
PANZEHİR KİTAP
“TÜM DİNLERE VE ‘MÜSLÜMAN
TOLSTOY’ İDDİALARINA TOLSTOY’UN CEVABI"
Coşkun Büktel
Bu yazının
editoryal nedenlerle
tarafımdan
kısaltılmış
bir
versiyonu Cumhuriyet’in kitap ekinde (15 Aralık 2005) çıkmıştı.
Yazının
tam metni, ilk kez olarak, yayınlanıyor.
Bu yazının
konusu olan
"Tolstoy'un Cevabı"
(E Yayınları, 2005)
başlıklı kitap, 2007 yılında, yazarı
Acar Burak
Bengi tarafından
üçte bir oranında genişletilmiş" ve o
genişletilmiş versiyon,
"Sansürlenen Tolstoy" (Yokuş
Yayınları, 2007) başlığıyla, yayınlanmıştır.
“Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da,
hakikati söyleyin!”
Hz. MUHAMMED
“Hikayemin –tüm benliğimle sevip tüm güzelliğiyle
çizmeye çalıştığım, dün, bugün ve yarın hep güzel olan–
kahramanı
Hakikat’tir.”
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Yalanın bir tür zehir olduğunu kabul
edersek, Acar Burak Bengi’nin, Kasım 2005’te, E Yayınları’nda çıkan,
“Tüm Dinlere ve ‘Müslüman Tolstoy’ İddialarına, TOLSTOY’un
CEVABI” adlı kitabını da bir tür panzehir olarak kabul
edebiliriz.
Acar Burak Bengi’yi bir kitap yazmak
zorunda bırakan kitabın adı, “Hz. MUHAMMED” idi ve Karakutu
Yayınları tarafından basılmıştı. Kitabın kapağında, en üstte ve
koskocaman harflerle, yazarın adı yer alıyordu: TOLSTOY.
Tolstoy’un Hz. Muhammed hakkında bir kitap
yazmış olduğunu zannettiniz, değil mi? Yanıldınız. Bu, Tolstoy’un
Hz. Muhammed hakkında yazdığı bir kitap değil, onun Hadislerinden
yaptığı küçük bir seçmeyi (derlemeyi) içeren bir kitap.
Kitabın aslı
Karakutu Yayınları’nca basılan “Hz.
MUHAMMED” adlı kitabın Rusça orijinali, 1910’da, Tolstoy
tarafından (kendi yayınevinde) basılmış. 1910 tarihli bu Rusça
orijinalin kapağını ve tam metnini, açık ve okunur olarak, (ancak ve
yalnızca) Acar Burak Bengi’nin
“TOLSTOY’un CEVABI” adlı
kitabında sunduğu fotokopilerde görüyoruz:
Kitabın 1910 tarihli orijinalinde, kapağın
en üstüne büyük harflerle ana başlık yazılmış: “MUHAMMED’İN
HADİSLERİ”. Ana başlığın altında daha küçük harflerle bir alt başlık
var: “Kur’an’a Girmemiş Olanlar”. Alt başlığın da altında
“Derleyen: L. N. Tolstoy” ibaresi yer alıyor. Evet,
Tolstoy’un bizzat kendi yayınevinde yayınladığı kitabın adı
“MUHAMMED’İN HADİSLERİ”. Bu kitabın kapağında Tolstoy’un adı
“Derleyen” olarak geçiyor.
Peki ama, Hz. Muhammed’in “tekmil”
hadislerini Arapça asıllarından yapılmış çevirileriyle okumak
imkânına sahip Türk okurların, bu hadisleri (üstelik hepsini değil,
çok azını) Tolstoy’dan öğrenmeye ihtiyaçları var mı? Yok.
Tolstoy’un, 1910’da, Ruslar için “derlediği” (yazdığı değil,
“derlediği”) bu küçük kitapçığın, orijinal biçimine sadık kalınarak
basılsa, Türkiye’de satılma şansı yok.
Bir satış taktiği:
“GİZLENEN(!) KİTAP”
O halde, bu kitabı “satıcı” hale getirmek
için ne yapmak gerek? Tabii ki, bir biçimine getirip, onu
sansasyonel kılmak gerek. Karakutu yöneticileri, kitabı sansasyonel
(yani “satıcı”) kılmak için, her yöntemi kullanmışlar:
Her şeyden önce kitabın bir derleme kitabı
olduğunu hiç değilse “vitrinde” (yani ön kapakta) gizlemeye karar
vermişler. Tolstoy’un adını kitabın derlemecisi gibi değil, kitabın
yazarı gibi, ön kapağın en üstüne ve koskocaman harflerle yazmışlar.
