Birinci ve ikinci ciltleri 1994 yılında Kültür Bakanlığı
Yayınları arasında çıkan “Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet
Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi”nin “1990 sonrası”*
başlıklı üçüncü cildi de yayımlandı.(1)
Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin (TEB) bir yayın projesi
olarak gündeme gelen seçkinin 1923-1960 ile 1960-1990
dönemlerine ayrılmış ilk iki cildi, tiyatro eleştirmeni Esen
Çamurdan’ın yayın yönetmenliğinde, (kitapların yayınlandığı
dönemdeki akademik unvanlarıyla) Yard. Doç. Dr. Efdal
Sevinçli, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Esen Çamurdan, Doç. Dr.
Zehra İpşiroğlu, Çağlar Tanyeri Ergand ile Sibel Arslan’ın
ortak çalışmasıyla hazırlanmıştı.(2)
Seçkinin Arkadaş Yayınevi tarafından yayımlanan üçüncü cildi
de yine TEB imzasını taşıyor. Ama bu kez hazırlayan isimler
farklı: Tiyatro eleştirmenleri Gülşen Karakadıoğlu ile Filiz
Elmas.
Tabii künyelerinde “Hazırlayanlar” olarak seçkiye emek
verenlerin isimleri yazıyor olsa da, kitapların kapağındaki
“Tiyatro Eleştirmenleri Birliği” ibaresiyle açıkça
vurgulandığı üzere, biliyoruz ki bu seçki esas olarak TEB
tüzel kişiliği adına hazırlanıp okurlara sunuluyor. Bu aynı
zamanda, seçkinin TEB tarafından (yani en azından TEB
üyelerinin çoğunluğu tarafından) tümüyle benimsendiği, bir
bakıma “tescil edildiği” anlamına geliyor.
Seçkinin
ilk iki cildi, resmen kuruluşunun henüz dördüncü yılını bile
doldurmamış TEB adına başarılı bir çalışmaydı. Türkiye
tiyatrosunun 67 yıllık eleştiri birikimini enikonu özetleyip
yansıtan önemli ve yararlı bir kaynak olarak
tiyatroseverlerin kütüphanelerinde yerini almıştı.
Gelgelelim, üçüncü cilt için aynı şeyler söylemek mümkün
değil. Gülşen Karakadıoğlu ile Filiz Elmas’ın hazırladığı
seçki, 14 yıl önce yayımlanan ilk iki cildin hem içerik, hem
de genel nitelik ve gösterilen özen bakımından çok çok
gerisinde kalmış. Bırakın ilk iki cillteki açıklayıcı,
tamamlayıcı sunuş yazıları ya da kitapların sonuna konulan
dizinlere benzer bir “incelik” bulmayı, üçüncü cildin asgari
özenden dahi yoksun olduğu görülüyor: Üçü seçkiyi hazırlayan
Filiz Elmas ile biri Gülşen Karakadıoğlu’nun kendilerine ait
eleştiri yazıları olmak üzere, seçkideki toplam 9 yazının
yayın tarihinin bile belirtilmemiş olması; eleştirmen Türel
Ezici’nin, bir bölümü daha önce herhangi bir yerde
yayımlanmadığı belirtilen bir yazısıyla, nerede yayımlandığı
tam ve açık olarak belirtilmemiş bir başka yazısına, yapılan
işin ciddiyetiyle bağdaşmayacak bir tasarrufta bulunularak
seçkide yer verilmiş olması, bu çalışmanın ilk iki cilde
göre ne denli baştan savma hazırlandığını hemen, ilk bakışta
gözler önüne sermeye yetiyor. Ama bütün bunlardan daha
önemlisi, nesnellikten tümüyle uzak bir yaklaşımla
hazırlandığı anlaşılan bu üçüncü cildin, 1990 sonrası
Türkiye tiyatrosu ve eleştirisini tarihsel gerçeklere uygun
bir biçimde yansıtmaktan aciz olduğu görülüyor.
“Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu
Eleştiri
Seçkisi”nin (vurgu F.Ç.) ilk iki cildi, adına uygun
biçimde, ilgili dönemde yayımlanmış dikkate değer “eleştiri
yazıları” esas alınarak, gerçekten de bir “eleştiri seçkisi”
olarak hazırlanmıştı. Seçkinin başrolünde, olması gerektiği
gibi, “eleştiri yazıları” vardı. Yazarı bilinmeyen, imzasız
iki eleştiri yazısına yer verilmesi de, kimi eleştirmenlerin
beş altı eleştirisiyle, Türkiye tiyatrosunun önemli
isimlerinden Cevat Çapan gibi kimi önemli tiyatro
adamlarının yalnızca birer yazısıyla bu seçkide yer alması
da, bu ilke ve yöntem birliğinin bir göstergesiydi.
