"ÖLÜLERİ
GÖMÜN" SKANDALI: 2

Mart 2000
tarihli Papirüs dergisinde yayınlanmış bir arşiv yazısı:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN
DEVLET TİYATROSU "EVET" DEDİ;
FAZİLET PARTİSİ'NİN
ŞEHİR TİYATROSU "HAYIR" DİYOR
Coşkun Büktel
Açıklama: Bu yazı,
Fazilet Partisi'nin kültür politikasının iki yüzlülüğünü iki kere
iki dört gibi kanıtlayan bir belge olduğu halde, ve benden başka on
beş aydın ve sanatçının imza ve demeçleriyle desteklendiği halde,
pek çok dergi ve gazetenin editörleri tarafından hiçbir gerekçe
gösterilmeden reddedilmiş, aylarca yayınlanamamıştır. İşin tuhaf
yanı şudur ki, bu yazıyı reddeden dergi ve gazete editörlerinin
tümü, ya "solcu" ya da en azından "ilerici demokrat" tanınan
kişilerdir. Hürriyet, Milliyet, Yeni Binyıl, Radikal gibi
gazetelerde, başlangıçta, "iyi hikaye" denilerek gazeteci arkadaşım
Mustafa Dağıstanlı'dan teslim alınan yazı, daha sonra nedense
"buharlaştırılmış", yok hükmünde sayılmıştır. "İyi hikaye" diyerek
yazıyı Mustafa Dağıstanlı'dan teslim alanlar, bir daha Mustafa'nın
telefonlarına çıkmamışlardır.
Yazıyı bizzat benden teslim alan dergi editörleri (Virgül'den
Orhan Koçak, İnsancıl'dan Cengiz Gündoğdu, Öküz'den
Metin Üstündağ, Evrensel Kültür'den Aydın Çubukçu adına
Nuray Sancar, Cumhuriyet Pazar'dan İpek Çalışlar, Yeni
Binyıl'dan Mehmet Güler) gibi insanlar ise, yazıyı ya hiçbir
gerekçe göstermeden ve benimle bir daha yüz yüze gelmeden (Orhan
Koçak, Metin Üstündağ), ya kişisel bulduklarını söyleyerek (Aydın
Çubukçu adına Nuray Sancar), ya Kenan Işık'la ters düşmek
istemediğini açıkça belirterek, yani korkaklığını cesurca ifade
ederek (Mehmet Güler), ya da benim anlayamadığım (ve anlayamadığım
için bana bahane gibi gelen) birtakım "muğlak" cümleler kurarak (Cengiz
Gündoğdu, İpek Çalışlar) reddetmişlerdir. Onların yazımı reddetmesi
beni hiç utandırmadığı için, reddedilişimi açıklamaktan hiç rahatsız
olmuyorum. Beni utanmadan reddettiklerine göre, tarihe not düşmek
adına yaptığım bu açıklama, beni reddedenleri de rahatsız etmemeli
diye düşünüyorum. Ne de olsa, yazıyı okuduklarında, aslında onların
mı yoksa benim mi utanmamız gerektiğine, okurlar kendileri karar
verecek.
Yazıyı, en sonunda Papirüs dergisi editörü Tunca Arslan'a
götürdüm. Arslan yazıyı basmayı kabul etti. Ama yazının metninde
benden izinsiz hiçbir kısaltma yapamayacağını kendisine belittiğim
halde, ve kendisi bana yazının metninde hiçbir kısaltma yapmadığını
belirttiği halde; dergi elime geçtiği zaman, sayın Arslan'ın,
yazıdaki bazı cümleleri budayıp attığını fark ettim. (Böylesi bir
nezaketsizlik, yazı hayatımda ilk kez başıma geliyor.) Tunca Arslan,
ayrıca, metinde bold ve italik harflerle
yazdığım sözcüklerin tümünü normal harflere dönüştürmüş ya da
dönüştürülmesine izin vermiş.
Papirüs'ün Mart 2000 tarihli 37. sayısında, başlığı da
Tunca Arslan tarafından değiştirilerek, "Ölüleri Gömün Neden
Reddedildi?" başlığıyla ve kısaltılarak yayınlanmış bulunan söz
konusu yazımın tam metni aşağıdadır. Papirüs metninde Tunca
Arslan tarafından budanıp atılmış cümleleri, bu metinde
kırmızı harflerle
belirttim. Tunca Arslan'ın hangi cümleleri attığını görmek,
editörlük denen kavramdan Türkiye'de nasıl bir şey anlamaları
gerektiği hakkında, okurlara bir nebze daha ışık tutacaktır diye
umuyorum.