Kitabın bir Hadisler derlemesi olduğu hiç değilse “vitrinde” belli
olmasın diye, kitabın orijinal adından Hadislerle ilgili ifadeyi
çıkarıp, kitabı sadece “Hz. MUHAMMED” adıyla yayınlamışlar.
Böylece, “vitrine” bakmakla yetinen kişilerin, kitabı, Tolstoy
tarafından yazılmış bir Hz. Muhammed incelemesi veya biyografisi
zannetmeleri sağlanmış.*

Peki, Karakutu yöneticileri bununla
yetinmişler mi? Hayır! Kapaktaki Tolstoy adının hemen altına, küçük
harflerle şu ibareyi yerleştirmişler: “Ünlü Rus Yazar’ın İslam
Peygamberi ile İlgili Kayıp Risalesi” Kayıp mı?! Vay canına!
Çok enteresan! Oysa, “ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin!”
diyen İslam Peygamberinin öğüdüne uysalardı, Karakutu yöneticileri
ibareyi şu biçimde yazacaklardı: “Ünlü Rus Yazar’ın İslam Peygamberi
Hadislerinden Yaptığı Derleme”.
Peki, Karakutu yöneticileri, “vitrinde”
kitabın Hadisler derlemesi olduğunu gizlemek ve kitabı Hz.
Muhammed’le ilgili “Kayıp Risale” diye sunmakla yetinmişler
mi? Hayır! Kitabın ön kapağına, başlığın altına, kalın ve kırmızı
bir şerit içinde, koskocaman majüskül harflerle “GİZLENEN KİTAP”
diye gayet çarpıcı bir ibare daha yazmışlar.
“Gizlenen Kitap” mı? Acaba
kitabın aslında Tolstoy tarafından yazılmadığını okurlardan
gizlemeye çalıştıkları için mi “Gizlenen Kitap”?... Acaba
kitabın aslında bir Hadisler derlemesi olduğunu okurlardan gizlemeye
çalıştıkları için mi “Gizlenen Kitap”?... Acaba neden
“Gizlenen Kitap”?... Artık bu “esrarengiz” kitapla ilgilenmemek
mümkün mü? Değil. Mecburen, bu “Gizlenen Kitabı” elinize alıp
incelemeye başlıyorsunuz.
“Lev Molla-yeviç
Tolstoy”
Arka kapağa baktığınızda, oradaki
yazıların tamamını okursanız, evet, kitabın bir Hadisler derlemesi
olduğunu anlıyorsunuz ama, geçmiş ola!.. Çünkü bunu anlayıncaya
kadar, arka kapağın en görünür yerinde, daha önemli bir başka
sürprizle karşılaşıp, zokayı çoktan yutmuş oluyorsunuz. Çünkü arka
kapağın en üstünde, bir Tolstoy fotoğrafının hemen yanında, size,
Tolstoy’un ağzından, Tolstoy imzasıyla, Müslümanlığı öven şu sözler
sunuluyor:
“Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da
benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hristiyanlık’tan) mukayese
edilemeyecek kadar yüksekte duruyor. Eğer insan, seçme hakkına sahip
olsaydı, aklıbaşında olan her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden
Muhammediliği; tek Allah’ı ve onun Peygamberini kabul ederdi.”
Vay namussuz KGB!
Tolstoy’dan yapılan alıntının altında,
Karakutu’nun arka kapak yazısı var. Yazıda Tolstoy’un Müslüman
olduğu iddia edilerek, ön kapaktaki “Kayıp Risale” ve
“Gizlenen Kitap” ibarelerine şu satırlarla açıklık getiriliyor:
“Rus halkı ve özellikle Rus aydınları,
L. N. Tolstoy’u ilahi bir kuvvete sahip gibi seviyorlardı ve onun
İslamiyeti kabul etmesinin duyulmasının Rus toplumu içinde İslam’a
güçlü bir akım başlatabileceğini biliyorlardı. Bu yüzden de
Tolstoy’un Hz. Muhammed’in hadislerinden derlediği kitapçığını KGB
gibi Rus istihbarat birimleri gizli tutmaya, unutturmaya ve
basılmasını engellemeye çalışıyorlardı.”
İyice meraka kapılıp (bir başka deyişle
“oltaya takılıp”) kitabı karıştırmaya başlıyor ve belki de, Önsöz
bölümündeki (sayfa 7) şu cümleyi de okuyorsunuz:
“Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler
Birliği döneminde L. N. Tolstoy’un eserleri tekrar tekrar basılırken
‘Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’e Girmeyen Hadisleri’ derlemesi nedense
hiç yayımlanmamıştır.”
Karakutu’nun
“karakuşi” iddiaları
Vay canına! Tolstoy meğerse Müslümanmış!
