
Büktel’in İki Yüzü…
Mustafa Demirkanlı
NOT: Bu yazı, Demirkanlı'nın (bizim cevap
yazılarımıza bile yer verilmeyen sansürcü sitesinden) tek kelime atlamaksızın
aynen aktarılmıştır. Yazının orijinal sayfasını görmek için şu linki tıklayınız:
http://tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2528
Coşkun Büktel
tarihi boyunca “gerçekçi” olarak lanse etmeye çalıştı kendisini,
Büktel tarihi boyunca “dürüst” olarak tanıtmaya çalıştı
kendisini… Büktel, tarihi boyunca sadece “göz boyadı”, hiçbiri
gerçek değildi.
Çünkü, takke düştü kel göründü…
Sayfalarca, “Ölüleri Gömün” skandalı yazılarıyla insanları
dezenforme etmeye çalıştı, Şakir Gürzumar çevirisini sahneledi,
-bana göre olağanüstü bir sahnelemeydi- Büktel muradına erdi ve
sustu, iyi de oldu, şimdi -sanırım- gişe
gelirlerini kontrol etmek için İstanbul D.T. çalışanlarını
canından bezdiriyordur, alacağı % 20’leri hesaplamak için.
Artık, Bulunmaz’ın daha önce yazdığı gibi Büktel ilkelerinden
taviz vermemek için sürünmeyi göze almıyor, artık Boğaz
manzaralı Cihangir evlerinden birinde oturuyor, iyi kazandı Fox
TV’den. Allah daha çok versin (!)
Büktel, kendisine rağmen, kendisini savunan Bulunmaz’a hiç
acımadı… “Aşil topuğum” diyerek harcadı, “gayri insani” diyerek
karaladı… ama Bulunmaz, çevirisinin yapıldığı galada dramaturgun
-yani metni sahneye taşınacak hale getiren kişinin- bile sahneye
davet edildiği galada unutulduğunu sanmadı, soru sordu. Ya
Büktel?!
Ne olduğunu ben de bilmiyorum -Gala gecesi Şakir Gürzumar’a
soracaktım ama unuttum, sonra da bu kadar önemsiz bir konu için
aramak istemedim- ama aklıma iki seçenek geliyor.
1.
Çeviri aslında o kadar kötüydü ki ancak sıkı bir dramaturgiyle
sahneye taşıyabildik…
2.
Her oyunumuzda eğer çevirmen salondaysa mutlaka sahneye davet
ettik, zaten künyede de ikinci sırada çevirmen vardır, Büktel’e
güvenemedik, sahneye çıkınca kendini gündeme getirmek için
galayı kullanabilir, gala gecesini dağıtır endişesi yaşadık…
Üçüncü bir olasılık da tabii ki olabilir ama benim aklıma
gelmedi.
Peki bu durumdan kim rahatsız oldu? Sadece Hilmi Bulunmaz.
Büktel’den tık yok. İşine geldiği zaman Bulunmaz’ın yazdıklarını
sitesine taşıyan Büktel, bu kez, hem de kendisi ile ilgili bir
konuda hem sessiz hem de üç maymunu oynadı.
Sizce neden?
Bu sorunu yanıtını Bulunmaz bile bulamaz.
Ama bu sorunun tek yanıtı var; “Theope”yi sahneleyecek tek
rejisör Şakir Gürzumar’dır Büktel için, Gürzumar ne yaparsa
yapsın Büktel alır, kabul eder, -şimdilik- Bulunmaz’ı rahatsız
eden durum o gece beni de rahatsız etti ama nedense Büktel’i
rahatsız etmedi. Refüze edilmesine rağmen sesi
çıkamadı, sitesinin tepesinde hâlâ Gürzumar’ın
Yücel Erten’in küfürlerine verdiği tepkisi var, Gürzumar’ın
çevirmene yani kendisine yaptığı yok saymayla ilgili
tek çıtı yok.
İşte Coşkun Büktel budur… anlatmakla
anlaşılmaz, yaşanarak öğrenilir… Ben yaşayarak öğrendim, ona
inanan, oportünizmini görmemeye direnenler de eninde sonunda
yaşayarak öğrenecek.
Büktel, TV’leri de kullanır, reytingleri de,
amacı Boğaz manzaralı bir evdi, kavuştu, şimdi kaybetmemek için
her şeyi yapacak, yaparken de göz boyamaya devam edecek.
Yakınındakileri kandırmaya çalışmaya devam edecek.
