Tanı onları!
Kelle sayısıyla, değil
CD
belgesini, güneşi bile örtbas
edebileceklerine inanan; haklıdan yana olmak
yerine (belgelenmiş bir iftiracı bile olsa)
"güçlüden"(?) yana olmayı çıkarlarına daha uygun
bulan; ve bu yüzden Nutku'nun
Büktel'e değil de, Büktel'in Nutku'ya iftira
ettiğini söylemekten utanç duymayan, kösele
suratlı
1100 LİNÇÇİNİN
SADELEŞTİRİLMİŞ LİSTESİ
(Mavi renkli isimleri tıklayarak, o
isimlerin söz konusu iftira ve linç bildirisini hangi
eleştirilerimiz yüzünden imzaladığını görebilirsiniz.
Kırmızı isimleri ise, zaman içinde maviye
dönüştüreceğiz. CB)
Adnan Tönel
Arif Akkaya
atsız karaduman
Ayşe Kilimci
Beki Haleva
Bengi Heval Öz
Bülent Sezgin
Cem Kenar
Cüneyt İngiz
Cüneyt Yalaz
Deniz Atam
Deniz Demirkanlı
Dilek Türker
Ege IŞIK
Erhan Gökgücü
Erhan Tığlı
Ertuğrul Timur
Ezgi Besen
Fırat Güllü
Genco Demirer
Genco Erkal
Gılman Kahyaoğlu Peremeci
Gökhan Akçura
Gürol Tonbul
Hakan Gerçek
Haluk Işık
Hasan Anamur
Prof. Dr.
Hasan Erkek
Prof.Dr.Hülya
Nutku
Hüseyin Köroğlu
İsmail Can Törtop
Kaan Erkam
Kemal Kocatürk
Kenan Işık
Kerem Kurdoglu
Levent Çağlayan
M. Ergün Işıldar
mehmet ali kaptanlar
Mehmet Bozkır
mehmet ergen
Mehmet Nurkut İlhan
Mehmet Tekkanat
Metin Boran
Muhsin Kayar
Murat Atak
Murat Karasu
Mustafa Demirkanlı
naşit özcan
Nihal Kaplangı
nihal
kuyumcu
Prof.Dr.
Nurhan TEKEREK
Orçun Masatçı
Orhan Aydın
Orhan Kurtuldu
Osman Wöber
Ozdemir Nutku
Ömer Faruk Kurhan
Ozdemir Nutku
Ragıp Ertuğrul
Savaş Aykılıç
Serdar Gökhan (?)
Seyhan Erozcelik
Sıla İlyasoğulları
Şebnem Köstem
Tamer Levent
Tuncay Özinel
Tuncer Cücenoğlu
Ümran İnceoğlu
Üstün Akmen
Vuslat Taş
Yaşam Kaya
Yiğit Sertdemir
Prof. Dr. Yusuf Eradam
Yücel Erten
Zafer
Gecegörür
(1100 linççinin tam listesi için:
TIKLAYINIZ!)
İmzaladıkları
bildiride*,
bizim Özdemir Nutku'yu "akıl
almaz karalamalarla" (yani iftiralarla)
"rencide" ettiğimizi
söyleyen; yani iftiracının
ve rencide edenin Nutku değil, biz (Coşkun Büktel ve
Hilmi Bulunmaz) olduğumuzu iddia ederek, 1100 imzayla
bizi linç hedefi haline getiren, (yukarıda bazı
numunelerini sıraladığım)
1100 iftiracıya söz
vermiştim:
O KADAR ADAM(?) İÇİNDEN BİR TEK "ADAM"
ÇIKIP DA,
DT TOPLANTISININ CD'SİNDE
AÇIKÇA GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE, NUTKU'NUN
"FRANSIZCA'DA 16. YÜZYIL'DA YAZILMIŞ THEOPE DİYE BİR
OYUN VAR" DEDİĞİ THEOPE ADLI O İKİNCİ OYUNUN
"VAR" OLDUĞUNU
BELGELERSE, BEN DE ÇIKIP TAKSİM'DE
"ASIL İFTİRACI BENİM" DİYE HOPARLÖRLE
BAĞIRACAKTIM
*
Linççilerin bildiri metnine direkt
link veremiyoruz. Çünkü (sahibi belirsiz, korsan bir
site dışında) tüm linççi siteler, kedi pisliğini örtbas
eder gibi, linç sayfalarını ve linklerini çoktan silip
yok ettiler. Ama biz, kendi sitemizdeki
linç sayfamızda o korsan
siteye de zaten ilk günden beri link veriyorduk. Bugün
(26 Nisan 2010) bununla da yetinmeyip 1100 linççi
iftiracının imzaladığı bildiri (iftira) metnini de, tek
virgül kısaltmaksızın, linç sayfamıza ekledik.
