
COŞKUN BÜKTEL'E
SANSÜR DEVAM
EDİYOR
Hilmi
Bulunmaz
(Bu yazı,
bulunmaztiyatro.com'dan
aynen aktarılmıştır.
Yazının orijinal sayfasını görmek için
TIKLAYIN!)
Türk Tiyatrosu’nun aforoz edilen sanatçısı Coşkun Büktel’e bir
sansür de “Toplumcular”dan…
Bence, başarıp başaramamaları bir yana, “Toplumcu Tiyatronun
Günümüzdeki Durumu” diye bir tartışma başlatmaları (bile)
www.tiyatroevi.com adlı site ve ardındaki insanlara
sempatiyle bakmama neden oldu. Eleştirilerim bir yana…
“Önerdiklerimiz” bölümünde, bugünden başlayarak,
www.coskunbuktel.com’a da yer veren tiyatroevi, Büktel’in
sitesini daha anlaşılır haliyle sayfasına yerleştirirse, yerinde bir
iş yapmış olur…
Önerdiklerini tek tek sıralayalım:
şiir evreni, Ankara Ekin Tiyatrosu, coskunbuktel.com, tiyatrom.com,
tiyatrodergisi.com.tr, nuribilgeceylan.com, Sol, “Açık Radyo”,
savaskarşitleri.org, Atılım, Türk Tiyatrosu, ege sanat, Özgür Haber,
Oğuz Aksaç, Mitos Boyut ve (huzurlarınızda!) Yılmaz Erdoğan…
Hemen tümünün bir nedeni ve gerekçesi olan önermelerde, Yılmaz
Erdoğan da, bir biçimde anlaşılabilir… Ne var ki, soluğunu bile
paraya dönüştürebilme becerisi ve kurnazlığı içerisinde olan Yılmaz
Erdoğan adı geçince, “öküz altında buzağı” aramaya koyuldum…
İmdi, Coşkun Büktel’e sansüre devam eden
www.tiyatroevi.com adlı sitenin, son halka olarak Yılmaz
Erdoğan’a gönderme yapması, bakınız bizleri nerelere dek savuruyor:
Yılmaz Erdoğan yazısının üstüne tıklayınca, (beni hiç
ilgilendirmeyen, toplumsal sorunlardan kaçan küçük burjuvaları
ilgilendiren, bir sürü saçma sapan işaretler çıkıyor!) ve en altında
“tık”lanacak yerlere tıkladığınızda, bakın başınıza neler geliyor;
“ABD, Almanya, bol bol ara, ucuza konuş, webservis.gen.tr, top 100”
işaret ve levhalardan kurtulamadan, kendinizi; “Gönül Sitesi” yada
“TIKLA’ diye yazılan ve her anlama okunan bir yazının üstünde
bulunca, suç işleyen yeni yetmeler gibi utanmaya başlamanıza karşın,
“tıkla”maya devam etmek istiyorsunuz. Ne de olsa insansınız!.. Sizin
de tiyatro dışında insani gereksinimleriniz olabilir!.. Karşınıza;
“ücretsiz arkadaş arama”, “canlı sex”, “Kıbrıs Tüp Bebek”, “Bedava
Tavla Oynayın”…gibi yazı ve levhaları çıkacak!..
Canınız çok mu sıkıldı?!. Aldırmayın, dönün bir tutam Kürtlük, bir
tutam Goşistlik, bir tutam emek yandaşlığı pozlarına… bürünen Yılmaz
Erdoğan’ın; “Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim…”
kakafonisine teslim olun!..
“O site Yılmaz Erdoğan’a ait, bize ne!..” diyemezsiniz. Madem ki
önerdiniz, artık o site sizindir!.. Sizin üstünüze zimmetlidir!..
Kurtulmanın tek koşulu var; önerdikleriniz dışında tutacaksınız. Bu
da yeterli değil!.. Yılmaz Erdoğan’ın yanılsama oluşturan, kartondan
bir insan olduğunu ve devrimci kavgaya zarar verdiğini
belirteceksiniz… “Asla” mı?!..
