Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

Onlar tiyatroyu işte "bu zekâlarla" yapıyor.

Ve "devlet", tiyatrocu diye, işte bu zekâlara maaş ödüyor!

 

COŞKUN BÜKTEL İLE KEMAL KOCATÜRK, YÜCEL ERTEN VE ONLARIN  (MUSTAFA DEMİRKANLI BORAZANI SAPIKLAR TARAFINDAN  ÇETELESİ "DÜZİNE"YLE TUTULAN, FERİDUN ÇETİNKAYA TARAFINDAN İSE "SIRTLAN SÜRÜSÜ GİBİ" DİYE ANILAN) HINK DEYİCİLERİ  ARASINDA YAŞANAN TARTIŞMA...

TABİİ, TARTIŞMANIN TAM METNİNİ YAYINLAMAKLA KALMAYACAK, BENİ ENGELLEDİKLERİ İÇİN GÖREMEDİĞİM (SONRADAN BAŞKALARINCA BANA AKTARILAN) YÜCEL ERTEN YORUMLARI İLE KEMAL KOCATÜRK'ÜN ENGELLEMEDEN SONRA YAZDIĞI İÇİN YİNE ANCAK SONRADAN GÖREBİLDİĞİM SON YORUMUNU DA, BU "SIFIR SANSÜRLÜ", ONURLU, YÜREKLİ, DELİKANLI VE DEMOKRATİK ORTAMDA CEVAPLAYACAĞIM.

BAKALIM, "BENİM GIYABIMDA ATIP TUTARAK DEDİKODU YAPMAYI", BOŞ KALEYE GOL ATMAYI TERCİH EDEN, BU GÜYA "SANATÇI" KARTVİZİTLİ, DEVLET BESLEMESİ, ZAVALLI RUHSUZLAR, BÖYLE ÖZGÜR BİR ORTAMDA ELİMDEN KURTULMAK İÇİN KAÇACAK DELİK BULABİLECEKLER Mİ?
CB

Büktel'in hesabı düzineyle tutulan vandallarla tek başına giriştiği ve (çaresiz kalan vandalların Büktel'i sansürle engelleyerek susturmak zorunda kaldığı) bu ibretlik tartışmanın tam metni

 

 
KEMAL KOCATÜRK'ÜN FACEBOOK'TA YAYINLADIĞI VİDEO:
 
 

 

BÜKTEL'İN TARTIŞMAYI SUNUŞ SÖZLERİ

Kemal Kocatürk, linkini yukarıda verdiğim bir video yayınlamış. Videosunda Kocatürk, bilge kişi edalarında insanlara (kendisinin asla inanmadığını yıllar önce belgelediğim) basmakalıp klişelerden oluşan, hamasi nasihatlar veriyor.

Kocatürk'le on yıl kadar önce, İBBŞT'nin genel sanat yönetmeni yardımcısı ve İBBŞT'nin o dönem çıkmakta olan "Türk Tiyatrosu" dergisinin genel yayın yönetmeni olduğu sıralarda bir polemik yaşamıştım. Mesele, özetin özeti olarak şuydu ("Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı" başlıklı, 2003 tarihli yazımın başlangıç bölümünden aktarıyorum):

Bu yazımızın asal konusu,  “Türk Tiyatrosu” dergisinin Sonbahar 2002 tarihli 449. sayısında yer alan “Dosya / Nazım Hikmet Ran” (sayfa 78-94) başlıklı bölümdür. Metnimizin içinde genellikle “Nazım Dosyası” olarak anacağımız bu bölümde, dergi yöneticileri, beş yazarın beş yazısına yer vermiş:

1. Ayşegül Yüksel, “Nazım Hikmet’in Tiyatrosu’nun Bugüne Ulaştırdığı” (Sayfa 79-80)

2. Yılmaz Onay, “Tiyatro Yazarı Nazım Hikmet” (S. 81-84)

3. Hasan Anamur, “Nazım Hikmet’in Tiyatrosu Üzerine Genel Bir Değerlendirme Denemesi” (S. 85-88)

4. Ali Taygun, “İki ‘Dev Adam’a Saygı” (S. 89-90)

5. Zühtü Bayar, “Diyalektik Dramatiğin Dramatik Sonu” (S. 91-93)

Biz, bu yazımızda, asal olarak, bu beş yazıyı değerlendirecek ve bu gayet yüzeysel yazılardaki bilgi yanlışlarını, maddi hataları ve bile bile söylenen yalanları sergileyerek, bu beş yazarın Nâzım Hikmet tiyatrosuna yaklaşımlarını eleştireceğiz.

(KAYNAK: Büktel, "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı")

 Yukarıda giriş bölümünden bir parça aktardığım, "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı" başlıklı yazımı, Nâzım Hikmet hakkında somut bilgi yanlışlarıyla dolu "Nâzım Dosyası"nı yayınlamış olan "Türk Tiyatrosu" dergisinin en sorumlu kişisine, yani bu "resmi" derginin genel yayın yönetmeni Kocatürk'e götürdüm. Kocatürk'e "Nâzım Dosyası"ndaki somut bilgi yanlışlarını anlattım. Burada bu somut bilgi yanlışlarından yalnızca bir örnek verelim, gerisini "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"'nı tıklayarak okuyabilirsiniz):

Nâzım’dan çok Nâzımcı Ali Taygun ise, Nâzım’ın tersine, tüm Nâzım oyunlarının yalnızca erdemlerini görüp, kusurlarını görmüyor veya görmezden geliyor. Hatta dergi okurlarının gözünde Nâzım’ı yüceltmek için, bizim Taygun, Makyavelist davranmakta, dergi okurlarını “yalanla” aldatmakta bile, sakınca görmüyor. Okuyun ve Ali Taygun olmak ne demektir görün:

Bir “Ferhad ile Şirin”de kendisinden sonra Eugene O’Neil’in (aslında “O’Neill” olacak. CB) “Garip bir Ara-oyun”da (Strange Interlude) kullanacağı ve büyük övgüler alacağı ‘iç monolog’ uslûbunu (“üslûbunu” olacak. CB) bulup kullanıyor. Kim böyle bir deneme yapmış başka?

(Ali Taygun, “İki ‘Dev Adam’a Saygı”, “Türk Tiyatrosu”, sayı 449, Sonbahar 2002. Sayfa 90)

Ali Taygun, “iç monolog üslûbunu” ilk deneyenin Nâzım olduğunu, Amerikalı oyun yazarı Eugene O’Neill’in, “iç monolog üslûbunu” Nâzım’dan “sonra” kullandığını söylüyor. Oysa, Türkçe’de olsun, yabancı dilde olsun, dünyanın tüm tiyatro ansiklopedileri, Ali Taygun’un yukarıda aktardığımız sözlerini yalanlıyor: Konuyla ilgili yerli yabancı tüm kaynaklar, Eugene O’Neill’in, iç monolog (veya iç konuşma) tekniğini “Strange Interlude” adlı oyununda, Ali Taygun’un söylediği gibi Nâzım’dan “sonra” değil, tam tersine, Nâzım’dan 20 yıl “önce” kullandığını gösteriyor. Tüm kaynaklar, Nâzım’ın, “Ferhad ile Şirin”i, 1948’de yazdığını (yani iç monolog tekniğini ilk kez 1948’de kullandığını) belirtiyor; ama aynı kaynaklar, Eugene O’Neill’in yazdığı (1945’te Saffet Korkut çevirisi ve “Araya Giren Garip Oyun” adıyla Türkçe’si de MEB klâsikleri arasında yayınlanmış olan) “Strange Interlude” için, 1927 veya 1928 tarihini veriyor.