(Yukarıdaki "açıklama yazısı",
aşağıdaki yazının tam metin olarak içinde yer aldığı
"Yönetmen Tiyatrosuna Karşı" adlı kitabımdan
aktarılmıştır.)
"Ölüleri Gömün" (Bury the Dead) Irwin
Shaw'un en başarılı, en tanınmış tiyatro oyunudur. Bugün, çağdaş
tiyatro klasikleri arasında "yerini sağlam biçimde almış" olan bu
oyun; fantastik bir tiyatral duruma dayandırılmış, oldukça
natüralist, "oldukça sert biçimde eleştirel" bir içerik'e sahiptir.
"Ölüleri Gömün", ayağa kalkan altı ölü askerin
öyküsünü anlatır. Bu altı ölü asker, oyunu 1936'da yazmış olan Irwin
Shaw'un deyişiyle, "yarın akşam başlayacak olan savaşın ikinci
yılı"nda ölmüşlerdir ve gömülmeyi reddetmektedirler. Anneleri,
sevgilileri, akrabaları dahil tüm çevredekiler (komutanları, silah
arkadaşları, gazeteler, kilise, tüm vatandaşlar) kısacası, bütün bir
toplum; bu altı ölü askeri gömülmeye ikna etmek için uğraşır. Ama
onların gömülmeyi reddetmek için oldukça mantıklı, oldukça insani ve
oldukça "antimilitarist" nedenleri vardır.
"Ölüleri Gömün", işte bu tokat gibi şiddetli antimilitarist
konusuyla, dünya tiyatro repertuarının savaşa karşı en yaratıcı, en
sarsıcı, en vurucu, en soylu cevabı olmuştur. Ne var ki "Ölüleri
Gömün" adlı bu antimilitarist şaheser; Türkiye Cumhuriyeti'nin
Devlet Tiyatrosu tarafından bile repertuara kabul edildiği halde;
Türkiye'de demokrasinin ve antimilitarizmin şampiyonu geçinen
Fazilet Partisi'nce reddedildi. Daha açık bir anlatımla, Fazilet
Partili İstanbul Belediye Başkanı tarafından İstanbul Şehir
Tiyatrosu'na atanan yöneticiler (Genel Sanat Yönetmeni Kenan
Işık ve Repertuar Kurulu Başkanı Şenol Demiröz
başta olmak üzere, İstanbul Şehir Tiyatrosu Repertuar Kurulu'nun
diğer üyeleri, Dinçer Sümer, Engin Uludağ,
Fikret Terzi, Beşir Ayvazoğlu)
"Ölüleri Gömün"ü, "hiçbir gerekçe belirtmeksizin" reddettiler.
Gerekçesiz ret cevabı, kurul başkanı Şenol Demiröz
tarafından yazılıp imzalandı. Oysa Şenol Demiröz,
bir tiyatrocu değildi. Tiyatronun adamı değil, "partinin" adamıydı.
Fazilet Partili İstanbul Belediye Başkanlarının, Önce Tayyip
Erdoğan'ın, sonra Ali Müfit Gürtuna'nın, kültür(?) danışmanıydı.
Fazilet Partisi'nin, Şehir Tiyatrosu içindeki "koluydu". Kısacası,
"Ölüleri Gömün", Şehir Tiyatrosu'ndaki Fazilet Partili
temsilcinin imzasıyla ve "gerekçesiz olarak" reddediliyordu.
Peki ama, Türkiye'nin antimilitarizm şampiyonu geçinen Fazilet
Partisi, sanatsal değeri ve antimilitarist içerik'iyle dünya
ölçüsünde tanınan bu olağanüstü oyun metnini acaba neden
reddetmişti? Yoksa metin sakıncalı mıydı? Korkmuşlar mıydı? Devletin
tiyatrosunda bile sakıncalı bulunmamış olan bu antimilitarist
metnin; İstanbul Şehir Tiyatrosu'na Fazilet Partisi'nce atanmış
yöneticiler tarafından sakıncalı bulunması mümkün müydü?
Antimilitarizmin, insan haklarının ve demokrasinin şampiyonu görünen
Fazilet Partisi, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun başına, "devletten
bile daha sansürcü" insanlar atamış olabilir miydi?
