
VEKALET DÖNEMİ
Mustafa Demirkanlı
Kırmızı başlıklı GÜNCELLEME 17 Eylül 2007,
sayfanın en altında!
İlk kez tiyatrom.com'da yayınlanmış aşağıdaki yazıya cevap
olarak kaleme alınmış ama tiyatrom.com sahibi A. Ertuğrul Timur
cevap hakkı tanımadığı için tiyatrom.com'da yayınlanamamış Hilmi
Bulunmaz yazısı için, mavi başlığı tıklayınız:
"Yalanı Yalanla Örtmek"
(Bu yazı, ilk olarak, 1 Ağustos 2007 tarihinde tiyatrom.com'da
yayınlanmış, 2 Ağustos 2007'de, sitemize, mizanpaj düzeltmeleri
dışında, "aynen" aktarılmıştır. Yazının
tiyatrom.com'daki sayfasına link veriyoruz:
http://www.tiyatrom.com/dergi_demirkanli_03.htm)
Yazının Muhatabı: Coşkun Büktel / Adresi:
www.coskunbuktel.com
Vekili: H. Hilmi Bulunmaz / Adresi:
http://tiyatroyun.blogspot.com/
Benim Coşkun Büktel’e yönelik yazdığım son
yazıma (Hay Allah!), sanırım vekil sıfatıyla uzunca bir yazı yazma
gereği duymuş Bulunmaz Hilmi. Ancak, müvekkilinden tam bilgi
almadığı için, Sayın Vekil doğruyu söyleyemiyor tabii ki.
Sayın Vekil, siz henüz Sayın Büktel’in
vekaletini almadan önce, sizden önceki vekili de benzer hatalar
yapmıştı, sonrasında her ne olduysa, vekalet size geçti. Neyse, bu
sizin müvekkilinizle aranızdaki bir durum, bizi ilgilendirmez.
“Coşkun Büktel’i Anlamak” (yazının linki:
http://www.coskunbuktel.com/demirkanlibuktel020606.htm) başlıklı
yazımda da belirttiğim gibi Büktel, iki yıl kadar önce dergiye
gelmiş ve 2 saate yakın konuşmuştuk. Yazımda da belirttiğim gibi,
“keşke kayda alsaydım” demiştim. Ama, maalesef kayıtlı değil,
aşağıdaki aktardıklarımı kabul edip etmemek Büktel’in kendi
vicdanına kalmıştır.
Konuşmamızın bir bölümünde: (Aktardıklarım
doğal olarak mealen, satır satır doğruydu, yanlıştı demeyiniz Sayın
Vekil, bütününde yalan varsa, Müvekkiliniz, Demirkanlı’nın
aktardıkları yalandır, diyorsa, yapacak bir şey yok. Çekiliyor,
Sayın Müvekkilinizin davayı kazandığını kabul ediyorum.)
Demirkanlı: Coşkun,
önüne gelene saldırıyorsun, Theope ile yatıp, Theope ile
kalkıyorsun. Bırak yakasını da sahne yüzü görsün. Bir bakışın var,
yönetmen tiyatrosu olmaz diye, yönetmeni yok sayarak, eserinin
sahnelenmesini engelliyorsun.
Büktel:
Ben hiçbir şeyi engellemiyorum, “Theope”yi sahneleyebilecek bir
yönetmen Türkiye’de yok.
Demirkanlı: Tamam
anlaşıldı, sen yaşarken bu oyun sahnelenemeyecek, çabuk öl de, bari
Theope kurtulsun. (Diye takılmıştım.)
Büktel: Çok beklersiniz,
vasiyetimde yazdım, mirasçılarıma da sıkı sıkı tembih ettim, bu
yeteneksiz yönetmenlerden hiçbirinin elini sürmesine izin
vermeyecekler.
Bu, konuşmada sözcükler farklı olabilir ama
muhtevası bu idi, yani: Bu oyunu yönetecek yetenekte bir yönetmen
Türkiye’de yok ve kendi ölümünden sonra da mirasçılarına vasiyetini
iletmiş.
