Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

 
 

 

 

 

H. HİLMİ BULUNMAZ ve

COŞKUN BÜKTEL (1)

 

Mustafa Demirkanlı

 

 

 

 

(Bu yazı, 17 Nisan 2007 tarihinde önce tiyatrodergisi.com.tr'de yayınlanmış, akabinde,

tek virgül kısaltmaksızın, sitemize aktarılmıştır.)

 

 

 

 

 

 

Mehmet Akan yoğun bakıma alınmış...   

…Halkın ruhunu yok eden televizyon canavarına ruhunu teslim eden Mehmet Akan, yıllar önce ölmüştü. 67 yaşında bir ceset olan Akan’ın fiziksel ölümü pek bir anlam taşımıyor… (7.7.2006)

 

Bir ölüm haberi daha gelecek    

 “Kralın soytarısı, padişahın dalkavuğu, burjuvazinin tiyatrocusu” olan insanlardan bir Lale Oraloğlu yoğun bakımda. Seksen iki yaşında olan Oraloğlu, doğal bir sürecin sonuna geldi. Ölecek…

 

Beyin kanaması geçiren Oraloğlu, kendine gelir gibi olduğu anlarda neler düşünüyor?.. Çok merak ediyorum doğrusu…

 

“Politik ve ekonomik sosyeteye hizmet edeceğime, işçi sınıfına hizmet etmiş olsaydım daha doğru bir iş yapmış olur muydum?..” Bu ve buna benzer sorular soracak düşünce kırıntılarına sahip bir insan olabilir mi Oraloğlu?.. (Salı, 28 Kasım 2006)

 

Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz ikilisi sitelerinde önüne gelene küfredip, hakaretler yağdırırken, uzun süre ses çıkartmamış, bulaşmaya değmez demiştim.  Sonunda sabrım taştı. Şunların sitelerini bir tarayayım dediğimde yukarıdaki iki habere de rastladım Hilmi Bulunmaz’ın sitesinde, ilk tepkim ana avrat sövmek oldu, insanlıktan nasibini alamamış, kendini sosyalist ilan eden bu meczup daha da ilgimi çekti, google’da taradığımda ise şu taziye mesajı ile karşılaştım, tek sosyalist Bulunmaz efendinin:

 

“Gazetenizin imtiyaz sahibi Nezih Demirkent'in ölümü nedeni ile çok üzgün olduğumuzu belirtir, gazetenizin başarıyla devamını dileriz.

Kuyumcu Dünyası, Uluslararası Gazete İmtiyat Sahibi / Hüseyin Hilmi Bulunmaz Genel Yayın Yönetmeni / Mehmet Cemalettin Bulunmaz”

Mehmet (Akan) Abi’ye, tanıdığım en dürüst, en cefakar, mümtaz insan Mehmet Abi’ye ölümle didiştiği, acılar içinde kıvrandığı yatağındayken, ölümü beklerken bu satırları yazabilen birinin insanlığından şüphe etmedim, şüphe edilecek bir yanı olamaz da, olsa olsa şerefsiz bir insan müsveddesi olur. İyi ki o tarihte karşılaşmamışım bu satırlarla, tepkim çok daha büyük olurdu.

Yukarıdaki alıntının tümü şöyle: “12 Eylül Faşizmi ülkemizin “miladı” sayılır. Cuntanın tüm ülkenin özgürlüklerini askıya aldığı gün, birçok kişi ve kuruluş “nasıl teslim oluruz?” sorusuna yanıt arıyordu. Dostlar Tiyatrosu ve “emekçileri” de bu soruyu nesnel olarak soranlardan…

Cunta iktidara el koyduğunda, Mehmet Akan Dostlar Tiyatrosu’ndaydı ve “sanırım” yine nesnel anlamda bu sorunun yanıtını arayan “emekçiler”dendi. Gel zaman git zaman zaten ödünç alınmış sosyalizm lafı rafa kaldırıldı ve televizyon gülü olmaya karar verildi. Şişede durduğu gibi durmayan faşizm, birçok kişi ve kuruluşla birlikte Mehmet Akan’ı da teslim almıştı. O dizi senin, bu dizi benim koşturan Mehmet Akan, Bizimkiler dizisinin apartman yöneticisi Sabri Bey olduğunda, kendi yazgısını da belirlemişti. Halkın ruhunu yok eden televizyon canavarına ruhunu teslim eden Mehmet Akan, yıllar önce ölmüştü. 67 yaşında bir ceset olan Akan’ın fiziksel ölümü pek bir anlam taşımıyor…”

Bürütüs öldü!..   