Yoksa sorun oyunun çevirisinde miydi? "Ölüleri Gömün" kötü
mü çevrilmişti? Demokrat ve antimilitarist Fazilet'in temsilcileri
bu oyunu yoksa içerik'i yüzünden değil de, çevirisi yüzünden mi
reddetmişti? Ne yazık ki, hayır. Hayır, metin de, çeviri de
harikaydı. Bu konuda söz söylemeye hakkı olan ve bu yazının sonunda
demeçlerini okuyacağınız on beş aydın ve sanatçı (Hamdi Alkan, Memet
Baydur, Cuma Boynukara, Metin Coşkun, Cevat Çapan, Mehmet Ege,
Selçuk Erez, Şahin Ergüney, Altan Erkekli, Özlem Ersönmez, Gürkan
Gür, Selim Gürata, İlhan Kantarcı, Nalan Örgüt, Toros Öztürk) hem
oyunu hem de çeviriyi heyecanla övüyorlardı.
Örneğin, oynanmış ve basılmış pek çok oyunu ve bu oyunlarla
kazandığı pek çok ödülü bulunan, oyun yazarı Cuma Boynukara,
"Kafatasının içinde beyin yerine pirzola bulunmadıktan sonra, bir
insanın böyle bir oyunu, üstelik de Coşkun Büktel çevirisinden,
okuyup da beğenmeyebileceğini düşünemiyorum" diyordu.
İngiliz edebiyatı ve Amerikan tiyatrosu profesörü Cevat Çapan,
oyunun dünyaca önemini belirttikten sonra, "Coşkun Büktel'in
'Ölüleri Gömün' adlı çevirisi ise, Shaw'un oyunundaki heyecan
verici tüm özellikleri, Shaw'a layık başarıyla Türkçe'de
canlandırıyor." diyordu.
Amerikan Sineması'nın en ünlü kadın yıldızlarını televizyon
ekranında başarıyla konuştuğu dublaj çalışmalarıyla da tanınan, ve
Ankara Devlet Tiyatrosu'nun en yetkin oyuncularından biri olan Özlem
Ersönmez, "... o sarsıcı oyunu sesli olarak okurken tüylerimin
ürperdiğini fark ettim. Büktel'in Türkçe'siyle konuşmak bir oyuncu
için şampanya içmek gibi nefis bir deneyim." diyordu.
Oxford University Press Eğitim Direktörü Toros Öztürk, seçimi ve
çevirisi için Coşkun Büktel'i kutlarken, "Ölüleri Gömün'ü
oynamamak tiyatral bir suçtur" diyordu.
Bu konuda daha neler dendiğini yazının sonunda okuduğunuzda, böyle
bir eseri reddeden kafaların, Fazilet Partisi tarafından İstanbul
Şehir Tiyatrosu'nun yönetimine neden getirildiğini anlamakta oldukça
zorlanacaksınız (veya tam tersine, "tencere kapağa uymuş" diyerek
hiç şaşırmayacaksınız).
Sözünü ettiğimiz "bu" kafalar, "Ölüleri Gömün" gibi
harikulade bir eseri, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu böyle mükemmel bir
eseri, üstelik de böylesine mükemmel bir çeviriyle sahnelemek ve
halka ulaştırmak imkanını; sırf, "bireysel husumetleri yüzünden"
reddetmişlerdir. Oyunun çevirmeni olan Coşkun Büktel'e karşı
duydukları "bireysel husumetleri" yüzünden...
Çünkü, Türk tiyatro esnafı üstüne
"SHAKESPEARE'SİZ HERİFLER" adlı
bir oyun da yayınlanmış bulunan Büktel; yıllardır, tiyatromuzun hem
"sahne üstünde" hem de "sahne ardında" oynanan çirkin oyunlarını
teşhir ediyor. Tiyatromuzda işlenen suçları, suçluları gizlemeden,
mutlaka "isim vererek", gazete ve dergi yazılarıyla eleştiriyor. Büktel'in bu yazılarından oluşan
"TÜRK TİYATROSUNDAN İNSAN
MANZARALARI" adlı 550 sayfalık zehir zemberek eleştiri kitabı; ona
Kenan Işık türünden pek çok düşman kazandırdı (Yücel Erten, Ahmet Levendoğlu, Macit Koper, vb.)
Coşkun Büktel, "Ölüleri Gömün"ü, önce tekst olarak ve
Devlet Tiyatrosu'na önermişti. Şehir Tiyatrosu Repertuar
Kurulu'ndaki üyeler gibi, DT Repertuar Kurulu'ndaki üyeler de,
Coşkun Büktel'in eleştiri yazılarına defalarca hedef olmuş
kişilerdi. DT'li üyeler de Coşkun Büktel'den hiç haz etmiyorlardı.