Neden hiç haberimiz olmadığı anlaşılıyor. SSCB döneminde kitap, KGB
tarafından sansür edilerek, yıllarca gizlenmiş, unutturulmaya
çalışılmış. Vay namussuz Ruslar!
Artık zokayı yutup oltaya takıldığınız
için, gişeye doğru “çekiliyorsunuz”. Sizde ilgilendikleri tek şeyi,
“paranızı” alıp, sizi elinizde kitapla gönderiyorlar. Avlandınız.
Sizinle artık, kılçıkla ilgilendiklerinden daha fazla
ilgilenmiyorlar. Evinize gidiyor ve kitabı okuyorsunuz. Parasal
olarak avlanmakla (yani tavlanmakla) kalmıyor, ön kapak ile arka
kapak arasında yer alan gerçek dışı ve tahrif edilmiş bir sürü
malumatla da ayrıca etkileniyor, dezenforme ediliyorsunuz.
Peki bu kitaptan etkilenen insanların
sayısı nedir?
Künye sayfasından öğrendiğimize göre,
kitap, ilk kez, Mayıs 2005’te, 10 bin adet basılmış. Ekim 2005’e
kadar 8 baskı yapmış ve her baskıda yine 10 biner adet basılmış.
Korsan baskıları da hesaba katarak, kitabın 100 bin adet sattığını
ve birkaç yüz bin kişi tarafından okunduğunu tahmin edebiliriz.
(Şimdilik.) (Yani 2005 yılı itibarıyla.)

Türkiye’de bir
“Tolstoy araştırmacısı” var
Bu rakamlar, Acar Burak Bengi’nin yazdığı
“TOLSTOY’un CEVABI” adlı “panzehir” kitabın ne kadar önemli
bir misyon gerçekleştirdiğini göstermeye tek başına yeterlidir.
Bengi, dünya edebiyatının en büyük devlerinden biri olan Tolstoy
hakkında, koca bir ülkenin dezenformasyona uğratılmasına, ülkedeki
tek “Tolstoy araştırmacısı” olarak, tek başına karşı çıkıyor.
Örneğin ne yapıyor? Karakutu’nun ön
kapakta sunduğu “Kayıp Risale” ve “Gizlenen Kitap”
ibarelerini ve “KGB gibi Rus istihbarat birimleri gizli tutmaya,
unutturmaya ve basılmasını engellemeye çalışıyorlardı.”
teranelerini,
kaynak göstererek yalanlayıp, bir fiskede tarumar
ediyor.
Acar Burak Bengi’nin “Tolstoy’un
Cevabı” adlı kitabından öğreniyoruz ki, Tolstoy’un "Muhammed’in Kur’an-ı
Kerim’e Girmeyen Hadisleri" derlemesi,
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde “yayınlanmıştır”.
Bengi’nin kitabından öğreniyoruz ki: SSCB
döneminde, Tolstoy’un bütün eserleri, en basit gündelik notları ve
müsveddeleri bile içeren 90 ciltlik bir külliyat halinde
yayınlanmıştır. Bu 90 ciltlik külliyatın yayınlanması 1928’te
başlamış, 1958’de sona ermiştir. Tolstoy’un "Muhammed’in Kur’an-ı
Kerim’e Girmeyen Hadisleri" derlemesi, külliyatın 40.
cildindedir.
Bengi sayesinde anlıyoruz ki: Karakutu
Yayınları’nın yöneticileri, Türkiye’de Acar Burak Bengi gibi bir
“Tolstoy araştırmacısı” bulunabileceğine ihtimal vermediklerinden, meydanı
boş zannettiklerinden, Rusça’daki 90 ciltlik koskoca Tolstoy
külliyatını görmezden gelerek, Türk okurlarından gizleyerek (yani
KGB’ye yakıştırdıkları "halktan gizleme" suçunu bizzat kendileri
işleyerek) Tolstoy’un “derlediği” Hadisleri, Türk halkına “Kayıp
Risale” ve “Gizlenen Kitap” diye sunmuşlar. Aslı
olmayan bu sansasyona, bir de “Tolstoy’un Müslümanlığı” temasını
katmışlar. Bu temayı güçlendirmek için, kitaba Tolstoy’un
derlemediği Hadisler ekledikleri gibi, Tolstoy’un derlediği
Hadislerden bazılarının anlamını da bozmuşlar. Yani “ne kadar
acı (ve az kârlı, CB) olsa da hakikati söyleyin”
şeklindeki öğüde aldırmayarak, hakikate sadık kalmayı umursamayarak,
kitabı yüz bine yakın satmayı başarmışlar(!)
