Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

 
THEOPE POLEMİĞİ : 26

 

 

 

THEOPE KONUSU VE TİYATROM.COM’UN SANSÜRCÜLÜĞÜ MESELESİ

 

 

 

 

A. Ertuğrul Timur

 

 

 

  

(Sayın Timur, yazısını kendi sitesi olan tiyatrom.com'da da yayınlamış görmek için tıklayınız! Biz, metni oradan kesip yapıştırmak yerine, sayın Timur'un bize e-posta olarak gönderdiği versiyonu kullandık. Sayın Timur'un metnini kendi formatımıza uyarlarken, virgülüne bile dokunmamaya özen gösterdik. Metindeki renkler, sayın Timur'un tercihidir. Biz yalnızca, başlığı siyah yaptık.

 

AYNI GÜN, 27 TEMMUZ 2007, 15.30. GÜNCELLEME: Sayın Timur, yazısında bazı değişiklikler yaparak, "BENDE OLSAM Ö.NUTKU'NUN YAPTIĞINI YAPARDIM" temasını geliştirdi ve "ÇIKIŞ NOKTASI YANLIŞ OLAN BU POLEMİKLERİN DOLAYSIYLA YAYIN DEĞERİ DE YOKTUR." sonucuna vardı. Bir anlamda "Ben de Nutku'yum!" ya da "Hepimiz Nutku'yuz!" diyen sayın Timur'un eklemeleri bitene dek bekleyecek, yazdığı metnin bizim sitemizdeki versiyonuna değil, kendi sitesindeki "en son versiyonuna" görmek için  tıklayınız!― cevap vereceğiz.)

 

 

COŞKUN BÜKTEL “THEOPE” HABERİNİ İLK DEFA TİYATROM’UN YAYINDAN TAMAMEN ÇEKİLDİĞİ DÖNEMDE YOLLAMIŞTIR

Sayın Coşkun Büktel’in tüm tiyatro internet sitelerine bu konuyu ilk defa yolladığı dönemi tarih olarak hatırlamasam da dönem olarak çok iyi hatırlıyorum. Tiyatrom.com’u tamamen kapatmaya ve sadece kaynak sayfalar halinde dondurmaya karar vermemin hemen öncesiydi.

http://www.tiyatrom.com/aetimur_son.htm veda yazımı incelerseniz yazı içerisinde tarih net şekilde geçmekte ve 13 Eylül 2005 de veda yazımı yazmışım ve sayın Coşkun Büktel’in iddiası da hemen bunun kısa bir süre öncesi kapatmaya kendi içimde karar verdiğim bir döneme denk gelmişti. (Özdemir Nutku Yalan söylemediyse belge göstermelidir Coşkun Büktel /Eylül 2005) )

Devlet Tiyatroları’nda yaşananların gündemi kapladığı ve benim de günlerce bu konu üstünde durduğum bu konuda duyarlı bir yayıncılık yaptığım, ama haksızca suçlandığım bir dönem ve bu psikoloji altında yazı elime ulaşmış ama ben çoktan kendi içimde tiyatroyla ilişkimi bitirmiştim zaten, ondan sonrada 6 ayı aşkın bir süre kadar tiyatrom.com yayında olmadı, doğal olarak da sadece “Theope” konusu değil, hiçbir yeni haber ya da iddia yayına girmedi.

6 ay kadar zaman diliminden sonra yeniden yayınlanmaya karar verdikten sonra da bu konu tiyatrom sayfalarında yayına girmemiştir. Çünkü bu tiyatro dünyasındaki her hafta mail kutuma gelen onlarca, yüzlerce yazı ve haberden biriydi, yayından çekildiğim dönemde gelmiş benim için unutulmuş gitmiş bir polemikti ve doğal olarak yeni gündem konularıyla yayıncılığıma devam etmiştim.