Ama "Ölüleri Gömün", öylesine mükemmel bir oyundu ve
Türkçe'ye öylesine mükemmel biçimde çevrilmişti ki, DT Repertuar
Kurulu üyeleri, oyunu DT repertuarına derhal kabul ettiler. Kabul
yazısı; Büktel'in sert eleştirilerine en fazla maruz kalan,
Büktel'in hışmından defalarca pay almış olan, DT Repertuar Kurulu
Başkanı Profesör Özdemir Nutku tarafından imzalanarak Büktel'e
gönderildi. Büktel'e en çok kızan insanlar bile, oyunu ve çeviriyi
onaylamak zorunluluğunu hissetmişlerdi.
Büktel, daha sonra, tüm oyun çevirilerini
"ELEŞTİREN OYUNLAR"
başlıklı bir kitapta topladı.
"ELEŞTİREN OYUNLAR" (biri telif dördü
çeviri) beş oyundan oluşan 200 sayfalık bir tiyatro antolojisiydi.
Bu kitaptaki tüm çeviriler,
THEOPE yazarı Coşkun Büktel'e yaraşan
bir özen ve ustalıkla çevrilmişlerdi. Büktel, bir dilekçeyle
başvurarak, "ELEŞTİREN OYUNLAR"
adlı antolojiyi, yani bu antolojideki
tüm oyunları, İstanbul Şehir Tiyatrosu'na önerdi.
Ama Fazilet Partili belediye tarafından finanse edilen İstanbul
Şehir Tiyatrosu, Coşkun Büktel'in
"ELEŞTİREN OYUNLAR"daki ("Ölüleri
Gömün" dahil) tüm oyun önerilerine, DT'ninkinden çok farklı bir
tepki gösterdi. İstanbul Şehir Tiyatrosu, Büktel'in
"ELEŞTİREN OYUNLAR" kitabındaki ("Ölüleri Gömün" dahil) tüm oyunları
reddetti.
(Diğer oyunlar hakkındaki itirazımız baki kalmak üzere, bu yazıda,
yalnızca "Ölüleri Gömün" hakkındaki itirazımızı dile getireceğiz.
Çünkü, DT'ye şimdilik yalnızca "Ölüleri Gömün"ü
önermiştik. Görüşlerini istediğimiz on beş aydın ve sanatçıya
"ELEŞTİREN OYUNLAR"daki tüm oyunları okutmak yerine, yalnızca "Ölüleri
Gömün"ü okutmuştuk. Yani şimdilik yalnızca "Ölüleri Gömün"ün
değeri hakkında bir kesinlik ya da bir konsensüs oluşturduk. O
nedenle şimdilik yalnızca "Ölüleri Gömün"ün hesabını
soruyoruz.)
Fazilet Partili belediye başkanınca atanmış genel sanat yönetmeni
Kenan Işık, ve Fazilet Partili Repertuar Kurulu
başkanı Şenol Demiröz, Büktel'e ret gerekçesi
göstermeye bile tenezzül etmiyorlardı. Büktel'in ödediği vergiler
sayesinde maaş almaya tenezzül eden, Büktel'in ödediği vergiler
sayesinde karınlarını doyuran bu "memurlar"; sırf, eleştirilerini
hazmedemedikleri Büktel tarafından çevrildiği için, Türkiye'ye çok
gerekli ve çok önemli bir oyunun, mükemmel bir çeviriyle halka
ulaşmasını engelliyorlardı. Bu,
elbette, dizi film çekimlerine makam arabasıyla gittiği için
gazetelere haber olan Kenan Işık çapındaki insanlara çok yakışan bir
davranış biçimiydi. Coşkun Büktel'in Kenan Işık ve
Şehir Tiyatrosu üstüne yazdıklarını bilenler için, Kenan Işık
gibilerin bu tür davranışları hiç de şaşırtıcı değildi. (Büktel,
Nisan 1996'da yayınlanan bir eleştiri yazısına, "İstanbul Şehir
Tiyatrosu Hangi Akla Hizmet Ediyor" başlığını atmıştı. Bakınız:
"TÜRK TİYATROSUNDAN İNSAN MANZARALARI", sayfa 481-502.)