Facebook’unda kendisini eleştirenleri Demirkan’lı sanan,
sanmasından sonra şahsıma hakaretler yağdıran, hiçbir karinesi
bile olmadan bana “iftira” atabilen
Büktel, sanırım sitesinin başındaki şu ilkesi ile:
“İnsanları suç belgesi göstermeden ya da suç belgesinin orijinal
kaynağını belirtmeden (orijinal kaynağa link vermeden)
suçlayacak kadar alçak değilim.” Sadece 2-3
destekçisini kandırabilir -biri Bulunmaz mı acaba?-. Bugüne
kadar kendini gerçekçi, sosyalist, kimseye amanı olmayan olarak
tanıtan Bulunmaz’ın bu soruyu Büktel’e sormasını bekledim ama
boşuna beklemişim, o da sormadı ya da soramadı;
“Coşkun Abi, hani kanıt, hani belge, hani
orijinal kaynağa link…” diyemedi, diyemediği
noktada da kendine karşı bile güvenilirliğini kaybetmeye
başladı, oysa ben “Aşil topuğu”
konusunda, "kim kimin Aşil topuğu”
acaba sorusunu da gündeme getirmiştim ama Bulunmaz, işin içinden
sıyrılmak, anlamamazlıktan gelmek ya da Coşkun Abisini korumak
için beni komik bir biçimde, “Devlet Tiyatroları’nın
Aşil topuğu” diye tanımlayarak işin içinden
sıyrıldığını sandı. Büktel’e hiçbir yerde, hiçbir zaman mahlas
isimle tek satır yazmadım, yazmam da, ama Büktel yalan
söyleyerek beni suçladı, bir tekini kanıtlarsa tamamını kabul
ederim, kanıtlamak için benden talep edeceği ne varsa vermeye
hazırım; IP numaram ya da aklıma gelmeyen ama talep edilecek
başka bir şey. Ama ben kendisinin adresini savcılığa suç
duyurusunda bulunmak için istememe rağmen vermedi, veremedi…
Arkadaşı Bulunmaz’ın her adresini açık açık yayınlamasına,
söylediklerinin arkasında olmasına rağmen hep kaçağı oynadı,
napalım adresini de yargı bulsun, nasıl bulacaksa öyle bulsun.
Nasıl olsa Büktel “gerçekçi” (!), açık, mert ve dürüst!
Ya şimdi noluyor? Bulunmaz, Coşkun Abisi’ne yapılan muameleden
rahatsız oluyor, ama abisin de çıt yok. Neden acaba? Neden?!
Hadi eski soruyu bir daha sorayım; Kim kimin Aşil
topuğu?
Her şeyi sorgulayan Bulunmaz, bu tepkisizliği algılayamadı mı
acaba? Her şeye tepki veren Büktel’in Gürzumar’ın adeta ve
resmen aşağılamasına tepkisiz kalmasını anlayamadı mı?
Boğaz manzaralı evinde yaşamaya devam edebilmesi için, çeviriden
alacağı % 20’nin yetersiz kalacağı için, telif olarak % 40
hatırına mı sustuğunu hâlâ mı sorgulayamıyor dersiniz? Bulunmaz,
Büktel olmadan kendini çok mu güvensiz hissediyor? Bunun için
mi “Aşil topuğum”, “gayri insani” diyen birine sesin
çıkaramıyor, yazacağım deyip unutuyor ya da unutturduğunu
sanıyor… zamanlamalara bakmak aklına geliyor mu sizce? Ne zaman
Büktel’e karşı çıkmaya kalksa, durup dururken -bayram değil
seyran değil, eniştem beni niye öptü?- diye
Bulunmaz'ı parlattığının farkında değil mi acaba? Sanırım değil,
Büktel’i önemsediği için, o parlatmaların zamanlamasına dikkat
etmiyordur, ama ben Bulunmaz gibi düşünmediğim için o
parlatmaları hemen fark ediyor ve gülümsüyorum, Bulunmaz'ın
da aklında bir soru kalmışsa, dönsün baksın, ne zaman kendisini
parlattıysa Büktel, kendi bloğuna dönsün, aynı tarihte ne demiş
Büktel için? Sanırım benim gördüğümü görecektir.