(KAYNAK: Büktel, "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı")

Kemal Kocatürk'ten, "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"nı "Türk Tiyatrosu"nun bir sonraki sayısında yayınlamasını istedim. Kocatürk, "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"nı yayınlamakla, halkın parasıyla finanse edilen o resmi dergideki "Nâzım Dosyası"nda yer alan (ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan) tüm yanlışları düzeltmiş olacak ve baş sorumlusu olduğu resmi dergide, halkın parasıyla, halkın şairi hakkında, halkın yanıltılmasını (dezenforme edilmesini) bir ölçüde de olsa, önleyecekti.

Kocatürk, "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"nı yayınlamayı reddetti. Herhalde, Nâzım'a ilişkin somut bilgi yanlışlarını, bir düzeltme metni yayınlayarak kendileri düzeltecekler diye bekledim. (Gerçi, yanlışların yanlışlığını onlar değil de ben fark ettiğime göre, yanlışları düzeltmek de bana düşerdi ama; ben, o zamanlar, Kocatürk tiyatroya egemen vandalların dümen suyundan çıkamayarak "beni aforoz, yazımı ret" etse bile, Nâzım'a ilişkin dergisinde yer alan somut yanlışları düzeltmeyerek ebediyen yanlış bırakabilemez sanıyordum; hadi bana karşı vandallık neyse de, Nâzım'a yönelik böylesine alçakça bir vandallığı Kocatürk'ten bile beklemiyor; onun, yanlışları "bir şekilde" mutlaka düzelteceğini umuyordum.) Ama insan Büktel'e karşı vandal olunca Nâzım'a karşı da kolayca vandal oluyor. Bir kere vandal olunca, vandalizmde sınır tanımıyor. Kocatürk, yanlışları düzelten "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"nı yayınlamadığı gibi, Nâzım'a ilişkin dergisinde yayınladığı yanlışları bir başka biçimde düzeltmeye de yanaşmadı. Dergisinin o günkü, bugünkü ve gelecekteki tüm okurlarının ve "Nâzım Dosyası"nı eserlerinde kaynak gösterecek tüm araştırmacıların, Nâzım hakkındaki yanlışlarla zehirlenmesini ve farkında olmaksızın başkalarını da zehirlemesini tercih etti. Ve yazımı okuduktan sonra tekrar buluşacağımıza ve yazımla ilgili tercihini benim yüzüme söyleyeceğine söz verdiği halde, bu tercihini benim yüzüme söylemeye cesaret de edemedi. 

Halkın parasıyla, halkın şairi hakkında, halkı zehirlemeyi tercih eden bu korkak "halk düşmanını"; "Allah'ından bulsun!" diyerek lanetleyip üstüne gitmemiş ve "Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"nı, o zamanlar yayınlanmakta olan "Yom Sanat" adlı bir dergide yayınlamıştım.

Ama yaklaşık üç yıl sonra, bu korkak "halk düşmanı",  "KORKAKLAR, YALANCILAR, İFTİRACILAR, HAİNLER VE SANAT BEZİRGANLARI ARASINDA TİYATRO YAPMAK"  başlıklı bir yazı yazıp da, kahraman tiyatro neferi edalarında kostaklanmaya başlayınca, nevrim döndü, çok sinirlendim ve ona kim olduğunu hatırlatan KOCATÜRK’ÜN MİDE GAZI KADAR “HAFİF” YAZISI başlıklı bir yazı yazdım. Korkak "halk düşmanı" yapabileceği tek şeyi yaptı: Nâzım konusuna hiç değinmeden (bu aşağıda okuyacağınız tartışmada da Nâzım konusuna hiç değinmiyor) bana "maydanoz, Brüksel lahanası" gibi alakasız sıfatlarla hakaret etmekle yetindi. (Bakınız: BÜKTEL/KOCATÜRK POLEMİĞİ YAZILARI)

2006'da yaşadığımız o polemikten beri (linç kampanyasına imza da atmış olmasına rağmen) linççi, korkak ve halk düşmanı Kemal Kocatürk'e tekrar müdahale etmeyi gerekli görmemiştim. Ama linkini yukarıda verdiğim videosunda "bilge kişi" edalarında insanlara (kendisinin asla inanmadığını yıllar önce belgelediğim) basmakalıp klişelerden oluşan, hamasi nasihatlar vererek, dezenformasyona tekrar başladığını görünce, yine nevrim döndü ve yine sinirlenerek, bu linççi, korkak ve "halk düşmanına" kim olduğunu bir kez daha hatırlatayım dedim. 

Aşağıdaki tartışma metinlerinde de göreceğiniz gibi, Kocatürk, en sonunda, beni yine korkakça sansür etmekten başka çare bulamıyor. Ve bana karşı yine "maydanoz" ve "Brüksel lahanası" gibi aynı "laflarla" ve Şehir Tiyatrosu dergisine Şehir Tiyatrolulardan başka kimsenin yazamayacağı gibi salakça iddialarla, ve Nâzım konusuna zinhar değinmeksizin, "cevap verir gibi" yapıyor. Oysa "Nâzım Dosyası"ndaki beş yazarın bile (yalnızca Ali Taygun dışında) hiçbiri Şehir Tiyatrolu değildi. Kaldı ki, Nâzım'a ilişkin yanlışlarınızı (yani sizin fark etmekten aciz olduğunuz salaklıklarınızı) düzeltme fırsatını size lütfetmek için ayağınıza kadar gelmiş birine, o biri Mickey Mouse bile olsa, "Şehir Tiyatrolu musun?" diye kimlik sormak veya "maydanoz ya da Brüksel lahanası" diye "aklınıza" estiği gibi ahmakça hakaret etmek yerine, (Nâzım'a ilşkin somut yanlışlarınızı ahmakça hakaretlerin kuru gürültüsüyle örtbas edebileceğinizi zannetmek yerine) size sunduğu "yanlışları düzeltme fırsatı" için, o kişiye teşekkür etmeli, minnettar olmalı ve fırsatı derhal değerlendirip Nâzım hakkında yayınladığınız somut yanlışları düzeltmeliydiniz. Korkak ve salak bir "halk düşmanı" değil de, sanatçı ya da yalnızca sıradan makul bir "insan" olsaydınız, öyle yapardınız.

