| Anasayfa | Polemik | İnceleme | Büktel Hakkında | Linkler | İletişim |
|
“Ama ben Ertuğrul Timur
olarak da,
Tiyatrom.com sahibi ve editörü
olarak da ‘Ben sıkı bir sansürcü olarak’
bundan sonra asla ve asla tek bir satırla bile
Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve Burak Caney
adlarını bu sitede geçirmeyeceğim sizlerin de bu
kişilere yada onlarla ilgili konulara ilişkin
yazılarınıza asla link yada yer vermeyeceğim
buradan kamuoyu önünde ilan ediyorum lütfen bu
konuda bundan sonra teklifte bile bulunmayınız."
"Yaşasın Sansür" skandalı: 1 Sonra bunu okuyun: "Yaşasın Sansür" skandalı 2
|
|||||||||
|
DİKKAT! SİTEMİZDE SANSÜR VARDIR |
|
Tiyatrom.com olarak Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen çeviri ve eseri için bıkmadan usanmadan yürüttüğü bireysel sataşmalarından oluşan haber ve polemiklerini, hakaret ve küfürlere varan yazışmaları yayımlamayı reddetmekteyiz. Bu bireysel kör dövüşünü ve seviyesi düşük yazışmaları yayınlamamızı siz de sansür sayıyorsanız Coşkun Büktel kişisel sitesinde yada Hilmi Bulunmaz'ın Tiyatroyun sitesinde okuyabilirsiniz.
Bu kısıtlamayı
nasıl karşılıyorsunuz? |
|
|
Seviye korunmalıdır Yayınlanmaması doğrudur (1005) |
|
|
Bu bir sansürdür, yayınlanmalıdır, kınıyorum (12) |
|
Tabii, en akıllıca tercihi, Timur'un okurları ahmak yerine koyan bu rezil anketlerine alet olmayanlar (anketlere katılmayanlar) yapmış oldu. Elimizde aksini kanıtlayacak somut bir kanıt bulunmadığından anket rakamlarının doğru olduğunu varsayarsak, diyebiliriz ki, bini aşkın kişi Timur'un sansür amaçlı yalanlarına alet (kurban) oldu. Alet olmayanların sayısını ise, bilemiyoruz.
Ben, Timur'un bu anket metninde açıkladığı bilgilerin "yalan" olduğunu; Büktel'in polemik yazılarına konu olan "Theope" adlı eserinin de, "Ölüleri Gömün" adlı çevirisinin de "Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen" değil, "geçebilmiş" eserler olduğunu; (dolayısıyla Büktel'i bu konuda "hazımsızlıkla" suçlamanın adi ve ahmakça bir yalan olduğunu); daha ilk anda (6 Ağustos 2007 tarihli "sunuş yazım"da) belirtmiş, şöyle demiştim:
Yıllardır Büktel'e karşı uygulanan sansür çabalarına rağmen Büktel'in yazılarına ulaşabilmiş şanslı azınlığın gayet iyi bildiği üzere, Büktel'in eseri ("Theope") ve çevirisi ("Ölüleri Gömün") Timur'un iddia ettiği gibi "Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen" değil, tam tersine, "geçebilmiş" eserlerdir. "Theope", taa 17 yıl önce (1990'da), "Ölüleri Gömün" ise, taa 8 yıl önce, DT repertuar kurulundan "geçmişlerdir".
Bir haftadır bekliyorduk. Acaba Timur düzeltme yapacak ve dezenforme ettiği okurlardan özür dileyecek miydi? Yoksa, "nasılsa Coşkun Büktel'i sansür ediyor, sitemizde onun yazılarına değil yer vermek, link bile vermiyoruz; nasılsa Büktel'in yazdıklarını tiyatrom.com okurlarının ruhu bile duymuyor" diye düşünerek, tiyatrom.com okurlarını ahmak yerine koymaya ve onları yanlış bilgilerle (yalanlarla) zehirleyerek Büktel'e karşı olumsuz önyargılarla "doldurmaya" devam mı edecekti?
Timur, bir hafta boyunca, ne düzeltme yaptı ne de özür diledi. Bu arada, sitesinde bir takım işlemler yaptı (örneğin İran'daki yeni idam iddialarıyla ilgili henüz hiçbir dayanağı bulunmayan haberi, olayla ilgisiz bir takım idam ve kırbaçlama fotoğrafları ekleyerek büyüttü ve manşet üstüne taşıdı.) Ama yukarıda aktardığımız yalanları da içeren "Yaşasın Sansür" başlıklı yazısına hiç dokunmadı. "Yaşasın Sansür"deki yalanlarla, bir hafta boyunca, ahmak saydığı okurlarını zehirlemeye devam etti.