Ama Bulunmaz kolayını yapar, bana küfrederek kendini rahatlatır…
ama bu hiçbir zaman gerçek olamaz, gerçeğe gözlerini kapatarak
“Aşil topuğu” olur, sesi çıkamaz,
“gayri insani” yani “insanlık dışı”
olarak tanımlanır Büktel tarafından ve sesi çıkamaz, özellikle
“gayri insani” tanımlamasına tek laf
edemediğini okurlar nasıl olsa unutmuştur deyip rahatır
kendisini, rahatlatsın tabii, ama nasıl bunu içine sindirerek
rahatladığını anlamam mümkün değil, sanırım Büktel'in tüm
yazdıkları Bulumaz'ı ifade etmiyordur, ama sanırım Bulunmaz
kendisiyle yüzleşemeden, o tanımlananların sadece insanların
unutacağı umuduyla yaşıyor ya da sadece kendine inanan gençleri
ikna etmeyi amaçlıyordur. Yani aslında farkındadır ama ya
unutulur ya da birilerini ikna ediyoruma inanıyırdur.
Büktel, galasında refüze edilmiş, Bulunmaz rahatsız olmuş ama
Büktel olmamış!
Büktel Bulunmaz'a; “Aşil topuğum”
demiş, bunu gündeme getiren bana, Bulunmaz:
“D.T.’nin Aşil topuğu” deyip kendini
rahatlatmışsa, yazacağım dediğin yazıyı yazamamışsa,
desin ki ben dediği gibi D.T.’nin Aşil topuğuyum,
ya kendisi? Büktel, Bulunmaz'ı, kendisinin Aşil topuğu olarak
suçladı, benimle ne ilgisi var, beni kendine göre tanımlayarak,
kendini rahatlattı mı? Ya okurlar?! Hepsi mi salak?!!
Bulunmaz'a Büktel, “Gayri insani” dedi, gıkı
çıkamadı, gerçekten öyle mi? Kızıp da bana küfretti, küfretse de
altından kalkamadığı bu sorular bizim dışımızda kamuya mal
olmadı mı?: Büktel’in “gayri insani” diye
tanımladığı Hilmi Bulunmaz bu tarihe kadar bu tanıma itiraz
etmedi ya da edemedi.
Yanıt veremediği zaman küfrediyor, konuyu saptırıyor, yanlış
yapıyor…
Bulunmaz “gayri insani” mi? Ben
“gayri insani” desem karşı çıkar mı? Yoksa
Bulunmaz'a, sadece Coşkun Büktel’mi “gayri
insani” diyebilir?
Sanırım Büktel ne derse kabulü… Yolu açık olsun Hilmi
Bulunmaz'ın, bu kadar ağır bir yazıya vereceği yanıtın bana yeni
sıfatlar takmak olacaktır, kendisi de biliyor ki vereceği yanıt
yok. Sadece hakaret edecek. Dün olduğu gibi, yarın olacağı gibi.
Ama gerçekten dürüstse, gerçekten gerçekçiyse, gerçekten
sosyalistse, gücü de yetiyorsa üstelik, küfretmeden, sıfat
takmadan, konuyu dağıtmadan sadece uygar bir insan olarak yanıt
vermesini beklerim sorularıma, tespitlerime ama bunun mümkün
olmadığını da bilerek istiyorum, yüzleşmeye, çırılçıplak
soyunmaya gücü olmadığını bilerek... Büktel'in de diyeceği
birşey varsa ondan da bekleriz, küfürsüz olma kaydıyla.
Bir daha sorayım: Kim kimin Aşil topuğu?
Mustafa Demirkanlı
Haber Giriş Tarihi: 24 Ekim 2010
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":
Coşkun Büktel'in Irwin Shaw'dan
çevirdiği "Ölüleri Gömün" metni için, diyorlar ki:
Ölüleri Gömün'ün ilk okuma provasını unutamıyorum. Otuz
kişi kadardık. Sadece okumakla bile, hepimiz müthiş etkilenmiştik.
Aramızdan bazıları, kontrollerini kaybedip, göz yaşları içinde
kalmıştı.
(GÜRKAN GÜR Oyun yazarı / Yıldız Üniversitesi
Oyuncuları'nca sahnelenen "Ölüleri Gömün" prodüksiyonunun yönetmeni.)
Theope'nin yaratıcısı olan Coşkun Büktel, çevirilerinde
bile farkını ve yaratıcılığını derhal hissettiriyor. Ölüleri Gömün
adlı çevirisinde, sahne dilini, her zaman olduğu gibi, yine bir
virtüöz ustalığıyla kullanmış. Bana öyle geliyor ki, herhangi bir
insan bile, en sıradan insan bile, eğer orman kaçkını bir barbar
değilse, Ölüleri Gömün çevirisini, heyecan duymadan
okumayı, asla başaramaz.