Sayın Vekil, müvekkilinizle görüşün, bu
konuşmayı hatırlamıyorum bile diyebilir, eğer böyle bir şey
söyler ise, sonrasında benim uydurduğumu ilan edersiniz, yapacak
bir şeyim yok. Konuşma kayıtlı değildi. Ama en azından Sayın
Müvekkiliniz ile benim vicdanımdaki yeri baki kalır, sizler
bilmeseniz de olur.
xxx
Sayın Vekil, “Ölüleri Gömün” ile ilgili Sayın
Müvekkiliniz aklı sıra aba altından sopa gösterme kurnazlığı
yapıyor. Sayın Vekil, “Ölüleri Gömün” değil sadece, tüm oyunlar
askıya alındı İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda ve diğerlerinde de,
henüz Koordinasyon Toplantısı bile yapılamadı. Nedeni ise, tamamen
akçasal, kendi sorunları yani. Seçilmiş oyunlar vs değil. Zaten
Sayın Vekiliniz de eski defterleri açarak, aklı sıra gözdağı vermeye
çalışıyor. “Bakın sizin için de yazarım ha!” demeye getiriyor. Ve
müvekkiliniz, ön almak için, 22 Haziran 2007 tarihinde “’Ölüleri
Gömün’ skandalının günümüzde vardığı yeni aşamaları aktarmaya
başlamadan önce, skandalın geçmişini hatırlatmayı uygun buluyoruz.”
başlığı ile yazılarına başlıyor, aradan bir aydan fazla zaman
geçmesine rağmen, bir türlü “Skandal” ile buluşamıyoruz ve
merakımız her geçen gün büyüyor. Bunun nedenini siz hiç merak
ettiniz mi Sayın Vekil, merak edip de müvekkilinize sordunuz mu? Ben
söyleyeyim size, önce kaldırıldığını sandı, sonrasında arada kaldı,
dur bakalım, belki de sahnelenecektir, deyip, beklemeye başladı.
Sahnelenirse, Türk Tiyatrosu yeni bir skandaldan mahrum kalacak,
sahnelenmezse, yeni, nur topu gibi bir skandalımız daha olacak. Ve
eğer repertuvar değişirse, -ki sanırım değişecek- değişen oyunların
hepsi bir yana konulacak, varsa yoksa müvekkilinizin çevirdiği oyun
için sayfalar dolusu yazılar yazılacak. Bunları da kendi üslubumuzla
haber yapmamız yetmeyecek, tüm portalı/portalları müvekkilinize
ayırmamız istenecek, olmadı mı, gelsin “Vay sansürcüler” feryatları.
Yani müvekkiliniz şımarık çocuklar gibi sürekli ağlıyor/ağlayacak.
Bakın, tiyatrom.com’daki anket de size bir şeyler anlatmıyorsa,
üzgünüm yapacak bir şey yok veya okurlar da sansürcü.
Evet Sayın Vekil, “…’Ölüleri Gömün
Skandalı’ (Bu da yeni, onu da bir ara belki ele alırım, ama şu
kadarını söyleyeyim ki, çevirisinin artık oynanması ve 3-5 kuruş
kazanmasına yönelik, hepsi bu)"
diye belirttiğim görüşlerimin arkasındayım. Sayın Müvekkilinizin tek
derdi oyunun sahnelenmesi ve 3-5 kuruş kazanması, kötü de olmaz,
bence bir sakıncası da yok ama kendi şahsi menfaatlerini “Skandal”
başlıklarıyla sunup, ilgilenmeyenleri de sansürcülükle itham
etmesin, ayıp oluyor ama.