4. GÜNCELLEME 4
Ağustos 2009
Hayret:
1100 iftiracı içinden bir tek
"adam" çıkıp da, şu vicdan muhasebesini yapabilecek zekâ
ve erdemi gösteremiyor:
"Madem ki Nutku'nun 'var' olduğunu söylediği
'Fransa'da 16. Yüzyıl'da yazılmış Theope diye bir
oyun'un (hatta Nutku'nun
varlığından söz etmediği Theope adlı bir romanın veya
operanın veya balenin) kendisini ya da belgesini
gösteremiyoruz; madem ki, hiçbirimiz 'işte ikinci Theope
oyununun belgesi!' diye karşısına çıkıp Büktel'den
sözünü yerine getirmesini ve Taksim'de 'iftiracıyım'
diye bağırmasını talep edemiyoruz; madem ki, kendimizde
Büktel'den sözünü yerine getirmesini isteme hakkını
bulmak için gerekli belgeye sahip değiliz; o halde
soytarılığa gerek yok; belgeleri umursamamak, belgelere
ve mantık verilerine aldırmaksızın bildiğini okumak ve
iftiraya uğrayan (ve iftiracının
özür dilemeye bile tenezzül etmediği) bir insanı, sırf
daha "güçsüz" bir konumda saydığımız için) iftiracı diye
suçlayarak asıl iftiracıyı (sırf daha "güçlü" bir
konumda saydığımız için) korumak, haksız olduğu halde
"güçlüden" yana çıkıp, haklı olduğu halde "güçsüzü" linç
etmeye kalkışmak, değil bir sanatçıya, insan olmanın
bilinç ve onuruna sahip en sıradan bireye bile
yakışmayacak bir alçaklıktır; yanılmışız; Coşkun
Büktel'e (ve Hilmi Bulunmaz'a) iftiracı demekle alçakça
davranmış, haksızlık etmişiz; bu haksızlığı göz göre
göre daha fazla sürdürmek, namussuzluk ve kalleşlik
olur. Büktel ve Bulunmaz'dan özür diliyorum."
Yukarıdaki gibi bir vicdan muhasebesi yapabilmek için
yalnızca zekâ değil, vicdan da gerekiyor. Bu
1100 kişinin gerçekten de "tümü"
vicdan ve zekâdan yoksun iftiracılar galiba...
Peki iftiracılardan sanatçı çıkar mı? Hayır! Olsa olsa,
en iyi ihtimalle, sanatı ekmek kapısı yapmış ("esnaf"
kelimesinin mümkün olan en kirli, en olumsuz anlamıyla
söylüyoruz) "esnaflar" çıkar.
Kendinizi kendi imzalarınızla, tiyatro tarihimizin
çöplüğüne atmaktasınız, çocuklar. Ve en acıklısı:
Sanatçı değil de (süte su katanlar çeşidinden) "esnaf"
olduğunuz için, size para kaybettirmediği sürece,
bu durumdan müteessir bile değilsiniz.
Ve hayret:1100
kişisiniz(?)
Oysa ben, Türkiye tiyatrosunun "şimşek hızıyla"
çürüdüğünü söyleyen Hilmi Bulunmaz'ın abarttığını
zannediyordum. Ama öyle görünüyor ki, içinde yaşadığımız
siyasal düzen bir bebekten katil üretirken; Hilmi'nin
"çanak" sözcüğüyle özetlediği "besleme düzeni" de,
"sanatçılardan" iftiracı linççiler üretebiliyor... Hem
de fabrika gibi üretebiliyor: 1100 tane(?)
Kim bilir, diğer insanların ve yakınlarınızın (belki de
çocuklarınızın) yüzüne utanmadan bakabilmek için gerekli
pişkinliği (utanma
eşiğini) nasıl ve ne kadar zamanda
edindiniz.
KAYNAK:
http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm
"Bence de Özdemir Nutku artık bu hikayeye bir son vermelidir. Tükürdüğünü yalamak zor gelebilir büyük insanlara. Babalara. Atalara. Ama insan olan insana belki de en yakışanıdır ve hiç de onursuz bir tarafı yoktur.
Şahsen ben böyle bir varsayımda bulunsaydım kanıtlamadan oturmazdım yerimde. Kanıtlayamıyorsam da, çoktan özrümü tüm gazetelerde hatta tam boy olarak yayınlamaktan hiç ama hiç gocunmaz ve çekinmezdim.
Eğer ben Türkiye Tarihinin önemli bir adamı olsaydım ve de adım Özdemir Nutku olsaydı, asla böyle bir polemiğe bu denli çıra taşınmasına da göz yummazdım. Bu saçma sapan kıvılcımı boşyere harlandırmazdım hiç. Tüm çıracılar gibi kendimi de işten çıkartmakta beis görmezdim.
Yazarlar, araştırmacılar, duayenler, virtüözler, bilir kişiler eğer bu örneğimizdeki adil olanın ne olması gerektiğini hala bilemiyorlarsa gerçekten Hilmi Bulunmaz haklıdır. Coşkun Büktel de sonuna kadar savunulmayı hak eder!!"
H.M.A.