İşte Kocatürk ve avanesine karşı başlattığım ve sonunda beni sansürleyerek susturdukları tartışmanın tam metni:

(TABİİ, TARTIŞMANIN TAM METNİNİ YAYINLAMAKLA KALMAYACAK, BENİ ENGELLEDİKLERİ İÇİN GÖREMEDİĞİM (SONRADAN BAŞKALARINCA BANA AKTARILAN) YÜCEL ERTEN YORUMLARI İLE KEMAL KOCATÜRK'ÜN ENGELLEMEDEN SONRA YAZDIĞI İÇİN YİNE ANCAK SONRADAN GÖREBİLDİĞİM SON YORUMUNU DA, BU "SIFIR SANSÜRLÜ", ONURLU, YÜREKLİ, DELİKANLI VE DEMOKRATİK  ORTAMDA CEVAPLAYACAĞIM.

BAKALIM, "BENİM GIYABIMDA ATIP TUTARAK DEDİKODU YAPMAYI", BOŞ KALEYE GOL ATMAYI TERCİH EDEN, BU GÜYA "SANATÇI" KARTVİZİTLİ, DEVLET BESLEMESİ, ZAVALLI RUHSUZLAR, BÖYLE ÖZGÜR BİR ORTAMDA ELİMDEN KURTULMAK İÇİN KAÇACAK DELİK BULABİLECEKLER Mİ?)

 

 

 

  • Muhsin çıtak teşekkürler usta....

    Cuma, 21:37 ·

  • Kamil Kellecioglu yüregine saglik usta..

    Cuma, 21:40 ·

  • Hulya Savaş Çok teşekkürler..

    Cuma, 21:44 ·

  • Can Doğan tiyatroyu beceremezsen tiyatro seni becerir...
    iyi laf...
    ağzına sağlık kardeşim...

    Cuma, 21:44 ·

  • Ahmet Mat Bodur ‎"bir karakter yaratmak icin, once kendin karakter sahibi olacaksin" Yureginize saglik..

    Cuma, 22:00 ·

  • Selcuk Sogukcay ağzına. yüreğine,sesine sağlık kardeş....çok güzel....

    Cuma, 22:01 ·

  • Selda Çelik Güzelordu Ölümden değil yaşamdan kork.Çünkü ölünce hiçbir şey olmaz,yaşarken kişi olamadınsa...Çok güzel söz.

    Cuma, 22:09 ·

  • Coşkun Büktel

    KENDİSİNİN ASLA İNANMADIĞI BU KLİŞELERLE İNSANLARA TALKIN VEREN BİLGE POZUNA GİRMİŞ KEMAL KOCATÜRK, LİNÇÇİ VE SANSÜRCÜ BİR VANDALDIR VE BU HAKİKATE KARŞI SANSÜRDEN BAŞKA SIĞINACAK HİÇBİR DAYANAĞI YOKTUR!

    KOCATÜRK'E KARŞI YAZDIĞIM "KİŞNEYEN...
    KONSÜLÜN 'A, KUŞA BAK!' TAKTİĞİ" BAŞLIKLI VE KAPSAMLI YAZIMDAN, ÇOK KISA BİR ALINTI:

    Şehir Tiyatrosu’nun dergisinde, genel yayın yönetmeni olarak hangi zırvaları yayınladığını, o yazımı okuyan herkes öğrendi. Dergide yayınladığın Nâzım Hikmet Dosyası’ndaki zırvaları belgelerle teşhir eden o yazım; senin zırvaları baş tacı eden bir genel yayın yönetmeni olduğunu, iki kere iki dört gibi, itiraz edemediğin aritmetik bir kesinlikle, kanıtladı. Çünkü, örneğin; O’Neill’in “Strange Interlude”u, Nâzım’ın “Ferhad ile Şirin”inden önce yazdığı; bir başka deyişle, 1926’nın 1948’den önce geldiği; aritmetik bir kesinliktir.

    Sen bir genel yayın yönetmeni olarak, aritmetik kesinliklere karşı çıkan zırvaları bile yayınlamış birisin. Nâzım’ı aritmetik kesinliklere ters düşmek pahasına aşağılayan yanlışları, kurumun dergisinde yayınlayıp kurumsallaştırmış birisin. Sen zırvaların hamisisin. Zırvaları koruyup kollamak için, zırvaları teşhir eden Coşkun Büktel’in yazısını “polemik” diye, “maydanoz” diye, “çağrılmayan Yakup” diye reddettin. Ama zırvaları “zırva” diye reddetmedin. Zırvaları alıp bağrına bastın. Kurumun dergisine bastın. Halkın parasını harcayarak, halkı zırvalarla zehirledin! Coşkun Büktel’in uyarılarına da rağmen, halkın parasıyla, halkın çok satışlı dergisinde, zırvaları yaygın ve kalıcı hale getirdin. Bunu, uyarılmana rağmen, bile bile, kasten yaptın! Senin zırvaları halkın parasıyla baş tacı ettiğin, uyarıları göz ardı ederek koruyup kolladığın ve halk düşmanı olduğun; iki kere ikinin dört ettiği kadar kesindir. 1948’in 1926’dan büyük olduğu kadar kesindir.

    Bile bile, kasten işlediğin suçla, bir halk düşmanı olduğunu aritmetik kesinlikle kanıtlamış olmana rağmen; şimdi, kalkmış, hiç utanmadan, utanmayı aklına getirmeden...

    YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN, LÜTFEN, AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYINIZ:

    http://www.coskunbuktel.com/bukteldenkocaturke3.htm

     

    Cuma, 22:17 · 

  • Kemal Kocatürk

    ASIL MESELE, VANDALLARIN KENDİNİ YARATICI SANIYOR OLMASINDA


    ...Stadyumda tirbünlerin arka sıralarından bir adam kalkıp ön tarafa doğru “Mehmet” diye bağırmış. Ön sıralardan birinde oturan başka bir adam, sesin geldiği yere doğru dönüp, kimin bağırdığını görmeye çalışmış ama görememiş. Tam yerine oturduğu sırada, arkadaki adam tekrar “Mehmet” diye bağırınca tekrar arkaya doğru dönüp, sesin geldiği yere bakmış ama yine kimin bağırdığını görememiş. Yine yerine otururken, aynı kişi “Mehmet” diye tekrar seslenince, bizimki ayağa kalkıp arkaya doğru bağırmış: “Ne bağırıyorsun kardeşim, benim adım Mehmet değil ki”

    Coşkun Büktel de “maydanozluğa” devam ediyor, ne olmuş ki.

    Cuma, 22:20 · ·

  • Hakan Elmasoğlu Yazdığı eserlerde bahsettiği meseleleri bilmeden aşırarak yazanlara ne demeli mesala Kemal abi. Bazıları vardır "Sunak taşını bilmezler" ama antik oyun yazarlar... Bu tiplere sadece gülerim... devam Kemal abi

    Cuma, 22:33 ·

  • Mertol Şalt

    HIYARARŞİ

    Hıyar diyorum
    Yoo,ben turşuyun diyor.
    ...

    Can Yücel

     

    Cuma, 22:49 ·

  • Fatih Yurdakul rakip takımın haberlerini okuyan aptal futbol taraftarı gibi...

