
HAY ALLAH!
Mustafa Demirkanlı
(Bu yazı, ilk olarak, 28 Temmuz 2007 tarihinde tiyatrom.com'da
yayınlanmış, aynı gün, sitemize aynen aktarılmıştır. Yazının
tiyatrom.com'daki sayfasına link veriyoruz:
http://www.tiyatrom.com/dergi_demirkanli_02.htm)
Öncesinde konuşabilseydik, Ertuğrul’a şunu
söylerdim: “Yapma, Coşkun Büktel’in yaşamla arasındaki son bağı
koparma, o, sansürlendiğini sanarak yaşama sarılıyor.” derdim,
diyemedim.
Ertuğrul’a ve okurlara daha önce aktardığım bir
durumu aktarmak istiyorum. Bundan yıllar önce (Tam tarih vermediğim
için suçlanacağım Büktel tarafından, biliyorum, ama kalkıp dergi
arşivini açıp, tarihi buraya eklemeye gerek duymadım, isimler
gerçek.) Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nin bir Yayın Kurulu
toplantısında, o sırada Yayın Kurulu’nda bulunan Kerem Kurdoğlu şu
öneriyi yaptı: “Coşkun Büktel’e bir sayfa verelim, muhalif bir
kalem, muhalif seslerin de olması iyi olur.” dedi. Ben, hemen
kabul ettim, “evet iyi olur” diye görüşümü aktardım.
Büktel’in dergide yazmasını istiyordum. Yanılmıyorsam Orhan Aklaya,
güldü ve şu itirazını dile getirdi: “Coşkun’un ‘Theope’ ve
kendisi dışında muhalif olduğu tek şey söylerseniz, hemen kabul
ederim.” dedi. Kerem’le birbirimize baktık, o önerisini geri
aldı, ben de desteğimi.
Coşkun için sadece kendisi ve kendisini temsil
eden “Theope” vardır. Başka da üretimi yoktur. Kendini eleştirmen
diye tanımlar ama eleştirisi veya eleştirdiği “Theope”yle ilgili
kişilerin dışına çıkmaz. Örneğin, Tuncer Cücenoğlu’nun “Çığ” oyununu
eleştirir ve “Çığ Skandalı” diye sunar. Nedir “Çığ Sıkandalı”?
Büktel’e göre mantık hatalarıyla dolu bir metin olması, kötü bir
metin olması. Peki neden “Çığ Skandalı”? Sanki, Türkçede yazılmış
başka bir kötü metin yokmuş, bu tekmiş gibi. Çünkü yazarı Tuncer
Cücenoğlu. Peki Cücenoğlu ile ne alıp veremediği var Büktel’in?
Yıllardır Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu’nda yer aldı ve Büktel’e
göre sahnelenmesini engelleyenlerden biri. Diğeri de Özdemir Nutku
(!), onun için “Özdemir Nutku Skandalı” da var oldu ve herkes
sansürlüyor!
Büktel, hayali düşmanlar ve hayali durumlar
yaratıyor
Büktel’e göre, “Theope”yi sahneleyebilecek bir
yönetmen Türkiye’de yoktur. Kendi sözleri. Dünya’da var mı bilemem,
henüz oraya sıçramadı Büktel. Muhtemelen orada da yoktur. Ali Taygun
İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelemeye kalktı, anasından emdiği
burnundan geldi. Neymiş, yeteneksizmiş, anlamamış. Kaldırttı oyunu.
Şunu sormak gerek: Madem Türk yönetmenler yeteneksiz, neden izin
verdin, öncesinde de İstanbul Şehir Tiyatroları’na başvurdun,
bilmiyordun da o zaman mı öğrendin, öğrenmen için –Türk
yönetmenlerin yetersiz olduğunu, senin bir oyun yazman mı
gerekiyordu?- sorularını sormak bile gereksiz. Büktel için önemli
olan, onun ne kadar yetenekli bir yazar ve yönetmen olduğunu
görmeyenler zaten cahil.
Kim sahneleyebilir “Theope”yi? Sadece Coşkun
Büktel. Ama “Theope”nin sahnelenmesini istemeyen güçler, Büktel’i
İstanbul Şehir Tiyatrosu’na Yönetmen kadrosunda almamaktadırlar.
Haydaaa.
