Radikal
Kitap'ın yayınlamadığı düzeltme yazısı:
"THEOPE" HAKKINDAKİ
BAZI ŞEHİR EFSANELERİNE DAİR
Coşkun Büktel
Aşağıdaki yazıyı, Radikal Kitap dergisinde "Theope"yle
ilgili olarak yayınladıkları bazı yanlış bilgileri düzeltmeleri
için, Radikal Kitap yöneticilerine (Tuğrul Eryılmaz, Cem Erciyes)
göndermiştik. Tuğrul Eryılmaz'ın cevap hakkımızı kullandıracakları
konusunda garanti vermesi üzerine, Radikal Kitap dergisinin diline
ve formatına uygun biçimde kaleme aldığımız bu kısa yazı, ne yazık
ki, Cem Erciyes engeline takıldı ve Radikal Kitap'ta yayınlanmadı.
(Cem Erciyes, yıllar önce, Radikal'in tiyatro muhabiri rahmetli
Şehnaz Pak'ın, bir foto muhabiriyle evime gelip, benimle Radikal
gazetesi adına yaptığı röportaja da izin vermemişti. Bakınız:
"Rezaletin 'Son Sahne'si".)
Yaptığım, telefon görüşmesinde, düzeltme yapmaları
için ısrar etmem üzerine, Cem Erciyes, "Yazınızı yayımlamak
istemiyorum. Düzeltme diye ısrar ederseniz, bir cümlelik bir
düzeltme yayınlarım ama bundan sonra sizinle hiçbir biçimde diyalog
kurmam" dedi. Radikal demokrat Cem Erciyes, düzeltme isteyen bir
yazarı, bir daha hiçbir kitabıyla ilgili tanıtma yazısı
yayınlamamakla tehdit edebilecek tıynette bir insandı ve ne yazık
ki, Radikal Kitap gibi çok satışlı bir kitap dergisinin en önemli
mevkiine getirmek için, Radikal yöneticileri böyle insanları tercih
ediyorlardı. Düzen böyle kurulmuştu. Liyakat değil, velinimete
sadakat önemliydi. O yüzden, radikal olmak ve düzeni
eleştirmek bile, böylelerine kalıyordu. (Erciyes'in yayınladığı
"Düzeltme" için metnin sonundaki EK BÖLÜM
2'ye bakınız.)
Yaygın medyanın bu düzeninde, sorunların bizzat
kaynağı olan insanlardan başkasının sorunlar konusunda söz hakkı
yoktu. Dürüst ve yetenekli insanların seslerinin "bizzat"
duyulmasına ve eserlerinin (şehir efsaneleriyle çarpıtılmamış
olarak) "adam gibi" tanıtılmasına, yaygın medya asla geçit
vermiyordu. (Benzer nedenler yüzünden, Acar Burak Bengi'nin de, Cem
Erciyes'le yaşadığı tartışmanın sonunda Erciyes tarafından nasıl
aforoz edildiğini okumak için, bakınız:
"Türkçe
Güvenilmemesi Gereken Bir Dildir"de son bölüm.)
29 Mayıs 2007 tarihli Radikal Kitap’ın 34. sayfasında, ikinci basımı
Çitlembik Yayınları’nca Mayıs 2007’de gerçekleştirilmiş olan
“Theope” adlı oyunum hakkında tek paragraflık, kısa ve imzasız bir
tanıtma yazısı yayınlandı. Kısa yazıda, “Theope”nin 2. baskı yaptığı
bile belirtilmezken, şöyle bir cümle yer alıyordu: “1988’de
tamamlanan ve 1993’te yayınlanan ‘Theope’ adını aynı adlı bir Yunan
tragedyasından alıyor.” (Bu metnin tamamı için,
bakınız EK BÖLÜM 1)
Hemen düzeltelim: “Theope” adlı bir Yunan tragedyası yoktur.