Ancak bir hayli zaman sonra tiyatrodergisi portalı ya da tiyatroevi gibi internet ortamında zaman zaman gördüğüm polemikleri okudum, daha sonra da internet ortamında varlığını keşfettikten sonra Sayın Hilmi Bulunmaz’ın sitesinde, oradan da Sayın Coşkun Büktel’in sitesinde bu konuda yazılan polemikleri görme ve okuma şansım oldu. Fakat bu açıklamalar karşılıklı yapılmış, suçlanan suçlanmış savunan savunmuş geride kalmış polemiklerdi benim açımdan.

Ancak,

Sayın Coşkun Büktel kendi açısından son derece önemli olan (Doğal karşılıyorum çünkü merkezinde kendi eseri var ve haksızlık yapıldığını düşünüyor.) bu konuya kendi dışındaki insanların çok da önem vermemesine oldukça sert tepki vermekteydi ve tepkisi neden bu polemiğe yer vermediğimizle sınırlı kalmayıp adeta nerden ne kusurla eleştiririm noktasına varmaya başlamıştı.

İmayla da olsa alıntıcılıkla/çalıntıcılıkla suçlarmış gibi yaklaşımı; “inanmamız gerekirse Hürriyet yazarıymış” gibi dolaylı yalancılık suçlamaları vs artınca kendisine bir e-posta yollayarak bazı açıklamalarda bulundum. Daha sonra beni aradı, çok kısa da olsa telefon görüşmemiz oldu, bu görüşmenin ardından da daha uzun bir e-posta’yla benim “Theope” konusuna bakışımı aktardım. Fakat tüm bu yazışmalar olmamış gibi halen “Theope konusunu  görmezden gelmekle” itham etmektedir.

Oysa ben görmezden geliyorum demedim, gördüm biliyorum, ama karşılıklı suçlamalar yapılmış, savunması da yapılmış geride kalmış bu polemiği 2 yıl aradan sonra gündeme taşıyacak önemde bulmuyorum, anlamında bir yanıt vermiştim. Halen de aynı düşüncedeyim. Fakat şu an yazmakta olduğum bu yazıyı, daha önce Sayın Büktel’e gönderdiğim ve altta yer vereceğim em-posta’ları, bu hafta köşemde yayımlayacağım ve Sayın Büktel’in sitesindeki “Theope” konulu polemiklere de link vermek suretiyle yer vermiş olacağım. Bunu da yeterli görmez ise Sayın Büktel konuyu istediği şekilde yazıp düzenleyip yollayabilir ve yer veririz.

Açık konuşmak gerekirse bu yer vermemin gerekçesi bu polemiği 2 yıl aradan sonra hala gündemde tutmaya değer bir yan bulmamdan dolayı değildir, yer veriyorum çünkü artık tiyatro dünyasında önemli bir mevzi sayılan “tiyatrom.com”un sansürcülük yaptığı iddialarının son bulmasını istiyorum. Bu yazı Sayın Coşkun Büktel’e, konuyla son derece ilgili olan Sayın Hilmi Bulunmaz’a birer kopya iletilip ayrıca köşemde yer verilecektir.

Sayın Coşkun Büktel’e  değişik zamanlarda hakkımda yazmış olduğu ithamlara verdiğim toplu yanıt aşağıdaki e-mail 8 Haziran tarihinde olmuştur.

E-MAİL 1

 

kimden  Ertuğrul Timur <aetimur@gmail.com

kime  temas@coskunbuktel.com  

tarih  08.Haz.2007 01:33  

konu  Bilginize  

 

Sayın Coşkun Büktel
 

“Kıbrıslı tiyatro sanatçısı Kemal Tunç öldü tiyatrom.com'un kaynak belirtmeden aktardığı haberi, tiyatrom.com'dan aktardık” ifadesine yer vermişsiniz. Biz herhangi bir gazete, dergi yada internet sitesinden aldığımız alıntı haberlerde kaynak belirtiyoruz. Diğer tüm haberler kaynağın kendisinden direkt bize iletilen haberler, basın duyurularıdır. Yani NHKM festival haberinin kaynağı NHKM, İATP haberinin kaynağı İATP, İstanbul Şehir tiyatroları haberlerinin kaynağı şehir tiyatroları basın bürosudur. Bu tür kendi basın açıklamalarını direkt bize yollayanlarda kaynak belirtme gereği duymuyoruz zira bu zaten onların yapmaları gereken işin bir parçasıdır haberlerini yayınlara yollamaktır. Kıbrıslı sanatçının haber kaynağı da doğal olarak onun Kıbrıs'taki topluluğudur.