Türkiye tiyatrosunu hançerleyen insanlardan biri olan Zeki Göker öldü. Sol adına tiyatro yaptığını iddia eden ve ne denli solculuğa aykırılık varsa, hiçbirini aksatmadan yerine getiren Göker’den kurtulduğumuza sevindiğimi dile getirmek durumundayım… (Perşembe, 21 Aralık 2006) (Zeki Göker’in ardından da bu girişli yazıyı yazmıştı, neden sağlığında yazmayıp da öldükten sonra yazdığının gerekçesini ise aşağıdaki yazıda açıklıyordu.

 

Bürütüs'ün ölümüne neden sevindim? 

http://bulunmaztiyatro.com/index.php?option=com_content&task=view&id=248&Itemid=39

Uzun uzun kazık yediğini anlattığı bir yazı, merak edenler ilgili linkten okuyabilir.

Gerekçesi ise şuymuş: “Not: Şimdiye dek sitemizde bu konuya pek değinmememizin asal nedeni, Zeki Göker’in zehrini kimseye akıtma olasılığının kalmamasıydı…”

 

Ama, gerçekten Zeki Göker zehir akıtıyorsa, öldükten sonra hiç şansı kalmamıştı, ama bu ahlaksız, ölümü bekleyip ardından konuşacak, küfürler yağdıracak kadar insanlıktan nasibini almamış biri. Nasıl olsa, artık kendini savunamaz…diye düşünmüş olmalı… terbiyesiz.

Sosyalistmiş… hadi be sende. Bir sosyalist önce insanı sever, sonra namusludur, kimsenin arkasından konuşmaz, hele hele öldükten sonra bir insanın arkasından hiç konuşmaz, çünkü artık kendini savunacak durumu kalmamıştır. Ama bu pespaye adam, korkaktır, yalancıdır ve insanların ölümünden sonra konuşacak, küfredecek kadar da alçaktır. Bu adamdır Coşkun Büktel’in en yakın dostu, yayıncı kankasıdır, sitelerinde birbirlerini pohpohlayıp dururlar.

Neymiş Mehmet Abi’nin suçu? Dizilerde oynamış.

Ama, bukalemun Bulunmaz’lar,  tiyatro yayıncısı kimlikleriyle, ölüm döşeğindeki tiyatro insanlarına küfürler ettikten sonra, Nezih Demirkent’in ardından biatlerini sunmaktan erinmiyorlar, ama bu kez bu kez  Kuyumcu Dünyası, Uluslararası Gazete kimlikleriyle.

Bu girişten sonra, Coşkun Büktel-Hilmi Bulunmaz ilişkilerinin boyutunu, hacker’lık serüvenlerini, yalanlarını ve hepsinden öte Bulanmaz’ların, Sosyalist (!) Bulunmaz’ların kimliklerini, gerçek işlerini irdeleyerek tanıyalım.

***

Mehmet Abi’nin Suçu Neymiş?

“… Halkın ruhunu yok eden televizyon canavarına ruhunu teslim…” etmiş.


Lale oraloğlu’nun suçu neymiş?

“Politik ve ekonomik sosyeteye hizmet edeceğime, işçi sınıfına hizmet etmiş olsaydım daha doğru bir iş yapmış olur muydum?..” Bu ve buna benzer sorular soracak düşünce kırıntılarına sahip bir insan olabilir mi Oraloğlu?..

 

Peki, Hüseyin Hilmi Bulunmaz’ın gerçek işi ne?

“Sahaf” olduğunu sanıyorsanız, ciddi biçimde yanılıyorsunuz. “Sarraf” bile değil, “Kuyumcu”, yani altın ticaretiyle uğraşan, ayrıca Zümrüt işleme kalemleri ticaretini uluslar arası boyutta yürüten, yani aslında “halkın ruhu”na hitap eden, sosyeteye hizmet etmeyen, onurlu bir işin sahibidir kendileri.

