![]() |
| Anasayfa | Polemik | İnceleme | Büktel Hakkında | İlkemiz | Büktel'in Gör Dediği | Arşiv | İletişim |
|
Hiç ihtimal vermiyorum ama, eğer bir gün ben de ölürsem, en çok yanacağım şeylerden biri, Hadjidakis'in "Noble Dame" şarkısını bir daha dinleyememek olacak. COŞKUN BÜKTEL
MANOS HADJIDAKIS
NOBLE DAME New York Rock & Roll Ensemble version http://www.youtube.com/watch?v=e2wMk1kQWeQ
"NOBLE DAME"le aramdaki aşk ilişkisi COŞKUN BÜKTEL
Ben bu şarkıya, 1968 yılında, İzmir'de, lise çağımdayken rastladım. O zamanlar, hem Alsancak'taki Namık Kemal Lisesi'ne devam ediyor hem de, evimizin bulunduğu Karabağlar semtinde, sulu boya fırçaları üreten küçük bir atölyenin işçisi olarak çalışıyordum. Atölye, Karabağlar/Gaziemir yolunun kıyısındaydı. Yolun karşı kıyısında ise odun işleyen kocaman bir bıçkıhane vardı. Bıçkıhane sahibinin kızı, Eşrefpaşa'daki ilkokulumuzda beş yıl birlikte okuduktan sonra ayrıldığımız ve yıllar sonra Karabağlar'a taşındığımızda tekrar karşılaştığımız bir çocukluk arkadaşımdı. Anlaşılan, aradan geçen ortaokul yıllarından sonra, onlar da bizim gibi, ilkokulu okuduğumuz Eşrefpaşa/Üçyol'dan, Karabağlar'a taşınmışlardı. Biz, kiradan kurtulmak için Karabağlar'da, küçük bir arsa satın almış ve dereden taşıdığımız suyla çimento ve kum kararak, bugün hâlâ tam olarak bitmemiş duran ilkel bir ev yapmıştık. Eski ilkokul arkadaşımın ise (adına Nevin diyelim) caddenin karşısındaki kocaman bıçkıhanenin üstünde, caddeye tepeden bakan ve o zamanlar bana çok ulaşılmaz ve zengin görünen, önü boydan boya balkonlu bir evleri vardı. Biz caddeden yüz metre kadar içeride o zamanlar sıvası bile eksik olan bir evde yaşadığımız için, Nevin'leri çok zengin ve çok aristokrat bulur olmuştum. (Artık Nevin'le "aynı sınıfta" değildik.) Ve zaten gerçekten de bizimle kıyaslanmayacak kadar zengindiler. Ama artık biliyorum ki, bizden kat kat zengin olmak, zengin olmak anlamına pek gelmez. Ne var ki, yine de, aradaki fark yüzünden, o zamanlar, umutsuzca aşık olduğum Nevin'e bir türlü açılamıyor; daha doğrusu, ona sokakta pek ender rastladığım için, açılmak fırsatını bile bulamıyordum. Bu yüzden günün birinde, sokakta önüne çıkıp alelacele ve sanırım kekeleyerek ilanıaşk ettiğimde, beni "aynı yaşta olduğumuz" gerekçesiyle ve gayet tatlı bir dille reddetmişti. Fırça imalathanesinde birlikte çalıştığımız (bugünün önemli şairlerinden) Erdinç Özdemir'le, o zamanlar etle tırnak gibi çok yakın dosttuk. Zavallı Erdinç, benim bu kırık aşk hikayemi yıllarca dinlemek zorunda kaldı. İşte o sıralardı bu Noble Dame'in piyasaya çıktığı dönem. Hatırlarım: Kemeraltı'ndaki Konak Sineması'nın karşısında içine dar bir koridorla girildiği için, dışarıdan görünmesi olanaksız bir bilardo kafe vardı. O kafede Erdinç, Selahattin Turgut ve ben, zaman zaman bilardo oynardık. (Bizden farklı olarak Selo, okey de oynardı.) İşte ben, bugün adını unuttuğum (Çünkü daha sonra Şan Sineması'nın geniş ve rahat bilardo salonu açılınca artık o kafeye devam etmez olmuştuk.) o kafenin plak makinasına defalarca 25 Kuruş atıp Noble Dame'i dinlediğimi ve herkese dinlettiğimi hiç unutmuyorum. Sonunda 15 Lira'ya kıyıp Noble Dame'in kırkbeşlik plağını almıştım ama çalacak pikabım bile yoktu. Liseyi bitirip üniversite için İstanbul'a geldiğimde, bazı kitaplarımla birlikte Noble Dame'i de yanımda getirmiştim. İstanbul'da yaşadığım sefalet koşullarında, ödünç pikap bulabildiğim ve bir odada yalnız kalabildiğim zamanlar, "Noble Dame"i 30-40 kez art arda dinlediğim olurdu. Ne yazık ki, öğrenci yurtlarında kaçak yaşarken ve bazı dönemler sokakta yatıp bitlenirken, plağı kısa süre sonra kaybetmiş, sonuç olarak, Türkiye'de ve dünyada o zamanlar rüzgâr gibi eserek bestseller olduğu halde saman alevi gibi çok kısa sürede unutulmuş ve Türkçe versiyonu nedense yapılmadığı için ülkemizde çok az tanınmış bu muhteşem parçayı bir daha belki otuz yıl kadar dinleyememiştim.