Kemal Oruç'un yazısı dolaysıyla değindiğiniz alıntı namusu konusuna gelince ; Kemal Oruç'un değindiği konuların pek çoğuna ondan önce bende işaret etmiştim ve daha onlarca kişi de dile getirmişti. Hiç birimizinki olağanüstü bir buluş yada ileri görüşlülük değil yaşanan somut olay karşısında ilk anda akla gelebilecek ortak düşüncelerdir. Yani Kemal Oruç ille de sayın Akmen'den alıntı/çalıntı yapmış olmayabilir bu çok zor akla gelmeyecek bir şey değil ki.. Herkesin her yazıyı okumuş olduğunu da varsayamayız.  Kaldı ki Kemal Oruç'un bazı düşüncelerine yada ifade tarzına katılmadığımı da bazı mail gruplarında açıklamıştım ve aman tiyatro seyircisi kalitesizleşecekmi derken tiyatroyu elitleştirme yanlışını da getirebilir demiştim.

Kanal 7, Deniz Feneri konusunda bohçaçı benzetmesi yapmışsınız orada somut ilişkilerden somut isimlerden somut ortaklıklardan söz ettiğimi sanıyorum sonuçta bir makale illede vesikalarla belgelerle yazılmaz ilgi duyan azcık bir araştırmayla bu belgeleri bağlantıları bulabilir.

"Hesabına uyduğunda Kaan Erkam'la bile uğraşan ama hesabına uymadığında, "Aptallar kişilerle, orta zekâlılar durumlarla, akıllılar ise kavramlarla uğraşır" diye bir vecizenin ardına sığınarak"

Şeklinde bir değerlendirmeniz var. Kaan Erkam konusu somut yaşanan bir haber durumuydu bizde bunu haber yaptık ancak karşılığında gelen yanıt ve karşı suçlamalara karşı köşe yazısı olarak da yanıt vermek zorundaydım.  bana göre 3 yönden hatalıydı          1- Festivaline davet ettiği misafirlerine kendi özel işini yaptırmak (kitaplarını sattırmak)  2-  içeriğinden dolayı müstehcen bulunarak 18+ ibaresiyle yayınına izin verilmiş bir kitabı iradeleri dışında 16 yaşında lise öğrencisi kız öğrencilere sattırmak  3- Kitabında yarı çıplak çarşaflı bir resim olan kitabı meydanda bu öğrencilere sattırıp onları olası bir yobaz tehdidi saldırısına karşı korumasız şekilde riske atmak

Bu bir kişisel hataydı doğal olarak da kişisel olarak yazılması haberde kişinin adı geçmesi gerekmişti. Bunlarda savunulacak bir yan bulabiliyorsanız bilemiyorum ve sizin takdiriniz diyorum

İnanmamız gerekirse bir zamanlar Hürriyet yazarıymış demektesiniz benim için çok önemli değil sadece sırası geldiğinde kurduğum bir cümledir bu bana özel bir onur falan vermiyor ama eğer illede ispatla yoksa inanmam diyorsanız bir kaç küpür fakslıyarak ne kadar yıl süreyle nerelerde yazdığımı ispatlayabilirim ama önemsiz. Bugün oralardan ve diğer medyadan gelen teklif olsa da dönüp bakmıyorum

Çok çalışan ve Türk tiyatrosuna bir Theope vermiş olan Coşkun Büktel'i aforoz edenlerle aynı safta yer alıyor. Çok çalışmak gerektiğini biliyor ama namuslu da olmak gerektiğini söylemiyor.

