Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

 
TAKSAV'IN TALAT HALMAN SKANDALI (Sayfa 2) (Sayfa 1)
 
"KUZULARIN SESSİZLİĞİ KOROSU" sayfanın altında.

"KOÇUM BENİM!..." sayfanın altında.

 
 
 
 
 
 
 
Coşkun Büktel
 
 
 
TAKSAV'cı Yener Aksu'nun Talat Halman'ı aklamaya yönelik tüm savunması, dalga vurmuş kumdan kaleler gibi dağılıp gitti...  
 
 
BULUNMAZ'DAN  ŞOK BELGE!

 

 

 

 

 

 

 

12 Mart darbesi generallerince, omuzlarına kültür bakanı apoletleri takılarak vaftiz edilmiş Talat Halman'a, TAKSAV tarafından emek ödülü verilmesini savunan Yener Aksu'nun Halman'ı aklamaya yönelik ifadelerini, Hilmi Bulunmaz, bizzat Talat Halman'ın (basılmış, yayınlanmış, kaynağı belgelenmiş) "kendi ifadeleriyle" yalanladı.

 

Yener Aksu, TAKSAV'ın "emek ödülü" verdiği 12 Mart darbe hükümetinin kültür bakanı Talat Sait Halman'ı aklamak için, Halman'ın o hükümetten istifa ettiğini yazdığında (Bakınız: "Yener Aksu'nun Savunması") Aksu'nun düpedüz yalan söylemiş olacağına ihtimal vermediğim için, Hilmi'ye demiştim ki:

Yaptığı Shakespeare çevirilerini hiç beğenmediğim için (Bakınız: "30. Sone'nin aslı ve Büktel ile Halman tarafından yapılmış iki ayrı çevirisi")  Halman'a, sanki matah bir şey başarmış gibi, emek ödülü verilmesine ben de karşıyım. Ama Halman sırf 12 Mart döneminde kültür bakanı olmayı kabul ettiği için, onu faşist diye suçlamakla, hele de Deniz'lerin idamından sorumlu tutmakla, bence fazla abartmış oluyorsun.

Bugün darbe olsa ve darbeciler bana kültür bakanlığını önerse, o makama çok zararlı bir başkasının oturmaması için, bakanlığı ben de kabul edebilirim. Ama tabii, istediğim her atılımı yapabildiğim ve istediğim her şeyi özgürce konuşabildiğim sürece... Çünkü özgürlüğüm en küçük bir müdahaleyle bile sınırlandırılıyorsa, benim o koltukta bir dakika bile fazla oturmam, darbecilere meşruiyet kazandırmaktan, onları masum göstermekten başka işe yaramaz.

Anladığım kadarıyla, Talat Halman da, herhalde koltuk merakıyla değil, ülke yararına iyi bir şeyler yapabilmek umuduyla o koltuğa oturmuş. Ama sonra bakmış ki, o koltukta oturmanın darbecilerden başka hiç kimseye yararı yok, o zaman, 11 kişiyle birlikte istifa edip ayrılmış. Deniz'ler asıldığında artık hükümette değilmiş.

Hilmi, bu istifa konusunda ikircikliydi ama Halman istifa etmişse bile, Hilmi'ye göre yine de masum sayılamazdı.

Ben bu konuda Hilmi'yle hemfikir değildim. Halman'ın 11'lerle birlikte istifa ettiğini zannettiğim için, böyle düşünüyor ve TAKSAV'ın Halman'a verdiği emek ödülüne yalnızca estetik nedenlerle (Halman'ın Shakespeare'i yalnızca "parmak hesabını" önemseyen yanlış bir yaklaşımla çevirmiş olması nedeniyle) karşı çıkıyor, politik nedenlerle de karşı çıkan Bulunmaz'ın protestosuna ancak yarı yarıya destek veriyordum. Bana göre, madem ki Halman'a ödül verenler Deniz'lerin geleneğinden geliyorlardı, ödülü vermeden önce Halman'ı bizden çok daha iyi incelemiş ve tanımış olmalılardı. Biz araştırma yapmadan konuştuğumuz için yanılabilirdik; ama onlar, bu konuda yanlış yapmış olamazlardı. Yener Aksu savunma yazısında, Halman'ın istifa ettiğini yazmıyor muydu? Yazıyordu. Aksu, aynen şöyle diyordu:

(...) Görevi kabul ederek doğru mu yanlış mı yaptığı tartışılır. 12 Eylül öncesinde bu reformların yapılmasının doğru mu yanlış mı olduğu da tartışılır. Ama bir insanı, 77 yıllık yaşamında yaptığı bir eylemden yola çıkarak, Denizlerin, İbrahimlerin asılmasıyla ilişkilendirmek açıkçası bana çok doğru gelmiyor. O dönemde Türkan Saylan, Atilla Sav, Ercan Karakaş, Atilla Karaosmanoğulları gibi isimler de bu hükümette görev almıştı. Şimdi bu mantıkla yola çıkacaksak Danışma Kurulu’nda adı geçen Atilla Sav da aynı hükümette görev almıştı. O diyor ki, “Bizi reform yapın diye getirdiler ama yapmaya çalıştığımız reformların önüne geçtiler. Biz de bu sürece alet olmak istemediğimiz için istifa ettik.” Talat Halman da istifa edenler arasında yer alıyordu. (Bakınız: "Yener Aksu'nun Savunması")

Atilla Sav, “Bizi reform yapın diye getirdiler ama yapmaya çalıştığımız reformların önüne geçtiler. Biz de bu sürece alet olmak istemediğimiz için istifa ettik.” demiş. Sav'dan tırnak içinde aktardığı bu ifadeye, Yener Aksu, tırnak koymaksızın, yukarıda da kırmızı harflerle vurguladığımız şu ilaveyi yapıyor: Talat Halman da istifa edenler arasında yer alıyordu.

Oysa Yener Aksu'nun Sav'a aitmiş gibi bir izlenim yaratmaya çalıştığı o kırmızı ifade, kesinlikle yalandı. Hilmi Bulunmaz, aradı, taradı, ne yaptı etti, belgeyi buldu ve bugünkü yazısında, Aksu'nun o kırmızı yalanını, "hem de bizzat Talat Halman'ın kendi sözleriyle" yalanladı.

İşte Hilmi'nin yalanı kanıtlarken dayandığı belge:

 

 

 

Kitabın başlığı: "Aklın Yolu Bindir", alt başlığı "Talat S. Halman Kitabı"... Kitap, romancı Cahide Birgül'ün Halman'la yaptığı bir dizi söyleşiden oluşmuş. 521 sayfalık kitap 2003 yılında, İş Bankası'nın "Kültür Yayınları" arasında çıkmış.

 

Hilmi Bulunmaz, yazısında, yukarıda kapak fotoğrafını ve künyesini sunduğumuz kitabın 244. sayfasından şu alıntıyı yapıyor:

 

Cahide Birgül – Nihat Erim Hükümeti’nin düşmesine neden olan on bir bakanın içinde siz de var mıydınız?

Talat Sait HalmanHayır. Hala öyle olduğunu zannedenler var. Ama ben yoktum. Sonra o on bir kişiye iki kişi daha katıldı ve on üç kişi oldular. Hatta liste Erim’e götürüldüğünde Nihat Erim durmuş, “On dördüncü isim nerede?” demiş. Beni kastediyor. On dördüncü önemli, çünkü kabinenin yarısından bir fazla bakan istifa ederse kabine düşüyor. Hükümet’in yeni bir kabine kurması için bu durumda Nihat Erim’in istifa etmesi gerekiyor. Ama ben direndim, istifa etmedim.

 

Hilmi Bulunmaz, yukarıdaki belgeyi sunduktan sonra yazısına şöyle devam ediyor:


Yener Aksu ne diyor?

“Talat Halman da istifa edenler arasında yer alıyordu.” diyor.

Talat Sait Halman ne diyor?

“Hayır. (…) ben direndim, istifa etmedim.” diyor.

Evet, belgeyle kanıtlıyoruz: TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!

12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" veren TAKSAV'cılar yalan söylüyor!

13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali sürecinde 12 Mart Faşizmi'nin şirin gösterilmesi tezgahına ortak olanlar yalan söylüyor!
(Bakınız: Bulunmaz, "TAKSAV'cı Yener Aksu Yalan Söylüyor!")

 

Belgelerin ve Halman'ın bizzat kendi ifadesinin kanıtladığı üzere, Hilmi kesinlikle haklı: Halman, değil istifa edip koltuğunu terk etmek, istifa etmeyi reddederek Nihat Erim kabinesinin düşmesini de önlemiş. 12 Mart generallerinin başbakan yaptığı Nihat Erim hükümetinin, bir başka deyişle, "darbe hükümetinin" kurtarıcısı da olmuş. 

 

TAKSAV'cılar ödül verdikleri kişinin ıcığını cıcığını benden de, Hilmi'den de daha iyi bilmek zorundaydılar. Eğer bütün bunları "bilerek" ödül verdilerse, Deniz'lerin geleneğinden gelen TAKSAV'cılar vahim bir tutarsızlık içinde. Eğer Hilmi'nin ortaya çıkardığı gerçekleri bilmeden, araştırmadan ödül verdilerse de, vahim bir gaflet içindeler demektir.

