Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 

Nedim Saban

Kazmacıbaşı Orhan Alkaya'nın despot yönetimince yaratılan ve henüz tüm boyutlarıyla aydınlatılamamış "Yedi Tepeli Aşk'a sansür" skandalını, ulaşabildiği bilgilerin elverdiğince aydınlatmaya çalışırken; bugün önemsiz görüp tepki  vermeyeceğimiz bir sansür kararının, yarın hangi ölçüde genişleyebileceği ve hangi bölgeleri kapsayabileceği konusunda somut örnekler verip, gayet inandırıcı biçimde akıl yürüterek, tüm tiyatro kamuoyunu

 "uyarıyor"

 

" BUGÜN YEDİTEPELİ AŞK, YARIN..."

Nedim Saban / 6 Ocak 2009

 

(...) Milliyet Gazetesine "Alevi baskısı" diye taşınan olay, belediyenin seçimlerden önce, tiyatro nedeniyle, yandaşlarını kaybetme korkusundan ibarettir. Bugüne kadar tiyatro yakmayı aklından bile geçirmeyen bir kesim, sahnede söylenen sözlerle değil, asıl bu demeçle, aşağılanmıştır. Türkiye'de yakılan, bombalanan, yıkılan tiyatroların çoğu, arazi mafyalarının işidir. Genel Sanat Yön. daha geçen yıl yıkılan Muhsin Ertuğrul tiyatrosunun arkasında durmazken, birdenbire neden binalara sahiplenme gereği duymuştur. Doğrusu, anlamak çok zor!

TIKLAYINIZ!

 

NOT:

"Yedi Tepeli Aşk'a sansür" skandalı hakkında diğer yazıları okumak  için aşağıdaki başlıkları tıklayabilirsiniz:

Cengiz Semercioğlu: "Aleviler Tiyatro Yakar mı?"

Olkan Özyurt: "Yedi Tepeli Aşk'ın ilginç öyküsü"

Ömer Erbil: "Şehir Tiyatroları’nda ‘Alevi’ tartışması"

NTV-MSNBC: ‘Yedi Tepeli Aşk’ı bitiren tepki mi, sansür mü?

 

 

Çetinkaya

Kazmacıbaşı Orhan Alkaya'nın yönetimini eleştirdiği için disiplin kuruluna verilmiş olan Hülya Karakaş'ın onurlu mücadelesini desteklerken; aynı zamanda Kazmacıbaşı'nı ve onun despot yönetimini vıcık vıcık yağa bulayan Üstün Akmen ile Can Doğan'ı da

 "cezalandırıyor"

 

 

 

 

 

 

HÜLYA KARAKAŞ'IN DİSİPLİNE VERİLDİĞİ ŞEHİR TİYATROLARINDA DESPOT ZİHNİYETİ "ALTIN DÖNEMİNİ" YAŞIYOR

Feridun Çetinkaya / 5 Ocak 2009

(...) Tüm bu gerçekler ve Hülya Karakaş’ın cevap bekleyen “kazık soruları” ortada öylece dururken, TEB Başkanı Üstün Akmen’in, kamuoyunun gözünün içine baka baka, daha bir tiyatro sezonunu bile tamamlamamış Orhan Alkaya dönemini, hiçbir nesnel dayanak göstermeden, 100 yıla yaklaşan köklü bir tarihe sahip İBŞT’nin “altın dönemi” olarak kutsamasına ne demeli acaba? (Bu mesnetsiz övgüye, “hakikati manipule ederek, tarihsel gerçekleri çarpıtarak tiyatromuzu mahveden ahbap çavuş dayanışmasının, sen ben bizim oğlancılığın ulaştığı arsızlık boyutunun en çarpıcı göstergelerinden biri” demek haksızlık mı olur acaba?)

TIKLAYINIZ!

 

Hilmi Bulunmaz'a cevabında

ÖMER F. KURHAN DİYOR Kİ:

(...) protesto etmeyenler açısından bir tavır alma sorunu yok. Örneğin, Halman’a verilen ödül konusunda nasıl bir tavır alınması gerektiği meselesi İATP-G’ye taşınmış ve orada yer alan topluluklarda protesto yönünde bir eğilim şekillenmemişti. Festivale katılan İATP-G temsilcisi de, gerek festival gerekse TAKSAV’a dönük olarak eleştiriyi aşan protesto tavrının benimsenmediğini ifade etmişti.

