Onlar tiyatroyu işte "bu zekâlarla"
yapıyor.
Ve
"devlet", tiyatrocu diye, işte bu
zekâlara maaş ödüyor!
COŞKUN BÜKTEL İLE KEMAL KOCATÜRK,
YÜCEL ERTEN VE ONLARIN
(MUSTAFA DEMİRKANLI
BORAZANI SAPIKLAR TARAFINDAN
ÇETELESİ "DÜZİNE"YLE TUTULAN,
FERİDUN ÇETİNKAYA TARAFINDAN İSE
"SIRTLAN SÜRÜSÜ GİBİ" DİYE ANILAN)
HINK DEYİCİLERİ ARASINDA
YAŞANAN TARTIŞMA...
TABİİ,
TARTIŞMANIN TAM
METNİNİ YAYINLAMAKLA KALMAYACAK,
BENİ ENGELLEDİKLERİ İÇİN GÖREMEDİĞİM
(SONRADAN BAŞKALARINCA BANA
AKTARILAN)
YÜCEL
ERTEN YORUMLARI İLE KEMAL
KOCATÜRK'ÜN ENGELLEMEDEN SONRA
YAZDIĞI İÇİN YİNE ANCAK SONRADAN
GÖREBİLDİĞİM SON YORUMUNU DA, BU
"SIFIR SANSÜRLÜ", ONURLU, YÜREKLİ,
DELİKANLI VE DEMOKRATİK ORTAMDA
CEVAPLAYACAĞIM.
BAKALIM, "BENİM GIYABIMDA ATIP
TUTARAK DEDİKODU YAPMAYI", BOŞ
KALEYE GOL ATMAYI TERCİH EDEN, BU
GÜYA "SANATÇI" KARTVİZİTLİ, DEVLET
BESLEMESİ, ZAVALLI RUHSUZLAR, BÖYLE
ÖZGÜR BİR ORTAMDA ELİMDEN KURTULMAK
İÇİN KAÇACAK DELİK BULABİLECEKLER
Mİ?
CB
Büktel'in hesabı düzineyle tutulan
vandallarla tek başına giriştiği ve
(çaresiz kalan vandalların Büktel'i
sansürle engelleyerek susturmak
zorunda kaldığı) bu ibretlik
tartışmanın tam metni
KEMAL KOCATÜRK'ÜN FACEBOOK'TA
YAYINLADIĞI VİDEO:
BÜKTEL'İN
TARTIŞMAYI SUNUŞ SÖZLERİ
Kocatürk'le on yıl kadar önce, İBBŞT'nin genel
sanat yönetmeni yardımcısı ve İBBŞT'nin o dönem çıkmakta
olan "Türk Tiyatrosu" dergisinin genel yayın yönetmeni
olduğu sıralarda bir polemik yaşamıştım. Mesele, özetin
özeti olarak şuydu ("Nâzım
Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"
başlıklı, 2003 tarihli yazımın başlangıç bölümünden
aktarıyorum):
Bu
yazımızın asal konusu, “Türk Tiyatrosu”
dergisinin Sonbahar 2002 tarihli 449. sayısında yer alan
“Dosya / Nazım Hikmet Ran” (sayfa 78-94) başlıklı
bölümdür. Metnimizin içinde genellikle “Nazım Dosyası”
olarak anacağımız bu bölümde, dergi yöneticileri, beş
yazarın beş yazısına yer vermiş:
1.
Ayşegül Yüksel, “Nazım
Hikmet’in Tiyatrosu’nun Bugüne Ulaştırdığı” (Sayfa
79-80)
2.
Yılmaz Onay, “Tiyatro
Yazarı Nazım Hikmet” (S. 81-84)
3.
Hasan Anamur, “Nazım
Hikmet’in Tiyatrosu Üzerine Genel Bir Değerlendirme
Denemesi” (S. 85-88)
4.
Ali
Taygun, “İki ‘Dev Adam’a Saygı” (S. 89-90)
5.
Zühtü
Bayar, “Diyalektik Dramatiğin Dramatik Sonu” (S. 91-93)
Biz,
bu yazımızda, asal olarak, bu beş yazıyı değerlendirecek
ve bu gayet yüzeysel yazılardaki bilgi yanlışlarını,
maddi hataları ve bile bile söylenen yalanları
sergileyerek, bu beş yazarın Nâzım Hikmet tiyatrosuna
yaklaşımlarını eleştireceğiz.