İstanbul Şehir Tiyatrosu Repertuar Kurulu, Coşkun Büktel'in
"ELEŞTİREN OYUNLAR" kitabındaki oyunları öneren dilekçesine aylarca
(5 ay kadar) cevap vermedi. Seçimlerin yapılmasına dek "bekle gör"
taktiği uyguladı. Ve 18 Nisan seçimlerinin hemen ardından, kurul,
tiyatrocu olmayan başkan Şenol Demiröz'ün imzasıyla, 22 Nisan
tarihli bir resmi yazı göndererek, Coşkun Büktel'e "Ölüleri
Gömün"ün (ve diğer çevirilerinin) reddedildiğini, tek cümlelik
bir cevapla bildirdi. Ret için hiçbir gerekçe göstermeyen Fazilet
Partili Şenol Demiröz, "Çevirilerinizin Tiyatromuz Yönetim Kurulu'na
önerilmemesine karar verildi." demekle yetiniyordu. Gerekçe
göstermeye gerek duymayan Şenol Demiröz, herhalde, kurulun
hikmetinden sual olunamayacağını düşünüyordu. Kurul, Türk
tiyatrosuna adeta şu mesajı veriyordu:
Yeniden seçildik. 5 yıl daha başınızdayız. Güç bizde. Allame-i cihan
olsanız kâr etmez. Yok kaliteymiş, yok iyi çeviriymiş, iyi oyunmuş,
bizi bağlamaz. Vız gelir tırıs gider. Dünyanın en iyi oyunu bile
olsa, bir kalemde siler atar, kimseye de hesap vermeyiz. Sanat manat
bizim hiç umurumuzda değil. Bizi eleştireceksin, tiyatro çevresine
maskara edeceksin, sonra demokrasiye güvenerek, karşımıza geçip
"çevirdiğim şu oyunu oynayın" diyeceksin. Niye? "Çünkü çok iyi bir
çeviri, çok iyi bir oyun." Hah! Umurumuzdaydı sanki. Yok öyle
yağma!.. Bakın, İstanbul Belediyesi'nde seçimi aldık ve artık
tiyatroda takiyeye ihtiyacımız yok. Tavrımızı açıkça ilan ediyoruz:
Bizi eleştirmeyi düşünenler, bizim artık demokrasiye memokrasiye
pabuç bırakmayacağımızı, sanat manat gibi şeyleri hiç
takmayacağımızı, iyi bilsinler. Siyaset sahnesinde konjonktür gereği
demokrasi lafını ağzımızdan düşürmüyoruz, insan haklarını savunuyor
gibi yapıyor ve antimilitarist görünüyoruz diye, tiyatro sahnesinde
bizim demokratlığımıza güvenmeye sakın kalkışmasınlar. Seçim yapıldı
bitti. Tiyatroda demokrasiye hiç ihtiyacımız yok. Takiyeye de...
Şehir Tiyatrosu'nda artık güç bizde. Bize karşı çıkanlara, bizi
eleştirenlere, asla geçit vermeyeceğiz. Biz bu tiyatroyu zaten
sanattan hoşlandığımız için değil, mevzuat gereği, mecburen
sürdürüyoruz. Konjonktür yüzünden şimdilik kapısına kilit
vuramadığımız için sürdürüyoruz. Yoksa tiyatro miyatro umurumuzda
değil. Hatta tiyatroyu biz günah bile sayıyoruz. Günah
saymayanlarımız da var ama, kesin olan şu ki, tiyatrodan
hoşlanmıyoruz. Tiyatrodan
hoşlansak, tiyatronun başına Kenan Işık'ı Genel Sanat Yönetmeni;
Şenol Demiröz'ü Repertuar Kurulu Başkanı yapar mıydık? O makamlara
"bu kafaları" atar mıydık? Anlayın artık: Oyunların
iyi ya da kötü olması bize vız gelir. Bizim için bir oyunun iyi
olması önemli değil, yazarının "bize sadık" olması önemli.
Bu piyasada var olmak isteyen herkes
güçlüye, Kenan Işık gibi biat etmek, boyun eğmek zorunda. Güçlüye
teslim olmayan, güçlüden taraf olmayan, bertaraf olur. Bu, böyle
biline. (NOT: Tunca Arslan'ın yaptığı bu
kısaltmalar
―GÜNCELLEME,
Temmuz 2007: Arslan, kırmızı harfle belirttiğimiz bölümleri yazıdan
budayıp atmıştı.― Şehir
Tiyatrosu genel sanat yönetmeni Kenan Işık'ın
yazıya karşı öfkesini gidermeye yetmemiş olmalı ki, bu yazının
yayımlanmasından bir ay sonra, Şehir Tiyatrosu, o sıralar Papirüs'e,
her sayıda verdiği tam sayfa ilanları, vermekten vazgeçiverdi.