Radikal Kitap’ta yer almış olan o asılsız iddia, konuyu bilen
okurların zihninde, ister istemez, Prof. Özdemir Nutku tarafından
ortaya atılmış aynı mahiyette bir başka asılsız iddiayla birleşme ve Nutku’nun asılsız
iddiasını pekiştirme tehlikesini taşımaktadır. Tiyatro çevresinde
bilindiği üzere, Özdemir Nutku da, “17. Yüzyıl’da Fransa’da yazılmış
‘Theope’ adlı bir oyunun bulunduğunu” ileri sürmüş (Bakınız: Nutku,
"Coşkun
Büktel'e Cevap")
ve defalarca yalanlamış olmama rağmen
(Bakınız: "Özdemir
Nutku skandalı")
sayın Nutku ne bu asılsız iddiasının belgesini ya da kaynağını
ortaya koyabilmiş ne de bu asılsız iddiasından vazgeçtiğini
açıklayabilmiştir. O nedenle konuyu ve zihinleri bir kez daha
ısrarla berraklaştıralım:
Ne antik Yunan’da, ne Fransa’da, ne de dünyanın başka herhangi bir
yerinde, Büktel’in “Theope”si dışında “Theope” adlı bir başka eserin
varlığı kanıtlanabilmiş değildir.
Radikal Kitap’ta, “Theope”ye dair
ikinci yazı
8 Haziran 2007 tarihli Radikal Kitap’ın 27. sayfasında, “Theope”
üzerine, Abidin Parıltı imzasıyla ve
“Uğruna kentler yakılan kadın”
başlığıyla bu kez yarım sayfalık bir yazı daha yayınlandı.
(Yazıların içeriğine itiraz etsem de, kitabıma gösterilen bu ilgi
için, Radikal Kitap yöneticilerine teşekkür ederim.) Abidin Parıltı,
kitabımı “kendi halince” özetledikten sonra, “Kreon, Oidipus,
Eteokles…” isimlerinden oluşan bir ara başlık altında şunları
söylüyor:
“Kahramanlar çoğunlukla antik Yunan mitolojisinde önemli yerleri
olan isimlerdir. Kreon, Oidipus, Eteokles, Antigone, Kahin Teiresias
gibi…”
Özdemir Nutku’nun asılsız iddiası bilinirken, Radikal Kitap’taki tek
paragraflık yazıda bu asılsız iddiaya bir benzeri eklenmişken,
Parıltı’nın yazısından aktardığımız yukarıdaki ifadelerin de
okurları yanıltması gayet muhtemeldir. Okurların yanılmaması için,
bu tanıtma yazısında, asıl vurgulanması gereken şey, “Theope”de
tanınmış birtakım antik kahramanların da yer aldığı değil,
“Theope”nin buna rağmen, yeryüzünde hiçbir oyununkine benzemeyen
“özgün” bir hikayeye sahip olduğuydu. Parıltı, nedense, oyunun
ikinci baskıya ulaştığını belirtmeye gerek duymadığı gibi,
“özgünlüğünü” belirtmeye de gerek duymamış. (Arka kapak yazısında,
birtakım entelektüellerin, “Theope”yi alışılmadık ölçüde yücelten
ifadelerini (Örneğin, Hasan Ali Toptaş'ın "Büyülendim!"
dediğini) aktarmayı ise, Parıltı, belli ki, aklından bile
geçirmemiş.)
Bunların yerine, Parıltı, yazısının son paragrafında, benimle
polemiğe girmeye kalkışmış. “Theope Türk dilinde yazılmış en iyi
oyundur” demiş olmamı (hangi koşullarda ve niçin söylediğimi
açıklamaksızın) eleştirmiş ve kitabın önsözlerinde değinilen
polemikleri (nedenlerini ve mahiyetlerini açıklamaksızın) “eski
ve suyu çıkmış” diye tanımlayarak, (bir kitap tanıtma yazısı
için oldukça “saygısız ve ihtiyatsız” bir dille) aşağılamış.
