Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

“Ama ben Ertuğrul Timur olarak da, Tiyatrom.com sahibi ve editörü olarak da ‘Ben sıkı bir sansürcü olarak’ bundan sonra asla ve asla tek bir satırla bile Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve Burak Caney adlarını bu sitede geçirmeyeceğim sizlerin de bu kişilere yada onlarla ilgili konulara ilişkin yazılarınıza asla link yada yer vermeyeceğim buradan kamuoyu önünde ilan ediyorum lütfen bu konuda bundan sonra teklifte bile bulunmayınız."

(Kaynak: A. Ertuğrul Timur; KİRLENEN İNTERNET DEĞİL, BU ONLARIN KENDİ KİRLİLİĞİ... )

 

 

"Yaşasın Sansür" skandalı: 1

Sonra bunu okuyun: "Yaşasın Sansür" skandalı 2

 

 

tiyatrom.com okurları mı gerçekten ahmak, yoksa

Timur mu onları ahmak

sanıyor?

 

 

 

 

 

Coşkun Büktel

 

 

 

 

Tiyatrom.com olarak Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen  çeviri ve eseri için bıkmadan usanmadan yürüttüğü bireysel sataşmalarından oluşan haber ve polemiklerini, hakaret ve küfürlere varan yazışmaları

yayımlamayı reddetmekteyiz.

(A. ERTUĞRUL TİMUR)

 

 

 

 

 

Timur, olayın Rusya'da geçtiğini bile anlayamamış

 

Çok bilinen bir Woody Allen fıkrasıdır: Adamın biri hızlı okuma kurslarından ne kadar yararlandığını şöyle anlatmış: “Kurslara aylarca yılmadan devam ettim. Sonunda okumam öylesine hızlandı ki, geçen gün, ‘Savaş ve Barış’ı on dakikada okudum. Olay Rusya’da geçiyor.”

 

"Özdemir Nutku skandalı" hakkında, Özdemir Nutku'yu açıkça savunarak, sitesinde bana karşı bir polemik başlatmış olan tiyatrom.com sitesi sahibi A. Ertuğrul Timur, skandalla ilgili coskunbuktel.com'da çıkan yazıları acaba okudu mu, okumadı mı? Acaba hızlı okuma kurslarında mı okudu? Yoksa polemiğe girdiği bu konu hakkında yalnızca Mustafa Demirkanlı’dan duyduklarıyla mı yetindi? Bunu bilemem. Ama kesinlikle bildiğim ve iki kere iki dört gibi kanıtlayabileceğim bir gerçek var: Timur, "Özdemir Nutku skandalı" hakkında, Woody Allen fıkrasındaki adamın "Savaş ve Barış" hakkında bildiği kadarını bile bilmiyor. Fıkradaki adam, hiç değilse, olayın Rusya'da geçtiğini anlamış. Timur ise, olayın DT koordinasyon toplantısında geçtiğini bile anlayamamış.

 

Timur, olayın DT repertuar kurulunda geçtiğini sanıyor. Büktel'in, bütün o eleştiri yazılarını "Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen  çeviri ve eseri için", yazdığını sanıyor. Timur, hakkında hiçbir şey bilmediği, "Özdemir Nutku skandalı"nı, DT repertuar kurulunda eserleri için alınmış bir ret yanıtı dolayısıyla Büktel'in duyduğu "hazımsızlığa" ve "beyin bulanıklığına" bağlıyor. Şöyle diyor:

 

Siz bir kurula bir eser sunuyorsanız o kurulun sizin eserinizle ilgili görüş belirtme, gerek duyuyorsa araştırma, beğenme beğenmeme hakkını o kurula yada kurul üyelerine vermiş oluyorsunuz. Bu kurulun kurulma, oluşturulma sebebi de budur. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, size göre gereklidir yada gereksizdir ama bu budur ve sizde eser sunarken bunu kabul ederek sunmuş olursunuz. Bir kurula bir eseri değerlendirin diye vermenin anlamı budur. Bunu istemiyorsanız eserinizi sunmazsınız. Özdemir Nutku görüş bildirme yada araştırılmasını isteme hakkını kullanmıştır.