    Cuma, 22:52 ·

  • Coşkun Büktel Büktel/Kocatürk Polemiği (2006) (Kocatürk'ün ve Büktel'in yazıları, tümüyle ve sansürsüz: http://coskunbuktel.com/buktelkocaturkpolemik2006.htm

    Cuma, 22:55 ·

  • Kemal Kocatürk Arkadaşlar bu Coşmuş Bürüksel Lahanası için daha fazla yazmayın ne olur. Onun kim olduğunu artık herkes biliyor. Daha fazla ünlenmenin yolunu arıyor ama ben kaşağımı artık onun gibiler için kullanmıyorum. Maydanozun mide gazına iyi gelmediğini daha önce zaten ona belletmiştim ama arkadaşın kuyruk acısı aradan yıllar geçmiş olmasına rağmun malesef arada bir sızlıyor anlaşılan. Dikkate almaya gerek yok!

    Cuma, 22:56 ·

  • Coşkun Büktel Büktel/Kocatürk Polemiği (2006) (Kocatürk'ün ve Büktel'in yazıları, tümüyle ve sansürsüz: http://coskunbuktel.com/buktelkocaturkpolemik2006.htm

     

    Cuma, 22:58 ·

  • Hakan Elmasoğlu POLL (seçim) benim seçimim sizi okumamak.. devamı EMİK... dilin
    kEMİK'i yok ki ağzına geleni söylüyor... Başka yeri kirletmek lazım burayı değil lütfen !!!

    Cuma, 22:59 ·

  • Kemal Kocatürk Kışt! Kışt!

    Cuma, 22:59 ·

  • Fatih Yurdakul ‎:D

    Cuma, 23:02 ·

  • Ziya Batova There are always two sides to a story. I do not know Coskun Buktel however after readig a few articles about him in a website search has made me come to the conclusion that he has issues.. If one is a critic then they should do it professionaly. Not on a social website like facebook.. .

    Cuma, 23:05 ·

  • Hakan Elmasoğlu ok :-D

    Cuma, 23:06 ·

  • Ebru Unurtan İşte, yine tiyatroyla ilgili insanlara yakışır bir yazışma olmuş..........

    Cuma, 23:25 ·

  • Can Doğan Ebru Unurtan'ın yorumunu beğenmedim...

    Cuma, 23:39 ·

  • Ebru Unurtan Yanlış anlamış olabilirsiniz o halde ....

    Cuma, 23:42 ·

  • Hakan Elmasoğlu Daha net açıklamalısın bence ...Eğer istersen tabi :-)

    Cuma, 23:43 ·

  • Zeynep Mataracı Cok uzuluyorum yillar evvel ben nasil boyle bir hata yapmisiim...guluyorum sadece;))

    Cuma, 23:49 ·

  • Fatih Yurdakul ‎:)

    Cuma, 23:51 ·

  • Can Doğan zeynep mataracı'nın yaptığı hatayı bilmiyorum...
    ebru unurtan'nın yorumunu da yanlış anladığımı sanmıyorum...

    Cuma, 23:58 ·

  • Kemal Kocatürk İnsan yalnızca kendine dalmalı tüplerle. Sessizliğinin büyük görkemine. Dünya değil insan kirli.

    Dün, 00:03 ·

  • Ahmet Kurt süper:))))

    Dün, 00:18 ·

  • Coşkun Büktel Büktel/Kocatürk Polemiği (2006) (Kocatürk'ün ve Büktel'in yazıları, tümüyle ve sansürsüz: http://coskunbuktel.com/buktelkocaturkpolemik2006.htm

    Dün, 00:26 ·

  • Hakan Elmasoğlu ‎?!?!?!?!?!

    Dün, 00:29 ·

  • Can Doğan

    canım coşkun söyleyeceğin bir şey varsa burada söyle...
    yeni söyleyeceğin bir şeyler var mı?
    seninle polemiğe girmeye zorlandığımı hissediyorul ve kendimi palemiğin şampiyonlar ligindeymişim gibi hissediyorum...
    ha gayret...
    vandalizme yeni bir... tanım getirelim...
    seninle benden gayrı bir tek kemal okusun...
    Devamını Gör

    Dün, 00:29 ·

  • Zeynep Mataracı Can dogan; coskun buktel'in yazdigi bir oyunu oynadim...umarim yeterli bir aciklamadir...

    Dün, 00:39 ·

  • Can Doğan ben de coşkun büktel'in yazdığı bir oyunu seyrettiydim...
    vandalca katledildiğini söylediği oyunu hem de...

    Dün, 00:44 ·

  • Bengt Nilsson Ha en skön helg, såg på svt om Istanbul visst var du där ifrån eller hur
    hälsningar Bengt

    Dün, 00:48 ·

  • Ayca Ozturk Özenle hazırlanıp, güzelce paylaşılan bu videoda çok önemli ve her biri birbirinden değerli cümleler var. keyif aldığımız güzel anları baltalamayı nereden öğrendik? o kadar azız ki... kin, hırs, öfke geride kalsın demeyip; ısıtıp önümüze koyduğunuz eski ve bayatları yemezler. tadımızı kaçırmada ustalaşmışsınız efenim.

    Dün, 00:51 ·

  • Can Doğan AYÇA ÖZTÜRK'ÜN YORUMUNU ÇOK BEĞENDİM...

    Dün, 00:52 ·

  • Fatih Yurdakul Sayın Nilsson ' un yorumu çok daha anlaşılır geldi bana Büktel' inkinden.

    Dün, 00:54 ·

  • Can Doğan NİLSSON'UN YAZISININ google tercümesi :
    harika bir hafta sonu var, elbette ya da ne vardı İstanbul hakkında televizyonda gördüm
    Saygılar Bengt

    Dün, 00:55 ·

  • Selcuk Sogukcay yapılacak onca şey,katedilecek onca yol,yazılacak, oynanacak onca oyun..insanlara ulaştırılması gereken onca fikir.aydınlanması gereken koca bir dünya ve insanlar varken,sanatı, sanat içinde yaşamaya çalışanları kendi çabalarıyla sanatı ayakta tutmaya uğraşanları onca yokluğa rağmanayakta durmaya çalışanları kendi vasat'ına vede vasat'a çekmeye çalışan C:B' e cevap vermekle kaç saat harcandı..ÇÜRÜMÜŞ BİR ŞEYLER VAR BU ÜLKEDE....

    Dün, 01:14 ·

  • Ayca Ozturk yazıları okunmaya değer bulunmayan kişiler başkalarının özel ve güzel alanlarına girip kendilerini ispat etmeye çalışamazlar! tabiki böylesi insanlara cevap vermek için zaman harcarım, buna izin verirsem çürürüm!!!!!!!

    Dün, 01:22 ·

  • Can Doğan AYÇA ÖZTÜRK'ÜN BU YAZISINI DA ÇOK BEĞENDİM:...
    VE ZAAR Kİ İLK TESPİTİM BU NOKTADA DA GEÇERLİ...
    "SEN TİYATROYU BECEREMEZSEN TİYATRO SENİ BECERİR..."

