Tanı onları!
Kelle sayısıyla, değil
CD
belgesini, güneşi bile örtbas
edebileceklerine inanan; haklıdan yana olmak
yerine (belgelenmiş bir iftiracı bile olsa)
"güçlüden"(?) yana olmayı çıkarlarına daha uygun
bulan; ve bu yüzden Nutku'nun
Büktel'e değil de, Büktel'in Nutku'ya iftira
ettiğini söylemekten utanç duymayan, kösele
suratlı
1100 LİNÇÇİNİN
SADELEŞTİRİLMİŞ LİSTESİ
(Mavi renkli isimleri tıklayarak,
o isimlerin söz konusu iftira ve linç
bildirisini hangi eleştirilerimiz yüzünden
imzaladığını görebilirsiniz. Kırmızı isimleri
ise, zaman içinde maviye dönüştüreceğiz. CB)
Adnan Tönel
Arif Akkaya
atsız karaduman
Ayşe Kilimci
Beki Haleva
Bengi Heval
Öz
Bülent Sezgin
Cem Kenar
Cüneyt İngiz
Cüneyt Yalaz
Deniz Atam
(Atam, imzasının kampanyacılar
tarafından kendisine haber verilmeden
kullanıldığını açıkladı.)
Deniz
Demirkanlı
Dilek Türker
Ege IŞIK
Erhan Gökgücü
Erhan Tığlı
Ertuğrul Timur
Ezgi Besen
Fırat Güllü
Genco Demirer
Genco Erkal
(Erkal'ın neden imza verdiğini
anlamak için bakınız: Coşkun Büktel, "Türk
Tiyatrosundan İnsan Manzaraları", Dramatik
Yayınlar; İstanbul, 1998; sayfa 55.)
Gılman Kahyaoğlu Peremeci
Gökhan Akçura
Gürol Tonbul
Hakan Gerçek
Haluk Işık
Hasan Anamur
Prof. Dr.
Hasan Erkek
Prof.Dr.Hülya
Nutku
Hüseyin Köroğlu
İsmail Can Törtop
Kaan Erkam
Kemal Kocatürk
Kenan Işık
Kerem Kurdoglu
Levent Çağlayan
M. Ergün Işıldar
mehmet ali kaptanlar
Mehmet Bozkır
mehmet ergen
Mehmet Nurkut İlhan
Mehmet Tekkanat
Metin Boran
Muhsin Kayar
Murat Atak
Murat Karasu
Mustafa Demirkanlı
naşit özcan
Nihal Kaplangı
nihal kuyumcu
Prof.Dr.
Nurhan TEKEREK
Orçun Masatçı
Orhan Aydın
Orhan Kurtuldu
Osman Wöber
Ozdemir Nutku
Ömer Faruk Kurhan
Ozdemir Nutku
Ragıp Ertuğrul
Savaş Aykılıç
Serdar Gökhan (?)
Seyhan Erozcelik
Sıla İlyasoğulları
Şebnem Köstem
Tamer Levent
Tuncay Özinel
Tuncer Cücenoğlu
Ümran İnceoğlu
Üstün Akmen
Vuslat Taş
Yaşam Kaya
Yiğit Sertdemir
Prof. Dr. Yusuf
Eradam
Yücel Erten
Zafer Gecegörür
(1100 linççinin tam listesi için:
TIKLAYINIZ!)
İmzaladıkları
bildiride*,
bizim Özdemir Nutku'yu
"akıl almaz karalamalarla" (yani
iftiralarla) "rencide"
ettiğimizi
söyleyen; yani iftiracının ve rencide edenin
Nutku değil, biz (Coşkun Büktel ve Hilmi
Bulunmaz) olduğumuzu iddia ederek, 1100 imzayla
bizi linç hedefi haline getiren,
(yukarıda bazı numunelerini sıraladığım)
1100
iftiracıya söz vermiştim:
O KADAR ADAM(?) İÇİNDEN BİR
TEK "ADAM" ÇIKIP DA,
DT TOPLANTISININ
CD'SİNDE
AÇIKÇA GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE, NUTKU'NUN
"FRANSIZCA'DA 16.