Talat S. Halman’a Verilen Emek Ödülü Ve TAKSAV Tartışmaları – 2 

Ömer F. Kurhan / 4 Ocak 2009

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Ömer. F. Kurhan'a cevabında

HİLMİ BULUNMAZ DİYOR Kİ:

Biz, sadece ve sadece "Halman aslında çok bildik ve tiyatro camiasının yakından tanıdığı popüler bir isim değil." anlayışına sığınılmasına karşıyız. 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'ın, "tiyatro camiasının yakından tanıdığı popüler bir isim" olmasını arzu ediyoruz. Ahmed Arif'in dediği gibi "tanı bunları tanı da büyü" diyoruz.

TAKSAV'ın 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a verdiği "emek ödülü" nedeniyle kafa karışıklığı yaşayan Ömer F. Kurhan'a yanıt! 

Hilmi Bulunmaz / 3 Ocak 2009

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Ferhan Şensoy'un faşist mesajlarına Kütahyalı tepkisi

FAŞİST TİYATROCULAR ÜLKESİ

Rasim Ozan Kütahyalı                                              29 Aralık 2008

 

Ferhan Şensoy'un tek kişilik oyunundan aktardığı ifadeler doğruysa —ki bunca zamandır yalanlanmadığına göre doğru olduklarına inanmamız gerekiyor— Rasim Ozan Kütahyalı'nın, tiyatroda faşizme örnek olarak Şensoy'u seçmiş olması bizce gayet isabetlidir. Ama yazısını bir tek örnekle sınırladığı halde, Kütahyalı'nın, yazısına "Faşist Tiyatrocular Ülkesi" diye genel bir başlık atması, bizce yanlış olmuştur. Kütahyalı, "Faşist Tiyatrocular Ülkesi"nin faşistlerine bakarken, faşist tiyatrocuların pek çok zaman uyguladığı bir yöntemi uygulayarak, algıda seçici davranmış, örneğin, Şensoy gibi direkt faşist mesajlar vermeseler bile, 12 Mart faşizminin bakanına pekâlâ destek —hatta ödül— vermiş ve Hilmi Bulunmaz'ın uyarılarına rağmen bu destekte diretebilmiş olanları —Bakınız: "Talat Sait Halman skandalı" görmüyormuş "gibi yapmıştır".

Ferhan Şensoy, davetiyelerle bile dolduramadığı tiyatrosunu çarpıcı demeçlerle doldurmaya çalışan, artık kimselerin ciddiye almadığı bir tiyatrocudur. Bizce, Rasim Ozan Kütahyalı, faşizme karşı çıkmak dirayetini/cesaretini göstermek için, —Ömer Uğur'dan duyduğum bir deyimle— "ölmüş yılanın kuyruğunu kesmek" yerine, daha etkin ve güvenilir kişi ve kurumların, bilerek ya da bilmeyerek —ya da sırf "inadım inat" diyerek— faşizme verdikleri desteğe karşı çıksa, çok daha yararlı bir iş yapmış, halkın hafızasında faşizmin izlerini silmeye yönelik dezenformasyona karşı daha dişe dokunur bir yazı kaleme almış olurdu.

Şensoy'un faşist mesajlarına yöneltilmiş bu eleştiri yazısını, belirttiğimiz eksiğine rağmen, yine de okunmaya değer buluyor, kendi mizanpajımızda yayınlıyoruz. CB

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Sitemizin izlenme rakamları

Dün (26 Aralık 2008) ilk kez olarak, günlük 386 ziyaret rakamına ulaştık. Daha önce 7500'ü aşan günlük tıklanma rakamına ulaşmış sitemiz, dün, 5109 defa tıklandı. Sitemizin izlenme rakamlarını bizden önce görmek için, aşağıdaki adresi, her gün tıklayabilirsiniz:

www.coskunbuktel.com/webtrafik

 

GÜNCELLEME 24 Aralık 2008:

Antakya Belediye Şehir Tiyatrosu yöneticisi M. Vejdi Koçak'ın TAKSAV'a tepkisini okumak için, lütfen... TIKLAYINIZ!

 

TAKSAV'cı Yener Aksu'nun Talat Halman'ı aklamaya yönelik tüm savunması, bizzat Talat Halman'ın "kendi ifadeleriyle" yalanlanarak, dalga vurmuş kumdan kaleler gibi dağılıp gitti...