 

(Bakınız: A. Ertuğrul Timur, "Sayın Hilmi Bulunmaz'a Kısa Bir Yanıt" Açtığı polemik konusunda 31 Temmuz tarihli ikinci yazısı.)

 

Bende bu anlamda Coşkun Büktel'in tarafında değilim onaylamıyorum kişisel hesaplaşmalarının intikam duygularının hazımsızlığının malzemesi olmayacağım onaylamadığım tarafı olmadığım ve tersine karşı tarafa hak verdiğim bir düşünceyi de yayınlamak zorunda değilim. Bunu istediği ortamda istediği şekilde yayınlamasına engel falanda değilim. O halde benim bu polemikleri yada Coşkun Büktelin yazılarını yayınlamak gibi bir sorunluluğum yoktur Size göre bu sansürcülükse evet ben Coşkun Büktel'in kişisel hazımsızlıklarının beyin bulanıklıklarının ve çekişmelerinin sansürcüsüyüm.
 

Bu seviyesi düşük tartışmalar (Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı her üç kişi dahil) tarafımdan asla yayınlanmayacaktır.

 

(Bakınız: A. Ertuğrul Timur, "Bu Konunun Her Üç Muhatabına"  Açtığı polemik üzerine 2 Ağustos 2007 tarihli üçüncü yazısı. İlk yazısından yalnızca altı gün sonra.)

 

Oysa Timur, polemiği başlatan ilk yazısında, demokrat ve sansür karşıtı bir görünüm sunmaya ne kadar özen gösteriyordu. O bu polemiği sırf "sansürcülük yaptığı iddialarının son bulmasını" istediği için başlatmıştı:

 

"Sayın Büktel’in sitesindeki 'Theope' konulu polemiklere de link vermek suretiyle yer vermiş olacağım. Bunu da yeterli görmez ise Sayın Büktel konuyu istediği şekilde yazıp düzenleyip yollayabilir ve yer veririz.

Açık konuşmak gerekirse bu yer vermemin gerekçesi bu polemiği 2 yıl aradan sonra hala gündemde tutmaya değer bir yan bulmamdan dolayı değildir, yer veriyorum çünkü artık tiyatro dünyasında önemli bir mevzi sayılan 'tiyatrom.com'un sansürcülük yaptığı iddialarının son bulmasını istiyorum."

(Bakınız: A. Ertuğrul Timur, "Theope konusu ve tiyatrom.com'un sansürcülüğü meselesi" Polemiği başlatan 27 Temmuz tarihli ilk yazısı.)

 

Timur, ben daha kendisine cevap bile yazmamışken, kendisinin "Theope konusu ve tiyatrom.com'un sansürcülüğü meselesi" başlıklı ilk yazısıyla, gayet demokrat bir görünüm sunmaya çalışarak başlattığı tartışmayı; sitesinde yayınladığı beş yazıdan (ikisi kendi yazısı, ikisi Mustafa  Demirkanlı yazısı, biri Hilmi Bulunmaz yazısı) ve ilk yazısının üzerinden yalnızca altı gün geçtikten sonra, bize e-posta ile gönderdiği üçüncü yazısındaki şu sözlerle kapatmış oldu:

 

"Bu seviyesi düşük tartışmalar (Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı her üç kişi dahil) tarafımdan asla yayınlanmayacaktır."

 