    Dün, 01:31 ·

  • Selcuk Sogukcay haklısın ayça...ama böyle insanlara cevap vermek için zaman harcamaktansa...özel ve güzel alanları korumak için zaman harcamak daha fazla işe yarar...ötesi....hak etmeyene boşa zaman harcamak olur...kaldı ki o kişi.(( C.B )) böyle şeylere zaman harcamaya bayılır...

    Dün, 01:38 ·

  • Ayca Ozturk farkındayım...

    Dün, 01:47 ·

  • Coşkun Büktel Büktel/Kocatürk Polemiği (2006) (Kocatürk'ün ve Büktel'in yazıları, tümüyle ve sansürsüz: http://coskunbuktel.com/buktelkocaturkpolemik2006.htm

    Dün, 02:20 ·

  • Mustafa Demirkanlı ‎"Fatih Yurdakul Sayın Nilsson ' un yorumu çok daha anlaşılır geldi bana Büktel' inkinden." Valla bayıldım bu yoruma... Doğru lafa ne denir?

    Dün, 02:41 ·

  • Mustafa Demirkanlı Video'yu da şimdi izledim, Kemal emeğine sağlık... Çok şey şöylüyor...

    Dün, 02:50 ·

  • Coşkun Büktel

    KEMAL KOCATÜRK DİYOR Kİ: Bütün sıfatları kendi benliğine bencilce yığma çabasındaki Tiyatro tiyatro dergisi sahibi Mustafa Demirkanlı, şimdi de kendi ağzından konuşmak yerine sanal bazı ağızlara sığınarak, benim, daha önceki yazımda belirttiğim; “KORKAKLAR, YALANCILAR, İFTİRACILAR, HAİNLER VE SANAT BEZİRGÂNLARI” unvanlarını kimseye kaptırmamak için en güzel yolu bulmuş; “Kemal Kocatürk’ü daha fazla dikkate almaya da gerek yok.” Diyerek. Sayın Demirkanlı bu kadar bencil olmamalı, bütün unvanları tek başına yüklenirse, Tiyatro Tiyatro dergisinin Temmuz 2004 sayısında da belirtilen, “birlikte takıldığı kopillere” ifadesinde bana atfedilmiş bu ibarelerin iade-i itibarı söz konusuyken, hepsini Demirkanlı üstlenirse, “birlikte takıldığı kopillere” ne kalır? “İlayda isimli bir okur” ağzından benim bunca zaman neden sustuğumu da sormayı ihmal etmemiş.

    KOCATÜRK'ÜN Şubat 2006'da DEMİRKANLI'YA VE DEMİRKANLI'NIN "İLAYDA" ADLI TAKMA İSİMLİ SAPIĞINA KARŞI YAZDIĞI 4 yıl önceki KOCATÜRK YAZISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN, LÜTFEN, TIKLAYINIZ:
    http://www.sehirtiyatrolari.com/yazilar/kemal-kocaturk-060206-mustafa.htm

    Dün, 05:41 ·

  • Coşkun Büktel

    MUSTAFA DEMİRKANLI DİYOR Kİ: “Üç gündür bazı tiyatro sitelerinde İBŞT eski Yöneticilerinden Kemal Kocatürk'ün kişisel olarak kaleme aldığı düşüncelerini okuyup duruyoruz... Açıkçası ne anlatmak istediğini kime niçin yazdığına anlam veremiyorum... Bir yıldır hiç bir ses seda çıkartmayan Kocatürk neden şimdi yani bir yıl sonra yazma gereği duydu? Neden gündem yaratmak istiyor? Daha önce hafızası yerinde değil miydi yoksa çekindiği şeyler mi vardı? Veya ilkeleri o zaman yok muydu? O zamanlar devrimci değil miydi? Yöneticilik yaptığı dönemlerde yanlış hatırlamıyorsam 1 yıl önce çok aktif yönetmenlik, oyunculuk, yurt dışı projeler'de aktif olarak görev almış ve basında gündem oluşturarak devamlı bazı demeçlerde bulunarak kendisinin iyi reklamını yaparak kamu oyunda gündem yaratmıştır. Bir yıldır hiç ortalarda görünmeyen Kocatürk neden şimdi gündem yaratmaya çalışıyor? Yoksa şimdi işler kesat mı gidiyor... Ayrıca içinde bulunduğu camiaya hakaretlere varan kelimeler kullanıyor...

    (...)

    Bu satırlar www.tiyatrodergisi.com.tr forum bölümüne (Üzgünüm beceremiyoruz başlığına) katılıp, görüşlerini ileten İlayda isimli bir okurun. Başka ne söyleyeyim ki? İlayda yazmış, Coşkun Büktel de isim belirtmeden eleştirmenin eleştirisini yapmıştı. Kocatürk, herhalde yeni yönetimde görev alamadı ki, dertlenmiş kendi kendine dertleşiyor.

    Kemal Kocatürk’ü daha fazla dikkate almaya da gerek yok. Merak edenler www.tiyatrom.com’un arşivine girip, daha önceki yazışmaları okuyabilir.

    KOCATÜRK'E İLİŞKİN SUÇLAMALARINA GİRİŞ NİTELİĞİNDEKİ BU İLK DEMİRKANLI YAZISININ BÜTÜNÜNÜ OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:
    http://hilmibulunmaz.com/content/view/204/66/

    Dün, 06:00 ·

  • Ziya Batova Mr. Coskun Buktel, You are beginning to irritate me. You claim to be a professional and yet you continue your attacks, not critique, on a social network. I will mark you as SPAM and suggest others do the same if they haven't done so already.

    Dün, 06:11 ·

  • Coşkun Büktel ‎"BU HAKİKATE KARŞI SANSÜRDEN BAŞKA SIĞINACAK HİÇBİR DAYANAĞI YOKTUR!"

    Dün, 06:21 ·

  • Ustun Akmen Şiir de, yorum da çok iyi. Eline, sesine dirlik Kemal Kocatürk!

    Dün, 08:11 ·

  • Coşkun Büktel Üstün bey, şiir sanmış o lafları... Anlayın yani...

    Dün, 08:20 ·

  • Ustun Akmen O dizelere poeme-prose denir

    Dün, 08:57 ·

  • Ziya Batova Mr. Buktel, you are a lonely, biter old man with psychological problems. I would recommend you seek professional help and stop attacking people like a junk yard dog.

    You like being blunt and I am reciprocating.

    Dün, 09:26 ·

  • Tarık Şerbetçioğlu sağol kemal:)))) kalemine,yüreğine sağlık... İnatla ve rağmen devam...

    Dün, 09:44 ·

  • Bahar Işık

    fon da videoyu dinlerken,malum yorumları okumak enteresan oldu,enteresan ve acı..?! herkesin birileri hakkında düşünceleri vardır ve bunları paylaşmakda hakkıdır..AMA BU;ortak bir keyif alanına hadsizce sızılarak yapılırsa MAGAZİN dir ve ötesine de asla geçemez!!!..yani değersiz,boş,ucuz ve eğlencelikdir!.......
    duymazdan gelip,kifayetsiz muhteris bir zat-ı memnun etmeyeyim dedim ama....???!!!!......kemal im, video nu''yedi kadın'' ın profilinde paylaşmak istiyorum izninle..öpüyorum güzel arkadaşım..keyfin bol olsun :)
    bu arada;tanışdığıma memnun oldum coşkun bey,kısmet bugüney miş..;)

    Dün, 10:16 ·

  • Coşkun Büktel Aranızda o laflara "poeme-prose" diyen başka "şiir uzmanları" da var mı?