 

BULUNMAZ'DAN  ŞOK BELGE!

 

 

Coşkun Büktel                         18 Aralık 2008

 

12 Mart darbesi generallerince, omuzlarına kültür bakanı apoletleri takılarak vaftiz edilmiş Talat Halman'a, TAKSAV tarafından emek ödülü verilmesini savunan Yener Aksu'nun Halman'ı aklamaya yönelik ifadelerini, Hilmi Bulunmaz, bizzat Talat Halman'ın (basılmış, yayınlanmış, kaynağı belgelenmiş) "kendi ifadeleriyle" yalanladı.

Büktel'in, Hilmi Bulunmaz tarafından bulunmuş şok belgeyi değerlendiren yazısını okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

 

Mustafa Demirkanlı'nın Hilmi Bulunmaz'a "Arka Sokaklar" yazarı sandığı Coşkun Büktel'i şikayet eden bir mesajından öğrendiğimize göre

"ARKA SIRADAKİLER" DİZİSİNİ "ARKA SOKAKLAR" İLE KARIŞTIRANLAR VAR.

"ARKA SIRADAKİLER" PAZAR GÜNLERİ SAAT 20.00'DE FOX TV'DE YAYINLANMAKTA VE GÜÇLÜ KANALLARIN REKABETİNE RAĞMEN, TÜMÜ YENİ İSİMLERDEN OLUŞAN GENÇ KADROSUYLA, HER PAZAR GÜNÜ, TÜM EKRANLARIN EN ÇOK SEYREDİLEN  DİZİSİ OLMAKTADIR

(Aşağıda, 14 Aralık 2008'de yayınlanmış 54. bölüm senaryosundan tadımlık bir Coşkun Büktel katkısı sunuyoruz)

16 Aralık 2008

 

Barış Büktel'in canlandırdığı öğrenci Ali, Tuncer Öz'ün canlandırdığı Barış/Mavi Sakal ile karşı karşıya geliyor

Coşkun Büktel'in yazdığı sahneleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

Çetinkaya

Filiz Elmas ve Gülşen Karakadıoğlu'nun TEB adına hazırladıkları ve kendi hüsnü kuruntuları sayesinde "eleştiri seçkisi" diye tanımlamaktan utanmadıkları dezenformatif garabeti eleştirerek, Karakadıoğlu ve Elmas'ın şahıslarında, özensizliği, sansürcülüğü ve kasıtlı miyopluğu bir kez daha

 "cezalandırıyor"

TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ'NDEN UYDURUK BİR ELEŞTİRİ SEÇKİSİ

Feridun Çetinkaya / 15 Aralık 2008

(...) İnsan sormaktan kendini alamıyor, bu çağrıyı yapan Sayın Anamur, yalnızca başarısız değil aynı zamanda tarihsel gerçekleri de çarpıtan bu uydurma TEB seçkisi için de aynı duyarlılıkla benzer bir tepki gösterecek midir acaba? Akademisyen bir TEB üyesi olarak, nesnellikten bütünüyle uzak bu baştan savma seçkinin, üstelik hiç de azımsanmayacak 15 YTL gibi bir fiyatla TEB adına okurların önüne konulmasından vicdani bir sorumluluk duyacak mıdır? Ben TEB üyesi tüm eleştirmenlerin, daha kaliteli, daha nitelikli bir Türkiye tiyatrosu için böyle bir sorumluluk duymaları gerektiğini düşünüyorum. “Duymalarını” umuyor, diliyorum.

TIKLAYINIZ!

 

GÜNCELLEME 11 Aralık 2008
Mehmet Atak'tan bugün aldığım uzun bir elektronik mektubun içinde, Erol Üyepazarcı'yı ne kadar tanıdığıma (daha doğrusu tanımadığıma) dair bu kutunun altına düştüğüm dipnotla ilişkili, şöyle bir bilgi yer alıyor:

Fiyasko'dan bana Sevin Okyay methederek bahsetmisti. Maalesef ben hâlâ okumadim. NTV radyodaki Cinayet Dosyası programının bir bölümünü de ona ayırmış, Erol Uyepazarcı, Sevin'in polisiye edebiyat hakkındaki birikimini çok değerli bulduğu ve programına dair sık sık fikir teatisinde bulunduğu bir isimdir, zannederim Fiyasko'yla alâkalanması da bu program parafıyla olmuştu. Bu arada romanınızın basım aşamasındayken, statükosunu korumak isteyenlerin nasıl nefret nesnesi olduğu ve taş koyularak, listesine girdiği yayın evlerinden kaydırıldığı hikâyesini de duydum. Üzüldüm ama maalesef şaşırmadım...