―GÜNCELLEME,
Temmuz 2007: Bugün, ardında İşçi Partisi ve Aydınlık'ın bulunmasına
rağmen, Papirüs de çoktan tarihe gömülmüş bir dergidir.)
Ama Fazilet Partisi'ne teslim olmayı düşünmeyen sanatçılar yine de
var. Yeterince iyi yazılmış ve iyi sahnelenmiş bir tek oyunun bile,
bütün partilerden daha güçlü ve kalıcı olduğuna inanan insanlar yine
de var. İşte o tür insanlar, Coşkun Büktel'in Irwin Shaw'dan
çevirdiği "Ölüleri Gömün" metni için, diyorlar ki:
Ölüleri Gömün'ün ilk okuma provasını unutamıyorum. Otuz
kişi kadardık. Sadece okumakla bile, hepimiz müthiş etkilenmiştik.
Aramızdan bazıları, kontrollerini kaybedip, göz yaşları içinde
kalmıştı.
(GÜRKAN GÜR Oyun yazarı / Yıldız Üniversitesi
Oyuncuları'nca sahnelenen "Ölüleri Gömün" prodüksiyonunun yönetmeni.)
Theope'nin yaratıcısı olan Coşkun Büktel, çevirilerinde
bile farkını ve yaratıcılığını derhal hissettiriyor. Ölüleri Gömün
adlı çevirisinde, sahne dilini, her zaman olduğu gibi, yine bir
virtüöz ustalığıyla kullanmış. Bana öyle geliyor ki, herhangi bir
insan bile, en sıradan insan bile, eğer orman kaçkını bir barbar
değilse, Ölüleri Gömün çevirisini, heyecan duymadan
okumayı, asla başaramaz.
(NÂLÂN ÖRGÜT DT sanatçısı / Van Devlet
Tiyatrosu Müdürü)
Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün adlı eserini ilk okuduğum
zaman, oyunun dramatik yapısının sağlamlığı ve bir o kadar da Coşkun
Büktel'in akıcı ve güzel çevirisi ilgimi çekmişti. Zaten o yüzden,
bu oyunun seyirciyle mutlaka buluşmasını istedim ve Ölüleri
Gömün'ün hiç değilse Kültür-Sen imkanlarıyla bir okuma
tiyatrosu olarak seyirciye sunulmasını önerdim.
(ŞAHİH ERGÜNEY Ankara Devlet Tiyatrosu
Sanatçısı / Kültür-Sen Yönetim Kurulu Üyesi)
Coşkun Büktel'in çevirdiği oyunlardan oluşan
Eleştiren Oyunlar
başlıklı kitabın kapağında, şu iddialı ve kışkırtıcı ibare yer
alıyor: "Türkçe'yi en iyi kullanan oyun yazarından en yetkin
yazarların, en yetkin çevirileri." Bu yargıya tümüyle
katılıyorum. Çok iyi seçilmiş, ve Türkçe'de benzeri olmayan bir
yetkinlikle çevrilmiş oyunlar. Hele "Ölüleri Gömün", müthiş!...
(İLHAN KANTARCI Ankara Devlet Tiyatrosu
Sanatçısı)
Irwin Shaw'un "Bury The Dead" adlı oyunu, dünya tiyatro
edebiyatında yerini sağlam biçimde almış, bizim savunmamıza hiç
ihtiyacı olmayan çağdaş bir klasiktir. Coşkun Büktel'in "Ölüleri
Gömün" adlı çevirisi ise, Shaw'un oyunundaki heyecan verici tüm
özellikleri, Shaw'a layık bir başarıyla Türkçe'de canlandırıyor.
(CEVAT ÇAPAN Şair/Çevirmen / İngiliz
Edebiyatı ve Amerikan Tiyatrosu Profesörü)
Ölüleri Gömün, savaşa ve militarizme karşı şiirsel ve
yaratıcı bir destan. Türkiye'nin bu oyuna şiddetle ihtiyacı var. Ve
ne mutlu Türk tiyatrosuna ki, Ölüleri Gömün'ün Türkçe'de
nefis bir çevirisi var. Tüm tiyatrocular, Coşkun Büktel'e minnettar
olmalıyız.
(HAMDİ ALKAN Yıldız Teknik Üniversitesi
Oyuncuları Genel Sanat Yönetmeni)
"Ölüleri Gömün" konusu, içeriği, teması ve başarılı
çevirisiyle çok çarpıcı ve önemli bir oyun.