Yok,
bununla ilgili değil, diyorsa/diyorsanız, şu “Ölüleri Gömün
Skandalı”nı daha da bekletmeden okura sunun. Hemen, beklemeden. Ya
sahnelenirse umudu tükendi, artık yayımlayabilir, eğer azıcık umudu
varsa da, umutlanmasın derim. Ağlamaya başlayabilir artık, ama
göreceksiniz bir önceki sanat yönetmeninin repertuvarında olup da,
yeni sanat yönetmeninin uygun bulmayıp, oluşturduğu kendi
repertuvarındaki tek “Skandal” Ölüleri Gömün olacaktır. Sayın Vekil,
yazınızda: “Ortada
bir gerçek var: ‘Ölüleri Gömün’, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda Şakir
Gürzumar yönetiminde sahnelenmek üzere gündeme geliyor ve provaların
başlaması için oyuncular ve teknik kadronun genel müdürlük
tarafından onanmış/imzalanmış listesi DT'nin panosuna "asılıyor"… Ne
var ki, sansürcüler tarafından engellenip, oynatılmıyor.” Bu
açıklamanızı yapmadan önce müvekkilinize danışmış mıydınız? Onu zor
durumda bırakmış olmayasınız?!
Neyse dürüstlükleriyle maruf vekil ve müvekkil,
ben kendi adıma gerçekten şu “Ölüleri Gömün Skandalı”nı iyice merak
etmeye başladım. Hoş, sizler için Sayın Müvekkilinizin kuyruğuna
basmayan hiçbir şey skandal olmuyor ya bu ülkede, neyse.
Haa, Sayın Vekil, unutmadan “Çığ” oyununun
yazarı Abdurrezzak Şimendifer olsaydı, “Çığ Skandalı” olmazdı, eğer
Abdurrezzak Bey D.T. Edebi Kurul üyesi değilse tabii. Yani,
müvekkilinizde, “Theope”nin sahnelenmesini engelledi gibi bir
saplantı oluşmamışsa.Yoksa, kuyruk acısı olmasa sizin müvekkiliniz
sayfalarca yazı kaleme alır mıydı sanıyorsunuz?
Bu arada bir cümle de Timur’a: “Oysa Coşkun
Büktel'in sitesindeki (Çığ aslında neyi sarsıyor hariç) diğer tüm
manşetleri, polemikleri, kopardığı fırtınalar nedense direkt sadece
ucu direkt kendine dokunmuş konulardadır. Muhalifliğinin
başlangıçları ya kendi yazdığı oyundan dolayı, ya kendi çevirdiği
oyundan dolayıdır.” demişsin,
ama değil sevgili Ertuğrul vallahi değil, tek bir tane diye
zikretmişsin, üzgünüm ama tek bir tane bile yok. Tuncer Cücenoğlu
uzun yıllar D.T. Edebi Kurulu’ndaydı ya, onun engellediğini sandığı
için Cücenoğlu’nu gündeme getirdi, yoksa ne işi var, durup dururken
bir oyunu ele alıp, sonra da “Skandal” diye ortalığa düşüp, hepimizi
sansürcü ilan etsin. Yani, biri bir oyun metni ile ilgili eleştiri
yapar, yayımlar, doğaldır, bu Büktel için de böyledir. Ama,
sonrasında sen tut, “Skandal” diye ortalıkta dolanmaya kalk. Olacak
şey mi allasen? Akıl alır bir şey mi? Birinin, biriyle alıp
veremediği yoksa ne diye o metinle yatıp, o metinle kalkar, bunu
yayımlayın diye feryat eder. Düşünsene, sen de birçok konuda birçok
insanı eleştirdin. Sonra hangisini eine alıp “Skandal… skandal… taze
skandallarım var.” diye ortalığa düşüp, “Bunu herkes yayımlasın,
yayınlamayan sansürcüdür.” dedin. Eleştirirsin, biter gider, öyle
değil mi? Yani üzgünüm, “tek” dediğin de aslında “yok”.