 

   BÜKTEL'İ AFOROZ EDEN DEVEKUŞLARININ DAYANILMAZ EMBESİLLİĞİ

 

  Bilgi için kapakları tıklayın!

Coşkun Büktel, bir tiyatro yazarıdır. Oynanmış ve yayınlanmış tiyatro oyunları (Theope, Shakespeare'siz Herifler, Eleştiren Oyunlar); tiyatro üzerine biri 560, diğeri 368 sayfalık iki "ağır" eleştiri kitabı (Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları, Yönetmen Tiyatrosu'na Karşı Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması) ayrıca dergilerde ve internette yayınlanmış yüzlerce tiyatral eleştiri yazısı vardır. Theope adlı oyunu amatör çabaların  dışında hem İstanbul'un hem de Lefkoşa'nın Şehir Tiyatroları'nca profesyonel olarak sahnelenmiştir. Theope'nin kitabı ise, 5400 adetlik amatör birinci baskının tükenmesi üzerine 1500 adetlik profesyonel ikinci baskısını yapmıştır. Büktel'in, gelmiş geçmiş tüm tiyatro yazarlarını fersah fersah geride bırakan yaratıcı "niteliklerini" sırf okurlara kötülük olsun diye görmezden gelseniz bile, onun yukarıda sıraladığımız somut "niceliklerini" görmemek için yalnızca kötü insan olmanız yetmez; bir devekuşu kadar embesil de olmanız gerekir.

Büktel, tiyatro yazarlığının yanı sıra, aslında şu ya da bu kategoriye sokulması oldukça zor olan (Bu nedenle, her kategoride kolayca görmezden gelinebilecek) 190 sayfalık bir de roman yayınlamıştır: Fiyasko.

Yukarıda kapak fotoğraflarını gördüğünüz iki kitabın ikisi de bugünlerde yayınlandı. Biri, Türkiye'de polisiye roman üzerine 125 yılı kapsayan bir araştırma... Diğeri, 1990'dan sonraki son 14 yılı kapsayan bir tiyatro eleştirileri seçkisi...

Tahmin edin bakalım, sizce hangi kitapta Coşkun Büktel'e devekuşu bakışıyla bakıldı. Hangi kitapta Büktel görmezden gelindi? Hangi kitapta Coşkun Büktel'in adı bile anılmadı? Tiyatro eleştirisi antolojisinde mi? Polisiye roman araştırmasında mı?

Büktel'i tanıyan, tiyatral ahlaksızlığın ve tiyatral embesilliğin iktidarına karşı Büktel'in verdiği sert ve ödünsüz mücadeleyi bilen insanlar, eminiz ki, cevabı kolayca tahmin edecekler.

Anlaşılan o ki, tiyatroseverler, Büktel'in tiyatral etkinlikleri hakkında bilgileri embesil tiyatro araştırmacılarının embesil kitaplarında asla bulamayacak olsalar bile, örneğin polisiye romanlar üzerine yapılmış namuslu bir araştırmada bile bulabilecekler.

Erol Üyepazarcı'nın yukarıda kapağını gördüğünüz kitabında (Kormayınız Mister Sherlock Holmes!)Büktel'in "Fiyasko" adlı romanı üzerine yazılmış bölümü okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

Not: Büktel, hayatında bir kez bile, Üyepazarcı'nın ne yüzünü görmüş ne sesini duymuştur; ne de, eğer tanıdıysa, Üyepazarcı'nın bir tanıdığını tanıdığının farkındadır.

 

BÜKTEL'İN DESTEK GEREKÇESİ:
Mehmet'in ifadesini abartısız ve inandırıcı bulduğum, yalan söylemiş olacağına ihtimal vermediğim ve Mehmet'in maruz kaldığı zorbalığın gerçekleştiğine ikna olmama rağmen karşı çıkmazsam, aynaya rahat bakamayacağım için...

Coşkun Büktel

 

 

MEHMET ATAK DİLEKÇESİNE DESTEK

 

Levent Arslan

1 Aralık 2008

 

Degerli Yurttaslar,

Mehmet Atak, Vicdani Retci Mehmet Bal`i destekleyen 20 kisilik grubun Beyoglu`nda yaptigi basin aciklamasi sonrasinda kimlik toplayan bir sivil sahsin, kimligini gostermeden kimlik soramayacagi konusunda diger yurttaslari uyardi.

