| Anasayfa | Polemik | İnceleme | Büktel Hakkında | Linkler | İletişim |
| |
|
Konu: |
Tahrifatlarına yanıt |
|
Gönderen: |
"mdemirkanli" <mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr> |
|
Tarih: |
1 Ağustos 2007, Çarşamba, 3:04 pm |
|
Alıcı: |
temas@coskunbuktel.com |
Coşkun,
Yazımın, işine gelen kısmıyla spot oluşturmuşsun, (Editör notu: Demirkanlı'nın sözünü ettiği spot için, TIKLAYINIZ!) oysa ben yanıtımıverdim ve doğrudan sana sordum, kıvırtıyorsun... senin yazına yanıtımı (*) iletiyorum, yayınlaman için...
Keyfiyet senin...
Mustafa Demirkanlı
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni
(*) Mustafa'nın ilk mesajıyla birlikte ilettiği yanıt:
KIVIRTMA COŞKUN,
Öfkeyle, oturup tahrifatlar yaparak spot oluşturmuşsun. Uğraşmana gerek yok. Vereceğin bir yanıt var. “Hayır, ben Demirkanlı’ya gitmedim, böyle bir konuşma da olmadı.” veya “Evet gittim, konuştuk ama anlattıkları hiç konuşulmadı.” veya “Unutmuşum, evet böyle bir konuşma geçti, mirasçılarıma da vasiyet ettim dedim, ama şaka demiştim, ciddiye almış.” da diyebilirsin. İkimiz arasında geçen bir konuşma ve ikimizin bildiği bir konuşma. “Reddettiğin an, ben kabul edeceğimi belirttim zaten.
Namusunla baş başa kal ve kararını ver. Şu mealde bir konuşma geçti mi aramızda, geçmedi mi?
Demirkanlı: Coşkun, önüne gelene saldırıyorsun, Theope ile yatıp, Theope ile kalkıyorsun. Bırak yakasını da sahne yüzü görsün. Bir bakışın var, yönetmen tiyatrosu olmaz diye, yönetmeni yok sayarak, eserinin sahnelenmesini engelliyorsun.
Büktel: Ben hiçbir şeyi engellemiyorum, “Theope”yi sahneleyebilecek bir yönetmen Türkiye’de yok.
Demirkanlı: Tamam anlaşıldı, sen yaşarken bu oyun sahnelenemeyecek, çabuk öl de, bari Theope kurtulsun. (Diye takılmıştım.)
Büktel: Çok beklersiniz, vasiyetimde yazdım, mirasçılarıma da sıkı sıkı tembih ettim, bu yeteneksiz yönetmenlerden hiçbirinin elini sürmesine izin vermeyecekler.
Bu arada: “Bir insanın, yalnızca, "Burak Caney'i ait olduğu yere, sanal mezarlığa gömdük" cümlesini (bir sürü karşı kanıta rağmen) yeterli kanıt sayarak ve kanıta muhtaç bu salakça kanıta dayanarak; o cümleyi kurmuş olan insanı (Hilmi Bulunmaz'ı) "hacker" olmakla suçlaması için, belki hukuk nedir bilmeyen bir salak olması yetebilirdi;…” diyorsun. (Editör notu: Bakınız: Coşkun Büktel, DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP ) Bir site hacklen’miş ve biri kalkıp "Burak Caney'i ait olduğu yere, sanal mezarlığa gömdük" diyorsa, başka ne anlaşılır? Bunu, güvendiğin 10 kişiye sor, ikna olursan, ikna oldum de, sürekli (bir sürü karşı kanıta rağmen) diyorsun; nedir bu kanıtlar? Kanıt dediğin, Bulunmaz’ın “Ben yapmadım” demesinden başka bir şey yok ortada.
Sor güzel kardeşim, inandığın, güvendiğin 10 kişiye sor, Bulunmaz’ın beyanlarıyla yetinme. Eğer kendi yapmadı veya yaptırmadıysa ne diye “…, sanal mezarlığa gömdük” desin ki?
Ben, bir süre önce (Yaklaşık 1.5-2 ay önce) Burak Caney’in kim olduğunu buldum, araştırırsanız siz de bulursunuz. Bulunmaz iyi tanıyor veya o Bulunmaz’ı iyi tanıyor. Bana yayımlamam için bir sürü belge-bilgi gönderdi, ama doğruluğunu teyit edemediğim için yayımlamadım, başka bir kanaldan doğrulatabilirsem, hiç çekinmeden yayımlarım.