(ALTAN ERKEKLİ Ankara Sanat Tiyatrosu, AST,
oyuncusu)
Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün adlı oyunu, özellikle içinden
geçmekte olduğumuz dönemde, konusuyla ve Coşkun Büktel tarafından
yapılmış çevirisiyle, her tiyatronun repertuarına onur verecek bir
oyun. Ayrıca belirtmeliyim ki, ödenekli tiyatrolarımızda tiyatro ile
ilgili kararların altında "partililerin" değil, "tiyatrocuların"
imzası olmalıdır.
(MEMET BAYDUR Oyun yazarı)
"Ölüleri Gömün"ü oynamamak, tiyatral bir suçtur. Harika bir
oyun ve oyundan hiç de aşağı kalmayan şiirsel bir çeviri. Seçimi ve
çevirisi için Coşkun Büktel'i kutluyorum.
(TOROS ÖZTÜRK Oxford University Press Eğitim
Direktörü)
Coşkun Büktel'in Irwin Shaw'dan çevirdiği Ölüleri Gömün
adlı o sarsıcı oyunu sesli olarak okurken, duyduğum tiyatral
heyecanla tüylerimin ürperdiğini fark ettim. Büktel'in Türkçesiyle
konuşmak bir oyuncu için şampanya içmek gibi nefis bir deneyim.
(ÖZLEM ERSÖNMEZ Ankara Devlet Tiyatrosu
oyuncusu)
Vahşetin, şiddetin ve barbarlığın kol gezdiği günümüzde, Irwin
Shaw'un yazdığı ve Coşkun Büktel'in çevirdiği Ölüleri Gömün
adlı oyunu okurken, insan sevgisinin ve yaşama sıcaklığının bir anda
içimi sardığını hissettim. Büktel'in, bu kadar evrensel ve insancıl
bir oyunu dilimize kazandırması, gerçekten övgüye değer bir çaba.
İnanıyorum ki, oyun sahnede hayat bulduğu zaman, günümüz seyircisine
de çok şey hissettirecek ve kazandıracaktır.
(SELİM GÜRATA DT Sanatçısı / Bursa Devlet
Tiyatrosu Eski Müdürü)
Coşkun Büktel'e hak veriyorum: "Ölüleri Gömün, savaşı ve
militarizmi destekleyenlere karşı dünya tiyatro repertuarında yer
alan en yaratıcı, en sarsıcı, en vurucu, en soylu cevaptır".
Kafasının içinde beyin yerine pirzola bulunmadıktan sonra, bir
insanın böyle bir oyunu, üstelik de Coşkun Büktel çevirisinden,
okuyup da beğenmeyebileceğini, düşünemiyorum.
(CUMA BOYNUKARA Oyun yazarı)
Ölüleri Gömün'ün bazı çağdışı kafalarca gömülmeye
kalkışılması, ben merkezci kişisel bir tavır olmaktan öteye gidemez.
Sanatın ortak yaratımcılığına inananların bu engeli yan yana gelerek
çok kısa sürede aşacaklarına inanıyorum. Ölüleri Gömün adlı oyunun
ve çevirisinin değeri bu inancımı ayrıca güçlendiriyor.
(MEHMET EGE Oyuncu ve yönetmen / Devlet
Tiyatrosu Eski Genel Müdürü)
Sevgili Coşkun Büktel,
Irwin Shaw'un, dünya tiyatrosundaki seçkin yapıtlar arasında yer
alan Ölüleri Gömün adlı piyesini, temiz ve akıcı bir Türkçe
ile repertuarımıza kazandırmanız beni mutlu etmişti.
Şimdi, (Kenan Işık yönetimindeki CB) İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun bu oyunu reddettiğini öğrendim.
Ret yazısının altındaki imzanın (Şenol
Demiröz CB) sanatla ne tür bir ilişkisi olduğu
konusunda bir bilgim yok. Kendisi bir sanatsever olabilir, ancak
sanatsal bir konuda karar verebilmek için, bu, yeterli bir kriter
değildir.
Ülkemizin en eski tiyatrosu olan bu kurumun oyun seçiminde,
"sanatçı" kariyeri tartışmaya açık olmayan kişilerin söz sahibi
olması, vazgeçilmez talebimiz olmalıdır. Bu konuda yapılacak her
türlü çalışmaya elimden geldiğince katkıda bulunacağımı bilmenizi
isterim.
Dostlukla.
(METİN COŞKUN Ankara Sanat Tiyatrosu, AST,
oyuncusu / Yeni Tiyatro kurucusu ve sanat yönetmeni)
Oyun, Irwin Shaw'un ünlenmesine yol açmış, çok önemli bir yapıttır,
harbin us dışılığını ince zekâsının ürünü buluşlarla yansıtır: Ölmüş
ama gömülmeye karşı gelen askerler, bu davranışlarını yadırgayan
asker ve sivil fanilerin her yola başvurup onları gömmeye
çalışmalarına karşı direnirler.