Mehmet Atak, sivil sahsin sadece kimligini degil, savciligin talimatini da gormek istedi.

Bu nedenle gozaltina alindi.

Bu nedenle haklari ihlal edilerek 4 saat gozaltinda tutuldu.

Siradan bir durum!..

Mehmet Atak iste bu siradan durumu Istanbul Valiligi Insan Haklari Kuruluna bir dilekceyle bildirdi. 

Devlet, Bakanin aciklamasina gore: 1.000.000 asker `kacagini` dogal karsiliyor olmali ki, durustce ret hakkini kullanan Mehmet Bal`i 6 senedir icerde yatiriyordu.

Mehmet Bal Cikti ve cok gecmeden tekrar gozaltina alindi.

Mehmet Atak da bir kucuk grupla birlikte anayasayla guvence altina alinan gosteriye katilma hakkini kullandi. 

Mehmet Bal`a reva gorulen zulme demokratik tepkisini gostererek en dogal hakkini kullandi.

Ve guvenligi saglamakla gorevli kimselerin hukuka uygun hareket etmeleri gerektigini soyleyerek, bir yurttasin yapmasi gerekeni yapti.

Mehmet Atak`i yalniz birakmak yalniz kalmaktir, diye dusunerek baslattigim destek kampanyasina katilacaginizi dusunerek bu maili yolluyorum. 

Linkler:

Mehmet Atak`i destek Kampanyasinin surduruldugu blog:

Mehmet Atak`in dilekcesini okumak ve desteklemek icin:

Mehmet Atak`in dilekcesini destekleyenleri gormek icin:

saygilarimla

levent arslan

muhendis

NOT: Arslan'ın metnini, düzeltme yapmaksızın, kendi imlasıyla aktardık. CB.

 

 

BÜKTEL'İN GÜNLÜKLERİNDEN 8

THEOPE'Yİ HANGİ KOŞULLARDA YAZDIM

 

Coşkun Büktel                                               30 Kasım 2008

(...) Gerçekte gürültünün kendisinden çok, gürültüye neden olan insanların duyarsızlığı ve duyarlılığım yüzünden bana düşman olmaları sinirlendiriyor beni. Oğuz Atay'ın dediği gibi: "Neden böyle yapıyorsun, sevgili halkım?" Evet, az gelişmekte ısrarlı sevgili halkımla ilişkilerim hiç de parlak durumda sayılmaz: Üst kattakiler, aylar süren işkenceden sonra, hâlâ ıstırabıma kulak asmadıkları için, belediye memuru getirterek, sonunda horozlarını kestirdiğimden bana fena halde düşmanlar. Hamamcı, mahallede ayrı ayrı beş hanenin imzaladığı belediye dilekçesinin mucidi olduğumu bildiği için (Çünkü onu da, dilekçeden önce en az iki kez gidip, bacaları yükseltmesinin ve kalorifer penceresini kapatmasının neden gerekli olduğunu efendice izah etmiştim.) beni bir tenhada kıstırsa boğacakmış gibi bakıyor yüzüme (...)

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Bugün Temel Demirer "Ben, devletime ‘katil’ dedirtmem. Bu düşünce özgürlüğü degil.” diyen Adalet Bakanı’nın icazetiyle  TCK 301 ve TCK 216’dan yargılandı, dün aynı bakanın katlinden sonra TC tarihinde bir ilk olarak devleti ve hükümeti adına özür dilediği, onyedi yaşındaki bir çocuğun silahlı polis şiddetiyle felç kalmasını protesto ederken gözaltına alınan Engin Ceber’in hapishanede öldürüldüğü cografyada, eğer aklınız ya da kalbiniz varsa ve onlara ihanet etmiyorsanız yarın sizin başınıza ne geleceği hiç belli olmaz.

 MEHMET ATAK

 

 

MEHMET ATAK'TAN MESAJ

 

23 Kasım 2008

 

TIKLAYINIZ!