Üçüncü cildi hazırlayan Karakadıoğlu ve Elmas hiçbir
açıklama yapmadan, ilk iki ciltte benimsenen bu “eleştiri
yazısı” seçme ilkesini terk edip, “eleştirmen seçmeyi” esas
almışlar. TEB’in eleştiri seçkisi projesini anlaşılmaz bir
biçimde, bir “Eleştirmen Seçkisi”ne dönüştürüvermişler. 1990
sonrası Türkiye tiyatrosunu, seçtikleri “eleştiri
yazılarına” göre değil, seçtikleri “20 eleştirmenin”
tanıklığıyla yansıtmayı yeğlemişler. Anlaşıldığı kadarıyla,
önce eleştirmenleri seçmiş, sonra bu eleştirmenlerin her
birinin üçer yazısını bir araya getirerek bu “eleştiri
seçkisi”ni öyle oluşturmuşlar. Böylece, TEB seçkisinin ilk
iki cildinde benimsenmiş nispeten nesnel bir kriteri de
tümüyle bir yana bırakıp, nesnellikten tümüyle
uzaklaşmışlar.
Karakadıoğlu, seçkiyi sunuş yazısında, Türkiye tiyatrosunun
tarihsel serüvenine tanıklık eden tiyatro eleştirisi
etkinliğini belli başlı örnekleriyle yansıtma iddiasındaki
bu çalışmayı hazırlarken izledikleri yöntem ve seçim
kriterleri hakkında somut ve yeterli bir açıklamada
bulunmuyor. On sayfalık sunuş yazısında, bu can alıcı
noktaya yalnızca şu sözlerle değinip geçiyor:
“(...)Böylece bir anlamda ülkemiz tiyatro serüvenine tanıklık ederken; çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanan yazılarımızdan bazılarını sizlere ve tiyatroyla ilgilenenlere iletmiş oluyoruz. Oyunların yerli-yabancı, kurumların ödenekli-özel, kentlerin büyük-küçük, yayınların da dergi-gazete gibi dengeli dağılımına özen gösterdik. Umarız iyi bir seçki olmuştur.”(3)
Karakadıoğlu bir şeyler söylüyormuş
gibi yapıyor, ama asıl en önemli konuda ser verip sır
vermyor. Ayrıntı sayılabilecek kimi unsurların dağılımıyla
ilgili göz önünde bulundurdukları kriterleri bile sıralıyor;
seçilen eleştirilerdeki tiyatroların bulunduğu kentlerin
küçüklüğünün-büyüklüğünün dağılımına özen gösterildiğini
belirtmeye dahi üşenmiyor, ama sadece bir tek konuda, hem de
en önemli konuda, seçkinin oluşturulmasında esas alınan 20
eleştirmenin neye göre, hangi dağılım kriterine göre
belirlendiğine ilişkin hiçbir şey söylemiyor. Bir seçkinin
sunuş yazısında asıl olması gereken, asıl belirtilmesi
gereken noktayı es geçiyor. Bir sayfalık bir önsöz yazan
Filiz Elmas da, aynı şekilde, bu konuya bir tek kelimeyle
dahi değinme gereği duymuyor.
Diyelim ki, Karakadıoğlu ve Elmas, eleştirmenleri
belirlerken, TEB üyesi olmaları gibi akıllara zarar bir
kriteri esas almış olsunlar. Öyle bile olsa, şeffaflık
gereği bunu sunuş ya da önsözlerinde açıkça belirtmeleri
gerekmez miydi? Böylece, satın almaya niyetlenen ya da
okuyan kişiye bu seçkinin ne vadettiği, nasıl bir yaklaşımla
hazırlandığı açıksözlülükle, dürüstçe söylenmiş olurdu.
Satın alan da, okuyan da, bu seçkinin anlam ve önemini,
iddiasını açık bir şekilde görmüş, bilmiş olurdu.
Seçim kriterleri açık bir şekilde ortaya konmayan, yapılan
seçimlerin sorgulanabileceği bir mihenk taşı olabileceği
çekincesiyle bundan özellikle sakınıldığı, kaçınıldığı
izlenimi yaratan böyle bir seçkinin, herhangi bir belge ya
da kaynak niteliği, herhangi bir düşünsel ya da yazınsal
değer taşıması söz konusu olamaz. Bir kere, her şeyden önce,
en başta bu eksiği, bu kusuru, TEB seçkisini “kerameti
kendinden menkul” bir seçki olarak anılmaya mahkûm ediyor.
TEB eleştiri seçkisinin üçüncü cildi sadece bu affedilmez
kusuruyla da kalsa iyi. Daha önce de belirttiğimiz gibi,
tarihsel gerçekleri, nesnel ve bilimsel bir dayanaktan
yoksun, keyfi bir anlayışla, eksik ve yanlış yansıtıyor.
