
“KUTSAL
AİLE”
(Aşağıdaki kısa oyun, on iki adet
müzikli skeçten oluşan
"Haram Lokma Sendromu" adlı
henüz yayınlanmamış ve oynanmamış
komedimizin 10. skecidir.)
Coşkun Büktel
(Müzik karanlıkta devam ederken, koro girer.
Işıklar yanar. Koro şarkısına başlar.)
KORO: Aileden gizlidir
Bütün günahlarımız,
Aile bağlarımız
Zedelenmesin diye.
Çünkü kutsaldır aile.
Ana, baba, çocuklar
Saygılıdır aileye.
Saklanır haylazlıklar
Soylu bir özen ile.
Çünkü kutsaldır aile.
Ailenin uğruna
Elbet göze alınır,
Bazen masum bir yalan,
Bazen küçük bir hile;
Çünkü kutsaldır aile.
Bazen masum bir yalan,
Bazen küçük bir hile;
Çünkü kutsaldır aile.
Çünkü kutsal aile.
(Şarkı bittikten sonra ışıklar söner. Koro
çıkar.
Sahne yeniden aydınlandığında, bir hastane
odasındayız. Adam, yatakta. Ziyarete gelmiş olan Karısı ve çocukları
Adam’ın yanında. Tüm oyuncular donmuş beklemekteler.
Ardında beyaz üniformalı iki hemşireyle
birlikte, yine beyaz üniformalı ve ağzı ameliyat maskesiyle kapalı
bir Doktor odaya girer.
Hemşireler, hastanın yanında kalırken, beyaz
önlüklü ve ameliyat maskeli Doktor, sahne önüne gelip maskesini
çıkarır. Maskesini çıkarınca Doktor’un, Sunucu’dan başkası
olmadığını fark ederiz.
SUNUCU: Onuncu hikâyemizin adı, “Kutsal Aile”. Ailemizin
kutsallığı uğruna katlanmak zorunda kaldığımız yalanlar üzerine bir
hikâye bu. Bazılarınızı kızdırabilir. Eeee, herkesi birden memnun
etmek, ne yazık ki, mümkün değil!
(Sunucu, diğer oyuncuların yanına gidip, Doktor rolünde, oyunu
başlatır.)
DOKTOR SUNUCU: E, nasılız bakalım?
ADAM: Kendimi pek iyi hissetmiyorum,
Doktor Bey.
DOKTOR SUNUCU: İç güveysinden bile
hallice değil misin?
ADAM: Nasıl?
DOKTOR SUNUCU: Ohoo, sen iyice
kaymışsın; esprileri bile kavrayamıyon.
KADIN: Doktor Bey, bırakın espriyi,
kocam espri kaldırabilecek havada değil.
(Hemşire, elinde bir röntgen
fotoğrafıyla girer.)
HEMŞİRE: Hastanın röntgeni,
Doktor Bey!
DOKTOR SUNUCU: Eveeet, şimdi anlarız
bakalım, espri kaldırabilecek havada mı, yoksa değil mi? O da ne?!!
Aman yarabbi?!!
KADIN: Hayrola Doktor Bey?
DOKTOR SUNUCU: Hııımmm!!! Hııııımmmmm!!! Hıh, hıh, hıh,
hıııııııımmmmmm!!!
HASTA: Durumum kötü mü, Doktor Bey?!!
KADIN: Kocam yaşayacak mı, Doktor Bey?!!
DOKTOR SUNUCU: Söyleyin, bakalım: Gerçeği mi istersiniz, teselli
mi istersiniz?
KADIN: Anlamadım.
DELİKANLI: Ben anladım: Babam yolcu.
DOKTOR SUNUCU: Delikanlı oğlunuz mu?
ADAM: Evet, Doktor Bey.
DOKTOR SUNUCU: Tebrik ederim, çok zeki
bir oğlunuz var.
ADAM: Anlamadım.
GENÇ KIZ: Ben anladım: Babam gerçekten
yolcu.