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK

(23 Kasım 2008 Pazar, 20.00'de yayınlanacak 52. Bölüm'den)

20 Kasım 2008

 

 

 

 

 

 

 

Barış Büktel'in canlandırdığı öğrenci Ali, "parçaları birleştirerek", Barış'ın Mavi Sakal olduğunu kanıtlamaya çalışıyor

Coşkun Büktel'in yazdığı sahneyi okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

Çetinkaya

maaşlarından başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Lemi Bilgin ve Ertuğrul Günay gibi "memurlara" kamuoyu önünde en kazık soruları sorarak, "Ölüleri Gömün skandalına" sağır kulağı verdikleri için, onları bir kez daha

 "cezalandırıyor"

DEVLET TİYATROLARI ÖLÜLERİ GÖMDÜ MÜ?

Feridun Çetinkaya / 19 Kasım 2008

(...) Bir tiyatrocu Ölüleri Gömün’ü sahnelemek için göğsünü gere gere onlarca sağlam gerekçe gösterebilir. Peki bir tiyatrocu Ölüleri Gömün gibi bir oyunun sahnelenmesini engellemek, bırakın engellemeyi, sahnelenmesini geciktirmek için bile, ne tür bir haklı gerekçeye sahip olabilir ki?

Bilgin, rol dağılımı ilan edilip panoya asılmış ve provalarına başlanmış Ölüleri Gömün projesini geçen yıl niçin durdurduğuna, engellediğine ilişkin kamuoyuna bugüne dek “hiçbir” açıklamada da bulunmadı.

Bilgin’in Ölüleri Gömün’ü engellemesi alelade bir işgüzarlık mı? Durumdan vazife çıkarmanın sonucu bir çeşit otosansür, bir çeşit Bekçi Murtazalık mı? Lemi Bilgin, bu savaş karşıtı, antimilitarist oyunun “birilerini” rahatsız etmesinden çekindiği için, dolayısıyla oturduğu genel müdürlük koltuğunu riske atacağını düşündüğü için mi ısrarla engelliyor?
(...)

TIKLAYINIZ!

 

Boğaziçi Üniversitesi            Çeviribilim bölümü, Çeviri Kulübü başkanı Yard. Doç. Oğuz Baykara sunar:

"COŞKUN BÜKTEL İLE, THEOPE ÜZERİNE SOHBET"

 

TARİH: 18 Kasım 2008, Salı.

SAAT: 13.00-15.00

YER: Boğaziçi Üniversitesi, Kuzey kampüsü, Turgut Noyan Salonu

 

Coşkun Büktel, sırf Talat Halman çevirilerine karşı okurlara kıyas olanağı yaratmak için, Shakespeare'in 30 no'lu sonesini Türkçe'ye çevirdi

CB / 14 Kasım 2008

Shakespeare'in tüm sonelerini Türkçe'ye çevirmesiyle tanınan 12 Mart'ın kültür bakanı Talat Sait Halman, sone çevirilerinde, TAKSAV emek ödülünü hak edecek kadar başarılı mıydı?

Shakespeare'in en ünlü sonesiyle test edip görelim:


(...)

 

Bizce, Büktel çevirisi ile Halman çevirisi arasında yalnızca bir tek fark var:

Biri şiir, öbürü değil.

"30. Sone"nin İngilizce aslını ve Büktel ile Halman'ın çevirilerini aynı sayfada okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

 

GÜNCELLEME 7 Kasım 2008

     

 

6 Kasım 2008 tarihli Cumhuriyet/KİTAP dergisinde, Mustafa Şerif Onaran, iftiracı profesör Özdemir Nutku'nun Frankfurt'taki tiyatro paneline, Tuncer Cücenoğlu, Ayşegül Yüksel ve Hasan Erkek'le birlikte katıldığını ve panelin "beklenen ilgiyi uyandırmadı"ğını yazdı. (Bakınız: "İftiracı Nutku ve yoldaşları ilgi görmedi")

 

Meslekteki 50. yılında Sevda Şener'i

iftiracı profesör Özdemir Nutku "onurlandırıyor"(!)

 

Coşkun Büktel / 5 Kasım 2008 

 

Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi (DTCF) tarafından emekli tiyatro profesörü Sevda Şener onuruna(!) düzenlenen "Türk Tiyatrosu Günleri" (6-8 Kasım 2008) başlıklı etkinlikte, tiyatral açış konuşmasını Şener'in kadim dostu iftiracı profesör Özdemir Nutku yapacak.