Timur'daki şu savrulmaya bakın: Altı gün içinde nereden nereye!... "tiyatro dünyasında önemli bir mevzi sayılan 'tiyatrom.com'un sansürcülük yaptığı iddialarının son bulmasını istiyorum." diyen Timur; yalnızca altı gün sonra ve Büktel daha bir tek cevap yazısı bile yazmamışken, Büktel'in ve (Büktel'den yana tavır koymuş olan Hilmi Bulunmaz'ın) cevap hakkını tanımayacağını açıkça ilan etti. Büktel'in yazısını  (bir zamanlar Mustafa Demirkanlı'nın da yaptığı gibi ―Bakınız: "Büktel/Demirkanlı/Bulunmaz polemiği") "daha yazılmadan önce" sansür etti. Ama yaptığı o sansürcü açıklamadan sonra (bu konuda başka hiçbir yazıya yer vermeyeceğini açıkladıktan sonra) Timur, bu konu hakkında yazmaya ve polemiği tek yanlı olarak sürdürmeye (dikensiz gül bahçesi olarak düşündüğü kendi sitesinde, boş kaleye gol atmaya) devam ederek, sitesinde "Yaşasın Sansür" başlıklı bir yazı daha yayınlamakta gecikmedi. Gırtlağına kadar sansüre battığı için, battı balık yan gider misali, artık kendi koyduğu prensipleri ve söylediği sözleri çiğnemekte sakınca görmüyor; ben sizin hakkınızda aklıma gelen her şeyi yazar ve sitemde yayınlarım, ama sizin cevap yazmanıza izin vermem, tarzında apaçık sansürcü bir tutum sergiliyor; ve bu sansürcülükse, evet, sansürcüyüm, yaşasın sansür, diyordu. Bir insanın cevap hakkını gaspetmek bile, Timur'un sözlüğünde sansür sayılmıyordu. İşte  İran'daki idamlara karşı çıkan, Türk tiyatrosuna akıl vermeye, yol göstermeye kalkışan insanların zeka ve ahlak seviyesi buydu. Özetle, ilerici demokratlar bu kafada olunca, AKP'nin seçim kazanmasında şaşılacak şey yoktu.

 

Timur, kitaplarımı ve yazılarımı hızlı okuma kurslarında bile okumuş olsa, Theope'nin hem DT, hem de İstanbul Şehir Tiyatrosu repertuar kurullarından geçtiğini, "Ölüleri Gömün"ün ise, DT repertuar kurulundan "geçtiğini" bilirdi. Oysa Timur, "Özdemir Nutku skandalı"nın nerede geçtiğini bilmediği gibi, o "çeviri ve eseri"min DT repertuar kurulundan "geçtiğini" dahi bilmiyor. Çeviri ve eserim hakkında sitesinin okurlarını dezenforme ederek; eserlerim DT  repertuar kurulundan "geçemediği" için, benim, "kişisel hazımsızlıklar"a, "intikam duyguları"na, "beyin bulanıklıkları"na kapıldığımı iddia ederek; aldattığı okurlar üzerinden anketler düzenliyor. Belgesi bir paragraf aşağıda.

Timur, "Theope" ve Coşkun Büktel yazılarıyla ilgili olarak sitesinde iki tane anket düzenledi. Birinci anketin üç şıktan oluşan soruları, öylesine rezilce düzenlenmişti ki, hani okurlar neredeyse  "A: Timur haklı B: Büktel haksız C: Her ikisi" şıklarından birini seçmek zorunda gibiydi. (Timur'un birinci anketindeki rezil sorular konusunda, bakınız: Hilmi Bulunmaz, "Yalanı Yalanla Örtmek".) İkinci anketinde, Timur, önce Büktel hakkında, onun eserleri ve yazıları hakkında okurları dezenforme ettikten/yalan bilgilerle aldattıktan sonra, aldattığı zavallı okurları, sansürü onaylatma mekanizması/manivelası olarak "kullanıyordu". (Rahat okunması için anket kutusunu büyüterek aktarıyorum:

 

DİKKAT! SİTEMİZDE SANSÜR VARDIR

 

Tiyatrom.com olarak Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen  çeviri ve eseri için bıkmadan usanmadan yürüttüğü bireysel  sataşmalarından oluşan haber ve polemiklerini,  hakaret ve küfürlere varan yazışmaları yayımlamayı reddetmekteyiz. Bu bireysel kör dövüşünü ve seviyesi düşük yazışmaları yayınlamamızı siz de sansür sayıyorsanız Coşkun Büktel kişisel sitesinde yada Hilmi Bulunmaz'ın Tiyatroyun sitesinde okuyabilirsiniz.

Bu kısıtlamayı nasıl karşılıyorsunuz?
[toplam 1017 oy] 
6.08.2007 05:35 itibarıyla

 

Seviye korunmalıdır Yayınlanmaması doğrudur (1005)

98.82%

Bu bir sansürdür, yayınlanmalıdır, kınıyorum (12)

1.18%

 

Tabii, en akıllıca tercihi, Timur'un okurları ahmak yerine koyan bu rezil anketlerine alet olmayanlar (anketlere katılmayanlar) yapmış oldu. Elimizde aksini kanıtlayacak somut bir kanıt bulunmadığından anket rakamlarının doğru olduğunu varsayarsak, diyebiliriz ki, bini aşkın kişi Timur'un sansür amaçlı yalanlarına alet (kurban) oldu. Alet olmayanların sayısını ise, bilemiyoruz.