(NÂLÂN ÖRGÜT DT sanatçısı / Van Devlet
Tiyatrosu Müdürü)
Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün adlı eserini ilk okuduğum
zaman, oyunun dramatik yapısının sağlamlığı ve bir o kadar da Coşkun
Büktel'in akıcı ve güzel çevirisi ilgimi çekmişti. Zaten o yüzden,
bu oyunun seyirciyle mutlaka buluşmasını istedim ve Ölüleri
Gömün'ün hiç değilse Kültür-Sen imkanlarıyla bir okuma
tiyatrosu olarak seyirciye sunulmasını önerdim.
(ŞAHİH ERGÜNEY Ankara Devlet Tiyatrosu
Sanatçısı / Kültür-Sen Yönetim Kurulu Üyesi)
Coşkun Büktel'in çevirdiği oyunlardan oluşan
Eleştiren Oyunlar
başlıklı kitabın kapağında, şu iddialı ve kışkırtıcı ibare yer
alıyor: "Türkçe'yi en iyi kullanan oyun yazarından en yetkin
yazarların, en yetkin çevirileri." Bu yargıya tümüyle
katılıyorum. Çok iyi seçilmiş, ve Türkçe'de benzeri olmayan bir
yetkinlikle çevrilmiş oyunlar. Hele "Ölüleri Gömün", müthiş!...
(İLHAN KANTARCI Ankara Devlet Tiyatrosu
Sanatçısı)
Irwin Shaw'un "Bury The Dead" adlı oyunu, dünya tiyatro
edebiyatında yerini sağlam biçimde almış, bizim savunmamıza hiç
ihtiyacı olmayan çağdaş bir klasiktir. Coşkun Büktel'in "Ölüleri
Gömün" adlı çevirisi ise, Shaw'un oyunundaki heyecan verici tüm
özellikleri, Shaw'a layık bir başarıyla Türkçe'de canlandırıyor.
(CEVAT ÇAPAN Şair/Çevirmen / İngiliz
Edebiyatı ve Amerikan Tiyatrosu Profesörü)
Ölüleri Gömün, savaşa ve militarizme karşı şiirsel ve
yaratıcı bir destan. Türkiye'nin bu oyuna şiddetle ihtiyacı var. Ve
ne mutlu Türk tiyatrosuna ki, Ölüleri Gömün'ün Türkçe'de
nefis bir çevirisi var. Tüm tiyatrocular, Coşkun Büktel'e minnettar
olmalıyız.
(HAMDİ ALKAN Yıldız Teknik Üniversitesi
Oyuncuları Genel Sanat Yönetmeni)
"Ölüleri Gömün" konusu, içeriği, teması ve başarılı
çevirisiyle çok çarpıcı ve önemli bir oyun.
(ALTAN ERKEKLİ Ankara Sanat Tiyatrosu, AST,
oyuncusu)
Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün adlı oyunu, özellikle içinden
geçmekte olduğumuz dönemde, konusuyla ve Coşkun Büktel tarafından
yapılmış çevirisiyle, her tiyatronun repertuarına onur verecek bir
oyun. Ayrıca belirtmeliyim ki, ödenekli tiyatrolarımızda tiyatro ile
ilgili kararların altında "partililerin" değil, "tiyatrocuların"
imzası olmalıdır.
(MEMET BAYDUR Oyun yazarı)
"Ölüleri Gömün"ü oynamamak, tiyatral bir suçtur. Harika bir
oyun ve oyundan hiç de aşağı kalmayan şiirsel bir çeviri. Seçimi ve
çevirisi için Coşkun Büktel'i kutluyorum.
(TOROS ÖZTÜRK Oxford University Press Eğitim
Direktörü)
Coşkun Büktel'in Irwin Shaw'dan çevirdiği Ölüleri Gömün
adlı o sarsıcı oyunu sesli olarak okurken, duyduğum tiyatral
heyecanla tüylerimin ürperdiğini fark ettim. Büktel'in Türkçesiyle
konuşmak bir oyuncu için şampanya içmek gibi nefis bir deneyim.