(KAYNAK:
Büktel,
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu
ve Üç Maymun Tavrı")
Yukarıda
giriş bölümünden bir parça aktardığım,
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç
Maymun Tavrı"
başlıklı yazımı, Nâzım Hikmet
hakkında somut bilgi yanlışlarıyla dolu "Nâzım
Dosyası"nı yayınlamış olan "Türk Tiyatrosu" dergisinin
en sorumlu kişisine, yani bu "resmi" derginin genel
yayın yönetmeni Kocatürk'e götürdüm. Kocatürk'e "Nâzım
Dosyası"ndaki somut bilgi yanlışlarını anlattım. Burada
bu somut bilgi yanlışlarından yalnızca bir örnek
verelim, gerisini
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç
Maymun Tavrı"'nı
tıklayarak okuyabilirsiniz):
Nâzım’dan çok Nâzımcı Ali Taygun ise, Nâzım’ın tersine,
tüm Nâzım oyunlarının yalnızca erdemlerini görüp,
kusurlarını görmüyor veya görmezden geliyor. Hatta dergi
okurlarının gözünde Nâzım’ı yüceltmek için, bizim
Taygun, Makyavelist davranmakta, dergi okurlarını
“yalanla” aldatmakta bile, sakınca görmüyor. Okuyun ve
Ali Taygun olmak ne demektir görün:
Bir
“Ferhad ile Şirin”de kendisinden sonra Eugene O’Neil’in
(aslında “O’Neill” olacak. CB) “Garip bir Ara-oyun”da
(Strange Interlude) kullanacağı ve büyük övgüler alacağı
‘iç monolog’ uslûbunu (“üslûbunu” olacak. CB)
bulup kullanıyor. Kim böyle bir deneme yapmış başka?
(Ali
Taygun, “İki ‘Dev Adam’a Saygı”, “Türk
Tiyatrosu”, sayı 449, Sonbahar 2002. Sayfa 90)
Ali
Taygun, “iç monolog üslûbunu” ilk deneyenin Nâzım
olduğunu, Amerikalı oyun yazarı Eugene O’Neill’in,
“iç monolog üslûbunu” Nâzım’dan “sonra” kullandığını
söylüyor. Oysa, Türkçe’de olsun, yabancı dilde olsun,
dünyanın tüm tiyatro ansiklopedileri, Ali Taygun’un
yukarıda aktardığımız sözlerini yalanlıyor: Konuyla
ilgili yerli yabancı tüm kaynaklar, Eugene O’Neill’in,
iç monolog (veya iç konuşma) tekniğini “Strange
Interlude” adlı oyununda, Ali Taygun’un söylediği
gibi Nâzım’dan “sonra” değil, tam tersine, Nâzım’dan 20
yıl “önce” kullandığını gösteriyor. Tüm kaynaklar,
Nâzım’ın, “Ferhad ile Şirin”i, 1948’de yazdığını
(yani iç monolog tekniğini ilk kez 1948’de kullandığını)
belirtiyor; ama aynı kaynaklar, Eugene O’Neill’in
yazdığı (1945’te Saffet Korkut çevirisi ve “Araya Giren
Garip Oyun” adıyla Türkçe’si de MEB klâsikleri arasında
yayınlanmış olan) “Strange Interlude” için, 1927
veya 1928 tarihini veriyor.
(KAYNAK:
Büktel,
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu
ve Üç Maymun Tavrı")
Kemal Kocatürk'ten,
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç
Maymun Tavrı"nı
"Türk Tiyatrosu"nun bir sonraki sayısında yayınlamasını
istedim. Kocatürk,
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç
Maymun Tavrı"nı
yayınlamakla, halkın parasıyla finanse edilen o resmi dergideki "Nâzım
Dosyası"nda yer alan (ve bilgi eksikliğinden
kaynaklanan) tüm yanlışları düzeltmiş olacak ve baş
sorumlusu olduğu resmi dergide, halkın parasıyla, halkın
şairi hakkında, halkın yanıltılmasını (dezenforme
edilmesini) bir ölçüde de olsa, önleyecekti.