“İstanbul Şehir
Tiyatrosu'na (Kenan Işık ve Şenol Demiröz döneminde) verdiğim
DİLEKÇE”den.
“("Türkiye
Cumhuriyeti'nin Devlet Tiyatrosu 'Evet' dedi, Fazilet Partisi'nin
Şehir Tiyatrosu 'hayır' diyor")’muş, neye? “Ölüleri Gömün”
çevirisine. Yahu, bir oyun vermişin ve sonrasında yeteneksiz
yönetmenler diye ortalığı birbirine katmışın, aklın yok mu? Çevirini
de o yeteneksiz (!) yönetmenlerden biri yapacak. Ve sen ortalığı
ayağa kaldırıp, kendine Devlet’ten bir maaş kampa peşinde
koşacaksın. Gerekçen hazır: “Bu yeteneksiz yönetmenler “Ölüleri
Gömün”ü yönetemedi, beceremedi. Ben yönetirim. Yani, istediğin,
karşı çıkıtığın kurumların yönetmen kadrosundan “maaş”, hepsi bu.
Peki, argümanların ne? Aşağıda bakalım neymiş.
Okur hatırlasın, o
dönemde D.T.’larında Edebi Kurul Üyeleri olan Özdemir Nutku ve
Tuncer Cücenoğlu “Theope”yi Edebi Kurul’da kabul etmiş ve “Evet”
demiş, ne için? Oynanabilir demişler. Bir yönetmen ele almamış,
almış da engelleyen var mı, bilmiyoruz. Olmaz, mutlaka sahnelenmeli.
Mümkün mü? İnanın ki değil. Hatırlayalım, Büktel sürekli şunu
savunur: “Bu eseri sahneleyecek bir yönetmen yok.” Şansına
küs Büktel, bu denli yetenekli yönetmen yok elimizde, peki sen ne
istiyorsun?
Büktel Ne
İstiyor?
“Sizden iki dileğim var:
Kurumunuza önerdiğim çeviri oyunların, yeniden
ve daha sağlıklı bir haletiruhiye içinde incelenmesi;
Kurumunuzun yönetmen kadrosuna dahil edilmem
için gerekli işlemlerin yapılması.” (İ.B.B.Ş.T. verilen malum
dilekçeden.)
Başüstüne! Yaşamı boyunca hiçbir oyun
yönetmemiş (En azından bizim bildiğimiz kadarıyla, belki okul
döneminde yönetmiştir, olabilir.) Tiyatro adına yaptığı ne?
“Theope”yi yazdı. Başka? Yook, aslında var, “Theope” üzerinden
yazdığı “Shakespearesiz Herifler”
Bu yöntem iyi bir yöntem, RTE uyguladı,
kazandı; “mağduriyet”, umarım Büktel’de kazanır da ölmeden
“Theope”yi izleme şansım olur.
Başa dönüp bitireyim, keşke yayımlamadan önce
bilebilseydim Ertuğrul’un yazısını, şunu söylerdim: “Yapma,
elindeki son silahı alma, Coşkun Büktel kendisinin sansürlendiğini
düşünerek ve önemli biri olduğunu sanarak, mutlu mesut yaşıyor,
yapma, elinden alma son silahını.” derdim.
Sitesinde hemen hemen her yazısında linkler
vererek ortaya koyduğu skandallarla birlikte yaşamasını engelledin.
Neydi bunlar?:
"Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı",,
"Çığ skandalı"
"Omurgasızlar skandalı" (Bu yeni eklendi, Türk Tiyatrosu’nun
skandallar dizisine, onu da bir başka yazımda aktarırım, belki.),
"Ölüleri Gömün skandalı" (Bu da yeni, onu da bir ara belki ele
alırım, ama şu kadarını söyleyeyim ki, çevirisinin artık oynanması
ve 3-5 kuruş kazanmasına yönelik, hepsi bu.)
Keşke, Büktel kendi
yeteneklerinin farkında olabilen biri olsaydı da, -bilmediğim ama
umduğum yeteneklerini görme, izleme şansımız olsaydı, ama Büktel’in
sorunu kendisi ile, önemli olan onu pohpohlamak, eğer bir an olsun
kendi gerçeğinin dışına çıkıp bakabilseydi, yakın çevresini daha iyi
değerlendirme şansı olurdu. Ama yok, umutsuz bir vak’a.