(ÖZLEM ERSÖNMEZ Ankara Devlet Tiyatrosu
oyuncusu)
Vahşetin, şiddetin ve barbarlığın kol gezdiği günümüzde, Irwin
Shaw'un yazdığı ve Coşkun Büktel'in çevirdiği Ölüleri Gömün
adlı oyunu okurken, insan sevgisinin ve yaşama sıcaklığının bir anda
içimi sardığını hissettim. Büktel'in, bu kadar evrensel ve insancıl
bir oyunu dilimize kazandırması, gerçekten övgüye değer bir çaba.
İnanıyorum ki, oyun sahnede hayat bulduğu zaman, günümüz seyircisine
de çok şey hissettirecek ve kazandıracaktır.
(SELİM GÜRATA DT Sanatçısı / Bursa Devlet
Tiyatrosu Eski Müdürü)
Coşkun Büktel'e hak veriyorum: "Ölüleri Gömün, savaşı ve
militarizmi destekleyenlere karşı dünya tiyatro repertuarında yer
alan en yaratıcı, en sarsıcı, en vurucu, en soylu cevaptır".
Kafasının içinde beyin yerine pirzola bulunmadıktan sonra, bir
insanın böyle bir oyunu, üstelik de Coşkun Büktel çevirisinden,
okuyup da beğenmeyebileceğini, düşünemiyorum.
(CUMA BOYNUKARA Oyun yazarı)
Ölüleri Gömün'ün bazı çağdışı kafalarca gömülmeye
kalkışılması, ben merkezci kişisel bir tavır olmaktan öteye gidemez.
Sanatın ortak yaratımcılığına inananların bu engeli yan yana gelerek
çok kısa sürede aşacaklarına inanıyorum. Ölüleri Gömün adlı oyunun
ve çevirisinin değeri bu inancımı ayrıca güçlendiriyor.
(MEHMET EGE Oyuncu ve yönetmen / Devlet
Tiyatrosu Eski Genel Müdürü)
Sevgili Coşkun Büktel,
Irwin Shaw'un, dünya tiyatrosundaki seçkin yapıtlar arasında yer
alan Ölüleri Gömün adlı piyesini, temiz ve akıcı bir Türkçe
ile repertuarımıza kazandırmanız beni mutlu etmişti.
Şimdi, (Kenan Işık yönetimindeki CB) İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun bu oyunu reddettiğini öğrendim.
Ret yazısının altındaki imzanın (Şenol
Demiröz CB) sanatla ne tür bir ilişkisi olduğu
konusunda bir bilgim yok. Kendisi bir sanatsever olabilir, ancak
sanatsal bir konuda karar verebilmek için, bu, yeterli bir kriter
değildir.
Ülkemizin en eski tiyatrosu olan bu kurumun oyun seçiminde,
"sanatçı" kariyeri tartışmaya açık olmayan kişilerin söz sahibi
olması, vazgeçilmez talebimiz olmalıdır. Bu konuda yapılacak her
türlü çalışmaya elimden geldiğince katkıda bulunacağımı bilmenizi
isterim.
Dostlukla.
(METİN COŞKUN Ankara Sanat Tiyatrosu, AST,
oyuncusu / Yeni Tiyatro kurucusu ve sanat yönetmeni)
Oyun, Irwin Shaw'un ünlenmesine yol açmış, çok önemli bir yapıttır,
harbin us dışılığını ince zekâsının ürünü buluşlarla yansıtır: Ölmüş
ama gömülmeye karşı gelen askerler, bu davranışlarını yadırgayan
asker ve sivil fanilerin her yola başvurup onları gömmeye
çalışmalarına karşı direnirler.
(...)
Oyun, sadece harbe karşılığı nedeniyle değil, konunun zekice
incelenmesi ve diyalogların sürükleyiciliği açısından da dünya oyun
edebiyatının önemli bir yapıtıdır.
Büktel, bu oyunu gayet güzel bir Türkçe'ye çevirmiş, bunu yaparken de
okuyacak ve izleyeceklerin en güç beğenenlerini bile doyuracak bir
ürün oluşturmuştur.
Bir çok sıradan, kof yapıtın sergilendiği tiyatrolarımızın
repertuarlarında arada sırada böyle nitelikli eserlerin de yer
almasını dilerim.
(SELÇUK EREZ Yazar / İstanbul Şehir Tiyatroları
Yönetim Kurulu eski üyesi)
Ölüleri Gömün adlı çeviriniz dramaturgi raporu ile birlikte
incelenerek Edebi Kurul'un 26/12/1998 gün ve 1421 sayılı
toplantısında kabul edilmiştir. Bilgilerinizi rica eder, yeni
çalışmalarınızı bekler, başarılar dilerim. Saygılarımla.