DOKTOR SUNUCU: Bu da kızınız herhalde,
maşallah o da çok zeki.
ADAM: Yani ölüyor muyum, Doktor Bey?
KADIN: Ağzından yel alsın, Bey, o nasıl
söz?!!
DOKTOR SUNUCU: (Bu ahmakça sözü
söyleyen Kadın’a acıyarak bakar.) Demek bu zeki çocukların
annesi sizsiniz? İnanılır gibi değil. (Adama dönerek) Evet,
röntgen filminizi sizin söylediğiniz biçimde tercüme edebiliriz:
Maalesef, ölüyorsunuz.
ADAM: (Ağlamaklı) Ama ben
kendimi o kadar da kötü hissetmiyordum.
DOKTOR SUNUCU: Bu son gürlüğünüz. Pek
ummuyorum ama bir daha gelişimde, inşallah tekrar görüşürüz.
(Hemşire ile birlikte çıkar.)
ADAM: Hakkını helal etmeni istiyorum,
Hanım. Siz de helal edin çocuklar.
ÇOCUKLAR: Helal olsun, baba!
KADIN: (Çocuklara) Terbiyesizler!! Sizin onda ne hakkınız
var ki, neyi helal ediyorsunuz?!! (Adam’a) Bizim sende ne
hakkımız olabilir ki, Bey?
ADAM: Öyle deme Hanım, sizlere çok kötülük ettim. Hakkınızı
helal etmezsiniz diye çok korkuyorum.
KADIN: Estağfurullah, Bey, hiç bir
kötülüğünü hatırlamıyorum
ADAM: Bilmiyorsun da ondan. Çevirdiğim
dümenlerden hiçbirinizin haberi yok.
DELİKANLI: Vaay, baba, itiraf saati
geldi, ha!
ADAM: Evet, oğlum, ölmeden önce herşeyi itiraf edip, sizden af
dilemek istiyorum. Sizinle helalleşmeden ölmek istemiyorum. Ama beni
affetmezsiniz diye de çok korkuyorum.
GENÇ KIZ: İnsanı meraktan çatlatma da,
ne haltlar karıştırdıysan bir an önce anlat bari baba!
KADIN: Terbiyesiz, babayla bu ne
biçim konuşmak böyle, üstelik de ölüm döşeğinde?!!...
GENÇ KIZ: Aman, anne, insan meraklanıyo’!!
ADAM: Hayriye’den benim namıma özür
dile, Hanım! Beni affetsin, hakkını helal etsin!
KADIN: Hayriye mi? Kız kardeşim mi?
DELİKANLI: Teyzemden niye özür
diliyorsun, baba?
GENÇ KIZ: Teyzem on üç yıldır evimize
gelmiyor.
ADAM: Benim yüzümden gelmiyor. On üç yıl
önceki son gelişinde, geceleyin odasına girmeye kalktığım için bir
daha benimle görüşmek istemiyor.
KADIN: Ne?!!! Hayriye’nin odasına mı
girmeye kalkıştın?!!
ADAM: Evet. İtiraf ediyorum, evet.
KADIN: Ne diye girmeye kalkıştın?
GENÇ KIZ: Aman anne, bu kadar da saf
olamazsın.
DELİKANLI: (Şarkıyı mırıldanarak)
“Ceviz oynamaya da geldim odana”!
KADIN: (Genç Kız ile Delikanlı’ya
aldırmadan) Hayriye’nin odasına girmeye ne diye kalkıştın?!!
ADAM:
Elinin körü diye!.. Ölüyorum, Hanım, beni fazla konuşturma!
KADIN: (Israr ederek) Hayriye’nin odasına ne diye girmeye
kalktın?!!!
ADAM: (Kestirip atarak) Ne diye olacak, “baldız baldan
tatlıdır” diye.
KADIN: Tuh suratına!!!
Yazıklar olsun!! Yazıklar olsun!! Demek
kızkardeşime sarkıntılık ettin, ha!!