Theope sizin eserinizdir ortada yapılan bir haksızlık var ise size ve sizin eserinize yapılmıştır açın davanızı kazanın bizde haber yapalım. Kaldı ki bana göre bunda suç teşkil edecek boyut yada aylar sonra hala haber değeri taşıyacak vahim bir durum da yoktur. Ben böyle bir eseri hatırlıyor gibiyim araştırılmasında yarar var denmiştir. Yanılıyor yanlış hatırlıyor, karıştırıyor olabilir zaten bu nedenle de kesin bir yargıda bulunmuyor hatırlıyor gibiyim, araştırılmasında yarar var gibi bir ifade kullanıyor. Tamam eser sizin olduğu için eserinize bu kelimelerle de olsa haksızlık edildiğini düşünüyor olabilirsiniz, alınganlık yapmış olabilirsiniz hassas olabilirsiniz ama ortada bu eser alıntıdır! çalıntıdır! ben biliyorum! tarzı bir kesinlik ve itham yok. Kurul başkanı olarak tereddüt duyduğu bir konuda tereddütünü dile getirmesi ve araştırılmasını salık vermesi doğaldır. Büyütüyorsunuz.. Ama illede haksızlık olduğunu düşünüyorsanız bunu size ve eserinize haksızlık sayıyorsanız açın davanızı o zaman haber değeri taşır bu şekilde ancak kişisel serzeniş ve hayıflanma olarak kalır ki siz kıyameti de koparsanız da bizim için aynı değerde bir şeyler ifade etmeyebilir. Bence saplantıya dönüşmüş bu konu sizde. Sizin sizi ilgilendiren konuların dışında yaşanan güncel konularda da düşüncelerinizi daha sık okumayı bende okurlarımızda arzu eder. (Theope konusu dahil) dilediğiniz konuda dilediğiniz özgürlükte dilediğinizce bir yazı yazıp yollarsanız bizde her zaman size sayfalarımızda yer veriririz asla sansürlü falan değilsiniz Hatta dilerseniz dilediğinizce beni eleştiren bir yazı da olabilir.

Ayrıca imza kampanyamıza verdiğiniz destek için teşekkürler, saygılar 

Ertuğrul Timur

 

Bu e-mail üzerine Sayın Coşkun Büktel yazılı bir yanıt vermeyip beni telefonla aramış, Theope konusundaki yazdıklarımı nereden okuduğum, öyle söylencelerin herhangi bir yerde yayınlanmadığı gibi düşüncelerini dile getirmiştir. Ayrıca bu emailimi yayınlamasında sakınca olup olmadığını sormuştur Bende söz ettiğim cümlelerin kelimesi kelimesine aynı olmasada benim o çıkarımlarımı yaptığım yazılar olduğunu, bunları kendisine kaynaklı ileteceğimi ve elbette isterse emailimi yayınlayabileceğimi söyledim. Ve bu telefon görüşmesinden kısa süre sonra aşağıdaki ikinci emaili kendisine yolladım

 

E-MAİL 2 

kimden  Ertuğrul Timur <aetimur@gmail.com

kime  temas@coskunbuktel.com  

tarih  08.Haz.2007 12:28  

konu  theope konusunda  

 

"....şimdi efendim bir de, bir dikkatini çekmek istiyorum. Hiç bir şeyle itham etmiyorum. Fransızca'da 16.yüzyılda yazılmış Theope diye bir oyun var. Özellikle Fransız filolojisinden ve Fransız dilini bilenler onu biraz şey etmeliler yani, bir bakmalılar. Aradaki benzerliği görmek için. Teşekkür ederim..."  

