerek) Sevgili seyirciler, Kanal Yıldız stüdyolarında yaşanacak o tarihi an geldi: 20 yıldır birbirlerini görmeyen baba Abdürrahim Bey ve kızı Betül Hanım şimdi, burada, Kanal Yıldız kameraları önünde, sizlerin gözleri önünde, canlı olarak, hayatın naklen yayını olarak...

ABDÜRRAHİM: Yalvarırım, açın artık, açın!! Açın!!

SUNUCU: Kanal Yıldız, Betül’ü bulmayı bir ahlaki sorumluluk, bir insanlık görevi saymış ve hiçbir maddi fedakarlıktan kaçınmayarak, hiçbir maddi çıkar gözetmeden...

(Kapı birden açılır. Betül koşarak girip babasına sımsıkı sarılır. Baba kız birbirlerine sımsıkı perçinlenirler. Gazeteci kısa süren bir şaşkınlıktan sonra, elindeki mikrofonla, baba / kız'a’yaklaşır.)

SUNUCU: Betül Hanım, erken girdiniz. Aslında bu kucaklaşmadan önce kısa bir reklam arası vermeyi...  (Kulağındaki mikrofonu dinler) Sonra mı? ... Beş dakika? ... Pekâlâ!... Sevgili seyirciler, bilirsiniz, “gösteri devam etmeli” diye bir kural vardır. Bu kuralı bozmamak için, yönetmenimiz reklamların beş dakika sonra gireceğini söylüyor. Şimdi röportajımıza baba / kız’la birlikte devam edeceğiz. Abdürrahim Bey! Abdürrahim Bey! Betül Hanım! Betül Hanım!... Ama olmuyor ki!... Ne olur, kucaklaşmayı çok kısa tutun lütfen, bize ayrılan süre dolmak üzere.

(Baba / kız, Gazeteci’yi duyacak halde değildirler. Gazeteci, mikrofonu baba / kız’ın arasına sokmaya çalışır. Ama baba / kız’ın arasında bir milim bile boşluk yoktur. Gazeteci, mikrofonu bir hançer gibi,  baba / kız’ın arasına saplar. Kanırta kanırta araya girmeye çalışır. Baba / kız birbirlerini görmek üzere yüz yüze gelirler. Birden, çenelerinin altında bir şey belirir. O şeyi görmek için başlarını biraz geri çektiklerinde mikrofon aralarına giriverir.)

SUNUCU: Sevgili seyirciler, şu an, olayın tam içindeyiz. Şokun tam ortasındayız! Betül Hanım ve Abdürrahim Bey, neler hissettiğinizi Kanal Yıldız’a anlatır mısınız?

(Kısa bir sessizlik olur. Kız, babasına; baba ise, tehlikeli bir sakinlikle Gazeteci’ye bakmaktadır.)

SUNUCU: E, hadi ama! Millet seni beklemez ki, zaplayıverir.

(Abdürrahim Bey, Gazeteci’nin boğazına yapışır. Boğmaktadır.Bir şeyleri devirerek yere yuvarlanırlar. Bir iki görevli ayırmaya çalışır. Kameraman da kamerayı bırakıp yardıma koşar.

Kapı sertçe açılır. Kravatlı, takım elbiseli bir adam hızla içeri dalar. Olayın şoku içinde yardım etmeye çalışan Kameraman’ın yakasına yapışarak öfkeyle bağırır.)

TAKIM ELBİSELİ ADAM: Hayvan herif! Gösteri kesilir mi, ulan?!! Çeksene!! Cinayeti çeksene, sığır!!!

(Kameraman cinayeti çekerken, ışıklar kararır. Az sonra dördüncü oyunun müziği başlar.)

 

Coşkun Büktel

 

NOT: "Gösteri Devam Etmeli" adlı bu skecimiz, daha önce, Kanal D'de (1994), "Canlı Yayın" adıyla Evrensel Kültür dergisinde (Eylül, 97) ve "Eleştiren Oyunlar" (Dramatik Yayınlar, 1998) adlı tiyatro antolojimizde yayınlanmıştır.

 

"Haram Lokma Sendromu"ndan, bu sitede yayınlanmış üç skeç:

"CİNCİ HOCA"

 

GÖSTERİ DEVAM ETMELİ

 

KUTSAL AİLE