Böylece, gerçekleri gizleyip çarpıtmış oluyor. TEB adına
itibar edip bu seçkiyi alma iyi niyetini gösteren okurları
yanıltarak, okurların iyi niyetini suistimal ederek, aynı
zamanda, büyük bir suç işliyor.
1990 sonrası Türkiye tiyatrosunun en önemli muhalif ismi ve
en dikkate değer tiyatro eleştirmeni Coşkun Büktel’in
Türk Tiyatrosundan İnsan
Manzaraları(4) ve
“Yönetmen Tiyatrosu”na Karşı: Bir Shakespeare ve Nâzım
Hikmet Savunması(5) adlı kitaplarındaki ve dergilerde
yayımlanmış eleştiri yazıları tümüyle görmezlikten gelinerek
sanki bütün o yazılar hiç yokmuş gibi, hiç yayımlanmamış
gibi davranılmış olması, Büktel’in önemi, değeri ve kalitesi
tartışılmaz eleştiri yazılarından bir tekine bile yer
verilmemesi, TEB seçkisinin 90’ sonrası tiyatrosunu da,
tiyatro eleştirisini de doğru bir biçimde yansıtmadığının,
gerçekleri gizlediğinin, çarpıttığının en bariz kanıtıdır.
Theope(6) ve
Shakespeare’siz Herifler(7)
adlı oyunları, çeşitli dergilerde yayımlanan tiyatro
eleştiri-inceleme yazıları ve kitaplarıyla 1990-2008
döneminde Türkiye tiyatrosunun en önemli oyun yazarlarından
ve eleştirmenlerden bir olan Coşkun Büktel’i görmezden
gelme, yok sayma, aforoz etme eğiliminin ne kadar vahim
boyutlara ulaştığını, bundan yaklaşık yedi yıl önce
yayımlanan “Coşkun Büktel ‘Tiyatro Oligarşisi’ne Karşı”(8)
başlıklı yazımda, Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, Prof. Dr. Dikmen
Gürün Uçarer ve Fakiye Özsoysal Çavuş gibi akademisyenlerin
bilimsel çalışmalarından somut örnekler vererek, “bilimsel
olmamak pahasına” Coşkun Büktel’i nasıl görmezden
geldiklerini, nasıl yok saydıklarını açıkça göstererek,
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi’nde tarihe not düşmüştüm. İşte
TEB seçkisini hazırlayanlar ve tescil edenler de aynı
yaklaşımla, “nesnel ve bilimsel olmamak pahasına”, “tarihsel
gerçekleri çarpıtma pahasına”, “okurları aldatma pahasına”
Coşkun Büktel’in eleştiri yazılarını görmezden gelmeyi, yok
saymayı tercih etmişler.
Seçkide yer verilen bazı yazılara bakınca (“Brecht’e
Yabancılaşabilmek...”, Esen Çamurdan; “Belgesel Tiyatro
Üzerine” ve “Pandora’nın Kutusu”, Dikmen Gürün; “Yaşasın
Tiyatro”-Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi, Zeynep Oral;
“Sanat Devletin İşidir”, “Tiyatro Yasaklamaları”, Atilla
Sav; “Rafları Düzeltmenin Zamanıdır”, Seçkin Selvi), ilgili
dönemde düzenli olarak tiyatro yazıları yayımlamış Ahmet
Cemal ve Memet Baydur gibi önemli isimlerin benzer türdeki
çok daha nitelikli ve anlamlı eleştiri yazılarından bir
tekinin bile bu seçkiye alınmamış olmasını da anlamak çok
zor. Seçilen her eleştirmenden mutlaka üç yazı koymak gibi
(yine kerameti kendinden menkul, yine "neden?"i açıklama
gereği duyulmamış) saçma sapan bir kural uydurup seçkiyi bu
kurala esir etmek yerine, bu önemli isimlerin döneme
tanıklığının da seçkide yansıtılması daha anlamlı, daha
doğru ve yararlı olmaz mıydı acaba?
Bütün bu yönleriyle değerlendirildiğinde, onlarca
akademisyen üyesi bulunan TEB’in böylesine baştan savma bir
çalışmayı “1990 sonrası Türkiye tiyatrosu eleştiri seçkisi”
diye tiyatroseverlere sunmuş olması hem Türkiye tiyatrosu
hem de TEB üyeleri adına çok hazin bir duruma işaret ediyor.