    Dün, 13:27 ·

  • Kemal Kocatürk Var! Ben! Yetmez mi? Bunu yazan kişi olarak buna sanırım hakkım var. "Yşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var" kıvamına uyar mı bilmem? Dostlarıma hakaret etme. Haddini bil! Seni her yerde sansürleme hakkına sahibim. Burda ve başka yerde. Var mı daha diyeceğin. Burası benim alanım.

    15 saat önce ·

  • Yücel Erten Kemal'im şimdi bakabildim gönderine. Pek güzelmiş, çok yaşa! O zararlıyı sayfamdan kovlamış olduğum için olsa gerek, zırıltılarını göremedim. Ama yorumlar çok şey söylüyor. Hepsine katılasım var... :)

    11 saat önce ·

  • Yücel Erten ‎"Kovalamış" diyecektim ama, "kovlamış" da fena olmadı galiba?

    11 saat önce ·

  • Cigdem Erken (MÜZİSYEN cb.) gece gece bi iyi geldi kemalcim bu sözler. artık adı her ne ise. şiirse de değilse de..

    11 saat önce ·

  • Mertol Şalt (YÖNETMENİ "KAFALAMAKTA" MÜZİSYENDEN GERİ KALMAK İSTEMEYEN DİĞER BİR MÜZİSYEN cb) Ohh be....

    11 saat önce ·

  • Coşkun Büktel

    Sansür senin hakkın değil, benim karşımda mecburi istikametin... Son sığınağın... Sen o klişeleri "yaşadıklarından" değil, başkalarının yaşayıp yazdıklarından öğrendin ve daha kötü ifade ederek farklılaştırıp "uyarladın". Çünkü yaşadıklarından matah bir şey öğrenebilmiş değilsin. Yaşadıklarından halka yararlı bir şey öğrenmiş olsaydın, halkın parasıyla yayınlanan Şehir Tiyatrosu'nun dergisine yanlışlıkla koyduğun Nâzım hakkındaki somut dezenformatif bilgiler konusunda seni uyaran yazımı sansür etmeye kalkmaz, yazıyı yayınlar, bir sonraki sayıda gerekli düzeltmeleri yapardın. Halkın parasıyla yayınlanan bir dergide halkı dezenforme eden (zehirleyen) iki kere iki dört gibi belgelenmiş yanlışların ebediyen sürmesine izin vermezdin. Seni uyaran insanı sansür ettikten sonra bir de ahmakça düzeysiz ve dayanaksız hakaretlerin kuru gürültüyle sesini duyulmaz kılmaya kalkışmazdın. İşte belgelerin adresi: http://www.coskunbuktel.com/bukteldenkocaturke3.htm

    Yaşadıklarından ne öğrendiğin meydanda!... Samimiyet taklidi yapmayı öğrendin! Hakikatin sesini sansürle, iktidar gücüyle bastırmayı, ahmakça hakaretlerin kuru gürültüsüyle hakikati gargaraya getirmeyi, halkı zehirlemeyi öğrendin. Bir camiaya katılıp yalanlarını ve zaaflarını camia dayanışmasıyla örtbas etmeyi öğrendin. Ama kanıtlı belgeli, tutarlı ve inandırıcı olmanın değerini asla öğrenemedin. Hakikate güvenmeyi ve herkese karşı inandırıcı olmayı öğrenmek yerine camia üyelerinin gözü kapalı desteğiyle yetinmeyi öğrendin. Hakikate değil, cemaate güvendin. O nedenle, ekmek paran için sahneye çıkıp hünerbazlık etmene, hatta sahnede olmak kaydıyla samimiyet taklidi yapmana itiraz etmem ama defalarca çiğnendiği için tadı kaçmış sakızlar gibi bayat o klişelerle "bilge kişi" pozları atmaya kalktığında, Nâzım Dosyasını (
    http://www.coskunbuktel.com/bukteldenkocaturke3.htm) burnuna dayayıp sana kim olduğunu hatırlatmayı görev sayarım.

    Demek sansürü hakkın olarak, bir "hak" olarak tanımlıyorsun! Hayır, dürüst insanlar hele de sanatçılar için sansür bir hak değil, bir vicdan kanseridir. Bir hastalıktır. Sen halka işte ancak bunu verebilirsin! Bu "hastalığı" yayabilirsin!

    Hayır, sansür senin hakkın değil, benim karşımda mecburi istikametin... Örtbas etmeye çalıştığın belgelenmiş gerçekler karşısında (
    http://www.coskunbuktel.com/bukteldenkocaturke3.htm) senin son sığınağın... Kürkçü dükkanın...

    Sansürü hak olarak gördüğün halde, sırf kelimelerden cümle yapabildiğin için, kendini şair zannediyorsun. Bunu ancak, hakikatle ilişiğini kestiği için köhnemiş yapılar gibi ancak birbirine dayanarak ayakta durmaya çalışan cemaat üyelerine yutturabilirsin. Beni ancak bu avuç içi kadar iktidar alanında susturabilirsin. Ama bu sesi bastıramazsın!

    Hitler de, sırf tellerden ses çıkarabildiği için, kendini kemancı zannediyormuş...
    Devamını Gör

    10 saat önce ·

  • Selcuk Sogukcay

    ah be C.B her tuz gösterene hıyarım diye atlanmaz ki..farkındamısın burda senden başka herkes..inandığı sanat uğruna acı çekerek ama var olmaya çalışarak yaşıyor bir tek sen ..sadece vasat boyutta çırpınıyorsun..haydi bırak bu kompleks yara...dılışı..yetinme kültüründen arın..vasat'dan kurtul..saldırarak değil..üreterek var ol...link verme.düşünce ver..çünki bizler bu sanata hayatımızı.gençliğimizi,umutlarımızı verdik..sansürü hayatımızda yaşadık senin gibi üç beş satırda değil..sen sansürü nerden bilirsin ki..üç beş satırdan ibaret olan...doğru dedin hitler tellerden ses çıkarttı diye kendini sanar..sende üç beş satır yazdın diye kendini yazar sanarsın..yapma artık..Devamını Gör

    9 saat önce ·

  • Selcuk Sogukcay şimdi anlıyormusunuz hamlet'i..şüphe değil. kesinliktir insanı deli eden..
    niçe......

    9 saat önce ·

  • Selcuk Sogukcay kemalim....yüreğine sağlık....

    9 saat önce ·

  • Coşkun Büktel Bakalım bu "laflar" (senin deyiminle ve senin yazdığın gibi küçük harfle) "kemalinin" yüreğini soğutmaya yetecek mi!

    9 saat önce ·

  • Selcuk Sogukcay YÜREK O KADAR ÇOK Kİ......