 

Hüseyin Hilmi Bulunmaz, utanmadan, sıkılmadan sitesinde kendi ile ilgili şunları da yazabilen biridir:

“'Oha filan oldum yani'

 

Bugün akşam yemeğinde; havuç ve patates destekli enginar, salçalı makarna, kıvırcık salata, uskumru çirozu, antep fıstıklı tahin helva, pudra şekerli çilek yedim...”

 

Hakikaten, O’ha ya da çüş derler insana. Arkadaşları ev kirasını ödemek için didinirken, insanlar kuru soğan ekmekle karnını doyururken bu ülkede, nasıl da insanlarla alay edercesine aktarıyor yediklerini, anlamak mümkün değil bu sosyalist (!) kuyumcunun?

 

Sıcak evinde oturup, yediği zengin akşam menüsünü ballandıra ballandıra aktaran, sonrasında da: “…hem bu taşıma şirketinin güven veren duruşu ve hem de kuyumculuğun ‘yasal olmayan ticari yanı bulunması’ nedeniyle, zaman zaman küçük paraları yollayabiliyorduk. Hatta, işin açıkçası altın bile yolladığımız oluyordu.” demekte bile sakınca görmeyen bu tüccar, yok canım tüccar olur mu, tüccarlara haksızlık etmeyeyim, düzenin uyanık ferdi, köşe dönücüsü… düzen adamı… emeği ile yaşam mücadelesi veren Mehmet Akan’a, Lale Oraloğlu’na dil uzatabiliyor… terbiyesiz.

 

Bu kişinin, bu terbiyesizin, Coşkun Büktel’le ilişkisine de geleceğim tabii ki… Ama bu meczup’u biraz daha tanıyalım. Öncesinde, Coşkun Büktel’e bakarak.

 

Sansürcüler

Kim? Biz: Tiyatro… Tiyatro… Dergisi, www.tiyatrodergisi.com.tr, www.tiyatrom.com, www.tiyatronline.com, www.tiyatroevi.com ve diğer siteler ve de dergiler. Niye sansürcüyüz? Skandallar var ve biz bunları okura duyurmuyoruz. Okurun bilgilenme hakkına saygısızlık yapıyoruz. Neymiş bu? “OYÇED Skandalı”, “Çığ Skandalı”, “Özdemir Nutku Skandalı”, bunları okurdan gizliyormuşuz. Kimsenin, hiçbir şeyi kimseden gizlediği yok. Merak edenler gidip baksın www.coskunbuktel.com a ve okusunlar skandalları. Skandal filan değil, bir meczubun haykırışları, hepsinin ortak paydası Theope, birileri Theophe’yi engelliyor. Özdemir Nutku engelledi, Tuncer Cücenoğlu D.T. Edebi Kurul üyesi olduğu için engelledi, Özdemir Nutku ise OYÇED’in Onur Kurulu’na seçildiği için “OYÇED Skandalı” oluştu. Ama, Tiyatro Oyun Yazarları Derneği’nin adına bile rastlamazsınız yazılarında Büktel’in, çünkü o mesele ile ilgili değildir, kişilerle ilgilidir. Geçen gün Ertuğrul Timur’un kullandığı bir alıntıyı aktarayım yeri gelmişken: "Aptallar kişilerle, orta zekalılar olaylarla, zeki insanlar ise kavramlarla ilgilidir." Coşkun Büktel, Theope ile kafayı yemiş, burnunun ucunu dahi görememektedir. Tehope için, Türkçe’de yazılmış en iyi oyundur der, sonrasında da ekler, aksini iddia eden ispatlasın.