Son söz:
Ertuğrul, Büktel’in elindeki son silahını alıp, savunmasız bıraktın.
Seni kınıyorum, Büktel bunu hak etmedi! Bıraksaydın da sansürlenen
kahramanlar duygusuyla birlikte mutlu, mesut yaşasaydı.
Mustafa Demirkanlı / 28 Temmuz
2007
(CB'nin notu: Demirkanlı sürekli benim
“Bu eseri sahneleyecek bir yönetmen yok.”
dediğimi söyler ama tırnak içinde ve italik olarak yazıp bana mal
ettiği o cümlenin kaynağını asla göstermemiştir/gösteremez.)
HAFIZA TAZELEYELİM:
Demirkanlı'ya karşı 24 Nisan
2007'de yazdığım son yazının
(DEMİRKANLI'YA
(BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP)
son paragrafları şöyleydi:
Bir insanın, yalnızca, "Burak Caney'i ait
olduğu yere, sanal mezarlığa gömdük" cümlesini (bir sürü karşı
kanıta rağmen) yeterli kanıt sayarak ve kanıta muhtaç bu salakça
kanıta dayanarak; o cümleyi kurmuş olan insanı (Hilmi Bulunmaz'ı) "hacker"
olmakla suçlaması için, belki hukuk nedir bilmeyen bir salak olması
yetebilirdi; ama Bulunmaz'ı "hacker" sayan o salağın, Bulunmaz'la
arkadaş olan (dürüstlüğüyle maruf) Coşkun Büktel'in de "hacker"
olduğunu ilan edebilmesi için, yalnızca salak olması yetmezdi;
Mustafa Demirkanlı kadar insanlıktan nasipsiz, ahlaksız, yalancı,
pespaye ve alçak olması da gerekirdi/gerekti.
Demirkanlı, umarım sözünü tutar ve bundan böyle
(ismimi vererek ya da vermeden veya kendisi başka bir isim ardına
gizlenerek veya örneğin, hacklenmeden kurtulduğu halde aylardır bir
tek yazı yazmayan ve aslında söyleyecek bir şeyi kalmadığı için "hacklendim"
numarasına yatmış olan, kimliği belirsiz, sanal şahıs Burak Caney'i
tekrar devreye sokarak) bana sataşmaya kalkışmaz. Ama eğer
kalkışırsa, Demirkanlı'ya cevap vermek için bir şartım var: Önce,
belgelediğim tüm yalanları için ("tekrar okuyunca yanlış
anlaşılabileceğimi anladım, aslında şöyle demek istemiştim" tarzında
önemsizleştirme gayretine girmeden) açıkça/mertçe/Türkçe/netçe,
hesap verecek ya da özür dileyecek. Ve bundan böyle Büktel hakkında
herhangi bir suçlama yaparsa, o suçlamayı, kanıta muhtaç kanıtlarla,
salakça iddialarla değil, Büktel'in kendi ifadeleriyle "somut"
olarak, direkt kaynak göstererek, kanıtlayacak. Böyle yapmazsa,
bundan böyle, (Burak Caney'i asla cevaplamadığım gibi) artık
Demirkanlı'yı da cevaplamayacağım.
Ben hayatımı, onun yalnızca birkaç saniyede
uydurduğu kasıtlı yalanları çürütmek için, günlerce kanıt belge
toplamakla, bu kanıtları mantıklı ve tutarlı bir kompozisyon içinde
okurlara sunmak için kılı kırka yarmakla, daha fazla harcamak
zorunda değilim.
Büktel/Demirkanlı Polemiği'ndeki
yazılara rağmen Demirkanlı'nın ne mal olduğunu hâlâ anlamayanlar
kaldıysa, zaten anlamak istemiyorlar demektir.
Coşkun Büktel / 24 Nisan 2007
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":
ARŞİV / 27 MART 2001
Reklam
alamadığı
dönemlerde
o da herkesi
eleştirirdi:
Demirkanlı'dan,
Tuncer Cücenoğlu,
Refik Erduran ve Recep Bilginer'e
Dedikodu Formatında, Asılsız
İspatsız (veya İspatı
Demirkanlı'dan
Menkul) Hakaretler!