Gelelim iki cümle ile de size, Sayın Vekil:
tiyatrom.com daki yazınızda demişsiniz ki:
(Sonradan Demirkanlı ile mi konuştu, ne yaptıysa, verdiği link'leri
kaldırıp, anlaşılması zor bir yöntemle, Büktel'in yazılarını özensiz
ve okunamaz bir mizanpaj düzeniyle alt-alta sıralayarak, aklı sıra,
ya da Demirkanlı'nın aklı sıra, hem sansüre devam edip hem de
sansürcü olmadığını kanıtladı!…) Sevgili Ertuğrul gerekli yanıtı
vermiş, ben tekrarlayacak değilim. Sadece, insanları kendiniz gibi
yeteneksiz, üretimsiz, birilerine (Bu sıralar Coşkun Büktel)
dayanarak ifade eden kişiliğinizle karıştırmayınız. Görüşlerinizi
yazın, yayın, yayınlayın ama bir şey daha yapın, bilgi verin.
Örneğin hep merak ederim, sürekli egemen güçler tarafından
engellendiğinizi, salonunuzun basıldığını söyler durursunuz. En son
hangi tarihte basıldı salonunuz, kim bastı, hangi gerekçe ile bastı?
Lütfederseniz, öğrenmiş oluruz. Bir de basılmaya devam ediyorsa,
lütfen bilgilendirin, sizin vekil sıfatı ile ortalıkta dolaşmanız,
kimlik arayışında olmanız ayrı, engellenmeniz, varsa herhangi bir
üretiminizin yasaklanması ayrı bir konudur. Elimden gelen tüm
gücümle sizin ve üretiminizin yanında olacağıma hiç kuşkunuz
olmasın. Yeter ki haber verin, öğrenelim.
Unutmazsınız değil mi, en son ne zaman, kim
tarafından, hangi gerekçe ile oyununuzun engellendiğini iletmeyi.
No’lur unutmayın.
Sayın Vekil, gerek tiyatral, gerek
internet portallarından kopyala-yapıştır yöntemiyle yayınladığınız
Sosyalist ve Gerçek Oyun Derginiz ve blogspot’unuz, gerekse de
avukatlık görevinizde başarılar diler, dünyanın en temiz, en
proleter işi olan gerçek mesleğiniz kuyumculukta da bol altınlı,
zümrütlü kazançlar diler, en derin saygılarımı sunarım. Lütfen
müvekkilinize de selam ve saygılarımı iletmeyi ihmal etmeyiniz.
Allah sizleri başımızdan eksik etmesin.
Not1: Unutmazsınız değil mi, en son ne
zaman, kim tarafından, hangi gerekçe ile oyununuzun engellendiğini
iletmeyi. No’lur unutmayın.
Not2: Sosyalist ve Gerçek Oyun
Derginizin Temmuz sayısında A. Ertuğrul Timur’un kampanyası ile
ilgili değerlendirmesini yayımlayacağınızı duyurmuştunuz, aslında
yazıyı blogspot’unuzda da yayımlamıştınız ama ben yine de basılı
olarak saklamak istediğim için sorayım dedim, elinizde kaldıysa
ödemeli olarak gönderebilir misiniz veya bir arkadaşım tiyatronuza
uğrasa temin edebilir mi?
Not3: Unutmazsınız değil mi, en son ne
zaman, kim tarafından, hangi gerekçe ile oyununuzun engellendiğini
iletmeyi. No’lur unutmayın.
Mustafa Demirkanlı / 1 Ağustos
2007
Not: Demirkanlı'nın bu yazısına
karşı Hilmi Bulunmaz'ın cevabı için bakınız:
YALANI YALANLA
ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı,
tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk
dakikalarında ―tam olarak, saat
00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a
gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle,
Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda
yayınlanacaktır.)
HAFIZA TAZELEYELİM:
Demirkanlı'ya karşı 24 Nisan
2007'de yazdığım son yazının
(DEMİRKANLI'YA
(BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP)
son paragrafları şöyleydi:
Bir insanın, yalnızca, "Burak Caney'i ait
olduğu yere, sanal mezarlığa gömdük" cümlesini (bir sürü karşı
kanıta rağmen) yeterli kanıt sayarak ve kanıta muhtaç bu salakça
kanıta dayanarak; o cümleyi kurmuş olan insanı (Hilmi Bulunmaz'ı) "hacker"
olmakla suçlaması için, belki hukuk nedir bilmeyen bir salak olması
yetebilirdi; ama Bulunmaz'ı "hacker" sayan o salağın, Bulunmaz'la
arkadaş olan (dürüstlüğüyle maruf) Coşkun Büktel'in de "hacker"
olduğunu ilan edebilmesi için, yalnızca salak olması yetmezdi;
Mustafa Demirkanlı kadar insanlıktan nasipsiz, ahlaksız, yalancı,
pespaye ve alçak olması da gerekirdi/gerekti.