(ÖZDEMİR NUTKU DT Edebi Kurul Başkanı /
Çevirmen / Tiyatro profesörü)
Sayın Coşkun Büktel,
İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'na çevirerek göndermiş
olduğunuz Frank Weekend'in Tenor, Alice Gerstenberg'in
Dokundurmalar, Serafin
ve Joaquin Alvarez Quintero'nun ortak çalışması
Güneşli Bir Sabah,
Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün
adlı oyunları okundu ve 19 Mart 1999 tarihli Repertuar Kurulu'nda
değerlendirildi. Çevirilerinizin tiyatromuz Yönetim Kurulu'na
önerilme-mesine karar verildi. Repertuar Kurulu'nun kararını
bilginize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
(ŞENOL DEMİRÖZ İstanbul Belediyesi Şehir
Tiyatroları Repertuar Kurulu Başkanı; İstanbul Anakent
Belediyesi'nin önce Refah sonra Fazilet Partili kültür danışmanı)
(Kaynak: Papirüs
, Mart 2000)
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus"
2:
"BÜKTEL'İN İKİ YÜZÜ"
BAŞLIKLI MUSTAFA DEMİRKANLI YAZISINDAKİ
SUÇLAMALARA KARŞI, ŞAKİR GÜRZUMAR'IN,
GÖNDERDİĞİ AÇIKLAMA
Ne olduğunu anlamadığım, daha doğrusu iyi anladığım
bir durumumun içerisindeyim...."ÖLÜLERİ GÖMÜN"
oyununu hiç tartışmam... Tartışmak isteyenle de
sabaha kadar otururum.... Ama iş bok atmaya gelince
orada da elbette ki dururum..... Devlet
Tiyatrosu'nun teamülünde çevirmeni sahneye davet
etmek yoktur. Yazar davet edilir.... Ölmüşse,
yapacak tabii ki bir şey yoktur. Anladığımız
kadarıyla Coşkun Büktel'i kasıtlı olarak, küçültmek
amacıyla, hatta sahnede söyleyecekleri adına sahneye
davet etmediğimiz söylenmekte ve benim başında
bulunduğum kuruma dahi saldırıda
bulunulmaktadır......... Kim olursanız olun, ne
söylerseniz söyleyin, tarih artık bu uşaklığınızdan
yıldı ve sizleri ve başta bağlı olduklarınızı
yazacak...... Yalanı atın bir tarafa... Her çevirmen
gibi elbette ki Coşkun Büktel de çeviri haklarını
alacaktır.... Ama Coşkun Büktel benim başında
olduğum kuruma telif haklarıyla ilgili bir kez dahi
gelmemiştir. Hele ki, bu konuyla ilgili tek bir
memurla bile muhatap olmamıştır...... Olmuşsa, ben
bu kurumun müdürüyüm, adını verin o memurun......
Beyler, ayıptır..... Mesnetsizlik üstüne oturmayın,
günün birinde hatırlatırız!!!!!!!!!!!
ŞAKİR GÜRZUMAR
BÜKTEL'İN NOTU:
Gürzumar'ın, iki gün önce
(24 Ekim 2010) telefon ederek gönderdiğini
bildirdiği bu mesajı, o gün mesaj kutumda bir türlü
bulamamış, Şakir de, ben de, onun, anlayamadığımız
bir nedenle, bu mesajı göndermeyi başaramadığını
sanmıştık. Oysa mesaj gelmiş ama normal mesajlarımın
arasına değil, "spam" mesajları arasına gelmiş. Dün,
22.30'da, 106 mesajın biriktiğini gördüğüm "spam"
kutumu boşaltmaya çalışırken, Şakir'in mesajıyla
karşılaştım. Nokta/virgül ve büyük harf/küçük harf
yanlışlarını düzeltip, (dün ftp arızası nedeniyle
yayınlayamadığım) metni bugün aynen yayınladım.
(NOT: Mesajını imlaya aldırmadan yazmış olan Şakir,
imla yanlışlarını düzeltmemi kendisi rica etmişti.)
CB.
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus"
3:
MUSTAFA
DEMİRKANLI
'NIN
COŞKUN BÜKTEL'İ
"İHBAR" ETMEK İÇİN
HİLMİ BULUNMAZ'A
YAZDIĞI MEKTUP
COŞKUN
BÜKTEL'İN MEKTUBU SUNUŞ NOTU:
Bu sabah, mail
kutumu açtığımda, Hilmi Bulunmaz'ın
gönderdiği bir mesajla karşılaştım.