 

Bir süredir, katılacağı ilan edilen etkinliklerin hiçbirine katılamayan, (Bakınız: Büktel, "İftiranın simgesi Özdemir Nutku,bugün -9 Ekim 2008- Frankfurt'ta konuşacak mı?") insan içine çıkamayan Özdemir Nutku; inanıyoruz ki, eski yuvası olan DTCF'nin bünyesinde, iftirayı problem saymayan akademisyenler arasında "biz bize" yapılacak bu etkinliğe mutlaka katılacaktır. Çünkü Hilmi Bulunmaz 2 ay önce (1 Eylül 2008) ne demişti:

 

Bundan sonra Özdemir Nutku insan içine çıkabilir mi? Çıkamaz... Şöyle çıkar: Ahbap - çavuşlar bir araya gelip, kendi çaplarında, göstermelik bir toplantı yaparlar. Adına da; konferans, seminer, panel... gibi yaftalar iliştirirler. Böyle bir göstermelik etkinlikle, ancak kendilerini kandırırlar. Tiyatro kamuoyunu kandıramazlar. Yani gerçek anlamda, tiyatro kamuoyuyla hesaplaşma niyetiyle insan içine çıkamaz Özdemir Nutku!...

 

(Kaynak: Hilmi Bulunmaz, "Özdemir Nutku yine insan içine çıkamadı!...")
 

iftirayı (hele de Coşkun Büktel'e yönelmişse) asla problem saymayan "mezhebi geniş" bir çevre tarafından düzenlendiği için, Nutku'nun bu kez mutlaka katılacağına inandığımız söz konusu etkinlik, aşağıda sunduğumuz program doğrultusunda gerçekleşecek (CB):

 

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

 

Çetinkaya

Maaşlarından başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Lemi Bilgin ve Orhan Alkaya gibi "memurlara" bir kez daha

 "haddini bildiriyor"

ŞEHİR TİYATROLARI YÖNETİMİNİN ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK

Feridun Çetinkaya / 2 Kasım 2008

(...) Ne yazık! Artık “hiçbir iktidar, hiçbir siyasi iktidar” yetkin, özenli ve sorumlu insanlara, sanatçılara makam ve yetki vermeyi tercih etmiyor. Şehir Tiyatroları’nın yaptığı son açıklama, Türkiye’yi “cehaletin iktidarı”na teslim ettiğimizi bir kez daha kanıtlıyor. Bu bakımdan üzerinde bu kadar ayrıntılı bir biçimde durmayı hak ediyor.

Aşağıda linklerini vereceğim yazılar da dikkate alındığında ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak, İBŞT’nin açıklamasıyla birlikte “Balıkesir Muhallebicisi skandalı”na dönüşen bu konunun “münferit bir vaka” olmadığı gün gibi açık görülecektir:
(...)

TIKLAYINIZ!

 

"Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten"*

ŞEHİR TİYATROLARINDAN AÇIKLAMA ADI ALTINDA BÜYÜK KÜSTAHLIK!!!

Coşkun Büktel / 31 Ekim 2008

İstanbul Şehir Tiyatroları yöneticileri, Cumhuriyet gazetesine verdikleri ilanlarda, Reşat Nuri Güntekin'in "Balıkesir Muhasebecisi" adlı ünlü oyununu, herhalde adını ilk kez duydukları için olsa gerek, "Balıkesir Muhallebicisi" olarak duyurmuşlardı. Bu komik yanlışı gazetede görüp fark eden Nedim Saban, olayı eğlenceli bir yazıyla kamuoyuna duyurmuş, Hilmi Bulunmaz da Nedim Saban'ın yazısına link vererek, olayı bizim de duymamızı sağlamıştı. Bütün bu gelişmeler üzerine, dersini bilmeyen İstanbul Şehir Tiyatrosu yöneticileri, bugün nihayet bir açıklama yaparak, dersini bildirenleri (Nedim Saban ve Hilmi Bulunmaz'ı) "kötü niyetli" olmakla suçladı. İşte Kadir Topbaş tarafından eline kazma verilip Şehir Tiyatroları'nı yıkması için genel sanat yönetmenliği yetkisiyle donatılan  "Kazmacıbaşı" Orhan Alkaya'nın yönetimindeki Şehir Tiyatrosu'nun o sinsi ve  küstah açıklaması:

Tiyatro Dünyası internet sitesi yetkililerine;

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın 23 Ekim 2008 Perşembe günü Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde yayınlanan aylık ilanında, Reşat Nuri Güntekin’in Balıkesir Muhasebecisi adlı oyununun adı ilanın hazırlandığı reklam ajansının teknik servisindeki bir hata sonucunda tashihli çıkmış, baskı sonrasında fark edilerek daha sonraki baskılarda bu hata düzeltilmiştir.