(...)
Oyun, sadece harbe karşılığı nedeniyle değil, konunun zekice
incelenmesi ve diyalogların sürükleyiciliği açısından da dünya oyun
edebiyatının önemli bir yapıtıdır.
Büktel, bu oyunu gayet güzel bir Türkçe'ye çevirmiş, bunu yaparken de
okuyacak ve izleyeceklerin en güç beğenenlerini bile doyuracak bir
ürün oluşturmuştur.
Bir çok sıradan, kof yapıtın sergilendiği tiyatrolarımızın
repertuarlarında arada sırada böyle nitelikli eserlerin de yer
almasını dilerim.
(SELÇUK EREZ Yazar / İstanbul Şehir Tiyatroları
Yönetim Kurulu eski üyesi)
Ölüleri Gömün adlı çeviriniz dramaturgi raporu ile birlikte
incelenerek Edebi Kurul'un 26/12/1998 gün ve 1421 sayılı
toplantısında kabul edilmiştir. Bilgilerinizi rica eder, yeni
çalışmalarınızı bekler, başarılar dilerim. Saygılarımla.
(ÖZDEMİR NUTKU DT Edebi Kurul Başkanı /
Çevirmen / Tiyatro profesörü)
Sayın Coşkun Büktel,
İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'na çevirerek göndermiş
olduğunuz Frank Weekend'in Tenor, Alice Gerstenberg'in
Dokundurmalar, Serafin
ve Joaquin Alvarez Quintero'nun ortak çalışması
Güneşli Bir Sabah,
Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün
adlı oyunları okundu ve 19 Mart 1999 tarihli Repertuar Kurulu'nda
değerlendirildi. Çevirilerinizin tiyatromuz Yönetim Kurulu'na
önerilme-mesine karar verildi. Repertuar Kurulu'nun kararını
bilginize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
(ŞENOL DEMİRÖZ İstanbul Belediyesi Şehir
Tiyatroları Repertuar Kurulu Başkanı; İstanbul Anakent
Belediyesi'nin önce Refah sonra Fazilet Partili kültür danışmanı)
(Kaynak: Papirüs
, Mart 2000)
Not: Bu yazıya, yazıda suçlanmış,
başta genel sanat yönetmeni Kenan Işık ve Repertuar Kurulu başkanı
Şenol Demiröz olmak üzere, Şehir
Tiyatrosu yöneticilerinin hiçbiri cevap vermemiştir.)
Coşkun Büktel
"YÖNETMEN TİYATROSU"NA KARŞI
"Bir Shakespeare ve Nazım Hikmet Savunması"
sf:315-325 / 1. Basım: Eylül 2001 / Kaknüs Yayınları
NOT: "Ölüleri Gömün Skandalı"nın 3 nolu
bölümünde Büktel'in Şehir Tiyatrosu yöneticilerine verdiği
dilekçenin tam metnini ve Şehir Tiyatrosu'nun "cevabını" sunacağız.
"ÖLÜLERİ
GÖMÜN" SKANDALI:
Yazıların tümü Coşkun Büktel tarafından yazılmış ve tarih sırasıyla
sıralanmıştır.
1.
Neler Olmuştu?
2.
Devlet Tiyatrosu "Evet" dedi, Şehir Tiyatrosu
"Hayır" diyor
3.
Büktel'in dilekçesi ve Şehir Tiyatrosu'nun
"cevabı"(!)
4.
2003 Yılındaki bir röportajda neler demiştim?
5.
Skandal konusunda Mustafa Demirkanlı'nın
iftiralarını Hilmi Bulunmaz nasıl yanıtladı?
6.
2007 Yılındaki Vatan gazetesi röportajında
neler dedim (demiş oldum)?
7.
KÜltür Bakanı Ertuğrul Günay, DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'i Derhal
Görevden Almalıdır
8.
Firuzan
Tercan Olayına dair Büktel Yorumuna Sansür
9.
"Ölüleri Gömün" bir kez daha DT sezon programında
10.
Ölüleri Gömün / İlk Temsilden Sonra Sıcağı
Sıcağına
11.
Yaşam Kaya'nın "Ölüleri Gömün" eleştirisinin eleştirisi
12.
Büktel ile
DT arasındaki "Ölüleri Gömün" sözleşmesi
|