Timur'un sitesinde Timur'un yalanlarını okuyan insanlar, o yalanları teşhir eden bu satırları, ne yazık ki, okuyamayacaklar. Sansürcü Timur'un eşek yerine koyduğu, gerçeği bilme haklarını tanımadığı o insanlar (özellikle de genç insanlar); Coşkun Büktel hakkında dezenforme edilmiş olarak, Büktel'e karşı (gelecekte de yıkmaları çok zor olacak) olumsuz bir önyargıyla yüklenmiş olarak yaşayacak ve Timur'un onlara yaptığı bu kötülük yüzünden, belki de ömürleri boyunca Büktel'e tepki duyacak ve belki de ömürleri boyunca Büktel'in eserleriyle tanışamayacak.
Timur'un insanlara (özellikle de genç insanlara) yaptığı bu kötülüğün adını ve sıfatını koyarken, Timur'un "seviyesi düşük" diye nitelediği (Bakınız: Timur, "Bu konunun her üç muhatabına") "açıkça, mertçe, Türkçe" bir dil kullanmaktan kaçınmayacak, sözümüzü sakınmayacağız: Timur'un insanlara yaptığı bu kötülüğün teknik adı, dezenformasyondur. Türkçe sözlükte yer alan, "alçak", "pespaye", "hain" gibi sıfatlar, insanlara yapılan bu tür kötülükleri nitelesinler diye bulunmuşlar ve o sözlüğe konulmuşlardır; sözlükte süs olarak kalsınlar ve hiç kullanılmasınlar diye değil... Kelimeler masumdur. Masum olmayan şey, kelimelerin nitelediği eylemlerdir. Ya da eylemlerin haksız biçimde, hak etmedikleri kelimelerle adlandırılması ya da sıfatlandırılmasıdır. Bir başka deyişle kelimelere yalan söyletilmesidir. Asıl seviyesizlik, kullanılan kelimelerin ses ya da hece olarak seviyeli ya da seviyesiz olmasında değil, o kelimelere yüklenen anlamın yalan ya da haksız olmasındadır. Asıl seviyesizlik, yalan söylemektir. Kelimeleri kötüye kullanarak insanları aldatmaktır. Asıl seviyesiz olan şey (konuştuğu dilin imla kurallarını bile kavrayamadığı ―de'leri, da'ları ve soru takılarını bile doğru dürüst ayıramadığı― halde, herkese "sayın" diye hitap etmekle, seviye kazandığını sanan) Timur'un okurlara uyguladığı sansür ve dezenformasyondur.
Ben Timur'un uyguladığı sansür ve dezenformasyon için, sözlükten, "alçak", "pespaye", "hain" gibi sıfatlar seçtiğimde, kelimelere yalan söyletmiş olmuyorum. Kanıtladığım bir yalanı ve halka zararlı bir dezenformasyonu, hak ettiği sıfatlarla nitelemiş oluyorum. Ama Timur, "ben Coşkun Büktel'in kişisel hazımsızlıklarının beyin bulanıklıklarının ve çekişmelerinin sansürcüsüyüm." diye bir cümle kurduğunda, bana kanıtlamadığı ve kanıtlamaya kalkışmadığı bir suçlama yönelterek, kelimelere yalan söyletmiş oluyor. Benim yazılarımın değeri konusunda insanları aldatmış, dezenforme etmiş oluyor. Yani asıl seviyesizliği Timur yapmış oluyor.
Timur, nihayet, ancak, bugün (13 Ağustos 2007), kedi pisliğini örter gibi, sessiz sedasız, kimselere çaktırmadan, "Yaşasın Sansür" başlıklı yazısını (daha yayına gireli ancak bir hafta olmuşken, çok daha eski yazılar ana sayfadaki yerlerini hâlâ korurken) yayından kaldırıverdi. Ne bir açıklama... Ne bir özür...
Pisliğini ortadan kaldırıverdi, o kadar...
Çünkü Timur'a göre tiyatrom.com okurları nasılsa ahmaktı. Onlara açıklama yapmak, hele yalanlarını itiraf edip onlardan özür dilemek, enayilik olurdu. Peki ama Büktel bütün bu olanları yazmayacak mıydı? İstediği kadar yazsın... Büktel'i sansür ederiz, olur biter. Nasılsa ankete katılan okurlarımızın tümü Büktel'i sansür etmemizden yana oy kullanmadı mı?
Acaba Timur haklı mı? tiyatrom.com okurları gerçekten ahmak mı? Timur onlara, onlar Timur'a layık mı?
Buna okurlar (hatta Timur'un sitesine yazı yazabilmek uğruna, sansür karşısında "koyunların sessizliğini" oynayan yazarlar) kendileri karar verecek.