    9 saat önce ·

  • Coşkun Büktel Ben belgelere link verdiğimde bu yaptığımı bir İsveçli'nin İsveççe yorumundan bile daha anlaşılmaz bulan cemaat, yukarıdaki cevabında kim bilir ne derin anlamlar bulacaktır. Şu cemaat dayanışması müthiş bir şey!

    8 saat önce ·

  • Selcuk Sogukcay BUNA CEMAAT DİYEN...NASIL BİR ÜMMET-İ CEHALETTİR..O Kİ CEMAATİN TA KENDİSİDİR..VUR Kİ. BEKLE BELKİ YUKARILARDAN SES GELE..AMA SES ...SENİN HİÇ BİLMEDİĞİN YERDE. ŞU DAYANIŞMAYA CEMAAT DİYEN EY BİBEHRE. SEN NERDESİN..O YUKARIDA OKUDUKLARIN NERDE..SAKAL KOYVERMEKLE.OLUNMUYOR ŞAHESTE..ORTALIK DOLMUŞ SENİN GİBİ..BİBERİYE...C..B..

    8 saat önce ·

  • Coşkun Büktel ‎"Sen de mi şair oldun..."

    8 saat önce ·

  • Selcuk Sogukcay SENDE Mİ DEMEK NE DEMEK..ŞAİİR OLDUN NE DEMEK..DE Kİ OLDUM...DE Kİ OL MUŞ İDİM..SEN NE OLDUN. NE OLMUŞ İDİN......LAF YETİŞTİRMEKLE ADAM OLUNSAYDI...MEMLEKET ADAM DOLARDI...AMA SEN YİNE DONA KALIRDIN....

    8 saat önce ·

  • Coşkun Büktel Asıl, "ne demek", ne demek? "Sen de mi şair oldun..." Bu, Türkçe'de herkesin ne demek olduğunu çok iyi bildiği, çok meşhur bir laf! Niye ben söyleyince bu sayfada kimse anlamıyor?

    8 saat önce ·

  • Selcuk Sogukcay MERAK ETME HERKES ANLIYOR..SENDE Mİ OLDUN................. AMA KİBARLIĞINDAN,SANA SÖYLEMİYOR..CEHALET SENİNLE ALAY EDİYOR...SEN BUNU ANLIYORMUSUN...

    8 saat önce ·

  • Coşkun Büktel Ben ifade gücünün farkında bir yazar olarak, anlaşılma sorunum olmadığını, beni gayet iyi anladığınızı gayet iyi biliyordum da, anlamazdan gelmenizi sorguluyor, aslında anladığınızı itiraf ettirmeye çalışıyordum.

    7 saat önce ·

  • Ayca Ozturk neden? kendine gerçekten inanan bir yazar, başkalarının inanıp inanmadığını itiraf ettirmeye çalışır mı? büyük yalnızlık... dipsiz kuyu...

    7 saat önce ·

  • Coşkun Büktel

    Neyse, nöbeti linççi Kocatürk'ün yardımcısı devraldığına göre ben "kaçıyorum". Sevgili Selçuk kardeşim! Ben linççilerle muhabbet etmem! Onlara mesai harcadığımda, bunu sırf onların burnunu sürterek okurları aydınlatmak ve linççilerden korkmak gerekmediğini okurlara göstermek için yaparım. Sen linççi olmadığın için ve elinden geldiğince kırıcı olmaya çalıştığın halde linççiler gibi faul yapmaya kalkışmadığın için, seninle yalnızca muhabbet ettim. Bu arada sana sataşmalarımın muhabbeti kendi imkanlarımca eğlenceli kılmaya çalışmaktan başka amacı yoktu. Sürçü lisan ettimse, affola! Sohbet için teşekkürler! Hoşçakal!

    7 saat önce ·

  • Ayca Ozturk hahahaha yememiş içmemiş bir de araştırmışsınız kim olduğumu. yaşamın içinde yermeyi, yerden yere vurmayı zanaat sayan biri olmak çok fena. motive olmayı ve motive etmeyi bilmek bir eleştirmenin, bir yazarın en önemli görevleri arasındadır. genç bir oyuncu olarak sizinle böyle tanışmayı istemezdim. ha bir de sohbete eğlence katmak istemişsiniz ya; insanların sinirlerini bozmak ve tacizkar bir tavırla alanlarına zorla dahil olmak eğlence anlayışımız olamaz!

    7 saat önce ·

  • Kemal Kocatürk

    Coşmuş Bürüksel Lahanası! Seni nerede linç ettim Maydanoz? Nerede sansürledim? Şehir tiyatrolarının iç yayın organı olan "Türk Tiyatrosu" dergisinde yazın yayınlanmadı diye ise bunca muhabbet, iyi ki de yayınlanmamış. Sen, Şehir tiyatrolu m...usun? Hayır. O dergide neden yazın yayınlanmalı? Yazı yazman için davet mi edildin; Hayır! Çünkü senin anladığn tek bir dil var hayatta o da Polemik. Ama ben bu dilden sıkıldım artık. Sen ve senin gibileri tarihin derin çöplüğüne baraktım. Düştüğün o çukurdan da böyle çıkman mümkün değil. Sen eskiden sadece maydanozdun ama artık virütik bir hale gelmişsin. Burası dergi ya da Tiyatro portali değil, burası insanların güzel anlarını paylaşıma açtıkları bir alan. Ve sen de bu alana her zamanki gibi davetsiz geldin.
    Senin gürültücü kuşlarını uçurdum. Sayfamı daha fazla kirletmene izin vermeyeceğim. Kışt artık, Kışt! Bunun adına sansür de dahil ne dersen de, yazdığın her yazıyı sileceğim. Kışt be, yüzsüz kuş, kışt!
    Devamını Gör

    3 saat önce ·

    Mustafa Demirkanlı

    Neyse, bu davetsiz misafir ya gitti ya da engellendi, engellendiyse "sansürcüler" diye çığlık atacaktır, oysa burası bir buluşma alanı, evsahibi ve davet edilenler... Ben davet edildiğim için geldim ve üretimi izledim, duygumu paylaştım.. P...eki, habersiz giren bu hırsızları ne yapacağız? Hırsızı kovunca "sansürcü"mü olacağız...

    Bu yaştan sonra Tanrı'ya inansam mı diye düşünmüyor değilim. Ancak O bu adamı ceza olarak musallat edebilir...

    Kovsan da gitmeyen, konuyla ilgilenmeyen, hezeyanlarını saçan bir adam işte...

    Üretimsiz, beceriksiz, kıskanç, tuhaf bir adam... Cezanın dünyadaki versiyonu...

    Dün, 01:51 ·


    ***

    1. GÜNCELLEME
    3 Ocak 2012:

    Kendisi de sansürcünün önde gideni olan Mustafa Demirkanlı, yıllar önce reklam menfaatini baltaladığı için demediğini bırakmadığı (o zamanın genel sanat yönetmeni yardımcısı) sansürcü Kemal Kocatürk'ün sansürcülüğünü yukarıdaki tartışmanın yapıldığı gün koruyup kollama görevini üstlenmiş ve bir sansür yanlısı olarak şu mesajı vermiş:

    "Ben davet edildiğim için geldim ve üretimi izledim, duygumu paylaştım.. P...eki, habersiz giren bu hırsızları ne yapacağız? Hırsızı kovunca "sansürcü"mü olacağız..."