 

Ben, Timur'un bu anket metninde açıkladığı bilgilerin "yalan" olduğunu; Büktel'in polemik yazılarına konu olan  "Theope" adlı eserinin de, "Ölüleri Gömün" adlı çevirisinin de "Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen" değil, "geçebilmiş" eserler olduğunu; (dolayısıyla Büktel'i bu konuda "hazımsızlıkla" suçlamanın adi ve ahmakça bir yalan olduğunu); daha ilk anda (6 Ağustos 2007 tarihli "sunuş yazım"da) belirtmiş, şöyle demiştim:

 

Yıllardır Büktel'e karşı uygulanan sansür çabalarına rağmen Büktel'in yazılarına ulaşabilmiş şanslı azınlığın gayet iyi bildiği üzere, Büktel'in eseri ("Theope") ve çevirisi ("Ölüleri Gömün") Timur'un iddia ettiği gibi "Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen" değil, tam tersine, "geçebilmiş" eserlerdir. "Theope", taa 17 yıl önce (1990'da), "Ölüleri Gömün" ise, taa 8 yıl önce, DT repertuar kurulundan "geçmişlerdir".

 

Bir haftadır bekliyorduk. Acaba Timur düzeltme yapacak ve dezenforme ettiği okurlardan özür dileyecek miydi? Yoksa, "nasılsa Coşkun Büktel'i sansür ediyor, sitemizde onun yazılarına değil yer vermek, link bile vermiyoruz; nasılsa Büktel'in yazdıklarını tiyatrom.com okurlarının ruhu bile duymuyor" diye düşünerek, tiyatrom.com okurlarını ahmak yerine koymaya ve onları yanlış bilgilerle (yalanlarla) zehirleyerek Büktel'e karşı olumsuz önyargılarla "doldurmaya" devam mı edecekti?

 

Timur, bir hafta boyunca, ne düzeltme yaptı ne de özür diledi. Bu arada, sitesinde bir takım işlemler yaptı (örneğin İran'daki yeni idam iddialarıyla ilgili henüz hiçbir dayanağı bulunmayan haberi, olayla ilgisiz bir takım idam ve kırbaçlama fotoğrafları ekleyerek büyüttü ve manşet üstüne taşıdı.) Ama yukarıda aktardığımız yalanları da içeren "Yaşasın Sansür" başlıklı yazısına hiç dokunmadı. "Yaşasın Sansür"deki yalanlarla, bir hafta boyunca, ahmak saydığı okurlarını zehirlemeye devam etti.

 

Timur'un sitesinde Timur'un yalanlarını okuyan insanlar, o yalanları teşhir eden bu satırları, ne yazık ki, okuyamayacaklar. Sansürcü Timur'un eşek yerine koyduğu, gerçeği bilme haklarını tanımadığı o insanlar (özellikle de genç insanlar); Coşkun Büktel hakkında dezenforme edilmiş olarak, Büktel'e karşı (gelecekte de yıkmaları çok zor olacak) olumsuz bir  önyargıyla yüklenmiş olarak yaşayacak ve Timur'un onlara yaptığı bu kötülük yüzünden, belki de ömürleri boyunca Büktel'e tepki duyacak ve belki de ömürleri boyunca Büktel'in eserleriyle tanışamayacak.

 