"Yaşasın Sansür" skandalının bir sonraki bölümünde, "Ben de olsam Nutku'nun yaptığını yapardım" diyen, yani cehaletin cesaretiyle "ben de iftiracıyım" anlamına gelen bir cümle kurmaktan çekinmeyen Timur'un; "Özdemir Nutku skandalı" hakkında (Nutku'nun iftirasını savunmak ve o iftirayı iki yıldır okurlardan saklayarak uyguladığı sansürü haklı göstermek amacıyla) ürettiği mazeretleri cevaplayacağız.
Coşkun Büktel / 13 Ağustos 2007
(GÜNCELLEME VE BİR LİNK, yazının sonunda) Coşkun Büktel / 12 Aralık 2007 "Seviyeli" sansürcü A. Ertuğrul Timur’un, Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel'e kızgınlığı, giderek öyle bir noktaya vardı ki (Bakınız: "Aracılık ettiği 'penis büyütücü ilanlar' hakkında uyarımıza Timur'un 2. yanıtı") sonunda, aşağıda aktardığımız sözlerinden anlaşılacağı üzere, Timur, "Bulunmaz" ve "Büktel" adını yalnızca kendisine değil, sitesinde yazı yazacak tüm yazarlara yasak etti. Sanki yazarların emeğine telif ödüyormuş gibi, sanki yazarların sırtından kazandığı reklam gelirini yazarlarla paylaşıyormuş gibi, içinde "Bulunmaz" ya da "Büktel" adının geçtiği hiçbir yazıyı yayınlamayacağını ilan ederek, bütün yazarlara çeki düzen vermeye, bütün yazarları “hizaya sokmaya”, onlara ne yazacaklarını değilse de, ne yazamayacaklarını dikte etmeye girişti. Sultan Abdülhamid'in, içinde "burun" sözcüğü geçen her yazıyı yasakladığı, "Sarayburnu" sözcüğüne bile sansür koyduğu gibi; Timur da yazarlara, "Büktel" ve "Bulunmaz" kelimelerini yasakladı. Artık, tiyatrom.com’da, yalnızca, günümüzün Abdülhamid'i Timur’un sıkıyönetim kurallarına itaat eden yazarlar, "Büktel" ve "Bulunmaz" sözcüklerini zinhar ağızlarına almayanlar, yazı yayınlayabilecek. Diğerleri hiç kusura bakmasın! İşte günümüzün Abdülhamid'i Timur'un, "Bulunmaz" ve "Büktel"e ilişkin sansür fermanı:
“Ama ben Ertuğrul Timur
olarak da,
Tiyatrom.com sahibi ve editörü
olarak da ‘Ben sıkı bir sansürcü olarak’
bundan sonra asla ve asla tek bir satırla bile
Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve Burak Caney
adlarını bu sitede geçirmeyeceğim sizlerin de bu
kişilere yada onlarla ilgili konulara ilişkin
yazılarınıza asla link yada yer vermeyeceğim
buradan kamuoyu önünde ilan ediyorum lütfen bu
konuda bundan sonra teklifte bile bulunmayınız." GÜNCELLEME (13 Aralık) VE BİR LİNK: Hilmi Bulunmaz, bu küçük yazımıza link verirken yazdığı anonsta, A. Ertuğrul Timur'u "3. Abdülhamid" olarak vaftiz etmiş. Buluş çok hoşuma gitti. Bulunmaz'ın anonsunu okumak için, lütfen TIKLAYINIZ! |
(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)
"Yaşasın Sansür" (A. Ertuğrul Timur)
"Yaşasın Sansür" skandalı 1 (Coşkun Büktel)
"Yaşasın Sansür" skandalı 2 (Coşkun Büktel)
"A. Ertuğrul Timur'a Aşağıdaki Jeep'i Veriyoruz" (Hilmi Bulunmaz)
"Timur, Nasreddin Hoca'ya Karşı" (Hilmi Bulunmaz)
"Timur'un Sansür Suçları" (Coşkun Büktel)
"Ben sana 'Tiyatrocu olamazsın' demedim" (Feridun Çetinkaya)
"Lağımda yüzen Timur kendini süt banyosunda sanıyor" (Coşkun Büktel)
"Sansürcülerin bile sansürlenmesine karşıyım" (Coşkun Büktel)
"Sansürcü Timur'dan Yeni Vukuat" (Coşkun Büktel)
"Timur'un Akılsız ve Ahlaksız İttifakları" (Coşkun Büktel)
"Gerçekleri görmezden gelme alışkanlığının kör ettikleri" (Coşkun Büktel)
"SkyTV'deki konuşmamla ilgili olarak 3. Abdülhamid'in suçlamalarına cevaplar" (Coşkun Büktel)
"Üçüncü Abdülhamid" (Hilmi Bulunmaz)