From: <temas@coskunbuktel.com>
To: "mdemirkanli" <mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr>
Sent: Wednesday, August 01, 2007 11:17 PM
Subject: Re: Tahrifatlarına yanıt
Mustafa,
gönderdiğin mektubu sen yayınlamaya değer bulur da yayınlarsan ben de
"manşetten" yayınlarım. Ben kıvırtmam. İnkar etmek imkanı elimde olduğu
halde inkar etmem. Bahsettiğine benzer bir konuşmamız olduğunu
hatırlıyorum. Ama ben asla "Türkiye'de bu oyunu sahneleyecek bir yönetmen
yok" gibi salakça bir laf etmem. Etseydim, yazmış da olurdum. Yönetmenler
hakkında çok şey yazdım. Sana farklı konuşmam için hiçbir neden yok. Bir
daha beni özel mail'lerle rahatsız etme! Yayınlamamı istediğin her şeyi,
önce kendin yayınlamalısın!
| Konu: | Oku: Tahrifatlarına yanıt |
| Gönderen: | "mdemirkanli" <mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr> |
| Tarih: | 2 Ağustos 2007, Perşembe, 11:02 am |
| Alıcı: | temas@coskunbuktel.com |
Coşkun,
Bir: Olur kendim yayınlarım, ama bir daha herhangi birine sansürcü dersen,
bu mailini sana her zaman hatırlatır/yuttururum.
İki, "Ben varislerime de söyledim, bu cahiller elini sürmesin" dedin mi
demedin mi?
Erkekçe, mertçe, Türkçe -senin istediğini gibi sordum- yanıt ver. Eğer,
onurunun kırılması seni rahatsız etmeyecekse, "demedim" diyebilirsin. Bunu
ben de sen de çok iyi biliyoruz. Sorumun yarısına yanıt verir gibi yapıp,
gerisini atlama. Erkekçe "Demedim" de, diyebiliyorsan.
"Ben, bu oyunu yönetecek yönetmen yok demedim" de, "ben varislerime de
söyledim, ben öldükten sonra da bu cahiller elini sürmesin demedim" de.
De bunları, demedim de, gözümün içine bakarak de ama. Ben de,
gülümseyerek, Coşkun Büktel haklı diyeyim, seni de vicdanınla baş başa
bırakayım. Bir daha karşılaştığımız da nasıl olsa göz göze gelmemek için
kaçacak yer arayacaksın. Bunu bir tek ben biliyor olmam hiçbir şeyi
değiştirmez, sen de biliyorsun çünkü.
Kıvırtma. Bak gördün mü? 5 kişinin okuduğu sitene sahip çıkıp, reddediyorsun, yanıtımı yayınlamıyorsun, oysa bana ve diğer insanlarasansürcü derken, senin yazılarının yayınlandığı yeri bile beğenmiyorsun, yok 4 parçaya böldün, yok şunu yaptınız, bunu yaptınız diyorsun. Yanıt hakkımı bile kullandırmıyorsun. Canın sağolsun. Şu anda sitem yok, yapımaşamasında, Ertuğrul'dan rica ederim o yayınlar, ama ondan rica etmeyeceğim. Bu salakça polemik için onu rahatsız etmeyeceğim. Sanırım bir haftaya kalmaz yayında oluruz. Orada yayınlar, hak ettiğin yanıtı veririm.
Yanıt hakkına bile saygı duymayan Büktel, sus artık, konuşacaksan ilk lafın yukarıdaki soruma yanıt olsun. "BEN DEMEDİM" de, gözlerini kaçırmadan ve de utanmadan de, bekliyorum. Bekliyorum Coşkun, yalanını yazmanı bekliyorum, sonrasında şamarı suratına vurmak için bekliyorum. Kanıt istiyordun değil mi? Şimdilik gözlerim kanıt, gözlerime bakarak yaz.
Demirkanlı
From: <temas@coskunbuktel.com>
To: "mdemirkanli" <mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr>
Sent: Wednesday, August 02, 2007 06:19 AM
Subject: Re: Tahrifatlarına yanıt
Yahu ne kepaze herifsin, Mustafa! Yağlı kara gibi bir şeysin.