ADAM: Ölüyorum, Hanım, affet beni.
GENÇ KIZ: Ay yazık, ölüyor, kız anne,
affet n’olur!!
DELİKANLI: Eğer affetmezsen, babamın mirasını yerken, vicdanen
asla rahat olamazsın anne!
KADIN: (Göz yaşlarını içine akıtarak)
Pekala, affediyorum.
ADAM: Teşekkür ederim. Yalnız, şu miras
meselesini de konuşmamız gerek.
DELİKANLI: Anlamadım. Miras konusunda
bir mesele mi var?
ADAM: Bunca yıldır, imam nikahına razı
oldun, Hanım. Sana resmi nikah yapmadığım için affet beni.
KADIN: (Fedakarca) Senden nikah
isteyen mi oldu, Bey?
ADAM: Evet, öbür kadın nikah istedi.
GENÇ KIZ: Öbür kadın mı?
DELİKANLI: Nasıl bir kadın?
ADAM: İlik gibi bir kadın. Çok seksi,
çok cömert. Ben de ona cömert davranmak zorunda kaldım. Ona resmi
nikah yaptığım için, annenize resmi nikah yapamadım.
KADIN: Allah belanı versin, Muttalip!!!
ADAM: Ölüyorum, affet beni, Hanım!!!
DELİKANLI: Bi dakka, bi dakka, hemen
ölme, baba!! Şu miras meselesini konuşacaktık.
ADAM: Size miras filan yok, oğlum. Diğer
kadın, öyle dişi, öyle fettan bir yaratık ki, beni avucu içine aldı.
Her kaprisine boyun eğdim, her istediğini yaptım. Sizin
anlayacağınız, sakalı iyice kaptırdım.
DELİKANLI: Yani bize hiçbir şey
bırakmıyor musun?
ADAM: Her şeyimi, taşınır
taşınmaz bütün servetimi, öbür kadının üstüne yaptım. İş yerlerim,
banka hesaplarım, arabam, arsalarım, dairelerim, hepsi öbür kadının
ve öbür çocuklarımın üstüne.
GENÇ KIZ, DELİKANLI, KADIN: (Koro
halinde) Öbür çocukların mı?!!
ADAM: Evet, mini mini altı kardeşiniz
daha var, öbür kadın çok seksiydi.
KADIN: Allah belanı versin, Muttalıp!!! Başka bir şeycikler
demem: Allah gani gani belanı versin!!!
ADAM: Ölüyorum, affet beni, Hanım!
DELİKANLI: Yani artık senin arabanı
kullanamayacak mıyım, baba?
ADAM: Araba gene neyse, oturduğunuz evi
de boşaltacaksınız.
GENÇ KIZ, DELİKANLI, KADIN: (Koro
halinde) Neeeeeeeee?!!!
ADAM: Oturduğunuz ev de öbür kadının
üstünde. Ben ölünce sizi o evde barındıracağını hiç sanmam. Çok
paragöz bir kadındır. Paragöz ve seksi.
KADIN: (Öfkeyle) Ne diye ikide
bir lafa seksi karıştırıyorsun?!! Beni kahretmek için mi?!! Çileden
çıkarmak için mi?!! Pekala, çileden çıktım!!
(Kadın, çantasından bir makas çıkarıp,
Adam’ı seruma bağlayan hortumlardan birini kesmeye kalkışır.
Çocuklar, müdahele edip Kadın’ı durdururlar.)
DELİKANLI: Anne, n’apıyo’sun ya?
Delirdin mi?
KADIN: Bırakın!! Bırakın, geberteyim,
hayvanı!!
ADAM: (Mecalsiz bir sesle) Elini boş yere kana
bulama, Hanım! Ben zaten ölüyorum.
GENÇ KIZ: Evi boşaltırsak, n’aparız,
baba?!! Nereye sığınırız?!!