 

Özdemir Nutku ve Tuncer Cücenoğlu diyelim ki Theope’yi engelledi, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Ali Taygun rejisiyle ortaya çıktı Theope, ama orada da ortalığı karıştırıp oyunu kaldırtan, kaldırılmasına neden olan Büktel’in kendisi idi. Herkes salak, herkes cahil, zaten bu oyunu yapabilecek biri de yok, O halde… peki, dön be kardeşim, sosyalist kuyumcuna dön, onun tiyatrosunda (Sahnesinde değil) sahnele, sen yönet, Bulunmaz Tiyatro prodüksiyonu olarak izleyelim. Ne bağırıp duruyorsunuz, elinizi tutan mı var?  Kişilerle uğraşmaktan vazgeçin? Beni de kişilerle uğraşır konumuna getirmekten vazgeçin?

 

Coşkun Büktel için Hilmi Bulunmaz’ın önemi Ne?

Bakalım, www.coskunbuktel.com un sağ sütununda Büktel’in Gör Dediği Linkler’e: Bu linklerden yaklaşık % 80’i Hilmi Bulunmaz’ın yazılarına verilmiş linklerdir. Kısa alıntılarla içerikleri hakkında bilgi veriyorum. Merak edenler ilgili siteye gidip bakabilir.

 

"’Oyun’ dergisi çıkıyor!

Hilmi Bulunmaz'dan öğrendiğime göre, "Oyun" dergisi 32 sayfa ve kuşe olarak ve 1 Lira fiyatla çıkacak. Bulunmaz, "Oyun" dergisinin nasıl bir dergi olacağı hakkında ayrıntılı ve iddialı bir yazı yazmış:

 

Yazısında, "reklam pastasına göz dikmeyip, 'bir hırka bir çorba' anlayışıyla hareket edeceğinden, kimsenin çanağını yalayan köpek durumuna düşmeyecek" diyerek, dergisi hakkında büyük konuşup kendini bağlamaktan çekinmeyen Bulunmaz'a başarılar diliyor; "hakikati" görmezden gelmediği, okurların bilme hakkına saygılı olduğu ve teknik mükemmellik için gerekli emeği esirgemediği sürece, kendisine her türlü desteği vereceğimizi kamuoyu önünde taahhüt ediyoruz.” (M.D.’nin notu: “Kuyumcu Dünyası Dergisi’nde hırka ve çorba yok, enginar ve diğerleri vardı, unutmayalım. Coşkun Büktel’in ilgisini çekmese bile.)

 

“Devlet Tiyatroları İntihar Ediyor

Aynı haber üzerine, Hilmi Bulunmaz'ın enteresan yorumu için, aşağıdaki başlığa tıklayınız:

 

Çürümüş, küflenmiş, intihar etmiş bir ceset: Devlet Tiyatroları”

 

 

“Okurların bilme hakkına dair

Hilmi Bulunmaz, (beceri ve titizlik konusundaki tüm handikaplarına rağmen) hakikati görebilme cesaretine sahip, adanmış (idealist) yayıncı kimliğiyle, Türk tiyatrosundaki biricik örnek olmayı sürdürüyor.” (M.D.’nin notu: İdealist sözcüğünü unutmadan okunmanızı salık veririm. Altın, zümrüt ve idealizim.)

 

“Hilmi Bulunmaz, çıkardığı "Oyun" dergisiyle ilgili olarak yaptığımız eleştirileri, bu ülkede bir örneği daha bulunmayan bir tavırla karşıladı.” (M.D.’nin notu: Okur, Coşkun Büktel’in “Ben Bu ‘Oyun’da Yokum” yazısını tam bu sırada okumalı. Okumalı ki, itirazının gerçek nedenini anlasın: Özensizlik mi yoksa kendi yazısındaki hatalar mı? Büktel’in derdi kendi mi yoksa Oyun Dergisi mi?)

 

“Tiyatro Kursları Piyasası

Hilmi Bulunmaz, yeni açtığı Oyun başlıklı sitede (www.tiyatroyun.com) tiyatro kursları piyasası hakkında, piyasanın taraflarından biri olarak görüş belirtiyor.”

 

“‘AKM yıkılıyor’ haberi yapan tiyatro sitelerine, Hilmi Bulunmaz'dan mesaj:

‘Günaydın!’”