Timur'un insanlara (özellikle de genç insanlara) yaptığı bu kötülüğün adını ve sıfatını koyarken, Timur'un "seviyesi düşük" diye nitelediği (Bakınız: Timur, "Bu konunun her üç muhatabına") "açıkça, mertçe, Türkçe" bir dil kullanmaktan kaçınmayacak, sözümüzü sakınmayacağız: Timur'un insanlara yaptığı bu kötülüğün teknik adı, dezenformasyondur. Türkçe sözlükte yer alan, "alçak", "pespaye", "hain" gibi sıfatlar, insanlara yapılan bu tür kötülükleri nitelesinler diye bulunmuşlar ve o sözlüğe konulmuşlardır; sözlükte süs olarak kalsınlar ve hiç kullanılmasınlar diye değil... Kelimeler masumdur. Masum olmayan şey, kelimelerin nitelediği eylemlerdir. Ya da eylemlerin haksız biçimde, hak etmedikleri kelimelerle adlandırılması ya da sıfatlandırılmasıdır. Bir başka deyişle kelimelere yalan söyletilmesidir. Asıl seviyesizlik, kullanılan kelimelerin ses ya da hece olarak seviyeli ya da seviyesiz olmasında değil, o kelimelere yüklenen anlamın yalan ya da haksız olmasındadır. Asıl seviyesizlik, yalan söylemektir. Kelimeleri kötüye kullanarak insanları aldatmaktır. Asıl seviyesiz olan şey (konuştuğu dilin imla kurallarını bile kavrayamadığı de'leri, da'ları ve soru takılarını bile doğru dürüst ayıramadığı halde, herkese "sayın" diye hitap etmekle, seviye kazandığını sanan) Timur'un okurlara uyguladığı sansür ve dezenformasyondur.

 

Ben Timur'un uyguladığı sansür ve dezenformasyon için, sözlükten, "alçak", "pespaye", "hain" gibi sıfatlar seçtiğimde, kelimelere yalan söyletmiş olmuyorum. Kanıtladığım bir yalanı ve halka zararlı bir dezenformasyonu, hak ettiği sıfatlarla nitelemiş oluyorum. Ama Timur, "ben Coşkun Büktel'in kişisel hazımsızlıklarının beyin bulanıklıklarının ve çekişmelerinin sansürcüsüyüm." diye bir cümle kurduğunda, bana kanıtlamadığı ve kanıtlamaya kalkışmadığı bir suçlama yönelterek, kelimelere yalan söyletmiş oluyor. Benim yazılarımın değeri konusunda insanları aldatmış, dezenforme etmiş oluyor. Yani asıl seviyesizliği Timur yapmış oluyor. 

 

Timur, nihayet, ancak, bugün (13 Ağustos 2007), kedi pisliğini örter gibi, sessiz sedasız, kimselere çaktırmadan, "Yaşasın Sansür" başlıklı yazısını (daha yayına gireli ancak bir hafta olmuşken, çok daha eski yazılar ana sayfadaki yerlerini hâlâ korurken) yayından kaldırıverdi. Ne bir açıklama... Ne bir özür...

 

Pisliğini ortadan kaldırıverdi, o kadar...

 

Çünkü Timur'a göre tiyatrom.com okurları nasılsa ahmaktı. Onlara açıklama yapmak, hele yalanlarını itiraf edip onlardan özür dilemek, enayilik olurdu. Peki ama Büktel bütün bu olanları yazmayacak mıydı? İstediği kadar yazsın... Büktel'i sansür ederiz, olur biter. Nasılsa ankete katılan okurlarımızın tümü Büktel'i sansür etmemizden yana oy kullanmadı mı?

 

Acaba Timur haklı mı? tiyatrom.com okurları gerçekten ahmak mı? Timur onlara, onlar Timur'a layık mı?

 

Buna okurlar (hatta Timur'un sitesine yazı yazabilmek uğruna, sansür karşısında "koyunların sessizliğini" oynayan yazarlar) kendileri karar verecek.

 

"Yaşasın Sansür" skandalının bir sonraki bölümünde, "Ben de olsam Nutku'nun yaptığını yapardım" diyen, yani cehaletin cesaretiyle "ben de iftiracıyım" anlamına gelen bir cümle kurmaktan çekinmeyen Timur'un; "Özdemir Nutku skandalı" hakkında (Nutku'nun iftirasını savunmak ve o iftirayı iki yıldır okurlardan saklayarak uyguladığı sansürü haklı göstermek amacıyla) ürettiği mazeretleri cevaplayacağız.