YÜZYIL'DA YAZILMIŞ THEOPE DİYE BİR OYUN VAR"
DEDİĞİ THEOPE ADLI O İKİNCİ OYUNUN
"VAR"
OLDUĞUNU BELGELERSE, BEN DE ÇIKIP TAKSİM'DE
"ASIL İFTİRACI BENİM"
DİYE HOPARLÖRLE BAĞIRACAKTIM
Hayret:
1100 iftiracı içinden
bir tek "adam" çıkıp da, şu vicdan muhasebesini
yapabilecek zekâ ve erdemi gösteremiyor:
"Madem ki Nutku'nun 'var' olduğunu söylediği
'Fransa'da 16. Yüzyıl'da yazılmış Theope diye
bir oyun'un (hatta
Nutku'nun varlığından söz etmediği Theope adlı
bir romanın veya operanın veya balenin)
kendisini ya da belgesini gösteremiyoruz; madem
ki, hiçbirimiz 'işte ikinci Theope oyununun
belgesi!' diye karşısına çıkıp Büktel'den sözünü
yerine getirmesini ve Taksim'de 'iftiracıyım'
diye bağırmasını talep edemiyoruz; madem ki,
kendimizde Büktel'den sözünü yerine getirmesini
isteme hakkını bulmak için gerekli belgeye sahip
değiliz; o halde soytarılığa gerek yok;
belgeleri umursamamak, Nutku'nun somut
gerçekliğe ters düşen (CD
kaydıyla belgelenmiş) ifadesini
ve
mantık verilerini
görmüyormuş gibi yapmak, apaçık ve somut
iftiraya aldırmaksızın bildiğini okumak ve
iftiraya uğrayan (ve
iftiracının özür dilemeye bile tenezzül
etmediği) bir insanı, sırf daha "güçsüz" bir
konumda saydığımız için) iftiracı diye
suçlayarak asıl iftiracıyı (sırf daha "güçlü"
bir konumda saydığımız için) korumak, haksız
olduğu halde "güçlüden" yana çıkıp, haklı olduğu
halde "güçsüzü" linç etmeye kalkışmak, değil bir
sanatçıya, insan olmanın bilinç ve onuruna sahip
en sıradan bireye bile yakışmayacak bir
alçaklıktır; yanılmışız; Coşkun Büktel'e (ve
Hilmi Bulunmaz'a) iftiracı demekle alçakça
davranmış, haksızlık etmişiz; bu haksızlığı göz
göre göre daha fazla sürdürmek, namussuzluk ve
kalleşlik olur. Büktel ve Bulunmaz'dan özür
diliyorum."
Yukarıdaki gibi bir vicdan muhasebesi yapabilmek
için yalnızca zekâ değil, vicdan da gerekiyor.
Bu
1100 kişinin gerçekten
de "tümü" vicdan ve zekâdan yoksun iftiracılar
galiba...
Peki iftiracılardan sanatçı çıkar mı? Hayır!
Olsa olsa, en iyi ihtimalle, sanatı ekmek kapısı
yapmış ("esnaf" kelimesinin mümkün olan en
kirli, en olumsuz anlamıyla söylüyoruz)
"esnaflar" çıkar.
Kendinizi kendi imzalarınızla, tiyatro
tarihimizin çöplüğüne atmaktasınız, çocuklar. Ve
en acıklısı: Sanatçı değil de (süte su katanlar
çeşidinden) "esnaf" olduğunuz için, size para
kaybettirmediği sürece,
bu durumdan müteessir bile değilsiniz.
Ve hayret:1100
kişisiniz(?)
Oysa ben, Türkiye tiyatrosunun "şimşek hızıyla"
çürüdüğünü söyleyen Hilmi Bulunmaz'ın
abarttığını zannediyordum. Ama öyle görünüyor
ki, içinde yaşadığımız siyasal düzen bir
bebekten katil üretirken; Hilmi'nin "çanak"
sözcüğüyle özetlediği "besleme düzeni" de,
"sanatçılardan" iftiracı linççiler
üretebiliyor... Hem de fabrika gibi
üretebiliyor: 1100 tane(?)
Kim bilir, diğer insanların ve yakınlarınızın
(belki de çocuklarınızın) yüzüne utanmadan
bakabilmek için gerekli pişkinliği (utanma
eşiğini) nasıl ve ne kadar
zamanda edindiniz.
KAYNAK:
4. GÜNCELLEME
4 Ağustos 2009
coskunbuktel.com/lincimzacilari
*
Linççilerin bildiri
metnine direkt link veremiyoruz. Çünkü (sahibi
belirsiz, korsan bir site dışında) tüm linççi
siteler, kedi pisliğini örtbas eder gibi, linç
sayfalarını ve linklerini çoktan silip yok
ettiler. Ama biz, kendi sitemizdeki
linç
sayfamızda o korsan siteye de
zaten ilk günden beri link veriyorduk. Bugün (26
Nisan 2010) bununla da yetinmeyip 1100 linççi
iftiracının imzaladığı bildiri (iftira) metnini
de, tek virgül kısaltmaksızın, linç sayfamıza
ekledik.
"Bence de Özdemir Nutku artık bu hikayeye bir son vermelidir. Tükürdüğünü yalamak zor gelebilir büyük insanlara. Babalara. Atalara. Ama insan olan insana belki de en yakışanıdır ve hiç de onursuz bir tarafı yoktur.
Şahsen ben böyle bir varsayımda bulunsaydım kanıtlamadan oturmazdım yerimde. Kanıtlayamıyorsam da, çoktan özrümü tüm gazetelerde hatta tam boy olarak yayınlamaktan hiç ama hiç gocunmaz ve çekinmezdim.
Eğer ben Türkiye Tarihinin önemli bir adamı olsaydım ve de adım Özdemir Nutku olsaydı, asla böyle bir polemiğe bu denli çıra taşınmasına da göz yummazdım. Bu saçma sapan kıvılcımı boşyere harlandırmazdım hiç. Tüm çıracılar gibi kendimi de işten çıkartmakta beis görmezdim.
Yazarlar, araştırmacılar, duayenler, virtüözler, bilir kişiler eğer bu örneğimizdeki adil olanın ne olması gerektiğini hala bilemiyorlarsa gerçekten Hilmi Bulunmaz haklıdır. Coşkun Büktel de sonuna kadar savunulmayı hak eder!!"
H.M.A.