 

“Hilmi Bulunmaz'a gönderilen bir e-mail mesajına göre:”

 

“Yukarıda linkini verdiğimiz yazı hakkında Hilmi Bulunmaz'ın görüşünü okumak için lütfen tıklayınız:”

 

“Adam gibi bir tiyatro dergisi nasıl olmalı? Hilmi Bulunmaz, gerekli kriterleri açıklıyor:”

 

“Hilmi Bulunmaz, Özdemir Nutku'yu neden okumuyor?”

 

“Hilmi Bulunmaz, Özdemir Nutku'nun 60. sanat yılı "onuruna" gösteri sunan Zafer Diper'i ağır ‘yargı’lıyor:”

 

Biri ölüm döşeğindeki insanlara küfrederken, diğeri onu namuslu kalem olarak lanse ediyor. Zaten Coşkun Büktel’in genel karakteridir. Yanına birini alır, iliğini sömürene kadar kullanır ve atar. “Ben Bu ‘Oyun’da Yokum” yazısını okuduğunuzda da göreceğiniz gibi, ilerisi için kendine zemin hazırladığını fark edeceksiniz. “Ben onu da eleştirmiştim” diyebilmek, kendini korumaya almak için yaptığını anlamanız için, Büktel'in önceki ilişkilerine bakmak yeterli olur. Bir aralarda Feridun Çetinkaya isimli biri vardı, ona site açtırmıştı. Sitede yayıncının kimliğine ilişkin hiçbir açıklama yoktu, Büktel ise bu durumu yayıncının yani Feridun Çetinkaya'nın mahçup biri olması olarak açıklayabiliyordu.

 

Büktel, sürekli bir tetikçi kullanır, gözlerini boyar, kendine mürit kılar ve etrafa saldırtır. Coşkun Büktel’i tanımayanlar için: Yaklaşık 15 yıl önce Theope isimli bir oyun yazmıştır, bu oyunun Türkçede yazılmış en iyi olduğunu iddia eder. Theope’yi sahneleyebilecek kimsenin olmadığını iddia eder ama sahnelenmesini engellediğini sandıkları insanlara da sürekli küfreder. Yukarıda sıraladığımız gibi “Skandallar” vardır ve bu skandalların dışında hiçbir şey yoktur Türk tiyatrosunda. Zaten Türk tiyatrosunda bir tek Coşkun Büktel vardır ve Coşkun Büktel bu güne kadar bir tek oyun yazmıştır. (Shakespeare'siz Herifler’i saymıyoruz, çünkü Theope’nin hıncıyla yazılmış bir oyuncuktur.) İkinci oyununu 15 yıldır gören, yazdığına ilişkin bilgisi olan yoktur, tesadüfi bir başarıdır Büktel’in ki. Ve onunla yatıp, onunla kalkar ve önüne gelene küfreder.

 

Coşkun Büktel, oyununu yazdıktan sonra çalmadık kapı bırakmamış, her tarafa ve çok sayıda tiyatro insanına gitmiş, danışmıştır. Yapılan eleştirilere kızmış, mükemmel diyenleri alkışlamıştır. Ancak, sonrasında sahnelenmesi için destek vermediklerini düşündüğü için, alkışladığı herkese aklına gelen her çamuru atmıştır.

 

Büktel için, kendisini pohpohlayan bir yayıncının Hacker’lık yapmasında hiç bir ahlaki sorun yoktur. Bu skandal değildir.

Büktel için, kendisini pohpohlayan bir yayıncının okuru kandırmak için sitesindeki sayacı manüel olarak ayarlamasının da bir sakıncası yoktur. Bu skandal değildir.

Büktel için, kendisini pohpohlayan bir yayıncının ölüm döşeğindeki insanlara küfretmesinin de bir önemi yoktur. Bu skandal değildir.

Büktel için, kendisini pohpohlayan bir yayıncının yalan söylemesinin hiç önemi yoktur, yalanları Büktel için skandal değildir.

 

Sonraki yazımda tüm bunları ele alacağım, belgeleriyle.

 

 

Yukarıdaki alıntılar:

http://tiyatroyun.blogspot.com/

http://bulunmaztiyatro.com/

http://hilmibulunmaz.com/content/blogcategory/38/111/

http://www.bulunmaz.com/

http://www.coskunbuktel.com/  sitelerinden alınmıştır.