Mesaj, aslında
Mustafa Demirkanlı
tarafından Hilmi Bulunmaz'a
gönderilmiş, Hilmi Bulunmaz da
kendisi okuduktan sonra, "sadece
bilgi için" kaydıyla mesajı bana
aktarmıştı.
Saatler
geçtiği halde Hilmi mesajı
yayınlamayınca, telefon açıp niye
yayınlamadığını sordum. Oğlunun
Antalya'ya gittiğini ve dükkandaki
tadilat çalışmaları ve müşteriler
arasında başını kaşıyamaz duruma
geldiğini söyledi. O zaman yazıyı
bir an önce benim yayınlamamı
önerdim. "Mustafa facebook'ta
olup bitenlerden seni haberdar
etmediğimi, seninle ilgili işime
gelmeyen yazıları senden sakladığımı
sanarak, beni sana ihbar etmiş"
dedim. "Beni ihbar eden yazının
benim sitemde çıkması okurlar için
de, Mustafa için de, tatlı bir
sürpriz olur."
Hilmi kabul
etti.
Zavallı Demirkanlı,
Hilmi'de benim facebook sayfamın
şifresinin bulunduğunu ve Hilmi'nin,
canı ne zaman isterse, yalnızca
benim facebook sayfalarıma değil,
özel mesajlarıma bile girebileceğini
bilmiyor. Nasıl bilebilsin ki?...
Sahtekar linççi
Demirkanlı, bir insanın bu kadar
şeffaf olabileceğini hayal bile
edemez ki....
Demirkanlı'nın ihbar mektubunu
okumak için, lütfen,
TIKLAYINIZ!
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus"
4:
Mustafa Demirkanlı, Coşkun Büktel'e
karşı pek çok takma isim kullandı. Kullandığı son isimlerden
biri Deniz Duygulu'ydu. Deniz
Duygulu'ya tüm yazdıklarını sileceğini ve hatta
facebook hesabını bile kapatacağını söylemiştim. Bu sözüm
üzerine sayfalar boyunca benimle alay etmişti. Sonunda
savcıya yakalanmamak için, aynen dediğim gibi yaptı: Tüm
yorumlarını sildi ve facebook hesabını kapattı. Ama ben her
şeyi kaydetmiştim. İşte Demirkanlı'nın
Deniz Duygulu olduğunun belgesi:TIKLAYINIZ!

Deniz Duygulu, en
sonunda
"size bye bye diyeyim sayın Coşkun bey. Sağlıcakla
kalın"
dediğinde, ona şu cevabı vermiştim:
"Güle güle Mustafa! Yeni bir isimle yine bekleriz!"
Linç kampanyacısı Mustafa Demirkanlı ( TIKLAYINIZ!),
Demirkanlı ismiyle Büktel'e
ne zaman saldırsa duvara tosladığı, şapa oturduğu, küle
osurduğu için, Büktel'e yönelik ahmakçasına kalleş
saldırılarını daha çok, yeni yeni isimlerle sürdürmeye devam
etti/ediyor. Böylece, duvara toslayan, şapa oturan, küle
osuran, Demirkanlı değil de, örneğin,
Deniz Duygulu oluyor. Demirkanlı'yı
ve sahte kimliklerini asla sansür etmeyecek, ona asla
benzemeyeceğiz. Demirkanlı'nın ürettiği bütün sahte
kimlikler, nasılsa yok olmak zorunda... Yılan nasıl deri
değiştirmek zorundaysa (yıllardır beni mahkemeye vereceğini
söylemekte olan) Demirkanlı da, aslında savcıya yakalanmamak
için, sürekli isim değiştirmek, yeni yeni kimlikler üretmek
zorunda. Kanıt mı? Yeterinden fazlası var. Lütfen,
tıklayınız:
DENİZ DUYGULU
DEMİRKANLI YALANLARI
BURAK CANEY HALTLARI
BU KONUYLA
İLGİLİ FACEBOOK
YORUMLARINI OKUMAK YA DA
YORUM EKLEMEK İÇİN,
LÜTFEN, TIKLAYINIZ!