Yalanını yüzüne vurdum! Utanıp özür dileyeceğine, "ama yönetmenlere cahil dememiş miydin?" diye ikinci bir soruyla karşıma çıkıyorsun. Onu da cevapladığımda ne olucak? "Ama o gün çay içmemiş miydik? Kıvırtmadan söyle!" diye yeni bir soruyla mı karşıma çıkacaksın? Ben yazında itiraz ettiğim nokta hakkında kesinlikle yalandır diye görüşümü belirttim. Diğer konularda seninle geyik muhabbetine girip eski günleri yad edecek değilim. İnsanlar, benim yönetmenler hakkında ne düşündüğümü seninle yaptığımız muhabbetlerden değil, kitaplarımdan öğrenmeliler. (Aynı gün, 22.40. GÜNCELLEME: Editör notu: ...veya şu yazımdan da bir miktar öğrenebilirler: "Yönetmen Tiyatrosu Denen Salaklık")
Sen, kendi ifadeleriyle belgelenmiş, tescilli bir sansürcüsün. Konunun aslı bu! Belgelediğim yalanların için özür dilemek yerine kalkmış, ikinci şube komserleri gibi "gözlerime bak" diyerek bana zincirleme sorular sormaya kalkıyorsun. Öyle bir hakkın yok! Sıradan her normal insan, bana istediği gibi hesap sorabilir. Cevap ya da hesap veririm. Ama sen, sıradan, normal bir insan değilsin. Yazılarımda kayıtlı: Bir sürü yalanını belgelediğim halde, özür dilemek yerine, her defasında yeni bir yalanla karşıma çıkıp, hesap vermek yerine hesap sorar pozisyonuna geçmeye kalkıyorsun! "Kıvırtma!" gibi provokatif laflarla beni ebediyen meşgul edebileceğini mi sanıyorsun? Yok öyle yağma! Sen hesap sormadan önce, hesap vermek zorunda olan adi bir yalancı ve sansürcüsün. Bunu bir an bile aklından çıkarma!
COŞKUN BÜKTEL'DEN OKURLARA EDİTÖR NOTU
Demirkanlı sürekli benim “Bu eseri sahneleyecek bir yönetmen yok.” dediğimi söyler ama tırnak içinde ve italik olarak yazıp bana mal ettiği o cümlenin kaynağını asla göstermemiştir/gösteremez. Çünkü ben ne Demirkanlı''ya ne de herhangi bir başkasına “Bu eseri sahneleyecek bir yönetmen yok.” gibi salakça bir laf etmedim/etmem.)
HAFIZA TAZELEYELİM:
Demirkanlı'ya karşı 24 Nisan 2007'de yazdığım son yazının (DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP) son paragrafları şöyleydi:
Bir insanın, yalnızca, "Burak Caney'i ait olduğu yere, sanal mezarlığa gömdük" cümlesini (bir sürü karşı kanıta rağmen) yeterli kanıt sayarak ve kanıta muhtaç bu salakça kanıta dayanarak; o cümleyi kurmuş olan insanı (Hilmi Bulunmaz'ı) "hacker" olmakla suçlaması için, belki hukuk nedir bilmeyen bir salak olması yetebilirdi; ama Bulunmaz'ı "hacker" sayan o salağın, Bulunmaz'la arkadaş olan (dürüstlüğüyle maruf) Coşkun Büktel'in de "hacker" olduğunu ilan edebilmesi için, yalnızca salak olması yetmezdi; Mustafa Demirkanlı kadar insanlıktan nasipsiz, ahlaksız, yalancı, pespaye ve alçak olması da gerekirdi/gerekti.
Demirkanlı, umarım sözünü tutar ve bundan böyle (ismimi vererek ya da vermeden veya kendisi başka bir isim ardına gizlenerek veya örneğin, hacklenmeden kurtulduğu halde aylardır bir tek yazı yazmayan ve aslında söyleyecek bir şeyi kalmadığı için "hacklendim" numarasına yatmış olan, kimliği belirsiz, sanal şahıs Burak Caney'i tekrar devreye sokarak) bana sataşmaya kalkışmaz. Ama eğer kalkışırsa, Demirkanlı'ya cevap vermek için bir şartım var: Önce, belgelediğim tüm yalanları için ("tekrar okuyunca yanlış anlaşılabileceğimi anladım, aslında şöyle demek istemiştim" tarzında önemsizleştirme gayretine girmeden) açıkça/mertçe/Türkçe/netçe, hesap verecek ya da özür dileyecek. Ve bundan böyle Büktel hakkında herhangi bir suçlama yaparsa, o suçlamayı, kanıta muhtaç kanıtlarla, salakça iddialarla değil, Büktel'in kendi ifadeleriyle "somut" olarak, direkt kaynak göstererek, kanıtlayacak. Böyle yapmazsa, bundan böyle, (Burak Caney'i asla cevaplamadığım gibi) artık Demirkanlı'yı da cevaplamayacağım.
Ben hayatımı, onun yalnızca birkaç saniyede uydurduğu kasıtlı yalanları çürütmek için, günlerce kanıt belge toplamakla, bu kanıtları mantıklı ve tutarlı bir kompozisyon içinde okurlara sunmak için kılı kırka yarmakla, daha fazla harcamak zorunda değilim. Büktel/Demirkanlı Polemiği'ndeki yazılara rağmen Demirkanlı'nın ne mal olduğunu hâlâ anlamayanlar kaldıysa, zaten anlamak istemiyorlar demektir.
Coşkun Büktel / 24 Nisan 2007
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":
BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı, tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk dakikalarında ―tam olarak, saat 00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle, Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A. Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür etmiş, asla yayınlamamıştır.)
HİLMİ BULUNMAZ
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!
MUSTAFA DEMİRKANLI
HİLMİ BULUNMAZ