Kocatürk,
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç
Maymun Tavrı"nı
yayınlamayı reddetti. Herhalde, Nâzım'a ilişkin somut
bilgi yanlışlarını, bir düzeltme metni yayınlayarak
kendileri düzeltecekler diye bekledim. (Gerçi,
yanlışların yanlışlığını onlar değil de ben fark
ettiğime göre, yanlışları düzeltmek de bana düşerdi ama;
ben, o zamanlar, Kocatürk tiyatroya egemen vandalların dümen
suyundan çıkamayarak "beni aforoz, yazımı ret" etse bile, Nâzım'a
ilişkin dergisinde yer alan somut yanlışları
düzeltmeyerek ebediyen
yanlış bırakabilemez sanıyordum; hadi bana karşı
vandallık neyse de,
Nâzım'a yönelik böylesine alçakça bir vandallığı
Kocatürk'ten bile beklemiyor; onun, yanlışları "bir şekilde" mutlaka
düzelteceğini umuyordum.) Ama insan Büktel'e karşı
vandal olunca Nâzım'a karşı da kolayca vandal oluyor.
Bir kere vandal olunca, vandalizmde sınır tanımıyor. Kocatürk, yanlışları
düzelten
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç
Maymun Tavrı"nı
yayınlamadığı gibi, Nâzım'a ilişkin dergisinde
yayınladığı yanlışları bir başka biçimde düzeltmeye de
yanaşmadı. Dergisinin o günkü, bugünkü ve gelecekteki
tüm okurlarının ve "Nâzım Dosyası"nı eserlerinde kaynak
gösterecek tüm araştırmacıların, Nâzım hakkındaki
yanlışlarla zehirlenmesini ve farkında olmaksızın
başkalarını da zehirlemesini tercih etti. Ve yazımı
okuduktan sonra tekrar buluşacağımıza ve yazımla ilgili
tercihini benim yüzüme söyleyeceğine söz verdiği halde,
bu tercihini benim yüzüme söylemeye cesaret de edemedi.
Halkın parasıyla, halkın şairi
hakkında, halkı zehirlemeyi tercih eden bu korkak "halk
düşmanını"; "Allah'ından bulsun!" diyerek lanetleyip
üstüne gitmemiş ve
"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç
Maymun Tavrı"nı,
o zamanlar yayınlanmakta olan "Yom Sanat" adlı bir
dergide yayınlamıştım.
Ama yaklaşık üç yıl sonra, bu
korkak "halk düşmanı",
"KORKAKLAR,
YALANCILAR, İFTİRACILAR, HAİNLER VE SANAT
BEZİRGANLARI ARASINDA
TİYATRO YAPMAK"
başlıklı bir yazı yazıp
da, kahraman tiyatro neferi edalarında kostaklanmaya
başlayınca, nevrim döndü, çok sinirlendim ve ona kim
olduğunu hatırlatan
KOCATÜRK’ÜN MİDE GAZI
KADAR “HAFİF” YAZISI
başlıklı bir yazı yazdım. Korkak "halk düşmanı"
yapabileceği tek şeyi yaptı: Nâzım konusuna hiç
değinmeden (bu aşağıda okuyacağınız tartışmada da Nâzım
konusuna hiç değinmiyor) bana "maydanoz, Brüksel
lahanası" gibi alakasız sıfatlarla hakaret etmekle
yetindi. (Bakınız:
BÜKTEL/KOCATÜRK POLEMİĞİ YAZILARI)
2006'da yaşadığımız o polemikten
beri (linç kampanyasına imza da atmış olmasına rağmen)
linççi,
korkak ve halk düşmanı Kemal Kocatürk'e tekrar
müdahale etmeyi gerekli görmemiştim.
Ama linkini yukarıda verdiğim
videosunda "bilge kişi" edalarında insanlara (kendisinin
asla inanmadığını yıllar önce belgelediğim)
basmakalıp klişelerden oluşan, hamasi nasihatlar
vererek, dezenformasyona tekrar başladığını görünce,
yine nevrim döndü ve yine sinirlenerek, bu linççi,
korkak ve "halk düşmanına" kim olduğunu bir kez daha
hatırlatayım dedim.