"Şöyle geriye gidip, baktığımda şunu
görüyorum. Son 3-4 yıla kadar
Refik Erduran,
Tuncer Cücenoğlu,
Recep Bilginer
gibi
resmi
yazarlar, iktidarla ilişkilerini kurmuş,
Ankara koridorlarının yollarını
ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca
Bakan' dediği siyasileri tanımış,
deyim yerindeyse el ense olmuş
bu zatlar ortalıkta dolaşırken,
gammazladığı Genel Müdür’e, ‘sevgili
dostum’ demekten çekinmeyen, çekinmenin
ötesinde bir sakınca görmeyen bu zatlar
karşısında, göreve gelen siyasiler de
ortalıkta sürekli
bunları
gördüğü için, Türk tiyatrosunu
bunların
temsil ettiğini sandılar hep. Onların
bir suçu yok.
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları. Korkuttu çünkü,
bunlar
konuşmaya başlarken;
'Yarın bakanla sabah kahvaltısı
yapacağım,
senin sorunları anlatırım, çözeriz',
'Ben Ankara’ya gidiyorum Bakan’a
söylerim sizin tiyatroya özel önem
verir.',
'Bakan yarın İstanbul’da olacak zamanı
varsa mutlaka sizin oyuna getireceğim.'
gibi cümlelerle durdurdular insanları,
insanlar durmaya eğilimliydi çünkü. Ve
korktular. Yıllarca."
(KAYNAK:
Demirkanlı,
"Dünyanın
Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel
Dostluk Ve Barış Çağrıları")
NOT:
Demirkanlı, Coşkun Büktel'i (ve Feridun
Çetinkaya'yı) daha 2001 yılında
"cevap hakkı
istiyorsanız mahkemeye gidin!"
diyerek sansür ettiği için; belli ki,
Cücenoğlu, Erduran ve Bilginer gibi
yazarları Büktel'in de (hem de
Demirkanlı'dan çok önce)
korkusuzca ama "belgelere dayanır
biçimde" eleştiren kitaplarını ("Türk
Tiyatrosundan İnsan Manzaraları"
1998,
"Yönetmen
Tiyatrosuna Karşı" 2001)
görmezden gelmeyi tercih ediyor ve
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları"
diye,
hiçbir araştırma yapmaksızın, asılsız
ispatsız "sallayarak", okurlarını,
"bunlardan"
korkmayan tek kişinin
kendisi olduğuna inandırmaya çalışıyor.
NOT 2:
Bilindiği üzere, Demirkanlı, 2001
yılında,
siyasilerle
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
olmakla suçladığı Tuncer Cücenoğlu'yla,
bugün kendisi
"deyim
yerindeyse el ense olmuş",
2001 yılında
"gammaz"
olmakla suçladığı Cücenoğlu'yu bugün
dergisinin "editörler kurulu"na dahil
etmiş ve
Cücenoğlu'yla birlikte ikisi, Büktel ve
Bulunmaz'a karşı
linç kampanyasının
suç ortakları ve en azılı kışkırtıcıları
olmuşlardır.
Demirkanlı ve dergisini reklam adı
altında
devlet sadakasıyla besleyen DT genel
müdürü Lemi Bilgin ile DT İstanbul
müdürü Osman Wöber arasındaki,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkilere dair bir enstantane...
Hemen her sayısı gecikmeli olarak
basılıp dağıtılan dergisinde, reklam
olarak verilen DT programlarını,
genellikle programların sona erdiği
tarihten sonra, bir başka deyişle "iş
işten geçtikten sonra" yayınlaması
yüzünden, sık sık Hilmi Bulunmaz'ın
eleştirilerine hedef olan Mustafa
Demirkanlı, her şeye rağmen,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkileri sayesinde,(Bulunmaz'ın
deyişiyle söylersek)
"arka kapağını Lemi
Bilgin'e vermeye devam ediyor."
|
BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye
doğru tarih sırasıyla)
MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E
SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE
TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK
SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
COŞKUN
BÜKTEL
COŞKUN
BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
KİM DEĞİŞTİ?
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ
BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN
BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI
UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
HAY ALLAH
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
VEKALET DÖNEMİ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA
ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı,
tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk
dakikalarında ―tam olarak, saat
00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a
gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle,
Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A.
Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür
etmiş, asla yayınlamamıştır.)
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
KIVIRTMA COŞKUN
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!
MUSTAFA DEMİRKANLI
İŞ YAPAN, BULAŞIR!
HİLMİ BULUNMAZ
|