 

Coşkun Büktel / 13 Ağustos 2007

 

Günümüzün Abdülhamid'i         Ertuğrul Timur ferman buyuruyor ki:

(GÜNCELLEME VE BİR LİNK, yazının sonunda)

Coşkun Büktel / 12 Aralık 2007

"Seviyeli" sansürcü A. Ertuğrul Timur’un, Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel'e kızgınlığı, giderek öyle bir noktaya vardı ki (Bakınız: "Aracılık ettiği 'penis büyütücü ilanlar' hakkında uyarımıza Timur'un 2. yanıtı") sonunda, aşağıda aktardığımız sözlerinden anlaşılacağı üzere, Timur, "Bulunmaz" ve "Büktel" adını yalnızca kendisine değil, sitesinde yazı yazacak tüm yazarlara yasak etti. Sanki yazarların emeğine telif ödüyormuş gibi, sanki yazarların sırtından kazandığı reklam gelirini yazarlarla paylaşıyormuş gibi, içinde "Bulunmaz" ya da "Büktel" adının geçtiği hiçbir yazıyı yayınlamayacağını ilan ederek, bütün yazarlara çeki düzen vermeye, bütün yazarları “hizaya sokmaya”, onlara ne yazacaklarını değilse de, ne yazamayacaklarını dikte etmeye girişti. Sultan Abdülhamid'in, içinde "burun" sözcüğü geçen her yazıyı yasakladığı, "Sarayburnu" sözcüğüne bile sansür koyduğu gibi; Timur da yazarlara, "Büktel" ve "Bulunmaz" kelimelerini yasakladı. Artık, tiyatrom.com’da, yalnızca, günümüzün Abdülhamid'i Timur’un sıkıyönetim kurallarına itaat eden yazarlar, "Büktel" ve "Bulunmaz" sözcüklerini zinhar ağızlarına almayanlar, yazı yayınlayabilecek. Diğerleri hiç kusura bakmasın!

İşte günümüzün Abdülhamid'i Timur'un, "Bulunmaz" ve "Büktel"e ilişkin sansür fermanı:

“Ama ben Ertuğrul Timur olarak da, Tiyatrom.com sahibi ve editörü olarak da ‘Ben sıkı bir sansürcü olarak’ bundan sonra asla ve asla tek bir satırla bile Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve Burak Caney adlarını bu sitede geçirmeyeceğim sizlerin de bu kişilere yada onlarla ilgili konulara ilişkin yazılarınıza asla link yada yer vermeyeceğim buradan kamuoyu önünde ilan ediyorum lütfen bu konuda bundan sonra teklifte bile bulunmayınız."

(Kaynak: A. Ertuğrul Timur; KİRLENEN İNTERNET DEĞİL, BU ONLARIN KENDİ KİRLİLİĞİ... )

GÜNCELLEME (13 Aralık) VE BİR LİNK: Hilmi Bulunmaz, bu küçük yazımıza link verirken yazdığı anonsta, A. Ertuğrul Timur'u "3. Abdülhamid" olarak vaftiz etmiş. Buluş çok hoşuma gitti. Bulunmaz'ın anonsunu okumak için, lütfen  TIKLAYINIZ!

 

 

"Yaşasın Sansür" skandalı

(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)

 

 

 

"Yaşasın Sansür" (A. Ertuğrul Timur)

 

"Yaşasın Sansür" skandalı 1 (Coşkun Büktel)

 

"Yaşasın Sansür" skandalı 2 (Coşkun Büktel)

 

 "A. Ertuğrul Timur'a Aşağıdaki Jeep'i Veriyoruz" (Hilmi Bulunmaz)

 

"Timur, Nasreddin Hoca'ya Karşı" (Hilmi Bulunmaz)

 

"Timur'un Sansür Suçları" (Coşkun Büktel)

 

"Ben sana 'Tiyatrocu olamazsın' demedim" (Feridun Çetinkaya)

 

"Lağımda yüzen Timur kendini süt banyosunda sanıyor" (Coşkun Büktel)

 

"Sansürcülerin bile sansürlenmesine karşıyım" (Coşkun Büktel)

 

"Sansürcü Timur'dan Yeni Vukuat" (Coşkun Büktel)

 

"Timur'un Akılsız ve Ahlaksız İttifakları" (Coşkun Büktel)

 

"Gerçekleri görmezden gelme alışkanlığının kör ettikleri" (Coşkun Büktel)

 

"SkyTV'deki konuşmamla ilgili olarak 3. Abdülhamid'in suçlamalarına cevaplar" (Coşkun Büktel)

 

"Üçüncü Abdülhamid" (Hilmi Bulunmaz)