***
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus"
5:
|

Özgür
Başkan takma isimli sapığın "veda" mesajı
ve
Büktel'in cevapları
Lütfen,
TIKLAYINIZ!
|
DENİZ DUYGULU VE BURAK OTAKÇI ADLI
TAKMA İSİMLİ SAPIKLARIN BÜKTEL'LE TARTIŞMASI
Her zaman dediğim gibi:
"Mustafa
Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen,
Demirkanlı'dan iğrenmeyebilen herkesten, tüm samimiyetimle
iğreniyorum."
"ÖLÜLERİ
GÖMÜN" SKANDALI:
Yazıların tümü Coşkun Büktel tarafından yazılmış ve tarih sırasıyla
sıralanmıştır.
1.
Neler Olmuştu?
2.
Devlet Tiyatrosu "Evet" dedi, Şehir Tiyatrosu
"Hayır" diyor
3.
Büktel'in dilekçesi ve Şehir Tiyatrosu'nun
"cevabı"(!)
4.
2003 Yılındaki bir röportajda neler demiştim?
5.
Skandal konusunda Mustafa Demirkanlı'nın
iftiralarını Hilmi Bulunmaz nasıl yanıtladı?
6.
2007 Yılındaki Vatan gazetesi röportajında
neler dedim (demiş oldum)?
7.
KÜltür Bakanı Ertuğrul Günay, DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'i Derhal
Görevden Almalıdır
8.
Firuzan
Tercan Olayına dair Büktel Yorumuna Sansür
9.
"Ölüleri Gömün" bir kez daha DT sezon programında
10.
Ölüleri Gömün / İlk Temsilden Sonra Sıcağı
Sıcağına
11.
Yaşam Kaya'nın "Ölüleri Gömün" eleştirisinin eleştirisi
12.
Büktel ile
DT arasındaki "Ölüleri Gömün" sözleşmesi
BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye
doğru tarih sırasıyla)
MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E
SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE
TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
COŞKUN
BÜKTEL
COŞKUN BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
KİM DEĞİŞTİ?
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI
UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
HAY ALLAH
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
VEKALET DÖNEMİ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA
ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı,
tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk
dakikalarında ―tam olarak, saat
00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a
gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle,
Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A.
Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür
etmiş, asla yayınlamamıştır.)
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
KIVIRTMA COŞKUN
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!
MUSTAFA DEMİRKANLI
İŞ YAPAN, BULAŞIR!
HİLMİ BULUNMAZ
DEMİRKANLI YALANLARI
Linkler
TAMAM,
DÜRÜSTLERE İNANMIYORSUNUZ, PEKİ YALANCILARA
İNANMAYA NE DERSİNİZ?!
COŞKUN BÜKTEL /
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI BİLE BİLE YALAN SÖYLEYEN
ADİ BİR İFTİRACIDIR!
BÜKTEL VE DEMİRKANLI'NIN
"YEDİ TEPELİ AŞK SANSÜRÜ" ÜSTÜNE YAZDIKLARI YAZILARDA YER ALAN BENZERLİKLER
MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN SON
SAHTEKÂRLIĞINI FOTOĞRAFLA BELGELEDİK.
DEMİRKANLI'DAN BÜKTEL'E TAKMA
İSİMLERLE YÖNELTİLMİŞ İFTİRALAR
DEMİRKANLI'NIN BÜKTEL'E "FATURANI BEN ÖDERİM" MESAJI VE BÜKTEL'İN TEKME
TOKAT CEVABI
DEMİRKANLI'NIN KÜFÜR REPERTUARINI OKUMAK İÇİN,
TIKLAYINIZ!
BONUS:
Ayrıca bakınız:
Feridun Çetinkaya
İftiracı, linççi ve sansürcü tiyatro
yayıncısının pişkini, "Bahar temizliği" yapar kış günü...
Coşkun Büktel,
"Çığ" Aslında Nedir Neyi Sarsıyor?
Konjonktür değiştikçe, Mustafa Demirkanlı ile Tuncer
Cücenoğlu'nun ahlak ilkeleri de değişiyor
"Sabahattin Ali", Tuncer
Cücenoğlu'nun "Elinde Kaldı"
Körler Körleri izliyor
Cücenoğlu nihayet utandı
Tuncer Cücenoğlu, “Çığ”ın Ayıbını Müjdat Gezen’e de
Bulaştırdı
Ayrıca bakınız:
Büktel'e yöneltilen Özdemir Nutku
iftirasının Özdemir Nutku ağzından belgesi:
İftira CD'si
Büktel ve Bulunmaz aleyhine
tertiplenen
Linç Kampanyasına imza
atanların listesi
|