Hakikate sahip
çıkmak
Acar Burak Bengi
“TOLSTOY’un CEVABI”
adlı kitabında, Karakutu’nun “karakuşi” iddialarını
(niteleme Bengi’ye ait) orijinal belgelerle ve gayet yaratıcı akıl
yürütmeleriyle, birer birer çürütüyor. O iddiaları dalga vurmuş
kumdan kaleler gibi yıkıp darmadağın ediyor. Karakutu’nun belgeler
üzerinde yaptığı “akıllara zarar” tahrifatı, bir edebiyat detektifi
gibi iz sürerek, deşifre ediyor. “Tolstoy’un Müslümanlığını”
kanıtlamak amacıyla Karakutu tarafından yanlış yorumlanarak, yanlış
yansıtılarak, sansürlenerek Hadisler kitabına eklenmiş mektup ve
anekdotları, sağlam bir mantıkla değerlendirip asıllarına rücu
ettiriyor. Çeviri ve aktarma esnasında yapılan yanlışları (Rusça
çevirmeni Mazlum Beyhan’ın da desteğiyle) saptayıp hakikate sahip
çıkıyor. Tahrifatı teşhir edip, saptırılan hakikatleri ıslah ediyor.
Lev Nikolayeviç Tolstoy’u (Bengi’nin enteresan benzetmesiyle
söylersek) “Lev Molla-yeviç Tolstoy”a dönüştürmeye çalışan Karakutu
Yayınları’nın pragmatik yayıncılık anlayışına karşı, okurları
bilgili, donanımlı, haberdar, uyanık ve “bağışıklı” kılıyor.
Acar Burak Bengi,
“TOLSTOY’un CEVABI”
adlı “panzehir” kitabında, ülkemize egemen olan “karakuşi”
yayıncılık anlayışını teşhir etmekle yetinmiyor. Tolstoy’un din
konusundaki (onu aforoz eden Kilise taassubuna ve Karakutu’nun
“Müslüman Tolstoy” imajına) aykırı görüşlerini, açık, berrak ve
yaratıcı bir dille betimleyen Bengi, “özel” ama gayet net bir
Tolstoy portresi çiziyor. Tolstoy’u, “özel” bir yönüyle de olsa,
Türkçe’de ilk kez, “anlaşılır” kılıyor. Sonuçta, Robinson Crusoe ya
da Don Quijote gibi herkesin okumaya gerek duymadan bildiğini ve
tanıdığını sandığı Tolstoy hakkında, ezber bozan, dudak uçuklatan,
yepyeni ve “özel” bir perspektif sunuyor.
Şu sırada, Tolstoy üzerine, yaklaşık 400
sayfayı bulacak “genel” ve kapsamlı bir inceleme kitabı yazmakta
olduğunu bildiğimiz Acar Burak Bengi,
“TOLSTOY’un CEVABI”
adlı bu “özel” kitabıyla, Tolstoy’un fikir dünyasına farklı bir kapı
aralayarak, Türk edebiyatına gayet zihin açıcı, gayet anlamlı ve
önemli bir katkı yapıyor.
Coşkun Büktel / Aralık
2005
* “Hz.
MUHAMMED”in Önsöz bölümünde (sayfa 11) kitabın orijinal adının
niçin değiştirildiği şöyle açıklanıyor:
“Bizce bu
isim (yani orijinal isim: “Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’e Girmeyen
Hadisleri”. CB) yanlıştı. Çünkü Kur’an, Allah kelâmıdır. Hadis ise
Hz. Muhammed’in sözleridir. Doğrudur, Hz. Muhammed, seçilmiş bir
kuldur ama yıne de kuldur. Bu konuda biz de, Tolstoy’un risalesinin
isminin ‘Hz. Muhammed’ olarak sunulmasının daha doğru olduğunu
düşündük.”
Seçilen ismin “daha doğru” değil ama “daha satıcı” ve “daha yanıltıcı”
olduğu kesindir. “Daha doğru” bir isim aransaydı,
belirtilen sakıncayı gidermek için, Kur’an-ı Kerim’e
Girmeyen” ibaresinin çıkarılmasıyla yetinilerek, orijinal
isim şu hale getirilebilirdi: “Hz. MUHAMMED’İN HADİSLERİ”.
Böylece, kısaltmaya rağmen, kitabın adı, kitabın “hakiki”
hüviyetini gizlememiş olurdu. Ama belli ki, Karakutu “daha
doğruyu” ya da “hakikati” değil, (yanıltıcı da olsa) “daha
satıcıyı” aramış.
Acar Burak Bengi'nin eserleri ve biyografisi için lütfen
TIKLAYINIZ!
|