 

 

Mustafa Demirkanlı / 17 Nisan 2007

 

 

 

 

COŞKUN BÜKTEL'in EDİTÖR NOTU:

 

 

"Kim Değişti" başlıklı dosyamızda şöyle demiştik:

 

"Demirkanlı, bu iddialarını kanıtlamazsa şerefsizdir. Kanıtlıyorum diye, kanıta muhtaç iddialardan başka bir şey ortaya koyamazsa, yine şerefsizdir. (Ve bana sorarsanız, Demirkanlı'yı şerefli kılacak üçüncü bir şık yoktur.)"

(Bakınız: Coşkun Büktel, "Kim Değişti?")

 

Demirkanlı tam tahmin ettiğim şeyi yapmış: "Ben yalancı olabilirim, belgelediğin yalanlarım için cevap bulamayabilirim, ama senin arkadaşların da "meczup" ve  "tetikçi" diyerek; bana cevap veremediğinden, cevap yerine yine suçlamalar üreterek, arkadaşlarıma sataşmış.(*)

 

Bu durumda, asıl cevabı, umarım, arkadaşlarım verecektir (ve umarım, cevap haklarını önce Demirkanlı'nın sitesinde kullanabileceklerdir.) Arkadaşlarımın cevabı beni kesmezse, ben de bir şeyler söyleyebilirim; ama "şerefsiz" dediğim ve bu cevabıyla şerefsizliğini bir kez daha kanıtlamış bir insana daha fazla ne diyebilirim, bilemiyorum.

 

Hele bekleyelim de, Demirkanlı, (1). bölüm olarak sunduğu yazısını bir sona erdirsin. (Güncelleme: Demirkanlı yazısının 2. bölümünü ve Büktel'in cevabını okumak için, tıklayınız: H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON)

 

 

 

(*) Demirkanlı'nın bana yönelik "Theope" sataşmalarını ciddiye almak zorunda değilim, çünkü ("Theope" yi okuduğunu bile sanmadığım) Demirkanlı'nın tiyatrodan anlamadığını herkes bildiği gibi, bu gerçeği Demirkanlı'nın kendi sözleriyle de kanıtlayabilecek durumdayım:

 

(...) "5441 sayılı Devlet Tiyatroları Yasası benim, yani tiyatro ile ilgili en küçük bir eğitimi olmayan, tiyatroyla ilgili sanatsal ve estetik bir birikimi olmayan benim, Genel Müdürünüz olmama izin veriyor," (...) 

 

(Bakınız: Mustafa Demirkanlı, "Kamu-Sanat Kurumları İlişkisi (1)")

 

 

 

 

coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":

 

ARŞİV / 27 MART 2001

Reklam alamadığı

dönemlerde

o da herkesi eleştirirdi:

Demirkanlı'dan, 

Tuncer Cücenoğlu,

Refik Erduran ve Recep Bilginer'e Dedikodu Formatında, Asılsız İspatsız (veya İspatı Demirkanlı'dan Menkul) Hakaretler!

"Şöyle geriye gidip, baktığımda şunu görüyorum. Son 3-4 yıla kadar Refik Erduran, Tuncer Cücenoğlu, Recep Bilginer gibi resmi yazarlar, iktidarla ilişkilerini kurmuş, Ankara koridorlarının yollarını ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca Bakan' dediği siyasileri tanımış, deyim yerindeyse el ense olmuş bu zatlar ortalıkta dolaşırken, gammazladığı Genel Müdür’e, ‘sevgili dostum’ demekten çekinmeyen, çekinmenin ötesinde bir sakınca görmeyen bu zatlar karşısında, göreve gelen siyasiler de ortalıkta sürekli bunları gördüğü için, Türk tiyatrosunu bunların temsil ettiğini sandılar hep. Onların bir suçu yok.
 
