Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

 
BÜKTEL'İN GÖR DEDİĞİ  (TAKSAV'IN TALAT HALMAN SKANDALI)
 
(Link yazısı)
 

 

 

Kanıt ve belge göstermeksizin, karşı kanıt ve belgelere aldırmaksızın, keyfi (karakuşi) yargılarla tiyatro yazısı yazılamayacağını, ilkokul mezunu Hilmi Bulunmaz gayet iyi biliyor, ama "koskoca" profesör(!) Ayşegül Yüksel nedense hâlâ öğrenememiş görünüyor.

HİLMİ BULUNMAZ, (TAKUR TUKUR BİR TÜRKÇE'YLE SHAKESPEARE ÇEVİREN) TALAT HALMAN'LA  "KIVANDIĞI" İÇİN, AYŞEGÜL YÜKSEL'İ BAĞIŞLAMIYOR

Bir profesör, bilimsel ya da sanatsal (tiyatral) bir konuda somut verileri bir yana bırakarak, sosyal ilişkilerini, sosyal çıkarlarını gözeterek yargıya varmakta sakınca bulmaz hale gelmişse; artık, örneğin, Talat Halman'ı değerlendirirken, onun yaratıcı bir yazar  olmadığına, onun Shakespeare çevirilerinin şiirsellikten yoksun olduğuna ilişkin somut kanıtları görmezden gelir. Artık, Halman'ın yalnızca (bir amiral oğlu olmak sayesinde) neredeyse "doğuştan" kazandığı sosyal statüsüyle ilgilenir,  yalnızca o statüye önem atfeder ve sonuçta Halman'a dair yazdığı her cümle hakikatin ışığıyla okurları bilinçlendirmeye yönelmekten çok, özendiği o statünün sahibiyle iyi ilişkiler geliştirmeye yönelir.

Hakikati böylesine umursamaz hale gelmiş, ideallerini böylesine kaybetmiş bir profesörün (ya da yazarın) artık hakikatle tek ilişkisi, onu örtbas çabasından ibarettir. Bu hale düşmüş bir "kültür insanı"(!)kalemini artık aydınlatmak için değil, karartmak için kullanır. Artık yazmaktaki asıl amacı halkı hakikatle   bilinçlendirmek değil; tam tersine, hakikati örtbas ederek, halkın bilincini köreltmek, halkı dezenforme etmektir.

Ben, Talat Halman'ın Shakespeare'i kötü çevirdiğini, dolayısıyla Halman'ın beni "kıvandırmadığını" söylerken, yalnızca "lafla" yetinmedim; söylediklerimi somut verilerle kanıtlamayı gereksindim. (Bakınız: "Shakespeare'in tüm sonelerini Türkçe'ye çevirmesiyle tanınan 12 Mart'ın kültür bakanı Talat Sait Halman, sone çevirilerinde, TAKSAV emek ödülünü hak edecek kadar başarılı mıydı?")

Oysa Prof. Ayşegül Yüksel, bilimselliği hiç umursamaksızın, bizim ortaya koyduğumuz somut kanıtları hiç takmaksızın, Talat Halman'ın sosyal statüsüne gönderilmiş bir selam (rüşvet) olmaktan başka hiçbir anlam veremediğim gayet karakuşi bir yargıyla diyor ki: 

"Bu yılın festival ödülleri Türk tiyatrosunu kıvandıran iki sanat insanına gitti. Onur Ödülü Haluk Bilginer'in, Emek Ödülü de Talat Sait Halman'ın oldu."

Haluk Bilginer'e kimsenin bir itirazı bulunduğunu sanmıyorum. Ama Talat Sait Halman'a yönelik itirazları artık sağır sultan bile duydu. Buna rağmen sayın Yüksel diyebilir ki:

"Halman'a yönelik itirazlar, onun siyasal kişiliğine ilişkin... Halman'a soldan yöneltilen bu siyasi itirazlar beni ilgilendirmiyor. Ben solcu değilim. Ya da solcu olsam bile, Halman'ı siyasal kimliğiyle değil, sanatsal kimliğiyle değerlendiriyorum."

Sayın Yüksel, böyle bir savunma yapsa bile, bilimdışılıktan kurtulamıyor. Çünkü, Hilmi Bulunmaz her ne kadar Halman'a karşı siyasi bir itiraz başlatmış olursa olsun (Bakınız: "Bulunmaz, "12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat S. Halman") benim Halman'a itirazım, siyasi olmaktan çok, sanatsaldı ve sanatsal verilerle kanıtlanmıştı.

Ama Prof. Ayşegül Yüksel, ne siyasal ne de sanatsal verileri umursuyor. Hepsini görmezden gelerek, karakuşi yargıyı basıyor ve ne yargısını kanıtlamak ne de karşı kanıtlarla hesaplaşmak zahmetine katlanıyor.

Bu kadar hatalı bir şoföre, "ehliyeti" nerden aldığı sorularak zılgıt çekilir; ama kimsenin aklına, sayın Yüksel'in diplomayı nerden aldığını sormak gelmiyor. Çünkü onun yüksek yerlerde dostları var.

Sayın Ayşegül Yüksel'in ve Yüksel gibilerin, "ağzında gümüş kaşıkla doğmuş" o "yüksek", "erguvani" dostları, ne pahasına kazandığını artık biliyorsunuz.

Sayın Yüksel'in sade suya tirit yazısını ve Bulunmaz'ın o yazıyı değerlendiren (çok daha önemli) sunuş yazısını okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

 

NOT: Bu, sayın Yüksel'in bilimdışılık sicilindeki ilk vukuat değil. Ayşegül Yüksel'i ben ve Feridun Çetinkaya, bilim dışı davranmakla daha önce de suçlamıştık. Bakınız:

Feridun Çetinkaya:

"Coşkun Büktel 'Tiyatro Oligarşisi'ne Karşı"

Coşkun Büktel:

"Nâzım Hikmet Tiyatrosu ve Üç Maymun Tavrı"