    2010 Aralık ayında verdiği yukarıdaki sansürcü mesajdan yalnızca bir yıl kadar sonra, Aynı Mustafa, benimle girdiği bir tartışmada, bugünkü konjonktürde menfaatleri öyle gerektirdiği için, yüzüne bir  "sansür karşıtı" maskesi geçirerek, bana, yukarıda söylediklerinin tam tersini söyleyecekti. (Ki o son söylediklerinin her kelimesinin okurları alçakça dezenforme etmek amaçlı birer yalan olduğunu Feridun Çetinkaya, Mustafa'nın sayfasına yorum yazmayı deneyerek ve engellendiğini görerek sonradan belgeledi.) Üç-beş gün önceki o tartışmamızda Demirkanlı aynen şöyle demişti:


    "COŞKUN BÜKTEL'İN SAYFALARIYLA SINIRLI KALMAMAK İÇİN KENDİ FACEBOOK SAYFAMA DA KONUYU TAŞIDIM. İSTİYORLARSA BÜKTEL VE ÇETİNKAYA DA BENİM ALANIMDA GÖRÜŞLERİNİ YAZABİLİRLER. ÜSTELİK BENDE BAŞLIK AÇMA KISITLAMASI DA YOK. GÖRÜŞ BİLDİREN HİÇ KİMSEYİ EVİMİZE DADANAN HIRSIZLA ÖZDEŞLEŞTİRİP ENGEL KOYMUŞ DEĞİLİZ. "

    1 Ocak 2012

     

    (Kaynak: DEMİRKANLI'YLA TARTIŞMA)

    1. GÜNCELLEMENİN SONU

    ***

 

TABİİ, TARTIŞMANIN TAM METNİNİ YAYINLAMAKLA KALMAYACAK, BENİ ENGELLEDİKLERİ İÇİN GÖREMEDİĞİM (SONRADAN BAŞKALARINCA BANA AKTARILAN) YÜCEL ERTEN YORUMLARI İLE KEMAL KOCATÜRK'ÜN ENGELLEMEDEN SONRA YAZDIĞI İÇİN YİNE ANCAK SONRADAN GÖREBİLDİĞİM SON YORUMUNU DA, BU "SIFIR SANSÜRLÜ", ONURLU, YÜREKLİ, DELİKANLI VE DEMOKRATİK  ORTAMDA CEVAPLAYACAĞIM.

BAKALIM, "BENİM GIYABIMDA ATIP TUTARAK DEDİKODU YAPMAYI", BOŞ KALEYE GOL ATMAYI TERCİH EDEN, BU GÜYA "SANATÇI" KARTVİZİTLİ, DEVLET BESLEMESİ, ZAVALLI RUHSUZLAR, BÖYLE ÖZGÜR BİR ORTAMDA ELİMDEN KURTULMAK İÇİN KAÇACAK DELİK BULABİLECEKLER Mİ?

 

2. GÜNCELLEME 3 Ocak 2012

Ben ayrıldıktan sonra Kemal'in ilgili sayfasında neler olduğunu metnin başında da verdiğim şu linkten izleyebilirsiniz: 
Ölümsüzdür Şiirin Kanatları'dan videolar: Oyuncuya Öğütler

Siz baktığınızda neler göreceksiniz bilemem ama 3 Ocak 2012 itibariyle ben şöyle bir baktığımda neler gördüğümü, saptayabildiğim bazı değişiklikleri buraya kaydedeyim:

Kemal Kocatürk, benim kendisine yönelik o zehir zemberek suçlamalarımı çıkarmıştı, o suçlamalar hâlâ sayfada yok. Bu konuda o sayfaya dönüp (her nasılsa engellenmeden) son bir yorum daha yazmışım ve Kocatürk (her nasılsa, henüz) silmemiş:

Coşkun Büktel
Kemal gibi oyunculara öğütler: Bu sayfadan Coşkun Büktel'in seni eleştiren yorumlarını silip Üstün Akmen'i eleştiren yorumlarını bırakman, sansürcülükten daha ileri bir alçaklıktır. Yalnızca sansürcü bir sahtekar olmakla yetinseydin, bütün yorumlarımı silerdin. Ama daha iğrençsin: Coşkun Büktel'i sansür etmemişsin gibi bir izlenim de bırakmak, sansürcülüğğünü gizlemek de istiyorsun. Senin öğütlerinle oyunculuk öğrenen(!) insanlar için ne demeli bilmiyorum: "Acıklı... Çok acıklı."
20 Temmuz 2011, 04:57 · Beğen

Kemal Kocatürk, herhalde bu suçlamamdan sonra, ikimizin de ifade özgürlüğünde eşit olmamızı kabul edemeyeceği için, ikimizin de sansürlenmekte eşit olmasına karar vermiş ve beni sansürledikten bir süre sonra kendini de sansürleyip sayfadaki tüm yorumlarını silmiş. (Tabii, Kemal'in orijinal sayfasında sildiği bana yönelik -tek bir kanıt ya da belge içermeyen- o aptalca küfürlerden ibaret utanç verici yorumları ben silmedim; yukarıda hâlâ okuyabilirsiniz.)

Sayfada bana karşı en çok konuşanlardan biri olan (ama linççi olmadığı için kendisine anlayışla yaklaştığım) Selçuk Soğukçay da tüm yorumlarını silmiş.

Görebildiğim kadarıyla Hakan Elmasoğlu tüm yorumlarını silmiş.

Fatih Yurdakul, örneğin şu yorumunu silmiş:
Fatih Yurdakul rakip takımın haberlerini okuyan aptal futbol taraftarı gibi... Cuma, 22:52 ·

Yücel Erten tüm yorumlarını silmiş. (Kocatürk'ün klişelerini yücelten ve Kocatürk'ün beni "kovalamasını" yani sansür etmesini öven 2 tane yorumu vardı yalnızca.)
 

Ahmet Kurt, yorumunu silmiş. (Tek yorumu vardı.)

Kimisi de bana yönelik hakaret yazılarını "beğen"mişken, "beğen" tuşuna tekrar basarak hakaretlere verdiği desteği geri çekmiş. Ama "beğen 1 kişi" ibaresi hatıra olarak silinmeden kalmış. İbareye tıkladığınızda "Şu anda kimse bunu beğenmiş durumda değil" diye bir başka ibare çıkıyor.

Bu arada Ben sayfayı terk ettikten sonra da tartışma sürmüş, yeni insanlar da eklenerek hakkımda atıp tutmaya devam etmişler. Bu arada Kocatürk'e karşı çıkmayı bir kişi daha göze almış: M. Kutay Yılmaz. Tabii, derhal onun da üstüne çullanmışlar.

2. GÜNCELLEMENİN SONU

 



Konu hakkında facebook tartışmalarını görmek ve yorum eklemek için, lütfen,

TIKLAYINIZ!

 

 

 

© coskunbuktel.com