|
BÜKTEL'İN GÜNLÜKLERİ
Birbirine hiç
benzemeyen üç adet büyük boy deftere ve üslup
kaygısı gütmeden, içimden geldiği gibi,
çalakalem yazılmış günlüklerim,
"Cuma 24 Mart 1978
Sultanahmet" ibaresiyle başlıyor. Son
yıllarda günlük yazmayı iyiden iyiye
savsakladım. Hele internet sitesi yayıncılığına
başladıktan sonra günlük yazmayı tümüyle
bırakmışım. Yazdığım en son günlük yazısı, bir
paragraftan ibaret ve
"Aksaray, 29 Temmuz 2007" ibaresini
taşıyor.
Oysa yazdıklarımı
özgürce yayınlayamadığım yıllarda, günlüklerimle
yoğun biçimde ilgilenir; özel hayatıma ve
tiyatral mücadeleme ilişkin unutulmasını
istemediğim ayrıntıları bu günlüklere alelacele
kaydederdim.
Bugün epeyce bir
aradan sonra bu günlükleri yeniden
karıştırırken, kaydettiğim pek çok şeyin, bugün
çok farklı boyutlar kazandığını ve zamanın
yazdıklarımı daha bir anlamlı kıldığını fark
edince; günlüklerimdeki bazı sayfaları, tarih
sıralaması gözetmeksizin, zaman zaman
yayınlayarak, okurlarla paylaşmaya karar verdim.
|
BÜKTEL'İN GÜNLÜKLERİNDEN 8 |

THEOPE'Yİ HANGİ
KOŞULLARDA YAZDIM
Coşkun Büktel
30 Kasım 2008
(...)
Belki çok fazla
açmıyorsun şu teybin sesini ama burası için çok
fazla. Madem ki ahşap bir binada yaşıyoruz,
buranın şartlarına göre yaşamak ve birbirimizi
rahatsız etmemek zorunda değil miyiz? Neden seni
boyuna uyarmak zorunda kalayım? "Tamam abi!
Tavana vuruyorsun kısıyoruz işte." Ben tavana
vurmak istemiyorum ki! Tavana vurmaktan ben
utanıyorum. İnsanlar vuruşarak değil konuşarak
anlaşır Ersin." "Tamam abi"
Evet, şimdiye dek Ersin'le en az on
beş kez konuştuk ama, en az on beş kez "Tamam abi" demesinden de
belli ki henüz anlaşmış sayılmayız. İçinden, "Çattık bu kıl
herifle!" dediğini duyar gibiyim. Bir keresinde şöyle dediğini
duymuştum birisine: "Öyle çalacak olduktan sonra otuz bin Lira'lık
teyp alırdık." Yani benim suçum, Ersin'in, otuz bin Lira'lık değil
de, üç yüz bin Lira'lık bir teyp almış olması. Evet: "Neden böyle
yapıyorsun, sevgili halkım?"
Yukarıdakilerin de mantığı aynı:
Horozu kesmelerini söylediğimde bir keresinde, "Müslüman olan erken
kalkar" demişlerdi. (...)
LÜTFEN TIKLAYINIZ! |
|
BÜKTEL'İN GÜNLÜKLERİNDEN 7 |

DOSTOYEVSKİ'NİN
"KARAMAZOV KARDEŞLER"İ ÜSTÜNE
Coşkun Büktel
29 Temmuz 2008
(...)
Bir yazar için en büyük
tehlike: Kendinin aşırı ölçüde farkında olması.
(Too much self-consciousness). Maugham'ın
Dostoyevski üzerine yazdıklarını
(Bakınız: W. Somerset
Maugham, "The Art of Fiction / An Introduction
to Ten Novels and Their Authors") okurken
düşündüm bunu. Maugham, her şeyin aşırı ölçüde
farkında olması yüzünden kötü bir yazar;
Dostoyevski ise tam tersine olduğu için iyi bir
yazar.
En önemli erdemin zekâ
olmadığına gitgide daha çok inanıyorum.
(...)
LÜTFEN TIKLAYINIZ! |
|
BÜKTEL'İN GÜNLÜKLERİNDEN 6 |
|
Eskiden akşamları çigan çalardı Artık
elektrikler kesiliyor
Erdinç Özdemir
13 Eylül
1979, İzmir
(Bir belediye otobüsünde ayakta giderken) |
|