Demirkanlı, umarım sözünü tutar ve bundan böyle
(ismimi vererek ya da vermeden veya kendisi başka bir isim ardına
gizlenerek veya örneğin, hacklenmeden kurtulduğu halde aylardır bir
tek yazı yazmayan ve aslında söyleyecek bir şeyi kalmadığı için "hacklendim"
numarasına yatmış olan, kimliği belirsiz, sanal şahıs Burak Caney'i
tekrar devreye sokarak) bana sataşmaya kalkışmaz. Ama eğer
kalkışırsa, Demirkanlı'ya cevap vermek için bir şartım var: Önce,
belgelediğim tüm yalanları için ("tekrar okuyunca yanlış
anlaşılabileceğimi anladım, aslında şöyle demek istemiştim" tarzında
önemsizleştirme gayretine girmeden) açıkça/mertçe/Türkçe/netçe,
hesap verecek ya da özür dileyecek. Ve bundan böyle Büktel hakkında
herhangi bir suçlama yaparsa, o suçlamayı, kanıta muhtaç kanıtlarla,
salakça iddialarla değil, Büktel'in kendi ifadeleriyle "somut"
olarak, direkt kaynak göstererek, kanıtlayacak. Böyle yapmazsa,
bundan böyle, (Burak Caney'i asla cevaplamadığım gibi) artık
Demirkanlı'yı da cevaplamayacağım.
Ben hayatımı, onun yalnızca birkaç saniyede
uydurduğu kasıtlı yalanları çürütmek için, günlerce kanıt belge
toplamakla, bu kanıtları mantıklı ve tutarlı bir kompozisyon içinde
okurlara sunmak için kılı kırka yarmakla, daha fazla harcamak
zorunda değilim.
Büktel/Demirkanlı Polemiği'ndeki
yazılara rağmen Demirkanlı'nın ne mal olduğunu hâlâ anlamayanlar
kaldıysa, zaten anlamak istemiyorlar demektir.
Coşkun Büktel / 24 Nisan 2007
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":
ARŞİV / 27 MART 2001
Reklam
alamadığı
dönemlerde
o da herkesi
eleştirirdi:
Demirkanlı'dan,
Tuncer Cücenoğlu,
Refik Erduran ve Recep Bilginer'e
Dedikodu Formatında, Asılsız
İspatsız (veya İspatı
Demirkanlı'dan
Menkul) Hakaretler!
"Şöyle geriye gidip, baktığımda şunu
görüyorum. Son 3-4 yıla kadar
Refik Erduran,
Tuncer Cücenoğlu,
Recep Bilginer
gibi
resmi
yazarlar, iktidarla ilişkilerini kurmuş,
Ankara koridorlarının yollarını
ezberlemiş, bir çoğunun hâlâ 'Koskoca
Bakan' dediği siyasileri tanımış,
deyim yerindeyse el ense olmuş
bu zatlar ortalıkta dolaşırken,
gammazladığı Genel Müdür’e, ‘sevgili
dostum’ demekten çekinmeyen, çekinmenin
ötesinde bir sakınca görmeyen bu zatlar
karşısında, göreve gelen siyasiler de
ortalıkta sürekli
bunları
gördüğü için, Türk tiyatrosunu
bunların
temsil ettiğini sandılar hep. Onların
bir suçu yok.