Aşağıdaki tartışma metinlerinde de
göreceğiniz gibi, Kocatürk, en sonunda, beni yine
korkakça sansür etmekten başka çare bulamıyor. Ve bana
karşı yine "maydanoz" ve "Brüksel lahanası" gibi aynı
"laflarla" ve Şehir Tiyatrosu dergisine Şehir
Tiyatrolulardan başka kimsenin yazamayacağı gibi salakça
iddialarla, ve Nâzım konusuna zinhar değinmeksizin,
"cevap verir gibi" yapıyor. Oysa "Nâzım Dosyası"ndaki beş
yazarın bile (yalnızca Ali Taygun dışında) hiçbiri Şehir
Tiyatrolu değildi. Kaldı ki, Nâzım'a ilişkin
yanlışlarınızı (yani sizin fark etmekten aciz olduğunuz
salaklıklarınızı) düzeltme fırsatını size lütfetmek için
ayağınıza kadar gelmiş birine, o biri Mickey Mouse bile olsa,
"Şehir Tiyatrolu musun?" diye kimlik sormak
veya "maydanoz ya da Brüksel lahanası" diye "aklınıza" estiği gibi ahmakça hakaret etmek yerine,
(Nâzım'a ilşkin somut yanlışlarınızı ahmakça
hakaretlerin kuru gürültüsüyle örtbas edebileceğinizi
zannetmek yerine) size sunduğu "yanlışları düzeltme
fırsatı" için, o kişiye teşekkür etmeli, minnettar olmalı
ve fırsatı derhal değerlendirip Nâzım hakkında
yayınladığınız somut yanlışları düzeltmeliydiniz. Korkak ve salak
bir "halk düşmanı" değil de, sanatçı ya da
yalnızca sıradan makul bir "insan"
olsaydınız, öyle yapardınız.
İşte Kocatürk ve avanesine karşı
başlattığım ve sonunda beni sansürleyerek susturdukları
tartışmanın tam metni:
(TABİİ,
TARTIŞMANIN TAM METNİNİ
YAYINLAMAKLA KALMAYACAK, BENİ ENGELLEDİKLERİ İÇİN
GÖREMEDİĞİM (SONRADAN BAŞKALARINCA BANA AKTARILAN)
YÜCEL
ERTEN YORUMLARI İLE KEMAL KOCATÜRK'ÜN ENGELLEMEDEN SONRA
YAZDIĞI İÇİN YİNE ANCAK SONRADAN GÖREBİLDİĞİM SON
YORUMUNU DA, BU "SIFIR SANSÜRLÜ", ONURLU, YÜREKLİ,
DELİKANLI VE DEMOKRATİK ORTAMDA CEVAPLAYACAĞIM.
BAKALIM, "BENİM GIYABIMDA ATIP TUTARAK DEDİKODU
YAPMAYI", BOŞ KALEYE GOL ATMAYI TERCİH EDEN, BU GÜYA
"SANATÇI" KARTVİZİTLİ, DEVLET BESLEMESİ, ZAVALLI
RUHSUZLAR, BÖYLE ÖZGÜR BİR ORTAMDA ELİMDEN KURTULMAK
İÇİN KAÇACAK DELİK BULABİLECEKLER Mİ?)
TABİİ, TARTIŞMANIN TAM
METNİNİ YAYINLAMAKLA KALMAYACAK, BENİ
ENGELLEDİKLERİ İÇİN GÖREMEDİĞİM (SONRADAN
BAŞKALARINCA BANA AKTARILAN)
YÜCEL
ERTEN
YORUMLARI İLE KEMAL KOCATÜRK'ÜN ENGELLEMEDEN
SONRA YAZDIĞI İÇİN YİNE ANCAK SONRADAN
GÖREBİLDİĞİM SON YORUMUNU DA, BU "SIFIR
SANSÜRLÜ", ONURLU, YÜREKLİ, DELİKANLI VE
DEMOKRATİK ORTAMDA CEVAPLAYACAĞIM.
BAKALIM, "BENİM GIYABIMDA ATIP TUTARAK
DEDİKODU YAPMAYI", BOŞ KALEYE GOL ATMAYI
TERCİH EDEN, BU GÜYA "SANATÇI" KARTVİZİTLİ,
DEVLET BESLEMESİ, ZAVALLI RUHSUZLAR, BÖYLE
ÖZGÜR BİR ORTAMDA ELİMDEN KURTULMAK İÇİN
KAÇACAK DELİK BULABİLECEKLER Mİ?