 

Özdemir Nutku'nun konuşma kayıtlarından Şahin Ergüney tarafından birebir yazıya alıntılanmış  kaynak :  http://www.tiyatrokeyfi.com/gorusler/theope.html  

Özdemir Nutku'nun kendi yazısından

 

“Benim hiçbir iddiam olmadı. Size olayı nakleden Şahin Ergüney eksik nakletmiş. Bazan eski belgeleri karıştırırken 17. yy.da yaşamış ikinci sınıf bir yazarın "Theope" adlı bir oyunu olduğunu öğrendiğimi söyledim. Üstelik hiçbir imada bulunmadan. Metni görmedim, yalnızca adına eski bir belgede rastladım. Metni görseydim bile, Fransızca bilmediğim için oyunu okuma olanağı bulamayacaktım. “ Kaynak : http://www.tiyatrokeyfi.com/gorusler/nutku.html  

  

Bu iki alıntıdan da benim anladığım burada KESİN BİR SUÇLAMA KESİN BİR İTHAM OLMADIĞIDIR. Fransızca bilenler ona bir bakmalıdır, incelemelidir şeklinde yaklaşım var. Bundan daha doğal ne olabilir?

Böyle bir kurulun başında bende olsam ve adı aynı olan bir eser bilinç altımda (hafıza yanılgısıyla da olsa) belirmişse böyle bir şey vardı, araştırmak incelemek aradaki benzerliklere bakmak lazım bu dili bilen arkadaşlar bir bakmalılar derdim.

Kurul başkanının bir eser özgün mü değil mi inceletme araştırtma bunun incelenmesini diğer kurul üyelerine önermek en doğal hakkıdır. Böyle bir eser var ben okudum birebir aynı yada kısmen aynı, bu alıntıdır, bu çalıntıdır inanmayan alsın o eseri okusun gibi bir itham yada suçlama yok ki…

Ne var bunda büyütecek anlamış değilim.

Ben bugün size Yüzdeyüz kendi eserim olan, her satırı tamamen özgün ve bana ait olan  ama adı "antigone" olan bir oyunumu takdim etsem siz zaten antigone isminde bir oyun var bakalım ne kadar ondan alıntı yada aynı eserimi kendisinin diye sunuyor bu şahıs,  yoksa tamamen farklı bir şey mi yazmış diye bir ön sorgulamayla eseri okuma yada araştırma yada araştırtma gereği duymaz mısınız?

Yada vaktiniz yoksa bir kurul başkanı olarak şunu bir araştırın bakalım, bir okuyun bakalım arada benzerlik var mı görelim demez miydiniz? Ha buradaki fark ne? Örnek verdiğim Antigone çok tanınmış bir oyun Theope ise var mıydı yok muydu emin bile değil, ama bilinç altında öyle bir oyun hatırlar gibi ve bir kurul başkanı da bilinç altında da olsa yanılma payı büyük de olsa en ufak bir kuşkuya yer bırakmamak ve eğer böyle bir eser varsa ve gerçekten alıntıysa bunu DT repertuarına almakla töhmet altında kalmamak için gayet doğal bir şekilde en ufak bir kuşku da duymuş olsa bunu bir araştırın diyecektir, demelidir de.

Tekrar söylüyorum kesin bir itham göremedim ben bu sözlerde, kesin bir suçlama göremedim. Yok eğer var diyorsanız o zaman açın davanızı ve kesin ithamla alıntılıcılıkla , çalıntıcılıkla suçlandığınız için dava edin. Sakız gibi uzatıp durmak ve başkaları da o kadar üstünde durmadı diye herkesi suçlamak size hiçbir şey kazandırmaz.

Saygılar.

A.Ertuğrul Timur

 

SAYIN COŞKUN BÜKTEL’İN TİYATROM.COM’U SANSÜRCÜLÜKLE İTHAM ETMESİNE NEDEN OLAN THEOPE KONULU YAZILARIN LİNKLERİDİR

 

THEOPE POLEMİĞİ DOSYA / 16 yazı

 Coşkun Büktel, Özdemir Nutku, Şahin Ergüney, Can Doğan, Kemal Başar, Acar Burak Bengi, Hilmi Bulunmaz, Salih Coşkun.