"Kimsede bunlara dokunamadı, dokunmak istemedi, var olduğu sanılan sanal güçleri hep korkuttu insanları. Korkuttu çünkü, bunlar konuşmaya başlarken; 'Yarın bakanla sabah kahvaltısı yapacağım, senin sorunları anlatırım, çözeriz', 'Ben Ankara’ya gidiyorum Bakan’a söylerim sizin tiyatroya özel önem verir.', 'Bakan yarın İstanbul’da olacak zamanı varsa mutlaka sizin oyuna getireceğim.' gibi cümlelerle durdurdular insanları, insanlar durmaya eğilimliydi çünkü. Ve korktular. Yıllarca."

(KAYNAK: Demirkanlı, "Dünyanın Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel Dostluk Ve Barış Çağrıları")

NOT: Demirkanlı, Coşkun Büktel'i (ve Feridun Çetinkaya'yı) daha 2001 yılında "cevap hakkı istiyorsanız mahkemeye gidin!" diyerek sansür ettiği için; belli ki, Cücenoğlu, Erduran ve Bilginer gibi yazarları Büktel'in de (hem de Demirkanlı'dan çok önce) korkusuzca ama "belgelere dayanır biçimde" eleştiren kitaplarını ("Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları" 1998, "Yönetmen Tiyatrosuna Karşı" 2001) görmezden gelmeyi tercih ediyor ve "Kimsede bunlara dokunamadı, dokunmak istemedi, var olduğu sanılan sanal güçleri hep korkuttu insanları" diye, hiçbir araştırma yapmaksızın, asılsız ispatsız "sallayarak", okurlarını, "bunlardan" korkmayan tek kişinin kendisi olduğuna inandırmaya çalışıyor.

NOT 2: Bilindiği üzere, Demirkanlı, 2001 yılında, siyasilerle "deyim yerindeyse el ense olmuş" olmakla suçladığı Tuncer Cücenoğlu'yla, bugün kendisi "deyim yerindeyse el ense olmuş",  2001 yılında "gammaz" olmakla suçladığı Cücenoğlu'yu bugün dergisinin "editörler kurulu"na dahil etmiş ve Cücenoğlu'yla birlikte ikisi, Büktel ve Bulunmaz'a karşı linç kampanyasının suç ortakları ve en azılı kışkırtıcıları olmuşlardır.

Demirkanlı ve dergisini reklam adı altında devlet sadakasıyla besleyen DT genel müdürü Lemi Bilgin ile DT İstanbul müdürü Osman Wöber  arasındaki, "deyim yerindeyse el ense olmuş" ilişkilere dair bir enstantane...

Hemen her sayısı gecikmeli olarak basılıp dağıtılan dergisinde, reklam olarak verilen DT programlarını, genellikle programların sona erdiği tarihten sonra, bir başka deyişle "iş işten geçtikten sonra" yayınlaması yüzünden, sık sık Hilmi Bulunmaz'ın eleştirilerine hedef olan Mustafa Demirkanlı, her şeye rağmen, "deyim yerindeyse el ense olmuş" ilişkileri sayesinde,(Bulunmaz'ın deyişiyle söylersek) "arka kapağını Lemi Bilgin'e vermeye devam ediyor."

 

 

 

 BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ

 

(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)

 

 

 

MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR  

COŞKUN BÜKTEL

 

MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR   önemli

COŞKUN BÜKTEL

 

 

ARTIK SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL MUSTAFA DEMİRKANLI

 

DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP  COŞKUN BÜKTEL

 

COŞKUN BÜKTEL'İ ANLAMAK...

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

KİM DEĞİŞTİ?

COŞKUN BÜKTEL

 

H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON)

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP                                                                             

COŞKUN BÜKTEL

 

HAY ALLAH

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR

HİLMİ BULUNMAZ

 

VEKALET DÖNEMİ

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

YALANI YALANLA ÖRTMEK

HİLMİ BULUNMAZ

 

(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı, tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk dakikalarında ―tam olarak, saat 00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle, Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.

 

GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A. Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür etmiş, asla yayınlamamıştır.)

 

 

YALANI YALANLA ÖRTMEK 

HİLMİ BULUNMAZ

 

 

KIVIRTMA COŞKUN

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

 

SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?

BULUNMAZ / DEMİRKANLI

 

COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!

MUSTAFA DEMİRKANLI

 

İŞ YAPAN, BULAŞIR!

HİLMİ BULUNMAZ