2.
GÜNCELLEME
3 Ocak 2012
Ben ayrıldıktan sonra Kemal'in ilgili
sayfasında neler olduğunu metnin başında da
verdiğim şu linkten izleyebilirsiniz:
Ölümsüzdür Şiirin
Kanatları'dan videolar: Oyuncuya Öğütler
Siz baktığınızda neler göreceksiniz bilemem
ama 3 Ocak 2012 itibariyle ben şöyle bir
baktığımda neler gördüğümü, saptayabildiğim
bazı değişiklikleri buraya kaydedeyim:
Kemal Kocatürk, benim kendisine yönelik o
zehir zemberek suçlamalarımı çıkarmıştı, o
suçlamalar hâlâ sayfada yok. Bu konuda o
sayfaya dönüp (her nasılsa engellenmeden)
son bir yorum daha yazmışım ve Kocatürk (her
nasılsa, henüz) silmemiş:
Coşkun
Büktel
Kemal gibi oyunculara öğütler: Bu sayfadan
Coşkun Büktel'in seni eleştiren yorumlarını
silip Üstün Akmen'i eleştiren yorumlarını
bırakman, sansürcülükten daha ileri bir
alçaklıktır. Yalnızca sansürcü bir sahtekar
olmakla yetinseydin, bütün yorumlarımı
silerdin. Ama daha iğrençsin: Coşkun
Büktel'i sansür etmemişsin gibi bir izlenim
de bırakmak, sansürcülüğğünü gizlemek de
istiyorsun. Senin öğütlerinle oyunculuk
öğrenen(!) insanlar için ne demeli
bilmiyorum: "Acıklı... Çok acıklı."
20 Temmuz 2011, 04:57 · Beğen
Kemal Kocatürk,
herhalde bu suçlamamdan sonra, ikimizin de
ifade özgürlüğünde eşit olmamızı kabul
edemeyeceği için, ikimizin de sansürlenmekte
eşit olmasına karar vermiş ve beni
sansürledikten bir süre sonra kendini de
sansürleyip sayfadaki tüm yorumlarını
silmiş. (Tabii, Kemal'in orijinal sayfasında
sildiği bana yönelik -tek bir kanıt ya da
belge içermeyen- o aptalca küfürlerden
ibaret utanç verici yorumları ben silmedim;
yukarıda hâlâ okuyabilirsiniz.)
Sayfada bana karşı en çok konuşanlardan biri
olan (ama linççi olmadığı için kendisine
anlayışla yaklaştığım) Selçuk Soğukçay da
tüm yorumlarını silmiş.
Görebildiğim kadarıyla Hakan Elmasoğlu tüm
yorumlarını silmiş.
Fatih Yurdakul, örneğin şu yorumunu silmiş:
Fatih Yurdakul
rakip takımın
haberlerini okuyan aptal
futbol taraftarı gibi...
Cuma,
22:52
·
Yücel Erten
tüm yorumlarını silmiş. (Kocatürk'ün
klişelerini yücelten ve Kocatürk'ün beni
"kovalamasını" yani sansür etmesini öven 2
tane yorumu vardı yalnızca.)
Ahmet Kurt,
yorumunu silmiş. (Tek yorumu vardı.)
Kimisi de bana yönelik hakaret yazılarını
"beğen"mişken, "beğen" tuşuna tekrar basarak
hakaretlere verdiği desteği geri çekmiş. Ama
"beğen 1 kişi" ibaresi hatıra olarak
silinmeden kalmış. İbareye tıkladığınızda
"Şu anda kimse bunu beğenmiş durumda değil"
diye bir başka ibare çıkıyor.
Bu arada Ben sayfayı terk ettikten sonra da
tartışma sürmüş, yeni insanlar da eklenerek
hakkımda atıp tutmaya devam etmişler. Bu
arada Kocatürk'e karşı çıkmayı bir kişi daha
göze almış: M. Kutay Yılmaz. Tabii, derhal
onun da üstüne çullanmışlar.
2.
GÜNCELLEMENİN SONU
Konu hakkında facebook
tartışmalarını görmek ve yorum eklemek için,
lütfen,
TIKLAYINIZ!
|