 

 

BÜKTEL/DEMİRKANLI POLEMİĞİ DOSYA / 5 yazı

 Coşkun Büktel, Mustafa Demirkanlı

 

 

BÜKTEL/KOCATÜRK POLEMİĞİ DOSYA / 6 yAZI

 Coşkun Büktel, Kemal Kocatürk

 

 

YÖNETMEN TİYATROSU POLEMİĞİ DOSYA / 2 YAZI

 Acar Burak Bengi, Murat Karasu

 

 

ÖZDEMİR NUTKU SKANDALI  DOSYA / 7 YAZI

 Coşkun Büktel, Özdemir Nutku, Şahin Ergüney, Salih Coşkun

 

 

BÜKTEL/ONAY POLEMİĞİ DOSYA / 5 yAZI

 Coşkun Büktel, Yılmaz Onay  

 

 

SANSÜR POLEMİĞİ DOSYA / 4 YAZI

 Acar Burak Bengi, Cem Erciyes, Sabri Gürses

 

 

 

Ertuğrul Timur / 27 Temmuz 2007

 

 

 

 

Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı'nın tarihçesini kavramak için, (Büktel tersini tercih ettiği halde, çoğu coskunbuktel.com'dan başka hiçbir yerde yayınlanmamış) aşağıdaki yazılara bir göz atmanız yeterlidir:

(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)

 

 

ÖZDEMİR NUTKU YALAN SÖYLEMEDİYSE BELGE GÖSTERMELİDİR

Coşkun BÜKTEL / Eylül 2005

 

COŞKUN BÜKTEL’E YANIT

Özdemir NUTKU / Eylül 2005

 

“THEOPE” ÜZERİNE ÖZDEMİR NUTKU’YA YANIT 

Şahin ERGÜNEY / Ekim 2005

 

ÖZDEMİR NUTKU İNSANLARIN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYOR?

Coşkun BÜKTEL - 5 Temmuz 2006

 

İNSANLAR ÖZDEMİR NUTKU'NUN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYOR?                             Coşkun BÜKTEL - 19 Temmuz 2006

 

İNSANLAR BİRBİRLERİNİN (VE ÇOCUKLARININ)  YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYORLAR?

Salih COŞKUN - 3 Ağustos 2006 

 

PINTER, BRECHT, NÂZIM VE DİĞERLERİNE HAKARET ETMEYİN!  

Coşkun BÜKTEL - 16 Ağustos 2006

            

OYÇED YAZARI OLMAKTAN (HÂLÂ) UTANMAYAN BİR GÖNÜLLÜ ARANIYOR  

Coşkun BÜKTEL - 9 Eylül 2006

 

Hangisi daha gizli bir örgüttür? OYÇED Mİ, KU KLUX KLAN MI?

Coşkun BÜKTEL - 28 Kasım 2006

 

NE ÂLÂ MEMLEKET

Coşkun BÜKTEL - 24 Aralık 2006

 

OYÇED NE HAKLA AÇIKLAMA BEKLİYOR?  

Coşkun BÜKTEL - 16 Şubat 2007

 

OYÇED KİŞİLERİ VE KURUMLARI HANGİ HAKLA VE NE YÜZLE SUÇLUYOR?  

Coşkun BÜKTEL - 13 Mart 2007

 

OYÇED'İN YÜZLEŞME ÇAĞRISI ÜZERİNE 

Coşkun BÜKTEL - 19 Mart 2007

 

UTANMA EŞİĞİ 

Coşkun BÜKTEL - 24 Mart 2007

 

OYÇED'İN ONURDAN ANLADIĞI

Coşkun BÜKTEL - 28 Mart 2007

 

THEOPE KONUSU VE TİYATROM.COM’UN SANSÜRCÜLÜĞÜ MESELESİ

Ertuğrul TİMUR - 27 Temmuz 2007