TEB üyesi bir tiyatro eleştirmeni olan Prof. Dr. Hasan
Anamur, TEB seçkisine de alınan bir çeviri eleştirisini çok
yerinde bir çağrıyla bitiriyor:
“(...) Biz yayınevi sorumlularını, yayıncılığı ciddiye alan kişiler olarak düşündüğümüz için, bunların çeviriyi, en azından bu başlangıç tümcelerini, okumuş ve değerlendirmiş olduklarını düşünüyoruz. Sonra da kendi kendimize şöyle diyoruz: bu kişiler bu çeviriyi okumuşlarsa, sonra da yayını durdurmamışlar, hatta yayımlamışlarsa yüksek bir fiyat koyarak bu kitaba, bu yayın da bir temel kaynak niteliğindeyse, bu durum çevrinin yayınevince onaylandığı anlamına gelir. Bu tutumsa düşünülebilecek bir durum değildir, en azından okuru önüne konan her ürünü kabul edecek düzeyde, hakkını aramayacak edilgen bir yaratık sanan bir yaklaşımın sonucudur. Okuru, bu gibi başarısız kaynak çevirileri yayınevlerine geri göndermeye ve ödedikleri ücreti istemeye çağırıyorum.”(9)
İnsan sormaktan kendini alamıyor, bu
çağrıyı yapan Sayın Anamur, yalnızca başarısız değil aynı
zamanda tarihsel gerçekleri de çarpıtan bu uydurma TEB
seçkisi için de aynı duyarlılıkla benzer bir tepki
gösterecek midir acaba? Akademisyen bir TEB üyesi olarak,
nesnellikten bütünüyle uzak bu baştan savma seçkinin,
üstelik hiç de azımsanmayacak 15 YTL gibi bir fiyatla TEB
adına okurların önüne konulmasından vicdani bir sorumluluk
duyacak mıdır? Ben TEB üyesi tüm eleştirmenlerin, daha
kaliteli, daha nitelikli bir Türkiye tiyatrosu için böyle
bir sorumluluk duymaları gerektiğini düşünüyorum.
“Duymalarını” umuyor, diliyorum.
Feridun Çetinkaya /
15 Aralık 2008
*Kitabın ilk sayfasında ve künyesinde
“1990 sonrası” yazılmış ya, kitabı hazırlayanlardan iki
eleştirmenden biri olan Gülşen Karakadıoğlu’nun sunuş
yazısında belirttiğine göre seçkinin hazırlanmasında
1990-2004 gibi belirli bir dönem sınırlaması gözetilmiş.
Durum böyleyken, seçkinin 2008 yılında yayımlanmasına rağmen
neden 2004 yılıyla sınırlandırıldığı da, kitabın künyesinde
neden “1990 sonrası” gibi ucu açık bir ifade kullanıldığı
da, hiçbir açıklama yapılmadığı için, anlaşılamıyor.
Kaynakça
1)
Karakadıoğlu, Gülşen; Elmas, Filiz,
Eleştirmen Gözüyle
Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi III 1990
Sonrası, Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği
yayını, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2008.
2)Çamurdan, Esen;
Sevinçli, Yard. Doç. Dr. Efdal; Nutku, Prof. Dr. Özdemir;
İpşiroğlu, Doç. Dr. Zehra; Ergand, Çağlar Tanyeri; Arslan
Sibel, Eleştirmen Gözüyle
Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi I.Cilt
(1923-1960), II. Cilt (1960-1990), Tiyatro
Eleştirmenleri Birliği yayını, Kültür Bakanlığı Yayınevi,
Ankara, 1994.
3) Karakadıoğlu, Gülşen,
“Sunu”, Eleştirmen Gözüyle
Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi III 1990
Sonrası, Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği
yayını, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2008, s. ix.
4) Büktel, Coşkun,
Türk Tiyatrosundan İnsan
Manzaraları, Dramatik Yayınlar, İstanbul, 1998.
5) Büktel, Coşkun,
“Yönetmen Tiyatrosu”na
Karşı: Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması,
Kaknüs Yayınları, İstanbul, 2001.
6) Büktel, Coşkun,
Theope, 1. Baskı,
Taş Kitaplar, İstanbul, 1993; 2. Baskı, Çitlembik Yayınları,
İstanbul, Mayıs, 2007.
7) Büktel, Coşkun,
Shakespeare’siz Herifler,
Dramatik Yayınlar, İstanbul, 1998.
8) Çetinkaya, Feridun,
“Coşkun Büktel ‘Tiyatro Oligarşisi’ne Karşı”,
Tiyatro... Tiyatro...
Dergisi, Sayı 119-120, Mart-Nisan 2002, s. 52-55.
9) Anamur, Hasan,
“Martin Esslin’in The
Theatre of the Absurd’ünün ‘Absürd Tiyatro’
Başlığıyla Çevirisi Üzerine”,
Tiyatro... Tiyatro...
Dergisi, Sayı 119-120, Mart-Nisan 2002;
Eleştirmen Gözüyle
Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi III 1990
Sonrası, Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği
yayını, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2008, s. 33.
ÇETİNKAYA'NIN DİĞER YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ!