(GÜNCELLEME 5 Temmuz 2010: 1968 yılının Altın Mikrofon birincisi İlhan Telli, meğerse 1972'de, "Noble Dame"in "Sensizlik" adını verdiği bir uyarlamasını yapmış. Telli, dün, "Sensizlik"in bir kaydını bana göndermek inceliğinde bulundu ve böylelikle "Noble Dame"i bir de Telli'nin harika sesiyle ve Türkçe dinlemek mutluluğunu yaşadım. "Sensizlik"'i siz de dinlemek istiyorsanız, "Sensizlik" ismiyle verdiğimiz mavi linklerden birini tıklayabilirsiniz.) Sonunda, üç-beş yıl kadar önce, arkadaşım Acar Burak Bengi, Hadjidakis'in New York Rock & Roll Ensemble grubuyla yaptığı "Reflections" adlı longplay'i ikinci el olarak, Galata Kulesi yakınlarında bir satıcıdan satın almış ve CD'ye çekip bana bir kopyasını vererek, çeyrek yüzyıldır süren hasretimi dindirmişti. Çünkü longplay'in içinde Noble Dame de vardı. Geçenlerde Noble Dame hakkında bir google araştırması yaptım. Araştırmam sırasında farkettiğim diğer bazı olgular şöyle: Raining Pleasure adlı bir grup Noble Dame'i kendi kafalarına göre "cazlaştırarak" yeniden yorumlamış. Hiç hoşuma gitmedi. Noble Dame'in "Peribanou" (ya da "Perimpanou") adıyla Yunanca bir versiyonu var. Artık internet sayesinde istediğim her şarkıya ulaşabildiğim için, "Peribanou"yu birçok Yunan şarkıcısından dinledim ve değişik dozlarda hepsinden de zevk aldım. Ama yukarıda açıkladığım koşullarda tanıştığımız için New York Rock & Roll Ensemble versiyonunun bende çok özel bir yeri var. Hadjidakis'in pek çok şarkısını pek çok seviyorum. "Kemal"i söyleyen bazı Yunanlılar, "Kemal"in New York Rock & Roll Ensemble versiyonu kadar zevk verdiler bana... İnternet araştırmam sırasında, Noble Dame'in İngilizce orijinal sözlerine ulaştığım gibi, "Peribanou"nun İngilizcesine de ulaştım. Noble Dame'in sözlerini, ilk duyduğum zamanki ruh halime çok yakın bulduğum için (Ben de bir "Soylu Bayan"a aşıktım.) zaten öteden beri çok beğeniyordum. Ama aynı beste için yapılan "Peribanou"nun İngilizce sözlerini de çok beğendim ve her iki versiyonu Türkçe'ye çevirip uyarladım. Bu sayfanın en altında, "Noble Dame" ve "Peribanou"nun hem İngilizce hem de Türkçe sözlerini bulacaksınız. Aşağıda verdiğim linklerde ise, "Peribanou"nun bazı Yunan şarkıcılar tarafından nasıl yorumlandığını dinleyebilir, daha fazlasını kendiniz bulabilirsiniz:
NOBLE DAME'in “Peribanou” adlı Yunanca versiyonları Nadia Karagianni: http://www.youtube.com/watch?v=h5WrfaJbZyQ&feature=related Savina Yannatou: http://video.aol.co.uk/video-detail/savina-yannatou-perimpanou/1493219840 Aliki Kayaloglou: http://www.youtube.com/watch?v=5YdMBy46wb8&feature=related
NOBLE DAME
She was a lady once of noble name, noble dame. She has a silver ring from her king Give her a nickel, take her out to dine, give her wine.
Comfort her if she sighs and then cries.
Look for her by the fountain on the road, say hello And if you see her talking to herself all alone,
Leave her alone, her
heart is at home. She was a lady once without a care, golden hair.
She was the only friend of the king Look for her by the fountain on the road, say hello Dont be afraid to smile and then go And if you see her talking to herself all alone, Leave her alone, her heart is at home.
SOYLU BAYAN / Coşkun Büktel çevirisi
Bir zamanlar o çok soylu bir genç bayandı Parmağında hükümdarın alyansı At bir teklik, çık onunla ve şarap içir İçlenip ağlarsa hüznünü geçir
Fıskiyenin yanında, selam ver ona Çekinme gülümse ve sonra da git Konuşur görürsen orda kendi kendine Bırak onu yüreğinin meyline
Hanfendiydi fütursuz ve saçları altın Tek dostuydu o hükümdarımızın Belki gelip sorar soyun sopun kim diye Aşktır ona verilecek uygun hediye
Fıskiyenin yanında, selam ver ona Çekinme gülümse ve sonra da git Konuşur görürsen orda kendi kendine Bırak onu yüreğinin meyline
''Peribanou the
children called her
Composer: Manos
Hatzidakis,
PERIBANOU / Coşkun Büktel çevirisi
Peribanou derdi ona bütün çocuklar Daha on beş yaşında değildi bile Adını göğün aynasına yazdılar Boğulmuş bir martının tüyüyle
Heyhat! Dev bir dalga misali hayat Sürükleyip götürdü kayığı kürekleri Bu geniş umursamaz dünyada Onu kimse ansımıyor öteden beri
Ben de Peribanou diyordum ona Kimse beni duymazken ama Sabah Yıldızı’nda saklı bir inciydi o bence Yüreğim taşa kesmeden önce
Heyhat! Dev bir dalga misali hayat Sürükleyip götürdü kayığı kürekleri Bu geniş umursamaz dünyada Onu kimse ansımıyor öteden beri
CB / 9 Ekim 2009
|
© coskunbuktel.com