Parıltı, bu karakuşi yargılarını daha uygun bir adreste (örneğin,
coskunbuktel.com’da) ortaya dayanaklar koyarak, daha geniş biçimde
(ve isterse çok daha keskin bir dille) benimle tartışmayı talep
ederse, kendisini zevkle cevaplarım.
(1)
Bakınız: Özdemir Nutku, “Coşkun Büktel’e Yanıt”
http://www.coskunbuktel.com/nutkubuktel000905.htm.
(2)
Bakınız: Theope Polemiği, “http://www.coskunbuktel.com/theopepolemigi.htm“
EK BÖLÜM
(Radikal Kitap'ta, "Theope" üzerine çıkan üç metin;
tarih sırasıyla)
THEOPE
Coşkun
Büktel, Çitlembik Yayınları, oyun, 164 sayfa
Coşkun Büktel, 'Theope'nin
önsözünde, oyunu yedi yılda tamamlayabildiğini belirtiyor. 1988
yılında tamamlanan ve 1993'te yayınlanan 'Theope'
adını, aynı adlı bir Yunan tragedyasından alıyor. (Kırmızı
vurgusu benim. CB) Heykeltıraş Menoikeus, yedi yıl önce
kaybettiği Theope'yi daha yeni bulmuştur ve Theope'ye olan özlemini
gidermek için insan ömrü ona yeterli görünmemektedir. Fakat Argos
orduları tarafından kuşatılmış Thebai kentinin kâhini Teiresias,
kentin kuşatmadan kurtulabilmesi için Menoikeus'un kendini, kendi
isteğiyle, tanrılara kurban etmesi gerektiğini bildirir ve bu
kehanet, Menoikeus ile Theope'nin tragedyasını başlatacaktır. Bu iki
sevgilinin tragedyası da sonuçta, tüm bir kentin kaderini
etkileyecektir.
(Radikal
Kitap, 25 Mayıs 2007, sayfa 34.)
UĞRUNA KENTLER YAKILAN KADIN
Menoikeus'un Theope'ye aşkı çok güçlüdür. Aslında onun Theope'yi
değil de kendi yarattığı daha doğrusu yaratmaya çalıştığı heykeline
âşık olduğu söylenebilir
ABİDİN PARILTI
Coşkun Büktel'in oyunu Theope aşk, ihanet, vatan sevgisi, isyan ve
özellikle fedakârlık üzerine kurulmuştur. İnsanlığın en temel
dertleri olan bu konular âşık ve heykeltıraş kimliğiyle Menoikeus'un
ve âşık olunan, ama başkasına âşık olan Theope'nin etrafında
örülmüştür.
Oyun, kör kahin Teiresias'ın Menoikeus'un ölümünü görmesi ve bu
ölümün Thebai kentini savaştan çıkaracağını söylemesiyle başlar.
Çünkü tanrılar Thebai'nin kurtuluşuna karşılık Menoikeus'un cansız
bedenini istemektedirler. Thebai'deki en mükemmel kişinin! Thebai
kenti savaşla, vebayla, yangınlarla boğuşmaktadır. İktidarda olan
Eteokles ise bu kente demokrasi getirmiştir. Her ne olursa olsun
insanların dileklerinin dışında savaşa gönderilmeyeceğini söyler ve
bu fikrinde diretir. Ancak yardımcısı Kreon bu düşüncenin tam
karşısındadır. Vebalıların derhal yakılmasını ve herkesin hemen
silah altına alınmasını söyler. Karşı tarafta savaşanlarsa
Eteokles'in kardeşi Polynikes komutasındaki Argos ordusudur ve
nerdeyse kenti alacaktır. Diğer yandan tam kör aşık kıvamındaki
Menoikeus'u görürüz. Bütün zamanını Theope'nin heykelini yapmaya
adamıştır. Acele etmez. Her zerresini hissederek heykelini yapar.
Theope ise hep karşısındadır.