Bu hata için iyi niyetli bütün tiyatroseverlerden özür dileriz…

 

İ.B.B Şehir Tiyatroları

Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu

Bestem Türen

 

(Kaynak: Kazmacıbaşı’nın Sesi’nden çekinceli özür)

 

Ben yıllarca reklam yazarlığı yaptığım için, bilirim: Reklamcılar, müşteri onaylamadan hiçbir işi yayınlamazlar. Çünkü hata olursa, müşterinin parayı ödememe riski vardır. Siz reklamcıların hatasını hata yayınlanmadan önce görmek zorundaydınız. Size göstermeden yayınladılarsa, öyle bir ajansla çalışmamak zorundaydınız. Ayrıca bu güya özür yazısını, Nedim Saban'ın yazısından önce yayınlamak zorundaydınız. Bir de tabii, özürü, "iyi niyetli" diye tanımladığınız tiyatroseverlerden daha çok, "kötü niyetli" saydığınız tiyatroseverlerden (Nedim Saban ve Hilmi Bulunmaz'dan) dilemeliydiniz. Çünkü "iyi niyetli" tiyatroseverlerin umurunda değilsiniz. Sizi yalnızca "kötü niyetli" Nedim Saban ve Hilmi Bulunmaz umursadı. Onlar sayesinde, nihayet adam gibi davranmayı ve özür dilemeyi (hiç değilse görünüşte) başardınız. Onlar sayesinde, hiç değilse, görüntüyü kurtardınız. O yüzden, nankörlük ve küstahlık etmeyin!

 

* Fethi Naci'nin bir yazısına koyduğu başlık

 

Coşkun Büktel / 31 Ekim 2008 

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK

(19 Ekim 2008'de yayınlanmış 47. Bölüm'den)

30 Ekim 2008

 
 
Barış Atay'ın canlandırdığı öğrenci Saffet,
 
Gamze tarafından reddedilişinin acısını, (o güne dek yabancıymış gibi davranıp bir kez bile "anne" demediği) annesiyle paylaşıyor.

Büktel'in yazdığı replikleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

GÜNCELLEME 30 Ekim 2008:

blogger.com yeniden açıldığı için aşağıdaki uyarıyı unutabilirsiniz.

 

DİKKAT!!!

25 Ekim 2008

blogger.com mahkeme kararıyla Türkiye'de kapatıldığı için blogspot.com adresli tüm siteler (Bu arada Hilmi Bulunmaz'ın tiyatroyun.blogspot.com adresli "OYUN" sitesi) yayınlanamamaktadır. Bu nedenle Bulunmaz, yayın etkinliğini yeni bir site açarak sürdürmeye karar vermiştir. 

Bulunmaz'ın yeni sitesine ulaşmak için, lütfen, aşağıdaki linki tıklayınız:

www.tiyatroyun.com

 

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK

(19 Ekim 2008'de yayınlanmış 47. Bölüm'den)

22 Ekim 2008

 

Barış Büktel'in canlandırdığı

Öğrenci Ali, Mavi Sakal olduğu suçlamasıyla polis sorgusuna alınıyor.

(Sahnenin çekim öncesi metni.)

Barış Büktel (ALİ)

 

Büktel'in yazdığı replikleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

HİLMİ BULUNMAZ,YALNIZCA İFTİRACININ DEĞİL, İFTİRACIYI SAVUNANLARIN DA YAKASINI BIRAKMIYOR    

 

İftiradan yana olmak yada iftiradan yana olmamak 

 

Hilmi Bulunmaz

15 Ekim 2008

 

Hilmi Bulunmaz, ilk kez olarak Yeni Tiyatro dergisinde yayınlanmış olan bu yazısında, iftiracı Özdemir Nutku'yu ve iftirayı savunmaya yeltenmiş olan Erbil Göktaş'ı fena halde utandırıyor.

TIKLAYINIZ!

 

 

"Arka Sıradakiler", 12 Ekim 2008 Pazar günü, o güne dek ulaşabildiği en yüksek seyirci oranını aşarak, tüm programlar arasında gün 2.si oldu.

"ARKA SIRADAKİLER" A