DELİKANLI: Ya ben? Ben ne olucam? İşçi
mi olucam? İğğ!... İşçi gibi sabahtan akşama kadar nasıl çalışıcam?
ADAM: Ben yolcuyum, yavrum, o fani
işleri düşünmek size kalıyor. Ben artık ahretimi düşünüyorum. Ne
olur beni affedin! Diğer kadınları da affet, Hanım!!!
GENÇ KIZ: Neee?!!!
DELİKANLI: Başka kadınlar da mı var?
ADAM: Maalesef, evet.
DELİKANLI: Onlarla da evlendin mi?
ADAM: Hayır. Çoğu Nataşa’ydı. Benimle
evlenmek istemediler. Affet, beni Hanım!!
DELİKANLI: E, ama, baba, yani!!...
KADIN: Hala “affet” deyip duruyor,
yahu!! Yüzsüz herif!!!
GENÇ KIZ: Baba ya, nasıl affetsin, ya?!!
DELİKANLI: Affetmen gerek, anne. Yarın imam soracak: “Rahmetliyi
nasıl bilirdiniz” diye. Ne cevap vereceksin? “Zampara bilirdik”
diyemezsin herhalde. Mecburen “iyi bilirdik” diyeceksin.
KADIN: Yani siz babanızı affediyor
musunuz?
DELİKANLI: Evet, ben affediyorum.
GENÇ KIZ: Ben de.
KADIN: Öyleyse beni de affedin:
Kaynanamı ben öldürdüm.
ADAM: Nee?!! Annemi, anacığımı sen mi
öldürdün?
KADIN: Evet, kaynana dırdırı canımdan
bezdirmişti. Çayına azar azar fare zehiri katıp, bir ayda yavaş
yavaş geberttim cadıyı.
ADAM: Zavallı anam!! “Karnımın içinde
bir sürü jilet var” diye diye inleyerek, günlerce kıvranıp durmuştu.
KADIN: Affet beni, Muttalip!
DELİKANLI: Öyleyse ben de itiraf
ediyorum: Okulu çoktan terk ettim. Her gün okula gider gibi evden
çıkıp, bilardoya gidiyorum. Beni de affedin!
GENÇ KIZ: Madem genel af çıkarıyoruz,
ben de yararlanmak isterim. Sekiz aydır bir sevgilim var. İki aylık
hamileyim. Haftaya kürtaj olucam. Beni de affedin!
DOKTOR SUNUCU ve HEMŞİRE (Ellerinde
bir başka röntgen filmiyle hızla girerek) Nerde o röntgen
filmi?!! Hah, işte burada. Dur bakayım. (Röntgen filmlerine
bakar) Evet doğru. Bu değil, sizinki bu. Pardon, küçük bir
yanlışlık oldu. Hemşire filmleri karıştırmış. (Adam’ın yanağını
birkaç sevecen tokatla okşayarak) Korkmayın! Turp gibisiniz.
Sizi yarın taburcu ediyoruz.
HEMŞİRE: Özür dilerim, bu küçük
yanlışlık için kusura bakmıyorsunuz, değil mi? Bu, çok sık oluyo!
Röntgen filmlerini hep karıştırıyoruz. Bir çok hikayede okumuş, bir
çok filmde görmüşsünüzdür. Yani sırf size olmuyo, herkesin başına
geliyo. Neyse, verilmiş sadakanız varmış. Siz ucuz atlattınız. Bu
defa zamanında fark ettik. Bir felaket olmadan.
(Doktor ile Hemşire, acele çıkarlar.
Odadakiler, tek kelime söyleyemeden,
donakalmış durumda, birbirlerine bakmaktadır.
Bir süre sonra sahne kararır. Ve
daha sonra on birinci oyunun müziği başlar.)
Coşkun Büktel
"Haram Lokma Sendromu"ndan, bu sitede
yayınlanmış üç skeç:
"CİNCİ HOCA"
GÖSTERİ DEVAM ETMELİ
KUTSAL AİLE
|