 

Yener Aksu, Halman'ın istifa ettiğini söylerken, bunları bilerek, yani bile bile, kasten, yalan mı söylüyordu? Yoksa yalan söylemiyor da, bu konuda, yalnızca (benim de yanıldığım gibi) yanılıyor muydu? TAKSAV'cılar, eğer yanılıyorduysa (gerçi ödül verenlerin yanılmaya hakkı olamaz ama) yine de, bir ölçüde bağışlanabilirler. Yapmaları gereken tek şey, yanıldıklarını itiraf etmek ve hatadan dönmek. Hilmi, yazısında, hatadan nasıl dönüleceğini ve ne zamana dek hatadan dönülmüş olamayacağını da belirtmiş:

 

"Halman’a verilen “Emek Ödülü”, geri alınıncaya dek"...  
 

Hilmi'nin bugün ortaya koyduğu belgeden sonra, TAKSAV'cılar, Hilmi'nin önerisi paralelinde "hatadan dönmeye" yanaşmadıkları sürece, onların bile bile, kasten, halkı dezenforme etme kastıyla yalan söylediklerine ve yaptıkları her şeyi halk için değil, kendi şahsi çıkarları için yaptıklarına, artık ben de inanacağım.

 

Bence, Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'ne gölge düşüren tavır, Hilmi'nin halktan yana, eleştirel ve belgeci tavrı değil; TAKSAV'ın halk karşıtı, dezenformatif tavrıdır.

 

Hilmi'nin konuyla ilgili yazısını okumak için, lütfen, aşağıdaki başlığı tıklayınız:

 

TAKSAV'CI YENER AKSU YALAN SÖYLÜYOR!

 

 

Coşkun Büktel / 18 Aralık 2008

 

 

 

Hilmi Bulunmaz'ın sitemizde yayınlanmış yazılarını okumak için mavi renkli herhangi bir Hilmi Bulunmaz sözcüğünü tıklayınız.

 

 

***

 

 

Coşkun Büktel, sırf Talat Halman çevirilerine karşı okurlara kıyas olanağı yaratmak için, Shakespeare'in 30 no'lu sonesini Türkçe'ye çevirdi

CB / 14 Kasım 2008

Shakespeare'in tüm sonelerini Türkçe'ye çevirmesiyle tanınan 12 Mart'ın kültür bakanı Talat Sait Halman, sone çevirilerinde, TAKSAV emek ödülünü hak edecek kadar başarılı mıydı?

Shakespeare'in en ünlü sonesiyle test edip görelim:


(...)

 

Bizce, Büktel çevirisi ile Halman çevirisi arasında yalnızca bir tek fark var:

Biri şiir, öbürü değil.

"30. Sone"nin İngilizce aslını ve Büktel ile Halman'ın çevirilerini aynı sayfada okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

***

 

Koro halinde "susan" Türk tiyatrosuna Hilmi Bulunmaz müthiş yaratıcı bir kavram icad ederek isim taktı:

 

"KUZULARIN SESSİZLİĞİ KOROSU"

 

Türk tiyatrosunu "tümüyle" kapsayan o devasa "Kuzuların Sessizliği Korosu"nun kendilerine sanatçı diyen "pişkin" kalabalığı,

Özdemir Nutku iftirası, Talat Halman skandalı, "Çığ" rezaleti, "Ölüleri Gömün" pespayeliği hakkında Büktel ve Bulunmaz'ın ortaya  koyduğu, iki kere iki dört gibi kesin, somut, belirli, belgeli, kaynaklı kanıtları,  tam bir akort (konsensüs)  halinde, çığlık çığlığa "susarak", sessizliğin şalıyla örtbas etmeye, hafızalardan silmeye çalışıyorlar. Türk tiyatrosunda yelpazenin "tüm" renkleri, birbirinden nefret eden "tüm"  fraksiyonlar, bir tek bu konuda uzlaşıyorlar. Lütfen...

TIKLAYINIZ!

 

KOÇUM BENİM!...

 

Sitemiz, Türk tiyatrosundaki "kuzuların sessizliği korosu" üyelerini fena halde utandıracak, 36 saniyelik nefis bir belge film sunuyor:

 

Egemenlerin alçaklığına sessizce boyun eğmek yerine, egemenlerin canına okumayı tercih eden onurlu ve kişilikli kuzu

 

Şu kuzu kadar olamayan herkese ithaf ediyoruz!

 

TIKLAYIN!