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları. Korkuttu çünkü,
bunlar
konuşmaya başlarken;
'Yarın bakanla sabah kahvaltısı
yapacağım,
senin sorunları anlatırım, çözeriz',
'Ben Ankara’ya gidiyorum Bakan’a
söylerim sizin tiyatroya özel önem
verir.',
'Bakan yarın İstanbul’da olacak zamanı
varsa mutlaka sizin oyuna getireceğim.'
gibi cümlelerle durdurdular insanları,
insanlar durmaya eğilimliydi çünkü. Ve
korktular. Yıllarca."
(KAYNAK:
Demirkanlı,
"Dünyanın
Bütün Sahnelerinde Tiyatronun Evrensel
Dostluk Ve Barış Çağrıları")
NOT:
Demirkanlı, Coşkun Büktel'i (ve Feridun
Çetinkaya'yı) daha 2001 yılında
"cevap hakkı
istiyorsanız mahkemeye gidin!"
diyerek sansür ettiği için; belli ki,
Cücenoğlu, Erduran ve Bilginer gibi
yazarları Büktel'in de (hem de
Demirkanlı'dan çok önce)
korkusuzca ama "belgelere dayanır
biçimde" eleştiren kitaplarını ("Türk
Tiyatrosundan İnsan Manzaraları"
1998,
"Yönetmen
Tiyatrosuna Karşı" 2001)
görmezden gelmeyi tercih ediyor ve
"Kimsede
bunlara
dokunamadı, dokunmak istemedi, var
olduğu sanılan sanal güçleri hep
korkuttu insanları"
diye,
hiçbir araştırma yapmaksızın, asılsız
ispatsız "sallayarak", okurlarını,
"bunlardan"
korkmayan tek kişinin
kendisi olduğuna inandırmaya çalışıyor.
NOT 2:
Bilindiği üzere, Demirkanlı, 2001
yılında,
siyasilerle
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
olmakla suçladığı Tuncer Cücenoğlu'yla,
bugün kendisi
"deyim
yerindeyse el ense olmuş",
2001 yılında
"gammaz"
olmakla suçladığı Cücenoğlu'yu bugün
dergisinin "editörler kurulu"na dahil
etmiş ve
Cücenoğlu'yla birlikte ikisi, Büktel ve
Bulunmaz'a karşı
linç kampanyasının
suç ortakları ve en azılı kışkırtıcıları
olmuşlardır.
Demirkanlı ve dergisini reklam adı
altında
devlet sadakasıyla besleyen DT genel
müdürü Lemi Bilgin ile DT İstanbul
müdürü Osman Wöber arasındaki,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkilere dair bir enstantane...
Hemen her sayısı gecikmeli olarak
basılıp dağıtılan dergisinde, reklam
olarak verilen DT programlarını,
genellikle programların sona erdiği
tarihten sonra, bir başka deyişle "iş
işten geçtikten sonra" yayınlaması
yüzünden, sık sık Hilmi Bulunmaz'ın
eleştirilerine hedef olan Mustafa
Demirkanlı, her şeye rağmen,
"deyim
yerindeyse el ense olmuş"
ilişkileri sayesinde,(Bulunmaz'ın
deyişiyle söylersek)
"arka kapağını Lemi
Bilgin'e vermeye devam ediyor."
|
BÜKTEL/DEMİRKANLI /BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye
doğru tarih sırasıyla)
MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E
SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE
TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK
SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
COŞKUN
BÜKTEL
COŞKUN
BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
KİM DEĞİŞTİ?
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ
BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN
BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI
UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
HAY ALLAH
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
VEKALET DÖNEMİ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA
ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı,
tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk
dakikalarında ―tam olarak, saat
00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a
gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle,
Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A.
Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür
etmiş, asla yayınlamamıştır.)
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
KIVIRTMA COŞKUN
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!
MUSTAFA DEMİRKANLI
İŞ YAPAN, BULAŞIR!
HİLMİ BULUNMAZ
DEMİRKANLI YALANLARI
Linkler
DEMİRKANLI'DAN BÜKTEL'E TAKMA İSİMLERLE
YÖNELTİLMİŞ İFTİRALAR
|