Bütün acılardan uzakta bir aşk gibi görünse de bir zaman sonra
çatlaklar ortaya çıkmaya başlar. Theope bir köleyken Menoikeus
tarafından oldukça ucuza alınmıştır. Menoikeus ona o kadar âşıktır
ki ona dokunamaz, öpemez, onunla cinsel bir birleşme yaşamaz. Theope
ise hiç de bir âşık gibi değildir. Önüne gelenle intikam duygusunu
perçinlemek için yatmıştır. Daha sonra onu Fenikeli gemicilerin
kaçırdığını söyleyerek şimdi Thebai'ye savaş açmış olan Polynikes'in
sevgilisi olur. Yedi yıl boyunca onunla yaşar. Diğer yandan
Thebaililer ve kör kahin her ne kadar Menoikeus'un kendini surlardan
atmasını istese de o bunu kabul etmez. Theope'ye aşkı bütün
insanlarını ölüme sürükleyebilecek güçtedir.
Ama bir yandan da dönülüp bakıldığında Menoikeus'un aslında
Theope'yi değil de kendi yarattığı daha doğrusu yaratmaya çalıştığı
heykeline âşık olduğu da söylenebilir. Ve aslında kendine taptığı,
kendi ürettiğine karşı hastalıklı bir bağımlılığının da olduğu
rahatlıkla çıkarsanabilir. Aslında bütün gücünü Theope'nin gerçeğini
sevmeye değil heykelini yapmaya adamıştır. Bütün Thebai Menoikeus'a
karşı çıksa da o ölümü kabul etmez. İsyan eder. Kendini ülkesine
feda etmeyi kabul etmez. Tanrılara isyan ederken aslında iktidar ve
onun suretlerine, çıkar ilişkilerine de isyan etmektedir. Çünkü
Thebaililer aslında ne uğruna savaştığını da bilmemektedirler.
Sadece savaşmaktadırlar. İktidarlar böyle istediği için. Kehanet
gerçekleşir mi? Evet. Antik yunan oyunlarında da olduğu gibi kehanet
gerçekleşir ama farklı bir biçimde. Ve Teiresias'ın geleceği değil,
görmek istediği -kör ama olsun- geleceği söylediği de anlaşılır.
Kreon, Oidipus, Eteokles...
Kısaca özetlemeye çalıştığım
Theope Coşkun Büktel tarafından yazılmış bir
tragedyadır. Bu hem anlatım biçimi, üslup ve kullanılan teknikte
ortaya çıkar hem de olayların geçtiği dönem ve kahramanlarda...
Kahramanlar çoğunlukla antik Yunan mitolojisinde önemli yerleri olan
isimlerdir. Kreon, Oidipus, Eteokles, Antigone, Kahin Teiresias
gibi...
Theope iyi bir oyun. Değerli bir oyun. Ama bence Coşkun Büktel'in
kitabın girişinde ve daha birçok yerde de söylediği gibi "Türk
dilinde yazılmış en iyi oyun" değildir. Çünkü bence sanatta 'en'ler
yoktur. İyiler vardır ama zirve sadece bir tek olanın elinde
değildir. Diğer yandan metnin iyi
olup olmadığını yazan değil okuyanlar karar vermez mi? Bu yüzden
keşke Çitlembik Yayınları'nın bu özenle hazırlanmış yeni ve
profesyonelce basımında eski, suyu çıkmış polemikleri yeniden su
yüzüne çıkaracak iki önsöz olmasaydı. Zira kitabın girişi
polemikleri yeniden hatırlatırken, oyunun etkisini azaltıyor.
THEOPE
Coşkun Büktel, Çitlembik Yayınları, 2007, 164 sayfa, 9.5 YTL.
(Radikal
Kitap, 8 Haziran 2007, sayfa 27.)
DÜZELTME
Radikal Kitap'ın 323. sayısında bu sayfalarda yer alan Coşkun
Büktel'in "Theope" adlı kitabının adını aynı adlı bir Yunan
tragedyasından aldığı bilgisi doğru değildir. "Theope", Büktel'e ait
özgün bir metindir. Düzeltir. özür dileriz.
(Radikal Kitap, 22 Haziran 2007, sayfa
31.)
|