Gelelim, bugün (22 Ocak 2007)
www.coskunbuktel.com’da yayımlanan
en yeni yazıya: “5) Hamit Demir’in Yeni Cevabı:
Tekrar merhaba coşkun,
düşüncelerine değer verdiğim / verdiğimiz bir kişi olduğunu
tekrarlıyorum. keşke 1998’de yayınına ara veren gölge tiyatro
dergisi’nin internet sürecinde de yazılarını yayınlayabilseydik. ama
bu konuda ne yazık ki gerekli zaman ve iletişim olanakları (özel
hayat vs. nedenlerle belki de) bulunamadı. üstelik bizim site, iki
kere vandal saldırılar sonucu ‘hack’lendi. ve bu saldırılar sonucu,
tüm datalarımız zarar gördü. bilgi ağırlıklı bir site olmamızdan
dolayı, bunları tekrar toparlamak için harcadığımız emek ve
kullandığımız zaman (amatör emekler olduğu unutulmamalı) özellikle
istanbul merkezli yayın yapan sitelerin ve kurumların polemiklerine
fazla zaman ayırmamızı olanaksızlaştırdı. polemiğin dışında kalmakla
birlikte, yayıncılık çizgisini haber ve bilgi depolamak üzere
belirledik. okuyucuya, tiyatro konulu pek çok kaynak sunmak için
çaba harcadık ve harcıyoruz. bu noktada bu güne değin hiçbir
kurumdan ve kişiden maddi yardım almaksızın yayınımıza devam ettik.
hatta sen de izlediğin için iyi bilirsin ki, bugüne kadar tek bir
reklam bile yayınlamadık. bu anlamda bağımsızlığımızı her şeye
yeğledik.
o halde ‘sansürcü’ sözünden dolayı hala özür beklediğimizi tekrar
ediyor ve yazılarının sitede yayınlanabilmesi için (sen istediğin
gibi değerlendirebilirsin) özür koşulunu şart koşuyorum. bu gün
değin olağan üstü emeklerle bu siteyi var etmiş tüm arkadaşlarım
adına bunu beklediğimiz de bilmeni isterim. bu sitede baştan beri
emek veren; semih çelenk, ali kemal kat, ayhan keleş, hüseyin
yıldırım, hivron sever, seyyal çelik ve tüm okurlarımız adına bulu
yapmalısın.
umarım hassasiyetimizi anlayacaksın.
sitemizde ana sayfada yer alan ‘önerdiklerimiz’ bölümünde, www.coskunbuktel.com
adresine link verdiğimizi de bilmeni isterim.
sevgilerimle.
Hamit Demir
Gölge Tiyatro Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni”
Hemen şunu belirtmek istiyorum; Coşkun Büktel’e yer vermek, gerçeğe
yer vermek demektir. Yılmaz Erdoğan’a yer vermek, sahte dünyalara
insan sürüklemek demektir…
Büktel’den bu koşullarda özür dilemesini istemek; kuşa uçma!, ata
koşma!, balığa yüzme!, insana konuşma!.. demektir…
Yapacağınız çok basit bir iş;
“Özdemir Nutku
skandalı” hakkında ne düşündüğünüzü yazacaksınız, olup
bitecek… Ha, “Biz İzmirliler, işimizi kendi aramızda hallederiz, siz
İstanbullulara ne oluyor?!.”diyebilirsiniz… O başka!.. Ne de olsa;
Hamit Demir, Özdemir Nutku ve Coşkun Büktel, bir biçimde İzmirlidir…
Böyle bir yasa varsa, karışmam… Ancak konu tiyatro, hem de toplumcu
tiyatro olduğunda müdahale etmeden duramıyorum…
Çok uluslu emperyalist sigara şirketleri bile, her nedense,
sattıkları sigaraların üstüne “sigara öldürür, kanser yapar,
spermleri yok eder, hamile kadınlara zarar verir, kalp krizine neden
olur…” gibi ibareler yazmaya başladı. En azından onların yaptığını
yapalım;
“Özdemir Nutku skandalı” konusunda safımızı belirleyelim…
Örnekse ben (ve biz); Özdemir Nutku tiyatroyu öldürür, tiyatronun
kanser olmasına neden olur, tiyatronun spermlerini yok eder, tiyatro
yapıtı üretirken doğum sancıları çeken yazarlara zarar verir,
yazarların kalp krizi geçirmesine neden olur…”diyorum(z)
|